![]() |
Ayrılık-GURBET Acısı! Memleket Yurt Yar Özlemi Her nereye gitsem, benimle gezdi Ayrılık, Hasretlik, Gurbet Acısı Benimle okudu, benimle yazdı Ayrılık, Hasretlik, Gurbet Acısı! .. Yandı bu yüreğim kavrulmaz oldu Dumanım göklere savrulmaz oldu Hep benimle kaldı, ayrılmaz oldu Ayrılık, Hasretlik, Gurbet Acısı Bülbülüm gülümde kafesim oldu Çaldığım türküde hep sesim oldu Yediğim, içtiğim nefesim oldu Ayrılık, Hasretlik, Gurbet Acısı Şah Turna yaramı saramaz oldum Diken doldu güller deremez oldum Ölümü dirimi göremez oldum… Ayrılık, Hasretlik, Gurbet Acısı! ... Ozan ŞİAR Ağdaşan |
Şunu bil ki, Bir damla yağmur ıslatmaz beni sensiz. Kokmaz olur çayır çimen, güller, gülmez olur bana, içimde bir çocuk ağlar dinmez yaşları hıçkırır susmaz olur, İşte ben sensiz! Şunu bil ki, dalından düşer yaprak saklanır buluta güneş ve rüzgarın önünde bir sandal bir oraya bir buraya yol bilmez yordam bilmez, İşte ben sensiz! Şunu bil ki, Geceleri zeytin karası ve sabahları uzak sensiz. Uyanışları mahzun yorgunluğu üzerimde yokluğunun ve dudağımda bir iki laf belli belirsiz. İşte ben sensiz! Şunu bil ki, yalnız sen, sen sevdiğim, ömrüme sebep ömrüme bin bir renk, ve ömrüme ahenk biraz beni ben ve dahası beni sen yapan kah içimde kah içinde aşkın içinde. İşte ben sensiz! Üşümüşlük tende ve mum alevi sıcaklığına şükürler dilde, uyanışlarım mahzun uyanışlarım sessiz, yorgunluğu üzerimde yokluğunun. İşte ben sensiz! Şunu bil ki, ömre sebep şunu bil ki, ömre ahenk şunu bil ki türlü renk beni ben,beni sen yapan ne varsa can! Sensiz, Ah! sensiz, güller gülmez olur bana, İşte ben sensiz! cem ayaz |
Yüreğim parça parça isyanlardayım, Cehennem ateşinde ben yanmaktayım, Sevgi bu ise istemem kalsın, Sen olmasanda yanımda içimde varsın. Ağır geldi sevdan kaldıramadım, Hesap vermeye ben alışamadım, Kusura bakma ben hep özgür yaşadım, Sana birtürlü ayak uyduramadım. Biliyorum kahır dolu yüreğin, İzin ver dünyandan ben çekileyim, Dayanamaz isyanına yüreğim, Ağır geldi sevdan kaldıramadım. Ağlama güzel gözlüm ağlama, Mesajlarınla yüreğimi dağlama, Ben yokum diye karaları bağlama, Ağır geldi sevdan kaldıramadım. nihal çiğdem nalçacı |
Hiç yaşamadım hatıraları,görmedim,bilmedim. Geceleri sabahlamadım yıldızlarla,derteşmedim,seni hiç düşünmedim. Süslemedim düşlerimi,bir yaşama hevesim hallerini. Ben seni unuttum bitanem. Ağlamadım hiç,gözpınarımla yağmur olup sel olmadım. Dökülmedi hiç kalemimden hislerim, aşık olmadım tutulmadım. Bir çılgın gibi kahkahalarla güldüm hayatın acı hezimeti. Ben seni unuttum bi tanem. Pencerimin buğusuna hiç yazmadım adını,seyretmedim iç çekmedim. Resmini koymadım başucuma,onla uyuyup onla ağlamadım. Delirmedim sokaklarda, sabahlara kadar volta atmadım. Yalvarmadım sana,bir Damla sevgi dilenmedim. Ben seni unuttum bi tanem. Vur hançeri vur göğsüme ,bir Damla kan akmaz. İstersen yar yüreğimi,içinde ne sevgi ne anılarım olmaz. Ben seni unuttum bi tanem. Her sesini duyduğumda heyecanlanmadım,titremedim. Hiç bıkmadan usanmadan,yürümedim duygu tünelinibeki ışığına ulaşırım diye. Ben seni unuttum bi tanem. Sanmaki sana yazdığımda titriyor ellerim. Sanmaki duygu yüklü kalbimden kopan rüzgara karışıyor gözyaşlarım. Sanmaki hıçkırıklarım tükendiği zaman her nefesimde ölüm veyaşam arasında gider gelirim. Bir umutmuş ,bir sevgiymiş,dağ gibi yüreğim süzülüyor gülsüz çöllere yapraaak yaprak. Sen kalbinde duygudan yoksun,ruhunda sevgi yeli esmemiş,yürekleri esaret zinciri altında kırbaçlayan taş bebeğim. Ben seni beyaz karanfillerle süsleyip düşlemedim mutluluk diyarına uçmayı. Ben seni unuttum bi tanem , HİÇ sevmedim !.....ERKAN YANSEVER |
Sensizliğin ayazında sorularım dalgalanıyor. Sana gelen aşkın adımları geri saymakta. Doymadığım baharlar alır bedenimi gölgenden. Zaman geçtiğinde yerinde yok olmuş kalbinin silueti vardı. Kıyılarında artık son dansı gözlerimin, Yollarında özleminin fütursuzluğu. Yerine koymadığım inancım, çölündeki kuru ayazlarda eser kalbime. Döndüğünde gelmezliğinden baktığın aynam kırılır. Umutlarının dikenlerinde kanayan ellerim oldu. “Seni yaşamaktan mı ağırlığım? ” diye sorarım “Böyle kimsesiz oluşum cevaplarının soğukluğundan mı? ” Yüzünün zamansızlığı vazgeçmez vurgunlarından. Yarımlarımdan aldığın gecelerim, Çoğalan hüzünlerde gördüğüm yasaklarım. İlk değildir sana yangınım Son değildir sana nefretim. didem can |
Güneşli bir bahar gününde Onu gördüm, okul çıkışında Çağıran, tatlı bakışlarıyla Takıldı, liseli yüreğimin saflığıyla Ayrıldım, bir bahaneyle arkadaşlarımdan Yaklaştım yanına “merhaba”yla Tanıştık, arkadaşça sohbetle Böyle geçti her gün, sevgi kıvılcımlarıyla Yaz gelmişti, okulun son günü, çıkışı beklemeden Hemen koşmuştum, onun okuluna Çarpıyordu, hızlı hızlı kalbim Sanki duracaktı heyecandan Söyleyecektim bugün, ona olan sevgimi Kapıda karşıladım onu, utangaç ve ürkek halimle Oysa o, farklı bakıyordu bana, gözleriyle Daha ben söylemeden O söyledi, söyleyeceğini Yerin, yedi kat dibine girdi sanki O an, yüreğim Tüm seyredenler; Alay ediyor ya da acıyordu halime Utangaç halimle sustu dilim, o giderken Tek kelime edemeden, bakakalmıştım ardından İlk ve sondu belki de Bu saf yüreğin, hayatta aldığı böyle ders Bir daha sorabilir miydi, söyleyebilir miydi; o iki kelimeyi dilim? “Sevmiyorum seni” dediğini duyduğumda Kırılan kalbimin sesini bir duyabilseydin Pişman olur muydu yüreğin? Bu kadar basit ve sıradan söylemenin Bana verdiği acıyı Görür müydü kör gözlerin? Ben söyleyebilir miydim, “Seni sevmiyorum.”diye Bir çırpıda sana Yüreğini kırabilir miydim, yıkabilir miydim, şiddetli bir deprem havasında? Ah bu aşırı duygusallığım; yıkıyor, yakıyor beni Her sözün, içimde bıraktığı ağırlığıyla Akmıyor gözyaşlarım, yüreğimdekileri atmıyor dışarıya Bırakıyor damla damla, yüreğimde açılan yaranın içine Dinlemiyor, harabelere dönmüş beynimden gelen emirleri Kapatıyor tüm kapıları, tüm ışıkları birer birer dışarıya… Ondandır; kolay sevmiyor bu kalp başkasını Ondandır; hep çekingen yüreğim sevgiye Ondandır; gözlerim bakamıyor, ışık saçan gözlere Ondandır; hep susamış, aç kalmış yüreğim; gerçek sevgiye… Cengiz ÇETİK |
Leş gibi ağır bir geceyi omuzlarımda ağırladım. Uyuntu itler dolaşıyordu kapımda. Yanılgılar dalga dalga çarparken suratıma. Vurgun yemiş yanım acıyordu. Sen, Yüreğimin kanyonlarında saklıdağım aydınlığım. Acımın ortasında sıcaklığına sarıldım, ağlamadım. Bu gün belirsiz uykulardan. Alacasına uyandım sabahın. Tılsımlı ışıklar süzüyordu tül perdemden. Sen kaldığım yerden başlamıştın. Gözlerimin buğusu kadar bana yakın Dokunamadığım sanrılar kadar benden uzaktın. Anladım sevdiğim. Sen haklıydın. Şimdi umutların hasat zamanı. Hani göz altına almıştım ya yüreğimi. Bu sabah serbest bıraktım. İşte şimdi alabildiğince özgürüz ikimiz de nuriye dündar |
BIR SAYFADA IKI YUREK Lapa lapa kar yagar dagin yucesine Silme beyaz olur dunya Hic yesil olmamistir sanki Bir tek fidan yesermemistir yucesinde bu dagin Yalniz bir beyaz Soguk bir beyaz Yuregimin bos sayfasini bulurum bu beyazlikta Nice asklar yasadim Nice opuslerin tadini aldi bu dudaklar Yurek sayfamda izi yok Yuregim buz tutmus beyazliklar icinde Bir bosluk buyutmusum yuregimin ortasinda Sensizlikmis ismi boslugumun Karin sogugu sensizlikmis Beyazin yalnizligi yoklugunmus Sensizlik her seymis boslugumu dolduran Bir kipirti var ama yuregimde Bir kardelen cicegi yeserir derinlerde Neseli bir turku dilinde Neseli bir turku ile yikar yalnizligini yuregimin Bir kardelen cicegi yeserir gonul sayfamda Yurek sayfama bir iz gelir Elin dokunur Bir hece cikar dudaklarindan Seni seviyorumlari duyarim neseli bir turku ile Ilktir gonul sayfama bir satir islenir Ilktir bir izi kalir yasanan bir sevdanin Bir kardelen cicegi dolar boslugumun icine Ilktir sevinirim gonuldeki bosluga Hecelerinden senin Bir ask ilmik ilmik dokunur bosluguna yuregimin Bir gonul sayfam var benim Tek bir satir yazilmamis senden once Ilktir gonul sayfam dolar bosluksuz Biz`i kaziriz bos sayfaya Bir ben yazarim sevdani Bir sen yazarsin Bir bosluk ikimizle dolar Bir sayfa dolar askla Askinla Dudaklarinin muhru birlestirir yureklerimizi Yureklerimiz bulusur gonul sayfasinda Ilktir Biz deriz Ilktir Biz`i yazariz gonul sayfasina Kaybolurum ben bende Verirsin sen kendini Ben senle dolarim Iki yurek bir sayfada yazilir Biz`i yazar bir sayfa Bir bosluk Biz`la dolar Bizim sayfamizi biz yazariz deli bir sevdayla GASSAN SATAR |
yorgunum soluma bakıyorum sararmışsın sanki, zayıflamış kıvrılmışsın daha bir içine doğru azda sağa kaymışsın sanki eee? diyorsun bana eee? diyorum bende sana susuyoruz kös kös dudak büküyorum ben sen çatıyorsun kaşlarını kırpıyorum sol gözümü ısıtırım diye belki arayı saçmalama! diyorsun... sayıyorum isteksiz iki gün kaldı diyorum ayrılığımıza sadece iki... eee? diyorsun gidiyorsun diyorum bulutlanıyor gözlerim vaktidir diyorsun gitmelerin nasılsın? diyorum sen gibi diyorsun ben gibi... biliyor musun? ben hep çarpardım aritmetikten diyorum başlıbaşına aritmetiktir diyorsun hayat... bugün neden bu kadar öfkelisin? anlamıyorum yoksa senide mi burkuyor ayrılık ben gibi? sıkı dostluğumuz oldu seninle biliyorsun ve şimdi gidiyorsun sende gidiyorsun! eee? diyorsun alay etme be! diyorum biliyorsun ve öfkeleniyorum yüz ifadene kopuyorum sabrımdan işte gene boş ayalarım! işte gene koca bir sıfır! farkın yok seninde diğerlerinden! bir halka bırakıp avuçlarıma üzgünüm başaramadım bende deyip sende gidiyorsun! oysa... ne güzeldi ilk tanışmamız hatırlıyormusun? ilk dokunduğunda sana ellerim kıpır kıpırdı içim dışarısı ayazdı, dışarısı zemheri bugün gibi.. odamdaysa yapay bir sıcaklık buğulanmıştı camları odamın içimde baharlar açıyordu ama doğum doğum sana dokunuyordum... sol gözümü kırpmıştım gene sana gülümsemiştin sende sanki sahi ya? ne güzel kokuyordun sen ogün ağaç gibi..yaprak gibi...bahar gibi... pırıl pırıldı yüzün..rengarenktin.. daha bir ağırdı duruşun ve gebeydin sende sanki umuda... tekli değil, ikiz değil yediverenler doğuracaktın ve doğurtacaktın gökkuşağını bana sayısız yaşamlara bölüşecektik doğumlarımızı güya... tek korkum 'taşıyabileckmiydi seni duvarlarım'dı... mıhlarken seni sol duvarıma mıhlamıştım yüreğime usuma umutlarıma da... ve dikmiştim bakışlarımı bitimsiz ufka gördüğümce buğulu camlarından odamın hayatın tüm renklerine... gamzelerim çökmüştü gene çukuruna ve ışığın gözbebeklerime... hızlanmıştı atışlar solumda koyversem fırlayacaktı ok gibi kırıp buğulu camları atlayıp bir serçe kanadına en beyazına yerleşecekti gökyüzünde bulutların... sen ise alkışlıyor destekliyordun beni evet! evet! elele birlikte yazacağız diyordun kazıyacağız tarihe! yanındayım diyordun... şimdi gidiyorsun... devirdik peşpeşe mevsimleri soldurduk gitgide griye çaldı gene maviler konuştuk geceler boyu seninle her mevsim bitimlerinde... ben suçlu sen küskün başımı öne eğdim hep ben haykırışların kulağımda hala BECERİKSİZSİN! diyordun APTALSIN! diyordun BEN SANA DEMİŞTİM! diyordun ve susuyordum ben hep... göremiyordum ellerimi ıslanıyordu gözlüğümün camları silemiyordum... haklısın demek düştü bana hep ve şans dilenmeler senden üç şansım daha var diyordum küsme diyordum ilkbahar yaz sonbahar kızma bana başaracağım, söz sana.. başaramadım be ortak geçti ilkbahar geçti yaz ve işte gidiyor sonbahar ve sen gidiyorsun son yaprağın duvarımda izin kalacak gittiğinde ardında tertemiz ama, tıpkı ilk geldiğin gibi soldurdum seni de, eskittim seni de bak yordum dertlerimle haksızca ve korkulaırmla... arada isyan ettin sen de düştün duvarımdan hayır hayır taşıyamadığından değildi duvarımın bana dayanamadığındandı düşmelerin ve sayısız küsmelerin... bak duvarlarda sararmış bana ilk geldiğinde yeni boyatmıştım, buz mavisine seninle yaşamayı umduklarım gibi.. şimdi griye çalıyor şimdi puslu kabarmış ve şimdi yorgun benim gibi...sen gibi... eh kabul etmek gerek şu lanet cıgaram da suçlu bunda engel olamadığım yıllardır esiri olduğum... yahu kızma sende dostlar gibi onsuz da çekilmiyor ki be! iki gün evet son iki gün öyle mi? bilirsin hep çakardım aritmetikten ama sayabiliyorum bak miadını boynumu büktüren.. ve gidiyorsun işte... affet beni ortak tutamadım sözümü bak gene boş ceplerim gene boş sol yanı göğsümün kabul be ne bağırıyorsun? evet ben başaramıyorum sevmeyi sevilmeyi! evet gideniyim önde delinin! başaramıyorum zengin olmayı! ama biliyormusun bay ukala? aç şimdi yaşlı kulaklarını beni dinle! başaramıyorsam sevmeyi sevilmeyi? mertliğimdendir! çokların haketmediği... başaramıyorsam zengin olmayı? dürüstlüğümdendir! çokların olamadığı... buna rağmen doluysa hala yüreğimin iç cebi? varsa orda sayısız dost sesi? insanlığımdandır! en büyük aşk en büyük zenginlik dostluktur be ortak! tamam git git... ama unutma şunu da giderken senide çok sevdim be herşeye rağmen acınla tatlınla sende aldın yerini iç cebinde yüreğimin sevdim seni 2007 odamın sol duvarının işgali duvar takvimim dertdaşım, ortağım, arkadaşım git hadi! uğurlar olsun... git ve huzurunda uyu tarihin sevdim seni hoşgeldin iki bin sekiz hoşgeldin! tanışalım mı? ben yürek eşkiyası ben delinin önde gideni! umutlarım koynumda hala masmavi karşılıyorum seni ! 29 Aaralık 2007 / Ankara Bir dönüm noktasında... gülten kahraman |
Ah gül pınarım Hayatın en yorgun anında Haşarı saçlarınla Çocuksu bakışlarınla Çaldın gönül kapımı. Ah buğu bakışlım Renklerin solduğu Şarkıların sustuğu Zamanın durduğu Yerde sen başlıyorsun. Ah sevdalım Sen yüreğim kadar yakın Çocukluğum kadar uzaksın Lal olmuş dilim Bunu nasıl anlatsın ? Gözlerinin ruhuma aktığı O günden beri, İçimde sevdanı saklıyorum. Ve inan sevdiğim inan Senin olmadığın her yerde üşüyorum !.. HATİCE EDA |
| Saat: 09:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık