![]() |
Bir Fotoğrafa Karşımdasın işte... Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni. Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim. Tıkandığım o an, Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte, Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim. Ellerim boşlukta, ben darda kaldım. Ellerim buz gibi, ben harda kaldım. Bir senfoni vardı kulağımda çalınan, bitti artık hepsi... Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme. Bakış açım belli oldu yine. Geride kalan, ardından bakar gidenlerin. Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her esişimde. Yollara küfrettim her gidişinde. Demiştim sana hatırlarsan: “Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil, ‘zamanla bırakmamak’tir..” Şimdi bana, geçen o zamanın Unutulmaz sancısı kalır Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim? Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim... Nazım Hikmet Ran |
Sevdamı Böyle Yaşıyorum Terkedip gittiğinden beri Senle süslüyorum her gece hayallerimi Bir pembe gül alıyorum ellerime bir de mor Arada bir batıyor dikenler ellerime Acıyan ellerimi öpüyorum çünkü acıtan dikenler değil sensin Ve onlara benzetiyorum sülietini Gözyaşlarımı güllerdeki damlaya Daha da güzelleşiyorsun böylece Ve koklamaya kıyamıyorum Hergece seni anlatıyorum onlara Beni onlar avutuyor Gönül yaramı böyle büyütüyorum ben Avuçlarıma sığmıyor gözyaşlarım Hıçkırıklara boğuluyorum Kendime bu hıçkırıkları çok yakıştırıyorum Gözpınarlarım hep sancılı Saçlarıma kar taneleri düşüyor her gece Biraz daha eriyorum Bir hiçken ben sen olmadan Sevdamı böyle yaşıyorum. |
Bir aşk iniyor gökyüzünden Eli kalbinin üstünde olanlara Aşka-sevgiye ezelden tutsak olanlara Ve bir şiir; Mısralarında 'sen'i anlatıyor Sevmeni değil, bilmeni bile beklemeden, Özlemle... hasretle... aşkla... &... hüzünle... Yıldızlar kadar uzaksın yüreğime, Yanı başımdayken belkide, Işığına tutsak ben, Yabancıyım yüreğine, Sen sabah yıldızım, Konuksun bu küçük utangaç kalbe... |
BİR GÜL OLSAYDIM Bir gül olsaydim Yapragim olur muydun? Kirmizi yapraklarima kan veren Topragim olur muydun? Bir gül olsaydim Sende bulut olur muydun? Benden uzak oldugun için Aglar durur muydun? Bir gül olsaydim Beni dalimdan koparir miydin ? Odandaki vazoya kor Herzaman yanimda olur muydun ? Eger bir güle bu kadar deger verirsen Onu candan çok seversen Birak bu gülün bir yapragi olayim Ve gözlerinin önünde yavas yavas solayim. Sende benim gibi gül olamayasin Hasret acisi ile sararip solamayasin Güller tek degildir bir birine benzer Ama sen benim birtanemsin |
OTUZ BEŞ YAŞ Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz; Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim. Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim; Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile, yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış. Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar? N'eylersin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanmadın olacak. Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak. Taht misali o musalla taşında. CAHİT SITKI TARANCI |
Ne zaman elime bir kibrit alsam Yine İstanbul'u yakmak geçiyor aklımdan Bu sensiz sokakları, bu evleri Bu plajları bu denizleri Sensiz kaldığım bu şehri tüm yakasım geliyor Yine alev alev bir istanbul düşünüyorum Ve çaresiz yaktığım bütün sigaraların Dumanlarında seni görüyorum. Delicesine sarhoş olmak istiyorum İçkiler seni hatırlatıyor yine Kırıyorum birbiri ardınca kadehleri Artık hiç bir şey kâr etmez biliyorum Ne dost, ne içki, ne aşk, ne kadın Gözlerimde yıllardır eşsiz olan DEĞİŞMEYEN BİR SEN VARSIN.... |
Bırak git bu yüreği.. Bu yürek seni çoktan terketti.. Şahidimdir sabahı iple çeken gecelerim.. Dudaklarımdan akan sözcükler şahidimdir.. Sen,sensizliği öğrettin bana.. Ben'se soğuk gecelerde yağan yağmurlarla, Şiirlerimle eşlik ettim sana.. Şimdi Yokluğun bağrımda yanan bir kor ateş.. Suskunluğun cehennem ateşi kadar sıcak ve yakıcı.. Korkuyorum artık sessizliğinden.. Ama terketmeli ve Unutmalıyım seni... Ben,tüm benliğimle.. Gururumu hiçe sayarak.. Tüm yaşanmışlıkların anısına.. Senin yoluna aptalca düştüysem.. Herkesi karşıma birer birer aldıysam.. Ve buna rağmen sesin titremeden.. "Bitti" ile başlayan son cümleni kurduysan.. Ve bu son sözünün sonuna noktayı koyduysan.. Bırak git bu yüreği... Sana artık bir faydası olmaz.. Artık kendime daha fazla acı çektirmeden.. Seni beklemeden ve düşünmeden.. Yüreğimden çık git istiyorum.. Son gözyaşlarımla seni ıslatarak.. Öylece ,çaresizce seni bırakarak.. Bir kere olsun yüzüne bakmayarak.. Çekip gidiyorum yok olan varlığından.. Şimdi; Bırak git bu yüreği.. Bu yürek seni çoktan terk etti.. Artık mühürlü bu yürek.. Sensizliğe yemin etti..... |
Ilık Bir Rüzgâr Geçer Yüreğim acıyor. Gözlerim her şeye, İsyan edercesine kan akıtıyor. Akan kanlar kuruduğunda, Yanan bir koca çınar gibi, Bu bedende yanıyor. Geride bir kül kalıyor. Ilık bir rüzgâr eser, Külleri savurup ta geçer. Avuç içine bir damla gözyaşı düşer. Düşer ama bu beden bir kez daha küle döner. |
Seni görüyorum düşlerimde Yanımdasın; Ellerini tutuyorum sımsıkı Gözlerine bakıyorum sıcacık İçim ısınıyor senin yanında Sanki kuşlar bizim için şarkı söylüyor Dansediyorlar etrafımızda Başımı omuzuna dayıyorum; Sarhoş olmuş gibiyim Başım dönüyor Bulutların üzerinden izliyorum dünyayı Seninle dünya o kadar güzel görünüyor ki gözüme İnanamıyorum... Hiç uyanmak istemiyorum Bu büyünün bozulmasından korkuyorum belki Masmavi bir deniz uzanıyor önümüzde Yanımda sen varsın düşlerimde Soğuk, boş ve karanlık bir odada uyanıyorum sonra Bakıyorum ama yoksun Kalbim kanıyor Canım çok yanıyor Hasretin altın saplı hançer olmuş Saplanmış yüreğime ölüyorum.... Başım dönüyor aşkım Gözlerim kararıyor Zaten sensiz karanlık değil miydi? Nefes alamıyorum aşkım Sensiz hiç nefes almadım ki Hasretin öldürüyor beni Çok canım yanıyor bir tanem Kalbimi söküp atmak istiyorum Bu acı dinsin diye Onda da sen varsın yapamıyorum Ruhumda, bedenimde,yürüdüğüm yolda, Gördüğüm her şeyde Duyduğum her sözde sen varsın Düşüyorum birtanem Artık sensizliğe dayanamıyorum Avutmuyor hayalin Sıcaklığın olmayınca Üşüyorum,ölüyorum... |
İstanbul Kadar Zor, Ankara Kadar Güzeldin Hayatım iki vasıtalı yollarda geçti. Bir durakta ayrılık vardı, Diğerindeyse hüzün. Ve sen İstanbul kadar zor Ankara kadar güzeldin. İlk durakta bindiğim ayrılık otobüsüyle doldu yüreğim. Sonra hüzün otobüsüne bindiğimde Acılar, gecelerde bir ay gibi doğuyor, Güneş gibi batıyordu yıllar birden. Sürüden ayrılmış bir kuzu gibi Geziyorum yolumu bulamadığım dağlarda şimdi. Mecnunun bile hayret ettiği aşkıma Bir sen inanmadın nedense! Sen bana Ankara gibi yakın İstanbul kadar uzaksın Ey taş kalpli sevgili Ben seni Ankara’nın soğuk ayazında, Yılların eksiltemediği Aksine her geçen saniyede, Çoğalan bir sevgiyle sevdim. Biraz dediğin acılardan Bütün benliğime hak çıkardın. İsmini isimsiz, Ancak iki gece yaşadığım günlere yazdım. Şimdi nur çiçeklerim soldu yüreğimde. İdamlık sorulara cevap veriyorum. Ve hiç bitmeyen bir sevgiyle, Her gün kendimden bir şeyler eksiltiyorum. Dedim ya Sen İstanbul kadar zor Ankara kadar güzelsin Belki hatırlamazsın şimdi Hani birer bardak çay içtiğimizi Oturup sohbet ettiğimizi, Her ayrılışta bir şeylerimin sende kalışını Anla da insafa gel desem çok geç Ben şimdi hüzün otobüsünde günlerimi saymaktayım. Ve son durağa doğru yoldayım. Eğer insafa gelirsen bir gün Ben yine seni İstanbul kadar zor Ankara kadar güzel hatırlarım |
| Saat: 10:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık