![]() |
Kapım çalındı dün yine, Gelen sendin. Sevgiyle baktım, Sevindim sonsuz... Görüşmeyeli çok zaman olmuştu. Kollarımı doladım boynuna Sımsıcak sarıldım sana sıkıca. Gözlerimden yaşlar boşaldı Sana dolu gözlerle baktım. Hasretim boğazımı düğümledi. Sense suskundun. Tek bir kelime bile çıkmadı ağzından. Hiç bir şey söylemeden sarıldın... Dudağıma değen hasret öpücüğü Birden uyandırıverdi daldığım Sensizlik uykusundan. Yanımda ne sen, Ne ötede çalan kapı... Ne de sımsıcak duygularım yoktu. Rüya idin her zamanki gibi Göründün ve yok oldun... fatime altuntaş |
anladım kimsenin çaresizliği denk değilmiş ölüm ağrısına oysa o soğuk yüzlü ölümler ne de kolay söylenir agızlarda ya sen nasılda narin ve cesur bir ölüydün o soğuk ve nur yüzlü kadın sendin anladım burcu akman |
Bu sana onuncu mektubum Ve de sonuncu Artık fark etmiyor benim için Ne olursa olsun sonucu Nasılsa göründü artık İkimize ayrılığın ucu Derler ki; Her aşkın gökyüzünde bir meleği varmış Bir aşk bitince o melek ağlarmış Ve bir yıldız kendini vurup Sonsuzluğa kayarmış Kaldır başını Bak gökyüzüne Şimdi bütün melekler yasta Ve bütün yıldızlar sana 'Gitme' diye yalvarmakta Sense Hala içi boş kupkuru bir inatta Bense Hala resmini çiziyorum bu son mektupta Oysa Aylar var umutlarım komada Hayallerim bitkisel hayatta Ve bu zavallı yüreğim Acele Rh pozitif bir aşk aramakta Anlayacağın Seninle tarihi geçmiş bir aşkı yaşadık ikimiz Eskimiş düşlerim bir eskiciye yakışır artık İple çektiğim temmuzları da sana bıraktım İstersen Göz yaşlarımı bir madalya gibi diz göğsüne giderken Çünkü Kapattım aşkın bütün sayfalarını artık... Son postayı koydu sabrım yalnızlığıma Ve son resti çekti gözlerim Dönüşü olmayan yollarına... Ama yine de sen üzülme Sözüm var kendime Bu aşkı sensiz de yaşatacağım Olurda bir gün Zamansız kapanırsa gözlerim Sakın şaşırma Sana anlatamadığım bu aşkı Orada meleklere anlatacağım Ve işte o gün İki damla yaş düşecek gözlerinden biliyorum İşte o gün Seni de sana ağlatacağım. Dedim ya Bu sana onuncu mektubum Ve de sonuncu Artık fark etmiyor benim için Ne olursa olsun sonucu Sen yepyeni aşklara yolcusun artık Ben en eski yalnızlığıma yolcu... A.Selçuk İLKAN |
Biliyorum çok kızgınsın özlemek için anca zaman buldum, desem çıldırırsın yoktu*k biz zaten, ben sadece sevişmeyi sendiğimi sandım sende sense aklıma hayrandın şimdi sesime düşen bu heyecana sen de şaşıyorsun belki uzaktım ama bu bekleme*yle anladım aslında sana aşıkmışım! bir garip içim bu akşam, daha bir tanıdık geliyorsun sarılsam bu defa utanacağım saçına ellerim akarken, izleyeyim bu defa yüzünü soluksuz ben de kızgınım kendime ne çok zaman akmış belleğimden kaç layık olmayanla serilmişim aynı döşeğe ne kadar yoksun kalmışım senden ve ne kadar habersiz geç kalmadım umarım...ne olur kapını aç yimla yaver |
Tebessümün Öyküsü... ...................................…............................göğsüne göm ve git ..................................................ezberimden anlatacağım kalanı… Fırtınalı ağacı kuşatır serüvenler hangi bahar değse kırar zamanı sular gözyaşıyla musalar paslı kapılar gibi açılır dudakların tutku ürperişin ağzında dokunmak ister kentin kirli sakallarına elbet öpmek ister güzelliğini saatler nefeslense tende karanlığın dibinde titreyen ışık göğü delirtir bahçede bir mezarlık daha yer yok kafesteki tebessüm azâd edilir......hangi aşk daha maviyse erir arzunun mumyası kozasından köhnebahar kır çiçekleri/mor gelincikler diz çöker defne çelenkleri derman balkır dervişin hırkasında bir ozan coştuğunda anımsanacak hüzün gözeneği/göçebe kumullar toplayacak cim karnında kaç nokta kaç kere ökselenir ki insan hangi şafak kervandan kalkıp gider geniş yorgunluklar edinmeye katmerli acı hangi kuleden yele verir tabanlarını mahzuru yok ki acıyı yaşamış olmanın cehennem bir daha yudumlanabilir......hangi aşk yanarsa hiç tadılmamış gibi yaban yarım gülüş sabahı şakağında sezginin namlusu bilekleri titrer/bekler tetik akrebin kuyruğu/suskunun yumruğu kıskançlığın ağusu çözer uçkurunu bıçkın yüzün kehribar süngüsü kendini kaybeder kıskıvrak karnı deşilir bir bebeğin parmak izinin katli gerektir firari bulunur/naftalanır dil mektubun kuytusu/sabrın kalın tortusu sorguda itiraf terk eder koyağını fiyakalı kelepçeler çözer niyetleri kallavi küfür/sapkın saatler/ateş anaforları boşluk yırtık/yol devrik mührü kırmak için dar vakit şahinden kaçan serçe pençelenir isyan isyanla diner çığlık çığlıkla kandil içlenir/şirpençe tazelenir......hangi aşk yaşıyorsa gölgeler ülkesinde cenaze düğünleri sınar ayrılıkla sadakati vuslatın demir perdeleri bir ad verir kimliksiz sevgiliye mevsim taze günah mevsimi değildir pörsüyen sarışınlık çileye kuma gelir ah bitimsiz gizin toynakları altın eğerli yılan/beklenen tatlı zehir bir öpücük çalabilir Olympos’tan yalan sunaklarında tözün simgesi sahilde şarap ilahisi/kılıfı çatlak döl kanatır masum çiçekleri kendinedir her avare iklim nergisin yenilgisi taşı cevâhire çevirebilir......hangi aşk kâfiyse ey karanlık kibir insan en çok kendine yakışabilir ey ömrüm bir daha gel anlamak ölümle de mümkün fermânını kendi yazan ipini de çekebilir! ...............................................................Şimdi hangi aşk......... Filiz Bedük |
SEVİYORSANIZ EĞER Seviyorsanız eğer; Geç kalmayın sakın aşkınızı söylemeye telgraf çekin, telefon edin, mektup yazın... Uçaklara, trenlere tüm taşıtlara binin... Koşun, arayın, bulun, haber gönderin, birine anlatın... Duvarlara yazın, ağaçlara kazıyın... Yani deneyin bütün olanakları, hiç olmazsa; iki yaprak samanlı kağıda yazın... Ama sakın geç kalmayın! AŞKINIZI SÖYLEMEYE... Özdemir İnce |
Yeter Bana/Dayan Yüreğim Tek bir umutla çıktım yola Gitmek istiyorum Senden çok uzaklara Yüreğimin sesini Duymak istemiyorum Yarına umutlarım Beni terk etti Bir tek mutluluğun Gözlerin yeter bana Gölgen olmaktı Şu dünyada dileğim Seni sevmekti Sana kavuşmaktı. Hayallerim Beni terk etti Sensiz sevdam Hatıraların Yeter bana Hatice Güler |
Kalbime dikkatle bak senden kalan yara var Gözlerin azap verir düşmeyince gönlüme Sensizliğe baş eğer can bezdiren yaralar Beni muhtaç eyledi gücenmeden ölüme Beni muhtaç eyledi gözlerine gözlerim Sensizliğe baş eğer isyana giden gönlüm Gözlerin azap verir acı kokar sözlerim Kalbime dikkatli bak sen diyor neden gönlüm. Senden kalan yaralar hasretinle azıyor Düşmeyince gönlüme vuslat mevsimi cemre Can bezdiren yaralar gönlüme kan sızıyor Gücenmeden ölüme rest çektirdin bir ömre Rest çektirdin bir ömre sensizliğin derdiyle Gönlüme kan sızıyor ağrıların içinden Vuslat mevsimi cemre düştü mü cana söyle Hasretinle azıyor haber gelmezse senden hasan ulusoy |
Öte Çağın Gülü Ah bir tek hançerle açılır Aşkın yarası Kanamaz gül solmayınca tarih Kalbe çizili ne varsa artık mor Suskunluk çağındayız ey ömrüm Yalan seni seviyorum sözü gül dikeni ağlar Dedim kaç kez ay vahşi evren arsız Umudu vuruyorlar gözyaşlarını saymadan Bizi de yazacaklar uyaksız bir şiir gibi Bir gönlün içine girmeden solacak ömrümüz Yok mu göğü savunacak ey âlem-i mahlukat Kalbimin sarkacına gül bağlayacak gül ağlayacak Unut vuslatın müjganını hayat taş üstüne taş Yarin bahçesi solgun yüzümüz tarumar Yeter artık kanayan bir testiden su akmasın Gül çağına kurban olsun Aşk Yelda Karataş |
Kapıyı örtüp ayrılırken aynaya baktım 'Yaşlanmışsın' dedim, kendi kendime Sevilmedim, sevgi görmedin ki Başın eyik sığındığın kuytularda Karanlık mı karanlık dar sokaklarda Başını okşayanın olmadı Akıyor damla,damla Su aka,aka yatağını bulurmuş dedim Yerine ulaşır sandım Hor görüldüm Yıprandım Dimdik olan Cesaretim kırılmış 'Nerde delikanlılık çağım' dedim Oysa yaşlanmıştım Sıcacık el aradım Dokunsun, sıcaklığını versin istedim diken gibi battılar Canımı öyle yaktılar Ağaçları yapraklar örtmüştü Son bahar gibi sararıp solmuştu Kökleri siyah,siyah uçları ağarmıştı Yaşlanmış Tek kişilik hücrede yaşar gibi yaşıyorum Aynanın arkası karanlık Yüzüm gençliği arıyor Sevdiklerime bakıyorum Onlar ki Rüzgar olup gidiyor Kuş olup uçuyor gördüklerim Toprak olup ölüyor Hiç gelen olmuyor gidenlerden Sessiz sedasız çekiliyorlar diyeyim.... yusuf ter |
| Saat: 15:33 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık