MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -1- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/333-siir-nehri-1-arsiv.html)

Misafir 22 Şubat 2006 23:41

AĞLADIM
Dün gece uzun uzun seni andım, ağladım.
Sonu yok yolumuzun;ona yandım, ağladım
Kim bilir acımızı,bu yasak aşkımızı
O eski şarkımızı çaldım çaldım, ağladım!..
Dolaştım sokaklarda,ağaran şafaklarda
Seni senden uzakta;sardım sardım, ağladım
İmrendim sevenlere
Sarılıp gidenlere,elele gezenlere
Baktım baktım, ağladım
Benimsin bende değil
Ellerim sende değil
Yanmamak elde değil;

Yandım yandım, ağladım
Tuza bastım yaramı,aşkla açtım aramı
Sensiz son sigaramı
Yaktım yaktım, ağladım.

Ahmet Selçuk ilkan


HÜLIA 23 Şubat 2006 00:03

Hiç kalbin ağrıdı mı sebepsizce,
Hiç için titredi mi sıcak yaz geceleri,
Dolunaya baktığında hissettin mi hiç
Yapayalnız derin bir karanlıkta olduğunu,
Ve acı bir şekilde farkına vardın mı,
Kalabalık içinde sessizce dolaştığını…

Düşündüğün şeyi bilmeden uzaklara takılır gözlerin;
Ellerin bilmediğin elleri tutar sanki,
Tuttuğun el sana huzur verir de;
Sen o huzurla bir türlü rahatlayamazsın…

Boğazında kelimeler düğümlenir, yutkunursun;
Bakışların buğulanır, gözlerini kısarsın,
Tek damla düşmesin diye çabalarsın;
Bilirsin ilk düşen damla habercisidir; sağanakların,
Bilirsin sağanakların ardından körelir; duyguların,
Bilirsin ki içindeki yangınlar büyür sağanaklarda…

Sen bilirsin ama kalbin bilmez bunları,
Yaşadıkça yaşar sevdalar kalbinde,
Büyüdükçe büyür kalbin, her sevdayı saklar içinde,
Gün gelir sığmaz olur kalbin göğsüne,
Taşıyamaz olur bedenini, artık yorulur…
Duyguların ağır gelir; ezilirsin
Bir gün açıklanmamış duygularınla köşende,
Teslim olursun ölüme,
Sessizce...


arwen 23 Şubat 2006 03:17

NE SEN DEĞİŞ ARTIK NE SÖYLENİP DUR
BU TATSIZ KAVGALAR BİTSİN NE OLUR
BENDE BU MUTSUZLUK SENDE BU GURUR
İNADA, KAPRİSE, NAZA GEREK YOK
ACI BİR SİTEME SÖZE GEREK YOK
İNAN Kİ BU SONA ÇOK GEÇ KALDIK ÇOK


Moonay 23 Şubat 2006 12:43

T e r k e d i ş

Uyandığında burada olmayacağım,
elinle yoklayacaksın yalnızlığını, mahmur gözlerini açamadan
bedenimden kalan boşluk yargılayacak parmaklarını
beni rüyalarına soramayacaksın

bir şüphe uzayacak saçlarında
bu sabah okşanmamışlık, acıyacak
yaklaştıkça uzaklaşacak kokum odalarında
bütün kapıları açık bırakacaksın

her şeyden bir tane koyacaksın masalarına
yalnızlık,
kaybolmaz kalabalıkta
buğu bakacaksın artık dünyaya
aynadaki yüzün ben olmayacağım

yarısı yenmiş bir elman olmayacak hiç
dolunayın bir yüzü hep asık
bitirmediğin kitapların sonunu merak edeceksin
kuramadığın cümlelerinde olacağım

uyandığında burada olmayacağım
sarışın bir umut hiç gülümsemeyecek yarınlara
kızamayacaksın öpemeyeceksin yalnızlığını
şiirsizlik yapışacak yakana

uyandığında burada olmayacağım
bir daha hiç uyumayacaksın


Misafir 23 Şubat 2006 13:07

Sevecekmiş Gibisin
Her günün ardından senden bir ümit var hep gelecekmiş gibisin
İçimde bir duygu gözümde bir hayal sanki sevecekmiş gibisin
Sevmek acı dolu sevmek çile dolu çektirecekmiş gibisin
Aklımı başımdan beni şu canımdan sanki edecekmiş gibisin
Ne sevdim diyorsun ne de sevemiyorsun açmayan bir çiçeksin
İçimde bir duygu gözümde bir hayal sanki sevecekmiş gibisin
Her sözün ardından gizli bir davet var gel diyecekmiş gibisin
Aşkın kanununu kaderimin yolunu sanki çizecekmiş gibisin
Gönül toprağına dert yağmurlarını yağdıracakmış gibisin
Ne sevdim diyorsun ne de sevemiyorsun kokmayan bir çiçeksin
Ne senle ne de sensiz geçmez oldu hayat vazgeçilmez tesellisin
Aklımı başımdan beni şu canımdan sanki edecekmiş gibisin
Ali Tekintüre


Misafir 23 Şubat 2006 13:36

ADI OLMAYAN ŞİİR

Ölüm kadar zordu gözlerin
Ne benim oldular, ne aklımdan çıktılar.
Son kadehlerim oldun bazen
Bazen yeni bir sigarayı yakış sebebim
Şimdi ellerinden uzak olduğum kadar uzağım kendimden,
Hiç bitmemiş siyah beyaz bir puzzle gibi hayat
Parçaları birleştirmeye korkuyorum
Bitince sen çıkarsın diye titriyor ellerim.
Ölüm kadar zordu ellerin
Ne benim oldular, ne aklımdan çıktılar.
Ayrılık şarkıları oldun bazen
Bazen buralardan kaçış sebebim
Şimdi beyazlar dans ediyor saçlarımda
Seyretmediğim siyah beyaz bir film gibi hayat
Seyretmeye korkuyorum
Bitince sen çıkarsın diye dinmiyor gözlerim
Ölüm kadar zordu gidişin
Ne benim oldun ne aklımdan çıktın.


Misafir 23 Şubat 2006 13:39

Sen Benim Gizli Öznemsin


Senle başlayan cümlelerin kurduğu bir uygarlığın çöküşüydü aslında bu aşk hikayesi.
Kelimeleri sana iliştirince, adına aşk diyorduk.
Sonbaharda dökülen kelimelerden şiir yaptık biz;
Okunası belki…….
Yaşanmamış mevsimler yan yana gelince cümle diyorduk.
Ve cümle alem biliyordu aslında,
Koskoca bir hayatı sonbaharda idam ettiğimizi…
Ve ben, sensiz cümlelerin lirik sokağında vurmuştum kendimi;
Mevsimlerden sonbahara beş kala……………



Cümle….
İçinde bir şeyler gizli.
Arasam bulamam –ki az gizlemiştim;
Uğraşırsan göresin diye,
Açık seçik gizli….

Cümle….
Yüklemi bile vardı aslında,
Ve yüklemiştim seni tüm yüklemlerime.
Belki sevgi yükü ağır gelmişti….
Hangi kelime bu yükü kaldıracak kadar sağlamdı ki?
Dolaylı anlatımlar vardı içinde-
Ki hiçbir tümleç dolaysız olmazdı.
Öznel bir anlatımı vardı belki,
‘Tanıştığımıza memnun oldum’ cümlesinin.
Oysa belirtisiz sıfatı oynarken ben bu kurulası cümlelerde;
Hangi küskün zamirle açıklayabilirdim ki seni?

Hiçbir cümle senle başlamamıştı!
Oysa yükleminde de sen vardın;
Zamirler seni taklit etse de..
Görünmeyen bir öznesi vardı tüm cümlelerin,
Ve benim di(n) :
Sen benim gizli öznemdin….
Hiçbir belirtisiz sıfat cümle kurmaya cüret edemese de! .....


- Merhaba! ...
- ……….!
- Şey! ... Gözlerin, ellerin……
- ……….!

- Susuyorsun! Neden? Konuşsana! .......

Oda boş!
Ve şizofren cümlelerin beyne tecavüzünün bilmem kaçıncı sahnesi….
Sanırım biz geçen sonbahar ayrılmıştık
Yok yok!
Belki beş sonbahar önceydi; sonbahara beş kala….

Siren sesleri,
Ve bir gömlek kolları arkadan bağlanan…….


Ve tamamlanmamış bir cümle!
Öznesi bende gizli…………..


Misafir 23 Şubat 2006 15:21


http://ramazan.k71.sitemynet.com/mynet_resimlerim/gul.gif

BİR ACIN KALDI...

Bir acın kaldı...
Ve acınla... acılarla başbaşayım şimdi... Karanlık da bastırmıştır. Arada bir karanlığı yırtarım ümidiyle, kendimi yine karanlığın hâkim olduğu yere; dışarı atıyorum. Amaçsızlık içerisinde biryerlere doğru yürümenin sızısını yüreğimde taşıyarak adımlıyorum caddeleri... sokakları... kuytulukları... Dışarıda olmama, kendimi can havliyle dışarı atmama rağmen, zihnimdeki işgalcilerden kurtulamıyorum. Bir türlü bırakmıyorlar peşimi... Zira; onları da içinde taşıyan yürek de benimle... O zaman; nereye giderseniz gidin, içiniz rahat değilse, rahat olamayacağınız düşüncesi geliyor aklıma... Şiirler ve türküler yine yanımda... Acı yine benimle...
Bir acın kaldı...
Sözlerden yardım istiyorum ve sözler terketmiyor beni... Sizin dostluğunuz sürdükçe; onlardan ihanet ve terketme gibi bir davranış göremezsiniz. Bunu; ancak ve ancak insanlar yapar size... Terkedilme ve ihanetin acısını yaşayan; vefasızlığa lügâtinde yer veren insandır; diyorum. Ve...
Gece bağrıma bir hançer gibi saplanıyor. Ve ben ellerimi tutuyorum geceye karşı... Geceler ki; hep beni derinden yaralıyor. Her gelişinde acıdan bir otağ kuruyor içime... Katmer katmer sızının; içten içe yaktığını hissediyorum bedenimi... Caddelerdeki neon ışıkları; hiç bir şey ifade etmiyor bana... Ne kendime bir şey anlatabiliyorum, ne de başkalarına... Vitrinlerin anlamsızlaştığını görmek ne kötü... Neyin hayalini kuruyordu zihnim... Sevdadan... aşktan... dostluktan yana... Ya bunlar neyin nesi? Anlaşılmamak için ne yaptım? Kimi yaşadığının farkında... Kimiyse yaşamadığının... İnsanlar geçiyor bir bir önümden... Ben ise; düşüncelerini okumayı arzu ediyorum önümden geçip gidenlerin... Onlar da bilmek istiyorlar mı başkalarının ne düşündüğünü acaba? Hüzünlü türkülerle doluyor yüreğim... İçimi kaplayan sitem rüzgârlarına dayanamıyorum; etrafı bürüyen kopkoyu yalnızlık sonrasında... Ah bu yalnızlık rıhtımı... Vapurlar hep tek kişiyi almak için yanaşıyorlar limana... Ah bilseniz; bir kuş olmayı ne kadar isterdim. Ya da; turna katarının bir üyesi olmayı...
Yüreği yüreğime denk bir sevda için ağlıyorum. Ve kimse bilmiyor ağladığımı... Herkes kendi dünyasında dolaşıp, kendi dünyasından haber veriyor. Başka dünyaların acısıyla sarsılanları arıyorum. Bir hicran yarasıdır tutturmuş gidiyor ruhum... Düştüğüm çemberden çıkamıyorum. Kuytularda dolaşıyorum, sığınacak bir kuytu bulamıyorum. Kimi arıyorum... Kime yalvarıyorum...
Ah sükût... ah sükût... diyen yangınlı bir sesle kısılıyor nefesim... Düşüp bir köşede öylece kalıyorum.
Bir acın kaldı...
Sonra kitaplara, düşüncelere, dört duvar arasına, gecenin sunduğu acılara geri dönüyorum. Yeni yorgunluklara ve yeni yalnızlıklara kapı açmak için...
Kitaplara bakarken; kavgalar geliyor aklıma... İnsanların kitaplarda yazılı olanlardan ötürü birbirleriyle ettikleri kavgalar... Sonu ihtilallerle, savaşlarla, kıyımlarla, zulümlerle, hapislerle biten kavgalar... Halbuki; onlar orada; sayfalarında yazılı olanlar için kavga edenleri duymayarak, hiç kavga etmeden, birbirleriyle sürtüşmeden öylece duruyorlar. Sakin ve sessiz, kendilerini tozlu raflardan alıp okuyacak birilerini bekleyerek... Aralarında ne gruplaşma ve ne de bölünme var. Acaba; kendilerini bahane ederek kavga eden, ölümlere ve zulümlere yolaçan insanlar hakkında ne düşünüyor kitaplar? Hem de; okumadıkları, incelemedikleri, araştırmadıkları ve düşünmedikleri halde...
Tabiî ki; kitapların bu konudaki düşüncelerini öğrenmenin yolu, yine onları açıp okumaktan geçiyor. Zira, okumadan, ne acılar öğrenilir, ne de düşünceler... Ne acılara hükmedilir, ne de düşüncelere...
Bir acın kaldı...gecelerden...
Bir acın kaldı...gündüzlerden...
Bir acın kaldı...gidenlerden...
Bir acın kaldı...hüzünlerden...



Moonay 23 Şubat 2006 15:54

Razıyım

Yarın sabah bu gece de yalan olur
Göz kapaklarıma gözyaşı doldur
Anlatamadığım duygular sardı etrafımı,
Bir kıvılcım gibi, yaktın yarınımı

Konuş sevgilim, anlat derdini
Prensin olamadım, haykır sevgini
Sapla hançeri yüreğime, göster nefretini
Kapat gözlerini, öldür beni,

Kan doldu gözlerime, yaktın beni
Sensiz geçen dünler
Düşünmekle biten bugünler
Ölmekle gömülen yarınlar

Yalan hatıraların aşkına
Feda olsun canım, bu can sana
Ölmek de olsa, tutkumsun hala
Yalan da olsa, seninim unutma

Kabulünse yalan dünya
Fark etmez ölüm bana
Hazırsan yeni bir hayata
Dön gel, razıyım ben sana...


Misafir 23 Şubat 2006 23:28

Acı Çekmeyi Sevdik


Bu son ayrılışımız olacak
Ellerimiz bir daha elveda
Diyerek ayrılmayacak
Canımız bir daha bu denli yanmayacak
Sözlerimiz anlamını yitirmeyecek
Gözlerimiz bir daha yalan söylemeyecek
Bir başka kalplerde
Yaşayacağız sevgimizi,
Bir daha asla birlikte
Olamayız Unutma bu son ayrılışımız
Biz hiçbir şeyin değerini bilmedik
Doğru dürüst sevmeyi bile beceremedik
Bir rüyaydı geldi geçti sadece...
Yaşamadığımızı farz et
Gerçek şu ki gönlüm
Şimdiden sana hasret.
Biz bitti dedik ama bitmedi
Ya kalplerimiz acaba onlar silebildi mi kalbinden sevgimizi?



Saat: 15:09

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık