![]() |
AĞLADIM Dün gece uzun uzun seni andım, ağladım. Sonu yok yolumuzun;ona yandım, ağladım Kim bilir acımızı,bu yasak aşkımızı O eski şarkımızı çaldım çaldım, ağladım!.. Dolaştım sokaklarda,ağaran şafaklarda Seni senden uzakta;sardım sardım, ağladım İmrendim sevenlere Sarılıp gidenlere,elele gezenlere Baktım baktım, ağladım Benimsin bende değil Ellerim sende değil Yanmamak elde değil; Yandım yandım, ağladım Tuza bastım yaramı,aşkla açtım aramı Sensiz son sigaramı Yaktım yaktım, ağladım. Ahmet Selçuk ilkan |
Hiç kalbin ağrıdı mı sebepsizce, Hiç için titredi mi sıcak yaz geceleri, Dolunaya baktığında hissettin mi hiç Yapayalnız derin bir karanlıkta olduğunu, Ve acı bir şekilde farkına vardın mı, Kalabalık içinde sessizce dolaştığını… Düşündüğün şeyi bilmeden uzaklara takılır gözlerin; Ellerin bilmediğin elleri tutar sanki, Tuttuğun el sana huzur verir de; Sen o huzurla bir türlü rahatlayamazsın… Boğazında kelimeler düğümlenir, yutkunursun; Bakışların buğulanır, gözlerini kısarsın, Tek damla düşmesin diye çabalarsın; Bilirsin ilk düşen damla habercisidir; sağanakların, Bilirsin sağanakların ardından körelir; duyguların, Bilirsin ki içindeki yangınlar büyür sağanaklarda… Sen bilirsin ama kalbin bilmez bunları, Yaşadıkça yaşar sevdalar kalbinde, Büyüdükçe büyür kalbin, her sevdayı saklar içinde, Gün gelir sığmaz olur kalbin göğsüne, Taşıyamaz olur bedenini, artık yorulur… Duyguların ağır gelir; ezilirsin Bir gün açıklanmamış duygularınla köşende, Teslim olursun ölüme, Sessizce... |
NE SEN DEĞİŞ ARTIK NE SÖYLENİP DUR BU TATSIZ KAVGALAR BİTSİN NE OLUR BENDE BU MUTSUZLUK SENDE BU GURUR İNADA, KAPRİSE, NAZA GEREK YOK ACI BİR SİTEME SÖZE GEREK YOK İNAN Kİ BU SONA ÇOK GEÇ KALDIK ÇOK |
T e r k e d i ş Uyandığında burada olmayacağım, elinle yoklayacaksın yalnızlığını, mahmur gözlerini açamadan bedenimden kalan boşluk yargılayacak parmaklarını beni rüyalarına soramayacaksın bir şüphe uzayacak saçlarında bu sabah okşanmamışlık, acıyacak yaklaştıkça uzaklaşacak kokum odalarında bütün kapıları açık bırakacaksın her şeyden bir tane koyacaksın masalarına yalnızlık, kaybolmaz kalabalıkta buğu bakacaksın artık dünyaya aynadaki yüzün ben olmayacağım yarısı yenmiş bir elman olmayacak hiç dolunayın bir yüzü hep asık bitirmediğin kitapların sonunu merak edeceksin kuramadığın cümlelerinde olacağım uyandığında burada olmayacağım sarışın bir umut hiç gülümsemeyecek yarınlara kızamayacaksın öpemeyeceksin yalnızlığını şiirsizlik yapışacak yakana uyandığında burada olmayacağım bir daha hiç uyumayacaksın |
Sevecekmiş Gibisin Her günün ardından senden bir ümit var hep gelecekmiş gibisin İçimde bir duygu gözümde bir hayal sanki sevecekmiş gibisin Sevmek acı dolu sevmek çile dolu çektirecekmiş gibisin Aklımı başımdan beni şu canımdan sanki edecekmiş gibisin Ne sevdim diyorsun ne de sevemiyorsun açmayan bir çiçeksin İçimde bir duygu gözümde bir hayal sanki sevecekmiş gibisin Her sözün ardından gizli bir davet var gel diyecekmiş gibisin Aşkın kanununu kaderimin yolunu sanki çizecekmiş gibisin Gönül toprağına dert yağmurlarını yağdıracakmış gibisin Ne sevdim diyorsun ne de sevemiyorsun kokmayan bir çiçeksin Ne senle ne de sensiz geçmez oldu hayat vazgeçilmez tesellisin Aklımı başımdan beni şu canımdan sanki edecekmiş gibisin Ali Tekintüre |
ADI OLMAYAN ŞİİR Ölüm kadar zordu gözlerin Ne benim oldular, ne aklımdan çıktılar. Son kadehlerim oldun bazen Bazen yeni bir sigarayı yakış sebebim Şimdi ellerinden uzak olduğum kadar uzağım kendimden, Hiç bitmemiş siyah beyaz bir puzzle gibi hayat Parçaları birleştirmeye korkuyorum Bitince sen çıkarsın diye titriyor ellerim. Ölüm kadar zordu ellerin Ne benim oldular, ne aklımdan çıktılar. Ayrılık şarkıları oldun bazen Bazen buralardan kaçış sebebim Şimdi beyazlar dans ediyor saçlarımda Seyretmediğim siyah beyaz bir film gibi hayat Seyretmeye korkuyorum Bitince sen çıkarsın diye dinmiyor gözlerim Ölüm kadar zordu gidişin Ne benim oldun ne aklımdan çıktın. |
Sen Benim Gizli Öznemsin Senle başlayan cümlelerin kurduğu bir uygarlığın çöküşüydü aslında bu aşk hikayesi. Kelimeleri sana iliştirince, adına aşk diyorduk. Sonbaharda dökülen kelimelerden şiir yaptık biz; Okunası belki……. Yaşanmamış mevsimler yan yana gelince cümle diyorduk. Ve cümle alem biliyordu aslında, Koskoca bir hayatı sonbaharda idam ettiğimizi… Ve ben, sensiz cümlelerin lirik sokağında vurmuştum kendimi; Mevsimlerden sonbahara beş kala…………… Cümle…. İçinde bir şeyler gizli. Arasam bulamam –ki az gizlemiştim; Uğraşırsan göresin diye, Açık seçik gizli…. Cümle…. Yüklemi bile vardı aslında, Ve yüklemiştim seni tüm yüklemlerime. Belki sevgi yükü ağır gelmişti…. Hangi kelime bu yükü kaldıracak kadar sağlamdı ki? Dolaylı anlatımlar vardı içinde- Ki hiçbir tümleç dolaysız olmazdı. Öznel bir anlatımı vardı belki, ‘Tanıştığımıza memnun oldum’ cümlesinin. Oysa belirtisiz sıfatı oynarken ben bu kurulası cümlelerde; Hangi küskün zamirle açıklayabilirdim ki seni? Hiçbir cümle senle başlamamıştı! Oysa yükleminde de sen vardın; Zamirler seni taklit etse de.. Görünmeyen bir öznesi vardı tüm cümlelerin, Ve benim di(n) : Sen benim gizli öznemdin…. Hiçbir belirtisiz sıfat cümle kurmaya cüret edemese de! ..... - Merhaba! ... - ……….! - Şey! ... Gözlerin, ellerin…… - ……….! - Susuyorsun! Neden? Konuşsana! ....... Oda boş! Ve şizofren cümlelerin beyne tecavüzünün bilmem kaçıncı sahnesi…. Sanırım biz geçen sonbahar ayrılmıştık Yok yok! Belki beş sonbahar önceydi; sonbahara beş kala…. Siren sesleri, Ve bir gömlek kolları arkadan bağlanan……. Ve tamamlanmamış bir cümle! Öznesi bende gizli………….. |
http://ramazan.k71.sitemynet.com/mynet_resimlerim/gul.gif BİR ACIN KALDI... Bir acın kaldı... Ve acınla... acılarla başbaşayım şimdi... Karanlık da bastırmıştır. Arada bir karanlığı yırtarım ümidiyle, kendimi yine karanlığın hâkim olduğu yere; dışarı atıyorum. Amaçsızlık içerisinde biryerlere doğru yürümenin sızısını yüreğimde taşıyarak adımlıyorum caddeleri... sokakları... kuytulukları... Dışarıda olmama, kendimi can havliyle dışarı atmama rağmen, zihnimdeki işgalcilerden kurtulamıyorum. Bir türlü bırakmıyorlar peşimi... Zira; onları da içinde taşıyan yürek de benimle... O zaman; nereye giderseniz gidin, içiniz rahat değilse, rahat olamayacağınız düşüncesi geliyor aklıma... Şiirler ve türküler yine yanımda... Acı yine benimle... Bir acın kaldı... Sözlerden yardım istiyorum ve sözler terketmiyor beni... Sizin dostluğunuz sürdükçe; onlardan ihanet ve terketme gibi bir davranış göremezsiniz. Bunu; ancak ve ancak insanlar yapar size... Terkedilme ve ihanetin acısını yaşayan; vefasızlığa lügâtinde yer veren insandır; diyorum. Ve... Gece bağrıma bir hançer gibi saplanıyor. Ve ben ellerimi tutuyorum geceye karşı... Geceler ki; hep beni derinden yaralıyor. Her gelişinde acıdan bir otağ kuruyor içime... Katmer katmer sızının; içten içe yaktığını hissediyorum bedenimi... Caddelerdeki neon ışıkları; hiç bir şey ifade etmiyor bana... Ne kendime bir şey anlatabiliyorum, ne de başkalarına... Vitrinlerin anlamsızlaştığını görmek ne kötü... Neyin hayalini kuruyordu zihnim... Sevdadan... aşktan... dostluktan yana... Ya bunlar neyin nesi? Anlaşılmamak için ne yaptım? Kimi yaşadığının farkında... Kimiyse yaşamadığının... İnsanlar geçiyor bir bir önümden... Ben ise; düşüncelerini okumayı arzu ediyorum önümden geçip gidenlerin... Onlar da bilmek istiyorlar mı başkalarının ne düşündüğünü acaba? Hüzünlü türkülerle doluyor yüreğim... İçimi kaplayan sitem rüzgârlarına dayanamıyorum; etrafı bürüyen kopkoyu yalnızlık sonrasında... Ah bu yalnızlık rıhtımı... Vapurlar hep tek kişiyi almak için yanaşıyorlar limana... Ah bilseniz; bir kuş olmayı ne kadar isterdim. Ya da; turna katarının bir üyesi olmayı... Yüreği yüreğime denk bir sevda için ağlıyorum. Ve kimse bilmiyor ağladığımı... Herkes kendi dünyasında dolaşıp, kendi dünyasından haber veriyor. Başka dünyaların acısıyla sarsılanları arıyorum. Bir hicran yarasıdır tutturmuş gidiyor ruhum... Düştüğüm çemberden çıkamıyorum. Kuytularda dolaşıyorum, sığınacak bir kuytu bulamıyorum. Kimi arıyorum... Kime yalvarıyorum... Ah sükût... ah sükût... diyen yangınlı bir sesle kısılıyor nefesim... Düşüp bir köşede öylece kalıyorum. Bir acın kaldı... Sonra kitaplara, düşüncelere, dört duvar arasına, gecenin sunduğu acılara geri dönüyorum. Yeni yorgunluklara ve yeni yalnızlıklara kapı açmak için... Kitaplara bakarken; kavgalar geliyor aklıma... İnsanların kitaplarda yazılı olanlardan ötürü birbirleriyle ettikleri kavgalar... Sonu ihtilallerle, savaşlarla, kıyımlarla, zulümlerle, hapislerle biten kavgalar... Halbuki; onlar orada; sayfalarında yazılı olanlar için kavga edenleri duymayarak, hiç kavga etmeden, birbirleriyle sürtüşmeden öylece duruyorlar. Sakin ve sessiz, kendilerini tozlu raflardan alıp okuyacak birilerini bekleyerek... Aralarında ne gruplaşma ve ne de bölünme var. Acaba; kendilerini bahane ederek kavga eden, ölümlere ve zulümlere yolaçan insanlar hakkında ne düşünüyor kitaplar? Hem de; okumadıkları, incelemedikleri, araştırmadıkları ve düşünmedikleri halde... Tabiî ki; kitapların bu konudaki düşüncelerini öğrenmenin yolu, yine onları açıp okumaktan geçiyor. Zira, okumadan, ne acılar öğrenilir, ne de düşünceler... Ne acılara hükmedilir, ne de düşüncelere... Bir acın kaldı...gecelerden... Bir acın kaldı...gündüzlerden... Bir acın kaldı...gidenlerden... Bir acın kaldı...hüzünlerden... |
Razıyım Yarın sabah bu gece de yalan olur Göz kapaklarıma gözyaşı doldur Anlatamadığım duygular sardı etrafımı, Bir kıvılcım gibi, yaktın yarınımı Konuş sevgilim, anlat derdini Prensin olamadım, haykır sevgini Sapla hançeri yüreğime, göster nefretini Kapat gözlerini, öldür beni, Kan doldu gözlerime, yaktın beni Sensiz geçen dünler Düşünmekle biten bugünler Ölmekle gömülen yarınlar Yalan hatıraların aşkına Feda olsun canım, bu can sana Ölmek de olsa, tutkumsun hala Yalan da olsa, seninim unutma Kabulünse yalan dünya Fark etmez ölüm bana Hazırsan yeni bir hayata Dön gel, razıyım ben sana... |
Acı Çekmeyi Sevdik Bu son ayrılışımız olacak Ellerimiz bir daha elveda Diyerek ayrılmayacak Canımız bir daha bu denli yanmayacak Sözlerimiz anlamını yitirmeyecek Gözlerimiz bir daha yalan söylemeyecek Bir başka kalplerde Yaşayacağız sevgimizi, Bir daha asla birlikte Olamayız Unutma bu son ayrılışımız Biz hiçbir şeyin değerini bilmedik Doğru dürüst sevmeyi bile beceremedik Bir rüyaydı geldi geçti sadece... Yaşamadığımızı farz et Gerçek şu ki gönlüm Şimdiden sana hasret. Biz bitti dedik ama bitmedi Ya kalplerimiz acaba onlar silebildi mi kalbinden sevgimizi? |
| Saat: 15:09 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık