![]() |
yoktu yok ve tarla sınırlarında kan vardı analar en güzel çocuklarını çocuklar yüreklerini ve silah hiçbir zaman böylesine kutsal olmadı yoktu yok ve bıçak dayanmıştı kemiğe açlıkta işsizlikte ezilmişlikte kim söyler bu türküyü kim düzer bu ağıdı kim kocaman eller midir bu bağlamalarda efendiler efendiler efendiler! bütün davullar gülünç bütün silahlar saçma onlara gitti o davullar, şimdi yok onlarla kaldı o silahlar, şimdi var efendiler efendiler efendiler! yoktu yok bir sömürge havasıydı aşk diye damarlarda ve bütün sınırlarda kan vardı bir ekmek bulup bölüştüler bir türkü bulup bölüştüler ve sokaklarda dolaştırmak için özgürlüğü ve vatanı anavatan yapmak için bir anda efendiler efendiler efendiler! kim söyler bu türküyü kim düzer bu ağıdı kim ve kim varmış barışa elyordamıyla yoktu yok verecek hiçbir şeyleri yoktu yüreklerinden başka ve barışın demir kapılarında sıkılmış yumrukları toprağı sürer gibi demiri döver gibi dövüştüler düştüler birgün yine kalkmak için ayağa ve bu çetin kavganın mustafa kemal dedik adına efendiler efendiler efendiler! Hasan Hüseyin Korkmazgil |
Sessiz Akşamları ışıkta Renk veren sensin Umuda kafa tutarken Ses veren sensin Yudum yudum İçerken sarabı Tad veren sensin Yalnızlıkta Sessiz sessiz inleyen sensin Sessizlikte takdim Şenlen olan geceleri. Dilan Kanat |
Yaren Kırıldı kanadım gurbette kaldım Derdimi unutup hülyana daldım Bahardım, kendimi hazana saldım Kanayan yaramı dağlarım yaren Görürüm kendimi o gözlerinde Tebessüm bulurum can sözlerinde Uyusaydım bir kez dost dizlerinde Nehir oldu yürek çağlarım yaren Yıldız kadar uzak bana ellerin Acı söyler şimdi baldan dillerin Kurudu mu bana akan sellerin Aktıkça sözümü bağlarım yaren Çekmedi kanadın dostça bir nazım Dinlemedin sözüm kırıldı sazım Lal ettin dilimi kış oldu yazım Özledikçe seni ağlarım yaren Serpil Doğan |
Açılır kapılar Alır seni korum damla damla suyuma, ekmeğime, aşıma, kaygıma, sevincime, acıma, umuduma, sabrıma, gücüme Alır seni bölerim parça parça, dağıtırım topraklara, denizlere, geceye, Açılır her sabah kapılar gözlerinde, girerim ışıltılı, yemyeşil bir bahçeye A.Kadir |
Ben Seni Sevdim Ben, Seni sevdim... Öylesi bir bahar akşamında Soğumuş çay tadında Dudaklarımda seni özlemenin Tarifini sevdim... Günahı boynuna suçların Diz çökmeyen kavgasında Yine de 'SEN' demenin Bir tek sana yenilmenin Sancısını sevdim... Ben, Seni sevdim... Hani bir otobüs garında O son bakışı hafızama çizerken İçin ağlamak dolu Yüzüme gülümserken Sana veda etmenin Hüznünü sevdim... Aklımı çelerdi yokluğun Hani en sensiz kaldırımlarda Genzimi yakarcasına Gözlerime dolan o sarhoşluğun Sebebini sevdim... Ben, Seni sevdim... Uskumru bir akşamda Bir deniz kıyısında Avcundan öptüğüm zaman Kirpiklerinden damlayan Tek bir gözyaşıyla Bana bakışına... Bende kalışına... Benim oluşuna şükrettiğim O duayı sevdim... Ben Yarım kalmış bir şiirin son cümlesi Boğazımda düğümlenen o Selanik türküsü Yaşanmamış bir sevda öyküsü dediğim Ama istediğim... Şimdi her akşam düşlerime doğan O Dolunayı sevdim... Ben.... Seni.... Çok sevdim....... *Bilinmeyen bir şehirden, bilinmeyen bir şehire: Kavgasını verdiğim, yüreğim kan revan olup vazgeçmediğimsin.. Tek'sin...Sonsuza dek'sin..Soluk almak, yorulmak, gülümsemeksin... Seni de..Kavganı da severim...Sevmeksin.. Deniz ÜLKEGÜL |
Seni bir ben bilirim, Ben bilirim. Seninle her yere Ben gelirim. Yolların yolumdur, Ey sevgili, Sormam ne yana; Dur, desen Durur. Vur, desen Vururum… Sen, dilek taşımsın benim! Bunca derdi açsan da başıma, Derdimin çaresini Sende bulurum. Çetin ÖZDEMİR |
belki bir şehir olur göl kıyısında saçağından umut sarkan sırça evler oğul akmaz oğul yarasından diner göz yamacında ayaz karanfil kokar belki bütün eller olur ya annem ağlamaz... Ferhat Gülsün |
Tan sabahı sona erdirirken Doğan güneşi sen diye karşılıyorum Gün boyu seninleyim Sıcaklığında, ışığındayım Gurubu kızıla boyayıp gidiyorsun giderken Gözlerimde bir renk kızılımsı Akan gözyaşlarımla uğurluyorum seni Mora çalan siyaha teslimim şimdi Karanlığım Aya yansıttığın şavkınla aydınlık Ay mı güzel sen mi güzelsin Aydan bir parçasın sevdiğim Yıldızlarda parlıyor gözlerin Sessizliği yarıyor kulaklarımda kalan sesin Geceme renk katıyor hiç unutamayacağım gülüşlerin Şimşek gibi dudaklarıma çarpıyor öpüşlerin Başka güneş yok, yüreğimi ısıtacak Başka ay yok, gecemi aydınlatacak Başka yıldız yok,parlayacak Sen bir tanesin Şimal yıldızım Bir daha doğmasın gün, sensiz doğacaksa Bir daha olmasın sabah sensiz olacaksa Ecelim olsun, gecenin karanlığı Haram olsun bana senden başka yıldızın parlaklığı MertlerinEfendisi / Arap kurt |
tey tey yürüdüğümüz bütün yollar siliniyor bu şehrin haritasından biz yeni bir keşfe çıkıyoruz adı;yalnızlık kendi takvimimizin yapraklarını koparıyoruz zaman biziz kamçılıyoruz içimizdeki ruhsuz köleleri çölümüze yağmur beklerken kum fırtınaları yürüdüğümüz bütün yollar silinirken bu şehrin haritasında her defasında yarım bıraktığımız şiirle dokunduk zaman aşımına uğramış aşklara kaybolduk ertelenmiş yaşamların pişmanlığı kavururken içimizi acırken biz sızlatırken aşk her defasında yarım bıraktığımız şiirle seviştik saçının yüzüne düşümünün bir anlamı oldu hep kesinlikle bir anlamı vardı dudak ısırışlarının sesin burkulduğu yerdeydi aşk o gece ölsek de üşürdük gözlerin kilitlendiği vakit puslu bir İstanbul sabahı terlerken iki komşu cam ıslak bakışlarının yüzüme düşümünün bir anlamı olmalı kesinlikle bir anlamı var dudak ısırışlarımın yürüdüğümüz bütün yolları siliniyor bu şehrin haritasından yaprak cinayetleri ve sarı kızlar ölüyorken arnavut kaldırımlarına aşk kendimi temize çıkarıyorum Ayben ÇEVİK |
Üvercinka Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye Lâleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor Bütün kara parçalarında Afrika dahil Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma Yatakta yatmayı bildiğin kadar Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor Bütün kara parçaları için Afrika dahil Senin bir havan var beni asıl saran o Onunla daha bir değere biniyor soluk almak Sabahları acıktığı için haklı Gününü kurtardı diye güzel Birçok çiçek adları gibi güzel En tanınmış kırmızılarla açan Bütün kara parçalarında Afrika dahil Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar Bütün kara parçalarında Afrika dahil Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası Kalanalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok Aklıma kadeh tutuşların geliyor Çiçek Pasajında akşamüstleri Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor Bütün kara parçalarında Afrika hariç değil Cemal Süreya |
YAKARIŞ çocukluğumsun sen benim sisli aynalardan bakışlarını sektirenim günlerin potasında gecelerini eritenim erken baharları susuz yazlarda büyütenim çocukluğumsun sen bir çığlığın peşinden bin ağıt üretenim ciddi marşlara tekerlemeler giydirip çıplak umutla el yordamı aşklara yürüyenim erken ölenim / geç gülenim delikanlı bir aşka yüreğini serenim çocukluğumsun kar vurgunu / yol yorgunu yaralı serçem güneşe değen acemi bulutum yağmurlara sevdalanıp karlarla eriyenim en açık düşleri giyenim / üşüyenim bütün duvarları dost bilip içinde sessiz gözyaşları biriktirenim rüzgarlarla yarışıp kağıttan gemilere umutlar yükleyenim çocukluğumsun sen benim büyüme olur mu Eşref KARADAĞ... |
Dökmedim gözyaşlarımı, Ne acıya, ne kedere. Hep içime atım, İçin için yandım. Rüzgârlarla savruldum, Yağmurlarla ağladım. İçime aktı kanım, Bir ilaç bulamadım. Güneş soldu, gül soldu Solmadım… Yıllar geçti, dağlar aştım Yılmadım… Vurdum, vuruldum Kaçmadım… Dost gördüm, düşman gördüm Korkmadım… Bir yâr gördüm, beter oldum Sevdalandım… deniz kalacı |
Işıkları kapatıp karanlığı seyrediyorum Gözlerine bakar gibi bakıyorum gecenin koynuna Işıkları kapatıp gözlerini seyrediyorum Yanıyor, yanıyorum, buz kesmiş ayazda Yüreğimin titrekliğinden utanıyorum bazen Utanıyorum yalnızlığımdan, yokluğundan… Utanıyorum gecenin çırılçıplak bakışlarından. Kaçacak, saklanacak, hiçbir yer yok… Yok hiçbir zaman sığınacak. Hiçbir aşk yok yalnızlığımdan kurtaracak. Gözlerimi seyrediyorum, kem gözlerin yokluğunda Bakışlarımdaki ihanet kokusu boğuyor kalbimi… Kaçacak, saklanacak, hiçbir yer yok… Yok başka kafes sığınacak… Kalbim, biraz daha dayan… Yakında güneş doğacak. Kalbim, biraz daha dayan… Yakında karanlık göğsünden vurulacak… Gözlerimi alabildiğine açıp güneşi seyrediyorum Hiçbir şey göremiyorum… Kaçacak, saklanacak, hiçbir yer yok… Hiçbir zaman yok sığınacak… Hiçbir aşk yok! .. Hiç! ! ! deniz kalacı |
Gurbete Gurbete kaçacağım o lacivert ülkeye o üzünç denizine uzayan iskeleye ansızın sormaksızın neler kalır geriye gurbete kaçacağım o kimsesiz ülkeye o geri dönülmeze bağlanan ilk köprüye umarsız durmaksızın acılar tüketmeye gurbete çıkacağım o duvaksız tepeye o yolunda gözyaşı çeşmesi kuru köye kopup yalnızlığımdan kopup sonsuzluğumdan gurbete kaçacağım gurbete tükenmeye Yaşar Miraç |
DÖN Sevdiğim ellerde nazın çekilmez, Olur ya usanıp bıkarlarsa dön. Sohbetin dinlenmez kahrın çekilmez, Olur ya gönlünü yıkarlarsa dön. Yalan sözlerine inandıkların; Riyakar yüzüne aldandıkların; Bir gün terk ederse dost sandıkların, O tatlı canını sıkarlarsa dön. Anlarsın sevdiğim hele düşünce, Kıymetimiz soysuz ele düşünce, Unvanın duyulup dile düşünce, Lakabını dilber takarlarsa dön. Eğer savunacak sözün kalmazsa, Başka çaren başka çözüm kalmazsa, Sokağa çıkacak yüzün kalmazsa, Artık kötü gözle bakarlarsa dön. Cemal Safi |
Bir Günüm... acıyı özümsedim çok az gülümsedim mutluluk ümidini inat ettim besledim dertleri oyalarım sevgiyi kovalarım üzmem kimseyi lakin yüreğimi dağlarım bugün olmasa bile bitecek elbet çile çok ihtiyacım var sevgiyle uzanan ele doğa tabiat çiçek baharlar gene gelecek asık suratlı kader bir gün banada gülecek yar nazarında sevgim üçbeş kuruş anca etti şöyle böyle der iken bu şiirde böyle bitti Hakan Timur |
Ya Evde Yoksan Aşkınla ne garip hallere düştüm! Her şeyim tamam da bir sendin noksan! Yağmur yaş demeden yollara düştüm, İçim ürperiyor, ya evde yoksan!.. Elbisem gündelik, pabucum delik, Haberin olsa da sobayı yaksan. Yağmur iliğime geçti üstelik! İçim ürperiyor, ya evde yoksan!.. Sarhoşsan kapını çaldığım anda, ******ler gibi açık saçıksan! Bir de ufak rakı varsa masanda! İçim ürperiyor, ya evde yoksan!.. Bakkala gitmeme lüzum kalmasa, Durumu anlardın takvime baksan! Allah vere misafirin olmasa, İçim ürperiyor, ya evde yoksan!.. Kıvırcık marulun vardır inşallah; Bir salata yapsan, bol limon sıksan. Senin de iştahın iyi maşallah! İçim ürperiyor, ya evde yoksan!.. Sabahlara kadar içsek, sevişsek Ne ben işe gitsem, ne sen ayılsan, Derin bir uykunun dibine düşsek! İçim ürperiyor, ya evde yoksan!.. Ne kadar üşüdüm, nasıl acıktım! İlk önce sıcacık banyoya soksan, Sanırsın şu anda denizden çıktım, İçim ürperiyor, ya evde yoksan!.. Yanlış mı aklımda kalmış acaba! Muhabbet sokağı numara doksan. Boşa mı gidecek bu kadar çaba! İçim ürperiyor, ya evde yoksan!.. Ya yolu kaybettim, ya ben kayboldum! Ne olur bir yerden karşıma çıksan! Tepeden tırnağa sırsıklam oldum! İçim ürperiyor, ya evde yoksan!.. Cemal Safi |
Üvercinka . Böylece bir kere daha boynunlayiz sayili yerlerinden En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye Lâleli'den dünyaya dogru giden bir tramvaydayiz Birden nasil oluyor sen yüregimi elliyorsun Ama nasil oluyor sen yüregimi eller ellemez Sevismek bir kere daha yürürlüge giriyor Bütün kara parçalarinda Afrika dahil Aydinca düsünmeyi iyi biliyorsun eksik olma Yatakta yatmayi bildigin kadar Sayin Tanriya kalirsa seninle yatmak günah, daha neler Bosunaymis gibi bunca uzamasi saçlarinin Ben böyle canli saç görmedim ömrümde Her telinin içinde ayri bir kalp çarpiyor Bütün kara parçalari için Afrika dahil Senin bir havan var beni asil saran o Onunla daha bir degere biniyor soluk almak Sabahlari aciktigi için hakli Gününü kurtardi diye güzel Birçok çiçek adlari gibi güzel En taninmis kirmizilarla açan Bütün kara parçalarinda Afrika dahil Birlikte misralar düsürüyoruz ama iyi ama kötü Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse degerlendiremez Bir misra daha söylesek sanki her sey düzelecek Iki adim daha atmiyoruz bizi tutuyorlar Böylece bizi bir kere daha tutup kursuna diziyorlar Zaten bizi her gün sabahtan aksama kadar kursuna diziyorlar Bütün kara parçalarinda Afrika dahil Burda senin cesaretinden laf açmanin tam da sirasi Kalanalik caddelerde hürlügün sarkisina katilirkenki Padisah gibi cesaretti o, alimli degme kadinda yok Aklima kadeh tutuslarin geliyor Çiçek Pasajinda aksamüstleri Asil yoksulluk ondan sonra basliyor Bütün kara parçalarinda Afrika hariç degil . Cemal Süreya |
KIRILDIM Vurdun kalbime yine öldürücü darbelerini yaraladin beni Nurten Kederoğlu Kolumu hemde kanadimi kirdin yaraladin yine sen beni Neden neler oluyor yine bagirimi dagladinda üzdün beni Söyle hersey yalanmiydi bir gün uyanacagimiz ruyamiydi Ben bir sana inanmadimmi sana ve sözlerine güvenmedimmi SEni sevdigimi hala anlayamadinmi göz yasimi göremedinmi Bana hasretini cektiriyorsun sende beni birazicik sevmedinmi Sev dedinde sevmedimmi bende askimi tek sana vermedimmi Senin kalbin tastanmi kacdigin kimden kendindenmi yoksa askimdanmi Dürüstlük diyorsun bunu senmi söylüyorsun kime bunu banami diyorsun Baskalarinin günahini bana yüklüyorsun hep sensin senin sucun diyorsun Ey allahim ben ne yapayim nereye gideyim kimlere derdimi acip yanayim Birtanem beni sevdin kiskandinda bende seni sevdim elden kiskanamammi Sen insandin candinda ben tenimde can tasimiyormuyumki hic düsünmedinmi Canim beni korumadin kalbime girip okumadin tek seni sevdigime inanmadinmi En kötü günümde bile beni sen hep yalniz biraktin gözlerimin yasini hic silmedin Sana yalvardim askini dilendim yanimda ol istedim feryadimi sen hic duymadinmi Hayalimde sen varsin düslerimde sen damarimda kanimsin tenimde sen canimsin Seni seviyorum hep sevecegim birtanem seni unutabilirmiyim hic nasil unut diyorsun Bana sus diyorsun hasretinle yanarken dilimde sen dua iken susabilirmiyimki istiyorsun Gözlerin Yeter Unutmuşum kendimi senin gözlerinde Farkında değilim saatlerin geçtiğinin Ne olurdu sanki zaman dursa yarim Elimdeyken sevdiğim senin ellerin Yağmura gerek yok gözlerin yeter Yüreğime yağar hasretin senin Sensiz geçecek her gün yarim Çığ olur düşer yüreğime benim Sözlere gerek yok gözlerin yeter Dilin gizler ama onlar doğruyu söyler Seviyorsun gözlerinden belli yarim Yüreğim yalnızca gözlerini dinler Umut Gül |
Gönül Nikahı İlk görüşte başlar, kalplerde telaş Çok erken kıyılır gönül nikahı Sevgiyi yudumlar, göz yavaş yavaş Bakarken kıyılır gönül nikahı... Beklenen karşına çıkar bir sabah, Belki yeşil gözlü, belki simsiyah, Daha ilk görüşte yürekten bir ah, Çekerken kıyılır gönül nikahı... Neler uydurursun gör daha neler Nice mazeretler, ne bahaneler Kederli gözlerden billur taneler, Dökerken kıyılır gönül nikahı... Alnında sevecek yazdıktan sonra Eninde sonunda senindir sıra Bir vesile olur kibrit sigara Yakarken kıyılır gönül nikahı Düşürür sevdaya yaşı onücü Tanımaz günahı, kanunu, suçu Gururun belini sevginin gücü Bükerken kıyılır gönül nikahı... Cemal Safi |
BİR HADİSE.. duyuyor musun? bir iç çekiş, sessiz bir yalvarış var.. gözündeki yaş akmaya nöbette.. ve; dua misali titrek bir yakarış.. ardından, yine sessizlik.. buram ,buram acı; buram buram duygu; buram buram sevgi dolu bir damla yuvarlanıyor.. yalnıca o'nun gördüğü, yalnızca o'nun duyduğu bir damla.. yaşanan mı? bilinmezlerle, söylenmezlerle, anlaşılmazlarla dolu bir an! belki bir tufan! ki; kopmaya nöbette! herşeyi durduran mı? beklenmeyen bir uyanış, kanat olan bir kol, ve, "seninleyim" deyen bir seda... ama, yalnızca o'nun gördüğü, yalnızca o'nun duyduğu damla gibi.. öyle bir seda.. öyle bir akış.. o akış ki; bir hadise.. yer ve gök, bilen ve bilmeyen herkes konuşuyor.. gözler iki gönül üzerinde.. bilen de konuşuyor, bilmeyen de.. o iki gönül ki; tek olmaya nöbette!.. ese®tunay |
Bilseydim Meydan mI verirdim bu ayrılığa? Bilseydim bu kadar zor olduğunu. Bilseydim dünyanın böyle karanlık, Bilseydim bu kadar dar olduğunu. Dilimden sıçrayan bir kıvılcımın Bilseydim bir anda kor olduğunu. Bilseydim şu anki gönül acımın Senin yokluğundan var olduğunu. Boyun mu bükmezdim sitem etmene, Bilseydim sükutun kar olduğunu. Sebep mi olurdum dargın gitmene, Bilseydim küsünce sır olduğunu. Bilseydim yüzümün dört mevsimi güz, İçimin ağlayan nar olduğunu. Bilseydim odamın dört duvarı buz, Sensiz yatağımın kar olduğunu. Fırsat mı tanırdım bu dargınlığa Bilseydim bu kadar zor olduğunu. Bilseydim zindandan daha karanlık, Bilseydim hücreden dar olduğunu.... Cemal Safi DÖN Sevdiğim ellerde nazın çekilmez, Olur ya usanıp bıkarlarsa dön. Sohbetin dinlenmez kahrın çekilmez, Olur ya gönlünü yıkarlarsa dön. Yalan sözlerine inandıkların; Riyakar yüzüne aldandıkların; Bir gün terk ederse dost sandıkların, O tatlı canını sıkarlarsa dön. Anlarsın sevdiğim hele düşünce, Kıymetimiz soysuz ele düşünce, Unvanın duyulup dile düşünce, Lakabını dilber takarlarsa dön. Eğer savunacak sözün kalmazsa, Başka çaren başka çözüm kalmazsa, Sokağa çıkacak yüzün kalmazsa, Artık kötü gözle bakarlarsa dön. Cemal Safi |
http://img325.imageshack.us/img325/2673/sigaracopyoo9.jpg Elimde bir sigara Bir o yanar bir de ben Düşmüşüm dört duvara Bir o susar bir de ben Aylar var görmeyeli Değmez elime eli Uzakta bir sevgili Bir o ağlar bir de ben Çatlamış sabır taşım Bir alev her gözyaşım Ah benim dertli başım Bir o döner bir de ben Bu aşkın tek gerçeği Asla yok geleceği Yüreğim kan çiçeği Bir o kanar bir de ben. AHMET SELCUK İLHAN |
Gıza Bak Hele Böyledir kısrağın deli çağları Çalmadan oynuyor kıza bak hele Ben yarattım diyo alçak dağları Kafirin verdiği poza bak hele Bilmem neyin nesi kimin sıpası Çözüldü göynümün katmerli pası Göğüs göğüs değil füze rampası Şafak mı söküyor yüze bak hele Ten değil mübarek akrın sıcağı Koynuna girenin söndü ocağı Bir kalçayı seyret bir de bacağı Tornada çekilmiş dize bak hele Üst yanı Asyalı alt yanı Frenk Her adım atış bir başka ahenk Ela mı bela mı bilmem ki ne renk Şu cellat bakışlı göze bak hele Dedi ki 'Nasibim senmişsin meğer On bin kez maşallah demeden eğer; Koklarsan solarım, nazarın değer' Ağzından yel alsın söze bak hele Dedim ki; 'Ne olur tenhaya gidek, Gidek de feleği perişan edek' 'Say' dedi 'o halde saçımı tek tek' Haspanın ettiği naza bak hele Görenler altını ıslatmış derler Yatağı göl etti döktüğüm terler Yetişin; yanıyor bastığı yerler Giderken koyduğu ize bak hele Cemal Safi |
BİR ÇIKMAZ SOKAKTA Ne kadar dönüp dolaşsam, yine de Hep o çıkmaz sokaktayım çaresiz Bir umut kırıntısı gözlerimde Yürüyorum durmadan, dalgın, sessiz Sokak o sokak, bense ben değilim Sanki bin yıllar geçmiş aradan Boşlukta bir şeyler arıyor elim Belki de mahşere dek bulunmayan Yitirdiğim neydi, aradığım ne Çöken ne yüreğime kurşun gibi Tanrım! ben mi değiştim söylesene Yoksa bende zamanlar mı eskidi Bir yerlere varmadan, nasıl böyle Hiç durmadan akıp gidiyor günler Yaşam diye verdiğin bu mu söyle O mu sırtıma sapladığın hançer Bir çıkmaz sokağın sonunda, işte Suskun ve tek başına seninleyim Fanilikten ölmezliğe geçişte Bilmiyorum, söyle bana, ben neyim Sevdimse; verdiğin yürekle sevdim Sen açtın bu ufku karşımda sonsuz Yürüdüm bir yolun sonuna geldim Yıkık, üzgün ve paramparça onsuz Ölüm buysa, Tanrım buysa yaşamak Sil alnımdan yazdığın bu yazgıyı Ya bir yere çıksın artık bu sokak Ya da öldür içimdeki Tanrıyı!... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Sevdiceğim, korkma sen unutulmaktan Çünkü, istesemde unutamam seni Seni, her unutmaya çalışmam benim için yanlızca anmaktır seni Sen, beni unutmaktan kork Kork, çünkü seni böylesine seven kimse bulamayacaksın Ucunda benim olmadığım yollarda ölmekten kork Bensiz yanlızlıklardan kork Bensiz yanlızlıklarda korkmaktan kork . Bensiz mutluluklarla sevinmekten Bensiz hüzünlere ağlamaktan Çünkü; onların yanlız gerçek mutluluklarla mutlu olduğun ve gerçek üzüntülere boğulduğunda yalan olduğunu anlayacaksın. Ve o zaman öyle yalanlar söyle ki bir gerçekten daha değerli ve umut verici olsun Onların seni yarın kahredeceğini bile bile söyle. Bugünün için yarını feda etmekten korkma eğer bugünü de yarını da böyle yaşamak dersen o zaman kendini feda ettiğini bil. Ömer Seydi Ekinci |
BANA SOR uykusuz gecelerin sabahını bana sor yarım kalan aşkımın eyvahını bana sor bana sor yalnızlığı ayrılığı bana sor mutluluğu bilirsin mutsuzluğu bana sor yıkılan yuvaların sonu gelmez yolların yaşanmamış yılların eyvahını bana sor karşılıksız sevginin vefasız sevgilinin bomboş kalan bir elin acısını bana sor AHMET SELÇUK İLKAN |
Çanakkale Anısına Cümle alem bilsin bunu Her yer bize Çanakkale Gelmişti milletin sonu Her yer bize Çanakkale Vatan Bayrak Namus bize Getirdik düşmanı dize Görev verdik geline kıza Her yer bize Çanakkale Resul bize yardım etti Nice evlat şehit gitti Düşman senin işin bitti Her yer bize Çanakkale Anadolu şaha kalktı Irmaklar hep kan aktı Biz vurdukça düşman baktı Her yer bize Çanakkale Orada kurtardık yurdu Nice askeri denize sürdü Şehit oldu lazı, kürdü Her yer bize Çanakkale Daha küçüktü yaşları Anası kınalamış saçları Bize yetmedi güçleri Her yer bize Çanakkale Akpınar’ım yetti artık Çanakkale bitti artık düşman gitti artık Her yer bize Çanakkale Kerem Akpınar |
Melikeye Bazı kelimeler vardır Başlı başına şiir gibidir Bulut, çise, yağmur, kar Kış, yaz, bahar Lale, sümbül, menekşe, papatya, gül Gönül, üzülme, küsme, ağlama, gül Vadi, kumsal, dağ, taş Ak, dökül, çağla, taş Çağlayan, şelale, deniz, okyanus Cömert, dürüst, iffet, namus Hülya, his, rüya, esin Sen işte o kelimelerdensin Cennet, huri, melek Melikesin. Ali Soyyiğit |
Ne Kaybederdin Bir günah işledim bin af diledim Üstünde durmasan ne kaybederdin? Hemen her fırsatta bir tokat gibi Yüzüme vurmasan ne kaybederdin? Neyin eksilirdi beni affetsen ? Ne vardı kalbimi tekrar fethetsen ! Ne olur birazda bizden bahsetsen Hep onu sormasan ne kaybederdin? Evli olmasak ta keyfe kederdi Gönül nikahımız bize yeterdi Şeytana uyup ta bu kadar derdi Başına sarmasan ne kaybederdin? Yakamı tutmasan yargılar gibi Ahiret gününde sorgular gibi Her yerde hatamı sergiler gibi Önüme sermesen ne kaybederdin? Üstüme gelmesen sıkana kadar Üzmesen canımdan bıkana kadar Dağ gibi sabrımı yıkana kadar Dilini yormasan ne kaybederdin? Kanattın yaramı günbegün deşip Paramparça oldun gözümden düşüp Çılgın seller gibi haddini aşıp Üstüme varmasan ne kaybederdin? Hiç şansın kalmadı dönsende geri Yitirdin verdiğim bütün değeri Aşkına emanet ettiğim yeri Bu kadar kırmasan ne kaybederdin? Cemal Safi |
SAKLAN KARANLIKLARINA Ahh Kem bakışlı Gam dokunuşlu sevdam Çatlar dudağım Tel tel yüzülür derim Ter ter damlarsın şakağımdan Kızgın ve hoyrat çöller yatağın olsun Ahh Nefesi zehirli Sözü yetim sevdam Semayı kucaklarken Bağrımı hançerler ellerin Yalan yanlış konuşma ardımdan Yalnız ve soğuk geceler yoldaşın olsun Umuduma adadığım zaman Sığmazken avuçlarıma Sana geldiğim yollar çizik içinde Yokluğunun hesabını sorduğum Sokak lambaları küskün Yorgun bir şal omuzlarımda Ahh garip sevdam Ezber ettikçe özlemeyi kaldın yine bir başına Ahh Yalancı sevdam Güneşe aşık bir kızın Saçlarını örerdim gözlerinde Göğün rengi çekilirdi damarlarımdan Öyle bir dünyadaydın ki Bir kez çevirip başını Bakmadın yalancı aynalardan Beddua etmeyi sevmezdim ben amma Yerime ateş ve keder öpsün artık dudaklarından MeHTaP |
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE Sen Türk'sün, Türk kanı akar bağrından Yer-gök inler Allah diyen çağrından Eser kalmaz vücuttaki ağrından Vatan için şehit düşen Mehmedim Sen ölmedin asla ölmeyeceksin Düşmanlara fırsat vermeyeceksin Bu güzel Vatanın koruyanısın Vatan için şehit düşen Mehmedim Nice küçük-büyük Mehmetçiğimiz Vatan için canınızı verdiniz Çanakkale oldu en son yurdunuz Vatan için şehit düşen Mehmedim Canla-başla giriştiniz savaşa Binlerce rahmetler Mehmet çavuşa Ve kınalı yavru ve ağa-paşa Vatan için şehit düşen Mehmedim Seller gibi aktı temiz kanınız Allah diye diye gitti canınız Dünyalara destan oldu şanınız Vatan için şehit düşen Mehmedim Düşmanla sarıldı dört bir yanınız Çağlayanlar gibi aktı kanınız Gani gani rahmet dolsun canınız Vatan için şehit düşen Mehmedim Mehmetçiksin kafirlerin başında On dördünde ya da seksen yaşında Hiçbir zalim duramadı karşında Vatan için şehit düşen Mehmedim Destanların dilden dile dolaşır Ünün-şanın dünyalara ulaşır Gece-gündüz Allah diye savaşır Vatan için şehit düşen Mehmedim Seher Atan |
Siyah-Beyazmavi.. Önümden iki karaltı geçti Önde sakal Arkada çarşaf Seyrimde doğa manzarası İstanbul Yeniköy boğazı Mavi Beyaz Deniz mavi Gök beyaz Karanın ne işi var İnsan kara Doğa mavi beyaz İnsan iki siyah Simsiyah İki bin beşin ilk günü Kalender bunu da yaz.. Kalender Kılıç |
Bu Gece Ağlayacağım... Birazdan akşam olacak bitanem Yalnızlık aç kurtlar misali Üstüme çullanacak. Ben çaresizlik içinde Sana teslim olacağım Kör sağır gecelere tutsak Sana mahkum yaşayacağım Özlemin devleşecek içimde Yüreğim titreyecek Ellerim soğuyacak sensizlikten Dudaklarımdan, şarkımız dökülecek Yarım yamalak, bir kez daha Seni sensiz yaşayacağım... Bu gece ağlayacağım sevgilim Hangi saatte bilinmez Kendimi bir kenara çekip sorgulayacağım. Ne yapmak istiyorsun, böyle nereye gidiyorsun deyip, Biraz da çatacağım. Hatırladıkça seni Sevdan kokacak evimin her yanı. Sensizliğin çaresizliği çökecek Kan gibi yüreğime Kahredecek yokluğun beni milyon kere... Bu gece ağlayacağım sevgilim Sen de benimle ağlayacaksın Uzaklarda bir yerlerde Biliyorum, biliyorum ki Yüreğin yüreğime değecek. Aynaya baktığımda Hep ben yerine sen olacaksın. Adını bile bilmediğim bu duygular için Sen de, sen de benimle ağlayacaksın... Nuri CAN |
İŞTE BÜTÜN HİKAYE BU... işte bütün hikaye bu kısa küçük iç burkan, ama,yıllar uzunluğunda... sanki, itilip kakılmış, yakılıp yıkılmış, külleri savrulmuş, belki de hiç başlamamış, hiç yaşanmamış, özlemi hep saklananbir gençlik hikayesi, ilk aşk gibi... bir masal ki, kaf dağının ardında... işte bütün hikaye bu... bir kibrit alevi yanan tütün savrulan duman , göz gözü görmezken katran karası yıllanmış tenhalığında bir şimşek çakımında atılan adımın şaşkın yordamında, o gördüğün yüz ve bir anda okunuveren tek bir şiir ki, destan tadında... işte bütün hikaye bu... hiç bir dayanağı hiç bir tutanağı olmayan korunaksız kelimelere muhtaç kelimeleri unutmuş iki yürek, sözde laf cambazı, kavga ustası, davasına sevdalı iki kırık kalem… şaşkınca karaladıkları bir kırık şiir gözlerinin kamaşmasında… sonra, yeniden kalıvermek eski karanlığında... işte bütün hikaye bu… ne öncesi var ne sonrası olacak, iyi yürekli cadılar, kötü yürekli periler, mağlup olmayan silahşörler, ölümüne sevdalara ölümüne yeminlere karışacak… destansı bir özleyiş kalacak bu gönül tuzağında… zaman, avını bekleyen örümcek gibi ağlarını kurmakta… işte bütün hikaye bu… kısa küçük iç burkan ama yıllar uzunluğunda… Ceyda Görk |
UNUTTUM SENİ Yalan değil sevgili, Unuttum artık seni. Günü birlik aşklarla, Gül, oyna,seviş emi. Sakın bulurum sanma, Benim gibi seveni. Yalan aşka kanıp ta, Rezil etme kendini. Bilirim söz dinlemez. Hercai yüreğin var. Hüsran olursa sonu, Sanma bekleyenin var.. Hala, sevsem de seni, Aşkında ihanet var. Affedemem birtanem, Yaradana sözüm var.. İnsaf Caner |
dün / bugün hürriyet... mor dağların kıskacında yaşam dökülür bir genç kızın elinden kınası yedi sancılı mayası zulüm kader sandıkta mühürlü sivas'ın yanık şarkısı deniz... kül rengi düş darağacında üç güvercin yuvası bir nesil yağar yerden göğe kızıldere'den gelir merminin sessiz yankısı ve çocuklar... susuz toprağında karanfil şiir sorguda yalınayak ebe doğmak dediğin kanlı kimlik yarası Ferhat Gülsün |
Yak Sevdanın Çırasını Ne hüzünler kurtarır seni ne çeyiz sandığının ceviz gölgesi ve ne de acının ses duvarındaki yorgun ve bıkkın bekleyişler Acılar karartmışsa bile günlerin duvağını düşürmüşse de ilkyazın tomurcuklarını fırtınalar hayat kendini yeniden yaratan bir bahardır verecektir en olgun meyvelerini mutlaka yeter ki hüzünler sarartmasın yüzünü Yak sevdanın çırasını türkülerle barajını yıkan bir ırmak gibi katıl hayata hüznün isyana dönsün artık bitsin bezginliğin ölümcül suskunluğu evde kalmış bir cinsellik değildir çünkü dünya Ahmet Telli |
İtiraf şimdi ne desem boş hangi birinden başlayayım ne söylememi bekliyorsan söyleyeceğim ki o beklediğin iki kelimeyi tüm gün söylesem de boş ben seni dilimle değil ilk gördüğüm gün yüreğimle sevdim... Birsen Ateş |
Eskilerden kalma, Bir sevda türküsü dillerde, Yürekler üşümüş, Gönüller kırgın bu günlerde. İlmek ilmek örülmüş sevgi bağları, Nakış nakış işlenmiş gergeflerde, Sevdanın her tonu içimize işlemiş, Ne yapsan kaçışın yok bu alemde. Günlerce, aylarca yanmış, Onca sevginin içinde sevgisiz kalmış, Bir gülücüğe hasret, yaralanmış, Yürek üşümüş, Gönül suskun bu günlerde. ayşe manav |
Varsayım Uzun kış geceleri, sen de beni ansaydın, Kapı her çalınışta beni geldi sansaydın, İçin için alevsiz, benim gibi yansaydın, Her engeli aşarak, koşup sana gelirdim. Uzaklardan sesimi bir kez bile duysaydın, Yalvaran çağrılara, beklemeden uysaydın, Hasret çeken kalbime ellerini koysaydın, Yokluğunu untup, varlığında erirdim. Bir gün evden çıkmayıp yapayalnız kalsaydın, Senin için yazdığım şiirleri alsaydın, Pencerenin önünde hülyalara dalsaydın, Her engeli aşarak gelip seni sarardım. Hayallerde olsa da hergün beni sorsaydın, Beklemekten usanıp bir falcıya varsaydın, Ümitsizlik içinde ondan beni sorsaydın, Bulamasam izini dağda taşta arardım. Umulmadık bir anda çıkıp bana gelseydin, Şu perişan halimi gözlerinle görseydin, Damlayan gözyaşımı yanağınla silseydin, Göklere yükselerek uçtuğumu sanırdım. O ipek saçlarına mor gülleri taksaydın, Şu an yanımda olup gözlerime baksaydın, Masamızın mumunu aşk oduyla yaksaydın, Canıma canlar katan gül yüzüne kanardım. İrfan Ünübol |
Denizsiz Doğmuş Bir Martının Acısı; Mavikanar denizsiz doğmuş bir martının acısı gözlerinden gözlerinize .hüzün diye bakıp duran. -bileniniz mi var- yeşilden maviye kalkan kuşlar gibi .şu ürkmüş yüreği.(e) kim taş atsa .vurulur düşer. -gömeniniz mi var- bir martı var bir de türküsü kanadında ne gümüş ne altın kanadında .kızılca kıyamet. bakır var -bu türküyü bileniniz mi var- sesinde yosun kokusu kanatları toz toprak .bir insan. .nasıl da mavi kanar. -avuçlarında su sesi olanınız mı var- Hasan Hüseyin Mert |
Aklım almıyor affet; Bu kadar mı yalandın? Yoluna serdiğim bunca şeye inat, Sen bu kadar mı adamdın? ... şaziye öztinen |
Vurda Öyle Git İdam mahkumunun söz hakkı vardır Bari son arzumu sorda öyle git Arının çiçekte göz hakkı vardır Bir buse için durda öyle git Madem gidiyorsun bura son durak Ne adres, ne mektup, ne resim bırak Kendinden bir parça bir cisim bırak Saçından birkaç tel verde öyle git Ardımdan bir damla yaş dökeceksen Adımı andıkça ah ah çekeceksen Kabrime bir gonca gül dikeceksen Ne olur yaşatma vurda öyle git Hem yıllarca oyna gönül sahnemde Hem perdeyi kapat en mutlu demde Sitem oklarına hedef sinemde Açtığın yarayı sarda öyle git Pişmanlık duyarda dönersen geri Gelde gör aşkından kalan eseri Seyret ateşinin düştüğü yeri Hasretin zulmünü görde öyle git Cemal Safi |
Ben Ölürsem Akşamüstü Ölürüm Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Şehre simsiyah bir kar yağar Yollar kalbimle örtülür Parmaklarımın arasından Gecenin geldiğini görürüm Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Çocuklar sinemaya gider Yüzümü bir çiçeğe gömüp Ağlamak gibi isterim .......... Ataol Behramoğlu |
BEN BU KÖYÜN DELİSİYİM Beni bilen böyle bilsin Ben dostluğun delisiyim Akıl irfan sizde kalsın Ben bu köyün delisiyim Bu acılar bitene dek Ağlayanlar gülene dek Bu can bende ölene dek Ben bu köyün delisiyim Sesi çıkmaz kırık sazın Tadı olmaz susuz yazın Mezarıma öyle yazın Ben bu köyün delisiyim Ne köleyim ne de bir kul Vicdan bir borç hayat okul Alın sizin olsun akıl Ben bu köyün delisiyim Benim yolum aşkın yolu Benim yolum hakkın yolu Bir tek derdim Anadolu Ben bu köyün delisiyim Sizde para sizde banka Sizde silah sizde bomba Bende dostluk bende sevda Ben bu köyün delisiyim Haydi koşun savaşmaya Bu dünyayı paylaşmaya Ben bakarım çocuklara Ben bu köyün delisiyin Aşk okurum aşk yazarım Aşktır benim tek pınarım Size değmesin nazarım Ben bu köyün delisiyim Yaşayın siz aklı selim Boşverin siz benim halim Siz bir dahi siz bir alim Ben bu köyün delisiyim Benim yolum gönül yolu Benim yolum sevda yolu Bir tek derdim Anadolu Ben bu köyün delisiyim Ben bu yurdun delisiyim... AHMET SELÇUK İLKAN |
Bu Gece En Hüzünlü Şiirleri Yazabilirm Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Şöyle diyebilirim : 'Gece yıldızlardaydı Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler' Gökte gece yelinin söylediği türküler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere Bakışlar sanki onu bana getirecekler Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler Sesim ara rüzgarı ona ulaşmak için Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hala sever Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler Budur bana verdiği acıların en sonu Sondur bu onun için yazacağım dizeler Pablo Neruda |
BİR SABAH Bir sabah Öyle kimsecikler yokken ortada Bir ben vardım er meydanda Bak o köşe başı senin!... Her şeyi ile sen kokuyor leylak misali Kaldırım taşlarında senin adın var Bilmem kaçıncı saatlerine kadar El bebek gül bebek Büyütmüşüm seni yüreğimde,hayat boyu!... Gezdiğim yerlere götürmüştüm Yüreğinin ellerinden tutarak Kucağımda duyguların!,,, Sonra bir sabah Sadece bir sabaha mahsus Terk ettim hayatını,hayatımla beraber!... Bir sabah Gönlümle seni de götürdüm Tertemiz dünyalara gülerek!.... ................................ Zafer Yazıcı |
Gurbet Akşamları Hiç istemem yine gelir, Çatar gurbet akşamları Yüreğime hançer olur, Batar gurbet akşamları. Öldürecek beni dertler, Bende geçti bini dertler, Dertlerime yeni dertler Katar gurbet akşamları. Bilmiyorum dertten gamdan, Zevk mi alır intikamdan? Kanlım gibi şu yakamdan, Tutar gurbet akşamları Şimdi akşam bak şu anda, Zindandayım ben zindanda, Zindan ne ki zindandan da Beter gurbet akşamları Acılara beler beni, Kesip doğrar diler beni, Parça parça böler beni, Yutar gurbet akşamları. Memleketim ilim obam, Kavim, gardaş, dost, akrabam, Gözlerimde anam, babam, Tüter gurbet akşamları. Kadir Mevla’m yardım etsin Ozan Arif yurda gitsin Bitsin artık bitsin bitsin... Yeter gurbet akşamları. Ozan Arif |
SEBEBİM SEN Yola dökülen izlerde yüreğin saklı Doğmamış günde umutlar Kuş sesleri,ilkbahar,gözlerin Unutulmaya yüz tutan anılarda sen Güllerin arasına saklanmış bir diken gibi Elimi kanatır sana yaklaşmak Uzanırım,yakalayamam Yitik bir sevdada gizlenmiş anıları aralasam Sararan mektupları açsam Elimi yakar sözlerin Biteviye uzayan yollarda sen Bitmemiş bir dünken ikimiz Yoluma ışığım olsan Bu maviyi kim koymuş buraya? Ulaşılmaz enginlerde sen Yalnızlığa isyan eden bu yürek Biteviye koşan gündüz de,gece de Bir ömür saklar,saklarken ağlar Bir gülücük konsa çehreme bir an Sebebim sen.... .............................. Zehra Öcal |
| Saat: 13:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık