![]() |
Umut... Kimine göre ay ışığını seyretmektir, Ve kimine göre ıslanmaktır yağmurda... Bazısına göre yarındır, Veya bir kapı çalınışı ansızın Ve bir ismin anılması farkına olmadan Ve bazen de makbul bir duadır umut... Beklemektir gelmesini seher vaktinin, Koymaktır seccadeye alnını Huzura erebilmektir, Dökebilmektir seccadene gözyaşını umut... Günlerin geçmesini göze almak Yılları ardın sıra bırakmak Gitse de, peşinden el sallayabilmektir umut... Bilsen de gelmeyeceğini, Seni sevmeyeceğini, Gözyaşlarıyla dolsa da ellerin Bahçende kalmasa da güllerin... Baharı bekleyebilmektir umut... Şarkılar unutmayı fısıldasa da kulaklarına Şairler unutmayı yazsa da inatla, Sevdiğin kazsa da mezarını Toprağa girebilmektir umut... Her geçen gün kapın çalmasa da inatla Umutsuzluğa sürüklese de her şey Sıkıntıdan yesen de tırnaklarını Kırsalar da bacaklarını Doğrulabilmektir umut... Hıçkırıklar kesse de nefesini Duymasa da kimseler sesini İnadına aksa da gözyaşların, Silebilmektir umut... Düşünceler yiyip bitirse de beynini Başını alıp da ellerin arasına Sorsan da bu ben miyim diye kendine Ve cevabını veremesen bir türlü Tanıyamasan da kendini, Bulabilmektir umut... Düşünsen kendimi yaksam mı diye Mezarımı kazsam mı diye Yoksa assam mı diye İpi boğazına değil, Eline, yüreğine dolayabilmektir umut... Gecenin bir yarısında Seher vaktine yakın... Sabahtan uzak, Güneşten uzak, Yarından uzak, Ve Leyla'dan uzak Leyla'yı yazabilmektir umut... |
Aşkı Aşkınla Tanıdım Özlemek nedir bilmezdim camların arkasından seni ararken öğrendim Aşk acısı çekmezdim seni gördüğümden beri kurtulamadım Şiiri sevmezdim sana yazarken sevdim İçimdeki ateşi söndürmüştüm sen alevlendirdin Gözlerden kalbe giden yoldan hiç geçmemiştim senle geçtim Ben yanmamıştım hiç böyle ama sen beni ateşlere attın Seni görebilmek için körlüğü hiç saydım Aynalara düşmanken sana bakıp kendimi sevdim Ben sana kalbimi verdim sen hançeri soktun Ne kadar o kalbi delik deşik etsende aşkım Ne yazık ki o yine senin için çarpmaya devam edecek İster üzerine sensizlik yağsın ister karşılık bulamasın. Yinede O Aşkın Gücüyle Atacak. Ahmet Duman |
Ne zaman elime bir kibrit alsam Yine İstanbul'u yakmak geçiyor aklımdan Bu sensiz sokakları, bu evleri Bu plajları bu denizleri Sensiz kaldığım bu şehri tüm yakasım geliyor Yine alev alev bir istanbul düşünüyorum Ve çaresiz yaktığım bütün sigaraların Dumanlarında seni görüyorum. Delicesine sarhoş olmak istiyorum İçkiler seni hatırlatıyor yine Kırıyorum birbiri ardınca kadehleri Artık hiç bir şey kâr etmez biliyorum Ne dost, ne içki, ne aşk, ne kadın Gözlerimde yıllardır eşsiz olan DEĞİŞMEYEN BİR SEN VARSIN...... |
EYLUL SONU Günler kısaldı. Kanlica'nin ihtiyarları Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharlari. Yalniz bu semti sevmek için ömrümüz kısa... Yazlar yavaşca bitmese, günler kısalmasa... İçtik bu nadir içki'yi yıllarca kanmadık... Bor böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık! Ölmek kaderde var, bize urkuntu vermiyor; Lakin vatandan ayrılışın ıstırabı zor. Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile, Bitmez bir özleyiştir, ölümden biter bile Yahya Kemal Beyatlı |
Yalnızlığım... Hasret... Kelimeler bu kadar basit olmamalı Ve güller bu kadar çabuk solmamalı bahçelerde... Dostlarımla paylaşamam yalnızlığımı Sadece bana ait bu yalnızlık... Upuzundur... Geceyle paylaşır, duvarlarla konuşur anlaşırım... Duvarda bile iz yapar söylediklerim... ama sevdiğimin yüreğine söz geçiremem işte Geçiremeyeceğim de bu gidişle... Anlattım... Böyle işte... Bülbül ötmez benim bağlarımda... Gece uçan yarasadır yanı başımda Ve bir de gönlümdür ki uçan, uçar da konamaz bir yerlere Konacak bir yeri yoktur çünki... Kalmamıştır... Farkı yoktur yarasadan... Anlamıştır... Geceleri tatlı rüyaların ortasındayken, sen uyurken yatağında O sana şiirler yazmaktadır, Ama sen olmazsın farkında... Bir çift göz bırakırsın ardında Ağlayan... Ve sızlayan bir yürek... Belki bilerek ve belki de bilmeyerek... Biliyorum... Yazmakla geçecek tüm günlerim Ellerim hep yine boşluğu tutacak ellerin yerine... Her geçen gün bunun kanıtı... Yokluğun en büyük delil idamıma... Ama bak ölemedim Kendimi gömemedim bir türlü Geceyi bir toprak gibi farz edersen eğer... Gece örttü beni... Onun arkasına sığındım sensiz gecelerimde Hem vefasız da değildi o... Sen gibi... Bilemem belki de ben gibi... Gözlerim kapansa da yazıyor bak ellerim Dün de yazmıştım... Bugün de yazdım... Ve belli ki yarın da yazacağım... Ya sen gelene kadar Ya ben ölene kadar... Ölsem de yazdıklarım kalacak arkamda Ben dokunamadım ya ellerine Sayfalarım dokunacak... Ben bakamadım o gözlerine Kelimelerim bakacak... Ben konuşamadım bir türlü seninle, Cümlelerim konuşacak... |
İçimde Mazi Ağlar Onsuzluktur sabahlarımın adı, günlerim zehir olur, Gecelerim ise hep; yalnızca zifiri bir karanlık, Yalnızca anılarımda onun adı kalır, Onsuzlukta, şimdi ümitlerim artık hep bir anlık... Gözyaşlarımda zehirdir , akar onsuzluk, İçimdeyse; bir başına kalmış mazim ağlar, Bir boşluğa dökülen; acıdan nehirdir onsuzluk, Tükenmişliğimin boşluklarında durmadan çağlar... Dostum, yaşarken ölmek işte buna derler, Toprağa girmeden çürümektir onsuzluk, Ayrılığı yaşamayanlar, nerden bilirler, Bir boşlukta şaşkınca, yürümektir onsuzluk... |
Her şeyim Sen Oldun Kapkara bulutların ardından sızan Güneş gibi girdin hayatıma, Buz kesmiş yüreğime doğdun, Güneşim sen oldun. Aşkınla erittin beni, Yatağıma sığamadım, Coşkun bir sele döndüm, Engelleri yıkıp koştum kollarına, Yorgun bir bahar sabahıydı karıştım sularına, Irmağım sen oldun. Meğer ne kadarda hasretmişim sıcaklığına, Namusumla tuttum ellerini, Kirli suları değdirmedim avuçlarıma. Yalnızlığı seçmiştim ben, Issız ve tozlu yollarda tek başıma yürümeyi Sevmiştim, Çekip aldın beni yolumdan, Hayatın paylaştıkça özel olabileceğini Öğrettin bana. Kimseler kirletmesin diye seni, Yüreğimin en kuytu köşesine sakladım, Her şeyim sen oldun... Sercan Akay |
Yaşlandık... Yürüyorum... Yol mu uzun, yoksa kısa mı ayaklarım... Düşünceler belirsiz Yürüyorum... Belki de anlamsızca, manasızca... Yolda ansızın düşen ben olmayayım dünkü adam gibi? Ne farkım var ki ondan... Belki birkaç nefes daha fazla, birkaç adım Ve sonra... Son söz, gençliğime doyamadım... O derin kuyu, Ben de düşmeyecek miyim herkes gibi... İki metre mi? Nasıl dururum ben orada? Sığamazken dünyada... Ölüm, benim tek bekleyenim Ben yürüdükçe o koşar O koştukça ben yürürüm... Buluşacağız bir zaman... Yürüdüğümün farkında değilken Gönlüm nerelerde koşuyor nasıl anlarım? Dostlarım, canlarım... Rüzgâr okşar, saçlarımı Bilmiyordum ellerinin bu kadar sıcak olduğunu... Rüzgâr... Senin gibi de değilim, Savrulamıyor, savuramıyorum... Seviyorum ama biliyorsun söyleyemiyorum Sevdiğimin bile farkında değilmişim Çiçeğim ama biliyorum gül değilmişim... Karanlık koyu... Üç insan boyu... İçimde yanmayı bekleyen bir ışık Olamaz! yüzüm ne kadar da kırışık... Dünya... Olmamalısın bu kadar karışık... Aynı yol... Farksız... Taksi yine aynı yerde... Duraktaki insanlar da aynı ama Değiller on sene öncesi gibi Ağaran saçları mı? Kırışan yanakları mı? Eğilen dudakları mı? Çözemiyorum... Yok, yok on sene önceki ben ben değilim şimdi... Omzum çökmüş genç değilim ben şimdi... Ben, ben değilim şimdi... |
ZAMAN YOK ! Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın. Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda. Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini, hepsini yüzüme vuracaksın. Zor duruyorsun. Kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hâlâ... Yok... Boşuna arama. Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş sayılır... Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz, karanlık, dipsiz... Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan elini, dilini yakarlar. Canını acıtırlar. Benim de... Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte, kızgınsın... Senin olmayanları bırak, bana kendi kelimelerinle ulaş... Haydi söyle! Bağır, çağır, yüzüme haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur... Gözlerini kaçırma benden. Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle. Affedeceksen şimdi affet beni... Zaman yok. Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini uzaklara vurman... Zaman yetmezmiş gibi, bir de araya mesafeler koyman... Yollar, duraklar doğru değil... Bilesin. Boşuna bu kaçışın... Alıp kendini başka yerlere götürmen yeterli değil. Ben buradayım. Tam burada. Hiç değişmedi yerim. Bildiğin yerdeyim. Bildiğin gibi... Doğru değil bizi parçalaman. Kabul et bunu. İçin böyle istemiyor, farket, anla... Dokunacaksan şimdi dokun bana... Zaman yok. Ben de bekleyebilirim kır çiçeklerinin, ıslak çimenler arasından boy atmasını... Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu bulanık denizin, küçük sandalları sahilde bir o yana, bir bu yana yatırmasını, ben de... Evet, ben de önce şiirler söyleyebilirim sana, sonra küçük çekingen notlar gönderebilirim. Doğru kelimelerin peşinde, ben de küçük adımlarla dolaşabilirim, ben de... Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde yanına gelip, ilk serin geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için... Ben de yüreğimi nadasa bırakıp bir süre, bir başıma labirentlerinde dolaşabilirim hayatın, ben de... Ama bunu yapmıyorum görüyorsun. Önce sevdiğimi bilmen gerekiyor diye düşünüyorum. Yaşam bunun ardından geliyor. Adımlarım böyle daha sağlam. Buna inanıyorum, bunu yaşıyorum... Hadi sen de yap bunu. Seveceksen şimdi sev beni... Zaman yok! |
BASKA BIR TEPEDEN Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul! Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer. Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul! Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer. Nice revnaklı şehirler görünür dünyada, Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan. Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan. Yahya Kemal Beyatlı |
| Saat: 05:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık