![]() |
Acıyı Özlemek Aşk tatlı bir acı verir Gün gelir acıyı da özlersin Aşksız çarpar kalbin Yoktur ertesi günün önemi Ne de yarının dünden farkı Artık aşk firarsa gönlünden Farkı yoktur Yaşamanın ölümden - Korkut Sabah Çelik |
DESEM Kİ Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini. Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin! Desem ki... İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi farkedemezsen, Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini, Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede, Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum. MEMLEKET İSTERİM Memleket isterim Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; Kuşların çiçeklerin diyarı olsun. Memleket isterim Ne başta dert ne gönülde hasret olsun; Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. Memleket isterim Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun; Kış günü herkesin evi barkı olsun. Memleket isterim Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; Olursa bir şikayet ölümden olsun. Cahit Sıtkı TARANCI |
Sen tecellinin ayazında, Kanadı kırık bir kuş gibi, uzaklardan dalıma konan, Ömrümün nur topuklu güvercini! Tükenmişliğimin dal ortasında, Yeşeren umutlarımın en görkemlisi! gün gün gözyaşımla suladığım sarı çiçeğim! Gurbet akşamlarımın en hüzünlüsünde açtın. Sen ey hasretimin en yoksul mutluluğu! Bitimsiz bir elemle kanayan, Acılar mezarı yüreğimde, Yaşanmamış sevdalar yazdın............. Sen ey hüznümün sapsarı çiçeği! Yıllarca ışığı yanmayan penceremde, evimi aydınlatan bir gül gibi doğdun! Ey karamsarlıklarımın en sarı gülü, Ben tükenmedikce gün gün, bıkmadan aç gönül saksımda her gün! Sensin parçalanmış deli yüreğimin, En azad tanımaz mutluluğu! Sen ey karlı bağrımın kızıl papatyası! sen! ! ! farkında bile olmadan hergün, Deli yüreğime destanlar yazdın....... ve bu deli yüreğimde kendine, Mahşerlik bir mezar kazdın! ! ! ! S E V İ Y O R U M S E N İ.................... ALİ BAŞOL |
Umutluyum Gece bitiminde doğan günün Aydınlığıyla Güneşin parlaklığı ve sıcaklığıyla Hayatın canlılığı coşkusuyla Güne merhaba demek ne güzel Yeni bir güne başladım umutlarla Herşey güzel olacak bundan sonra Ne hüzünler ne kırgınlıklar Olmayacak hayatımda Ayşe Yakut |
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur... Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de... Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan... Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye... Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu... Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım... Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak... Aşkta yarın yoktur sevgili... CEZMİ ERSÖZ |
Kural Tanımaz seni kaybetmeye bile bile göz yumamam yüzüme hakim olmuş umutsuz bir ifade etrafımda şeytanlar dolaşıyor durumdan istifade ben içinde sen olmayan bir hayal bile kuramam bir çokları geçmişi dinleyip imrense de söylesene kaç kişi eski zaman aşığı bulmuş kalbimi şöyle bir silkeledim güpegündüz tüm sevdiklerimi yazdım alt alta adını bilmeden sevdiklerimi de hatta sen dahil hepini beni üzdünüz ağlayarak merhaba demişim hayata yüzümü güldürecekler ben doğmadan kaybolmuş yakın mıdır ki benim de çok sevileceğim günler takvimlerin özel günlerinde bulamıyorum elim kolum bağlı hep bir şeyler yapamıyorum sevip de sevilmemişsen eğer hayatını akışına bırakarak unutmak yegane yolmuş bütün dünya bu kural üstüne döner fark ettim ki aşkta zaman aşımı yokmuş Mustafa Bedel |
Başkent'te Hasret Geceleri Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi Ve yine sana yazıyordum ilk günkü gibi Anlatamadığım ve anlayamadığın sözlerimi Dedim ya hasret gecelerinden di vuslatı olmayan Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi Katlime fermandı yokluğun Vuslatın açık denizde bir sal Ne yana salarsan sal, kara görünmüyordu Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi Ne beni dinleyen vardı, ne seni söyleyen Sabahı olmuyordu yürek mahkumlarının, bu şehirde Ve temizlenmiyordu ihanetin izleri ne çayda, ne nehirde Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi Tan yeri ağarıyordu ıslak bakışlarımla, şehirde. Puslanan bir gönlü ısıtmaya yetmeyecekti güneş Ve bir kez daha beni yakacaktı tenha gözlerindeki ateş. Ankara'nın özlem kokan hasret gecelerindendi Bendeki geceye inat, penceremde gün yarıydı Her dem karanlığı yaşıyordum, Yalnız ismini oluşturan harfler sarıydı. Serkan Madak |
Yıllar, yumruk olup durdu boğazımda... Tıkanıyor nefesim... Boğulacak gibi oluyorum... (Kim bilir...?) Belki de boş yere, Mâlumun meçhûlde kalması için, kendimi yoruyorum... Her şeyin bir ömrü vardır... Sırların da... Benimle ölsün isterdim ama... Ölümsüz olduğunu duyuyorum... Her gün ölüp ölüp dirilen bir hissin 'ölümsüzlüğü' nasılsa? Duyumsuyor, Bilmiyorum! Şimdi, Sana dönüp yönümü haykırsam! Tüm endişeleri bir yana koyup, Çığlığa dönüşse de sesim, Desem ki... Seni seviyorum! Gülümsersin belki... Belki de kaşlarını çatarsın... Ne yaparsan yap umursamasam! Korkmadan, çekinmeden, hoyratça tekrarlasam: Desem ki... Seni seviyorum! Hem, hamken pişmişse gönül, Edepten nasibi olur mu? ? ? Say ki adım “Ham Yanık! ” Say ki sevmeyi bilmiyorum! Say ki... Sayılamayacak kadar çoğum! Hatta, Seviyorum Seni ama, “Sen” dediğimin kim olduğunu bile bilmiyorum! Say ki, şerikleri çok bir Sendir bu! Say ki, şirk koşuyorum! Sana yanarken, başkasına ağlıyor... Sana bakarken, başkasını görüyor... Seni severken, başkasını özlüyorum... Say ki, şaşırmışım... Şaşıymışım... Ne çıkar be Sevgilim! ? Umursar mısın bunları? (Duyar mısın.....?) Muhabbetsiz! Sadâkatsiz! Şekli ama şüphesiz! Üstelik çılgınca! Üstelik pek mâsum! Hatta sahte! Hatta öylesine! Ve belki azıcık! Belki uçsuz bucaksız! Desem ki... Seni seviyorum! Yılmışım susmalardan! Fakat feryatlar da yalan geliyor! En içli tövbeleri ederken kâfir kesiliyorum! En acı yakarışlar sırasında buz! Yine de... Her nefeste bir son, Her lâhzada bir sonsuzluk, Her dünde bir şu anlık hissediyorum! (Ne olur sanki......?) Kıytırık bir hüzünle, Hiç utanmadan bakıp da yüzüne! Desem ki... Seni seviyorum! Ne ayıp! Üstelik ne gerçek! Ne kadar da hiç üstelik! Boğazıma düğümleniyor sesim... Kesilmesin diye nefesim... İşte bunun için! Yani yine benim için! Yani kıyamadığım için tatlı canıma! Yani nefessizlikten ölmeyeyim diye! Sana duyurmak için değil! “Canım kurtulsun” için! Nasıl bir sevmekse bu? ? ? İşte, Hâlâ “Var” olan “Ben” için! Yüzyılın yalancılarından bir yalancı olarak! Yüzüm bile kızarmadan! Gönlümde sanal bir yangın... (Ne garip.......?) Ateşsiz! Külsüz! Desem ki... Seni seviyorum! Ve inanmadan kendim bile... Söylerken kendi şirretliğime şaşarak! Her “Seni Seviyorum! ” feryâdında, Kendi sesimden iğreniyorum! Fakat sükût, Tekrar sıkıyor gırtlağımı! Tekrar tekrar... Aynı hakikatli yalana dönüp çaresiz... (Neylersin......?) Sevdâlıymış gibi! Ama sevdâsız! Utangaç ama arsız! Desem ki... Seni seviyorum! Şerha şerha yarılmak bu! Lâkin şerhi yok durumumun... En iyi anladığım zamanlarda bile anlamıyor, Anlamadığımı hissederken, üstelik, her şeyi biliyorum! Ve böylesi bilindikken her şey... Cehlimin kokusu burnumun direklerini sızlatıyor! (Ne anlama gelir.......?) Bakmasam kılığıma Küçüklüğüme aldırmasam! Çapsız! Cansız! Güdük bir duyguyla! Bir koca sırrı döksem ayaklarına! Desem ki... Seni seviyorum! Kovar mısın “Beni” kapından? Çarpar mısın “Beni” suratıma? ! Sûretimin acımışlığıyla bakarken gül çehrene... Sîretimi yakar mısın? Olmayan yüzüme! Yani bana! Yani yüzsüzler arasındaki bu yüzsüze! Lûtfeder misin aşkını? ......... Her şey bir yana dağılsa diyorum Sevgilim! Her söz bir yana kaçsa! Bu şiir de unutulsa! Sadece insanlar değil, Bütün kuşlar... Pınarlar... Ve rüzgârlar... Herkes sussa keşke... Her şey sussa... Ben de sussam da... Dolaysız, zamansız, apansız! (Nerededir o dem......?) Sadece Sen! Desen ki... Seni seviyorum! Neslihan Nur Türk |
Haberin Varmı Sen gideli buralarda yeller esiyor Sen gideli bu gönlüm hasret çekiyor Sen gideli yüreğim yandı sönmüyor Eridim kül oldum haberin varmı Sen gideli birgün yüzüm gülmedi Sen gideli kederim çilem bitmedi Sen gideli hasretin biran dinmedi Bir zalime kul oldum haberin varmı Sen gideli bu dünya karanlık bana Sen gideli yaşamak zehroldu bana Sen gideli mutluluk uzak ayhan a Acılarda tükendim haberin varmı Sen gideli yollar dikenli taş oldu Sen gideli hasret gözümde yaş oldu Sen gideli yediğim zehirli aş oldu Zehir oldu bu dünyam haberin varmı Ayhan Okumuş |
BİLİYORUM SANA GİDEN..... Biliyorum sana giden yollar kapalı Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni Ne kadar yakından ve arada uçurum; İnsanlar,evler aramızda duvarlar gibi Uyandım uyandım,hep seni düşündüm Yalnız seni,yalnız senin gözlerini Sen Bayan Nihayet,sen ölümüm kalımım Ben artık adam olmam bu derde düşeli Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya Yoksa gururlu bir kişiyim aslında,inan ki Anımsayamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda; Hangi şarkıyı duysam,bizim için söylenmiş sanki Tek yanlı aşk kişiyi nasılda aptallaştırıyor Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu; Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiç biri Raslaşmamak için elimden geleni yaparım Bu böyle pek de kolay değil gerçi... Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya; Bunun verdiği mutluluk da az değil ki Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa, Sensizliğin bir adı olur,bir anlamı olur belki İnan belli etmem,seni hiç rahatsız etmem, Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi: Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri Cemal SÜREYA |
| Saat: 23:59 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık