![]() |
İstanbuldan Bana Sen Kaldın Hatıra... Ne gözlerini unuttum ne de sözlerini. İstanbuldan bana sen kaldın hatıra Ne gözlerini unuttum ne de sıcak ellerını İstanbul yedi tepe olsada yüreğim bi tane Senin hayalin tüm şehirde Gözlerimi kapamadan rüyanı görürüm Daha şiirlerimi yazmadan adını sen koyarım Yoksun diye sitem etmedim bilirsin Ama erkekler ağlamaz yalandır sanada söyledim Aşkın sözcüklerini sığdıramadım kitaplara Ve senden vazgeçemedim kahretsin! Haykırsam da sesimi duymadın Ağlasam bir damla yaşım olmadın Ne bana geldin ne de benden kaçtın Anlayamadım, anlatamadım seni |
OLSUN Aşkın diyarından koşup gelirken Elinde bir adet bir gülün olsun Sevda diyarından koşup gelirken Elinde bir damla mutluluk olsun Elem, keder yakmış, yar yüreğini Yüzünde birazcık tebessüm olsun Zaman değiştirmiş demek çehreni Elinde mazi`den bir anı olsun Aşk denen şarabın var ise canım Onu`da içmeye takatin olsun Aşk denen duyguyu yar çekmek için Derdimin devası ilacın olsun Zamanla aşkımı sende anlayıp Sevgilim demeye bir yüzün olsun Aşk denen derya`ya kapılmak için Yüzmeyi bilen` de kolların olsun |
Sevdanın Rengi Baharın yağmurusun sen...yazlarda kuruma. Bak sevdanın resmine bul sende… Sana olan aşkımın rengini, Baharın yağmurusun sen Yaz larda kuruma Şimdilerde kederler içinde Yalnızlığımı öğütüyorum Sevgiyi paspas etmiş birine Aşkı fısıldıyorum Gözyaşları kurumuş birinden Su ister gibiyim Yılları yok yere harcamışsın Sana günleri soruyorum Saçmalama der gibisin Yazdığım şiirlere Bakıyorum da sen aslında Bana git der gibisin.. |
BOZULDU BU SEVDA Gönül hep zora tutsak idi, hep uzaklara bağlı Bir suret çizmiştim yüreğimin ortasına Bir “sen” vardı içimde senden öte Bir “sen” vardı içimde hep ulaşılmaz Acı, keder, elemle beslenen bir “sen” Sen geldin, öldürdün içimdeki “sen”i Öldürdün benim öldüremediğim ölmeyeni Artık ne nakış kaldı ne sevda Seni gönlüme bağladığım ilmikler çözüldü Bilmeceler cevabını buldu artık Sen geldin çözüldü bu sevda. Yirmi dokuz harfin anlatmaya yetmediği Kelimelerin, şiirlerin, destanların bile Anlatmada aciz kaldığı O el değmemiş, o ulaşılmaz sevda Dolaşıyor şimdi dillerde Artık ne sır kaldı ne sevda Sen geldin; eridi, yok oldu, öldü bu sevda Dışarıdaki sen girmeye çalıştın içime İçimdeki “sen”in mahremiyeti yok oldu,çıktı dışıma Duydu artık herkes.Ne sır kaldı ne sevda Baharlara güz, dillere söz oldu bu sevda Sığmazdın türkülere.Oysa şimdi türkü misali dillerdesin Şarkılarda hep sen varsın Öyle basit anlatıyorlar ki artık seni… Artık ne sır kaldı ne sevda Bak her dilde sen her dilde biz Her telde sen ve her telde biz Ceylan gibi yoz oldu Rüzgarlara toz oldu Her ele bir saz oldu bu sevda Bir kural vardı: mahremiyet, sır ve sevda Ve bunların kanunu-yüreğimin kanunu- Artık ne kural kaldı ne kanun Ne sır ne de sevda Yalnız ölü bir suret:içimde ölen “sen” Dışarıdaki sen çiğnedin kuralı İçimdeki mahrem “sen” Öldürdüler de çıkardılar seni dışıma Artık ne kural kaldı ne kanun Ne sır ne de sevda Sen geldin bozuldu bu sevda Çatık kara kaş yok artık karşımda Öfken yok,zorluk, ulaşılmazlık yok Dağlar yok,karanlıklar,ıstıraplar Kederler,acılar, elemler yok Nerdeler şimdi aaah! Nerdeler? Söyle.öldürdün de nereye attın Yüreğimin “sen”ini besleyen çileleri Artık hepsi yok oldu hiçbiri kalmadı Artık ne kural kaldı ne kanun Ne sır ne de sevda İçimdeki “sen” öldü ve Mezar taşıma yazıldı bu sevda. |
Gözlerinden İçmek Gibisi Yok Sevdayı... Ben beklerım sen beklemesende Ben ağlarım sen gülsen de Yanarım tutuşurum,erir biterim Seni terk edemem Dudaklarımdan ismin cıkmassa birgün Anlaki ben ölmüşüm.. Sana şiirlerim son bulursa ya İstanbul yıkılmıştır Ya da dünyada kelime kalmamıştır… Biliyor musun? Gözlerinden içmek gibisi yok sevdayı Koklamak gibisi yok aşkı senin üzerinden İşte bu yüzden Bana bakma dayanamam Yanarım tutuşurum,erir biterim Terk etme ağlayamam,dayanamam Ve de kimselere anlatamam. |
Sabah ayazı dokunur Gül yaprağına Bu ayrılıkta bana dokunur, gitme Sevgi bağına Baykuşları tünetme Allah’ını seversen gitme En büyük aşk imkansız olanmış En büyük aşk, yalanmış derim gidersen…gitme Sabah ayazı dokunur gül yaprağına Bu yüzden dağları sis kaplar Ve bu yüzden çiçekler büyümez Açmaz tomurcuklar Bak yalvarıyorum gitme Allah’ını sever sen gitme Beni buralarda perişan etme Alışamam gidişine Teninin kokusu u özlerim Yüreğim bir kurşun gibi ağırlaşır Şarkılar yaralar Şiirler öldürür beni gitme Beklemek ölümden ötedir Bilmezsin sen gitme İstersen çay koymayı unut, kızmam Gözlerinde içerim kahvemi Yakma sobayı,sinemde ısıtırım seni Daha önce ricada bulunmadım kimseye Ama sana yalvarıyorum gitme Yüreğim ökseye tutulmuş Çırpınan yaralı bir kuş Ben saksıda kuruyan çiçek Gidersen bu can ölecek gitme Allah’ını seversen gitme |
Ölüm Ol Çık Karşıma Dilim dolaşıyor hep adını andığımda. Ama senin yüreğine bir söz bıraktım, Yalnızca bir söz... Bırak gözlerin yalan söylesin, Bırak dudağında, sevgi olmasın. Bırak cesaretim ellerini tutmasın, Bırak, bir sabah Yüreğin benim gözlerimde uyansın... Uyansın ki; Sonsuzluğuma kazıyayım adını. Bırak, varlığın sevişmesin benimle. Yokluğunun her kelimesinde, Yüreğinle sevişir, Ölüme senin gözlerini öperek giderim. Son infazını boynuma geçir sevgili Kurşunları kelimelere ilmekleyip Ölüm ol çık karşıma... |
gelme bana geri istemem kanma artık sahte sözlerine çalma sakın kapımı açmam bakmam o sahte güzelliğine haram ettin bana yıllarımı harcadın en güzel duygularımı oyuncak oldum sanki elinde yıktın bütün umutlarımı şimdi sanma sana olan duygum sevgi şmdi sana halen aşıgım sen deyinc tek olan nefretim tek gecn günlere pişmanlıgım inanmam söyleme boşa o sözleri çok duydum beni sevdiğini seven sevdiğinşi böle yıkarmı bir ömrü böyle harcarmıı bir anda gittin yıkıldım o an bir anda bıraktın uçurumlardan saramadım halen yaralarımı dönme yalvarırlım çalma kapımı artık ne istiyorun benden ne alacagın kaldı bu bedenden sana verecğim yok başka canımdan haydi durma onuda sen al bir ömrü harap ettin nede olsa bir kere değil bin kere vurdun bana haydı durma al bu canıda bari bir iyilik yap bana ne kadar nefrette etsem senden ne kadar istemiyorum git desem halen seni böle severken ne olur çalma kapımı git git yalvarırım girme hayatıma git yalvarırım vurma bir kez daha git ne olursun alışmışken sensizliğe yalvalırım git git yine çok uzaklara |
Sen Benden Hiç Gitmedin Sen beni terk ettiğinden beri İkiyüzyetmiş defa doğdu güneş -battı ay!! -geçti bir kış -soldu yapraklar ve geldi geçiyor bir bahar!! Sen benden gittiğin gün Ana rahmine düşen çocuklar Şimdi gözlerini açtı dünyaya Bir yaşım daha yaklaştı, ağustos iki adım! Sensiz bin yaşlanmışlığım yaz’a merhaba dedi Susma artık! Bu yıl kızım okula başlıyor Ne çabuk geçti yıllar Elleri, gözleri ne çabuk büyüdü Ne çabuk beline indi saçlar Hiçbir şeyi unutmuyor çocuklar Adını adımla yan yana yazmayı öğrettim İnadına ilk senin adın!! Minik elleri kalem tutuyor Ve her çocuk gibi çiçeklere şiir yazıyor Bilmiyorsun belki Sen gittiğinden beri Gözlerime daha dikkatli bakıyor Senden kalan hüznüme dokunuyor Yüzümü iki avucunun içine alıyor Üzülme-döner baba diyor!! Sonra neden gitti – diye soruyor Onu bilmediğini bildiği halde Çocuk işte-inadına soruyor!! Bazen aklıma geldiğinde Nefes borum tıkanıyor Damarlarım şişiyor Ve bir baş dönmesi Onun yanında ağlamak istemiyorum Bahaneden sütünü ısıtıyorum / yatıyor Sonra rahatça ağlayabiliyorum sessiz Çoğu zaman kandırıyor beni.. Gözlerini kapatıp uyuyor gibi yapıyor Oysa pür dikkat beni dinliyor Sessiz ağlarken burnu akar ya insanın İşte o sesi duyduğunda kalkıp yanıma geliyor Yakalanıyorum!! Baba- ağlama diyor-peki kızım diyorum O bile inanmıyor!! Sensiz hiçbir akşamım yok bu şehirde Kaldırımlarda kalan ayak izlerimiz Yüzümün ortasında gülümsemen Rüzgarın bana taşıdığı kokun Hala burun ucumda Hala parmaklarımda avuçlarındaki ıslaklık Tek ömür yaşamadım sensiz!! Susma artık!! Geride kalan dünlerin Hesabını veremem sana İçimde sakladığım sevdamı Yeşillendirebilirim kuru bir dal ucunda Unutmadım köklerime akıttığın yaşları Hatırındır / vebalindir Düşlerimden bir intihar tablosu çizemeyişim Susma artık!! Özledim seni kara gözlüm / özledim İlk gittiğin günden beri büyüyorsun içimde Çok zaman oldu Sende ben de yorulduk Bir ses ver suskunluğa Susma artık!! Cesaretim yok Sesin dışındakileri duymaya Kırılan gururuna merhem sevdam sadece Kinini, hırsını, içinde biriken her şeyi Yüzüme kus Susma artık!! Gel ! Yitik bir bahar düşüyor kirpiklerimden Haziran gülleri öksüz kalmasın Gel, susma artık!! |
alıştım ayrılıklara Sen, hayatıma girmeden önce ben vardım. Sen, hayatıma girdiğinde ise ben yine vardım Ancak birbirinden farklı iki varlık İki kişilik, iki ruh, iki beden olarak... Yokluğunda ben; Geceleri oturur; Radyo dinlerdim. Aşıkların birbirine arğaman ettiği şarkıları, Ben de yalnızlığıma armağan ederdim. Herşey anlamsızlaşırdı çoğu kez. Ve çoğu zaman anlamsızlıklarda kaybolur giderdim. Yaşamak mı daha acı veriyor yoksa ölmek mi? gibi Acımasız sorularla kendimi irdelerdim. Varlığında ise herşey bambaşkaydı. Ben bir başkaydım. Gecelere seninle beraber veda eder. Günün ilk ışıklarına seninle Merhaba derdim. Ve anlamlı gelirdi herşey. Anlam karmaşaları bir bir terkedi beni. Sen de var olmayı, seninle birlikte yaşamayı Ve herşeyi seninle paylaşmayı severdim. Seni her geçen gün daha da çok severdim. Ancak nerden bilebilirdim ki masalın sona ereceğini Nerden bilebilirdim habersiz çekip gideceğini. Dün vardın bende vardım. Bugün yoksun; Bense varmıyım yokmuyum bilmiyorum. Dolmayacak cinsten bir boşluksun şimdi. Ne sana benzeyen biri bu boşluğu doldurabilir. Ne de yeniden çıkıp gelsen SEN doldurabilirsin. Öyle bir boşluk ki sorma gitsin. Boşver ve sevgili Alıştım ben yalnızlığa ayrılıklara Bırak artık böyle sürüp gitsin! |
| Saat: 23:44 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık