MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Nephthys 6 Nisan 2007 11:23

Hayat o kadar acı ki



Hayat o kadar acı ki arkadaş
Herkesin derdi başka
Kimi diskolarda barlarda
Kimi ovalarda tarlalarda
Kimi lüks ev araba peşinde
Kimi de geçim derdinde
İşin kötüsü sevgide şevkatte bitmekte

Hayat o kadar acı ki arkadaş
Anlayamadım ben de
Kimi vatan toprak derdinde
Kimi ihale rant peşinde
Kimi açlık tan yokluk tan ölüyor
Kimi de varlık içinde herkesi hor görüyor
İşin kötüsü birileri de bunları seyir ediyor

Hayat o kadar acı ki arkadaş
Gel de kahrolma
Kimi işbortadan zorla giyinir
Kimileride avrupadan getirdiği giyisilerle
Televizyonlar da övünür
Kimi daha vilayetini baş kentini görmemiştir
Kimileride tatil beldelerimiz yetmemiş gibi
Avrupa sahillerin de boy gösterir
İşin kötüsü o kadar aç varken
Birde bunlarla övünür

Hayat o kadar acı ki arkadaş
Gel de şimdi sorma
Lüks ev araba peşindeki mi?
Geçim derdindeki mi?
İhale rant peşindeki mi?
Açlıktan yokluktan ölen mi?
Daha vilayetini baş kentini görmeyen mi?
Şaşalı yaşayıp halkını hor gören mi?
Yoksa tüm bunları seyir eden
Kendini büyük zandedenler mi?

Yorum sizin
Yılmaz Karamersin


DEsssT16 6 Nisan 2007 11:50

Nasıl Öderim

Bugün yalan dünya, yarın ahiret
Sen imdat etmezsen kime giderim.
Bu borcun altından kalkmak marifet,
Ben senin hakkını nasıl öderim?

Sayende karıldı bu aşkın harcı
Sabrınla örüldü kalesi burcu,
Gözümde büyüyor bir şükran borcu,
Ben senin hakkını nasıl öderim?

Ne hata, ne özür, ne kusur gördün,
Ne günah işlesem sen mazur gördün,
Yıllardır ne rahat ne huzur gördün
Ben senin hakkını nasıl öderim?

Nasıl yaramazdım, nasıl haşarı,
Bir gün evci idim, beş gün dışarı,
Ödülsüz kalır mı bunca başarı,
Ben senin hakkını nasıl öderim?

Bana bahar verdin, kendin kışladın,
Ben azar bekledim sen alkışladın,
Ben ceza bekledim sen bağışladın,
Ben senin hakkını nasıl öderim?

Ne yalan söylesem sen gülüp geçtin,
Ne günah işlesem sen silip geçtin,
Ne kadar yenilsem sen galip seçtin,
Ben senin hakkını nasıl öderim?

Sen nöbet beklerken viranelerde,
Ben efkar dağıttım meyhanelerde,
Ömrüm de tükendi bahanelerle,
Ben senin hakkını nasıl öderim?
Ben senin hakkını nasıl öderim?

Cemal Safi


NiliM 6 Nisan 2007 12:01

Burası Taksim_Beyoglu_Üsküdar ve Ahiret

Burası kadıköy
Bir anne kızdı diye kızı evden kaçıyor
Bir sevgili barışmak için aşkına msj atıyor
Bir çöpçü kenarda gazete topluyor
Sen yaşıorun kadıköy olan inasana oluyor

Burası üsküdar
Tinerciler bankda yatıyor
Cingeneler bir ekmek için çiçek satıyor
Esnaf yaka silkeliyor
Sen yaşıyorsun üsküdar vatan ağlıyor

Burası taksim
Bardan sesler meydana kadar iniyor
Ayyaşı,keşi,hapçısı on yaşındaki kıza sarkıyor
Kimin eli kimin cebinde bilinmiyor
Sen yaşıyorsun taksim yetim açlıkdan ölüyor

Burası beyoğlu
Kredi kartı borcu insanı çatıya sürüklüyor
Kocası karınısını,karısı kocasnı boynuzluyor
Evlat,baba,ana kavramı beyinlerden siliniyor
Sen yaşıyorsun beyoğlu yuvalar dağılıyor


Burası ahiret
Gec olsada tövbekar kokuyor
Kurana sarılıp dualar okunuyor
Günahkarların aklı yenİ başa geliyor
Rabbim affeder kullarını utandırıyor


Elif Künden


tikkymelike 6 Nisan 2007 12:06

AĞLAMA
Ağlama;her özlem biter tükenir,
Kader ettiğinden bir gün utanır,
Ağlama;görenler tükendik sanır,
Seven kalplerimiz perçinleşse de.

Ağlama;yolları tıkayan kara,
Yola kabus olup çöken dağlara,
Ağlama;bakarak ta uzaklara,
Özlem öfkelenip hırçınlaşsa da.

Her an yanındayım bir nefes gibi,
Sonsuz ve tarifsiz bir heves gibi,
Seni görüyorum bakan göz gibi,
Bu göz kapaklarım kurşunlaşsa da.

Yorulsa ayağım,yorulsa elim,
Bilsem boşa gider tüm emeklerim,
İsterse uzansın yolum,menzlim,
Geleceğim,yollar ulaşmasa da.
..............................
Hikmet Barlıoğlu


DEsssT16 6 Nisan 2007 12:07

Ayşen

İklimler çileme çare bulmuyor.
Mevsimler halimi sormuyor Ayşen...
Sakiler derdime derman olmuyor.
Şarkılar yaramı sarmıyor Ayşen...

İlkbahar, yaz derken hazanım soldu.
Murada ermeden miyadım doldu.
Kalb gözüm, ellere bakar kör oldu.
Senden başkasını görmüyor Ayşen...

Hasretin tüketti bütün varımı,
Seraba döndürdü hülyalarımı,
Ne kadar süslesen rüyalarımı,
Sabahlar hayıra yormuyor Ayşen...

Ağlarsan, matemin yağar geceme,
Gülersen, mehtabın doğar geceme,
Lale devri geldi gönül bahçeme,
Senden gayri çiçek girmiyor Ayşen...

Kapattın gönlümün sevinç yönünü,
Ümidim görmüyor sensiz önünü,
Takvimler bilmiyor dönüş gününü,
Saatler vuslatı vurmuyor, Ayşen...

Feleğe isyanım arttı gitgide,
Gençliğim su gibi aktı gitti de,
Ömrümü ellere sebil etti de,
Bana bir damlanı vermiyor Ayşen...

Ardından çilemem, çağlamam diye,
Yas tutup karalar bağlamam diye,
Kaç kez and içtiler ağlamam diye,
Gözlerim sözünde durmuyor Ayşen...

Ey alev yanaklım, volkan dudaklım,
Ne bir yalanım var, ne gizlim, ne de saklım,
Her şeye erdi de zavallı aklım,
Seni unutmaya ermiyor Ayşen...

Dostlarım namıma Ferhat dese de,
Ruhum aşk elinden imdat dese de,
Kör şeytan resmini yırt at dese de,
Ellerim bir türlü varmıyor Ayşen

Cemal Safi


scanner_11 6 Nisan 2007 12:21

AĞIR YARALI

Beni ta kalbimden vurdu gidişin,
Bütün umutlarım ağır yaralı.
Aklımdan çıkmıyor veda edişin,
Büyün duygularım ağır yaralı.

Aşkımız verirken en son nefesi,
Yıkıldı gönlümün sevda kalesi,
Sırtımda sanki bir bıçak darbesi,
Bütün anılarım ağır yaralı.

Dünyayı başıma yıkmışcasına,
Bağrıma kurşunlar sıkmışcasına,
Sanki bir savaştan çıkmışcasına,







scanner_11 6 Nisan 2007 13:42

Senden Sonrası
Aşkın hudûdunu aştı muradım,
Maksûda varıştır senden sonrası;
Erenler katına belki bir adım,
Belki bir karıştır senden sonrası.

Bana bu gayreti sağlayan kudret,
Eyyûb'ün sabrından aldığım ibret.
Ne riya, ne kibir, ne kin, ne nefret;
Ebedî barıştır senden sonrası.

Bir gonca Bakî'nin gül destesinden,
Bir yudum sakînin sır testisinden,
Yüce Mevlâna'nın gel bestesinden,
Feyz alış veriştir senden sonrası.

Yumup gözlerimi yalan dolana;
Açtım can evimi gerçek olana.
Elifi bırakıp Karac'oğlana,
Yunûs'la yarıştır senden sonrası
Cemal Safi


Misafir 6 Nisan 2007 13:51

Hicrannâme
Aynalarda seni hissediyorum,
Hayal ırmağının çağıltısında
Umutların mecnun parıltısında
Rüyalarda seni hissediyorum...

Ey dost en güzelin nakışındasın,
Nurun karanlığa akışındasın,
Bir denizin şehlâ bakışındasın
Dalgalarda seni hissediyorum...

Şûledar eyleyip sundun elini,
Tayfuna çevirdin sevda yelini,
Tutuşturdun yüreğimin külünü,
Nevalarda seni hissediyorum...

Yürürken gecenin kalbine doğru,
Gönlümden beynime vuruyor ağrı,
Yalnızlık bir çöldür, ayrılık uğru,
Tenhalarda seni hissediyorum...

Akşamın renginde ay ışığında,
Bir gül yaprağının kırışığında,
Bulutta, yağmurda, gökkuşağında,
Semalarda seni hissediyorum...

Hüzün gözlerinden ruhuma düşer,
İçim acılarla yoğrulur pişer,
Ey hicran yıldızı ahsen-i beşer,
Dualarda seni hissediyorum.
Nurullah Genç


Mystic@L 6 Nisan 2007 13:59

Adı: Şiir

Dile benim için şiir
Bir kızım olsun
adı: Şiir! ..

Aralık 1996, Gaziantep

Bülent Özcan


scanner_11 6 Nisan 2007 15:54

AĞLADIM

Dün gece uzun uzun
Seni andım ağladım.
Sonu yok yolumuzun
Ona yandım ağladım.

Kim bilir acımızı
Bu yasak aşkımızı
O eski şarkımızı
Çaldım-çaldım ağladım! ..

Dolaştım sokaklarda
Ağaran şafaklarda
Seni senden uzakta
Sardım sardım ağladım

İmrendim sevenlere
Sarılıp gidenlere
Elele gezenlere
Baktım baktım ağladım

Benimsin bende değil
Ellerim sende değil
Yanmamak elde değil
Yandım yandım ağladım.

Tuza bastım yaramı
Aşkla açtım aramı
Sensiz son sigaramı
Yaktım yaktım ağladım.

AHMET SELÇUK İLKAN


Nephthys 6 Nisan 2007 15:59

zamAN...
Derin bir telaşın yankılandığı duvarları vardı,
şehrin bir köşesinde emanet gibi duran tenha bir hastanenin...

Acil servisin kapısına fırlatılmışçasına konuşlanan bir cankurtaran
ve...
bir cankurtaranın soğuk çığlıklarıyla kundaklanmış gariban bir sedye...
Yol alırken üçü beşinin dermansız dermanlarıyla koşturdukları umutlarının üzerinde,
yoldaşları olan damlalar vardı,
mahzun bakışlarının gölgesinde...

Zaman; en değerli altındı...

***

Boynu yana düşmüş, kapalı gözler ardında;
'bırakın beni' dercesine mırıldanan, yine de isyanını,
o üçü beşinin sevdasıyla tokaçlayan ihtiyar bir adamdı
o mecburi istikametin yolcusu...

Yorgun düşen bir yüreğin taşıdığı bedendi aciz yatan...
Her gün binlerce kez çırpınan o yürek
bin bir çilenin ev sahipliğinden bıkmıştı...

Zaman; en değerli altındı...

***

O üçü beşi var ya...
ağlıyorlardı...
Her bir gözden geçen bir şeritti yaşananlar...
Belki de en bencil duygularla atılıyordu her adım...
En değerlinin hayatlarından yiteceğini düşündürüyordu bu gidiş...
'Ölen ölmüş giden gitmiş' diyecekken en egoist yanları;
'ama artık yok! ' lara dönüyordu sivri dimağlarının keskin kıvrımlarında...

Kimi, bir daha elini tutmayacağını düşünürken,
kimi o eli bol patronundan sonra,
kim bilir hangi hengâmelerle işinden atılacağını düşünmekteydi
tikleşen bir zihinle...

Kimi ondan kalanları diğer kardeşleriyle üleştirmek derdiyle yanarken,
kimi bayram harçlığının eksileceğini düşünmekteydi...
Üçü beşi var ya...
Ağlıyorlardı...

Ve zaman; en değerli altındı...

***

Can çekişen koşturmaca,
umut taciri bir kapının eylemsizliğinde kayboluyordu...
Koridorun en biçimsiz kolonlarında yankılana yankıla son buluyordu
.........feryat figan...
yerini derin bir sessizliğe bırakıyordu,
merak dolu bekleyişlerin çerçevelediği saatler...
Ve dünya başına yıkılmasın diye tutan gibiydi,
tavan köşelerinde kümelenen dengesiz kirişler;
umut kayıplarının üzerine...
Zaman yakındı ve...

Zaman yine de en değerli altındı...

***

Saatler sel olmuş akarken,
bir dereden taşan kum taneleri gibi taşıyordu koridora,
yeşil önlüklü yaşam melakeleri...
Ömürlerinde görmedikleri çizgiler alınlarının tam ortasını siper alırken,
avuçlarından kayan, bir faninin son nefesiydi...

Yıllarca sarmaş dolaş olan ruh beden ayrılıyor;
ömür nikahını derinden bir nefesle bozuyordu giden...

Ve zoraki seçilen temsilci bir hekim;
çıtkırıldım yüreklere su serpmeyi beceremedikleri için mahzundu,
ve umut dolu gözlere sel bastırdığı için mahçup...

Derin bir sessizliğin ardından,
koridorları tokatlayan feryat figan alıp yürüyordu yeniden...
Her köşe başına sinen iki el arası başlar ve
dizlerini yumruklayan üçü beşinden ayrılan yürekli nidâlar...

Sonra teselliler borç veriliyordu,
ateşin düştüğü yerden ötede oturanlardan iki dudak arasında,
çaktırmadan...
Zaman akmıyordu...

Ve zaman...

Ömürle bozdurulan; bir altın gibi uçuyordu parmaklarının arasından...

Kemal SÜME / 2005


Nephthys 6 Nisan 2007 16:16

. . Bes Dakika Bekle Git .

Sen Istinye'de bekle ben buradayim
Içimde köpek gibi havlayan yalnizligim
Çünkü ben buradayim karanliktayim
Belki gelmem gelemem bes dakika bekle git

Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
Sarabim bütün eksi suyum soguk
Yanimda olmadin mi seni daha bir seviyorum
Belki gelmem gelemem bes dakika bekle git

Yüzünü islatmadan aglayabilir misin
Yari geceden sonra telefon ettin mi hiç
Karanlik adamlar hüviyetini sordu mu
Ben senin olmadigini ariyorum
Belki gelmem gelemem bes dakika bekle git

Bana ait ne varsa seni korkutuyor
Sana ait ne varsa hiçbiri benim degil
Belki ölmek hakkimi kullaniyorum
Belki gelmem gelemem bes dakika bekle git
.


Attila Ilhan .


NiliM 6 Nisan 2007 16:20

Saadet

Ömür tezgahında çile dokudu,
Cefa ateşine düşer SAADET.
Sabırla şükretti dua okudu,
Sevgi ocağında pişer Saadet.

Ruhsuzun yüreği taşmı,demirmi,
Helalden pişmeyen yemek yenirmi,
Temelden yanlışa Töre denirmi,
Nusibeti bir bir aşar SAADET.

Çile girdabında yüreği yandı,
Hayata bağlayan dört tane can’dı
Onların gülmesi en mutlu andı,
Evlad sevdasıyla yaşar SAADET.

Azimle değişti hayatın rengi,
Evinde düzeni sarraf ahengi,
Cefanın,vefayla bulunur dengi,
Mutlu bir hayata koşar SAADET.

Kederli günleri geçmişte kaldı,
Kızları yetişti mutluluk saldı,
Hediye torunun sevgisi baldı,
Pınar duygusuyla taşar SAADET.

Kibar endamıyla buğday tenlidir,
Hayat bilgisiyle çağdaş yönlüdür,
Gizli hazinesi onun gönlüdür,
Güzellik sunarken coşar SAADET,

Kahverengi gözün,görmesin hüzün,
Sevgiyle doludur,duygulu özün,
Kalpleri ısıtır,tatlıdır sözün,
Mutluluğu yaşa, başar SAADET.

Kadir Kaya


NiliM 6 Nisan 2007 16:48

DUYGULARIM



Yapraklar dökülünce hep düşünüp kalırım
Bir hüzün çöker bana boşalır duygularım

Yalnızlık çok zor gelir o halleri görünce
Dost ve yaren kalmazmış inandım ben çökünce

Nerede böceklerin, seni yiyen tırtıllar
Dallarını yurt tutmuş barınak etmiş kuşlar

İnsanlar sıcaklarda altında rahatlardı
Resimlerini çekip tablonu yaparlardı

Şimdi yokmuşsun gibi yanından geçiyorlar
Dalını budağını baltayla kesiyorlar

Bu kadar ihanete neden hiç kızmıyorsun
Yoksa çok kızıyor da belli mi etmiyorsun

Bu küçük ölüm bana çok büyük dersler verir
Varlık anlam kazanır yokluk içinde erir

Ünal Kar


Misafir 6 Nisan 2007 17:07

Varsayım

Uzun kış geceleri, sen de beni ansaydın,
Kapı her çalınışta beni geldi sansaydın,
İçin için alevsiz, benim gibi yansaydın,
Her engeli aşarak, koşup sana gelirdim.

Uzaklardan sesimi bir kez bile duysaydın,
Yalvaran çağrılara, beklemeden uysaydın,
Hasret çeken kalbime ellerini koysaydın,
Yokluğunu untup, varlığında erirdim.

Bir gün evden çıkmayıp yapayalnız kalsaydın,
Senin için yazdığım şiirleri alsaydın,
Pencerenin önünde hülyalara dalsaydın,
Her engeli aşarak gelip seni sarardım.

Hayallerde olsa da hergün beni sorsaydın,
Beklemekten usanıp bir falcıya varsaydın,
Ümitsizlik içinde ondan beni sorsaydın,
Bulamasam izini dağda taşta arardım.

Umulmadık bir anda çıkıp bana gelseydin,
Şu perişan halimi gözlerinle görseydin,
Damlayan gözyaşımı yanağınla silseydin,
Göklere yükselerek uçtuğumu sanırdım.

O ipek saçlarına mor gülleri taksaydın,
Şu an yanımda olup gözlerime baksaydın,
Masamızın mumunu aşk oduyla yaksaydın,
Canıma canlar katan gül yüzüne kanardım.

İrfan Ünübol


DEsssT16 6 Nisan 2007 17:30

Sensiz İki Gün

Nere gizlendimse aşikâr oldum
Hedefte gördüler sensiz iki gün
Dertler avcı oldu, ben şikâr oldum
İnsafsız vurdular sensiz iki gün.

Gözlerde avcıya yaranmak hazzı
Zevkten dört köşeydi hepsinin ağzı
Üstüme atıldı yüzlerce tazı
Başımda durdular sensiz iki gün.

Ayağıma prangalar taktılar
Gözlerimi dağladılar yaktılar
İki koldan, bir alnımdan çaktılar
Çarmıha gerdiler sensiz iki gün.

Kâle almadılar dileklerimi
Yarasalar emdi iliklerimi
Bükülmez sandığın bileklerimi
Kırk yerden kırdılar sensiz iki gün.

Tenimle bin çeşit dert senli benli
Her yanım kan revan gör ki ne denli
İğneli, çivili, çatal dikenli
Tellere sardılar sensiz iki gün.

Her cevre göğsünü geren kalbime
Eyyub'un sabrına eren kalbime
Cennete sorgusuz giren kalbime
Sırrını sordular sensiz iki gün.

Eseni Efsanem olmasın kuşkun
Ecel âciz kaldı, Azrail şaşkın
Nihayet onlarda ölümsüz aşkın
Farkına vardılar sensiz iki gün.

Cemal Safi


Mystic@L 6 Nisan 2007 23:01

Aydın mısın

kilim gibi dokumada mutsuzluğu
Gidip gelen kara kuşlar havada
Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
Tabanında depremi kara güllelerin
Duymuyor musun

kaldır başını kan uykulardan
Böyle yürek böyle atardamar
Atmaz olsun
Ses ol ışık ol yumruk ol
Karayeller başına indirmeden çatını
Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
Alıp götürmeden büyük denizlere
Çabuk ol

Tam çağı işe başlamanın doğan günle
Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
Her satırında buram buram alınteri
Her sayfası günlük güneşlik
Utanma suçun tümü senin değil
Yırt otuzunda aldığın diplomayı
Alfabelik çocuk ol

Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol

Rıfat Ilgaz


Nephthys 6 Nisan 2007 23:26

Aldırma Reis


Sen içerdeyken ben
Sinemalara gittim
Bütün filmlerini seyrettim
O sevdiğimiz artistin
Sen içerdeyken ben
Vita kutularında çiçek yetiştirdim
Sokakta top oynadım çocuklarla
Ayakkabılarımı eskittim
Güneşe karşı durdum sabahları
Geceleri bir başıma yıldızları bekledim
Annenin gönlüne su serptim
Aldırma dedim aldırma
Bir şarkı söyle bir dilek tut herkes için
Bir ada rüzgarı gibi
Sürtünerek geç hayata
Bir sarmaşık gibi tutun
Ve değer ver hatıralara
Aldırma dedim
Sen annesin, aldırma
Sen içerdeyken ben
Kiramı ödedim pijamalarımı giydim
Haber bültenlerini izledim
Gazetelerden kupon kestim
Sen içerdeyken ben
Sigara içtim, öksürdüm
Otobüse bindim
Fotoğraflarımıza baktım
Acıyan yanlarımı körelttim
Deniz kıyısında yürüdüm
Manavdan soğan aldım
Yeni çıkan şarkıları dinledim
Kafeste beslediğimiz kuşu saldım
Islık çaldım
..........
..........

İbrahim Sadri


arwen 6 Nisan 2007 23:41

Bir başka canım yanıyor bu sefer
Ve ben yine koşuyorum sana
İstanbul kadar kalabalık
İstanbul kadar yapayalnızım annem…
Gözlerimin değdiği en uzak yerlere gitmek istiyorum.
Yorulmadan koşmak, sorgulanmadan uzaklaşmak..
Varsın dağıtsın saçlarımı rüzgâr
Kesecekmiş nefesimi, yoracakmış beni...
Umursamıyorum

Kelimelerim dökülüyor bir bir
Kuramıyorum cümlelerimi.
Beyoğlu tadında oluyor düşüncelerim
Ve alacakaranlıklı geçiyor günlerim.

Kirleniyor her gün hayallerim
Yağmur yağmıyor artık üzerimize
Değmiyor ayaklarım
Cana can katan toprağa…
Oysa umut manzaralı bir dünya bırakmıştın sen bana
Şimdi emanet ayaklarım mayınlara
Ten sahip çıkıyor
Binlerce kimliksiz kurşuna…

Ve çocuklarım ölüyor annem
Siyahı, beyazı…
Henüz yok çoğunun adları.
Engel olamıyorum kan kokusuna
Durduramıyorum bu kirli oyunları.

Bir uçurtma kuyruğuna takılmaktı tüm dileğim
Kırık zincirler arasında
Ufalanan bir özgürlüğe kayıyor yüreğim
Öylesine ıssız, öylesine çaresiz gözlerim…

Ne yapsam ne etsem olmuyor annem
Başkalaşıyor günbegün hallerim.
Anlatmak istedim sana
Sensiz geçen günlerimi,
Oysa sen bilirdin söylenmemiş sözlerimi
Okurdun ruhumu, anlardın kederimi.

Şimdi sesim çığlık olsa bile duyulmuyor,
Kitleniyor yüreğim sensiz atmıyor,
Güneş ısıtmıyor, yağmur ıslatmıyor
Ve inan bana annem kimse senin dokunduğun gibi dokunmuyor…


selda köse


Misafir 7 Nisan 2007 00:42

gövde yıkımı




hırçın hırs fırtınası
geçti aramızdan
savurup yakamızı
dağıtan

bakışların kasırga
bakışlarım talan
hoyrat sürgün
gözlerimizin
odalarına
dolan

dilsiz kelebek
sessiz arzu
dilek

içimizdeki aşk...

başka zamanlara
aşka yol
aladuran

biz ki; sevdalı
bir ağacın gövdesiydik
tam da çiçeğe durmuşken
kırılıp dalları kopan...


Sevinç YILDIZ


Mystic@L 7 Nisan 2007 01:51

Gücünüz varsa sizin
Sözcüğü tutuklayın.
Öğrenci, kitap, türkçe
En güzel kavramı dilimin
Özgürlüğü tutuklayın.

Ben ki düşünüyorum
Var olduğumdan beri
Silahlar bana dönük
Savaşlar sizin için
Gücünüz varsa artık
Usumu tutuklayın.

Açtı kendini, bir bayrak gibi işte
Ölümün üzerinde Hasan Tahsin...
Bu silah başka silah
Bu ölüm başka ölüm
Gücünüz varsa sizin
Ölümü tutuklayın.

Şükran Kurdakul


Misafir 7 Nisan 2007 02:15

L/anet






laden sürmüş falcı kadının sonsuza açılıyor kanlı gözbebekleri
layemut bakirelerin çığlıkları duyuluyor cennet ile cehennem arasında
laedri romanlardan intihalci kahramanlar fırlayıp sıkıyor boğazımı

lapa lapa çekirge yeşili kağıt dolarlarla karışık bir emperyalizm yağıyor

laforizmaları aşk şairlerinin tır tır tırmalıyor aynı kelimelerle kulaklarımı
lahuraki kumaştan ona aldığım giysiler kendiliğinden lime lime sökülüyor
larpadak ve ışık hızıyla ve üstelik gözümün önünde kendini lağvediyor aşk

liboral bir şeytan ile faşist bir cin hırıltılarla önümüzde çiftleşiyor görün!

lakayıt bakışlarıyla ezelden aç tarantulalar terimi içiyor bedenimden
lokma gözlü bol rimelli kadınların kalçalarındaki şehvet kimseyi kesmiyor
larvaları yatağımdan artezyen halinde fışkırıyor sömürgeci hayvanların

layenkati kapım çalınıyor, her açışımda bir kapitalist elini cebime sokuyor

lavanta kokularını çalıp global saçlı cadılara sürüyor bir iğrenç el
lenf bezlerimin içine dadanmış hain bir siyah oklu kirpi ağır ağır yürüyor
leşcil ağızları kanlı akbabalar kalkıyor siyah çocukların cansız gövdelerinden

lan bu nasıl ***** bir dünya, bunu da mı kimse görmüyor!



Fadıl Oktay


maipoem 7 Nisan 2007 02:28

SAVRULAN KÜLLERİ ÖMRÜMÜZÜN

Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm
Bulutların dağlara sessizce çöküşünü
Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci
Ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım
Çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya
Bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda
Harelenen sularda bir yanık kokusu
Ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi
Işık zamana bağlı zamansa onun
Kocaman gözleridir artık
Anladım tarih de yazılmaz
Bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün

Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
Deryalara savrulup çöllere düşş
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
Hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
Burkulan bir yürek miyim hep

Sesimde bir yanma bir kekrelik
Uzayıp giden bir çöl yalnızlığı
Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor
Sulanmamış çiçekler gibi kuruyor her şey
Her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
Gidip de gelmemek üzere bütün yüzler

Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi
Bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere
Yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı
Bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum
Savrulan küllerini ömrümüzün
Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum

Ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin
Ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor
Acılar dehşetli kinlendiriyor beni
Kabarıp duruyor içimde, kabarıp duran bir okyanus
Yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim
Yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında

Ahmet Telli


Misafir 7 Nisan 2007 03:29

Duygu zamana elçi...



Ani olur
erlerin ölümü
acımasızca geçer
zaman


ölüm
ömrün finali
terki diyar


gece çökünce
göğün karanlığında
erine suskun olur
kadın


özlemidir
ten kokusu


gece aşk
duygu zamana elçi


hadi
al götür seni...


taht kur
salına, salına yaşa


taptığın aşkı...
duyguların kadını...





Zeki Arlan...



P.u.S.u 7 Nisan 2007 03:49

A Benim Kardaşlarım

Dostum yok ya dostum, düşman arama!
Sağolası kardaşlarım var ya benim...
Melhem diye tuz ekerler yarama
Sağolası kardaşlarım var ya benim...

Menfaat, çıkar olunca şu konu
Kimi kep'i attı kimi şifonu
Ali Cengiz olur oynar oyunu
Sağolası kardaşlarım var ya benim...

Dursun desen de duramaz yerinde
Kırk tilki var her birinin cebinde
Hesap günü gelir çatar birinde
Sağolası kardaşlarım var ya benim...

Huri melek sandığım masum yüzler
Kimi kuyum kazar, kimisi düzler
Ayışığı kadar kâr etmez hiç sözler
Sağolası kardaşlarım var ya benim...

Böbürlenme Çağlari beş kardeşinle
Ne desen boş, ne desen boş nafile
Sağlığında tükürürler leşine
Sağolası kardaşlarım var ya benim...

Muammer Çalar (Aşık Çağlari)


NiliM 7 Nisan 2007 09:01

Mutlu Aşk Yoktur

İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur

Hayatı Bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur

Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur

Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur

Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da


Louis Aragon


Mystic@L 7 Nisan 2007 09:53

Ayrılık günü

Ben nice ayriliklar gordum omrumce
Kuslar gordum; kirilmis kolu, kanadi
Ayri dusmus sevdiginden kuslar gordum
Hic bir ayrilik bana bu kadar komadi

Ayriligin bir agridir vurur sakalarimda
Ve buyur gozlerimde bir okyanus kadar
Derinden ses verir icimde bir tel
Sonra, birdenbire kirilir, kopar

Yeryuzu cekilir altindan ayaklarimin
Gecer basima coken bir tavan gibi gokyuzu
Durmadan calinir kulaklarimda
Sarkilarin en huzunlusu

Seni alip uzaklara giden otobus
Benim uzerimden gecer hisimla
Devrilir, bakakalirim ardindan
Bir sel gibi akan gozyasimda...

Artik ne yapsam bos, teselliler faydasiz
Karanlik gitgide en derinlere ceker beni
Caresiz butun sokaklarinda bu sehrin
Boyle perisan beklerim donmeni

Dolasir birbirine yorgun ayaklarim
Ellerimi koyacak bir yer bulamam
Nereye gitsem en koyusu acilarin
Ne yana baksam, cildirtan bir aksam

Istesem ben bu omru, bu talihi istemem
Boyle durup durp senden ayrilmak varsa
Orada bir mezar kazilir benim icin
Ayriligin nerede baslarsa.

Ümit Yaşar Oğuzcan


NiliM 7 Nisan 2007 10:34

Yurtta Sulh Cihanda Sulh

Eh ne yapak hemşerim?
Yurtda sulh, Cihanda sulh!
Bulgar mı? Allah kerim.
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Aman ha aman aman,
Hiç boşuna ağlaman,
Bize umut bağlaman,
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Evet Bulgar domuzu,
Asıp kesiyor sizi.
Siz de anlayın bizi!
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

'Öyle deme be gardaş,
Baş kesiyor Bulgar baş...'
Ne yapalın arkadaş?
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Yunan da uzattı dil,
Tutturdu oniki mil.
Fakat önemli değil,
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

'Yahu yirminci asır,
Yamyamlar hür, Türk esir'
Yani bizde mi kusur?
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Şimdi desek Türk heder...
Elâlem Turancı der.
Neme lâzım birader.
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Özbeöz gardaşız be...
Bulgar vururken darbe,
Hala mı tövbe... tövde...
Yurtda sulh, Cihanda sulh!

Düşmüşsünüz denize,
Ârif ne yapsın size?
Atamız dedi bize,
Yurtda sulh, Cihanda sulh!


Ozan Arif


iblis1907 7 Nisan 2007 11:48

Can

Minicik ellerini ağzına götürdü, kırmızı bir ölüme büründü gece...
Yavaşça kaldırıp başını, kömür karası kuzguni gözleriyle sordu...
Baba ben ölecekmiyim!
Boğazım düğümlendi, konuşamadım.
Ona daha değil Can daha değil diyemedim.
Sen daha çok küçüksün, ölümü bilemezsin, sordu...
Baba ben ölecekmiyim!
Kelebeğin kaderi güzel doğup çabuk ölmekmiş, peki ya Canımın?
Kelebek misali yaşadı oysa daha yedi yaşındaydı, sordu...
Baba ben ölecekmiyim!
Rüyamda hep annemi görüyorum, beni çağırıyor, sonra birden kayboluyor.
Bende onun gibi toprak mı olacağım, sadece rüyalardamı yaşayacağım? sordu...
Baba ben ölecekmiyim!ü

Ali Hikmet


Misafir 7 Nisan 2007 12:26

Baharın Kokusu Var Teninde
Güne,
güzel başladım,
aklıma geldiğinde.
Baharın kokusu var
teninde...

Renklerin
cümbüşünü yaşıyorum seninle.
Dünyamı değiştirdin,
bir gecede...

Bulutlar dağılıyor,
sen gelince.
Neşe sevinç
coşku iç içe...

Dünyanın
en güzel erkeğini
yaşatıyorum yüreğimde...


İstanbul, Nisan 2004
Hülya Arısan


Mystic@L 7 Nisan 2007 12:43


Gözlerimde yaşlar kurudu akmaz,
Alemim karardı, güneşim doğmaz,
Gece çökse bile, yıldızım çıkmaz,
Sen yoksun ya, artık sabahım olmaz.

Canım gittiğin gün dünyam karardı,
Gözlerim kapandı, saçım ağardı,
Dizlerim kitlendi, gönlüm kapandı,
Yüreğim sadece sana bağlandı.

Yaşamak seninle güzelleşir di,
Umuda seninle gitmek sevinç ti,
Birlikte yaşamak ömre bedeldi,
Yoksun işte hayat kabire girdi.

Sabahım akşamım sen bir tanemsin,
Gecemde gündüzüm, can güneşimsin,
İçimde kaynayan lav ateşimsin,
Dön de gel papatyam, incen sevinsin.

Murat İnce


tikkymelike 7 Nisan 2007 12:48

Bekledim gelmedin

Seni aradı gözlerim
Yokluğunun hüznü düşmüş göz bebekleriyle
Bir ses işitmek için tetikteydi kulaklarım
Biri yandı biri söndü sigaraların
Bekledim gelmedin

Saat yirmi dördü vurduğunda
Radyoda günün son şarkısı
Bizim şarkımızdı
Ayrılıktan yana kaç şarkı varsa
Çaldılar bu gece hepsini
Nazire yapar gibi yokluğuna
Dinledim, ağladım, görmedin
Bekledim gelmedin

İHSAN TURHAN


Mystic@L 7 Nisan 2007 12:55

Daha Herşey Bitmedi

Pembe bir gurubun letâfeti
Hoş dokunuşlarla sıvazlar önce
Rehâvete sarınır bütün beden
Uzanır dimağın sükûnetle
Haz duyarak gevşer el ve ayaklar
Süzülür gözlerin, meyletmez bakışa
Toplanır günebakanlar, kapanır dışa
Kendiliğinden gelir yasaklar

Daha bu saadet hazmedilmeden
Batmış olur güneş, değişir renkler
Suyu kesilir zevk çeşmesinin
Işıkla beraber yavaş, usulca
Geri çekilir saadet ve haz
Hafifçe sallanırsın biraz
Bronz bir grilik buz keser önünde
Ürperirsin, üşümeye ramak kalır
Gözlerin tutunacak bir yer aramaktadır
Hangisi nedir? Kestiremezsin
Sağa-sola seğirtirsin kısa kısa
Hep tereddüt, hep çekince
Bitiyor dürtüsü aklından geçince
Zınk diye çakılır kalırsın

Birdenbire çöker üstüne gece
İliklerine sokulmaktadır karanlık
Bigâne olmaya kalksan bir anlık
Acı dürter zehir gibi
Bütün bedene yayılır da işkence
Hiç kımıldamadan put gibi durursun
Çaresizlikten kudurursun
Her taraftan siyah yağar, doldurur
Ve her şey bu siyahta kaybolur

Tam bitti artık zamanındayken
Serin bir yel gelip çarpar yüzüne
İncecik bir pırıltı titreşir önce
Yeniden uyanır yüreğin
Ağarma başlar doğudan azar azar
Gayrı ihtiyari de olsa, o yana dönünce
Şafak atar ufukta,
Şafak atar yürekte..
Ve en kılcal damarına kadar
Uzanır hayat yine, yeniden


Güneş serper ışıklarını cömertçe
Alır, dirilirsin
Tad olur, doyum olur, hırs olur
Suyun ışıltısını, kuşun kanat sesini
Tekerin gıcırtısını, menekşenin rengini
Her şeyi, herşeyi kucaklar, gerilirsin
Dinamik bir patlamaya can atarcasına
Azmine biraz da şevk katarcasına
Canlılık büyür alabildiğine
Gerekenlere verilirsin
Ve bilinmez bu ne kadar sürer
Bir de bakarsın uzun uzun olmuş gölgeler
Boşalmış bir çuvalcasına
Yerlere serilirsin..
Daha her şey bitmemiştir halbuki,
Daha her şey bitmedi! ..

Hünkar Dağlı


P.u.S.u 7 Nisan 2007 12:59

HAKKINI VERMEYE GELDİM




Üstünde yaşadığım bu toprakların
Sayısız şehit analarının
Feryadıyla yürek yakan çığlıklarının
Anlamını bulmaya geldim

Geçmiş zaferleri kutlamaya değil
Yeni zaferler yazmaya geldim
Yıllar öndeki şehitlerle övünerek
Bende şehit olmaya geldim

Avrupanın arkadan bakmaya değil
Onları bana hayran bırakmaya geldim
Laf ta söz de medeniyete değil
Medeniyeti yaşayarak öğretmeye geldim

Önümde ki bendlere saldırmaya değil
O bendleri yıkmaya geldim
Üstünde yaşadığım şeref dolu toprağın
Borcunu ödemeye geldim

Bendeki bu aşkın bu onurun
içimdeki yüce gururun
Tükenmeyen azim dolu ruhun
Hakkını vermeye geldim

CİHAD İNCE


BARIŞ 7 Nisan 2007 14:24

http://img440.imageshack.us/img440/6003/turkbayragiia4.jpg

YOZLAŞAN DİLİM

"Yes" diyoruz "EVET" varken
"Ok" diyoruz dilimiz sırtından MIZRAK yerken
Tam kopacak çevrimdışı olacak derken
"Güle Güle" değil de "Bye" demek geliyor içimizden!


"Lem,defe,lan,lun,olucas,etces,yapcas"
Yavaş yavaş dil oluyor ayaklar altında sefil bir paspas,
Onu "sop",sizi "cop",diğerini "mod",seni de "top" yapcas,
Türk Evladı görmüyor musun başında kurulu kumpas var kumpas!


"Oke doke moke soke yoke duble ve (w)"
Sorarsak bahane hazır ; "e napalım alışmışız bir kere"
Sen vur...sen devam et vur bu aziz dili yerden yere
Sağımız solumuz olmuş sözde aydın kertenkele.
Ey Türk sen de "Ewet" dedin ya o zaman Dünya çarkından çıkmıştır bir kere


Entel oluyormuş kimisi "egzecere etmek" deyince,
"Kuul" olurmuş meğersem gençlik kırk yıllık donu "kapri" edince,
Kelimeler yozlaşıyor,ağız dönüyor,"Türkçe" uyuyor bu,bu nasıl bir dönence,
Biz eminiz bu hatalar görülecek...Amma,Amma iş işten çoktan geçince...

TÜRK niçki kullanan birinden alıntıdır


Misafir 7 Nisan 2007 15:35

Hasret Sokaklarında

Bir ıslığın ahenginde döner duygular,
Dalar gidersin uzaklara.
Bir martı kanadıyla akşam olur,
Bir meyhanede sabahlarsın,
Yüreğine yerleşir kalır acılar.

Gözlerin yağmurlarla dolar,
Ellerin cebinde düşersin yollara.
Seni uzak gecelerin birinde unutur,
Birinde soluk bir resimle hatırlar.

Sigara dumanlarında şekillenir kahırla,
Çaresizliğine içerlersin.
Ağlarsın, ağlarsın...
Seni deli sanırlar.



Ahmet Beltekin


Misafir 7 Nisan 2007 15:43

Yaşanmamış Yıllar

Ben beni kendi içimde
Bilmem arasam bulur muyum
Yaşanmamış genç yıllarımı
Ve sebebini suskunluğumun

Buluşsam orada kendimle
Ve yaratsam ellerimle
Küçük bir sırça köşk misali
Dostlarımla benim evrenimde

Boş yere değil yok inanmam
Koşarım yine ardından
Bulsam da olur bulmasam da
Bu ümit beni bil yaşatan

Boş yere değil yok inanmam
Koşarım yine ardından
Bulsam da olur bulmasam da
Bu ümit beni bil, bil yaşatan

Cesaretim olur o zaman
Düşünmeye içtenlikle
Açık seçik ve hiç korkmadan
Sonuna dek dürüst ve sevgiyle

Boş yere değil yok inanmam
Koşarım yine ardından
Bulsam da olur bulmasam da
Bu ümit beni bil yaşatan

Boş yere değil yok inanmam
Koşarım yine ardından
Bulsam da olur bulmasam da
Bu ümit beni bil, bil yaşatan
Sezen Aksu


Guest_ASU 7 Nisan 2007 16:26

Sevenlere Tavsiyem

Seviyorsan uzak dur sarma sarmaşık gibi
Sıkarsan bilesinki bu sevgi rağbet görmez
Her yerde karşısına kıskanç bir aşık gibi
Çıkarsan bilesinki, bu sevgi uzun sürmez

Çok seviyorum diye takılırsan peşine
Taşlar bile dayanmaz bu sevda ateşine
Durmadan araştırıp, şüpheyle her işine
Bakarsan bilesinki, bu sevgi meyva vermez

Ellerini ovarsın, yetinmezsen azından
Ancak bir moloz çıkar bu sevda enkazından
Kabalığa yeltenip, eğer onun nazından
Bıkarsan, bilesinki bu sevgi kalbe girmez

Sevenler sevdiğine, nezakette buluna
Eğer nazik değilsen, artık bas git yoluna
Belki kıskanır diye başkasını koluna
Takarsan bilesinki, bu sevgi kanat germez

Az olsun ziyaretin değerlendir anını
Yürekten seviyorsan, göster hüsn-ü zanını
Üzgünsün diye sen de eğer onun canını
Yakarsan bilesinki, bu sevgi hamdır ermez

Mikdat Bal


Nephthys 7 Nisan 2007 16:29

Sevi`ye Özlem…


seni benim kadar hiç seven oldu mu
hangi kül tablasına yazıldı ismin
sonuna kadar içilmiş hasret
acı bir tat bırakırken dudağa

hangi gök yazdı ismini bulutlara
tek tek /satır satır / dolu dolu
hangi sevda döküldü
sırılsıklam saçaklardan
bir yaşam /damlayan su

hangi eller sardı seni
benden yasak
işledi matemini
kaç dudak mühürledi kendini
susmak için ismini
kaç basamak çıktı
kendinden izler bırakarak
söyle ey sevgili
kac gönül yanginlarda kül oldu
benim gibi
seve seve öpüp koklayarak uğurlarken seni

gitme
ne olursun
çıkar yüzünden maskeyi
sen
sen gibi
sev beni
rüzgarın nefesi
yağmurun sesi
gönlümün efendisi
toprağım ol
gülümse...



Fulya Çelikbilek


Guest_ASU 7 Nisan 2007 16:32

Çılgın Aşık

Sevgi nedir bilmeyen,ama aşığım diyebilen birini düşünün,
Hayal ettiği,kör ümitlere,körü körüne bağlanan,bir aşık,
Aydınlık,güzel günlerin,ve güzel gözlerinin hatırına,
Hayatını heder etmiş,aşk nedir bilmeyen bir aşık.

Gecenin kör karanlığını dost bilmiş,karanlıktan korkmayan,
Aşkını kör karanlığın,kör kuyusunda arayan,
Yüzme bilmeyen ama aşkın deryasına dalan,
Boğulmaktan korkmayan,çılgın bir aşık..

Akşam olur,hazin duygular kaplar bedenini,gözleri fersiz
Bir elinde sigara,bir elinde tespih,aşkını mırıldanır sessiz,
Islak kaldırımlarda,yağmur altında titremeyi,aşk sanan bir aşık,
Aşkını yağan yağmurda,ıslak kaldırımlarda arayan,çılgın bir aşık…




Murat Avcu


Nephthys 7 Nisan 2007 16:34

GİDİYORUM....


Ben de yaşadım işte
Yaşadım nice günler
Ha acı ha tatlı ne farkeder
Yaşadım işte
Yüreğimde yığınla keder

Ben de gördüm işte
Gördüm dünya gözüyle
Mevsimleri yazıyla güzüyle
Gördüm işte
Ne varsa görülmeye değer

Şimdi gidiyorum işte
Gidiyorum her canın gittiği yere
Bir mahşerden başka bir mahşere
Gidiyorum işte
Hüznüm günahlarımdan beter


Aşkın Çağlar


NiliM 7 Nisan 2007 16:42

Hicrannâme

Aynalarda seni hissediyorum,
Hayal ırmağının çağıltısında
Umutların mecnun parıltısında
Rüyalarda seni hissediyorum...

Ey dost en güzelin nakışındasın,
Nurun karanlığa akışındasın,
Bir denizin şehlâ bakışındasın
Dalgalarda seni hissediyorum...

Şûledar eyleyip sundun elini,
Tayfuna çevirdin sevda yelini,
Tutuşturdun yüreğimin külünü,
Nevalarda seni hissediyorum...

Yürürken gecenin kalbine doğru,
Gönlümden beynime vuruyor ağrı,
Yalnızlık bir çöldür, ayrılık uğru,
Tenhalarda seni hissediyorum...

Akşamın renginde ay ışığında,
Bir gül yaprağının kırışığında,
Bulutta, yağmurda, gökkuşağında,
Semalarda seni hissediyorum...

Hüzün gözlerinden ruhuma düşer,
İçim acılarla yoğrulur pişer,
Ey hicran yıldızı ahsen-i beşer,
Dualarda seni hissediyorum.


Nurullah Genç


Misafir 7 Nisan 2007 16:44

Varsayım

Uzun kış geceleri, sen de beni ansaydın,
Kapı her çalınışta beni geldi sansaydın,
İçin için alevsiz, benim gibi yansaydın,
Her engeli aşarak, koşup sana gelirdim.

Uzaklardan sesimi bir kez bile duysaydın,
Yalvaran çağrılara, beklemeden uysaydın,
Hasret çeken kalbime ellerini koysaydın,
Yokluğunu untup, varlığında erirdim.

Bir gün evden çıkmayıp yapayalnız kalsaydın,
Senin için yazdığım şiirleri alsaydın,
Pencerenin önünde hülyalara dalsaydın,
Her engeli aşarak gelip seni sarardım.

Hayallerde olsa da hergün beni sorsaydın,
Beklemekten usanıp bir falcıya varsaydın,
Ümitsizlik içinde ondan beni sorsaydın,
Bulamasam izini dağda taşta arardım.

Umulmadık bir anda çıkıp bana gelseydin,
Şu perişan halimi gözlerinle görseydin,
Damlayan gözyaşımı yanağınla silseydin,
Göklere yükselerek uçtuğumu sanırdım.

O ipek saçlarına mor gülleri taksaydın,
Şu an yanımda olup gözlerime baksaydın,
Masamızın mumunu aşk oduyla yaksaydın,
Canıma canlar katan gül yüzüne kanardım.



İrfan Ünübol


Guest_ASU 7 Nisan 2007 16:47

SENİ ARIYORUM

Bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım
Sensizliğin köşe başındayım
Avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar
Avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum
Bütün umutsuzluğuma inat
Yine seni arıyorum...


Dudaklarımda bildiğin o ıslık
Sokak lambalarına sığınıyorum

Hafiften bir yağmur ağlıyor benimle
Bir deli rüzgar saçlarımda
Yalnızlıktan üşüyorum
Bulamayacağımı bilebile
Yine seni arıyorum...


Anlatacak nelerim var bir bilsen
İçimde ihtilaller kopmuş
Kendime sürgüne verdim
Mutluluğum çoktan iflas etmiş
İtiraza hakkım yok biliyorum
Beni savunmak sana düştü
Seni arıyorum...

Yarım kalmış şiirlerim gibisin
Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda

Öylesine eksiğim sensiz
Öylesine sahipsiz

İşte bütün umutlara havlu attım gidiyorum
İçinde geç kalmışlığın çaresizliği
Çocuklar gibi ağlıyorum
Ve gel görki her damla gözyaşımda

Yine seni arıyorum..

Ahmet Selçuk İlhan


kambis 7 Nisan 2007 16:54

SEVİNCE İNSAN

Toprak gibidir sevince insan,
Bağrında, sırtında, yüreğinde
Taşır sevdiklerini.
Yükünden SIKILMAZ,
Taşımaktan bıkmaz.


Toprak misali;
Gün güne güzelleşir,
Renk cünbüşüne döner alemi,
Doyamaz sevdiklerine...

Toprağa benzer insan,
Kuruyuverir sulanmayınca,
Sonbaharın sarılığına
Bürünüverir için için...
Umutlarla kışı geçirip,
Baharı bekler sabırla...

Sevince insan;
Sevilip, okşanıp
Okşayıp sevmek ister.
Boy salıp, renklere, meyvelere
Bürünmek ister,
TOPRAK gibi...

Toprak kokar sevince,
Sevilince İNSAN.
Soğuk pınarları,
Engin denizleri,
Yemyeşil ormanları,
Binbir çesit çiçekleri,
KISACA;
Doğayı yaşatır varlığı.

Susuzluğa boyun eğip,
Yeşillere bürünemeyince,
Sert kayalara meydan okur
DUYGULARIYLA,
Kaybolan TOPRAK gibi...

Çaresizliğin duvarlarına
Çarpa Çarpa,
Yok olur sonunda İNSAN,
Tıpkı TOPRAK gibi...

Sev seni seveni,
Dememişler boşuna inan ki!
Şükran Günay


NiliM 7 Nisan 2007 16:58


Sabahın İlk Işıkları

Bir kadın
Tarla yolunda
Sırtında bebesi
Elinde çapa
Ne güzel bir anne

Senin annen
Veya benim annem gibi
Bir anne.

Bir bebe ağaç gölgesinde
Diğeri daldaki salıncakta
Orak biçiyor bir kadın
Ne güzel bir anne

Bir bebe yanında uyuyor
Diğeri dizlerinde
Elinde örgüsü
Saat gecenin on ikisi
Bir kadın Uykusuz
Ne güzel bir anne

Bir bebe uykuda
Bir bebe peşinde
Koyun sağıyor bir kadın
sabahın ilk ışıkları
yeni ulaşmış evlere
Ne güzel bir anne
Çilesi çocukları için.


Hamdi Oruç


Nephthys 7 Nisan 2007 17:41

İstersen Hiç Başlamasın

İstersen hiç başlamasın
Bu hikaye eksik kalsın
Onca yaraların ardından
Yeni bir aşk yaratamazsın

Örselenmiş bir çocukluk
İşte benim bütün hikayem
Kaç sevda geçse de yüreğimden
Bu yıkıntıları onaramazsın


Murathan Mungan



DEsssT16 7 Nisan 2007 21:08

Deniz kızı
Yokluğunun katili bir çocuk başımda,
Deniz, sana örülmüş zindanların kapısı.
Kan çanağına dönmüş gözlerim
Şimdi tuzlu bir suyla yıkanıyor musalla taşında.
Kefenimdeki sökük kadar gizlisin,
Tabutumdaki sessizlik kadar uzaksın bana.
Biliyorum gelmeyeceksin cenazeme,
Meleklere suçüstü yakalandım seni ararken gözlerimde.
Gidiyorum şimdi,
Ben omuzlar üstündeyim sense denizin koynunda.
Aramalı mıyım seni bir balıkçı edasıyla
Yoksa sonsuzluğa yelken mi açmalıyım?
Hadi söyle! her zaman peşinden koşamam.
Son kez dön desem, çok şey mi istemiş olurum senden?
Yanıyorum denizin dalgalı ve hırçın yüzünde,
Günbatımı kadar yorgun atıyor yüreğim.
Martı çığlıkları seni çağırıyor
Melekler beni götürmek için geliyor.
Sen deniz kızı!
Hiç olmadığın kadar güzel
Bütün kızlar kadar kibirli
İçimdeki nefret kadar temizsin.
Bir neyzen son kez senin için ağlatıyor neyi,
Paslanan sevgimizi bir demirci yeniden dövüyor.
Söyledim ressama, beni yokluğa çiziyor.
Bu kez olmayacaksın yanımda
Çünkü gideceğim yer
Yalnızların adresi.
Şimdi, tebessümlü bir gülümsemeyle
En masum yolculuğa çıkıyorum.
Denizden uzaklara
Sensizliğin toprağına gömülüyorum.
Adem Eyüpoğlu


maipoem 7 Nisan 2007 21:38

MİSAFİR

Sana bakarak
bütün yüzleri unutmak
kendimden
ve arapsaçı olmus
bir sürü
hikâyeden bıkarak
sana misafir geliyorum
denizlerin sesi içinde
ve gündüz güneslerinde
sasırmıs
sana misafir geliyorum
biraz daha uykuya yakın
biraz daha dalgın
biraz daha baska seylerden uzak!


Asaf Halet Çelebi


Misafir 7 Nisan 2007 21:56

Aç Gözlerini

En sevdiğin elbiseni giydim
Bu gece kokunu sürdüm
Solgun yüzünü okşadım
Sessizce saçlarından öptüm
Yazdığın mektupları okudum
Kana kana su içer gibi
Plaklarını çaldım ah!
En çok o şarkıda özledim seni.

Issızlık kapıyı çaldı, açmaya korktum
gece yarısı
Şehir uykuya daldı, baktım dışarıya
katran karası
Rüzgar telaşla kokunu getirdi bana
aldım koynuma
Buseni hafızamdan koparıp
iliştirdim dudaklarıma
Üşüdüm karanlıkta
Tenine dokundum hissetsin diye
Aç gözlerini

Erguvanlarına su verdim
İçerken benimle konuştular
Yastığını okşadım, kokladım
Anılar uçuştular
Soluğun saçlarımı yaladı sanki yine
bir meltem gibi
Teninin kokusu karıştı kokuma
Yakıştılar

Boğuldum karanlıkta
Yanı başımdasın benden çok
uzaklarda
Ellerimi tut dokun bana
Aç gözlerini.

Attım kendimi caddelere
Yeşil ceketin sardı beni
Yürüdüm üstüne karanlığın korkusuz
Tuttum ellerini.


Can Dündar



Saat: 17:51

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık