![]() |
Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı? Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, malmı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah, hançer mı olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı? Victor Hugo |
ÇIĞLIK Bir adamı öldürmenin tam sırası kurşunlarla Çocuğunu öpüp kapıya çıktığında Ey kanatılmış çiğnenmiş bahar günü Birden bir çığlıkla kapatır yüzünü Ezik bir gül gibi çığlık, yitik bir umut gibi Boğmak boğma bir telle bir insan olmanın sevincini Kederli yağmur, usulca düşen akşama Çığlık. Bir çocuk yüzü. Dayalı cama... ATAOL BEHRAMOĞLU |
Gurbette Gül Olmak Hayat dediğin, doğum ile ölüm arasındaki yoldur Diyar-ı gurbette hasret ve çile çekmek çok zordur Gül olmak, hem de gurbette gül olmak ne zordur Hele/hele bülbüle hasret kalmak, daha da zordur Diyar-ı gurbette gülün derdi, çilesi bol mu boldur Gurbette gül olmak; için için yanan bir ak kordur Gurbet yolu ince uzun ta Fizan’a giden bir yoldur Gurbette hasret, özlem, çile çekmek çook zordur Gurbette hem gül, hem de abla olma ne zordur Bir de ağabey rolünü üslenmek, daha da zordur Hasretten kavrulursun tuzlu Çorum leblebisi gibi Belleğindeki duygularla, savrulursun selvi misali Gurbette sarayda da olsan memleket gözünde tüter En âlâ yemeği yesen, memleketinki burnunda tüter Aldığın haberle ya belin bükülür, ya da yüzün güler Bundandır bülbül altın kafeste dahi olsa, dertli öter Diyar-ı gurbette gül derdini, varsa bülbülüne döker Hele bir de Leyla’sını yitirmişse; o an ah, vah çeker Daha gençliğine doyamadan, için, için eriyip çöker Gül, belki de Bayram’ı şöyle der; yazma artık yeter Gurbet öyle acı ve acımasızdır ki; ölümden de beter Vatanındaki tüm sevdiklerinin özlemi burnunda tüter Zaten gurbette ayrılık acısı dert olarak yeter de artar Gurbette gün geçtikçe her şeyin özlemi arttıkça artar Gurbette bir gayen için bulunuyorsan o an sevabın artar Hastalığa/musibete karşı sabır gösterirsen derecen artar Şikayetçi olmaz da sabır gösterirsen hicret sevabın artar Eğer, dost ve akrabayla alakayı kesmezsen duacın artar B. Tunca/09.09.2001.9.55 Bayram Tunca |
SENDEN ALDIĞIM BİR HABER Senden aldığım bir haber, Sızlattı sol yanımı. Seslensem duyarmısın? Sana olan figanımı. Sürgün rüzgarlarla gönderdim, Aldın mı selamımı? Yüreğimdeki o kuytu, Bekliyor azadını. Senden aldığım bir haber, Ömrüme ömür kattı. Seviyorum sözcüğü, Ne kadar anlamlı,ne kadar berraktı. Seni görmediğim günler, Senin olmadığın aylar, Ayrı yaşadığımız yıllar, Ömrümden hep uzaktı. Senden aldığım bir haber, Gözlerimi yaşarttı. Övgü doluydu sözlerin, Beni yine şımarttı. Yürek atışımın mimarı, Gönül sarayımın sultanı Sevdim diyordu yürekten, En inceden,en derinden. Senden aldığım bir haber, Beni göklere uçurdu. Belki diyordu,belki bir gün, Kavuşma anı yaşanacak, Durulacak içimde fırtınalar, Yalnızlıklar son bulacak. Sahipsiz gözyaşlarımın, Artık sahibi olacak. GÜL ÖZLEM |
ZAVALL B. BRECH Ben Bertolt Brecht kara ormanlardan geliyorum Anamın karnındaydım daha Kentlere taşıdığında beni Ölünceye dek kalacak bende ormanların soğuğu Asfalt kentte evimdeyim der demez Son gereçler elimin altında Gazeteler tütün içki Çekingen tembel her neyse memnun İyi geçinirim insanlarla başımda Töreleri gereğince melon bir şapka Tuhaf bir kokuları var bu hayvanların derim Aldırma derim ben de onlardanım Sabahleyin yanımda birkaç kadın Sallantılı-koltuklarımda otururum Bakarım onlara kuşkusuz derim ki Bayanlar güvenmeyin bana sakın Geceleyin erkekleri toplarım çevreme Nasılsınız beyefendi teşekkür ederim beyefendi beyefendi aşağı beyefendi yukarı Ayaklarını uzatırlar masalarımın üstüne İyi olacak işler derler bense Sormam onlara ne zaman Tan ağarırken çamlar işler ortalığa Başlar cıvıldamağa kuşlar pireler içinde İşte o zaman boşaltırım kadehimi kentte atarım İzmaritimi uyurum kaygılı boğunlutu Biz soysuzlar kapandık kaldık Yıkılmaz sandığımız evlere (Manhattan adasında yüksek yapıları da bu amaçla kurduk Kurduk Atlantık üzerinde söyleşen ince antenleri de) Yel üfürüp su götürecek bu kentleri Seviçli kılıyor ev yiyiciyi yiyici boşaltmak istiyor onu Biliyorum biz geçici olduğumuzu Adam sen de sözümüz bile edilmeğe değmez Yer salsıldığı gün Virjinya'larını bırakmıyacağımı onları acı bulamayacağımı umarım Ben Bertolt Brecht asfalt kentlerde çuvallamış Eskiden kara ormanlardan gelmişim anamın karnında DUVARA TEBEŞİRLE YAZILAN "Savaş istiyoruz!" En önce vuruldu Bunu yazan. KARDEŞİM BİR PİLOTTU Bir pilottu kardeşim. Güzel bir günde emri geldi. Hazır etti çantasını, güneye doğru koyuldu yola. Bir fatihti kardeşim. Yerimiz yoktu yaşamaya. Topraklar ele geçirmekti öteden beri hayalimiz. Kardeşimin fethettiği yer şimdi Guadarrama dağlarında. Boyu tam bir seksen, derinliği bir elli. BERTOLT BRECHT |
Cankuşum Seninle bir bütündük geçmişte kaldı o güzel günler. Bana sarıldığında Dünyayı yerinden oynatacak Gücü bulurdum kendimde Bakardın çakmak çakmak Geceyi aydınlatan mum misali Gözlerinle İçimde fırtınalar kopardı. Seni seviyorum dediğinde Tüm fizik kanunlarını Hiçe sayardı bu beden Ayaklarım yerden kesilirdi. Şimdi ne oldu da Sen bir yanda ben bir yanda Böyle can çekişiyor bu aşk Hala ihtiyacım var sana Güneşin aya Toprağın suya ihtiyacı olduğu gibi Cankuşum yanımda ol yine Uyandır beni bu kabustan Uyandır ki örnek olan bu sevgi yaşansın daima. Senin cankuşun artık uçamıyor Kanatları kırık sabırla dönmeni bekliyor. tekrar uçmak istiyor Gittiği yerlere sevgi götürmek istiyor. Bu sevinci herkesle paylaşmak istiyor. Hatice Eser |
Senin de yüreğin titredi mi? Günlerdir görmediğim sevgili! Hasret seni de yiyip bitirdi mi? Aklımdan bir an bile çıkmayan sevgili! Uzadı mı gecelerin? Yıllara döndü mü senin de kara saatlerin? Hikâyeler uydurdun mu sen de, Avutmak için kendini? Yoldan geçenlere benzettin mi sen de beni? Bu zamansız ayrılık kavurdu mu yüreğini? Söylesene! Öyle bomboş bakmasana hadi! Sen de delicesine sevdin mi beni? Beni görmezden gelip, Yanımdan öylece geçen, Hayalet sevgili... melike yurtsever |
İz acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma, orada o yolda çekmiştim ruhumu patlatan fitili benden savrulan parçalar kurusa da, izleri var hala yolun kenarında. izini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı vakit geniştir, ufuk sandığından daha yakın acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun, ustası olacaksın içine gerdiğin ttellerin hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin. ne zamandı bilmiyorum. yaşadıklarından sana kalan tortu, seni olduğun yere çakan, olduğun yerde fırtına koparan korku. kendi sarmalında döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun. şimdi, acının ormanından geçiyorsun her şey bir daha kanasa da ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben geç meleğim, senin de şarkıarın olsun içindeki telleri titreten. Birhan Keskin |
Isıtan ışığımsın, inadına sevdam bitmeyen kavgam gitme gönlümün güneşi bir bozkır ıssızlığı gibi bu şehrin karanlık sokaklarında bırakıp gitme beni gitme közüm, gitme korum, gitme gözüm... Gidersen üstüme yıkılır bu şehir hüzün sarar sokakları hep kahır renginde gelir akşamlar gözlerim üşür yüreğim üşür ıssız bir kıyıda öksüz kalır ömrüm solgun bir gül gibi susarım belki gitme iki gözüm, gitme canözüm, öksüzüm Gidersen gazel döker bahçeler kırılır dalları sevincin hicran yağar göklerden yağmur yerine gelincikler gibi boynum bükülü kalır hicran boylarında, sarılıp düşlere her gece öksüz alıp yanızlığımı yanıma dağlara çıkarım ellerin yağmur sıcağı senin gözlerin düğün çiçeği dudağın gelincik bakışın ay vurup ömrümün göçmen kuşlarını hançerleyip kalbimi gitme gitme canışığım, sevdayüküm, gönül kervanım... Gitme sevdamsın gitme duman olur ağarım sokaklara incecik bir yağmur olur yağarım belki uyku tutmaz geceleri uzak yıldızlara takılır kalır gözlerim kaybolup giderim bu kalabalık şehirde gitme delikızım, yüreksızım, canyıldızım gitme Gitme gönlümün nazlısı bakışlarımı bir boşluğa ilmikleyip sonsuz kederimle başbaşa bırakıp gitme gitme çöl olur bağrım, gitme ölüm olur kahrım bir yaprak gibi kurur gider ömrüm rüzgarda aysız, güneşsiz kalırım, susuz, havasız gitme ölürüm Gitme gece gözlüm, gitme öksüzüm gidersen bu şehir sensiz kalır seni ararım bütün duraklarda bütün sokaklarda seni ağlarım gitme anılara kar yağar dört mevsim ayaz olur dört mevsim sonbahar olur gitme ey yar ağlatma beni hasret kapılarında bükme boynumu öyle garip üşürüm, donarım her gece sokaklarda Gitme yüreğimin sızısı gitme alnımın yazısı, gönlümün nazlısı gitme duman olur, tufan olur, ah olur kuşlarda çekip gider bu şehirde ne güneş doğar, ne sabah olur her saniye bir can verir ömrüm ölürüm sevda kapılarında ölürüm gitme gitme nuri can |
GÖZLERİNDE DURULUŞUM sevgim senin eksilmez parçan unutma yitirilmişlikler yitir eksilmelerinde ayrılıklar birleştirir uzaklıkları canım yabancı diyarlarda hep ufkuna konayım sevmenin sıcaklığı ısıtsın seni tüm üşümelerinde tut gözlerinde yakaladığım acemi kelebekleri kuş gagasında taşıdım sana sevinçleri yalnızlıklarda biriktirdiğim aç mavi gökyüzünü öpüşlerine sevgiler kaldıran kartal olayım unutma ilk heyecan genç yüreğimde ellerin kelepçe ellerim erken açan çiçek bakışlarına vurulmuşum bak gözlerime gözlerinde durulmuşum Yusuf Altunel |
| Saat: 23:59 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık