![]() |
İğrenmek- Sevmek Farkı Bir serçe böcek yakaladığı zaman kendisini dünyanın en mutlusu sanır Çünkü zannederki bundan daha güzel yiyecek olamaz diye, Oysa bir güvercin iğrenir o yemden. Biz insanız, insanda bazen mutluluğu kendisi yaratır Hemde çok defa tam da Bir diğerinin cehennem ettiği, iğrendiği yerde. Bizde iç değerlerimizden bir şeyler kaybetmeyelim. Ne kadar geçmişe bağlı olsakda , iğrenmeden yaşamayı öğrenelim, İğrenmeden sevelim........ Dünya bir akımdır,sürükler veya batırır bizi Bizler bu akımda yüzüyoruz, yönetmiyoruz. Horoz ötünce güneş doğmaz,güneş doğunca horoz öter. Kör olan göremez tanrının kıvılcımlarını,sinyallerini.... Birbirimizi süzgeçten geçirip cüruf olarak görmeden Kendimizi beğenmişlik denizinde boğmadan Her insanda bir renk olduğunu anlayarak.............. Bunu ancak gözlemleyen anlar vede hiç şaşırmaz mesela, Karnı tok olan , aç beynin felsefesini çözemez Sen aç kalırsan yahut o doyarsa anlarsın felsefesini....... En iyisi şöyle düşünmeli bin yıllık çınar yaşadıda, bir günlük böcek yaşamadımı. Bizde kısa yaşamımızda kendimiz dışında bir canlıyı sevelim Bu kedide olsa, köpekde, çoçukda,kendi evimizdeki bir yapma bir çicek olsa bile....... Ama sevelim Kendimiz dışında birini iğrenmeden |
İhanetin Kalmasaydı Bari Bakışların vardı ; Beni alıp götüren, Baktıkça,derinliğinde yüzdüren. Bakışlarını severdim, Bakışların kalsaydı bari.. Sözlerin vardı ; Sessizliğimi bölen, Söyledikçe,sonsuzluğunda eriten. Sözlerini severdim, Sözlerin kalsaydı bari.. Gülüşün vardı ; Gönlüme giren, Gülümsedikçe,gölgesinde dinlendiren. Gülüşünü severdim, Gülüşün kalsaydı bari.. İhanetin vardı ; İnsanlıktan bezdiren, İhanet ettikçe,iliklerime işleyen, İhanetini hiç sevmedim ki, İhanetin kalmasaydı bari.. |
Dilindeki ve Aklındaki Dehliz dilindeki ve aklındaki dehliz her şey usul usul bir yolculuktu, ne zaman kırılan bir dal gibi içimi ürpertse vardığın vahalar... ve akşamlar sohbetlerle aydınlandığında, karanlık suya düşen bir nergis kendini bir yolculuğa bırakırdı dilinin peşi sıra denizlere açılarak; acının diliyle yoğrulurmuş hayat ve sonra her şey yıkılırmış dilin yanlış bir oynayışıyla, anladım. lanetlerden kurduğum bu kemirgen hayat, bir gündüzün kendini yavaş yavaş yosunlanan bir anıya bırakmasıyla, sırıtan bir zamana dönüştü, yaktığın çıralar bir bir kendine ışık verirken; beyhude bir bekleyişmiş gölgenin eksik bir zamanı tamamlaması. son düğüm hep en sert atılanıymış son yağmurlar en ıslatanı, akşamlar en karanlığı ve sözler bir dilin yalnızlığında daha da acıtırmış zamanı, anladım. ama dil hayatı nasıl heder edermiş bahçelerden geçerken ve nasıl bir yolculukmuş yalnızlık herkesin kıyısında yaşadığı; âh o unutuş... anlamıyorum. bu karanlık gider mi ki kendi başına. artık acımayacak kalbim bilesin, zamana su serptim, yüzüne tuz ektim, dağladım sözlerini çünkü; bilesin. akşamlar artık sadece irinli bir sargı, sözlerini saklayan ve gözlerindeki tedirginlik artık yakmıyor içimi, kanıyorum durmadan akşam üstleri, bilesin. dostluklar akşamları otururmuş insanın yüreğine ve yine akşamları bozulurmuş yakılan ateşlerin etrafındaki taşlar; gözlerinden öpüyorum, isterim ki dilimi yakmayasın ve unutmayasın akşamları hangi nehirlerin deltalara aktığını; bırakarak kendini, gözlerini yutacak dilinin ve aklının dehlizlerine. |
İki Gözüm Dayan İki Gözüm Acılarımı çöllere bir bıraksam Ölüm kokan yatağımda Rüzgarda yerimden delicesine fırlasam Ateşte açan çiçekleriyle dolduracağım eteğini Ve yıldızlarla parlatacağım gözbebeğini Sensizlikte Gözyaşım Aras gibi bulanık akar Acılarını bir anlatsam Kızılırmak' a Benimle her gece sana ağlar Ve içim hep sana için için sızlar Dayan İki Gözüm Hatırlar mısın? Çıplak ayağımda denize değmemişti ayaklarım demiştin Üç düğmeli kefeni üzerimden bir çıkarsam Umutlarınla kırlarda delicesine bir koşsam Avuçlarımda denizleri bırakacağım kıyına Koynumda sakladığım Meltem kokulu baharları bırakacağım kapına. Sensizlikte Sıva tutmaz duvarlara çarpıyor kanadım Sanki her gece Ölüme kundaklanıyor sensiz yarınım Ve dağ yollarında Siyaha bürünmüş ağıtlar besteliyorum Yavru serçelerimi matemle besliyorum. Dayan İki Gözüm Ovamdaki tüm ceylanları bir emzirsem Yatağımda hastalığımı bir yensem Cennetin kokularıyla sana koşacağım Yüreğimi sonsuza dek sevdana bırakacağım. |
İstanbul Boğazı bir başka İnsanları bir başka Gören düşer aşka Ey İstanbul Canım İstanbul Gemiler öttürür siren Bu güzelliği Tanrıdın veren İstanbuldan yoktur başka güzel yer Ey İstanbul Canım İstanbul Gözdesisin sen her yerin Bunları yazan ben kulunun Adı çıkmış İstanbul'un Ey İstanbul Canım İstanbul Kadıköy'ü Üsküdar'ı Yetmiş iki millet burası Çoluğuyla çocuğuyla Ey İstanbul Canım İstanbul Kumkapı’da balıkçılar Gece çok güzeldir ışıklar Kol kola gezer aşıklar Ey İstanbul Canım İstanbul Işıl Işıl Galata Kulesi Bitsin artık halkın çilesi Bitmez bu şehrin hilesi Ey İstanbul Canım İstanbul |
İki Gün Seni iki gün öyle delice sevdim ki, Hayallerimi bile attım bir kenara... Boşalttım kalbimi, Bütünüyle yer açtım sana. ... kimseleri almadım rüyalarıma, davet ettim düşüncelerime seni, bütün güzelliğinle seni. ... Seni iki gün öyle delice sevdim ki, Bu akşam bitiverdi... Sahi neydi bu kalbimdeki esinti? |
GİDEBİLİRSİN Madem ki içinde o ateş söndü Bir daha yakmadan gidebilirsin Aklımda kalmasın bu son bakışlar Yüzüme bakmadan gidebilirsin Yıllardır verdi in kederi görme Üstüme yıktı ın kaderi görme Ömrümden çaldı ın günleri görme Beni de görmeden gidebilirsin Sen düşün yaranı kimler saracak Sen düşün gönlünü kim avutacak Bir an önce kaybol oldu olacak Bir veda etmeden gidebilirsin Demek ben suçluyum bir tek sen haklı Ben zalim bir düşman sense zavallı En güzeli alıp beni asmalı Beni affetmeden gidebilirsin Zorlama kendini veda etmeye Zorlama gözünden yaşlar dökmeye Mecbur da de ilsin birşey demeye Hiç bir şey demeden gidebilirsin |
Seni Yaşamadan Ölmeyeceğim aşka özgü zakkum bahçelerinde gene acılarla kalıyorum ben deniz ölesiye yakın ayaklarıma ey ülkemin pusatsız kahramanları erzurum garında, banklar üstünde sükût-u hayâle uğrayan kalbim geceyi kavrayan parmaklarımla bu hasret, bu hicran zelzelesinden beni kurtarmaya gücünüz yetmez çünkü mutsuzluğun mekteplerinde ıstırâp dersleri alıyorum ben gittikçe yaklaşan bir âfet gibi intihâr yanılgısıyla yollar beni esârete çekiyor şehrâyin şarkıları söylüyorum içimden şarkılar ki, hep aynı nakaratla bitiyor sen bir garip delisin gözleri perdelisin erzurum garında, banklar üstünde susuzluktan ağlayan bir güvercin içime vuruyor kanatlarını nağmelerin ateşinde parlayan kuşlar bölük bölük hayatıma giriyor bütün çığlıkları kuşanmış ölüm dudaklarında siyanür oysa bilmiyor ki, bu yolculuktan yollar tükense de, dönmeyeceğim seni yaşamadan ölmeyeceğim o çin hârikası bakışlarını o pekin gözlerini gözlerin ki, gece donanmasıdır yoksul ve yabancı mısralarımın bedenimde çıban çıban ağrılar ben bu ağrılardan zevk alıyorum ejder tepesinde bunalıyorum bir yanda kum fırtınası diğer yanda esrârengiz karakalem çalışması bir deniz rüzgârla, yağmurla ve yıldızlarla başlamak üzere son âyinimiz erzurum garında gece yarısı bankların üstüne şimşekler konar bazen bir yıldırım gezinir saçlarımda bazen bir melek saatler boyu yakama ölümsüz çiçekler takar erzurum garında gece yarısı hıçkırıklar boğazıma tıkanır nemrut ateşiyle sabaha kadar içimde binlerce ibrahim yanar koltuğumda efsaneler kitabı kafdağından nergis devşiriyorum başını dayamış omuzlarıma o eski, o yaşlı zümrüdüanka ben bir çin sarhoşu samanyolunda denizi tartışan bakışlarını geçmişime asla gömmeyeceğim seni yaşamadan ölmeyeceğim perdeler kalkıp da sabah olunca aldırma aras’ın öyle bulanık öyle mahzun aktığına palandöken yine sisli, aldırma ben hem sise hem çamura alıştım senelerdir bu acıyla buluştum mutluluk ne zaman çıksa karşıma yalnızlık bir zindan, çöker başıma |
*Yaren Kırıldı kanadım gurbette kaldım Derdimi unutup hülyana daldım Bahardım, kendimi hazana saldım Kanayan yaramı dağlarım yaren Görürüm kendimi o gözlerinde Bulurum tebessüm can sözlerinde Uyusaydım bir kez dost dizlerinde Nehir oldu yürek çağlarım yaren Yıldız kadar uzak bana ellerin Acı söyler şimdi baldan dillerin Kurudu mu bana akan sellerin Aktıkça sözümü bağlarım yaren Çekmedi kanadın dostça bir nazım Dinlemedin sözüm kırıldı sazım Lal ettin dilimi kış oldu yazım Özledikçe seni ağlarım yaren Serpil Doğan |
İki Günlük Aşk anladım ki; benden hoşlanıyorsun çünkü benimde seni sevdiğimi anlamışsın ne olduysa ayrılmışız, iki gün sonra geçenlerde gördüm, yeni aşkını işte o zaman anladım sen beni çoktan unutmuşsun ama bilmeni istediğim bir şey var ki; ben seni asla unutmayacağım |
| Saat: 05:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık