MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

LaDymm 15 Şubat 2008 15:48

Hasretin yakar oldu yüreğimi derinden
Döner diye sakladım gönlümdeki yerini
Kopaçaksa bu sevda kopsun ince yerinden
Döner diye sakladım gönlümdeki yerini

Ağlayan gözlerimde inan yaş eksilmedi
Çağladıkça çağladı kimse gelip silmedi
Yalnızlığı kimseler benim kadar bilmedi
Döner diye sakladım gönlümdeki yerini...ASIM KISBET


arwen 16 Şubat 2008 01:29

Boş ver gönlüm üzülme
Dağlarda her çiçeğe rastlanır
Arılar, kelebekler konar
Yağmurlarda bin bir itina
Yürekler ıslanırken kanar.
Boş ver gönlüm üzülme
Her gülde diken olur bilmelisin
Merhamet bilmez kelimelere benzer
Gözlerin ardına saklanan duygular gibidir
Ne istek emindir gülümseyişten
Ne kabahat üstlenir sahipliği
Fırtınalar eser, yere düşer gölgeler, sürünür
Katarlar gibidir hüzün
Birinin ardından diğeri görünür.
Boş ver gönlüm üzülme
Kayıp tek taraflı olmaz hiçbir zaman lakin
Kaybolan sevgidir biçareliğinde
Umutlarını atıp yarlardan aşağı
Dalar karanlık ormanlara
Bazen bir adım öteye saklanır
İlk adımda tekrar yakalanır
Bazen kaybeder yolunu
Unutulur, silinir gider.
Boş ver gönlüm, üzülme
Unutan unutsun baharı, kuzuları, koyunları
Kuş sesler sussun
Aşk şarkıları nadir söylenirmiş cumbalardan
Varsın hiç söylenmesin
Bir uyanmayla rüyaların sonu gelmez
Bazen hüzün gözlerle gelir, hüzün getirir hep
Bazen mutluluk,
Uykuya yapışıktır rüyalar
İnanma biteceğine, bitmez
Boş ver gönlüm, üzülme.


turgut uzdu


Demir YumruK 16 Şubat 2008 13:05

Hasret var

Sana hasret var içimde;
Kuraklıktan çatlayan toprağın
Suya baktığı gibi…


Sana hasret var içimde;
Semalarda bir yıldızın
Meçhule aktığı gibi…


Sana hasret var içimde;
Bir evlat acısının
Anayı yaktığı gibi…


Sana hasret var içimde;
Yayla çiçeklerinin
Elvan koktuğu gibi…


Sana hasret var içimde;
Sana hasret!
Tarifi imkânsız biçimde!

Halil Gülşen


miss_didem 16 Şubat 2008 13:08

PAPATYADA ÖLEN SEVDA
Bizim sevdamız
Daha başlamadan çarmıha gerilmiş
Korkunç bir cinayetin ardından
İntihar süsü verilmiş
Kanlı bir cesedin
Avucundaki papatya çiçeği
Hiç göremedik bir bu çiçeği

Seviyor-sevmiyor....
Böyle avuttuk idam sehpasında sevdayı
Ölüme terkedilmişliğimizi unuttuk
Üzerimize yağan yağlı kurşunları
Yıldız sanıp dilekler tuttuk
Hayata sürüklemeye çalıştık bir kör rüyayı
Ve böyle avuttuk idam sehpasında sevdayı

Bizim sevdamız
Daha başlamadan çarmıha gerilmiş
Eline ölüm fermanı verilmiş
Defteri hiç açılmadan dürülmüş
Meğer kuytu bir köşede hesabı görülmüş
Bir papatyanın son nefesi
Her haykırışında çenesi kırılmış
Boğazına hapsedilmiş sesi
Meğer en büyük suçmuş
İhanetten uzak aşkın böylesi

Daha yeni anladık
Yüreğimize sürgün pusulası verilmiş
Beklediğimiz kervanın önü gerilmiş
Ve biz ararken her sabah güneşi
O dün gece kılıçdan geçirilmiş
Abdullah KABATAŞ


RuYa 16 Şubat 2008 14:06

Bizi kandiran o sarkilar, o mavi gece
O sicakligi beyaz ellerin, o ilk bakis
Sebepsizligin sebep oldugu sefak vakti
O cok sevmek gecelerde o caresiz aldanis.

Uzayan saclar, alyinda avuclarimizin
Iste o, insanin bir yerde, aska boyun egmesi
Kirilmak, bolunmek, o hep butunlenmek
O cok sevmek, tenin bir baska tene degmesi.

Yanmak mi o eski caglarda yanmak
Kul olup savrulmak ruzgara karsi
Ilk kesilmisligi magrur ellerimizin
O cok sevmek, kanimizin o ilk akisi.

iste pinarlar, testiler, irmaklar, cesmeler
Kanli avuclarla icmek aski kanmadan
O kiyilarimizdaki denizin ilk coskunlugu
O cok sevmek buyutmek onu hep, orada o zaman

Kazimak ulu agac govdelerine adimizi
Yazmak her seyi bir bir kumlarin ustune
O her iskenceye mahkum olmuslugumuz
O cok sevmek, daha cok sevmek gunden gune.

Oyle delicesine, oyle korkunc, oyle cilgin
O cok sevmek o yanardag, o ates, o yangin...

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


LaDymm 16 Şubat 2008 14:16

İlk pembe gülüşüm sensin
İlk sevinç çığlığım
Yanağımı ıslatan
Mutluluğun gözyaşı

Krizantemim, kırmızı gülüm,
kır çiçeğim
Sensin mis kokulu dört mevsimim
Baharda dirilişim
Sonbaharda göverişim
Binlerce renk gökkuşağım
Son mevsime yağan karım
Pamuk beyazı umutlarım
Alın yazım sen
Yürek ağrım sen

Ömrüme bengisuyum
Neşeme tomurcuğum
Okyanusça derin mutluluğum
Bahar yelim sen
Ayağım elim sen
Gözlerime doğan güneşim
Biricik eşim sen.

Sensin aşk iksirim
Yazılmadan coşan şiirim
Talihimin gün gözünde sevdiğim
Yürekteki dürtülerim sen
Gökteki köprülerim sen.

Başımı dayadığım huzurum
Kıvancım mutluluğum
Aldığım her soluk hava
Yediğim her lokma
İçtiğim suyum sen sen


NEVİN KURULAR


Demir YumruK 16 Şubat 2008 14:41

Türkiyem...

Neydi yaran diye sordular mı?
Yaralarının üstünü sardılar mı?
Kapandı mı şimdi yaraların?
Söyle mutlu musun..TÜRKİYEM…?

Gönüller ve yollar aynı fikirler bir mi?
Herkesin karnı tok mu yoksa açlar mı?
Dünün küçükleri büyüyüp
Seni yüceltip yükselttiler mi?
Yoksa bakmadılar değer vermediler mi?
Bizler yetiştik,gönlün hoş olsun TÜRKİYEM…

Vatanımızsın yücesin kutsalsın teksin
Bizler için baş tacı manevi zevksin
Az kalırsa sesim duyulmazsa feryadım
Son güçle haykırır sonsuzca bağırırım

Gökyüzü çöksün yıkılsın yerler yarılsın
Filizlenir fidan olur yeryüzüne çıkarız
Yol versin KARLI dağlar,çıkmasın engel
Dağ tepe derya bir olur bizlere her yer

Sana gelen yollarda düşmanları ezeriz
Adım adım yürürken şanına şan katarız
Ey benim Cennet ülkem canım TÜRKİYEM…

Uğruna feda olsun can vermeye hazırım
Memnun etmektir seni bilmelisin tek arzum
Sözümü tutacağım kızarmaz inan yüzüm
Şehidime kefen toprağın, burçlara bayrak oldun TÜRKİYEM….

Mehmet Karlı


RuYa 16 Şubat 2008 15:55

Ben şu şeyda bülbülün şakıyan sesi olsam
Buram buram aşk kokan avuçlarına dolsam
Parmakların ucunda sevgi olup kök salsam
Sonsuza kadar kalsam bıkar mısın sevgili?

İzin verirsen bana düşlerine gireyim
Sevdamın hakkı olan hayalleri dereyim
Yeşilleri süsleyip illerine varayım
Dönüp bir kez yüzüme bakar mısın sevgili?

İpekten kanatlarım incinecek korkarım
Yol ırak, dağlar sapak kaybolursam ürkerim
Yüzün gülmezse bana yüreğimi burkarım
Sevgi ile karşıma çıkar mısın sevgili?
SEVİL NİZAMOĞLU


LaDymm 16 Şubat 2008 17:25

Hasretle bekleme turnaları. Göç mevsimidir
Bir yaz gecesinde yolların hüznünü anlarsın

sesin sararır, bir türkü düşer yüreğine
Nişan resimlerine, güllere, evlere ağlarsın

bahçelerin göğsünde pınarlar kurumuştur
Yağmurlara, fırtına albümlerine bakarsın

Saçların akşamlar çizerken dağların aynasına
Dokunma ellerime, karanlığımda yanarsın

Hadi yaz alnıma şiirin aydınlığını, rüyaları
Sabah olur bir gün ucuz anılarda yaşarsın

Sesim ki incelmiştir söylenmekten. Giderim
Kuşların kanadında yalnızlığımı duyarsın REFİK DURBAŞ


Sedef 21 16 Şubat 2008 17:27

AYNI ADAM

Tozludur saçlarım, saçlarımdan
devrilmiş sarayların dumanları savrulur,
yüzüm yanıktır,
yüreğime bir karanfil sokuludur
ve partizanca darbelerin dünyaya inen şavkı
benim göğsüme göğsüme vurup durur.
Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum,
bahar da sürgülenir içimde katranlar da
hem koşarak yarattığım sevgiler vardır,
hem körlenmiş sevgilerin acısıyla koştururum.
Beni sular
kocaman taşları parçalayarak hatırlıyor dağlarda
ve beni hatırlatıyor çeltik tarlalarında aynı sular
umutlu sakinlikleri,
lohusalıklarıyla.

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum,
kökten dallara yürüyen sular gibi
yürürüm kömür ocaklarına, çapalanan tütüne
yürürüm hüzün ve ağrılar çarelenir
dağların esmer ve yaban telaşından kurtula diye
torna tezgahlarında demir.

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Yürürüm çünkü ölümdür yürünülmeyen,
yürürüm yürüyüşümdür yeryüzünün halleri,
kanla dolar pazuları tarladakinin,
hızar gürültüsü içinde türkülenir bir öteki,
gökleri göğsümden aşırtarak yürürüm,
yağlı kasketimin kıyısında nar çiçekleri.

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Aynı adam, Ekim günlerinden beri gümbür gümbür gelirim,
teneke damların üstüne safi sinirden doğan güneş
portakallar fırlatarak parlıyor benim adımlarımla,
anladım neden yorgunluk
gülümserlik getiriyor insana,
hayatın bana başat,
bana avrat oluşunu öğrendim,
işçiler bunu kurşunlanarak öğrendi,
on beşinde bir arkadaş
inancını savunurken yargıca,
anladı bulana durula akmakta olan şeyi.

http://www.siirparki.com/tanbut8.jpg

Yürüyorum,
azarlanıyorum fışkıran başaklarla,
iki bomba gibi taşıyorum koltuğumdaki bir çift somunu,
hurdahaş bir sancıyla geçiyorum badem çiçekleri altından,
gözlerim nemli değil,
gözlerim namlu...


İsmet Özel
( 1944 - )



Saat: 23:59

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık