![]() |
İlkyazda Sen bir şarkıyı yorumlarken Ayaklarım yerden kesilir benim Yedi kat göklerde dolaşırken, Başım bir yıldıza çarpar Akkor kesilir bedenim... Sen bir şiiri yorumlarken Bense gök kuşağına binerim Yüreğim kıpır kıpır bir kuştur artık! Dağın, vadinin üzerinde Yağmurla yarış ederim… Sen bir resmi yorumlarken Boyalar canıma karışır benim Figürler egemen zaman ve mekana Yer-gök türkü çiçeğidir Yeşerten sensin güzelim... Sen sustuğun vakit ilk yaz yok artık Berekette biter, sevda da biter Birden çöküverir kış ve karanlık Şarkısız, şiirsiz, resimsiz bir dünyaya dökülür Kanatları kırılan türküler... |
BİR VEDA HAVASI Vakit tamam, seni terk ediyorum. Bütün alışkanlıklardan öteye... Yorumsuz bir hayatı seçiyorum. Doymadım inan, kanmadım sevgine. Korkulu geceleri sayar gibi, Birden bire bir yıldız kayar gibi, Ellerim kurtulacak ellerinden Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi. Aşk sabittir gülse hiç dermedik Bul kendini kuytularda hadi dal Sen bir suydun, sen bir ilaçtın. Hoşçakal iki gözüm hoşçakal. Vakit tamam seni terk ediyorum Bu incecik bir veda havasıdır Parmak uçlarına değen sıcaklık İncinen bir hayatın yarasıdır Kalacak tüm izlerin hayatımda Gözümden bir damla yaş aktığında Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan Kan tarlası gelincik şafağında Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım Vur kendini korkularda hadi al Seninle bir bütün olabilirdik Hoşçakal iki gözüm hoşçakal Yusuf Hayaloğlu |
MASALLAR= tarih kokuyor gözlerin saçlarınsa çocuksuluk sana bakarken özlüyorum seni seni özlerken yaşıyorum sanki belkide cezanım senin sense ödül belki bana seni öyle seviyorum ki öyle seviyorum işte konuşamazcasına suskun öyle seviyorum seni... bulutlar güneşe ben sana yangın gece sabaha ben sana dargın özlüyorum seni seninle avunmayı,ellerini tutmayı özlüyorum; öylesine özlüyorum ki öylesine işte... çocuksuluğumun elinden tutu vermişim götürmüşüm ucu olmayan MASALLARA.... |
akşam erken iner mahpushaneye Akşam erken iner mahpushaneye, Ejderha olsa kar etmez. Ne kavgada ustalığın Ne de çatal yürek civan oluşun, Kar etmez inceden içine dolan, Alıp getiren hasrete. Akşam erken iner mahpushaneye İner yedi kol demiri, Yedi kapıya. Birden ağlamaklı olur bahçe Karşıda duvar dibinde. Üç dal gece sefası, Üç kök hercai menekşe Aynı korkunç sevdadır Gökte bulut, dalda kayısı Başlar koymaya hapislik Karanlık can sıkıntısı... Kürdün gelinini söyler maltada biri Bense voltadayım ranza dibinde Ve hep olmayacak şeyler kurarım, Gülünç, acemi, çocuksu... Vurulsam kaybolsam derim Çırılçıplak bir kavgada. Erkekçe olsun isterim, Dostluk ta düşmanlık da Hiçbiri olmaz halbuki, Geçer süngüler namluya, Başlar gece devriyesi jandarmalara... Hırsla çakarım kibriti... İlk nefeste yarılanır cigaram. Bir duman, kendimi öldüresiye. Biliyorum "sende mi?" diyeceksin. Ama akşam erken iniyor mahpushaneye. Ve dışarıda delikanlı bir bahar, Seviyorum seni, Çıldırasıya... ahmet arif |
İmkansız Kağıt kalem kaldı öğlece elimde, Yazmak istedim ne varsa gönlümde, Seninle aramızda bir şeyler var bende, Direndim, durdum anlatmak imkansız. Gözlerim dolu dolu, saat sabahın beşi, Kimi horluyor, kiminin yanında eşi, Kim ki beni benden alıp götüren kişi, Uğraştım nafile, anlatmak imkansız. Boğazım düğümlendi hafızam nerede, Aklım fikrim kalmış maalesef sende, Seninle el ele son verdik bu derde, Uğraştım olmadı, anlatmak imkansız. Kaderin önünde yuvarlandık durduk, Göz göze gelip seninle bir bütün olduk, Nihayet gönlümüze bir sahip bulduk, Seni, şiirlerimde anlatmak imkansız |
Sen ve ben biz olamadık yar, nereye gitsem sen, hangi yöne baksam sen, her şarkıda andığım sen, her yüzde biraz daha sen, sen boyadım dört bir yanı, nefesimde bir tek sen.. Yokluğunun karanlık zindanlarındayım, bileklerimde aşkının prangaları, dizlerim tutmuyor gözlerim görmüyor, baktığım her yerde senden bir iz, ne yana dönsem adın takip ediyor... Sen kokuyor tenim, kalbim sana ağlıyor... Ben yürürüm yana yana Aşk boyadı beni kana Ne âkilem ne divane Gel gör beni aşk neyledi Gözyaşımdan sakınırım seni her damlada yüreğime düşersin, gözümden kıskanırım seni, benden başkası görmesin, yüreğimden sakınırım seni, benden başkası sevmesin... Sensiz buralarda divaneyim, gönlümün çatısı yıkıldı viraneyim, mutluluk düş oldu avareyim, sensiz bu gönlü ben neyleyim... Gâh eserim yeller gibi Gâh tozarım yollar gibi Gâh akarım seller gibi Gel gör beni aşk neyledi Gözlerim senden başka göze deymedi, ellerim seni aradı gök kubbede, senin sıcaklığından başka sıcaklık bilmedi, yüreğim bir sana aktı kor ateşlerde, başka bir cana yanmadı, duy sesimi, bak gözlerime bu can sensiz hiç uyumadı... Ayrılık; ateşten gömlek giymekmiş, yakan, kavuran, aşkına ruhunu adayan bu ateşten gömlek değil çıkarıp atayım, yeni bir ruh da canıma can katayım, gömlekten ateş giymişim, mümkün değil yüreğimden söküp atayım, seninle nefes alıp kendimi bulayım. Akar suların çağlarım Dertli ciğerim dağlarım Şeyhim anuban ağlarım Gel gör beni aşk neyledi Gel artık bu ayrılık yetti canıma, ben seninle güldüm, sensizlikte soldu gönlümün gülü... Seninle cenneti gördüm, sensiz cehenneme sürgün, gel son kez olsun seni göreyim, gözlerimde sen varken son nefesimi vereyim. İstemiyorum sensiz doğan günü, tan vakti öten bülbülü, karanlık gecelerin mahkum sürgünü, sensizlik öldürüyor bu garip gönlümü... Ya elim al kaldır beni Ya vaslına erdir beni Çok ağlattın güldür beni Gel gör beni aşk neyledi Baharda çiçekler açmış bana ne, yaz günü susuz kavrulmuş gönlüm kime ne, yüreğim sensizliğin çöllerinde, dinmesin nefesin sen gelmedikçe.... Sen; bir dokunuşunla canıma can katan, sen yokluğunda kor ateşlerde yakan, sen son nefesimde dua olup akan, sen varsan ben varım... Yokluğunda soluksuz bu can...... Ayşe Manav |
İmkansız Aşk Falcı kadın yalan söylüyor yalan Bizi birbirimiz için yaratmış Tanrımız Nasıl mümkün değilse Yıldızları toplamak gökyüzünden Öylesine imkansız bir şey aşkımız Kurudu gölgesinde oturduğumuz ağaçlar Bahçelerde sevdiğin çiçekler kalmadı Sadece hatıralarda ebedi olan Vazgeçemediğimiz, unutamadığımız Onlar bile bize yar olmadı Unut benden kalan ne varsa Unutmak tesellidir yalnızlığın Güneşi bir kadeh şarap gibi içip Delicesine sarhoş olmak En güzel tarafı imkansızlığın Ümitlerimiz fırtınalı denizler ortasında Bir hurda teknedir şimdi Dalgalar dünden daha zalim Rüzgar daha hoyrat Ne bulut var ufuklarda ne gemi Mevsimler toz pembe değil Gündüzler gecedir, geceler zindan Güneşin doğmasını beklemek boşuna Boşuna artık medet ummak Taş kalpli zamandan İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi Paramparça, kırık dökük aşkımız Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü Büyük aşkımız |
(NEYİME YETER) şu dakikadan sonra neyime yeter gözlerin? yetişirmi parçalanmış,kırılmışlara ellerin nasıl beslenmişse yanlızlığa gurbetle ve büyümüş sancıları gece nasıl ağlamışsa gözlerim üşümüşse ellerim boşver boşvermişliğinle erimiş içim akmış gözlerime boşver dört mevsim ağlasan ne olur artık beşinci mevsimim olsan neye yarar yazık yüzün ayım olsa geceme girsen delik deşik uykuma her geceme şu dakikadan sonra neyime yeter bana dökülen yaşlar eski bir müzik neyime yeter... |
Suçlama beni böyle bırakıp gidiyorum diye bağrımı yakan bir yaradır bu ayrılık şimdi Bil ki kanımdadır sevişmelerin yangını öylece girerken gecenin bağrına taşıyorum sımsıcak gülümseyişini Yaşanan günler hayatı oyarak gedikler açıyor durulur mu artık durgun sularda bekleyerek seheri Talan ediliyor bahar ve aşk öyle bir soyun ki duracak gibi değil vurmazsak eğer kendimizi yola Yaşamak zorunlu kurtarılırsa eğer bahar ve aşk ve şimdi hayat acı yeşil bir kader renginde Hayatın ve sevincin kaderinin alt ettiği yer kavganın ortasıdır ki umudun çiçeklenişi aşkın yengisidir bu Söylenecek bSuçlama beni böyle bırakıp gidiyorum diye bağrımı yakan bir yaradır bu ayrılık şimdi Bil ki kanımdadır sevişmelerin yangını öylece girerken gecenin bağrına taşıyorum sımsıcak gülümseyişini Yaşanan günler hayatı oyarak gedikler açıyor durulur mu artık durgun sularda bekleyerek seheri Talan ediliyor bahar ve aşk öyle bir soyun ki duracak gibi değil vurmazsak eğer kendimizi yola Yaşamak zorunlu kurtarılırsa eğer bahar ve aşk ve şimdi hayat acı yeşil bir kader renginde Hayatın ve sevincin kaderinin alt ettiği yer kavganın ortasıdır ki umudun çiçeklenişi aşkın yengisidir bu Söylenecek bütün sözler sevincin ve sevdanın savunulmasına dairdir ve şimdi onlar yaralarını saracak birilerini beklemektedirler Ey anısıyla kalbimi yakan kederlenme hemen ve suçlama beni böyle bırakıp gidiyorum diye ütün sözler sevincin ve sevdanın savunulmasına dairdir ve şimdi onlar yaralarını saracak birilerini beklemektedirler Ey anısıyla kalbimi yakan kederlenme hemen ve suçlama beni böyle bırakıp gidiyorum diye |
GİT... ME pınarları kurumuş gözler kederin resim çizdiği bakışlar ve dokunulsa kırılacak dallar gibi yüreklerin olduğu yerlere gideceksin oralarda ölüm gibi yalnızlıkta yarasaların kuşattığı gecelere kara basanlar gelir bölünür en tatlı yerinde uykular kefen gibi sarılacaksın yalnızlığına... git... me baharın gelmeyi unuttuğu sokaklarında çığlıklar kol gezer biliyorum oraları... git... me avucunda saklamaya çalıştığın kar taneleri ve çeşmeden eline değen su damlası kadar gerçekten uzak varlık yokluk arasında yaşanacak her şey... git... me yediveren gülleri gibi her yeni gün doğumunda tomurcuklanmaya durur oralarda vedalar... git... me şarkılar şiirler veda kokar türküler ayrılık üzerine adresler hep yok yerlere çıkar... git... me bir dağ gibi çökecek yalnızlık yüreğine... git... me Atila IŞIK |
| Saat: 05:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık