![]() |
Hani Sevmiştin Hani çok sevmiştin beni Hani ölüm dahi ayıramazdı Hani aşk üzerine edilen Binlerce yeminler nerede Ne o yeminler var şimdi Nede sen varsın Bir nefretin kaldı içimde Birde bıraktığın kırık kalp Sana kalbimde verecek bir busem vardı Onu da nefretin rüzgarlarına bıraktım Şimdi yaşayan bir ölüyüm artık Ne yaşandan zevk alıyorum nede sevmekten Hani gölgesine oturup ismimizi kazıdığımız Ve sevmeye ant içtiğimiz o ağaç Beraber gezdiğimiz sokaklar Sinema köşelerinde birbirimizin kulaklarına Seni seviyorum diye fısıldadığımız o günler, Yalanmıydı. Sen sefa sürerken, Ben cefa çekiyorum Aşkınla yanan şu yüreğimi Hala söndürmüş değilim En iyisimi sen Benim sevgimin üstüne Bir bardak soğuk su iç |
Geçerdi Hep Geçerdi hep Pırıltılı kanunlar Neves gecelerden İhtimal buhranlı gecelerdi hep Yüreğinde yalnızlığın tortusu Vazoda yaseminler Ufukta yağmur kuşları Çözülmez bilmecelerdi hep Ansızın dalar Bir yorgunluğa uyanırdın Güneş çekilmiştir bahçelerden Lambalar çok erken yanmış Aldatılmak korkusu Sık sık bozulan yeminler Enfarktüs kuşkuları Sinsi bir kederdi hep Zaman zaman düşündüğün Aklına geldikçe güldüğün Şan şeref ve ün Beyhude şeylerdi hep Attilâ İlhan |
AYAK ÜSTÜ YAZILMIŞ ÖLÜMSÜZ AŞK ÖYKÜLERİ 1. Bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum, Bildiğim ancak aşıkken var olduğum... İşte bu yüzden, benim için aşık olmak; Çoktandır hasretine katlandığım yokluğum. 'Eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar Hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, ' Demiş La Rochefoucauld Benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum... 2. Her durakta ölümsüz bir aşk edineceğim Bir bakıştan, bir duruştan, Çağrışımın sonsuz hızından Unutulmaz bir sevgili daha bırakacağım ardımda. Belki de yaşanabilecek en güzel serüveni Terk edeceğim Daha otobüsün ilk basamağında. Kim bilebilir ki? Sonrayı, sonrasını kim bilebilir? Gizli gizli veda edeceğim ona; görmeyecek Ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim Otobüs camına bağrında bir ok ile Bir aşk levhası çizecek, ah min-el! Bu da ötekiler gibi, Kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden Yaşayıp gidecek.. 3. Şimdi hemen kalksam buradan Hemen çıksam uzun sokaklardan birine Kiminle karşılaşabilirim Kime vurulurum ölesiye, eve dönmeden Geceme kuzguni bir cehennem gibi eklenen Bir ölümcül sevda hangi köşe başında Keser yolumu Bir tenhaya ulak olan O suret avı Bırakır mı yakamı Haracı ödenmeden Bırakır mı yakamı Bir suretten, bir şiirden, bir hüzünden Ak kağıda düşürülmüş İmzasını görmeden Bırakmazlar yakamı, bilirim, ben ölmeden 4. Hangi aşk mümkündür aşığı öldürmeden Her aşk, her şiir Ardından uzun uzun bakılan adı bilinmedik sevgilerden, Küskün omuzlu terk edilmişliklerden, Perspektifinde hep bir sokak taşıyan O sessiz O faili meçhul cinayetlerden Resim altı sözcüklerden Aşk mümkün olsa idi ah, aşığı öldürmeden Bırakır mı yakamı kağıdın ölüm beyazı sureti Elle bilenmiş sözcükler, Yüreğime sokulan serüvenin hançer tadı Nabzımın atışına ayak uyduran vezninde Gece adımları şiirlerimin Bırakır mı yakamı yaşadıklarımı Dökmeden imgelerin giysilerine Hayatın maskelenmiş gerçekliğine Upuzun bir mesafeyle yeniden sokulmak için Yeniden ve yeniden. Murathan Mungan |
O Akşamin Boş Anisi Nedir bu akşamlarin çekiciligi? Iki köşenin ortasini istiyorum ben Bir cennet biri cehennem degil Bir ihtiyarin sevimli dansini unutamam O sevişler ve nazlardan kurtuldum Muradima ermek için Kara adamin gitar çalişma azmi gibi Gelemiyorum boynuna sarilmam için Hayat üç bölüme ayrildi Uyku, eglence ve iş oldu Sohbeti yaktim sonuna kadar Çünkü milyonlar kaybolmuş Ama benim unutamadigim sadece Siyah bir kaplumbaga Zaten kulakta bir bagriş Boş sözler ve karşimda kara renkler Birkaç parmak arasinda Kirmizi bir kitap ve çift beyaz kagit Yüreginin kolunu tutalim Eller görmesin benim iç yüzüm Çünkü ben kimim Ben de bilmiyorum Şu anda düşündügüm her şey ortada Sadece resimlerde degil Beyaz-mavi gömleklerden kurtulun Herkes benim gibi ve geceler gibi Karalara bürünsün Bir enstrümanin canli sesini özlemişim Ama feryat için ses kalmadi Ne yapsam tekrar tekrar nafile Zaten yürek efkarli Son olarak bu rüya degil Sadece bir realite Ama baş dik Ve dudak hala güler yüzlü. Kaynak: H.I.S Bülent Yılmaz |
< aşkımın dili > Ne şiirler anlatır SENİ SEVDİĞİMİ Ne şarkılara beste olur AŞKIM Kalem yetmez kağıt biter Ne kadarda kızsan Bitmez kalbimde bu AŞK Ellerim ellerine değdiği anda Gözlerim gözlerine baktığı zaman İçimde bir sevinç fışkırır Güvercinler gökyüzünün derinliklerine tırmanır SEVİL AKBARDAK |
Ayrılık Hangi gün karar verdin, Küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, Böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, Hangi uçak, hangi tren; Seni benden götüren, Beni bir kuş gibi öttüren? Hangi kırılası eller dolanır şimdi, Kırılası belinde? Hangi rüzgar şarkı söyler, O ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, Tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, En mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam; Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, Hangi masaları dağıtsam? Ben de bu sersem başımı, Karakolun duvarına vursam! Kendimi caddeye atıp, Arabaların altına savursam!. Hangi tercih beni, En hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de Ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, Şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri, Seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, Böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki Böyle musluk gibi, içime damlasın? Hiç sanmam, hasta kalbim, Bunu bir süre daha kaldıramaz.. Feriştah olsa, böyle Eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!.. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, Ateşimi söndürmeye? Olur mu be, olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi; Buruşturup bir kenara atılır mı? Vefa bu kadar basit mi? Alınır mı, satılır mı? Hangi hırsız çaldı Seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı, Bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü, Yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel, Çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara, Seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj, Böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaatler, O saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze-eze, Hangi anası tipli parlak çömeze Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin, O masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi, El değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi, Benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır, İnsanlara olan inancımı? Hangi bekçi, Hangi polis artık zapteder beni? Ve hangi su bağışlatır, Hangi musalla temizler seni? Hangi sevgili var ki Senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki Benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki Böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taşyürek var ki Benim kadar ağlasın? Yusuf Hayaloğlu | |
Hiç olmayacak bir gecede bir sokağı, sırılsıklam, yakalamak bir ucundan, geçip gitmeksizin. Kar ortasında donmuş bir güneş. Büyük Sahra'da yürüyen buz dağları. Kadife yüzeyli kaktüsler. Düşlerde bile kalmamış. Hiç olmayacak bir gece için koştuğumuzda birbirimize, yazıp yaşayamamaktı, biliyorduk artık özlemleri bile hak etmediğimizi. Yarın sabah marketlere dolacak insanlar, ellerinde yazarkasaların fiş kusmukları. Sonra bankalarda teleişlemlerin mucizeleri başlayacak. Paydos düdüğüyle işçiler, gözlerinde üretimin parıltısı ve ceplerinde farkına varılmaksızın yitirilmiş yaşamların kırıntılarıyla tulumlarını asacaklar. Hiçbiri, hiçbiri bilmeyecek, hiç olmayacak bir gecede, hiç geçilmeyecek bir sokağı ıslak uçlarından yakalamanın ne demek olduğunu. Çünkü onlara hiç anlatılmayacak. Ahmet Cemal |
19 Mayis Bir gemi yol alıyor, Karadeniz sularında. Çürük çarık bir gemi, Ha battı ha batacak. Tüm gücüyle direniyor, Azgın dalgalara. Bir güneş taşıyor içinde Samsun'da doğacak. Işık saçacak yurduma Boğacak karanlıkları, Kurtaracak vatanımı, Düşman istilasından.. Bölünmüş tüm Anadolu İnğiliz'e.fransız'a,yunan'a Ülkem kan ağlıyor Düşman çizmesi altında. İşkenceler diz boyu Kan akıyor ırmaklardan. Tesbih yapmış sallıyor düşman, Anamın bacımın meme ucundan. Padişah satmış memleketi Kendi çıkarları uğruna. Toplanmış tüm silahlar Çırılçıplak halkım ortada.. Bu gün Ondokuz Mayıs Bir gemi yanaşıyor Samsun'a Doğan güneşin aydınlığın da Çıkıyor Mustafa Kemal Samsun'a İçlerinde vatan sevgisiyle Sopayla,Orakla,tırpanla Boğuluyor düşmanlar Kendi akıttıkları kanda. Bir Mustafa Kemal vardı Türk Milletine önder olan. Bir Mustafa Kemal vardı Yurdumuzu kurtaran. Bir Mustafa Kemal vardı Laik Cumhuriyet'i kuran. Bir Mustafa Kemal vardı Cumhuriyeti gençlere bırakan. Bir Mustafa Kemal vardı Çağdaş medeniyete ulaştıran Bir Mustafa Kemal vardı Bu Milletin kalbinde yatan. Bu gün ondokuz Mayıs İrtica kol geziyor yurdumda Laik Cumhuriyetimi yıkmak istiyorlar Türbanla,kara çarşafla,yobazlıkla Aydınlarımız vuruluyor birer birer İktidarlar gaflet uykusunda Şimdi de Yargı hedef oldu Laik Cumhuriyeti koruyan. Bu gün Ondokuz Mayıs Huzurana çıkacağız utanmadan Emanetini koruyamadık Affet,Affet bizi Atam. Bu gün Ondokuz Mayıs Bir güneş doğacak Samsun'dan Boğulacak irtica,boğulacak karanlıklar Çıkacak binlece Mustafa Kemal |
Gurbette bir yıl Bir yıl bitti, huzurlumusun, Hadi söyle bana, gurbet kızı. Sözlerini hep böyle unuturmusun, Söyle ne zaman bırakacan nazı. Yeni bir döneme başladığında, Dargın mı olacağız, gurbet kızı. Bir gün yalnızlıktan ağladığında, Söyle bırakacak mısın bu nazı. Dost sandıkların, terk edip gittiğinde, Gerçek dostlarını tanıdın mı gurbet kızı. Etrafındakilerin hepsi bittiğinde, Hala sürdürecek misin bu nazı. Anlatmışısındır beni evine gittiğinde, Bir dostum var orada diye gurbet kızı. Peki evindekiler buraya geldiğinde, İzah edebildin mi onlara bu nazı. Sormuşlardır sana benim kim olduğumu, Cevap verebildin mi onlara gurbet kızı. Hissettiğinde benim ne acılar duyduğumu, Hala sürdürecek misin sen bu nazı. Mehmet Aslan kaynak:antoloji |
Razı Mısın Ben mecnun olmaya razıyım Sen leyla olmaya razı mısın Ben çöllerde sürünmeye razıyım Sen beklemeye razı mısın Ben seni aramaya razıyım Sen beni bulmaya razı mısın Ben seni seviyorum Sen sevgime layık mısın? 15.11.2004 Fatih Polatkan |
| Saat: 22:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık