![]() |
Kariye Teninde doğum fırtınaları Gölgesi durgun suda uyuyor ulu çınar Uzak umutlar süzülüyor usundan Prizmasından tarih geçiyor Gün güle değiyor hüznünün gergefinde Gamdan örülmüş bir tülün ardında elin Süt ve gümüş sim ve ipek Tutuşuyor özlemin penceresinde Bin yıl ötelerden bakıyormuş gibisin Altın demir ve kobalt pırıltısıyla Derin lacivert bir göğe yükseliyor Sunakları ellerinde binlerce esin Bak bu sensin billur ışığı sesin Bu senin giysilerin kıvrımlarıyla susan Sanki biz kariyede bir mozaik bahçesiyiz Buhurdan ve şamdan ve tütsü ve ayin olan |
Erkekler Hep Yalnız Aglar Günlerdir sınırında yaşıyoruz aşkın Günlerdir uçurumunda Bu kaçıncı atışım kendimi Kollarından yalnızlığa Bu kaçıncı dargınlık Bu kaçıncı barışma Belli ki Sensizliğe sürgün artık bu gözler Sensizliğe sürgün bu dudaklar bu eller Şimdi yorgun bir çınar gibi kalbim Artık sana değil Sensizliğe yaslanacağım Hoşçakal güz çiçeğim hoşçakal Seni artık Göz yaşlarınla ıslanmış Yastıklara bırakacağım Oysa yıllarca Yemyeşil bir orman köyünde sakladım gözlerini Dağ başlarında çoban ateşleri yaktım üşümeyesin diye Ellerine kör gecelerin karanlığında sarıldım Ve haykırdım En dipsiz kuyulara adını Ezberlettim seni kurtlara-kuşlara Sense beni sokaklara vurdun Ve en zehir şarkılara Bilirsin Rüzğara bıçak Yağmura ateş Buluta kurşun işlemez Sende öylesine vurdun ki beni Artık bana Hiçbir acı kar etmez Neylersin Önce melekler terk etti bizi Sonra masmavi düşler Öpüşler- gülüşler-çiçekler Büyüsü kalmadı artık kavuşmaların Bundan böyle Bizi her köşede Bambaşka bir cehennem bekler Sen de bundan böyle İçi boş şarkılarla avut kendini En ucuz aşklarla yıka kirli ruhunu Açılırsın Taşlar yosuna sarılır bilirsin Sarmaşıklar duvarlara Geceler karanlığa Sende yalnızlığa sarılırsın Ve kadınsın Ağlayabilirsin gönlünce Göz yaşların pınarlar misali çağlar Unutma ki erkeğim ben Ve erkekler hep yalnız ağlar. Ahmet Selçuk İlkan |
Yalnız Karanfil Sokağı Rüzgârın rengi hazan Yalnızlığa değiyor Bıçak kesilmiş ufuk Kavrulmuş un kokuyor Çocuk gözümde ölüm Suya düşmüş yaralı kuş Düşe değiyor ellerim Umutsuzluğu okşuyor Kuşlar ki en kadim yerli Surlarında eski kentin Giderler bir eski kentten Bir eski kente giderler Güneşin rengi sevda Sesinde papatyalar Çalar yorgun bir zamanı Bulut katarı anılar Parkın sevdiğim yanı bu Ben gelince herkes gelir Dokunsa elime elin Bütün güvercinler uçar Yüreğin kar beyazı Titrer gibi güz yaprağı Kalabalık sokaklardan Yalnız karanfil sokağı |
Çeker gibi bakma hançeri kından Senin de canını yakan bulunur Senin de bir zalim gelir hakkından Sana da bir kurşun sıkan bulunur.. Aşkımın ahıyle tutulur yakan Alıcıkuş kadar sürmez fiyakan Senin de gözünü yaşlı bırakan Senin de boynunu büken bulunur.. Merhamet olmazsa kalp kıracında Tahtın da kurtaramaz seni tacın da Bir kara sevdanın darağacında Senin de ipini çeken bulunur... |
Aklım Çıkıyor İçmeden resmine bakamıyorum Kırılırsın diye aklım çıkıyor İçince karşına çıkamıyorum Darılırsın diye aklım çıkıyor... Korkarım derdimi sana dökerken Utanır gözümden yaşlar akarken Uzunca yazamam belki okurken Yorulursun diye aklım çıkıyor.... Yakasız gömleği giysem eğnime Biricik resmini koysam koynuma Nezaman geçirsem ipi boynuma Sarılırsın diye aklım çıkıyor..... Her beden bir candan sorumlu sanma Hey ! Ruhu kalbimi saran muamma...! Benim bir kurşunluk işim var amma! Vurulursun diye aklım çıkıyor.... |
Karşı Sevda Kan sağar gece gündüz yüreğim, tuzaklar gözyaşlarına kurulmuştur; dalgın durur deli gönlümün aynası, kavuşmak bir başka yaza kalmıştır; ne kadar kulak kesilsem de dünyaya sözcüklerden daha gerçek değildir aşk sözcüklerden daha gerçek değildir ölüm. Dilim pas içinde, doyum bulunmaz ona, bir ateştir ki yârin gül ağzı korkmadan öpmek bir serüven, bir belâ; bir sancıdır aslında belki de mutluluk, çünkü bir gaflet, bir öfke tutturmuşum, başlarken her gün bir başka yenilgiye dağbaşlarına, ummanlara adanmış huyum. Artık bulmasam da olur, fidyesini sevdanın: Gövdem olan o ağacı soğukla vurdum. |
Sen Bir Çiçek Olsan Ben Bir Yaz Olsam Her sabah her sabah suya giderken Yar yolunda toprak olsam toz olsam Bakıp dört köşeyi seyran ederken Kara kaş altında ela göz olsam Uğrunu uğrunu giderken yola Nice dilsizleri getirir dile Gövel ördek gibi inerken göle Ya bir şahin olsam ya bir baz olsam Veysel ördek olsun sen de göl yarim Yeter artık kerem eyle gel yarim Lale sümbül mor menekşe gül yarim Sen bir çiçek olsan ben bir yaz olsam |
gizli öznesi bol cümleler kuruyorum "seni seviyorum" kimi..? seni.. öznesini yüreğimde tutuyorum noktaları kaldırdım sana uzanan her kelimeyi, virgüllerle uzatıyorum yan yana oldukça çoğalacak, dolaylı tümleçlerimiz biriktirdiğim bütün belirtili sıfat tamlamalarını, senin için koruyorum.. |
SENİ UNUTACAĞIM Bağban da tek gül olsan, sana gözümü bile Süzmeyeceğim artık, gülü kurutacağım Saçımda ki aklarla ömür ipine çile Dizmeyeceğim artık, seni unutacağım… Ölümle eş görürdüm sensiz geçen an`ımı İsteseydin dökerdim tek solukta kanımı Senin gibi hayırsız için tatlı canımı Üzmeyeceğim artık, seni unutacağım... Ne sevdalar boğulmuş senin gönül nehrinde Kıvrandırır gözlerin, kimler öldü zehrinde Tövbe ettim bir daha ne semtin ne şehrinde Gezmeyeceğim artık, seni unutacağım… Kurban ol bundan sonra gözümde ki yaş’a da Teselli arattırdın kadehlerde, şişede İsmini sayıklayıp içip içip köşede Sızmayacağım artık, seni unutacağım... Yüreğimde kıvılcım köz oldu yana yana Ben yanarken bir damla su olmadın ki bana Değmezmiş bu aşk için, ne kendime, ne sana Kızmayacağım artık, seni unutacağım… Gözyaşım derya oldu söndürmedi harımı Hazana razı iken kış ettin baharımı Yaşamak haram deyip elimle mezarımı Kazmayacağım artık, seni unutacağım… Cümle âlem şaşırıp, kızarken ahvâlime Karşıma geçip güldün can çekişen hâlime Hakka yemin olsun ki, adına tek kelime Yazmayacağım artık, seni unutacağım… |
İnsan Sevince Yarab.. yarab.. yarab.. Ben aşka mağlubum, Huzurunda mahcubum. Kes boynumu kıldan ince, Cehennemi düşünmüyor, İnsan sevince... Aşk karşılık görmeyince, Hayat olur işkence, Ölümü hiçe sayar, İnsan sevince... Dünyası toz pembedir, İnsan sevince... Bilirsinki gönül candır, Neden böyle kanayandır? Sen seviniz demedin mi? Sözün beni bağlayandır. |
| Saat: 05:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık