![]() |
SUYU ŞİİR BİLDİM SUSUZLUĞU AŞK sesinin kokusu var şiir parlatan ince parmakları gerekçeli bir rüzgârın tende belâgat burcusu dünyayı hep unuttum bütün dillerini yuvarlanmış karanın suyu şiir bildim susuzluğu aşk nedensiz bir terk edişti suya aşınmak eskiciye devredilen kullanılmış ırmak kirpik gibi kardeş gibi sessizce döküldükçe göğsüne ormanın anneyi yakan uzun esmerlikti sesinin kokusu var kalbimi titreten mahcup itibarı boşluğu hep unuttum içimde büyüyen sökülme arzusunu sadakati şiir bildim sadakatsizliği kâğıda dağılmayan mürekkep dönüşsüz bir yolculuktu suya göçmek ker*** evde kavlayan kimsesizlik dem gibi kuytuluk çöl gibi büyüdükçe ayak dibinde sıtmalı çocuğun babayı yıkan ıslak suskunluktu sesinin kokusu var sağdığım her gülün yanaklarında benzersiz gümbürtüsü gülü şiir bildim gülsüzlüğü gücünü yitirmiş en elzem sihir böyle de güzelsin yok/su dil..! sadakatsizliği kâğıda dağılmayan mürekkep Azad Ziya EREN |
UYANDIRMAK İÇİN SENİ I uyandırmak için seni ayışığı sonatından geceyi çaldım ıssız bir şehre gittim hiç gitmediğin sessizliğe bilmediğin şiirler fısıldadım rüzgarların dindiği kıyılarda öykünü dinledim ıslak kumlardan deniz uyuyordu ayak ucunda aramızda tüy gibi uçarken zaman aralık perdelerden yüzüne düşen ayın tenha seslerini okşadım açıklarda yitmiş bir yelkenliden eğilip yıldızlara gölgeni öptüm II kimsesiz çocukların ince parmaklarıyla dokundum düşlerinin kırılmış aynasına eski resimlerin soluk çizgilerinden ellerini seyrettim mağaralarda uyandırmak için seni bütün geçmişini yeniden yazdım bir gülü iliştirip yalnızlığına unuttum ne varsa unutmadığın uçucu bir kokuyla sardım çıplaklığını bir dağ gecesi gibi ürperdi tenin soluğundan soluğuma uzanan uzun bir yol diledim uyandırmak için seni alnına solgun düşen saçlarını seyrettim sonsuzluğu çağırdım avuçlarından yalnız bir yıldız gibi ölürken kalbim Ayten MUTLU |
Ahmet Selçuk İLKAN---Bana Bunu Yapmayacaktın Bana Bunu Yapmayacaktın! Bana bunu yapmayacaktın Öyle sırtımdan vurmayacaktın beni Gelişin gibi onurlu olmalıydı gidişin Ve öylesine gururlu bitişin. Gel gör ki kötü oynadın bu oyunu Erken düştü masken yüzünden Demek sen içimde büyüttüğüm bir dev değil Bir hiçtin Görüyorsun işte Gittin Ve de bittin… Bana bunu yapmayacaktın Böyle bir hançerle yıkmayacaktın beni Bir ihanetin adresi olmamalıydı ayak izlerin Yoksa ben mi yanlış tanıdım seni? Yoksa hep böyle kirli miydi senin denizlerin? İşte ellerimde Suç ortağın bir sinema bileti Bir pastane köşesi Bir tiyatro gişesi. Bu kadar ucuza gitmeyecektin Sigara dumanlarında harcamayacaktın bu aşkı Ve aşk cellatlarına meze yapmayacaktın beni Şimdi boş bir mezar bulsam Seni böylesine sevdiği için Oraya bırakırdım kalbimi… |
UNUTMA Yetmiş gün bir öksüz gibi yaşadın; Annenin gittiği günü unutma! Senin için kendini harcayan kadın, Unutulmaz oğlum, onu unutma... Mezarı olursa koy bir kaç çiçek, Babanın rüyası olunca gerçek. İstersen dünyada her şeyden el çek; Bayrağı, ırkını, dünü unutma! Anneni konuştur getirip dile; Anlatsın nasıldı çektiğim çile. Gurbette tükenip dönmesem bile Unutma oğlum hiç, beni unutma! 19 Ağustos 1944 Hüseyin Nihal Atsız |
yüregim yaralı bir kuş gibi çırpınmakta sen yoksun yine........ sensizlik kadar acıtan şey yok inan bu yüregimi çok zor be bitanem zor.................... keşke alışmasaydım sana keşke baglanmsaydım sana belki de yasak oldugun için çekici gelmişindir bana yoooooooooo hayır asla istesemde haykırsam da aglasamda vazgeçemiyo bu yürek....... girmiş bir kere sevda kurşunu çıkmıyo o kurşun beni öldürmeden çıkmayacak . inan yüregim sana karşı ne hissettigini bile bilmiyo SEDEF GÜNAYDIN |
Virandı şehirler sensiz gecelerde Sisli Düşleri bıraktık gerilerde Hayatıma hayat katmışsın meğerse Aşkına susadım firari gönlümde Kalbim yokluğunda parça,parça olurken Mutsuzdum gemiler ufka yelken açıp giderken Sızlardı yüreğim,sahillerde seni beklerken Aşkına susardım firari gönlümde Başımı omuzuna yasladığımı düşlerken İncindiğimde boynumu büküp ağlarken Sırlarını yıllar boyu saklarken Aşkına susardım firari gönlümde Ruhun ruhuma hükmederken Mahzun bakışlarımda kırıktı kalpler Hüzünlü düşlerimde suskundu kelimeler Aşkına susardım firari gönlümde ahu çağla |
FERDA - Bugünün gençlerine - Ferda senin; senin bu teceddüd, bu inkılâb... Her şey senin değil mi ki zâten?.. Sen, ey şebâb, Ey çehre-i behîc-i ümîd, işte ma'kesin Karşında: Bir semâ-yi seher, sâf ü bî-sehâb, Âğuş-i lerzedârı açık, bekliyor., şitâb! Ey fecr-i hande-zâd-ı hayât, işte herkesin Enzârı sende; sen ki hayâtın ümidisin, Alnında bir sitâre-i nev, yok, bir âftâb, Sönsün mûebbeden. Sönsün müebbeden o cehennem; senin bugün Cennet kadar güzel vatanın var, şu gördüğün Zümrüt bakışlı, inci şetaretli kızcağız Kimdir bilir misin? Vatanın... Şimdi saygısız Bir göz bu nazlı çehreye - Allah esirgesin Kem bir nazarla baksa tahammül eder misin? İster misin, şu ak sakalın pâk ü muhteşem Pîşâni-i vakaarına, bir kirli el demem, Hattâ yabancı bir el uzansın? Şu makberi, Razı olur musun, taşa tutsun şu serseri? Elbet hayır; o makber, o pîşâni-i vakur Kudsî birer misâl-i vatandır... Vatan gayur İnsanların omuzları üstünde yükselir. Gençler, bütün ümmid-i vatan şimdi sizdedir: Her şey sizin, vatan da sizin, her şeref sizin; Lâkin unutmayın ki zaman tünd-ü mutmain Bir hatve-i samût ile ta'kîb eder bizi. Önden koşan, fakat yine dikkatle her izi Ta'mika yol bulan bu yanılmaz muâkıbin Şermende-i itabı kalırsak, yazık!.. Demin "Ferda senin!" dedim, beni alkışladın; hayır, Bir şey senin değil, sana ferda vediadır; Her şey vediadır sana, ey genç, unutma ki Senden de bir hisâb arar âtî-i müştekî. Mâzîye şimdi sen bakıyorsun pür-intibah, Âtî de senden eyleyecek böyle iştibâh. Her uzvu girdibâd-ı havâyicle sarsılan Bir neslin oğlusun; bunu yâd et zaman zaman. Her yıldırımda bir gece, bir gölge devrilir, Bir ufk-ı i'tilâ açılır, yükselir hayât; Yükselmeyen düşer: ya terakkî, ya inhitat! Yükselmeli, dokunmalı alnın semâlara; Doymaz beşer dedikleri kuş i'tilâlara... Uğraş, didin, düşün, ara. bul, koş, atıl, bağır; Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır! Tevfik Fikret ( 1867 - 1915 ) |
Yaram kanıyor gönlümde Aşkına küskün gözlerim Bu bekleyiş hiç bitmeyecek belkide Bakışlarına küskün gözlerim Hayatın bilmece Kaçıyorsun gündüz gece Canım acıyor sen iç çekince Gözlerine küskün gözlerim Sözlerin hece,hece Buluyorum seni hiçlikte Hançer gibi saplanıyor aşkın kalbime Aşka küskün gözlerim ahu çağla |
DÜNYA ÇIĞIRINDAN ÇIKTI. Dünya çığırından çıktı nere gidiyor bilmem. Bir daha bu dünya’ya gel deseler de gelmem. Patlamalar ölümler sanki yarış ediyor. Bebekler doğar doğmaz terörle tanışıyor. Bu böyle devam etmez bir çare bulunmalı. Terörle beslenenler tek tek durdurulmalı. Bugün Diyarbakır’da bir patlama duyuldu. Hiç günahsız insanlar orada öldürüldü. Bunu yapan insanlar asla insan olamaz. Bunları destekleyen bu ülkede kalamaz. Arkadaşlar bu işin asla şakası olmaz. Bu işlere bulaşan umduğunu bulamaz. Devletimiz güçlüdür Bu oyunlara gelmez. Çok sıkı bağımız var kimse bizi bölemez. Terörden medet uman bu zavallı insanlar. Sonları perişandır bunu böyle bilsinler. Abdulkadır Azaklı |
Bilemedim Hep ağladım gülemedim Doyasıya sevemedim Aktı gitti gözyaşlarım Bir teselli veremedin Bilemedin bilemedin Gözyaşımı silemedin Sel oldu dağlar taşlar Benim gibi sevemedin Vurgun yedim gözlerinden Zehir saçan sözlerinden Ne istedin yüreğimden Bir teselli veremedin Bilemedin bilemedin Gözyaşımı silemedin Sel oldu dağlar taşlar Benim gibi sevemedin Dağların dumanı bitmez Sevdaları baştan gitmez Şu zalıma gücüm yetmez Bir teselli veremedin Bilemedin bilemedin Gözyaşımı silemedin Sel oldu dağlar taşlar Benim gibi sevemedin Salim Erben |
| Saat: 22:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık