![]() |
Gecenin İçindeki Gölge gecenin içindeki gölgeyim sende cuma öğlesi kadar kar beyaz yaşayan ve durup kalan sensizlik beldesinde akar geçerim de bilmezsin tünelinden trenler gibi dinginsiz o sepserin içinden giderim içmeye iniltiler çeşmesinden kalır sonra beride veremler ülkesinde âteşini yitirmiş bir mecnunun sinesi bir yenilgi kalbisin denilen kendisine unutulmuş bir bıçak bir tarafta akan kan nasılsa sığar aşka ve bembeyaz aşk kanar gece içinde gölge ah ne kanar ne kanar |
Bence Şimdi Sen De Herkes Gibisin Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor Onlardan kalbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence şimdi herkes gibisin Yolunu beklerken daha dün gece Kaçıyorum bugün senden gizlice Kalbime baktım da işte iyice Anladım ki sen de herkes gibisin Büsbütün unuttum seni eminim Maziye karıştı şimdi yeminim Kalbimde senin için yok bile kinim Bence sen de şimdi herkes gibisin |
İşe Yaramazsın Tokam ol gez başımda Göz bebeğimde yaş ol süzül tenimde Tırnağımda kir ol manikürümle yok ol Ne işe yararsın ki. |
YAĞMURLAR Sokaklar sakin geceler karabasan Ellerim titrer Kim bu ben mi kim bu susan Ne soran var ne bilen Sebebim yok bana kıyan Erkeğim sendin Vazgeçtim rüyalardan Beni sevmezsen yağmurları sev Bulutlar ağlasın sen gül güneş doğsun yeniden Gidiyorum gözüm yaşlı Hatıran har yüreğime Sen sev yağmurları Yağmurlar yağsın üzerime Gidiyorum gözüm yaşlı Ah yine yol yol üstüne Sen sev yağmurları Yağmurlar yağsın yüzüme... |
İsimsiz Çiçekler toplamak isterdim sana mavi açan çiçekler ismini bilmediğim yüzlerce, binlerce çiçek sonra küçük kız çekilip bir kenara seyretmek seni onca çiçeğin arasında. Saçlarının rüzgarda salınışını gözlerindeki o gökkuşaklarını ama sadece mavinin tonlarından olan haksızlık etmeden tüm renklere boyamak elinin değdiği her yanı maviye. Her yan deniz olmalı her yan gökyüzü her yan mavi her yan sen yani. Ve haksızlık etmeden başka renkte açan çiçeklere taç yapmak isterdim saçlarına gülümser miydi o zaman yüzün. Ama biliyorum hepsi bir düş uzanıversem önce ellerin kaybolacak sonra gülümseyen yüzün ve ne varsa işte maviye dair sana dair. Yine öylece kalacağım bir başıma yarasa tüneğimde sonra yine kurtlar üşüşecek içime kemirecekler etlerimi bir tek gözlerim kalacak ilk gün ki gibi canlı gördüler diye seni sonsuza dek masmavi. |
Sevecekmiş Gibisin Her günün ardından senden bir ümit var hep gelecekmiş gibisin İçimde bir duygu gözümde bir hayal sanki sevecekmiş gibisin Sevmek acı dolu sevmek çile dolu çektirecekmiş gibisin Aklımı başımdan beni şu canımdan sanki edecekmiş gibisin Ne sevdim diyorsun ne de sevemiyorsun açmayan bir çiçeksin İçimde bir duygu gözümde bir hayal sanki sevecekmiş gibisin Her sözün ardından gizli bir davet var gel diyecekmiş gibisin Aşkın kanununu kaderimin yolunu sanki çizecekmiş gibisin Gönül toprağına dert yağmurlarını yağdıracakmış gibisin Ne sevdim diyorsun ne de sevemiyorsun kokmayan bir çiçeksin Ne senle ne de sensiz geçmez oldu hayat vazgeçilmez tesellisin Aklımı başımdan beni şu canımdan sanki edecekmiş gibisin |
Dünyanın Bütün Çiçekleri "Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin!" Köy öğretmeni Şefik Sınığ'ın son sözleri. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum Bütün çiçeklerini getirin buraya, Öğrencilerimi getirin, getirin buraya, Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer Bütün köy çocuklarını getirin buraya, Son bir ders vereceğim onlara, Son şarkımı söyleyeceğim, Getirin, getirin...ve sonra öleceğim. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum, Kaderleri bana benzeyen, Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları Geniş ovalarda kaybolur kokuları... Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni, Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini Bacımın suladığı fesleğenleri, Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini, Avluların pembe entarili hatmisini, Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın, Aman Isparta güllerini de unutmayın Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum. Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım, Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden, Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden, Ne güller fışkırır çilelerimden, Kandır, hayattır, emektir benim güllerim, Korkmadım, korkmuyorum ölümden, Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Baharda Polatlı kırlarında açan, Güz geldi mi Kopdağına göçen, Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen, Muş ovasından, Ağrı eteğinden, Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni, Eğin türkülerinin içine gömün beni. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, En güzellerini saymadım çiçeklerin, Çocukları, öğrencileri istiyorum. Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini, Köy okullarında açan, gizli ve sessiz, O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek. Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek, Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Ben mezarsız yaşamayı diliyorum, Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum, Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın, Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın, Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım, Niçin yaşadığımi ben onlara söyledim, Çiçeklerde açar benim gizli arzularım. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Okulun duvarı çöktü altında kaldım, Ama ben dünya üstündeyim, toprakta, Yaz kış bir şey söyleyen toprakta, Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım, Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım, Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir. Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya, Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya. |
İstanbul Baharı Arıyor Martılar nasibini arıyor, Şu kocaman denizde, Gerdan kırmış boğaz köprüsü, Denizin daraldığı yerde, Bir sis perdesi sarmış gökyüzünü, Dolmabahçe tarih kokuyor, Bulutlar küme küme olmuş, geziniyor, Şubat ayının serin havası, İstanbul baharı arıyor... Denizin mavisi kaybolmuş, Yeşille tanışmış, Kız Kulesi nice umutlarla bekliyor, Selam sana! Sultan Mehmet, Fethettiğin şehirdeyim. Allah Allah sesleri Çınlıyor, kulaklarımda, İçim ürperdi, gördüğüm kalelerde, Üşüyüp titredim, esen rüzgarla, İstanbul baharı arıyor... Emirgan, Bebek arasına yerleşmiş, Rumeli Hisarı nöbette, Öylesine dimdik, öylesine gururlu, Avrupa yakasının boğaz gülü, Tarabya’sı, İstinye’si, Nasılda ağlıyor gökyüzü çise çise, Akşamın gizemiyle sarsıldı, koca şehir, Sarıyer’den baktım, son kez boğaza, Hasret türküleri dinledim, Çamlıca eteklerinden, İstanbul baharı arıyor... |
Çiçekler Topladım Gül yüzün rengini yansıtsın diye Kıpkızıl yemyeşil ve de bembeyaz Çiçekler topladım kırlarda bu yaz Çöllerde sürdüğüm izindir senin Sensin aradığım durmadan kış yaz Halime bir renk ver halinden biraz Seninle olmazsam tuttuğum oruç Ettiğim dualar kıldığım namaz Sevgili bilirsin anlam taşımaz Bakma sen perişan halime benim Sana yakışanı bilirim pek az Ve belki usulsüz ettiğim niyaz Ama sen bilirsin senin içindir Böyle gece gündüz hep avaz avaz Çaldığım türküler inlettiğim saz |
Canım Istanbul Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur. Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale. İstanbul benim canım; Vatanım da vatanım... İstanbul, İstanbul... Tarihin gözleri var, surlarda delik delik; Servi, endamlı servi, ahirete perdelik... Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at; Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat... Şahadet parmağıdır göğe doğru minare; Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?.. Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet; Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet... O manayı bul da bul! İlle İstanbul`da bul! İstanbul, İstanbul... Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği; Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği. Oynak sular yalının alt katına misafir; Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir. Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar, Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar... Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi? Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i... Kadını keskin bıçak, Taze kan gibi sıcak. İstanbul, İstanbul... Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler! Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler... Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu, Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu. Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından. Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar... Gecesi sünbül kokan Türkçesi bülbül kokan, İstanbul, İstanbul… Necip Fazıl Kısakürek |
| Saat: 15:20 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık