![]() |
kimsesizim bir sokak ortasında, üşüyorum yürüdügüm yolda. nedenini bile bilemiyorum, bildigim tek şey seni çok seviyorum... sensin benim tek nedenim, sensizlikle cezanlandı bedenim. ben sensiz artık bir hiç'im, kimsesiz ve ve caresizim BAHAR AYDIN |
Gittiğini anladım Pencereye bakınca Hoşçakal yazıyordu Camının buğusunda Buz gibi donakaldım Odanın ortasında Ayrılık düğümlendi Bir anda boğazımda Şuursuzca yürüdüm Başıboş sokaklarda İsyanım yalnızlığa Kalbimde ki sızıyla Acı gerçek silinmedi Penceremin camında Her bakışta çakıyor Şimşek gibi ruhumda levent gezici |
Karanlıkta Kar Yağıyor Ne maveradan ses duymak, ne satırların nescine koymak o "anlaşılmayan şeyi", ne bir kuyumcu merakıyla işlemek kafiyeyi, ne güzel laf, ne derin kelam... Çok şükür hepsinin hepsinin üstündeyim bu akşam. Bu akşam bir sokak şarkıcısıyım hünersiz bir sesim var; sana, senin işitemeyeceğin bir şarkıyı söyleyen bir ses. Karanlıkta kar yağıyor, sen Madrid kapısındasın. Karşında en güzel şeylerimizi ümidi, hasreti, hürriyeti ve çocukları öldüren bir ordu. Kar yağıyor. Ve belki bu akşam ıslak ayakların üşüyordur. Kar yağıyor, ve ben şimdi düşünürken seni şurana bir kurşun saplanabilir ve artık bir daha ne kar, ne rüzgar, ne gece... Kar yağıyor ve sen böyle "No pasaran" deyip Madrid kapısına dikilmeden önce herhalde vardın. Kimdin, nerden geldin, ne yapardın? Ne bileyim, mesela; Astorya kömür ocaklarından gelmiş olabilirsin. Belki alnında kanlı bir sargı vardır ki kuzeyde aldığın yarayı saklamaktadır. Ve belki varoşlarda son kurşunu atan sendin "Yunkers" motorları yakarken Bilbao'yu. Veyahut herhangi bir Konte Fernando Valaskerosi de Kortoba'nın çiftliğinde ırgatlık etmişindir. Belki "Plasa da Sol" da küçük bir dükkanın vardı, renkli İspanyol yemişleri satardın. Belki hiçbir hünerin yoktu, belki gayet güzeldi sesin. Belki felsefe talebesi, belki hukuk fakültesindensin ve parçalandı üniversite mahallesinde bir İtalyan tankının tekerlekleri altında kitapların. Belki dinsizsin, belki boynunda bir sicim, bir küçük hac. Kimsin, adın ne, tevellüdün kaç? Yüzünü hiç görmedim ve görmeyeceğim. Bilmiyorum belki yüzün hatırlatır Sibirya'da Kolçak'ı yenenleri belki yüzünün bir tarafı biraz bizim Dumlupınar'da yatana benziyordur ve belki bir parça hatırlatıyorsun Robespiyer'i. Yüzünü hiç görmedim ve görmeyeceğim, adımı duymadın ve hiç duymayacaksın. Aramızda denizler, dağlar, benim kahrolası aczim ve "Ademi Müdahale Komitesi" var. Ben ne senin yanına gelebilir, ne sana bir kasa kurşun, bir sandık taze yumurta, bir çift yün çorap gönderebilirim. Halbuki biliyorum, bu soğuk karlı havalarda iki çıplak çocuk gibi üşümektedir Madrid kapısını bekleyen ıslak ayakların. Biliyorum, ne kadar büyük, ne kadar güzel şey varsa, insanoğulları daha ne kadar büyük ne kadar güzel şey yaratacaklarsa, yani o korkunç hasreti, daüssılası içimin güzel gözlerindedir Madrid kapısındaki nöbetçimin. Ve ben ne yarın, ne dün, ne bu akşam onu sevmekten başka bir şey yapamam. 25.12.1937 Nazım Hikmet Ran |
HASRET Hasret sensizlik demek. Hasret yokluğun, Hasret sana susamışlığım demek. Yanımdayken dokunamamak sana, Uzağımdayken özlemin demek. Yanımdasın bedeninle, Uzansam dokunacağım ellerine, Sevmek dokunmak, Dokunmak yaşamaksa sevgiyi Ben hasretinle yaşıyorum Bu kahrolası sevgiyi… Seviyorum seni Seviyorum hasretimi. fatma yaprak |
Sen... ah sen.. her cümlenin başı, sonu, ortası hep sen... bilmiyorum nezaman kurtulurum sen adının geçtiği bu nöbetlerden. nasıl unuturum gözlerindeki yıldızların gözlerimden içime akışını.. nezaman biter bu kendinibilmez dizginlenemez bekleyişlerim.. ahh sen varya sen... ne garip şeydin anlaşılmaz gülüşlerinle, ne tadı doyumu olmayan bir sevdaydın yüreğimde yarası kapanmayan... senden nasıl vazgeçerim ben.. bilmiyorum nezaman biter bu ucu bucağı olmayan sorgulayışlarım. ahh be sevgilim kimbilir nezaman son nefesimi verir de elimi eteğimi çekerim seni sevmekten...... SENİ HERZAMANKİNDEN DAHA ÇOK ÖZLÜYORUM HER YENİ GÜNDE.. HERGÜN YENİ Bİ ACI EKLENİYOR SENSİZLİĞİN VERDİĞİ O HASRETE.. HERGÜN DAHA VAZGEÇİLMEZ OLUYOR YÜREĞİNDE YAŞAMA İSTEĞİ KENDİMİ... SEVİYORUM SENİ BEEE VARMI ÖTESİ HADİ BIRAKIP GİTTİĞİN GİBİ SENİ BANA ENGELLEDİĞİN GİBİ YÜREĞİMİ DE ENGELLE SENİ SEVMEKTEN.. HADİ ÇIK KARŞIMA BENİ SEVME DE. HADİ DUR KARŞIMDA DİMDİK GÖZLERİME BAKIP BİRZAMANLAR SENİ SEVİYORUM DEDİĞİN GİBİ ''SENİ ARTIK HİÇ SEVMİYORUM'' DE . SENİ HİÇ YAŞANMAMIŞ FARZEDİYORUM DE, BİZ BİTTİK BİZ TÜKENDİK ARTIK BİZ DİYE BİRŞEY YOK DE HADİ BUNLARI SÖYLEDE BENDE O ZAMAN SENİ SEVMEYE LANET OKUYAYIM .... SENİ SEVMEYİ BIRAKIP SEVDİĞİM KADAR NEFRET ETMEYE BAŞLAYAYIM.... AMA BİLİYORUM Kİ SEN BANA BUNLARI DİYEMEZSİN SEN BENDEN VAZGEÇEMEZSİN .. BİLİRİM BANA NE DERECE DÜŞÜKÜN OLDUĞUNU.. BİLİRİM SENİNDE BEN GİBİ BİR HİÇ OLDUĞUNU BENSİZKEN.. SABREDİYORUM BİTANEM SENİ BÜYÜK BİR SABIRLA BEKLİYORUM VE BİRGÜN GELECEK BURAYA YAZDIĞIM YAZILARIM HÜZÜNLE MUTSUZLUKLA BİTMEYECEK.. YİNE SENİNLE BAŞLAYIP SENİNLE BİTECEK AMA HEPSİNİN SONUNA VİRGÜL EKLENECEK SEN VE BEN YAŞADIĞIMIZ SÜRECE BU HEP BÖYLE DEVAM EDECEK ... NEZAMAN Kİ ECEL GELDİ İŞTE OZAMAN SON NOKTA EKLENECEK.. VE BİZİ BİRLEŞTİRİP AYIRAN O HAYAT BİZİ TEKRAR BİRLEŞTİRDİĞİ ZAMAN BİZİ AYIRMAYA ÖLÜMÜN BİLE GÜCÜ YETMEYECEK........ EDANUR ÖZÇELİK... |
Sakın bensiz ağlama. Gözyaşlarımız birleşsin sel olsun. Aksın! Aksın da gittiği yerde göl olsun. Sakın bensiz ağlama! Ağlayacaksan! Sakın! Sakın bensiz ağlama. Göz yaşlarına ortak olayım. Senden bana yadigar Kokunla Bırak! Ben sensizken ağlayayım. Hani göz yaşlarımla beslediğim dikenlerini kopardığım Kırmızı gül var dı ya.? Artık yok kurudu sevgimle birlikte kurudu. Yok oldu. Geriye kalan gözyaşım ve yalnızlığım oldu. Özlenen bir sevda Ağlanan bir geçmiş. Hiç bir zaman bir daha verilmeyen şans. Ve geri de kalan umutsuz bir aşk Buna rağmen sakın bensiz ağlama! Sana kıyamam. Yanında olmasam da Hasretinle kalsam da Sakın bensiz ağlama mesut öztürk |
Tenha bir gecede vurdular şiiri Kan sızar dudağımdan sözüm yaralı... Daha kaç kurşuna seversin beni İçimde tıka basa şehir kavgası Kirlenmiş bakışlarımda hüzün Ayazını avuçlarından çaldığım güzün Zamansız sorgusundayım şimdi Başını yaslayıp sustuğun omzum yaralı... Yüzümden düşen bin parça an'sın Yansın sana dokunduğum akşamlar Zehir zıkkım yokluğunda kustuğum kansın Ve kimliksiz bir telaş sararken içimi Bütün yolların sana çıktığı bu şehirde Koca bir yalansın Çokluğuna yenik düştüm yine, azım yaralı... Bu sokaklar tanır beni Sırtıma değen bakışlar Bu siren sesleri duvar yazıları gölgeler İzmarit sancısında yürüyüp giderken Sessizce kapanan perdeler Örtemez içimin arsız günahlarını Yarsız sabahlarda bıraktığım izim yaralı... Nicedir türkü duyulmuyor uzaklardan Kulağıma gelen alabildiğine yağmur sesi Bir kadın nefesi özlüyor boynumun ilmek yeri Bütün cümleleri sildim mektuplardan Sildim dudağımda yarım kalan kelimeleri Bam teline basma ömrümün, Sazım yaralı... Çek git benden artık Kendinden ayaz bu aşkın hikayesi Üşür dalında sesi kırlangıçların Ve buz tutar adamın gözyaşı Bu aldanışı bu yengiyi bu sus'u Bu geceyi demleyip sabahı içtiğim kabusu Söküp al tırnaklarımdan, kan revan dokunuşu Geçmiyor tenimde bıraktığın yangın ayazlar Sızım yaralı... Çek git benden kendi baharına Kırık dal sancısıdır ömrüm Say ki fırtına, say ki boran, say ki kar... Yeter ki sen olma kıran kalemimi Suçlu bir tarihin tek sanığıyım ben Beni bir çocuk bile yargılar... Yıllanmış sorgularda Ser verip sır vermemiş yüreğim... Şimdi sustuğum, söylemediğim Gizim yaralı... Uğur Deniz Ülkegül |
Seni seviyorum’ Hep böyle başlardı, Hayali aşkların sevda yüklü mektupları. Oysa benim seninle paylaştığım mektuplarım olmadı hiç, Yağmur yağan romantik akşamlarda Dolaşmadık asla, Gökyüzünü süsleyen yıldızımız olmadı bizim. Biz gerçek aşkların seri katili Biz yalancı sevdaların ismi,adresi, Biz aşk masallarının umarsız dinleyicileri, Hadi vaz geçelim aşktan sevgiden Hadi intihar edelim yalan aşkların şiirlerinden ZÜLEYHA YASA |
Ebrum Ben senin içinde büyüyen çocuk... ilk seni hissettim yüreğimde ilk seni gördüm bakışlarımda ilk sende tattım sonsuz sevgiyi Ben senin içinde büyüyen çocuk... ilk seni düşündüm gecelerimde bu kadar yoğun ilk sen beni kaldırdın sabahın 4 ünde yatağımdan düştün aklıma birden ilk sen beni ağlattın özleminden Ben senin içinde büyüyen çocuk... Sen benim ilklerimi yaşatan... Sevgiyi, aşkı, hasreti, beklemeyi... Ebrum; sen benim nefes alışım oldun Beni hiç bırakma olur mu? Mehmet Arıca |
eski bir aşık veysel klasiği aşıklara hitap ediyor Karadeniz gibi kükrer coşarsa Dalgası gelince yaman aşıklar Hırs gelip de ayranlığı şişerse Kaybeder iradey, dümen aşıklar Ağzına geleni hemen atarlar Ben aşığım diye çalım satarlar Haram demez helal demez yutarlar Bibersiz baharsız çemen aşıklar Karanlıkta ayna görse ay sanır Ürüyada şarap içse mey sanır Mezarlığa yol uğrasa köy sanır Gözleri kararmış duman aşıklar İyi demez kötü demez metheder Bakarsın ki bir tel kırmış çat eder Sorsan baksan aşka binmiş at eder Yorulup yollarda kalan aşıklar Şehvetle aşıktır kıza geline Arı olan tuz katar mı balına Ebrişimden nazik ipek teline Tadarlar çeşitli yalan aşıklar Kabını yumaya bulamaz karı Hind'ten Hindistan'dan bahseder yari Beğenmez topalı bulamaz körü İsterler bir kaşı keman aşıklar Asıl aşıkların arzu cemaldir Arifler bilirler ehl-i kemaldir Aşıklar bizlere yüz yıllık yoldur Koşsak da peşinden hemen aşıklar Aşıklar çoğaldı sadık az kaldı Fikreyle ey Veysel ne zaman geldi Şiirde ne özet ne bir öz kaldı Savurur denesiz saman aşıklar |
| Saat: 22:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık