![]() |
Aşktan evler -Dik gözlerini kalbin olsun gözlerin M. Celaleddin Rumi yel savurur-dalga çalar kumdan evler kurmayalım yıkılmayan yapı mı var taştan evler kurmayalım gel kadınım aşktan evler kuralım ufkunda gülüşün açsın her sabah lacivert gecelerde ay doğsun bakışların duvarı dünya olsun tavanı gökyüzü her an : patlayan bir tomurcuk aşkın dalında ne dün- ne yarın... nerede olursak olalım yürekten bağlı kalalım gül diye büyüttükçe yürekte hüznümüzü hükmü yok ayrılıkların... Adnan Durmaz |
Aşktı O Askti o! Degistiren tum gecelerimi Askti o! Beni durup durup yenileyen Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi Oydu, doludizgin gidisime dur diyen Bir bicakin keskin yuzunde kan lekesiydim Askti yine beni yikayan, aritan su Boyle ak pak olacagimi bilir miydim? Icimde acmasaydi o sevmek duygusu Ben bir tutsagim simdi sevgiye, gonullu Cozmeyin ellerimi, zincirlerim kalsin Gorsun prangalarim o dogacak gunu Ve bu dunyaya ask dolu siirlerim kalsin Seninle her yerde guzel, her zaman yeni Istemem, sensiz hatirlamasinlar beni. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Çağıran Benim Seni gel ve yalnızlığınla durul kapıp koyverme koyu ellerini tapınağımdan sessizce ölme öleceksen uslu bir çocuk gibi kurtar beni soytarılıktan suskunluğum güzel gelir insanlara belki acıbadem kırsam sokaklarda daha inandırıcı olurdum birden büyümediğime çuvaldızlar batırabilirim baldırlara bakılmasın körpe gözlerime ihanetin gel-gitleri oturur gözbebeklerimde eşgalin belirlenir tutuklanırsın hapsolduğun halde canevlerime uykunu böl ve gel gel ve yalnızlığınla durul esrarını yitirmiş tapınağımda mutluluğu unut önce mutlu olacaksan kalbini koy kalbime kır vurduğun kapıları sevgilim onarilabilir yaralarımı okşa ve gir ıssız tapınağa. 1984 İlhami Atmaca |
gönül uçurumlarında kara çiçekler açar yas tutar martılar çığlık çığlık kopar dalından yapraklar zaman kırık can kırık musalla taşı gibi gök dua gibi rüzgarlar celal aksu |
Hava soğuk tüylerim diken diken Damarlarımda kedilerden kalma gözyaşları İçime ne zaman aktı nasıl kaldı. Cevabı benden çok uzakta Küçük kızın yanağındaki gamzede Hangi küçük kız olduğunu bilen gelsin yanıma Küçük bir erkek çocuk duruldu soğukta .... Bomboş vadinin beline sarıldı gecenin karanlığında Aydınlık gibisi varmı Her aydınlık sonunda gözlerde yaş Bir yalan daha keşfedildi gerçek bulundu Küçük bir erkek çocuk duruldu soğuktan .... Ağlıyordu kendinden başka hislerle Uzanmak güzel olurdu sıcacık yatağa Kendisini arıyordu ve gözlerindeki düşü Kaybettiği o soğuk sokakta Ağlamak yetmiyor betonlar duyarsız Küçük bir erkek çocuk duruldu soğuktan Bütün dünya bundan habersiz... Vakitli vakitsiz uyanıp uyuyor Çakallar gibi ne zaman bağıracak belli değil Uğultunun içinde kendinden ruh yok Hiçbir parçası uymuyor gecelere Gecenin içinde düşler karmakarışık Küçük bir çocuk ağlıyor Durulmuş soğuktan Aşk ona uçurum bundan sonra Durulmuş soğuktan ama temizlenmemiş Kirlerini atmak geliyor içinden Nasıl yapacağını bilmeyen küçük çocuk atlıyor denize Sudur temizlenirim diyor... Karadeniz almış içine aylardan ocak Haberlerde o akşam, gazete manşetlerinde Yirmi bir yaşında Karadeniz’de küçük bir erkek çocuk donmuş soğuktan... Mustafa Hakan Gülcan |
İZMİR AĞLADI Gittin, Tüm acıları yıldız misali serpeleyip yüreğime, Harabeye dönen hayatımı, beni, Bu koca şehri yıkıp geçtin, Tek beni değil, martıları, denizi, Öylece boynunu büküp, Gözlerimdeki yaşla, Kalbimdeki yasla, İzmir'i ağlatıp gittin. Şimdi gözlerimden sen damlıyor, Bu şehrin sokakları, Sen damlalarıyla yıkanıyor, Deli bir rüzgar esiyor buralarda, Yokluğunun ayak sesleri çınlıyor kaldırımlarda, Tek ben değil sevdiğim, Bu koca şehir, İzmir ağlıyor. Bak, Dinle, Martılar çığlık çığlığa, Seni, sadık bir sevgili gibi iskelede bekliyor, Tek boynu bükülen sen değilsin der gibi, Gidişine tek ben değil, Koskoca şehir, İzmir ağlıyor. Bu koca şehir Sensizlikle yıkandı, Bu koca şehir Sen giderken sessizce ağladı, Mavileri çıkarıp koynundan, karalara boyandı, Gidişine tek ben değil sevdiğim, Koca şehir, İzmir ağladı. Sensizim, Sesim çıkmaz, sessizim, Bak gözlerime, anla, Nefesimdin, nefessizim, Canımın canını aldın giderken, Dermanım yok halsizim, Bir beni değil, Bu koca şehir, İzmir ağladı. Ayşe MANAV |
Akıntı Üflerim Şiirin tüm gizini kulaklarına Havalanır birden aklın Akşamlar akar dudaklarına Oturursun ortasına akıntının Tut ki bir aşklığına çıldırdın. Sokul yanıma Çoğul mudur etin, Gerçeklerden mi süzüldü Kolunda duran cinnetin? Haydi gel tedirginliğe Son çağrımdır bu Çıkarıver tüylerini Bahar geldi. A.Kadir Bilgin |
Hasret Yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli; Belini sarmayalı Gözünün içinde durmayalı Aklının aydınlığına sorular sormayalı Dokunmayalı sıcaklığına karnının Yüzyıldır bekler beni Bir şehirde bir kadın. Aynı daldaydık aynı daldaydık Aynı daldan düşüp ayrıldık Aramızda yüyıllık zaman Yol yüzyıllık Yüzyıldır alcakaranlıkta Koşuyorum ardından. Nazım Hikmet |
Arayıpta bulmak istersen eğer Beni ele değil taş kalbine sor Özleyip kapıma gelirsen eğer Kapıma vurmadan vicdanına sor Hani bana verdiğin osözler nerde Saldın şu gönlümü bin türlü derde Özlemle ararsan o günler nerde O taştan o zalim yüreğine sor Kudreti kalmamış yorgun bedenim Sanki alev alev yanıyor tenim Hasretle dolmuşum nasıl özlerim Seni dilendiğim gecelere sor Sanma başkasını asla sevemem Gelmek istesemde sana gelemem Önünde diz çöküp şefkat dilenmem Dilimde düğümlenen hecelere sor ayhan okumuş |
Kış Gelmez Oldu Kimi gerçek kınar kimi şakadan, Sanırlar elimden iş gelmez oldu. Destek alsam Çin’den Amerika’dan, Zalim kaderimle baş gelmez oldu. Gayem ne safahat, ne saltanattı. Felsefem hep şükür, hep kanaatti. Kahve açtım garsonlarım çay sattı. Çatlaksız kırıksız boş gelmez oldu. Kenardan köşeden borç yiye yiye, Servetim yük olmaz oldu kediye, Soba bayi oldum güz geldi diye, İlkbahar yaklaştı, kış gelmez oldu. Yaslanamam betonarme yapıya, Çökeceği tutar şanssızlı bu ya, Kaç yıl gele attım bir tek kapıya, Ecelim geldi de şans gelmez oldu. Neyi esirgesem gelir nazara, Bahçevan oldum da bir gülizara, N’olur bülbül ötsün bir gün kazara, Saksağandan başka kuş gelmez oldu. Bu nasıl adalet, bu nasıl dava? Tatlı lokma yiyemedim bedava, Hangi toyda kaşık atsam pilava, Benden başkasına taş gelmez oldu. Gün günü arattı duygularıma, Geceler güç kattı kaygılarıma, Kabuslar kastetti uykularıma, Hayra yorulacak düş gelmez oldu. Tehlike çalsa da bütün hatlarım, Dosta vız geliyor tüm imdatlarım, Nice şiirlerim iltifatlarım, Yarin kulağına hoş gelmez oldu. Kör olası gözüm, pınardı hani? Her dostu ağıtla anardı hani? Dağ gibi babamı aldı da fani, O gündür bu gündür, yaş gelmez oldu. Cemal Safi |
| Saat: 16:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık