![]() |
Gidiyorum artık bu diyardan Senden bir umut kalmadı bana Sensizliği gömüp kara toprağa Elveda seninle olan dünyama Elveda değildi sana son sözüm Ama hiç gülmedi sensiz bu yüzüm Umutsuz dünyayı neyleyim gülüm Elveda umutsuz senli dünyama Seninde umutların tükenir bir gün Anlarsın o zaman zindan olur hergün Sende gitmek istersin anlarsın o gün Umut edersin gelirmi bir gün.... sefa gelenoğlu |
Kimliğini Satıyor Hikayeler... Hikayeler yürüyor yollarda... Kaçırdıkları gözlerinde yalan zaman... Mekan bulur ayakları her bastığı yerde... Bir içimlik cigaralık ve altılı hayallerde... Büyük büyük hikaye ağbi diyor bana Öyle deme ne olur romansın sen Ben el kadar küçük küçük çocuğum... Hikayeler türkü yakıyor yağmurda... Bazen ah çekiyor ‘ah ulan rıza’da... Biliyorum çok oldu ilk kez ağlamayalı... Baktığın gözleri kuru odtan sarı... Ayakkabı pençeli çorap yamalı Umut bu yola uğramayalı... Kimliğini satıyor sonunda hikayeler... İnkar edemediğin kadar gerçek hikayeler... Ruhunun salıverdiği kadar özgür hikayeler... Toprağın kabul edeceği kadar çamur hikayeler... Sancaksız bulut gibi rüzgarın önünde... Damlalardan belli yükün hikayeler... Bülent Özdemir |
Kendine Benim İçin Bir Gül Ver sensizlikle flört etmeyi sen değil sensizlik bilir sesi ses/sensizliği sensizlik bilir korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tuk! çok ağrımış kendinin, siyah ve ayaz kendinin hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver... * bak, palandöken dağlarında karlar erimiş teknelerde kol kola bahar sulara inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver bir gül ver söküldüğüm günler için -ve önce kendinin ellerinden tut!- * kendimin ellerinden tutunca içimden nehirler gibi akmak geliyor yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor geberesiye içip salaş meyhanelerde buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor tutunca kendimin ellerinden pusulasız gemilerde yatmak yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden ömrümün içinden akmak geliyor... * sessizlik sensizliği ezbere bilir sensizlik her şeyi bilir... korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tut! sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin ellerinden; bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver avuttuğum düşler için bana bir gül ver bir gül pusulazıs gemiler, sökülmüş günler için... * ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım sen kendinin ellerinden tut ve kendine benim ------------------------------------------------------------- *Dıngılava: Diyarbakır'da bir havuz adı. Yılmaz Odabaşı |
mıhlanmış tutkusun her gün batımında sisli bir umut doğar gönlümde beyaz kırık bir çizgidir sevdan ansızın gelişlerini özlerim kızıl arzular akar damarlarımda gümbürder kalbim. ürperir tenim bir şimşek olursun balyoz gibi düştüğü yeri yaran kıvranır darbelerle sensizliğim bilmezsin sen dibi olmayan bir kuyudur sevdam mıhlanmış tutku olur kimliksiz özlemin sökmek istesem kanar ellerim Kamuran GÜNDÜZALP |
cam kırıklarının aksinde hayallerin zifir benim mavilikler ellerin. korkuların şehrinde nergis kokar gözlerin telaş benim umudum sa ellerin. ......... Bu akşam içimde Tuhaf bir sıkıntı var Dünyada sanki bir ben kalmışım. Sanki herkes nerde keder varsa bırakmış Ben nerde bulduysam toplamış almışım. Önümde söğüt ağacı Her zamanki haliyle, çaresiz Havuzda su rahat İnsanlar susmuş Sessiz bir yağmur gibi başladı bende Konuşmak ihtiyacı. mehmet karakoca |
. . Arkadasimin Askisin . avuçlarimizin ahsap düslerimizin spartaküs saçlarimizin saç oldugu günlerdi tasin, demirin,biçagin,narin ve burçak tarlasinin hakkini verip her an yeni bir alin yarasina meyleder gibi otururduk anlimdaki biçak yarasi senin yüzünden diyor ya sair iste aynen öyle orada anlatildigi gibi bir seydi asik olmak ve sonrasinda üstünden yillar geçtikçe gereksizlesecek ama asla küçülmeyecek komiklesmeyecek bi dolu delilik yapardik ve kanimiz biçak isterdi yaralanmak isterdik keskin bir sogugun altinda ve inatla ve israrla parçalamak isterdik gögüs kafesimizi ve çikartip kalbimizi oradan o sicak yuvasindan bir gece yukarilara dogru firlatmak isterdik yukarilara, karanliga geceye dogru firlatmak ve bagirmak,bagirmak,bagirmak yarali bir puma gibi bagirmak isterdik 'arkadasimin askisin' arkadasimin askisin o kadar ben yumrugumu isirarak çekilirim aradan . Cuma Kaya . |
Ne çok özlemişim seni duymayı... gözlerinin hayaliyle yaşadım günleri, uykuya düşman gecelerde yandım. ama inan hiç ağlamadım... belki burkuldu içim, kırıldı gönül kanadım, yandım... yandım... için için kanadım... yazdım... yazdım... gözyaşlarımla değil, yazdıklarımla ağladım. bağlayıp bir kuşun kanadına yüreğimi, uzaklara, senin yanına yolladım. bir yıldız seçtim gökyüzünden yokluğunda, o yıldızda gözlerini gördüm... belki de gözlerinde o yıldızı... rüzgarın getirdiği akasya kokularında tenin değdi tenime, alev alev üşüdüm... işte yine gözlerini düşündüm... susuyordum... dudaklarım kuruyordu susuzluktan... susuyordum... boğazımda düğümdü kelimeler... susuyordum ama haykırmak geliyordu içimden, güneşe, aya, sana duyurmak istiyordum sesimi. yollara baktım sen giderken... sen gidiyordun... ben gidiyordum... sen gidiyordun... ben duruyordum... sen gidiyordun... benden bir şeyler gidiyordu... sen gidiyordun... ben, sen oluyordum bilmeden... işte yine gözlerini düşündüm... bu kahrolası gecede, karşımda hayalin, içimde aşkın olmasa ağlardım belki de... sen... sen ağlama sakın!.. sana gülmek o kadar yakışıyor ki... gözlerinden yıldız topladım az önce, ay yüzünle aydınlandı gece. gece karanlık... sen aydınlık... sen aydınlık... ben karanlık... işte yine gözlerini düşündüm... gökhan özbay |
Tan Gibi Aklımdasın Ve gözlerin gelir geçer içimden, Su içerken sen, ekmeği bölerken... Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan, Unutmak kolay sanmışsa şarkılar, Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı, Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını, An gibi aklımdasın...... Yani bir sabah uyandığında, Ne hayatın tortusu, ne kokusu alışmışlığın, Her şey yeniden ve aniden başka olacaktır, Gündür bu geçer gider, Belki bir şey kalmaz sanırsın, Resimlerden silinecek yüzün belki de, Bir şafak vakti açınca gözlerini, Bir merhabayla, Yeniden kurulacak dünya, Ve sen her şafak , Tan gibi aklımdasın... İbrahim Sadri |
Senden Sonrası Aşkın hudûdunu aştı muradım, Maksûda varıştır senden sonrası; Erenler katına belki bir adım, Belki bir karıştır senden sonrası. Bana bu gayreti sağlayan kudret, Eyyûb'ün sabrından aldığım ibret. Ne riya, ne kibir, ne kin, ne nefret; Ebedî barıştır senden sonrası. Bir gonca Bakî'nin gül destesinden, Bir yudum sakînin sır testisinden, Yüce Mevlâna'nın gel bestesinden, Feyz alış veriştir senden sonrası. Yumup gözlerimi yalan dolana; Açtım can evimi gerçek olana. Elifi bırakıp Karac'oğlana, Yunûs'la yarıştır senden sonrası Cemal Safi |
Ayşeme Şimdi bakıyorum Yalnız başınasın Hâni seni seviyordu Hâni sana ölüyordu Yoksa unutumu seni Bir daha hatırlamamak üzere Ben neye üzülüyorum biliyormusun Yanında oturduğum zaman Kahkahalar atarak, Beni küçümsemene Ve şimdi boynu bükük bir şekilde Münibüs durağında; Yalnız başın bekleyişine üzülüyorum Aslında! sana o kadar değer vermem Seni delicesine sevmemden değil; Şerefsiz insanların Oyununa gelmemen içindi Sen içimi saran yangınlardan Sadece bir kibrit çöpünün: Alevi kadar olanısın Osman ÇİFTÇİ |
ADIMIZ SERSERİ BİZDEKİ ACIYI ÇEKMEYEN BİLMEZ, ELİMİZDE KADEH BİRGÜN EKSİLMEZ BİZ SEVERİZ BİZİ KİMSELER SEVMEZ ADIMIZ SERSERİ KALBİMİZ DEĞİL DERTLİDİR ŞARKILAR DİLİMİZDEKİ BİR ÖMÜR ÇİZGİSİ YÜZÜMÜZDEKİ YAĞMUR DEĞİL YAŞTIR GÖZÜMÜZDEKİ ADIMIZ SERSERİ KALBİMİZ DEĞİL. Hakkı Yalçın |
BİLSEYDİM Bakarmıydım gözlerine öylesine derinden? Hipnozunun böyle güçlü olduğunu bilseydim Saçlarına tarak mı yapardım ellerini? Çözülmeyen kelepçe vurduğunu bilseydim İzin mi verirdim o uzandığın yerde? O belirsiz kokunun kaldığını bilseydim İçermiydim yudum yudum kahrolası rakıyı? Dudağına tiryakilik yaptığını bilseydim Dinlermiydim şarkıları o duygulu sesinden? Beynime nota nota kazıdığını bilseydim Vapurda martıları beslermiydim seninle? Sensizken yüreğimi çizdiğini bilseydim İzlermiydim adalardan güneşin batışını? O güneşin yokluğunda yaktığını bilseydim Hiç yermiydim o balı,o güzel çeşnisiyle? Yedikçe açlığımın arttığını bilseydim Seni...ölümsüz bir tablo gibi beynime, İz iz...nakış nakış,işlermiydim bilseydim!... ............................... Ferit Teksoy |
Ağlama Ağlama Benim ahım yerde kalmaz Her sözümü bir kenara yaz Ağlama, ağlama Zannetme ki bende çoksun Dertte varsın aşkta yoksun Ben gidince sende mahvolursun Ya al beni koynuna yar Ya devam et oyununa Ben yanarım ateşinle Günahların boynuna Hakkı Yalçın |
Ağlarsın Kırdığın kadehte kalan ömrümden, Ağlarsın içtiğin yılları bilsen. Hicrinle sararıp solan ömrümden, Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen. Sefiller gücünü bende sınadı, Kimi kaçık dedi, kimi bunadı; Berdûş eleştirdi, sarhoş kınadı, Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen. Ar ettim sakladım uğraşlarımı, Haberdâr etmedim sırdaşlarımı. Gizlemek isterken gözyaşlarımı, Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen. Felsefe böyledir dîvânelerde, Teselli aranır bahanelerde, Bir kadeh mey için meyhânelerde, Ağlarsın döktüğüm dilleri bilsen. Ateşe su dedim göz göre göre, Aklım zavallıydı duyguma göre, Bahtına şükretti Mecnûn bin kere, Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen. Cemal Safi |
GİTTİN YA gittin ya; sanki çıplak kaldım.... üşüdü nemli gözbebeklerim.... yüreğim iki büklüm... gözlerimi kaçırıyorum insanlardan... sormasınlar artık seni.... zor geliyor gitti demek.... zor geliyor gittiğini kabullenmek... ......................... Fatma Görkem |
Bırak Beni Gideyim Aldırma göz yaşıma benim biricik kızım ; Bırak beni gideyim ayılmadığım yere. Bir gamlı bülbülüm ki yavruma geçmez nazım; Neden feryat edeyim duyulmadığım yere? Madem ki görenlerin ürperdiği yarayım; Kimden medet umayım, kimden derman arayım? Bir selamı çok gören semte neden uğrayım? Girmem sevilmediğim, sayılmadığım yere. Beni aldatan benim, eşim, dostum, bigünah. Ne gafil serseriyim, bin kere, eyvah, eyvah! Mecnun etsin de beni, mecbur etmesin Allah; Dönmem insan yerine konulmadığım yere. Cemal Safi |
Seni uzaktan sevmek (2) . . . . . . . . . Mutlaka şarkısından dinlemişsindir. 'Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli'. Bu şarkıyı ben de yakın zamana kadar düşünmeden dinler ve severdim. Çünkü sevdiğimi ve sevgiyi anladığımı zannederdim. Ama hiç öyle değilmiş. Bugün bu şarkının sözlerini yazmış olanın hiç sevmediğini anlıyorum. Dünden bugüne değişen en önemli etken seni görüp tanımam. Seven hiç kimsenin ayrılığın dayanılmaz işkencesiyle duygularını tartmasını istemem. Uzakta görüş mesafesinin dışındaki bir çift buğulu gözün sevilmesi hiçbir şeydir. Yakında içine baka baka seyredilen aynı gözlerin sevilmesi her şeydir. Uzakta atan,sesini bile duyamadığın bir kalbi sevdiğini söylemek hiçbir şeydir. Yakında kulağını dayayarak her atışını dinlediğin kalbi sevmek herşey dir. Uzakta kokusunu bile hissetmediğin bir teni sevdiğini söylemek hiçbir şeydir. Yakında dokunarak sıcaklığını hissettiğin bir teni sevmek her şeydir. Hele o gözler,o kalb ve o ten senin olunca. İşte o zaman sevmek sevmektir. Şu an şarkıdaki gibi uzaklarda olsan bile. Sen uzaktan sevilmedin,sevildin ve uzağa gittin. Sadece yakındayken bile aramızda bir mesafe vardı ve ben sessizdim. Fakat hiç bir zaman meçhule giden sessiz gemi olmak istemiyorum. Bildiğine sevdiğine giden bir gemi olabilmek için. Sana olan hasretimi yelken olarak kullanmak istesemde. Hasretin o derece büyük ki böyle bir yelken her gemiyi devirir. Yine de devrilmeye asla üzülmem. Sana kendimi tanıtmak istiyorum. Dört küçük satır kaldı sabrını seviyorum. Bir an önünden giden,bir an arkandan gelen. Bir an kovaladığın,bir an hızla kaçtığın. Bazen ezip geçtiğin,yerdeki gölgen bendim. Çünkü o gölgen gibi,beni de sen yarattın. Esin Çınar |
İç Sızım hadi sen akrep ol, ben yelkovan... ne güzeldi o an... volkanlar mı patladı, güneş yeni mi doğdu, dünya o an mı kuruldu... seni sevmek ve beni sevmen ne güzeldi. ruhumu sarıp sarmalaman, alıp da kaf dağının ta en başına götürmen ellerimi tutup ne güzeldi... güneşin içinden sevdayı alman yanman yakman sevmen... gözlerinle sevmen, yüreğinle sevmen... sevmem... ne güzeldi. gözlerinde, sen olmak yüreğinde, can olmak.... sonra... el olmak... bir gün doğumu ne uzun olur bazen sevileni beklerken... bir gün batımı ne çabuk geçer yürek vefattayken ne güzeldi, ne güzel... senin için giyinmek, dolmuş beklemek, sana yürümek. giderken düşler kurmak, dönüşte hülyalarda kalmak ne güzeldi.... kelebek misali uçmak, konmak yüreğine... kaf dağının ardını görmek güzeldi... gidişinle akrep yelkovan birbirine karıştı. gidişinle kaf dağı yok oldu. gidişinle şarkılar ağladı. gidişine kimse inanmadı... bir derin ah çekti yüreğim, bu iç sızısına gözlerine, ellerine, gülüşüne, yalanına... dedim ki: git be yar git artık! yolun dönmüş benden geri. dedi ki: basamam ayaklarım üstüne, ne senle ne sensiz. dedim ki: ver ellerini, gücüm gücün olsun. sevgi denen çiçek, umudun olsun. dedi ki: yollar bana ters akar, bu şehir bana dar. dedim ki: her nere dersen gelirim. canımı yoluna sererim. dedi ki: savaşim kendimle senle değil. tuttuğun el kendinde değil. dedim ki: zamanı seninle kuramaz mıyız? gönlünde pası silemez miyiz? dedi ki: gönlünde can oldum gönlüme can olma. gideyim yoluma bana engel olma! dedim ki: var git ey yar git kendini bul. her iç sızısında sen git beni bul. serap hoca |
Bir Gelir Gider Yüzüne bakınca içim tutuşur, İçime bir kızıl kor gelir gider. Geçtiğin sokaklar şavkınla ışır, Bastığın toprağa nur gelir gider. Helal-i hoş olsun gurur da naz da Ne olur tebessüm etsen biraz da? Gülmezsen gökyüzü aysız kalmaz da, Yüzün gibi mehtap zor gelir gider. Tarifin olmuyor ne kadar yazsam, Ellerim tutmuyor resmini çizsem, O güzel çehreni görmeyen ressam , Bilmez ki dünyaya kör gelir gider. Yeryüzü hiç afet görmedi sanma, Ey benim aklımı alan muamma , Her türlü felaket mümkündür amma, Sen gibi kıyamet bir gelir gider. Cemal Safi |
DÜŞLERİMDE YARATTIM Düşlerimde yarattım, O engin denizleri, Uçsuz bucaksız ovaları, Alabildiğine mavi gökyüzünü, Alabildiğine yeşil ormanları, Düşlerimde yarattım... Düşlerimde yarattım, Sonsuz aşkları,sevgileri, Saygıları, Barışı ve dostluğu, Düşlerimde yarattım... Bir seni yaratamadım düşlerimde,bir seni O zaman düş görmenin ne anlamı varki.... Uyan,gerçek hayat seni bekliyor, Düşlerinden uzakta,çok uzakta.... ........................... Necdet Ergüven |
Bedava Bedava yaşıyoruz, bedava; Hava bedava, bulut bedava; Dere tepe bedava; Yağmur çamur bedava; Otomobillerin dışı, Sinemaların kapısı, Camekanlar bedava; Peynir ekmek değil ama Acı su bedava; Kelle fiyatına hürriyet, Esirlik bedava; Bedava yaşıyoruz, bedava. Orhan Veli Kanık |
Eskici Eskiler alırım, haydi eskici Eski halı, kilim, giyisi alırım Bir zahmet bana da uğra eskici Acele edersen memnun olurum Çekinme eskici, içeri buyur Burada bir aşkın ateşi uyur Baktıkça içimin yangını büyür İşte şu odada baş başa kaldık Şu ahşap masayı birlikte aldık Onun, şu gördüğün kadife koltuk Bilsen şu camları örten perdeler Neler gizlediler, neler gördüler Konuşabilseler neler derdiler Burada ne varsa hepsi senindir İlk önce duvardan tabloyu indir Hiç sorma resmini gördüğün kimdir Onun şu daktilo, şu kalem kağıt İster sat, istersen hayrına dağıt Sussun bu hıçkırık, dinsin bu ağıt Sabır mı dayanır bu ihanete Hiçbir şey bırakma kütüphanede Benim ne işim var defter kitapla Topla be eskici hepsini topla Hepsinde yaşayan bin bir anı var Hepsinin bir şeyler söyler yanı var Al götür hepsini sırdaşlarımın Kurusun kaynağı göz yaşlarımın Al götür eskici ne resmi kalsın Ne yüzü, ne izi, ne ismi kalsın Onsuzda gülmeye değer bu dünya Onsuzda görmeye değer her rüya Cemal Safi |
AŞK ve SEVGİ AŞK bir yıl sürer SEVGİ bir ömür AŞK gözünde büyütür SEVGİ razı olur AŞK aldatır SEVGİ ikna eder AŞK (aşık) kıskanır SEVGİ (sevgili) güvenir AŞK seni de onu da ikiye böler SEVGİ ikinizi bir eder AŞK zehir gibidir SEVGİ ilaç AŞK ay gibidir hep bir karanlık yüzü var senden gizlenen SEVGİ güneş gibidir hep sana bakar içini ısıtır AŞK gider (isteyince) SEVGİ kalır (isteyerek) AŞK çeker, ezer, cesaret kırar SEVGİ iter, teşvik eder, yüreklendirir. AŞK ise; o senin için hedeftir SEVGİ ise; ikiniz de aynı hedefe koşan oklarsınız. ................................... Alıntıdır |
Aynalar yolumu kesti Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik; İşte yakalandık, kelepçelendik! Çıktınız umulmaz anda karşıma, Başımın tokmağı indi başıma. Suratımda her suç bir ayrı imza, Benmişim kendime en büyük ceza! Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme! Acı, hapsettiğin sefil gölgeme! Nur topu günlerin kanına girdim. Kutsi emaneti yedim, bitirdim. Doğmaz güneşlere bağlandı vade; Dişlerinde, köpek nefsin, irade. Günah, günah, hasad yerinde demet; Merhamet, suçumdan aşkın merhamet! Olur mu, dünyaya indirsem kepenk: Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk? Çıkamam, aynalar, aynalar zindan. Bakamam, aynada, aynada vicdan; Beni beklemeyin, o bir hevesti; Gelemem, aynalar yolumu kesti. Necip Fazil, Cile 1956 Necip Fazıl Kısakürek |
MELANKOLİK O şehirde gene şarkılar söyleniyordur Karşılık görmemiş sevgiler üstüne Işıkları sönmüş odamda Yarım kalmış şarkımı duyuyor musun Beni sorarsan gene yapayalnızım Sen sıcak döşeğinde rahat uyuyor musun Boş kalan yastığımı başkası mı doldurmuş Ellerini okşayan o yabancı kim Öyle uzak bakma yüzüme Seni artık yolundan döndürecek değilim Ne o gözlerin dolmuş yoksa ağlıyor musun Kırk yılda bir olsun beni anıyor musun Özlediğin hayatı buldun mu bilmem Gözlerinde hâlâ hüzün var gibi Gene yüzün gülmüyor anlat nedendir Gene aşksız gene bomboş mu için Niye ellerin soğuk yoksa üşüyor musun Mutluluğun peşinde hâlâ koşuyor musun Kar mı yağdı güvendiğin dağlara Seni de bir türlü umdurmadı mı kader Üzme kendini her şeye rağmen Dünya yaşanmaya değer Bu yerler bu âlem her şeyden yoksun Sana sesleniyorum duyuyor musun Mustafa İlhan GEÇER |
Kıskandır... Ateş-i aşkınla öyle dağla ki, Nar-ı cehennemde koru kıskandır... Şu kara bahtıma öyle çağla ki, Mehtabı, gurubu, nuru kıskandır! ... Bahçelere veda ederken hayat, Yeşersin gözlerin hazana inat. Allah’ın aşkına bir kahkaha at! Besbeter çatlasın, narı kıskandır! .. Kimseye yar demem senin dışında, Bekletme hasretin kara kışında. Süt beyaz sineni aç dağ başında, Kahrından erisin, karı kıskandır! ... Cemal Safi |
Dağ Gibi Bir Kadındın Sen Dağ gibi bir kadındın sen o zamanlar Bahar ağlardı yeşil gözlerinde Her dem taze çiçeklerin vardı bahçende Dağ gibi bir kadındın sen o zamanlar Herkes seni severdi Ben seni severdim Severdim kadınlığını, imkânsızlığını, Ulaşılmazlığını, çiçeklerini, bahçelerini Severdim seni Ama sevmedim hiç bir zaman Ümitsizliği sen de Sevmedim dağ gibi oluşunu Sevemedim... Öyle ya Dağ gibi kadındın sen Ve seni sevmeye Dağ gibi bir yürek gerekirdi... Mustafa Durmuş |
İMLALI AŞK Göz ve kalp, Gel de tarif yap… Kelimeler kifayetsiz, Gönül bir harap…. Sen kök, Ben mastar….. Sözlükte aşk var…. Çıkarsın oradan, Girersin cümleye, Benim önemim kalkar….. Olumsuz bir ek gelmesin sana, Beni yıkar….. Sende kalmak, Senin olmak, Yaşamak, Hayattan kim bıkar….? Virgül koyalım güneşin batışına, Sürüp gitsin bu aşk, Nokta koymayalım akışına, Tırnak içinde kalsın hep sevmelerimiz, Kimse çıkarmasın oradan, Ünlem kullanmayalım, Parentez içinde olsun evimiz…… Aşk yazalım …. İki nokta üst üste koyup; Senle beni anlatalım…… Hayatı ayırmadan kesmeyle, Yaşayalım ikimiz, İlle de nokta olacaksa, Çok olsun, Sürüp gitsin, Vesairelerimiz…….. Aramıza çizgi atma, Biz ayrı değiliz…….. Neden, Neden bu soru işaretleri, Noktalaman neden acemi, Neden koydun ünlemi....? Hangi kalem ayırdı, Hangi daktilo yazdı böyle seni..? Söylemiştim sana, Her şeyin yerini….. Neden terk ettin, Neden anlamsız bıraktın beni, Neden koydun olumsuzluk eklerini…? Sözlüklerde bulamıyorum artık tarifini……! ............Aşkın imlâsı, nasıl affedecek seni...? METİN YILDIRIM |
Gitme Sevdamsın!! Isıtan ışığımsın, inadına sevdam bitmeyen kavgamsın gitme gönlümün güneşi bir bozkır ıssızlığı gibi bu şehrin karanlık sokaklarında bırakıp beni gitme gitme közüm, gitme korum, gitme gözüm... Gidersen bütün duvarlar yıkılır üstüme kimsesizleri ağlar gözlerimde bu şehrin hüzün sarar sokakları her gece hicran yağar göklerden yağmur yerine... gitme gece gözlüm, gitme bahar yüzlüm gitme öksüzüm Ellerin yağmur sıcağı senin gözlerin düğün çiçeği dudağın gelincik bakışın ay vurup ömrümün göçmen kuşlarını hançerleyip kalbimi gitme gitme ışığım, gitme sevdam, gitme kavgam... Gitme sevdamsın gidersen duman olur ağarım sokaklara incecik bir yağmur olur yağarım uyku tutmaz geceleri uzak yıldızlara takılır kalır gözlerim kaybolup giderim bu kalabalık şehirde gitme delikızım, gitme yürek sızım, canyıldızım Gitme gönlümün nazlısı bakışlarımı bir boşluğa ilmikleyip sonsuz kederimle başbaşa bırakıp gitme gitme çöl olur, gitme ölüm olur bir yaprak gibi kurur gider ömrüm rüzgarda aysız, güneşsiz kalırım, susuz, havasız gitme ölürüm gitme Gitme gece gözlüm, gitme öksüzüm gidersen bu şehir sensiz kalır seni ararım bütün duraklarda bütün sokaklarda seni ağlarım gitme anılara kar yağar gitme dört mevsim ayaz olur dört mevsim sonbahar gitme ey yar ağlatma beni sevda kapılarında eğme boynumu üşürüm, donarım her gece sokaklarda Gitme yüreğimin sızısı gitme alnımın yazısı, gönlümün nazlısı gitme duman olur, tufan olur, ah olur kuşlarda çekip gider bu şehirde ne güneş doğar, ne sabah olur her saniye bir can verir ömrüm ölürüm sevda kapılarında ölürüm gitme gitme Nuri CAN |
Nasip Değilmiş Bir nefes sevda umduk, akıbet keder oldu, Ben de bilmem sevgili, nasıl düştük bu hâle. Bir ufacık sebepten, arzular heder oldu, Nedir senin cevabın, acaba bu suale ? Sevdan yaktı kavurdu, bütün ruhumu amma, Bitiverdi bir anda, oluverdi muamma. Nice yıllar geçse de, güzelim yanmam sanma, Bahtımızın elinde, sönüp giden hayale. Daldık bin bir ümitle, sevda denilen ize, Ne yazık ki, sonunda, hicranı kaldı bize. Ermek nasip değilmiş, sevgili ikimize, Ne kadar çok sevsek de, yine de o visale. Ey gönlümün dilberi, bana sorarsan eğer, Ömrü yarım kalsa da, sevgi her şeye değer. Çünkü zerresi bile, eşsiz bir hazmış meğer, Bülbülün aşkı bile, gelmez inan misale. Veli BOSTANCI |
O Yerler Otuz beş sene sonra “o” yerlerdeyim, Yaşanmışı arıyorum, kendimdeyim. Geri gelmeyen sahipsiz günlerdeyim, Karanlıklara gömülmüş mazideyim. Bomboş kalmış anılarda, seninleyiz, Ben ve hayalin, kalbimin içindeyiz. Serap görüyorum, kum çöllerindeyiz, Hayal peşinde, cansız akislerdeyiz. Paşalar Caddesi, gam savuruyordu, Eskimiş parke taşları, ağlıyordu. Yollar, ağaçlar, hep seni soruyordu, Havuz başında banklar boş duruyordu. Radyo Evi, Köşk, son şahidi bu aşkın, Sensiz duygular, son raddesinde taşkın. Efkâr esiyor, Palandökenden yakın, Hasret-sevgi bir garip dolaşır bıkkın. |
Hasretinden Prangalar Eskittim Seni anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, ***** yalana. Ard- arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu Dışarda gürül- gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana... Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara. Akan yıldıza. Bir kibrit çöpüne varana. Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit çöpüne. Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamdan, Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini... Ahmed Arif |
Kendine Benim İçin Bir Gül Ver sensizlikle flört etmeyi sen değil sensizlik bilir sesi ses/sensizliği sensizlik bilir korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tuk! çok ağrımış kendinin, siyah ve ayaz kendinin hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver... * bak, palandöken dağlarında karlar erimiş teknelerde kol kola bahar sulara inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver bir gül ver söküldüğüm günler için -ve önce kendinin ellerinden tut!- * kendimin ellerinden tutunca içimden nehirler gibi akmak geliyor yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor geberesiye içip salaş meyhanelerde buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor tutunca kendimin ellerinden pusulasız gemilerde yatmak yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden ömrümün içinden akmak geliyor... * sessizlik sensizliği ezbere bilir sensizlik her şeyi bilir... korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin ellerinden tut! sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin ellerinden; bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş dağlar için, sular için bana bir gül ver avuttuğum düşler için bana bir gül ver bir gül pusulazıs gemiler, sökülmüş günler için... * ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım sen kendinin ellerinden tut ve kendine benim ------------------------------------------------------------- *Dıngılava: Diyarbakır'da bir havuz adı. Yılmaz Odabaşı |
Gideceksen bir gün eğer Alıştırma beni aşkına Sarma beni kollarınla Yüreğimdeki boşluğa Zor alışmışken ben Yüreğimdeki boşluğa Zor alışmışken ben Yüreğimdekiyle bir başıma Bırakma beni Tüm hatıralarımı Bütün sevdalı anılarımı Birde son sevgiliden kalan O büyük acıları Yıllar önce koydum Bir zarfa Ve Yaktım onu kor ateşlerde Ruhumu yakar gibi Yeniden mutluluğa Alıştırma beni Gideceksen sende Aşka sevgiye Alışmak kolaydır Mutluluğu sevgilinin Kollarında tatmak Yar olmak kolaydır Yalnızlığa alışmak Tekrar hüzünlere dönmek Acılarla kavrulmak Çok zordur Soğuk yastıklarda Yapayalnız uyumak Bırakacaksan Gideceksen eğer Alıştırma teninin kokusuna Tekrar döneceksem Yalnızlıklarıma Ne olur bırak beni Ne olur sevme beni Gideceksen eğer sende.. nazlı cengiz |
Hüzün Yıllardır yütürdüğüm güneşi arıyorum Hüznümü kolarımla sımsıkı sarıyorum Sanki dev bir kasırga emiyor yüreğimi Yoksa bu derin acı ruhumun gömleğimi Bu hayal,bu pelerin giyen esrarlı kadın Uçan kelebeği mi,dudağımda feryadın Kah görünüp kaybolan, kah konan pencereme Kah demir yumruk gibi sıkışan hançerime Nurullah Genç |
Hayatımın yaprakları dökülüyor bir bir... Bunu görebildiğim anmış büyümek.... Hayatımın renkleri soluyor bir bir.... Bunu görüp de hiç bir şey yapamamakmış hayat! .... Ta ki yeni bir bahara kadar... Hep öyle olmadı mı! ? ... Sewen sewilmedi sewildiği kadar! ... Ağlayan duyulmadığı ağladığı kadar.... Öyle olmadı mı kara yazılar hiç silinmedi,silinemedi aptal hayatlar kadar! ... Öyle olmadı mı! ? ? ? Hep öyle oldu! ... Güller açtı bahçelerde de.... Bir gül kalmadı işte şimdi durduğun yerlerde! ... Bir kar geldi durdu yüreğine.... Yaşlanmak dediler... Çizgilerden öte, yüzünde değildi yıllar... Yılların yalnızlığı çizgilerde falan değildi! ! ! .... Bir kar geldi... Gitmedi! ... Yüreğe bir değil bin çizgi düştü de.... Yüzlere düştü sandılar hep o çizgiler! ! ! ... Yüreklere oturdu kaldı oysa! ! ! ... Yüreklere düştü o karlar... Tüm yalnızlıklarıyla we çizgileriyle.... Koskoca hayatlar yüreklere düştü... dÜŞTÜDE,kaldı işte! ... Kaldı! .... Bize ne kaldı diye düştü bir soru.... Gökten üç elma... Bana hep sorular... Bize ne düştü! ? ... Düşen kimdi düşlerinde... Düş kimdi! ? ... We hayat düşen bir düş olabilir miydi! ? .... Aklıma düşenle, yüreğime düşen bir miydi! ? ... Hayatı kim buruşturup atabilirdi böyle! ? ... Bahçemde buruşmuş yapraklar.... Tek bilmediğimiz.... Bir bitmeyen bahar olacak mıdır! ? ... Çok bilinmeyenli bir denklemde... Hayatımı düşlere ve yapraklara benzeterek... Tek bir bitmez bahar daha beklemek... Bilmem akıl karı mıdır! ? ... Bunun gönül karı olacakmıdır! ? ... Yoksa gönül hep karlar içinde mi kalacaktır! ? ... Benim tek bildiğim, hiç bir şey bilemediğimdir! ... Hala... Öpüyorum güzel gözlerinden... aşkın egeli |
https://www.msxlabs.org/forum/images/siir.gif İki Hecelik İsim İki hecelik ismin var, Ne güzel gözlerin var, Seni seven şu gönlün, Sana olan haykırışı var. Seni seviyorum demek kolay değil! Yanıyorsa yüreğin buna hazır değil, Aşk varsa ucunda durmak doğru değil, Bırakıp gitmek bana göre değil. Alkışlar yağdırıyorum kendime, Sevincimi paylaşıyorum herkesle Sevdiğin çiçeklerle girmek istiyorum düşlerine, Bakamıyorum bana baktığın gülüşlerine… YÜCEL REİSOĞLU |
Bahar geldi güzel gözlüm, Antalya ya bahar. Sen bahardan önce gelirdin, oysa yoksun bu bahar. Mevsimlermi kısaldı, yoksa bizmi değiştik? Benim gönlümde hala, hüküm sürer SONBAHAR... Seni meltem rüzgarlarında yitirdim, Bende yine fırtınalar... Veda bile etmedin,koptun benden, Bir gülün ayrılışı gibi dikenden. Umuda mendil sallayacak açık delik bırakmadın, Giderken. Madem gidip gelmeyecektin, Neden önce söylemedin? Benim baharımı da zehrettin. Bahar gelsede güzel gözlüm,Antalya ya bahar, Sen başka baharlardayken, Bende hala SONBAHAR. emine özbakır |
MAVİ hapsedilmiş katmerli bir maviyle engin sularında akdenizin yeşile yatkın bütün tonlarıyla sevdim gözlerinde maviyi RAMAZAN ADİL UYSAL |
bir gece düşümde düşüncemde hiç olmadığı kadar içimdeydin gözlerin deniz ben denizde... yeni yeni ayılan bir sarhoşluğun nahoşluğundan sıyrılıp bilincimle, benliğimle seninleydim. ansızın uyanırken derin uykudan ellerimde hala ıslaklığı varken gözyaşının ve kilometrelerle ölçülürken uzaklığın; gözlerin deniz ben denizde derinliğinde geziniyorum bir yürek şimdi vurgun yemekte. ufuk bayraktar |
Dönüşü Olmayan Gidiş Kâmuran Esen Giderken Ne bir uğurlayan var Bu evde beni Ne / döndüğümde Karşılayan bakışlar. Sadece Özleminin Yalnızlığımla kesiştiği yerde Asılı duran hüzün var. Kalkmış göçün Yükünü indirdiğin Her duraktan. Bana kalan Fırtınaya yakalanmış Kuru çiçekler yığını / hatıralar. Kayıp gidiyor toprak Ayaklarımın altında Nereye bassam. Irmakta / suya düşen öpüşlerimiz Kırağı düşmüş saçaklarda Gülüşlerimiz üşümekte. Adı batsın Yazgısı değişsin Bu / dönüşü olmayan gidişin. Ya da / öğretsin sabrı Nafile Çaresiz Yüreğime dağları deviren bekleyişin. |
Sanki Bir Atlı Geçer Yüreğimden Utku KOÇAK Sanki bir atlı geçer yüreğimden; Ezilip giderim; Ölür giderim bu karanlık odada, Odam ayddınlık, Sözlerim karanlık. Sen burdasın, Ben burda, Ayrılık yok aslında; Bunalım yok. Türkülerle neşelen ama, Sakın beni unutma. Ah elinde olsa; Beni hiç unutmasa... Odam karanlık, Sözlerim aydınlık. Ah ellerinde bir buket olsa; Sevse güllerini, Gülümsese... Ah benimle olsa, Bir sevinse; Ah o güzel gözler Bir daha, Bir daha ışıldasa... |
Aklım Çıkıyor İçmeden resmine bakamıyorum Kırılırsın diye aklım çıkıyor İçince karşına çıkamıyorum Darılırsın diye aklım çıkıyor... Korkarım derdimi sana dökerken Utanır gözümden yaşlar akarken Uzunca yazamam belki okurken Yorulursun diye aklım çıkıyor.... Yakasız gömleği giysem eğnime Biricik resmini koysam koynuma Ne zaman geçirsem ipi boynuma Sarılırsın diye aklım çıkıyor..... Her beden bir candan sorumlu sanma Hey ! Ruhu kalbimi saran muamma...! Benim bir kurşunluk işim var amma! Vurulursun diye aklım çıkıyor.... Cemal Safi |
ATES BIRGUN SUYU GORMUS YUCE DAGLARIN ARDINDA SEVDALANMIS ONUN DELI DALGALARINA HIRCIN HIRCIN KAYALARA VURUSUNA YUREGINDEKI DURULUGA DEMIS KI SUYA GEL SEVDALIM OL! HAYATIMA ANLAM VEREN MUCIZEM OL SU DAYANAMAMIS ATESIN GOZLERINDEKI SICAKLIGA AL DEMIS; YUREGIM SANA ARMAGAN... SARILMIS ATESLE SU BIRBIRLERINE SIKICA,KOPMAMACASINA ZAMANLA SU , BUHAR OLMAYA ATES,kÜL OLMAYA BASLAMIS YA KENDISI YOK OLACAKMIS,YA ASKI.. BASTAN ALINLARINA YAZILAN KADERIDE YÜREGINDEKI KADERIDE ALIP GITMIS UZAK DIYARLARA SU... ATES KIZMIS,ATES YAKMIS ORMANLARI ARAMIS SUYU DIYARLAR BOYU GUNLER BOYU,GECELER BOYU BIRGUN GELMIS SUYA VARMIS YOLU BAKMIS O DURU GOZLERINE SUYUN BIRAZ KIRGIN BIRAZ HIRCIN VE O ZAMAN ANLAMIS KI ; ASKIN BAZEN GITMEK OLDUGUNU AMA GITMENIN YITIRMEK OLMADIGINI... ATES DURMUS ,SUSMUS,SONMÜS ASKIYLA ISTE O ZAMANDAN BERIDIRKI ; ATES SUDAN SU ATESTEN KACAR OLMUS... ATESIN YUREGINI SADECE SU SUYUN YUREGINI SADECE ATES ALIR OLMUS |
Meydan Okurum Ne sonbahar ne de kış soğutur bu gönlümü |
YALAN BU SEVDALAR Yağmur yağardı biz ağlaşırdık Kaldırımlar boyunca Bir hüzün vardı sanki aramızda Susardık ay batınca Birden yüzün solardı Birden gözün dolardı Birden bırakarak ellerimi Uzun uzun ağlardın Yalan bu sevdalar Yalan bu gözyaşları Yalan bu ayrılıklar yalan Solan bir çiçekten Kırılan bir yürekten Başka ne var elde kalan Yıllar uzardı mahzunlaşırdık Hasretin kollarında Yollar tozardı kavuşamazdık Dağların yangınında Birden rüzgar eserdi Birden efkar basardı Birden sarsılarak bir dağ gibi Fırtınalar Koparırdı Yusuf HAYALOĞLU |
Kurtulamam Üç Nesnenin Elinden Kurtulamam üç nesnenin elinden Biri firkat biri gurbet biri aşk Üçü bilmez birbirinin halinden Biri firkat biri gurbet biri aşk Aşktır beni sevda ile söyleten Firkattir cevr ile sinem dağlayan Gurbettir gözümden kanlar akıtan Biri firkat biri gurbet biri aşk Bahri gibi ummanları yüzdüren Mecnun gibi sahraları gezdiren Ferhad gibi dağlar başın kazdıran Biri firkat biri gurbet biri aşk Ben bilirim benim aklım şaşıran Beni sevdiğimden cüda düşüren Muhabbet deryasın baştan aşıran Biri firkat biri gurbet biri aşk Gevheri der dersim aldım hocadan Okuyup hatmettim kara heceden Koç yiğidi pir eyledin kocadan Biri firkat biri gurbet biri aşk Gevheri |
Allah'ını Seversen Gitme Sabah ayazı dokunur Gül yaprağına Bu ayrılıkta bana dokunur, gitme Sevgi bağına Baykuşları tünetme Allah’ını seversen gitme En büyük aşk imkansız olanmış En büyük aşk, yalanmış derim gidersen…gitme Sabah ayazı dokunur gül yaprağına Bu yüzden dağları sis kaplar Ve bu yüzden çiçekler büyümez Açmaz tomurcuklar Bak yalvarıyorum gitme Allah’ını sever sen gitme Beni buralarda perişan etme Alışamam gidişine Teninin kokusu u özlerim Yüreğim bir kurşun gibi ağırlaşır Şarkılar yaralar Şiirler öldürür beni gitme Beklemek ölümden ötedir Bilmezsin sen gitme İstersen çay koymayı unut, kızmam Gözlerinde içerim kahvemi Yakma sobayı,sinemde ısıtırım seni Daha öce ricada bulunmadım kimseye Ama sana yalvarıyorum gitme Yüreğim ökseye tutulmuş Çırpınan yaralı bir kuş Ben saksıda kuruyan çiçek Gidersen bu can ölecek gitme Allah’ını seversen gitme Ömer Arslan... |
|
| Saat: 07:25 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık