MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -1- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/333-siir-nehri-1-arsiv.html)

Misafir 9 Ağustos 2006 02:26

Bülbül Ne Durursun Kılagör Figan



Bülbül ne durursun kılagör figan
Vakti şita erer gül gelir geçer
Daima ağlatmaz kulunu Yezdan
Akar gözlerinden sel gelir geçer

Küşade olmadı bahtı siyahım
Yerleri gökleri tutmada ahım
Adalet tahtında oturur Şahım
Yer öper önünden kul gelir geçer

Sakın ol aldanma zevki cihane
Aksine devreyler böyle zamane
Aşkın zevrakını ilet limana
Eyyam baki kalmaz yel gelir geçer

Haki der meylim var bi vefada
Halime rahm etmez cevr ü vefada
Ruzü şeb yadlarla zevk ü sefada
Ben yüzünü görmem yıl gelir geçer


Misafir 9 Ağustos 2006 02:29

Gemileri Yakıyorum



Yüreğimin gergefine
Artık isyan dokuyorum
Özgürlüğün gölgesine
Bedenimi çakıyorum

Mert çorbamın namert tuzu
Meleyemem kuzu kuzu
Ya saplayın okunuzu
Ya da yaydan cıkıyorum

Sesim cıkmaz kanım aksa
Kanım akar sesim çıksa
Bunun adı yaşamaksa
Gemileri yakıyorum

Bitsin artık bu kargaşa
İbret ile bakıyorum
Kapılmayın hiç telaşa
Tabuları yıkıyorum

Mert çorbamın namert tuzu
Meleyemem kuzu kuzu
Ya saplayın okunuzu
Ya da yaydan çıkıyorum

Sesim çıkmaz kanım aksa
Kanım akar sesim çıksa
Bunun adı yaşamaksa
Gemileri yakıyorum



Uğur Işılak


arwen 9 Ağustos 2006 02:37

İşte Gidiyorum




Sana doyamamanın acısı ile
Dünyaya büyük bir isyan ile
Buraları sana bırakıyorum açmamış tomurcukları
İşte gidiyorum içimde büyük bir sancı ile
Kan ile dolmuş gözlerim ile
Keder ile bürünmüş bedenim ile

İşte gidiyorum şarkımızı dinlemeden
Bakmadan duvardaki resmine
Tutmadan ellerini sarılmadan ağlamadan
İşte gidiyorum yüreğimdeki alev ile
Hasretimle boğuşarak gidiyorum
Bir karanlığa doğru,hiçliğe doğru
Aşkımı yanıma alarak
Özlemin esiri olan aşkımı
İşte gidiyorum
Seni bulamayacağım ellere
Sensiz bir hayata gidiyorum

İşte gidiyorum
Üzerimde hasretin ile
Yanarak sızlayarak gidiyorum
Hıçkırarak özlemi yudumlayarak gidiyorum
İnanamayarak gidiyorum...


Misafir 9 Ağustos 2006 02:45

Kainatın Akşam Yoklaması



Bir an, akşamın fikirden geçmesi,
Çık insandan son insana kadar, daima.
Kendimi ve herkesi boşlukta hissediyorum;
Dairemsi bir müddet iniyor ruhuma.

Bir an, coğrafyanın dışında,
Ve bütün sathı, atmosferin.
Sevgilerin en samimi olduğu saat;
En çok düşünceye benzedigi vakit, çiçeklerin

Bir an, zamanın gölgesi yüze değer.
Ve aralığı hayatın ölümün aralığı.
Bembeyaz bulutlar gibi geçer göklerden,
Kör bir adamın bahtiyarlığı.

Bir an; bütün anaların şefkati,
Ve maviliklerde rüyasI, bütün genç kızların.
Merhametin büyük varlığı gibi silik,
Kalpteki ışığı gibi uçan yıldızların.

Bir an, kaybolmuş sonsuzluğu göz yaşlarının,
Hatıraların kaybolmuş mesafesi.
Bir misafirliğin ilk manzaraları kaplar,
Ve gurbet kaplar, herkesi.

Bir an, hayalden hendeseler dünyasında,
Kürelerin mesafelerindeki ahenk.
Bütün sessizliğiyle hayatın uzunluğu,
Denizlerden, gözlerde mazi olan renk.

Bir an üstümüzde elbise,
Kızını okşayan bir adamın avuçlarındaki sıcaklık.
Ve bütün atomları kaplar habersiz,
Gençlikleri ölümden uzaklık.

Bir an, bir an ki her şey farkında.
Her gün aynı vakit semadan geçer.
Ve susar bir insan gibi hüzünle,
Taşlar, bulutlar, ışıklar, fikirler.

Bir an ki cesaretin büyük sessizliği,
Hissin ve aklın sonsuz memleketinde.
Allaha mevcut veriliyor,
Kainat hazır ol vaziyetinde!


Misafir 9 Ağustos 2006 02:49

gül lütfundan şu sineme hâr düşer
http://www.sayhadergi.com/topicpicture/selim_1.jpg avuçlarımdan yere inci inci zâr düşer
kudretle alnıma bir uzun intizar düşer

hüsnünün karşısında bülbül olamadım da
yine de gül lütfundan şu sineme hâr düşer

ben hâlâ yanıyorum, gönül unutmadı ki
nitekim nisyanın kalktığı yere nar düşer

pay etmiş adaletle güya canan zamanı
bilmem neden hep bana uzun sonbahar düşer

vuslat ümidi bile gençleşmeme yeterken,
bir lahzalık firakla gönlüm ihtiyar düşer

kelime yarla başlar,hece müdamdır yarla
ve cümlenin sonuna nokta gibi,yar düşer

bir baktın ki sevgili parçaladın kalbimi
sanırsın sinem üstüne şak-ı Zülfikar düşer

ey kalkanı hâr, ölme ne olur başka yerde,
sinem kabristanında sana da mezar düşer

çarhı almış figanım, ay utanıp saklanır
derdime sema ağlar,tek tek yıldızlar düşer

çözdüğün zaman hani zülfün dudak büker ya
kalbimin en sıcak noktasına kar düşer

sual ederler benden “seviyor musun hâlâ”
dudağımdan cevaben sükûtla ikrar düşer


arwen 9 Ağustos 2006 02:52

İşte Gidiyorum



Nefes nefes tükendi dudaklarımda yaşam
Adım adım tükendi ayaklarımda zaman
Ve yoruldu artık,kolumda ki akrebi kovalayan yelkovan
Yoruldu bitmek bilmeyen bu amansız yarıştan

İşte gidiyorum,
Artık bensiz zamanları göstersin saatler
benim olmadığım günleri gösteren,
Takvim yapraklarını koparsın eller.
Sanadır sitemim sanadıryüreğimde ki tüm bedduala
Meğerse yalan söylüyormuş
Seni seviyorum diyen dudaklar.


Misafir 9 Ağustos 2006 02:53

Gül olmakKülleşmeye hazırlıktır



Firak çakmaktaşından doğan kıvılcım,
Değdiğinde sevdanın kavına...
Fesleğen yerine gül bitebilir,
Gül yerine fesleğen de...

Sevda okunun keskin ucu,
Saplandığında yüreğe, yani avına
Ateş renkli bir gül kesilirdi;
Ateş en iyi kavuşturucudur...

Halbuki, sükûn idi O’nun yoldaşi
Itir, onu saran bir bulut...
Deryâ ise derinliginde berdevâm,
Of çocuk neden uzaklaştin sen?

Fakat, işte, şimdi hemen söyle neden?
Füsun ve hüsün, onun çagrişimlariydi
Gül olmak, külleşmeye hazirliktir
Külleşmek, acilarin dinişi.


TheGrudge 9 Ağustos 2006 02:54

İstanbulumu Özlüyorum

Anıların Koynunda bir sevda yaşıyorum
Dantel işlemeli perdelerin
pencerelerini süslediği
Naftalin kokusu ile çiçek kokularının
kucaklaştığı evleri olan
Arnavut kaldırımlı sakakların
ahşap direkelere takılı http://yonetim.istanbul.gov.tr/Portals/Istanbul/newimg/bogazici.jpg
lambalarla aydınlatıldığı
Sabahları kumru sesleri ile uyandığım
Bahçe duvarlarından sarkan
hanımellerine dokunduğum
İSTANBULUMU özlüyorum.


Ender ŞAHİN


Misafir 9 Ağustos 2006 02:59

Kanlı Zambak



onu vurdular, gözümle gördüm onu
ak bir zambağa binmiş gidiyordu
gidiyordu

zambak dur, sana da bulaştı kan.

bir damla gözyaşından
doğurmuştu anası onu

bir avuç sevinçle
büyüttü

bir avuç hüzünle
nice zorluklar
nice ayrılıklar
ve saçlarına beyazlar
düşürerek.

onsekizindeydi
bir sevgilisi vardı

aynı mahalleden
eyüpten

henüz öpememişti bile

konfeksiyonda
çalışırdı.
onu vurdular
gözümle gördüm onu

bir güvercin havalandı.

eyüpte, o basma
perdeli evde
kurudu saksıdaki sardunya

birdenbire

çatladı
bir fotoğrafın camı

tel çerçeveli

düştü
radyonun üzerinden

yere.


dağıldı kitapları

dağıldı şiirler
ve roma hukuku

güvercin
konamadı.

onu vurdular, gözümle gördüm onu
ak bir zambağa binmiş
gidiyordu

zambak dur, sana da bulaştı kan.


Misafir 9 Ağustos 2006 03:04

yine sevdâdan yâr

http://www.sayhadergi.com/topicpicture/karli_yol.jpg
unutulmuş ağıtım çöküyor kente
hüzün caddelerine, kırık kalemlere
yalnızlık gurbetinde yıldızlar, bir ben
okunmaktan yorulmuş insan yüzleriyiz
çatılarda ölen kuşlar gibiyiz yâr


ranzalarda urfa'dan kalma esmer bir hasret
sabır çılgınlıkları kadar kar, yangınlara kar
ne dağlara yağar kar, ne sokaklara, kuşlara
kıyama durmuş aykırı zamanlarda kar
ölüme yağar, kirpiklerimde bir lerze kar


ölüm gibiyiz, ayrıyız çünkü yâr
gül dalında susuz yağmur damlası
ulaşmasa da bağrıma bastığım isyanlar
tüfeğimin buz tutan haykırışına isyanlar
ellerinle sunduğun türkülerdir yağan kar


bir noktası kitap olur hasretinin
içime akan nehirlerle hadi, oku beni
ben ki aşkın büyüttüğü çocuğum, öfkeyim
düşlerim var yağmura dair, geceye dair
ayrılığa katlanmak yine sevdâdan yâr



Saat: 02:57

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık