![]() |
İstemiyorum Sabah olur, güneş doğar üzerimize, Uykuyla karışık günaydın dersin, deme istemiyorum.. Sırtımda çanta, ellerim bomboş, gözlerim bomboş ama başım yine dolu Derdin nedir dersin, deme istemiyorum.. Herkes başlar hep bir ağızdan şarkıya, Herkes oyuna, herkes alkışa, herkes meydana, Ben yine köşeme çekilir, kısık gözlerle izlerim, Sen de katıl dersin, hayır, istemiyorum.. Önceleri güldün yüzüme hiç ağlatmayacakmış gibi Aklımı aldın başımdan , gözlerimi benden, kalbimi kendimden Sonraysa gözünü kırpmadan vurdun arkamdan Hiç yüreğin sızlamadan bıçakladın tam sırtımdan Şimdiyse dertsiz tasasız yüzüme gülüyorsun, Arkanı dönüp bakıyorsun boş bakışlarla Ve konuşuyorsun hiçbirşey yapmamış gibi Senin bildiğini ben, benim bildiğimi sen biliyorsun Ama sen hala ihanette ısrar ediyorsun Sonra da başını çeviriyorsun, gözlerimin içine bakıyorsun.. Hayır ,bakma , artık onu da istemiyorum.. Bakışlarım seni kahretmeye yeter Yürüyüşümse sana vereceğim cevaba bedel Kısık gözlerim, hep seni arar, seni gözler Ama artık söyle gözlemesinler Gözlemesinler, çünkü artık onu da istemiyorum.. Artık çekip git hayatımdan, defol git dünyamdan Son bir açık kapı bırakma bana Belki geri döner deme , ne bana ne kendine, Bağla ayaklarımı, zincir vur bileklerime Ve tüm umutları, tüm ümitleri yok et bir çırpıda Asla geri dönmeyecek şekilde Git , mutlu olduğun yere Ve kapat kapıları sonuna kadar En az benim giremeyeceğim kadar Artık geri dön deme, Deme çünkü dönmek de istemiyorum.. Birçok şeyi istemiyorum ama, İstememeyi istiyorum aslında.. Gözlerimi sana zorla kapatmak ya da.. Günün anlam ve önemini belirtmek kendi başıma Kendimi engelleyememek istemiyorum Peki ya ne istiyorsun diye sorarsan.. Ya seni, ya sensizliği.. İkisinin arasını değil, yalnızca birini istiyorum.. Ve bir gün hiçbiri bana bugünleri getirmeyecek, Hiçbiri geriye dönme şansı vermeyecek Ve hiçbiri, dönüp herşeyden vazgeçmeme izin vermeyecek... Adım gibi biliyorum... |
Aklıma Sen Gelince ÖLÜM BAŞUCUMDAYDI AKLIMA SEN GELİNCE Yıldızın vardı karşımda tüm gece Yorgunum, sensizlik bana işkence Yalvardım Allah'a emanetini al diye Caydım, vermedim aklıma sen gelince Sanki Kızıldağ devrildi üzerime Ve Kızılırmakta boğulur gibiyim Tüketmekti niyetim damarlarımda ki kanı Göz yaşıma değiştim aklıma sen gelince Ölüm başucumdaydı dün gece Yapamadım aklıma sen gelince Sevdiğim, taptığım, yaşam nedenim Ağlarmıydın? DENİZ öldü denince |
Sessizce Gel Karanlığını böl Geç saatlerinde gecenin Tenhalara atıl bulmak için beni Sus! Bağırma sakın! Giz olmalı gelişin... Fısıldasan adımı duyarım Koş en koyusuna doğru Dipsiz karanlıkların Beyazı olmayan bir dünyada Perişanım Ayaklarım prangada Günahı boynumda yılların Aşinasıyım çok evvelden Bu ayrılıkların Gel hayat dediğim Görkemli zindanıma Usandım gayrı Yokluğun tak etti canıma Gel, aydınlıkları da Peşinde getir Korkum yok güzelim Elinden olsun yeter ki ölümüm... Gürcan Günay |
Hasretimsin Dilek Kadıoğlu Gözlerim bir yudum uykuya hasret, Ömrüm bir yudum nefesine, Yüreğim bir yudum sevgine, Elim ellerine, başım dizlerine, Ayaklarım yoluna hasret.. Hasretimsin. Sevdiğim. Bütün hasretlerimsin aslında sen, Sensiz geçen gecelerde, Uyumayı unutturdu hasretin bana, Gözümden kayan yıldızların ardından, En büyük dostum olur kalemim ve kağıtlar, Şiir dizeleri çıkar iki dudağımın arasından, Şiirin başında sen, ortasında sen, sonunda yine sen, Sevgiliye duyulan hasreti anlatır aslında yazılanlar, Yine böyle bir gecede kalemim ve kağıdım elimde, Ne kadar anlarsın sevdiğim O da senin yüreğinde.. Hergün ayrı bir hüzün çeker yüreğim, Hergün ayrı bir yeri kanar yüreğimin, Zormudu be.. bu kadar zormuydu, Anlamak, anlamaya çalışmak yüreğimi, Bendeki o sonsuz sevgini, Rüyalarımda sen, hayellerimde sen, düşlerimde sen, Ömrümün geri kalanı sen, sen, sen, Ben beni yitirmişim be sevdiğim, ben hep sen. Yüreğimde coşan sevda çağlıyanıyla, Yazıyorum yine sana.. Hani o çok sevdiğin yıldızlar vardı ya, Bu gecede gözümden kaydılar, O yıldızları topla o yıldızları topla avucunda sevdiğim Gülüş olarak getir bana. Kimbilir sevdiğim, Gözümden kayan yıldızlar belki son noktayı koyar Kimbilir sevdiğim, Aldığım son nefesdir bu, Kimbilir sevdiğim Sensiz geçirdiğim son gecemdir bu, Kimbilir sevdiğim, Belki yazılan son şiirdir bu sevgiliye, Kimbilir sevdiğim, Belki son seslenişim, son haykırışımdır bu sana, Kimbilir sevdiğim, Belki bu sondur, Kimbilir sevdiğim, Hasretin sonum olur. |
Yorgun Insanlar Mahşerinde Bir Yagmur Sesi ey yalnizligimin sonsuz işaretleri rüzgâra emanet tüm irgat caddeleri gözlerimde yillardir büyür gider bir hüzün şahika kanadinda üşür yildirim bekçileri yanliş anlatildi gülde kaybolan resimlerim avareligim yasak afişlerin mahşeri anlasana yillardir hep sana yagiyorum çildiriyor bahar küheylanlari şimdi bir kalem ucunun silip silip biraktigi iz gibi ben bir güleç köleyim her yerde yeni siz benim degişmeyen giysilerimsiniz rüzgâra emanet ey irgat caddeleri |
Gece Saçlı Kadın Bir kadın, gecenin karanlığında...Bir kadın, saçları gecenin karalığında... Bir kadın, balkonda oturmuş sigarasını tüttürüyor, dumanını vermiş rüzgara, gönderiyor çok uzaklara... sevdasını gönderiyor uzak diyarlarda bir yar'a... gözleri yıldızlara dikilmiş, yıldızlar parlıyor gözlerinde. derin bir nefes çekiyor sigarasından, gecenin huzuru doluyor ciğerlerine o nefesle. dudaklarında bir gülümseme, bir tebessüm asılır ay yüzüne. içinde huzur, içinde sevda, içinde mazi, içinde acı, içinde bir harman duygular. tebessümüne gözyaşı damlar, ay yüzü düşer gözyaşına, parlar gözlerinde yakamozlar... bir kadın, gecenin karanlığında, bir kadın, saçları gecenin karalığında, sevda sözleri asılı dudağında, sevdası yanar sigarasında, sevdası duman olur savrulur rüzgarlarda... gülümser gecenin yalnızlığında... bir sevda saklar gecelerin zulasında, yani kendi koynunda, yani tam şurasında. bir umut büyütür küçücük yüreğinde, sessiz bir çığlıktır umudu gecelerde. son nefesi çeker sigarasından, izmariti savurur geceye balkonundan, umutları yiter gider gecede o izmaritle. göğe bakar, yıldızlara ve parlayan aya, bir fısıltı dökülür dudağından, karışır rüzgara savrulur sözcükler, savrulur sevda çok uzaklara. bir yıldız kayar göğünde, bir sevda kanar gönlünde... kapar gözlerini gece saçlı kadın, bir dilek tutar yüreğinde, sevdiğinin ellerini tutar hayalinde. söner gözlerinde yıldızlar, söner yakamozlar. yüreğinde bir sevda, yüreğinde bir yangın, yüreğinde bir adam. içeri girer kadın, yatağına uzanır ve gözlerini kapatır... düşünde bir sevda, düşünde bir adam, düşünde bir yangın, düşünde yıldız yıldız bir gece... ve yüzünde bir gülümseme... |
Bülbül şakır hak diye gül bahçesinde Güller feyiz alır da, zikre dalar her gece Coştukça coşar bülbül, sesiyle inlemekte Duyan duymayan her gül, Hakk’a boyun eğmekte Yine günlerden bir gün, bülbül öter cezp ile Birden kalakaldı, karşısında ak gülü görünce “Ya Rab ne güzeller yaratırsın, sevmek için bizlere Sevmemek elde mi ki, böyle bir gül görünce” Bülbül yandı aşk ile, solmada gün be gün Lakin haberi yoktu bu aşktan, o ak gülün O yüzünü Hakk’a dönmüş, bülbüllerden ona ne Bülbül ise en güzel şarkısını, ak güle söylemekte Derken günün birinde kuraklık aldı gitti Güllerden her biri bir damla suya hasretti Güneş yaktıkça yaktı, güller telef olmakta Bahçedeki çiçekler, birer birer solmakta Ak gül yalvardı, onu yaradan Allah’a “Ne olur bir damla su, zikrim yarım kalmada” “Getiremezsem sonunu, sana kavuşamam ben Bir damla daha ver, sonra al beni hemen” Bülbül acı ile duydu, gülün narin sesini Lakin damla su yok ki, tamamlasın zikrini Düşündü aşk ile, bir gülü bir kendini Aşkı için verse ne çıkardı kalbini Karar verince böyle, mutlu oldu aniden Gitti gülün yanına, dedi “telaşlanma birden Seni Hakk’a vardıracak bir damla su değil mi? İşte sana veriyorum, al bu aşık kalbimi” Bülbül dayadı kalbini, gülün en iri dikenine Diken battıkça battı, gül başladı zikrine Akan damla kan değil, gönül dolusu sevda O sevda ulaştırdı, bülbül ile gülü Hakk’a Ertesi gün gelenler, baktılar her yer tarumar Boynu bükük bir gül kalmış, rengi al mı al Dibinde koca bir yürek, vermiş kendini güle Tutmuş Hakk’ın yolunu gül ile birlikte Almalı sözlerimden, her er kişi bir hisse Hakk’a sevgi ile varılır, eğer Hak ister ise Lakin saf olmalı, gönüldeki o duygu Ne kıskançlık ne hile, karışmamış bir olgu Karşılıksız sevmeli, beklemeden menfaat Almadan vermeli insan, etmeli hep feragat O zaman Hakk’ı bulur kişi, halkın içinde Beyhude geçmez ömür, yaşar sonsuz sevgide NEB-İ |
Gidişini Anlatıyorum Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için Saçlarını, gözlerini, ellerini Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak Termometrede yükselen çizgi çizgi Kim bilir nerelerde soğuyorsun Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen İnsan insan bakan gözbebeklerin Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder Ne gelirse onlardan gelir bana Çalışma gücü yaşama direnci Mutluluk gibi kazanılması zor Mutluluk gibi yitirilmesi kolay Bir açarsın ki mutluyum Bir kaparsın her şey elimden gitmiş. Rıfat Ilgaz |
Bazen özlüyorum seni!!! Bazen özlüyorum seni Sanki hiçbirşey olmamış gibi... Giden çoktan giden, Biten çoktan biten Sanki ikimizde birbirimizi Hiçliklerimize terketmemiş gibi... Uzaklardan çalan, Ve öylece aniden Yanıbaşımda bitiveren Birkaç melodinin O birkaç kelimeye sıkıştırılmış nakaratlarında... Farketmeden gözlerimi ufukta bulduğumda... Buz gibi bir soğukta... Ve o hiç sevmediğin içini üşüten ayazlarda... Birkaç yalan sözde ve gözde... Belki de hiç istemiyorken, Senden kalan tek bir kırıntıyı bile Ve o nefretimde ve nefretimle bile; İsminin sesini kulaklarımda Tıpkı seni bildiğim gibi, Tanıdığım gibi, Apansız,zamansız ve hazin Her duyduğumda, Hiç tanımadığım yüzlerde, Ve yine hiç istemediğim halde, Öylesine ararken,senden arta kalanlarda... Bir eldeki sigarada... Belkide bazen ince belli bir bardaktaki çayda... Nasıl olurda giderim derken, Ve asıl giden ben olmuşken.... Gittiğim yerde kalan yokluğunda... Sana yağan, Yokluğunun yokluğuna yağan, Damlalarda, O inceden inceye sırılsıklam; Ve buruk Yağmurlarda, Geceleri ordan oraya giderken, Baktığım pencerelerde... Bazen senin o çok sevdiğin türkülerde Hiç sevemediğim halde, Belki biraz ışıkta,biraz da karanlıklarda... Geriye kalan hiçbirşeyin olmadığını hatırladığım zamanlarda, Bazen nedenini hiç bilemediğim gözyaşlarımın bir tanesini de, Kendimden gizli,senin için akıtırken nedense, Ve nedense,o tüm içten gülüşlerimin izlerini silerken yüzümden, Hep sebepsiz yazmak isteyip, Bir türlü sonunu getiremediğim şiirlerimde ve hikayelerimde, Sensizlik adına kendime verdiğim tüm yeminlerimde, Biraz öfke,biraz yalan,biraz siyah,biraz gurur,biraz da acı olan sensizliğimde; Her saniseyle birlikte esasında benden bir adım daha uzaklaşan, Ve yüreğimden uzaklaştıkça;biraz daha kaybolan gölgenin ardındaki, Yaşamımda, Kendimle baş başa kaldığımda, Kendime rağmen; Sensizlikle baş başa kaldığımda, Sana rağmen, Herşeye rağmen, Bazen özlüyorum seni... Özlemin sen de olanını sanki hiç yaşamamışım gibi, Özlüyorum seni. |
İstanbul, İstanbul Olalı http://www.sayhadergi.com/topicpicture/ist_kuslar.jpg “Uzanıp Kanlıca’nın orta yerinde bir taşa...” yani bir sabah, ta Pakistan’dan oraya bir taşa sarılıp İstanbul olmak gibi Sezen’in söylediği yani gebermek aşkından bu gurbet ellerde... “Ah İstanbul, İstanbul olalı...” böyle şair olmadım ben böyle başlamadı senaryo lodosundan, kırmızı yıldızından kaptım önce Marmara’dan tuz içerken yalnızlık tuğla tuğla birikti gökyüzü mavi, deniz sahici geldi. ona hiç dokunmadım ben bakireydi. geceydi, mazgallarıma yağmur suyu doldu ay dolandı, dolandı İstanbul, İstanbul oldu. “Gözümün yaşını yüzdürürüm hisara doğru...” gemiler kalkar iç denizlerimden filikalar, şilepler, kara yelkenliler... Asyalı yolcular birer ikişer güverte salkım saçak, beyaz mendiller iner iner göksümden yolcular... bu sabah iyi uyu dedi annem İstanbul’a yolculuk var “Düşer içime sabah yıldızı...” düşer içime boğazda balık yutkunur kelimeler, söyleyemez. hep bulutların saçları dağınık ama rüzgâr aşık ona ama sokaklar aşık ona durup durup ardından bakarda bir daha dönmeyecekmiş gibi kayboluverir... ben taşlara Kanlıca diyerek dokunduğumda erir ben elimi saçlarıma götürdüğümde Üsküdar poyrazı eser Edwar pazarda gözlerimi kaparım, Kadınlar pazarında otlu peynir yerim. Mia Vadisinde bir dağ evinde, elimde dutpa-tea fincanı gözlerimi kaparım Fatih Cami Bahçesinde kırmızı çay içerim çınara karşı. Camiler şehrinde, müezzinler konuşur minarelerden ben soğumuş rutiyi ağzıma kaldırdığımda tatsız tuzsuz yemeklerden gözlerimi kaparım Beyazıt’ta ağzımda erir Ali ustanın gevrek simidi... Annem seslenir, Sezen çalar sanki... sanki hiç bitmeyecekmiş gibi sesler sesler, evler evler... annem seslenir, Sezen çalar bu sabah iyi uyu iyi uyu bu sabah filikalar, şilepler, kara yelkenliler.... İstanbul’a daha çok var... |
| Saat: 15:20 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık