![]() |
Yuregim Yuregim Islaktir benim Kuytularda aglamaktan Ve hafif ucuktur rengi Kurusun Diye kac kez Gunese asilmaktan... SUNAY AKIN |
Acelen Ne Aşkı dayanıksız olan, acelesi olandı Hayata diye koşan, ölümden korkandı. Aşk, acı çekmeye ya da çektirmeye Peşinen gönüllü olmaktı... Dönemeçleri süratle dönmen Değiştirmezdi hiçbir şeyi gerçekten Dingin ve sessiz bekleyişi bitirmeseydin Kendi bitecekti zaten... Takvim yaprağından hızlıydı sevdan Bir ömür yaşanacaktı, anlara sığan. Yıllar, aylar, haftalar, günler Ağır ağır sonlanacaktı zaten... Gitme telaşındaydı gelmen Zamanın önüne geçen korkun Bilinmez, ucu açık bir gelecekti Beklesen, dilediğince geçecekti zaten... 03.11.2004 Nurdan Ünsal |
Hayat Denilen Şu Hayat Hayat denilen şu hayat Kimine tatlı,kimine bayat İstersen sakla,isteresen at Atsan atılmaz,satsan satılmaz Hayat denilen şu çarkı Değirmenden yoktur farkı Kimisi yetmiş,kimisi kırkı Giden gide,kalanlarda gider Hayat denilen şu yaşam İçindeyiz sabah akşam Ne gelen ağam,ne giden paşam ne sıradaki gitmek ister,giden geri gelmez Yaşam denilen şu devra alem Kimine güldür,kimine elem Kimine kepçeyle,kimine dirhem Ta dert çektirir,yada mal verdirir hayat denilen yaşama sarılmalı kenarından değil içinden vurulmalı Hedef ne olursa olsun varılmalı herşeyin tekrarı var,yaşamın tekrarı olmaz ki Mehmet Sait Akkuş |
Hasretinden Prangalar Eskittim Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, ***** yalana. Ard-arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül-gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana... Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza, Bir kibrit çöpüne varana, Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit çöpüne. Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamdan, Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini... Ahmed Arif |
Sen Yoksun Sen yoksun deniz yok yıldızlar arkadaşım ya bu gece harika bir şeyler olsun yahut bir bomba gibi infilak edecek başım. Ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım İstanbul minareler odamda gibi gökyüzü temiz ve parlak işte kol kola girmiş en mesut günlerimiz muhalif bir rüzgâr karşı sahilden. Fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz havada kanat sesleri ve çılgın kokular. Deniz yok yıldızlar uzaklaşıyor ben yine yalnız kalıyorum İstanbul minareler kaybolmuş SEN YOKSUN. Attila İlhan |
Acını sardım şiirlerime acımıyorsun bende sevda rüzgârına döktüm içimi çoktan unuttum seni kokunu, düşlerini, gülüşlerini, sevişlerini unuttum, unuttum seni … Sen de unut delirme pahasına yaşadığın akşamları ve beni unut yağmurlu karanlığı, sıtmalı yalnızlığı günahı, şaşkınlığı sevişmelere oturan ağlamayı yemeyi, içmeyi, sarhoşluğu unut benim gibi seni unuturken tutuklanır gibi yaşam anlamından sıyrılır gibi… mümtaz hakan sun |
Alıcı Kuş Vurur düşlerine ozanın Güneş kızgınlığından birkaç ağustos Birkaç ağaç Yüksek ormanlar kuytusundan Kardeşliğin alıcı kuşu Kalkar konar Köylü Biçer ayrık otlarını ayırır başaklardan Kalkar konar Kardeşliğin alıcı kuşu İşçi Tutar ucundan en acar biçimlerin Sürer Bin başıboş atı bin cehennemi birden Kardeşliğin alıcı kuşu Kalkar konar Duran el Gitmeyen ayak Bir göz ki Arkasında bir ölü gözü Bir ses ki Arkasında bir ölü sesi Döner durur Kardeşliğin alıcı kuşu Kalkar konar Bir açık yürekten bir ötekine Bir bugüne bir yarına Alıcı kuşu kardeşliğin Arif Damar |
Bu Vatan Bizim Haydi millet durma, zaman bu zaman, Albayrak inmesin, susmasın ezan. Yaralı kalırsın, şehit olursun, Albayrak inmesin, susmasın ezan. Bu vatan bizimdir, canımız vatan, Yok bize ondan başka kucak açan. Şehitler diyarı, şu aziz vatan, Albayrak inmesin, susmasın ezan. Albayrak göklerin güzel süsüdür, Uğrunda ölenin son örtüsüdür. Ar’ımız namusumuz o inan, Albayrak inmesin, susmasın ezan. Vatan olmaz ise bayrakta olmaz. Bayraksız vatanda vatan sayılmaz. İmandır insanı ona bağlıyan, Albayrak inmesin, susmasın ezan. Ramazan’ım vatanımı severim. Gerekirse canım bile veririrm. Haydi, ulu Türk, yiğit müslüman, Albayrak inmesin, susmasın ezan. Ramazan Ateş/Enschede |
Söylenemeyen Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? .. Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler; dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen! .. Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? .. Her zaman fazla oldu söyleyemediklerim, söyleyebildiklerimden! .. Her zaman; bir bilinmez lisandaki çözülmez şiirleri koklayıp, Hissettirmeye çalıştım sana... Her zaman biraz daha zaman kolladım seslenmek için sana, ve her zaman hayıflandım; Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? .. Kendi karanlığında; güneşe görünmek için karar veren bir tohum gibiydim... Zordu çıkmak gömüldüğüm çamurdan; Ama güzeldi!.. Sen güzeldin ve ben, güzelleşiyordum seni düşündüğümde!.. Kendi karanlığında; güneşe görünmeye karar verip Yeşillerini giyen bir tohum gibiydim... Boyutları değişiyordu hayatımın... Yani, değiştiren sendin boyutlarını hayatımın; büyüyordum, Gelişiyordum, genişliyordum... Söyleyebildiklerimden çoktu her zaman, söyleyemediklerim; Bu yüzden kelimelerimin arası açılıyordu!.. Sığdıramadığım her duygu; iki kelimemin arasındaki boşlukta gizli... O yüzden, yazdıkça parmaklarım,,, ve işte yine o yüzden söyledikçe dilim topallıyor!.. Toparlayamıyorum zihnimi... Seni özlüyor, ve terliyorum özledikçe; Seni koklamak için... İçimdesin! Muammer Erkul http://by142w.bay142.mail.live.com/mail/SafeRedirect.aspx?hm__tg=http://65.55.153.121/att/GetAttachment.aspx&hm__qs=file%3d3549d70f-2fa8-45b1-ae9b-d7bc8830afd7.jpg&ct%3daW1hZ2UvanBn&name%3dYWx0cnNtLmpwZw_3d_3d&inline%3d1&rfc%3d0&empty%3dFalse&imgsrc%3dcid%253a0e5001c8a3e2%252490f57180%25246502a8c0%2540nebahat&oneredir=1&ip=10.1.106.117&d=d1596&mf=0 |
K ı s a c a Hep akreple yelkovanın didiştiği bir yerdeydik Bir dilimin hep benimdi Özgür bırakılan günler bize yabancı Kısaca; İkinci perde ne zaman başlayacak ya da dekor ne zaman değişecek. Telefon ahizesiydin bazen Bir fotoğraf albümünde birikendin Şiirleşendin ömrümün sarı kağıtlarına Bir gül olup düşendin cep mesajlarıma Kısaca; Ne zaman beyazlara bürüneceksin ya da ne zaman şahitler gözetiminde bir masada evet’leneceğiz. Yokluklarında yazdım hep sana dair şiirleri Sensizliklerde düşledim senlilikleri Bölündüm gülüşünlü, gözlerinli hayallere Gezindim durdum vatan hasretiyle sensizliğin gurbetinde. Ama artık vize sürem bitti Kısaca; Parmağımda halkalanır mısın Ya da benimle evlenir misin... *** .....Serkan Öztürk..... |
| Saat: 18:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık