![]() |
Firak Üzerine Kelimeler sensizliğin ufkuna kan akmış gözlerimden yüreğimden damlamış gül üstüne kan sensiz sebep neydi firaka? hüzün ve hicran neden? yağmur tanesi gibi düşer yere can sensiz bahardan mıdır yoksa firaktan mı? .. kar erir üzülmez kendi için yâri için yâr erir hicrana keder ağlar,hüzün yanar,zâr erir tadı yok ayrılığın, olmuyor cihan sensiz şimdi çöl ortasında bir şakayık soluyor şimdi bir ceylanın gözlerine yaş doluyor kederin en yoğun noktası şu gönlüm oluyor şimdi yıkıldı saray,kalmıştır divan sensiz fer çekilmiş gözümden, dilim lisansız düşmüş duygularım duyarsız düşüncem cansız düşmüş ayrılık hayatıma ne de zamansız düşmüş mekan hatırlanmıyor ve şimdi zaman sensiz yokluğunu örüyor iplik iplik ankebut sanatkar vuslatıma diziyor üç beş tabut ve duymadığım sesler:“unut sevgili unut” çok zor geldi ayrılık,hayat pek yaman sensiz vurdum ayrılık kokan sesini şarkıların gömdüm bir derin lahde rengini sonbaharın tutmuşum aylar boyu elinden intizarın yıl yorgun,ay kasvetli,gün titrek ve an sensiz sen yoksun hayalin var,hayalin var sen yoksun hayalinin yüzünde bir tebessüm bin füsun arz ile arş arası bir tahta oturmuşsun senle gülüyor vuslat,ağlıyor hicran sensiz |
yüreğime katık ettim yüreğini - kelam bitti aşkın bildim gereğini http://www.sayhadergi.com/topicpicture/siir.gif bilcümle acılar uğrağımdır yaban değilim arkadan okunan dualara ne zaman bir adım atsam ne zaman saçlarına dokunsam mutluluğun şarkılardan bir kırbaç iner yüreğime hücre cezaları bulur gözlerimi hüzün esrik bir tebessümdür dudaklarımda her yağmur bir intikam, yüreğime yağmuru tanımayacak kadar galesiz değildi haykırışlar vuslat, her dem biraz daha ufuk her dem biraz daha ölüm gökkuşağı esrarlı bir sima ile çekilen sigara şiirin ayrılık yüzü, ıssızlığımdır ışıksızım, yansızım, yalnızım hayalin dahi yasak, yalnızım gözlerim velfecr bağrıma bastığım mavzerim puslu bir bahar sabahıdır önce güneş sonra yağmur namlusu olmayan eyvahıdır gurbetin öfkem kanımda, açım, sigarasızım günler devrilmiyor zaman isyandır matem çeteliyor yüreğim yüreğim bir kaçak, bir muharibin anılarıdır yüreğim hırıltıları kesiliyor feryadın, gece aç it yürüyorum marşlarım dilimde yürüyorum denizin sığ suları uçurum yürüyorum yalnız gurbettir yürünülmeyen yürüyorum acının ne olduğunu bile bile yürüyorum acının olduğu yere kesip atmak mümkün mü sakallarım eskileşen bir emanettir aynalarda ben değilim belki yüreğimdir kurşunlanan ben değilim bahara karşı gelen, susan saat yâr zamandır, sükutlar suzinâk yağmur sesi içimde gözlerinin ayrılık hediyesi haksızlık etmedim aşka, ölümüneydi sevmem nef’i olduysam bazen siham-ı kaza’dır dünya dünya, ellerini tuttuğum arafat âfet-i candır yüreğim ahd-i atik’ten beri kaldır ve oku yorgun kelimelerimi yükselen dumanlar ellerimle yaktığım gemilerdir oku ve dumandan ağıtlar yak saçlarıma seni sevdim diye sürgündeyim müebbed suçum çocuklara anlatılan masalım korkudur bunu hak etmemiştim oysa ben, yağmur ve karda sokakları bekler kimsesizliğini alırdım çocukların rüyalarında kırların kokusu benden sorulurdu patlayan bisiklet tekerleri çalınan meyveler defne yaprağını ben bulmadım suçum değil mevsimler ne söyledimse dinç görünmektir geçen zamana ne söyledimse denize sarılmaklığımdandır seni bildim diye ıpıssızım hasret gözlerimin şavkında susuz goncagül ellerimde büyüyen başaklardır, bakışlar saçlarıyla eyleştiğim gökyüzü hor bakar bana hor bakar pusatsız karşısına dikildiğim gece sevdim diye öfke kusar arz-ı kadim naçarım, ince derdlerle yanar bağrım ne dinçliğim kalmıştır tufandan beri ne dikili ağacım kenan ilinde tedirgin bir heyecanım sesinde titremiyor, susmuyor belki rüzgar hani bahara kıyam durunca gül ağacı hani tuzunu sürersin ya dudaklarına denizin hani görmüştüm ya yağmurunu gözlerinin artık heyecanım, aşkın peşinde ne dedimse övünçtür insanlara günahsa vebali benim günahsa sevdanın bu boyutu alçaklığını haykırmak suçsa ayrılığın alnına özgür değilse yürüyüşüm bir bulut kadar sırtımı dönüyorum kurşunla hayat elinde ölümüm, yüreğim elinde yüreğime katık ettim yüreğini kelam bitti aşkın bildim gereğini |
Acemi Aşık ikimiz de acemi birer aşıktık o zamanlar sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun bense kendimi usta zannediyordum bu işlerde yağmur gibi akıp giden yıllardan geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana dek ama farkındaydım yinede ne zaman seninle olsam tanıdık bir kus cıvıltısıyla uyanıyordum her sabah şimdi ise kırılgan mektuplar yazıyorum hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden namımın olsun ben sende ülkemi sevdim hüzün dolu yağmurlarla tasan boynu bükük nehirleri ben sende yolları sevdim dallarına hiç bir kusun kopmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla kaplı yolları ikimizde acemi birer asıktık o zamanlar ve çoğu zaman ne yapacağımızı bile bilmeden serseri dolaşırdık sokaklarda!!!... |
Gül İle Bülbül Neşe ile uçuyordu göklerde, Özgürdü, mutluydu. Ve gördü onu toprakta, Zayıftı, mahzundu. İçi parçalandı, Ona acıdı. Koştu ona, elini uzattı, Besledi, ona baktı. Günden güne büyüyordu, güzelleşiyordu, O, onu korudukça. Günden güne seviyordu, O ona baktıkça. Gül olmak üzere, bir tomurcuk olmuştu. Öteki, Kolunu kanadına germişti, Aşık olmuştu. Ve işte beklediği gün gelmişti, Sonunda açmıştı, Karşısında duruyordu, Öteki ona burun kıvırıyordu. Ne de olsa o bir gül, güzel ya. Ya peki sonra? Sonrası fena, Bizimki kendini kaptırmıştı ona, Ondan ayrılmak mı, asla! Başından bir an olsun ayrılmıyordu, Gül de onu hiç sevmiyordu, Bıraktı bülbülü terk etti, Bu ayrılık aklına hiç gelmedi. Yalvardı ona yakardı, Ne istese yapardı, Ama gül istemedi, Ona “beni unut” dedi. Bizimkisi gururluydu, Fakat yine de seviyordu, İçin için eriyordu. Ondan ayrıldı, Sevdiği için yaptı, O istediği için yaptı. Günler geçti gitti, Bir gün yine ona yolu düştü, Bir de ne gördü, Hayır olamaz bu bir düştü. Sevdiği sararmış solmuş, Eski güzelliği yok olmuş Gül af diledi, “Ben ettim, sen etme” dedi. Hala seviyordu o solsa da, Aşıktı ona ne olsa da. Bir kere daha denedi, Gül “olmaz” dedi, Artık ölmek üzereydi, Son pişmanlık fayda etmezdi. Son bir gayretle bülbüle bakıyordu, Gözleri buğuluydu, “Seni seviyorum” dedi, Ve son nefesini verdi. Ağladı bülbül onun başında Gül artık onun kolunda, Fakat ne çare, Cansızdı artık biçare. Elleriyle yaptı mezarını, Düşündü alın yazısını, Ona dua etti, Ve bir de yemin. “Olacak her yerde, Bir gül bahçesi, Ve sen onların annesi, Ve ben onların bekçisi.” |
ACI UTANMAK Büyüsün küçülmen, Bu senin yakının! Yaklaştın mı sağlığında Şimdi de uzaksın! Duyur istersen İlanlar ne yapsın? Ana baba kardeş Yaşarken ne yaptın? Görseler gazetelerde Dostlar tedirgin Bir iki telefon Yeter üç beş akraba. Yükler ağır kaldırdınız Kırık, ezik bir yığın. Göm, gömülmez Utancın, uzaklığın. |
Aşkın Izdırabı http://www.sayhadergi.com/topicpicture/lale.jpg Vuslat yol biçer zaman biçer bilmem ister miyim sana vuslatı Aşkın çoğaltsın ki beni hayat-ı cavidan etsin aşkın ızdırabı Vuslatta var ki ihtimali ayrılığın timsalidir aşkta hamlığın Hasretin encamı gelmeden sine-i suzan olsun aşkın ızdırabı İffete ram ederim ol sebepten hafidir bende aşkın büyüsü Vuslata munatıftır sonrası munkabil çekilmiştir aşkın ızdırabı Aşk ummanında sabiha benim zifiri asumanda sitare ben Muradım visal olmasın suzan olsun her bedende aşkın ızdırabı Nazik ve nazif duygularla an be an çoğaldım ben aşkından And olsun ki hem vallahi hem billahi bana çıktı aşkın ızdırabı Tur olsun turab olsun zerre-i ummanda vuslata erdim seninle Vuslat istemem illallah… yaksın beni çırasında aşkın ızdırabı… |
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim. Bugün sardunyalarım da açmadı Belki de küskün renklere Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım Sensiz soluyorum anlayacağın Mavi mavi ölüyorum Duyuyor musun, orada mısın, Var mısın, yok musun? Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yanarak, yıkılarak Aklıma her geldiğinde ağlayarak.... |
Aşk budur!.. http://www.sayhadergi.com/topicpicture/f_7.jpg Bana sen lazımsın! Dediğimde İvedilikler kölen olsun (mu)! Dedi tahayyüller, Laciverde kan koyup can vermeye çalışan aczim Senden önceki ne varsa, hepsini yakmış Şimdi rüzgar estikçe yüzüne toz olur Maziden geriye kalmış küller… * Aslı var mı dersin? Sıfırın altında yaşam sürüyorken Aşk kıpırtılarından tetiklenip çığ düşmüş eteklerine İki gönül arasında gidip gelmeler, imkansız oldu Ve yüreğimin yarsısında, cemre haberleri Zor şartlara., Sevinç gam (mı) oldu… * Bana sen lazımsın! Diyebilmek Fizik ötesi kanunları, bu sevdaya geçerli değil Ezilirken dahi gülebilmek! İsterdim seninle olmak Bana beni hissettir yeter ki, ismin önemli değil Bir buruk tebessüme bahtiyar olmak, yardan Aşk budur!.. Cinsiyet lazım değil… |
Ölüm Gazeli http://www.sayhadergi.com/topicpicture/yol.gif ömür dediğin bir varmış bir yokmuş gider bunca çile, bin kaygı, geldiği gibi gider yalan dünya efendim, hemencek unuttuğumuz elde kalan nedir, benim dediğin uçar gider delice öfke, kırık kalp, yeter gayrı yenildiğimiz bir’den başlar hayat, bir’e doğru gider garip sözler garip, dışarıda hesap üstüne hesap kalktı göç eyledi canım, dost iline gider yakın oluşta hüner, gerisi oyun, sayılı günler adrese teslim emanet, gerçek yurduna gider ses verdiğim dünyada kim var kim yok ân gelir vedâ makamında, her kişi yalnız gider |
Bir gün beni terkedip baskasinin olursan, Ellerimi birakip baska bir el tutarsan, Benim kalbim yerine baska bir kalbe taparsan, Gözlerim sana düsman gözyaslarim sana ecel olsun! Hani hiç gitmeyecekdn hani hep sewecekdin. Yüregim bunaa nasill dayansinnn.. |
| Saat: 01:35 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık