![]() |
GİT şimdi gidiyorsun git oysa senden tek bir damla istemiştim sana kocaman bir deniz sunmak için şimdi gidiyorsun git ne zaman başladı bu hikâye anımsamak zor gençtim hazırda fırtınalarım vardı dörtnala sevdalarım komazdı öyle üç-beş nöbetleri geceler içimi acıtmazdı böyle "bir insan bu kadar eksilebilir mi?" hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adam vardı bu şehrin bir yerlerinde düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona gözlerinde gizledi o seni sen bilmedin o adam bendim unuttun mu bak sevdi in adam gülmeyi bile unuttu "seni unutamadı" işin kolayına kaçmadım u runa ölmedim yani u runa ölünecek sandı ım biri için yaşadım hep sen bunu da bilmedin ben bir bakışına bin anlam yükledim sen aşka kestirmeden gittin bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma şimdi gidiyorsun git bana karanlı ın ne demek oldu unu ö retmeden bütün ışıklarımı söndürüyorsun bu cehennem cinayetlerini işliyorsun sonra bunlara intihar süsü veriyorsun yazıklar olsun yazıklar olsun susuyorsun susuyorum susacaklarım bitmiyor Hani sen sevdi ini Yarı yolda bırakacak kadar yüreksiz de ildin Hani sen bana kalkmayı de il Düşmemeyi ö retecektin nerdesin nerdesin uzun lafın kısası yoktur anlataca ım çok şey var hoyrat bir rüzgâr gibi geldin aklımı hayatımı da ıttın şimdi gidiyorsun git daha ayrılı a bile çarpmadan aşk bizden döndü bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri artık ölüm sana dokunamamaktan kötü de il ama sana dokunmak da yasak bana göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır sen var ya sen allah kahretsin! yani şimdi gözleri sana benzeyen bir kızım olmayacak mı yani şimdi başkaları mı sevecek seni ben saçlarını okşadı ım zaman ellerin öksüz kalırdı şimdi gidiyorsun git |
Bana Aşktan Bahset Ayrılık senide vurduğunda Çaresizlik içinde Yalnızlık limanlarımda Eğreti durur benim Off! Kop gel kıyametten Cenneti kavrayalım! Bütün seslerin olmadığı Renksiz bir dünyayı Bırakalım Kaç yıl yaşadın sen? Kaç yaşında aynaların? Hala o masum kız mısın? Yoo! Olmayacaksın bir daha Bir kadın oldun artık sen Monalisa' lar gibi sahtesin! Kırk ikindiler devşirelim gel! Kaç o istiladan Bu şehir yutacak seni! Farkında değil misin? Kent havası emmiş dudakların Okuyacak repliklerini Bırak bu ayakları kadın! Bana aşktan bahset... ( II ) Her yağmur yağışında kenar mahallelerin Taşan kanalizasyonları gibi Bırak bu kokuşmuş rutinleri Anlamayacak... Bizi kimseler anlamayacak! Korkuyorum ben Bütün meşhur kaatiller gibi Öldürülmekten! Oysa cinayet işlemedim ben Yalnızlığı ısmarlayan ben değilim Kimin o ayaklar? Buraya kadar gelmiş! Yoksa sen seri katilim misin? İhâneti bıçak gibi sapladın kadın! Sana o şehire gitme dedim Çalacaklar seni Mankeni olacaksın vitrinlerin Dinlemedin Şimdi dur orada Kalll öylece Bırak replikleri Madem buraya kadar geldin Bana aşktan bahset... |
Kaderin Dudağındaki Şehvet Şafakta teni açılan bulutların; kovamadıkları duygulardan içime doğru süzülen o tatlı esinti teraziye kuruluyor … Bir kefede; tutku diğerinde kelimeler ……………………….. imgeleri sırlıyor … Bekliyorum birbirine küsen; geceyi, ilhamı … Geniş bir kabilenin tanrıçası cümleler; mıknatıs …..hisleri çekiyor. Ve Bir masalın, bir öykünün; can alıcı utangaç paragraflarının doğurduğu melez düşüncüleri kaderin dudağındaki şehveti emerken ki düşlerin çoğalan heyecanı ki namlunun ucunda terleyen beden pas tutmuşçasına kirletirken kelimeleri Ay tutuluyor dilimde Ahraz gece …. Gecenin rengine sürükleniyor yazgı kerelerin göbeğinde hoş bir tını … Yorgunluk … yokluk … karanlık … sırayla iniyor merdivenlerden. Mum artıklarında yeniden yelpazelenen ışık; uykuda … Saçları dökülen umut, alın çizgilerini saymakta … Aşklara şah çeken ihanetler yarasaların kanatlarından damlayan kanlarda boğuluyor.. Ve sersemleyen aflar …………………….. sersemleyen aflar; devrik cümlelerde yeni bir paranteze açılıyor bekliyorum birbirine küsen; geceyi, ilhamı |
BEN SENİ SENSİZ SEVDİM Ben seni severken Sen yanımda yoktun ki! Ben seni özlerken Sen bilmiyordun ki! Ben seni sensiz sevdim... Sen yokken bakışların vardı Beynime kazınmış Nereye baksam oradaydılar, Ben seni sensiz sevdim.. Göremesem de, rüyamdaydın, Sevmesen de, kalbimin derinliklerindeydin Ve kimse seni oradan çıkaramayacak. Sen bile! Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan da, hayalin vardı, Sen olmasan da, şarkılar vardı; Seni hatırlatan... Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın. Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan da,yıldızlar vardı, Sen olmasan da,bulutlar vardı, Sen olmasan da,günbatımları vardı, Sen olmasan da,denizler vardı... Ben seni sensiz sevdim... Aslında sen hep vardın, Aynı şehirde,aynı sokakta, “Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum”ama; Ben seni sensiz sevdim... Ne olurdu sende beni sevseydin? Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim? Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni, Hani kıyamet koptuğunda... Ben seni sensiz sevdim... Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!! |
Sevmek... Sevmek, en güzel duygu sevmek Aska gönlünü vermek Sevmek, derdin dermani demek Sevmek sevmek Sevmek hayatin tadi demek Sevmek tanrinin adi demek Sevmek kulun muradi demek Sevmek sevmek Kalbimizde sevgiye, aska yer vermeliyiz Kucak acip dostluga, sevilip sevilmeliyiz Sevmek sevmek, ah sevmek Sevmek karanligin sonudur Nese huzur doludur Sevmek tanrimizin yoludur Sevmek sevmek Sevmek, en güzel duygu sevmek Sevilip sevebilmek Sevmek, derdin dermani demek Sevmek sevmek Kalbimizde sevgiye, aska yer vermeliyiz Kucak acip dostluga,sevip sevip sevmeliyiz Sevmek sevmek, ah ah sevmek Sevmek sevmek... |
Sonsuz Zindan http://www.sayhadergi.com/topicpicture/yol.gif Gittikçe derin bir gece Gittikçe düşüyoruz içine Bir kara delik gibi çekiliyor zaman Ne vücut kalıyor, Ne can geride İleride... Uzun, ince bir yol İleride... Sonsuz bir beyaz.... Düşününce... Yalnız olduğunu anlıyor insan. Her zaman yapyalnız Savunmasız. Hünkarlarda çatısız Aşk deyip Ağlayan bir menekşe oluyor gülüşler... İtişler... Ve bitişler kararsız... Durmaksızın süre giden koşuşturma Nereye gidiyordu ayaklar? Boş ver şimdi karıştırma Sorular yakıyor tenimi. Anlayınca derdini Aynalar kırılıyor önünde Cam parçalarında ıstırap lekesi Pıhtılaşmış kederler. Çok ötesi ölüm bunun Yada Bir hayal perdesi altında, Si tadında Müzikler... Karanlığı yenebilmenin Utkusunu arıyor uyku. Uyku ki doğuştan ama. Bir travma nöbeti gibi iki büklüm Yana yatmış cesedini Saklıyor zaman Daha çok var kavuşmaya Daha kesin değil mutluluk. Oysa içerde bir his Mutluluk vehmini edinmiş. Öyleyse olmak orada... Kaybolmuş bir gemi gibi Gemi ki onu Taşıyacak deryalara. Deryalar... Sonsuz bir zindan Gibi geliyor insanlara... |
Gökyüzü mavi... Ama benim gökyüzüne açılan bütün pencerelerim kapalı. Benim için mutluluk gökyüzü gibi İçinde olamayacağımı bilip izlemekle teselli olabileceğimi düşündüğüm ama Bunun için bile kapalı pencerelerden kurtulamadığım bir mutluluk Deniz de mavi...Gökyüzü kadar Ne kadar mavi ise gökyüzü,o kadar mavi deniz Ve ne kadar kararırsa gökyüzü,o kadar kararır deniz Aslında deniz gökyüzüne sevdalıdır Gökyüzü ise bilmez kıymetini Günü kurtarmak telaşındadır hep Sunduğu damlalarla bile avunabilecekken deniz Güneş açar ve geri alır verdiklerini Hep hüzünlü bırakır da denizi Deniz vazgeçmez umudundan Tekrar yağmasını bekler kendisine gökyüzünün Çünkü misafir ettiği damlalar onun bir parçasıdır İçinden,ondan biyerlerden gelmiştir Yani ondan çok tanır sevdalısını da Tanımak yetmez kavuşmaya Böyle bakınca benim sularım hep karanlık Güneş ısıtır mı? |
Yeter ki sevecek ol http://www.sayhadergi.com/topicpicture/selim_2.jpg Kulaklarıma hoş gelen. Her hecenin kalbinde seni hissettim. Ef’al-im vuslat düşleri gördü peyderpey, Zor’u göze aldım! Kavuşmayı kesbettim... Dün gülümserdin, Gün gül beklerken senden, Güz’ün kaderindendir gam diye Açılan elerime bu kez diken verdin Eyvallah, baş üstüne dosttan gelen hediye, Deyiverince açtın goncayı (mübarek) gülüverdin, Soramadım; Nedir ey Kadrin kucağındaki Hilal? Nedir varlık içinde yokluğu çekilen derdin Gözlerini dolduran, Nûr’a gölge belki de, Ufkunu kedere boğan nokta bendim, Sana düşkünlüğümü azarla., Öl de, Çıkar idam sehpasına ipimi çekerim kendim Hangi bedbahttır o sevgiliden şikayet eder, Selam dosttan gelsin, gönül sirkeyi bal eder Ben, infiallerimdeki alakayı tutar boğarım, Korkma can, yer yüzünü sarmış köklerim Yeter ki sevecek ol, okşanırsa ruhum Silkinir yürekte yeniden doğarım |
YILLAR SONRA Yillar sonra Kapimi çalacaksin belkide, Bir Temmuz aksami.Bir bardak su iin Alninda boncuk boncuk terler ile. Beni taniyamayacaksin belkide Saçlarim agarmis olacak, Gülümseyeceksin. Gözlerinden taniyacagim seni, Gözlerinin içi gülecek, Gülünce yanaklarinda güller açacak... Sadece bir tesekkür, Ardina bakmadan gideceksin. Bilemeyeceksin senin için çarpan yüregi, Anlayamayacaksin hep seni bekledigimi, Yine yalnizligimla basbasa birakacaksin Yillar önce oldugu gibi. Gün batimin da gün isigina karisacaksin, Kaybolacaksin. Kim bilir kaç yil sonra? Hangi sehirde? Kiminle görecegim seni? Gözlerim yasaracak,Aglatacaksin. |
Aşk nâ-tamam http://www.sayhadergi.com/topicpicture/f_2.jpg Benden önce Sayfa bembeyaz boş satırlar gibiydi Sayha, sığınacak bir göğüs ararken henüz Sefineler rotasız, mukadderatın güzergahında Geceler hiç yoktu ki, bütün vakitler gündüz Mesafeler, kulaktan kulağa gider gelirdi Tatlı bir çağrılış gibi, engelsiz dümdüz. Vahyin kulağa dokunuşu ile başladı. Doğurganlık ilham, ikram ve hayat * Benden önce ihtiras mukim mahalde bağlıyken Atinin erleri dünyaya gelmek için can atıyordu Tek amaçlı heyecan “Elestü birabbikum” hitabı Gönüllerde sevap amaçlı yaşam sürmek yatıyordu Ervah Cenab-ı Halık’tan arif, Ellerinde beyan ve tarif Fakat, eşikten eşiğe atlarken hafızalar şifrelenmiş., Bir bebek bedeninde o insan “külli şeyden maarif” Kimisi köle, sefalette. Emel ipek şallara belenmiş… * Benden önce, fitne daha firar etmemişken Yer edinmeler, tapu tedarikleri ve günahlardan soyunmalar Körpe renkleri kökünden sıyırıp, kırmızıya sahiplenme oyunları İhtişama ait her ne varsa, arzular o kadar yılışık ve emişken Sodom da kızıl ağalar, taze kuzuları katlederek yemişken Kurda koyun postu giydirenler, harama helal demişken Sen gel yakama sarıl. Dünyanın hesabını benden sor Hak etmediğim simyayı, benden alır beni Yaratan, Rab, vesaiklerin iksirini, senin iliklerine kor… * Benden önce, öpücük atman Ve serçeleri ebabil kuşlarına katman Geceye oyun edip, birkaç yıldızla ışık satman Masum değilse tebessüm. Aşk nâtamam. Rahleden Kurra’nın tilaveti, hicabıma Dal uçlarına ve göğün kanatlarına Dokundukça, edebim aynalarda Görünmez, görünmez olur Bilinmez esaretim ve Kesretteki vahdetim… |
| Saat: 15:20 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık