![]() |
Nefretin Şiiri Herkes gitti Bir ben kaldım. Herkes gitti Bir ben kaldım. Yaşamı, Yaprakların arasından çıkardım. Nefret ediyorum, Çaresizce öfkeliyim herkeze; Nefret tohumları ekiyorum gövdeme. Herkes yok. Sessiz bir mezarlığı andırıyor evim. Işıklar yok Adımlar yok Bu yalnızlıktan bunalıyorum. Herkes gitti. Bir hapishane hücresine çakılı gibiyim. Artık günleri saymaktan iğreniyorum. Ne biçim bir müzikti, Pis kokulu ağızlardan dinlediğim. Sözler... Kimse vermesin artık. Sözler... İnanmıyorum sizlere. Gülmeyin öyle salak salak Hepinizden nefret ediyorum işte. Güven bana... Güvenmem sana. Zamanı özenle avuçlarımda biriktirip Fütursuzca harcadınız. Asla! Güvenmem size. Oyun bitti. Çaldı gonk zili. Oyun bitti. Papaz, sakallarını kesip, bara gitti. ******, Rahibe Teresa' yı canlandırıyor. Ölüm kuytularda kıvrılıp, Odalarda gizleniyor. Ne biçim hayat bu! Nefret ediyorum... Herkes gitti. Herkes gitsin banane. Artık ben gitmek istiyorum. Terketmek. Öldürebilmek sessizliği. Vahşet istiyorum isyanlarda. Bir bayrak çekip, Alnının tam ortasına Onu en mutlu anında Katletmek istiyorum. Terketti beni, Herkes. Yalancıktan cümlelerinide aldılar yanlarına. Artık o aptalca gülüşlerden getirmeyin. Aman sizin olsun meşhurluk Sosyete cakacıları, Boşboğaz, tınkırdayan kelleler... Hepinizin trans-andantalını Ben gördüm be! Hepinizin içi boş. Herkes gitsin. Bir ben kalayım. Herkes defolup gitsin... |
---CANTANEM--- An olur, deli sevdamin suskunlugunu yüklenirim bir basima. An olur, bulusur yüreklerimiz en masum sevda yollarinda. Umut ki, bitivermis daha yolun en basinda... Ne yolumdasin ne yolsun sen bana... Bilmezdim isiksiz yollarda umuda kavusmanin yorgunlugunu, Bilmezdim, umudun bir rengininde siyah oldugunu. CANTANEM Gece olur, en parlak yildiza takilir dalar gözlerim... Gece olur, aniden kayar gider yokluguna yildizim. Gölgen ki, düsüvermis kalbime.. Ne yakinsin ne uzaksin sen bana. Bilmezdim hayalinin aynalarda da konustugunu... Bilmezdim, gözlerinin gökyüzünde de durdugunu. CANTANEM Gün olur, buz dagindan kopan bir buz parçasi kadar soguk, Gün olur, isitir evrenimi günesimin içime çizdigi ufuk... Sevgin ki, yakivermis atesiyle, Ne sicaksin ne sgðuksun sen bana.. Bilmezdim sevginin de atesten bir gül oldugunu.. Bilmezdim, gökkusagininda çiçek gibi soldugunu. CANTANEM Mevsim olur, damarlarimda dolasan kan cehennem sicaginda kavrulur. Mevsim olur, yüregimde kopan firtinalar kizgin çöllere savrulur. sefkatin ki, sarivermis ruhumu... Ne ellerindeyim ne ellerimdesin sen bana Bilmezdim yagmurun suyuda hasretiyle kuruttugunu, Bilmezdim, çölde gezinen yarali bir ceylani yüreginden vurdugunu... CANTANEM Nese olur kahkahalarla agladigima güler geçerim... Nese olur, mutlulugu martilarin sesinden dinlerim. Gülümseyis ki, dönüvermis hiçkiriga içimde... Ne yalansin ne dogrusun sen bana... Bilmezdim bir gülümseyisin kadehlerde gözyasi sundugunu. Bilmezdim, dudaklar gülümserken yürege kan doldugunu. CANTANEM Son olur, ayrilik heceleri bir bir kiyiya vurur... Son olur, sözler biter siirler nagme nagme konusur. Adin ki siir oluvermis dudaklarimda, Ne askimsin ne canimsin sen bana. Bilmezdim her aldigim nefeste ölümü soludugumu, Bilmezdim, canimsin dedigim minik kusumun kafesinden kanatsiz uçtugunu... CANTANEM |
Devir değişti Artık sokaktan çağırmıyoruz kadınları Kalplerimize. Mendilini yada kitaplarını düşürmüyor bayanlar Otobüslerde. Şimdi e-mailler çağı zaman e- postalaşıp , sevişiyoruz. Eskiden komşu kızı arabesk şarkılar çalardı Radyosunda. Eskiden sınıflarda aşk mektupları yazılırdı Kitapların içleri sevda sözleriyle çizilir Dağıtılırdı. Artık elektronik posta adresi veriyor kızlar Tuvalet kapılarının arkasında Makbule teyzeler çöpçatanlık yapardı Böylece hayır işleyecek bir işleri olurdu Şimdi boş boş oturup dikiş tutturuyorlar Onların da yerini wepsearchpage’ler aldı. Şimdi asl’eyle başlıyor sevdalar O tut-i gül dilleri tükendi Boş resimlere aşşık oluyor oğlanlar Dijital chat köşelerinde Oğlanlar gece vakti, internet köşelerinden çıkıp Giriyor evlerine “Ana kız istemeye gideceğiz, hazırlan.” “Nereye oğul?” “Alamanya’ya.” Ana yazmasını düzeltir, şaşırır: “Alaman kızını nereden buldun oğul?” “İnternetten ana, internetten.” “Bre oğul, intornet midir, ne şeytanın oyuncağıdır, elin kızı gelin getirilir mi eve?” “Çok seviyoruz birbirimizi ana çok, Bana resmini gösterdi Bir görsen...” |
TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte. Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil |
Öyle bir hayat yaşıyorum ki , Cenneti de gördüm, cehennemi de Öyle bir aşk yaşadım ki Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de Bazıları seyrederken hayatı en önden Kendime bir sahne buldum oynadım Öyle bir rol vermişler ki Okudum okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde Hem kızdım hem güldüm halime Sonra dedim ki " söz ver kendine " Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım Öyle çok değerliymiş ki zaman Hep acele etmem bundandı Anladım...http://img206.imageshack.us/img206/6823/flowers1419qd2bg.gif |
Çiçeklerde Bahar Neşvesi Bahara koşuyor bütün insanlık. Sanki her tarafta Hızır gezinmiş; Bozgunlar yaşıyor artık karanlık, Öteden dünyaya ışıklar inmiş.. Ve akıllar kalb rengiyle bezenmiş... Semâileşmiş köy, kent, ova, oba. Eski üstareler dönmüş seraba; Elveda elveda son ızdırâba! Başlamış maziden âtfye geçiş, İlhada ikbal, beyhude bekleyiş. Dün gezip her yerde göz boyayanlar. Dolaşıp her gün şeamet yayanlar; Kalkıp yoka merdiven dayayanlar; Onlar me'yûs, merdiven de devrilmiş., Asırlık yalanlar yere serilmiş... Bülbüller ötüyor şimdi her yerde. Bir bahar neşvesi var çiçeklerde; O masmavi gelecek az ilerde. Her çağlayan âb-ı hayat kesilmiş. Ermek için bütün ruhlar gerilmiş. |
GÜL MEVSİMİ GELİNCE Azap tohumu yeşerecek, çile çiçek açacak Yayla zambakları güne bakacak, Ümit vadisinde sevgi pırıltıları Tebessüm dağıtacak Mutluluğun adını, huzurun tadını Herkes duyacak, duyuracak; “Gül Mevsimi” gelince... Anadolu dile gelecek, tarih konuşacak Elele gönül gönüle bitmeyen bir hizmet başlayacak Bozulan bağlara, yorulan yollara İhtiyar dağlara yeniden can gelecek. Nezaket zarafet, nefaset bereket Sağlık ve afiyet, hürriyet adalet Hayatın adı, mutluluğun tadı olacak; “Gül Mevsimi” gelince.. Gül ile bülbül, kelebek ile sümbül Zamanı mekanı aşan bir atmosferde Kendinden geçecek, aşkı soluyacak. Ağaçlar imrenecek, gökten melekler inecek Eflatun akşamlar, erguvani geceler Turuncu sabahlara uzanıp Zaman ezan ezan duracak; “Gül Mevsimi” gelince... Söğüt’te bir mezar, Bursa’da bir çınar Diyarbekir’de Sultan Süleyman Konya’da Mevla’na konuşacak Buharalı erenler, Taşkentli yarenler Gelip geçenler selam duracak. Üsküp’te bir kermes, Tiflis’te bir nefes,Bitlis’te bir ses Görkemli bir medeniyetin ihyası olacak; “Gül Mevsimi” gelince... Şehitler tebessüm edecek, melekler görecek Pörsümeyen bir çağ,eskimez medeniyet Gönül Sitesi’ni kuracak,dünyayı aydınlatacak. Sabır, alın teri ve çile Tarihin çöplüğüne gömülecek hile “Gül Aydınlığı”nda sevgi ve iman Gül uygarlığının meşalesi olacak; “Gül Mevsimi”gelince “Gül Mevsimi” gelince... |
Kır Mührünü üşüye üşüye yürüyorsun, yürü, tamam! ‘yürümek yürek işidir’ diyordun ve büyümek sarsıla sarsıla, güllerin ortasından. sevinçler hıçkıra hıçkıra… gülüyorsun bin kere, gül, tamam! sağalt yüreğini, ışısın beyt-i Hûda; ki aşklar, doğdular, doğar gibi, bir volkanın ağzından. Mesihî bir ses çarpıyor, dağılıyor içinde; ürpere ürpere içiyorsun, iç, tamam! sızlayıp geçiyor sözler; sığmıyor bir yere sevdan. …kır mührünü dilinin! susarsa sussun dağlar, neyler biter avucundan. günleri bir daha bir daha bölüyorsun, böl, tamam! acıyor büyüdükçe yüreğin, biliyorsun eksilmek hüzünlüdür, usulca düşüyorsun zamanın yakasından. üstüne üstüne geliyor devran ve sen hâlâ üşüyorsun, hâlâ susuyorsun, kaçıyorsun hâlâ. sevinçler, hüzünler, geçip… -tamam! -tamam! bu yangın ikimizindir, karışmasınlar kalbim; âşina olmayanlar çekilsinler aradan. |
Gözlerin Gibi masmavi deniz gözlerin gibi sen şimdi bende bir okyanussun suların sürüklüyor beni sevdaya sebepsizim aşkta sebepsiz sevdim yüreğim dayanmaz böyle acıya masmavi gökyüzü gözlerin gibi sen şimdi bende inan sonsuzsun sırların sürüklüyor beni sevdaya kaç bulutun ardında sebepsiz sevdim yüreğim dayanmaz böyle acıya |
Yüreğimden ayrılık şarkıları geçiyorsa , Gene adımlarım sana doğrudur. Kırmızı olur akşamlarım, Kırmızı felakettir derdin! Felaket ne demek... ... Odam mum ışığı, Denizin kokusunu özlüyorsam, Gene dümeni sana kırmışımdır Boğulur musum sana her geldiğimde öyle diyordun! boğulmak ne demek... ... ... ... Kaç dümen kırdım onun yolunda.. Kaç kez söyle düş bozgunu! Dumanım biraz sarı biraz kızılca Ondan kalan küllerim var Oynadıkça dağılıyor havaya titriyorum. bir o yok! Oysa ben kaç adım yakınında Soluğuna titredim bir tek onun haberi yok! geriye ölü bir suskunluk bırakacağım hiç açılmamış yaralardan kanayacak sancısı, ve gözleri ağır yaralı heryerde beni arayacak Boğulmak mı dedim? boğulmak budur işte kokum umulmadık düşecek yanına ıssız bir gece pişmanlık bir bir kemirecek ruhunu her bir öpüşte boğulmak nedir diye sormuştun boğulmak budur işte. değil mi? BOĞULMAK BUYMUŞ İŞTE. |
| Saat: 01:35 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık