![]() |
Be Gönül Aşk ateşi har yanar tüter serrimde Beni nara salıp durmasan be gönlüm. Hatayı aramadan önce kendinde Sağa, sola çatıp durmasan be gönlüm.. Karışma el alemin azı çoğuna Kavrulmasını bil kendi varlığınla Zay eyledin ömrümü varın yoğunla Ona, buna atıp durmasan be gönlüm.. Çağlari der gönlüm haddini bil otur dur Tükenmez arzun var amelin hiç yoktur Neylesin ki nefsi emareye doktor Bana çalım satıp durmasan be gönlüm. |
İstanbul Senden uzak olmak nedir bilirmisin Nasıl bir özlemdir bu aşk gibi Kendini bulamamak nedir bilirmisin Kaybolmak doğmadığın topraklarda Vazgeçemediğimsin İstanbul Sabahları Maltepe'den sahil boyu yürümek vardı ya şimdi Sonra güzel bir kahvaltı deniz kenarında bir çay bahçesinde Yada bir ada vapurunda olmak vardı şimdi Martılara simit atmak gibisi yoktu o zaman Hele bir de tavşan kanı çayınızı yudumlamak Ah İstanbul, özlediğim,hasret çektiğimsin şimdi Bağozların,hisarların,sarayların,camilerin, sokakların,caddelerin Eşsiz güzelliğiyle her yanı tarih kokan şehir Üsküdar'dan Kız Kulesi'ni seyretmek gibisi yoktu Hele geceleri Adalar'ın bir bir yanıp sönen ışıkları İstiklal Caddesi'nin o atmosferik havası Birde Ortaköy'ün vazgeçilmez tutkusu Ah İstanbul her nefesimde hasretini çektiğim Özlediğimsin şimdi. |
Bugün ağlamayacağım Sen adıma tövbeler yaktın! Olmadın ya her gece!... Ben seni damla damla gözlerimden attım… Ölümdür bende sensizliği yaşamak, ama seninle Canımsın, sonlar dinmez kederde… Gördüm ya seni.. kaybolsanda gözlerimde… Yemin olsun sevdama! Hazırım bir kere daha ölmeye!... Seninle… Gitme ruhum… Sen yokken hicran düşer bu şehre Gitme sevgim… Sen yokken tutsak düşerim bir isyan gecesinde Ölürüm… Sen yokken… Bir sevda var yüreğimde… Git diyor… Uzansam da dokunamadığım Ayaza kesmiş sevdalar çıkar Dokunsam da soramadığım… Gidemem… Yok sığınağım… Sarılmam yabancı sevdalara Sen sandığım… Gölgen düşer sarp akşamlarıma… Bir kadın ağlıyor içimde… Bendeki bana çok uzaklarda… Kapında günlerim her gece Tutunamam sendeki sana… |
Yarim İstanbul Yarim İstanbul hatırlarmısın? ? Bizi tanıştıran Kız Kulesi, birleştiren Boğaz Köprüsüydü? ? Ortak arkadaşlarımız Kadıköy; Üsküdar,Ortaköy,Taksim di.. Her buluşmamızda; avuç avuç hatıralar toplardık Denize karşı... Beykoz'da çayımızı yudumlar, Martılarla özgürlüğümüzü tartışırdık.. Hafta sonları en uğrak yerimiz olan Galata köprüsünden Salardık sınırsız düşüncelerimizi kaçıp giden balıklara.. Yarim İstanbul,hatırlarmısın? Beraber binmiştik Nuh'un gemisine Olmasaydın kim üşütür, kim yakardı beni? Kim dokunurdu Ruhuma,hercai yakamozlu gecelerde? Kim öperek uyandırırdı gizemli,ılık esintili sabahlarda? Ve kim yaslardı başımı güçlü omuzlarına? Yıkılmaz Ulu bir çınarsın.. imkanlarımdaki imkansızlığım... Vazgeçilmezimsin işte.. Yarim istanbul Denizler şahidimdir, engin ufuklara açılmış olsamda arada,bağlandığım tek limansın.. Buğulu gözlerlede baksam,seçeceğim tek resimsin.. Yarim İstanbul! ! Geceler adını yıldızlarla dizmiş gerdanına.. İçindeki seni, sana bırakmışım... Çocuk hallerini,ölü gürültülerini.. Yarim İstanbul! ! Bazen reddi mirasçı oldun aşkta, Bazen muaf olunmayacak acılar sundun, Beni türkücü yaptın kapında, Ama herşeye rağmen, Bazen aç,bazen susuzum sana.. Tam dört mevsim gibisin, İlk bahar ımız, ilk tanışmamızdı. Ne çok heyecanlar filizlenmişti içimizde.. İlk bakışmalarımız, ilk kaçışlarımız, Değmeden dokunduk birbirimize.. yaşamak hayatın ortasında seni.. Beraberliğimiz yazdı.. Düşücelerimiz yalın ayak, Hayellerimiz çıplaktı. Yarim İstanbul! ! Kimi zaman büyülü çayırlara uzanıp .Dans eden perileri izledik buğulu göklerde.. Kimi zamanda yorulup uzandık, hayatın kıyısına bom boş ve öylece.. Kış gelmedi gelmesinde.. Yudum yudum içtim düşüncenden, Yaşlanır aşkımız öpmeden gidersen.. Yarim İstanbul! ! Çek perdelerini kapat ışıklarını, Nice günahlara, nice acılara gebe olunduğun görünmesin... Tıka kulaklarını, Benden başka kim anlar,kim duyar, sancılı haykırışlarını? Özlemin çemberinde yuvarlanırken tükenmesin sevdan, Matem tutma gelip geçici bunlar.. Yarim İstanbul! ! Kaldırımlarını süslerken derin yalnızlığım, Aşk can çekişiyor... Sen kalabalıklara karışıyorsun.. İşte o an,terk edip gitmek lazım seni... Ve İstanbul gölgesindeyken ecelin, O an... ölüp gitmek lazımdır belki? ? |
Süzülüp mavi göklerden yere dogru Omuzuma beyaz bir güvercin kondu Aldim elime, usul usul oksadim Sevdim, gencligimi yeniden yasadim Bembeyazdi tüyleri, öyle parlakti Acsam ellerimi birden ucacakti Egildim kulagina; dogru, gitme dedim Hareli gözlerinden öpmek istedim Duydum; avuclarimda sicakligini Duydum benden yillarca uzakligini Cirpinan kalbini dinledim bir süre Ve ucmak istedim onunla göklere Ak güvercinin iri gözleri vardi Güzelliginden fiskiran bir pinardi Soguk sularindan ictim, serinledim Caglayan bir nehrin sesini dinledim Belki buydu sevmek hayat belki buydu Isil, isildim, gözlerim dopdoluydu Bir nagme yükseldi sevincten ve hazdan Bir nagme yükseldi, güzelden beyazdan Uzatti sevgiyle pembe gagasini Birden ögrendim hayatin manasini Kaderde sevgiyi sende bulmak varmis Seninle bir cift güvercin olmak varmis. |
Duyacak Mısın İstanbul İstanbul yalnızca bir gülüş gerek bana, Eminönü kadar renkli,hüzünlü Üsküdar kadar, İstanbul,hıçkıra hıçkıra ağlasam yaslanıp omuzuna, Gözümden herkesçe sır olan yaşamlar damlar. Bazen Kızkulesi tutar ellerimden, Sarılır bana Üsküdar,dönüp de bakmam, Bazı bazı yaşaran gözlerimle, Topkapı'ya karşı ağlarım, İnciler süzülür,ta yüreğimden. Ey şehir! Sana acının müphem anahtarını veriyorum, Bana adımı söyle,sana kim olduğunu söyleyeyim, Böyle depderin izlerken seni Çamlıca'dan, Hasreti kalbime gömdükçe gömüyorum. Nedir sende bu ateş,bu yangın ne İstanbul? Senden firak zor,senle vuslat zor, İstanbul,gel yalnızlığıma sokul! Bir anlaşabilseydik seninle, Aynı sahile baksaydık, Bir gün Ortaköy'den Boğaz,Hisar'dan bütün sen bir gün, Haliç'ten yürüseydik,sen ve hüzün el ele, Ben hüzün'üm İstanbul, Hani ikiz kardeşin, Öbür adı ölmenin. İstanbul,sana büyük gelir benim yalnızlığım, Üzerine giyemezsin, Sen bir kale burcunda dalgalanan bayrak, Ben bir papatya o burcun yamacında, Göremezsin beni İstanbul,göremezsin! ... |
Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Kalbim şimdi bir sokak çocuğu Kelebekleri göç etti gönlümün Issızlaştı hayat sanki Sanki, sabahı eksik şiirlerimin. Sanki, gecesi hep kanayan bir yara Ve sanki, artık hep kanayacak... Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim Çare yok, ağlayacak. Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Kapıları kendime ben açamadım Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım.. Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım. Savunamadım seni kimselere Anlatamadım seni kimselere Kimsesiz kaldım,En çok da sensiz... Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben.. Sana uyumak,Sana uyanmaktı hayat. Sıratını geçtim yaşarken korkmadan Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile Tek sen gitme diye Sonbahar oldum yaprak yaprak Ağaç oldum köklerimi unutarak Tesellisiz bir geceye fırlatıldım Kalbimi dar kafese kapatarak İçimdeki bir kanarya Hiç susmadan ağlayacak Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına Beyazında akladım bulutunun Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim. Bugün sardunyalarım da açmadı Belki de küskün renklere Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım Sensiz soluyorum anlayacağın Mavi mavi ölüyorum Duyuyor musun, orada mısın, Var mısın, yok musun? Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yanarak, yıkılarak Aklıma her geldiğinde ağlayarak.... |
Birden özleyiveriyorsunuz... Çoktan unuttugunuzu sandiginiz ya da yalnizca bir kere karsilastiginiz ve özlemek için yeteri kadar tanimadiginiz birini bir sabah çilginca özleyerek uyaniyorsunuz. Rüyalariniz, içinizdeki o gizli, esrarini ele vermez büyücü, siz çarsaflarinizin arasinda, bütün tehlikelerden uzak, güvenle yattiginizi sandiginiz bir anda, usulca ruhunuza sokulup, sizden habersiz oralara yigilmis cephanelikleri birer birer atesleyiveriyor. infilaklarla sarsilarak uyaniyorsunuz. Hayatinizda olmayan birini hayatiniza almak, ona dokunmak, onun sesini duymak için kivranirken buluveriyorsunuz kendinizi... Özlemek, o yakici istek, bilinen herseyi ve önem sirasini degistiriveriyor. Özlediginiz ise çok uzaklarda... Yaninda olmasini istediginiz halde yaninizda olmayan bir tek kisi, yaniniza bile yaklasmadan, hatta onu özlediginizden ve onu istediginizden haberdar bile olmadan, bütün hayati, bütün görüntüleri eritip baska kiliklara sokuyor... |
İstanbul - 5 ahh.. İstanbul senin sıcak yüreğin hayat verir bitkin gövdeme. dünyayı küçültür güzelliğin. boğazının tılsımlı fısıltıları mavi bir şehir kurar. işlemeli hisarlar gözlerin bir yamacın eteklerine inmiş gibi. dudakların, hayallerimin çiçek açtığı şehir. üzerinde, sayısız göz izleri var dünyanın. kıyametimi bu şehirde bekleyeceğim suyunu arayan balık gibi. acının rengini tattım bu şehirde. sırlarımı sakladım temiz bir gülümseyişti sevildiğim bir yaz ikindisi. ve ruhumun tutkulu şehri, yağmurun ıslattığı İstanbul sana, veda etmeyi düşünmedim hiç. gün açılırken ve gün kapanırken içimdeki güneşi söndürmeyeceğim.. |
İstersen aşkın girdabındayken sen neler açtın başıma vuslatın hayalindeyim nereden çıktın karşıma ismin tel-tel dökülsün isyan ettim yaşantıma peşinde koşarken hasret mi döktün yollarıma yollara yolcu et istersen ben gideyim * zaten taşıyorum yerküreyi hammal mı sanıyorsun gören gözler seni koklamak ister uslanmıyorsun taş mı kalbin ! ağırlaşıyor içime doldun kanıyorsun dikensiz sevda çiçeğindim ruhumu solduruyorsun soldu yüzüm at çöpe istersen ben öleyim * insaf et , kapında dilencilikle geçiyor günlerim gönül kapını açsan patlayacak gonca güllerim gözlerim kapında,uzanmışken dilenen ellerim beni sana seni bana sadaka yazana bu sözlerim kalbinden yer vermeyeceksen istersen kovala sürüneyim |
| Saat: 02:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık