![]() |
Anladım ki bana olan sevgin yalan Yârim, yârim dey ipte her zaman yanan Seni sevipte senin sevgine kanan Ezik büzük mahmuttan yok geri kalan Leylasından kalan o sevgi utansın Antalyadan ankarayı yakıyorsun Yanan bu kalbimle alay ediyorsun Seni seviyor diye yükleniyorsun Elimde değil gülüm anlamıyorsun Lanetler bana Ayselim bana olsun Ağlaya ağlaya gözyaşım kalmadı Yürüyecek ne hal ne mecalim kaldı Sevdiğim bu yarama merhem olmadı Elim kolum tutmaz can rengim sarardı Leylasından kalan o sevgi utansın Ay gökte benki rengine aldanmışım Yıldızlar kadar senden uzaklaşmışım Seni sevdim sönmez güneşim sanmıştım Elimde değil güzelim yanılmışım Leyla gibi ben sana sana yanmışım İnsanım ben sevdiğime aldanmışım Mahsum saf bir sevgiyle sana kanmışım Leylasından kalan o sevgi utansın mahmut şimşek |
Beni Yakan Dudaklarındı Düşümdeydin yine dün gece Penceremden ışık gibi giriyor Süzülüyorsun yatağıma 'sevişelim' diyorsun 'günlerce' Özlemle sarılıyorsun İçimde bir şeyler kımıldıyor, Kuşlar gibi çırpınıyor yüreğim Yanıyor bedenim Yanıyor tenim Uzatıp ellerini sarıyorsun beni Ortasında oluyoruz sonsuz denizlerin Bir ateş sarıyor da her yerimizi Yanıyoruz içinde alevlerin ' al götür beni ' diyorum Sensizliğin olmadığı yere Sensiz ateşlerin yakmadığı Ssensiz sevi pınarının akmadığı yere... Seninle sevişmek ne güzel doyasıya Yorgun düşüp kollarında uyumak Yasanmış tüm zamanları unutup Yeniden koynunda uyanmak... Açınca gözlerimi Gözbebeklerimde oluyorsun Gözlerin anlatıyor Kalbin saklasa da özlemini Saklasan da benden Beni özlediğini Gözler yalan söylemez sevgilim Anlıyorum, seninde beni sevdiğini Düşümdeydin yine dün gece Ateştin Alevdin her yerimde Tüm alevlerden... Ateşlerden farklı Beni yakan Dudaklarındı... Leyla Işık |
Ağustosta üşümek Ağustosta üşümek gibi Ağda çırpınan balık Hazanda yaprak misali Öyle berbat ki yaşamak Bir üşümesem Bir kurtulsam ağlardan Sonbahar çökmese yaprağıma Çocuk saflığında seveceğim seni Sevgiler başımda nöbette Gözkapaklarımda hüzün Ağrısı çarpıyor gönül duvarıma Birçok yerinden yaralı yüreğimin mehmet aydın |
İçimde bir sarhoşluk Titriyor bedenim Gözlerimde yaşlar Akıyor damla damla Kor olmuş kalbime Buharlaşıyor sımsıcak Yakıyor değdiği yerleri Buruk bir acı bırakıyor Fakındaki yüreklere Soğuyarak akıyor İçi yanan gönüllere erdal akkoyun |
Öyle geldin ki dünyama bahar Savurdun çiçeklerini karanlığıma Dokunma sakın yüreğim zaten zar Alışacaksın bu sonsuz yalnızlığıma Korkular biriktirmişken bugüne dair Amansız hastalık gibi girdin hayatıma Bilmiyorken sevda nelere kadir Şimdi gelip beni aşkın narına atma Ben sessizliğimde kaybolmalıyım Sonsuza kadar bir sır kalmalıyım Senden çok uzakta bir sonbahar sabahında Ruhumu hoyrat rüzgarlara salmalıyım Şimdi git bahar beni benimle bırak Varlığın varlığıma yıldızlar gibi ırak Şimdi git bahar gönlümü çalma benden Bil ki bu yürek bedende tutsak fatma gelir |
bazen öyle bir an gelir ki abartılmış sevdanızın gerçekle yüzleşmesini yaşarsınız sizi çok sevdiğini sandığınız ses geçiştirmek için bir seni seviyorum kondurur yüreciğinize en kimsesiz en ilgiye aç halinizde halbuki içten bir canım kaç seni seviyorum eder değil mi yalnız hissedersiniz kendinizi sığınmaK istersiniz delice sarılmak ağlamak sonra da gülmek ışık açıktır ama etraf karanlık gelir yazdır ama nedense soğuktur hava durumu bozuktur gönül yaylarında kar yağar abartılmış sevgilerinize birden kim seviyor ulan bu dünyada beni gerçekten diye haykırmak ister yürek değil mi Annem dersiniz buruk sesinizle ama yok o da nafile zaten o sayılmaz ki işte bazen böle gelir bazen düzelir ama kanarsınız yine abartılmış sevgilerinize kimsesizliğin hikayesidir işte bu yanlış bir yerdeyim dedirtten hikaye herkes bilir herkes yaşar bu hikayeyi tıpkı benim şu an yaşadığım gibi insanoğlu olmaktan gelir bu hikaye en az abartılmış sevgileriniz kadar abartılmıştır biraz eksik çoğu fazla ! Sibel İyem |
Karanlık Gece Karanlık Gece Hüsranım arttı bu gece Dilimden dökülen her hece Tek başıma kimsesizce Bir ben varım bir de karanlık gece Kimsesiz kalmışım hayatım işkence Sen bari çık gel yıldızlı bir gece Umutsuzum gözlerimden yaş süzülünce Bir ben varım bir de karanlık gece Ayaklarım çıplak yürürüm sessizce Olsa titremen sırtımda bir keçe Yüzümde kirli sakal sanki peçe Bir ben varım bir de karanlık gece Şu yaşam çözemediğim bilmece Yollar katettim kilometrelerce O kaçınılmaz an başa gelince Bir ben varım bir de karanlık gece Sevgiliyi özledim görmeyince Kendimden geçerim aşk şarabı içince Beyazlar içinde ansızın bir gece Bir ben varım bir de karanlık gece Zekai Uz |
Alacakaranlığın Sesleri.. Alacakaranlığın Sesleri.. Sana sessizliği ben buldum diyorum yeniden o usul ikindide, adın yakılınca kömürleşince büyük altın alevinde on dokuz yılının. Sevgim alacakaranlığın bağlarını çözdü yalnız senin fısıltına vermek için kendini, beyaz odun alevinin o cam fısıltısına. Anıların bir iğne batışıdır dudaklarıma, hayatının masallarını kurdum bugün bir elmanın ince kabuğunda. Bu ara hep tedirginim, bir pencerenin açılışını bekliyorum şimdi arkandan gideyim ya da parçalanayım diye üzgün kaldırımlarda. Ama öylesine bir ses gelir ki dağlardan acıdır uyumak, anmak ölümdür seni. Ürkerek çekilir sessizlik, yıldızsız gökyüzünden çekilir, ağızlarımızın acelesinden, solgun kamelyalardan, karanfillerden. Gel, rüzgâra anlatalım öpüşlerimizi; düşün: alacakaranlık bizi anlıyor, sarı fısıltısından gözlerinin biliyor nasıl hoşlandığımı, kollarının beyaz suyundan. Açmamış çiçeklere söyleyelim şarkımızı, ayı gözetlemeyen çocuklara. Birbirimize bakmadan söyleyelim. Yalancıdır onlar, şu kuşlar, saçaklar. Birbirimizi sevmiyoruz artık, sevmemiştik de. Tutkuyla geldik, tutkuyla gidiyoruz. Alacakaranlığın sesindeyiz artık, çılgınlığın yüreğinde. Gel, rüzgâra anlatalım öpüşlerimizi, şarkımızın acı yüklerine. Aşk ne ateştir, ne de mermer. Aşk bana duyduğun acımadır senin,benim sana. Efrain HUERTA |
Şarkılarda Dinledim Seni Dün gece şarkılarda dinledim seni Hepsinde sen vardın seni gördüm, hayalini Sanki yanımda oturup tutmuştun ellerimi Nağmeler arasında aradım gözlerinin rengini Dinledikçe şarkıları sana olan özlemimi Daha da artırdı güftelerin o eşsiz güzelliği Buğulanan gözlerimi sildiğim o mendilimi, Melekler getirsin gör sana olan sevgimi İçtiğim biranın yudumunda aradım teselliyi Sanki birlikte kaldırıyorduk kadehimi Geldim diyordun yanıma uzatıyordun ellerini Olsam da sevginle sarhoş unutamadım seni Daha da çok özledim seni ve gözlerini Nağmelerle coştuğum bu eşsiz geceyi Yıldızlarla paylaştım sabaha kadar sevgini Sevginle kor olmuş bu zavallı yüreğimi Atabilsem mavi denizlere unutabilsem seni Sen gemini vurdun sahile, kustun bana sevgini Coştun ırmak gibi çağladın, akıttın yüreğini Dinledim hep ah ederek, hüzün dolu sevgini Bense kördüğüm olan dilimde ki bu heceyi Söyleyemiyorum asla seni ne çok sevdiğimi Unutmak kolay mı sandın böylesine bir sevgiyi Özleminle yoğrulmuş bu yaralı yüreğimi Ne şarkılar teselli etti nede güftelerin güzelliği Dün gece şarkılarda dinledimse seni Meleklerle paylaştım sana olan sevgimi. Sabiha Serin |
Sonbaharda geldin bana. Sararmış yaprakların kırık kanatlarında. Hüzün rüzgârlarının estiği gecelerde! . Birden bire hayatıma gelişini, Kelimelere dökülüşünü sevdim. Kelimelerde büyüdün bende, Bende büyüyen yüreğini sevdim. İnsanlığını,kibar sevgini,sınırsız saygını,dürüstlüğünü sevdim Sevdim işte,seni sevdim ben İhanetin kör bıçağıydı yaralarımız Döndükçe kanıyordu Nefes aldıkça kanıyordu Yaralarımızı gözyaşlarımızla yıkamamızı sevdim Yağmurlara tutunduk “sevdam” diye Her damlasıyla bana gelişini sevdim Sevdim işte, seni sevdim ben Sevgi dolu o sıcacık sesini Nefes nefes ruhuma doluşunu Çocukça gülüşünü sevdim Sevdim işte,seni sevdim ben Geceler de seninle uyumayı, Güne seninle uyanmayı sevdim. En güzel düşümdün belki de! Mor menekşemi sen diye öpmeyi sevdim. Çıkarsız, beklentisiz, koşulsuz Sevmek mutlu olmama riskini göze almak değil mi? Bende o riski göze aldım işte! Korkusuzca sevdim. Bana açtığın o pencereden dünyaya bakmayı sevdim “Bak bebeğim” deyişini, hayattan sunduğun her olguyu sevdim.. Sevdim işte, seni sevdim ben. Lacivert gecelerim de gökyüzüne döküldün. Batıda ki en iri, en parlak yıldızımdın. Işık ışık yüreğime akmanı sevdim. Şarkılara tutunmayı sevdim “sen” diye Kış ayazlarında hasretinle üşümeyi, Acılarımı, Gözyaşlarımı bile sevdim, Sevdim işte, seni sevdim ben. Düne ait ne varsa, koparıp attım yaprak yaprak Bugünümsün! . Yüreğimi, Türkçenin en yalın haliyle Dobra dobra paylaşmayı sevdim. Ve ben; bu güne seni yazmayı sevdim. Öyle sevdim ki! Sayfaları doldurmadan, Sabırsızlanıp, Sayfaları doldurmadan… Hayatımın son sayfasına seni yazmayı sevdim. Bu saf,bu duru,bu kirlenmemiş sevdamın yeminini sevdim Sevdim işte.bir tek seni sevdim ben. Şimdi mevsimlerden bahar Bir ilkbahar sabahı Güne “günaydın” diyor serçelerin serenattı Duyuyor musun? Serilmiş havaya yaseminler Kokluyor musun? Hafif bir rüzgar tenimi okşuyor Hissediyor musun? Güneş usul usul süzülüyor şehre Sardunyalar düşüyor gözlerime Hüzün bulutları geçse de yüreğimden Her güzelliği seninle yaşamayı sevdim Sevdim işte seni sevdim ben Şimdi bir koza ördüm birtanem kendime Geçse de mevsimler,aylar,yıllar Bırak! Bir gün,bir an,bir saniye Olmasın varsın tutmasın ellerimiz Olmasın varsın görmesin gözlerimiz Uzaktan uzandı dokundu yüreğimiz Dedim ya; koşulsuz çıkarsız beklentisiz Sevdim işte Bir tek seni sevdim ÖLESİYE… tomris meteoğlu |
| Saat: 19:41 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık