![]() |
Anılar acılar Nedense bu aralar Hep benimle Hiç yalnız kalamıyorum Sıkılıyorum Bronşitim azdı Bu aralar garip bir tat var ağzımda Ayrılık gibi damaklarım çekiliyor Yüzüm her zamankinden daha çizgili Hayat dizleri üstüne çöktürüyor insanı Boynun da zaten kılıcın altında Sakın kımıldama diyor biri Belki birkaç saniye daha yaşarsın Her zamankinden daha fazla kitap okuyorum Ve kitaplarda mutluluk aramak Mutlu kitapların içinde yer almak Garip şey yaşadınız mı bilmiyorum Dedim ya bronşitim azdı Herşeyi yavaş yaşamam gerekiyor Ve geride kalmak demek bu hayata karşı Boyun eğmek |
Yalnızlığa alışmalı insan! Bavulları hep toplu durmalı insanın... Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı... Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli... İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı... Yalnızlığa alışmalı... * * * Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık... Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı. Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır. * * * İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa... Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı... Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar aşmalı evin en görünür duvarlarına..."Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne... Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kimse yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmayacak..." Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı... * * * Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır. Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür. O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan... Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı... Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı... Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli... Sessizliği, sese dönüştürebilmeli... * * * Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan... Yollarla barışmalı... Yalnızlığa alışmalı...> |
İsyanım Sana Değil Seni Alana Fakat bir gidişin var. İzini belli etmeden, Lâl oldu dilim gidişini, İzlerken, sessizce sen giderken, Zilletini vurdu hayat, Kaderime de aydınlattı bu gidiş, Arkana bakmadan gittin be Razıyım dedim sana, Aldırmadın giderken haykırışıma, Yalvardım sen giderken, Abla gitme diye, Zahmet edip de dönüp arkana bile bakmadın... |
Şimdi susuyorum, Dilimle hiçbir kelimeyi eskitmeyeceğim artık Defalarca söylenmiş aşk itiraflarına bir yenisinide ben eklemeyeceğim. Susturuyorum sözlerimi ve susturuyorum gözlerimi. Artık gizli hikayeler anlatmayacak bakışlarım sana Ağıt yakmayacak gidişine. Sayıklamayacağım ismini ve dualarım sadece yürekten haykıracak yar diye. Şimdi susuyorum, Harflerden oluşmuş siperlerin ardına saklanmayacağım. Hiç bir acıya ses bombaları patlatmayacağım. Parantezlerin kör zindanına adını yazmayacağım Soru işaretlerine takılıp, Ünlemlerin kazdığı kuyulara düşmeyeceğim. Son cümlelerimi yarım bırakıp seni üç noktaların üzerinde bekletmeyeceğim. Bilmediğim tüm sorulara cevap diye seni sunmayacağım. Şimdi susuyorum, Ne yağmurlar, ne çeşmeler yetmiyor susuzluğuma Susuyorum ve seni sevdiğimi kimselere söylemiyorum. |
İsyanlardayım Gittiğin yerlerden dönmedin geri Yollara rest çektim isyanlardayım Kırıldı sonunda sabrımın teli Yıllara rest çektim isyanlardayım Beklenen yarınlar kaybolmuş dünden Ümitler selamı kesmişler benden Nasılsa hayır yok gelecek günden Kadere rest çektim isyanlardayım Bu benim talihim sözüm yok sana Payımı aldım ben sevdadan yana Hasretinden başka ne verdin bana Sana da rest çektim isyanlardayım |
¤ SeviyOrum GeceLeri ¤ Sevmezdim hiç geceleri... Karanlıktı Yalnızlıktı Sessizdi Gizemliydi Ve... bitmezdi hiç Sanırdım; Güneş hiç doğmayacak Süzülmeyecek ışık Pencerelerden içeri Bu yüzden Sevmezdim hiç geceleri... Geceleri ; Bir dost sevdirdi bana Artık zaman dilimleri; Ondan önce Ondan sonra, Ve... Onunla... Anlamayı Anlaşılmayı Ne kadar özlemişim meğer ! Kalabalıklar arasındaki Yalnızlıkları Kahkahalar arasındaki Hüzünleri ,acıları... Anlayabilmek Anlatabilmek Paylaşabilmek Ne güzelmiş meğer O' nun geldiği saatlerde Bir güneş sarıyor pencereleri Yüreğimdeki yalnızlık Korkup siniyor bir köşede. O'nun çıkmasını bekliyor, Tekrar yerleşebilmek için yüreğime Yüreğimde açan güller Zamansız olsa bile Ben gülü seviyorum Zamanı değil ! Bana gülümseyen gözler Zamansız olsa bile Ben gözleri seviyorum Zamanı değil! Ve... Artık Çok seviyorum geceleri... |
İtiraf Biliyorsun ben senden başkasını, Sevmedim. Sevemedim, Hep seni düşünerek, Kalbimi sana verdim. Şimdi artık kalpsizim; Çünkü o senin oldu, Şimdi artık duygusuzum; Tüm duygular seninle doldu. |
http://img115.imageshack.us/img115/8708/yg168rk.gif Günlerden bir gün İstanbul`da Sabah oldu eşya ışıdı Bahçedeki horoz öttü Horozun öttüğünü duyunca Türkü tutturdu Bir çiçek keyfine göre... İşler bu yola döküldü mü, İnsanoğlu durmaz Yatağımdan kalktım Kahvaltı ettim Geceden kalma ne varsa Ceketimi giydiğim gibi Sokağa çıktım Bir rüzgar esti hafiften Sonra durdu Yağmur çiseliyecek gibi oldu Bir tramvaya atladım Doğru parka gittim Sıranın birinin üstüne Uzandım Gökyüzünü seyrettim Gökyüzü de bir türkü söyledi Gökyüzünün türküsü de Horozunkine, çiçeğinkine uygundu Öylesine maviydi gökyüzü Öylesine derin Öylesine sonsuz Ama bıkılıyordu gökyüzünden Kalktım kahveye uğradım Bir çift söz ederim dedim Ahbap aradım Bulamadım Bulamayınca Elim şakağımda Düşünmeye vardım Derken öğle oldu İş yerleri boşaldı Cümle halkın karnı acıktı Ben de acıktım Bir köfteci dükkanına girdim Köfteler kızardıkça Ortalığı bir duman sardı Bir soğan kokusu Öğleden sonra da geçti aynı minval üzre Yalnız bir aralık Bir sevda yaşadım düşümde Büyük bir caddeden geçerken Bir kadın görünce balkonda Saçları alabildiğine sarıydı Bugüne dek Görmediğim acaip kuşlar havalanıyordu Sabahlığında Sevdalandım düşümde O benden habersiz Akşam gelecek aşığına Hazırlandı durdu aynasında Gönlü sevdayla dolanların Son uğradıkları meyhane Bir yudum aldım da Kendimi buldum kocaman bir denizde Nelerin unutulup gittiği nelerin İzi bile görünmeyen gemilerin Akşamları sokakları dolduran serinlik Bir kahvecinin Kahvesinin bahçesini suladığı Anı hatırlattı bana Bütün gün taban teptim İçimde bitkinlik Akşamı ettim Sabahattin Kudret Aksal |
İtiraf On sekiz yaşında sana rastladım , bir anda benliğimi kapladın. Dostluğu , sevgiyi , mutluluğu sende buldum , seninle tattım. Sen ayaklarını yere hep sağlam bastın , bense hep hayal kurardım. Yılmadın , usanmadın , en kötü günümde bile hep yanımdaydın . Her düştüğümde sen tuttun , başımı kaldırdığımda karşımda hep seni buldum. Beni yaşatan , beni yeşerten , beni ısıtan , beni hayata bağlayan hep sen oldun . Aldığım nefessin , içtiğim su , gördüğüm gözümsün , çarpan yüreğim. Seni seviyorum demem , yetersiz kalır , sana haksızlık olur , Bendeki seni , sana anlatmaya yetecek cümle bilemiyorum nasıl kurulur. . Aradan yirmi küsur yıl geçti , bu gün yüreğimde halâ aynı sıcaklığı taşıyorum. Yıllar her şeyi yozlaştırdı , eskitti , yaşlandırdı , tüketti , bitirdi. Yalnız , sevgim halâ , on sekizinde , halâ genç , yıllar bir onu tüketemedi. Senden , bir gün ayrı kalmak bin yıl gibi geliyor , adımlarım beni hep sana getiriyor. Geçen yıllar bu bedeni de eskitti , sakallar ağardı , saçlar çoktan veda edip gitti. Sırt kamburlaştı , yüz kırıştı , artık yaşlı bir adam bakar oldu , aynadan yüzüme. Her zor günümde yanımda olan yarim , buna sen de bir şey yapamazsın , Elinden gelmez , gücün yetmez kadınım , ömre ömür katamazsın . Bunları söylüyorum diye , sakın ölümden korkuyorum sanma . Hiç bir zaman , ölümden korkmadım , korkmuyorum , Gençlik aşkım , kadınım , canım senden ayrılma gerçeği , yok mu . İşte bu benim en büyük korkum , ben sensizlikten korkuyorum. |
SEN SEN SEN....... http://img116.imageshack.us/img116/3717/gulkadin0en0zi.gifHer şey sende gizli; yerin seni çektigi kadar ağırsın, kanatların çırpındığı kadar hafif... kalbinin attığı kadar canlısın, gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin, nefret ettiklerin kadar kötü... ne renk olursa olsun kaşın gözün, karşındakinin gördüğüdür rengin! yaşadıklarını kár sayma; yaşadığın kadar yakınsın sonuna. ne kadar yaşarsan yaşa, sevdiğin kadardır ömrün... gülebildiğin kadar mutlusun, üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin... sakın bitti sanma her şeyi,sevdiğin kadar sevileceksin. güneşin doğusundadır doğanın sana verdiği değer ve karsindakine değer verdigin kadar insansın! bir gün yalan söyleyeceksen eğer; bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansin. ay ışığındadır sevilene duyulan hasret, ve sevdiğine hasret kaldığın kadar ona yakınsın... unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın, güneşin seni ısıttığı kadar sıcak... kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. işte budur hayat, işte budur yaşamak! bunu hatırladığın kadar yaşarsın, unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun!.. çiçek sulandığı kadar güzeldir, kuşlar ötebildiği kadar sevimli... bebek ağladığı kadar bebektir, ve herşeyi oğrendiğin kadar bilirsin... bunu da oğren , sevdiğin kadar sevilirsin!.. |
| Saat: 01:35 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık