![]() |
ben gülerken ağlamak istemiyorum sen giderken kalbimide götürme şimdi iki yabancı gibi gözlerimiz bıktım geçmişi hatırlamaktan yalancının şahidi sözlerin iki damla yaş akıttı sahte gözlerin sen beni yaşarken bitirdin bıktım seni hatırlamaktan çık git yüreğimden haber bile verme sakın birdaha seviyorum deme karşında sana ağlayan şaiir yok unutma bıktım senin yalanlarından bıktım..... bıktım.... bıktım... uğur demir |
İçimde tarifsiz sıkıntılar var, Ağlasam olmuyor; gülsem olmuyor.. Bir garip, anlamsız takıntılar var, Bilmesem olmuyor,bilsem olmuyor.... Bir liman arıyor; gemim muğlakta, Kendim buralarda, gönlüm ırakta, Olanlar olmuyor,iş olacata, Gitmesem olmuyor,kalsam olmuyor... Ağaçlar dallara,dallar yaprağa El verip,sırt verip döndüler bağa, Damla damla boşaldığım bardağa, Dolmasam olmuyor,dolsam olmuyor... Ne bileyim, kaldım; rüya içinde, Kendimi aradım dünya içinde, İki diz namazı riya içinde, Kılmasam olmuyor,kılsam olmuyor... Yüreğimi yaktım hasret oduna, Bende ayrı kaldım; baba yurduna, Ortağım, kalbinde hasret korkuna Hasrete gül gibi solsam olmuyor... Serçeler,kargalar, martılar,kuşlar Görünce içimde bir özlem başlar, Hasretle örülür, hayaller düşler, Nemli gözlerimi silsem olmuyor... gürsoy solmaz |
İçimde Kaldı Yine Karardı Dünya... Sayılı Güneşimden Biri De Battı Gitti O Varken Seyrettiğim Herşey Karanlık Şimdi Şafakla Çıkacağım Kırlar İçimde Kaldı... Kar Suyuyla Canlanan Nergisleri Koklamak... Bakttıkça bakacağım Bahar Kayboldu Gitti Yeşeren Hülyalarım Yine Solgunca Şimdi Bir Demet Dermediğim Güller İçimde Kaldı Dermansız Adımlar Kadar Dermansız Kısrak Gönlüm Kuş Gibi Uçup Gitti Seni Bulmak Uğruna Neler Düşündüm... Şimdi Uğruna Başkoyduğum Yollar İçimde Kaldı Örümcek Sabrı Deyip Gelişini Beklerken Mevsimi Doldurmadan Ağım eriyip Gitti sıcak günlerdi Senli... Bahtiyardım Ya Şimdi... Şavkınla Parıldayan Sular İçimde Kaldı Ne Günler Olacaktı Mevsimlere Sığmayan Ah Seneler... Bir Günü Dolduramadı Gitti Birlikte Bölecektik Tebessümle... Ya şimdi Hüznümü Paylaştığım Narlar İçimde Kaldı Ben Hasret Zindanının Son Mecnunuydum belki Tuğla Tuğla Dizdiğim Surlar İçimde Kaldı O Duygular, o Hayaller, Ne Temiz... Soğuk Rüzgarınla Yıkıldı belki Diyeceklerim...Bestelerim... Daha Neler, Neler İçimde Kaldı... Erdal Gişi |
El sallarken düşüncelerin sayısı Ismarlama kentin hüzünlü vedası Ayrılığın içten burkan ılık sancısı Yüreğin kırık dökük bunaltısı Göç mevsimi geldiğinde dönme vakti Kıymet bilmeyen nankör ahali Canı yanmış umutsuzun ayak izi Geriye dönüp, veda etmeli. kenan gündemir |
Bir sonbahar yağmurun da rastladım sana Islamıştı körpe fidanı andıran bedenin Elbisen narin vücuduna yapışmış Hatları sokak lambasının ışığının altında Görenlerin nefesini kesiyordu Oysa sen belki de farkında bile değildin Yarattığın o muhteşem görüntünün Sığındığın duvar dibin de tir,tir titriyordun Bakışların bir sokak kedisi kadar masum Bir ceylanın ki kadar ürkekti Tanrım bu nasıl bir güzellikti böyle Kendimi alıkoyamıyordum bir türlü O muhteşem güzelliği seyirden Kendimden geçmiş adeta donmuştum Bilmiyorum ne kadar öyle kala kalmıştım Dudakların da belirip yüreğimi yakan Gülümseyişinle kendime geldim Hiç tereddüt etmeden üzerimdeki Yağmurluğu bir çırpıda çıkartarak örttüm O muhteşem güzelliği gizlemek istercesine Ellerimi ceplerime sokup tek bir kelime Bile söylemeye cesaret edemeden Sırtımı dönerek dudaklarım da Bir sevda türküsüyle gecenin karanlığında Bir hayalet gibi gözden kayboldum Her sonbahar yağmurların da Sokak lambasının altın da saatlerce Yağmurdan sırılsıklam olmuş bir halde Karşıdaki duvara umutsuzca bakan birini Görürsen eğer bil ki o benim… mustafa ata |
Ben sana mecburum Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum, sen yoksun! Sevmek kimi zaman rezilce korkudur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Birkaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum, sen yoksun! Belki Haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor. Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin... atilla ilhan |
Gözlerin bir hayal gibi, Ulaşılmayacak kadar uzak. İçinde kayboluyor tüm şehir, Birde ben tabi.. Aksam gözbebeklerine, Dalsam içine usul usul Ve seni yaşasam, Hayal olan o gözlerde.. seda balcı |
Bir gün sabah sabah Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni: Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten. Vapur düdükleri ötmededir. Etraf alacakaranlık, Köprü açıktır henüz. Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam... Yolculuğum uzun sürmüş oldukça Gece demir köprülerden geçmiştir tren. Dağ başında beş on haneli köyler, Telgraf direkleri yollar boyunca Koşuşup durmuş bizle beraber. Şarkılar söylemişim pencereden, Uyanıp uyanıp yine dalmışım. Biletim üçüncü mevki, Fakirlik hali. Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş, Sana Sapancadan bir sepet elma almışım.. Ver elini Haydarpaşa demişiz, Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl, Hava hafiften soğuk, Deniz katran ve balık kokulu Köprüden kayıkla geçmişim karşıya, Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu... Bir gün sabah sabah kapıyı vursam, -Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden. Saçların dağınıktır, mahmursundur. Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim, Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni, Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten. Fabrika düdükleri ötmededir. Turgut Uyar |
Yokluğun Yaramdır Gecenin matemi güne girerken Çığlığım dilimde türkü dererken Mızrabım sazıma vuslat ererken Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Serimde ateşsin bacam tüterken Korların kavurup canım yakarken Viran oldu bahçem, hep gülsüz diken Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Hasretim sızımdır damlar yürekten Ömrümü bitirdin geçtim elekten Hiç mi dilemedin beni felekten Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Uzak oluşundan acım var sanma Her daim hasrettir bu can canına Yüreğimde saplı çıkmaz bir kama Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Kırılmış testisi akmıyor suyu Yürek delirdiyse uslanmaz huyu Benim karanlığım sevdamda kuyu Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Kaya’yı ufaltıp kumsala serdim Dalgalar vurdukça cana can geldin Mavide coşkuyu sevdamdan bildim Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Bülbül olup sesin gelse geceden Çığlığın durmadan aksa yüceden Güller mest olup geçse kendinden Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Yüreğim kesiktir, tuzu içinde Bastır yüreğini dermanı sende Benim yollarım hep sevda peşinde Yokluğun yaramdır ahu zarım ben rahime kaya |
Şiirler yazmalıyım sana Ölüm gibi ansızın geliveren Tüm efsanevi sevdaları anımsatan sevdan Mutlu insanları anlatmalı Çocuk saflığında gülen ay ışıklı gözler Umutlar barındırmalı her dizesinde Yarınlar deniz melteminde apaydınlık Bir çocuğun ilk bisikleti özleyişi gibi Özlemler serpişmeli satır aralarına Fırından yeni çıkmış ekmek kokmalı Hiç doyamadığım tenin gelince aklıma Yürekli özgürce karşı çıkışın sesi duyulmalı Türkülerim tadında Sana şiirler yazmalıyım Aşka özgürlüğe dair yazılmış tüm şiirler sevinmeli Her dizesi gülümsemeli çocukça yarınlara Ateş böcekleri aydınlatmalı harfleri Düne ait ne varsa silikleşirken Yarınlar yenmeli çirkinliği Ve gözlerin mavisi bulaşmalı evrene Bugünü avuçlayan ellerin Toprağa bereket birleştirmeli tüm elleri Sana şiirler yazmalıyım Özgürlük şarkıları dillerde Eller halayda birleşmiş sen gülümserken bana Bitmeli şiir Ay doğmalı mutluluğa Karnı tok çocuk bağırmalı Afrika’dan ‘’Ey özgürlük’’ esin döndüoğlu |
| Saat: 23:18 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık