![]() |
İzin Bulunmaz Leyla Leyla diye arar dururum Bulunmaz çöllerde izin bulunmaz Aşkın ateşiyle yanar dururum Bulunmaz küllerde izin bulunmaz Duman olur gökyüzüne ağarım Yağmur olur yaşın yaşın ağlarım Derya gibi elden ele çağlarım Bulunmaz sellerde izin bulunmaz Bir aşığım diyar diyar gezerim Rüzgar olup dağdan dağa eserim Bülbül gibi daldan dala seslerim Bulunmaz güllerde izin bulunmaz Baharda kışlarda yazda ararım Gelinde dullarda kızda ararım Kemanda cümbüşde sazda ararım Bulunmaz tellerde izin bulunmaz |
günler daralıyor sevdiğim, ayrılık vakti gitgide yaklaşıyor, zaman ilerliyor ayrılık vakti çabuk geliyor peki kavuşmamız bu kadar çabuk olacakmı? bu saatler bu kadar hızlı ilerlerken zaman dursun istiyorum ama lanet zaman durmuyor ilerleyeceğim diye benimle inatlaşıyor sanki bense durmuş ağlıyorum için için ve belki her şafak sayışımda bu olacak bunu biliyorum her gece yastığa başımı koyuşumda yastığa sarılıcam senmişsin gibi sarılıcam her ne kadar senin yerini tutmasada... |
İzmir Bugün Yağmura Tutsak ( kurtar beni yalnızlığımdan ,kanatlanıp gidelim ,bir yağmur ıslatsın bizi , kumlarımı örten denizim ol,ad koyalım buna,olsun olsun bunun adı aşk olsun..) Bulut bile ağlarken Tek dertli sen mi sanırsın kendini Ağaçlar mı mutlu sanırsın Dökmezlerdi yapraklarını çıplaklıklarında Kuşlar mı mutlu sanırsın Bakmazlardı korkakça tüneklerinde Sokaklara yağmur Bana tutsaklık yağıyor Ben ölüyorum anne Ben iyice kapanırken içime Açılmışım sağanaklara Ayağı kayan kör gibiyim Yağmurlara rehin verilmiş Yolunu arayan seller gibi Çamurlaşmış kaldırımlar da Köşe başlarında herkese savruluyorum Tüm bakışlar kuşkulu Hareketler tedirgin Islak yüzlerde Herkes birbirine yabancı Biri yanlışlıkla adres sorsa Kalbimin yolunu göstersem Buruk yalnızlığımı kırsam Utanç yağmurun da Eve dönsem kabuslar başlayacak Buğulu aynaya baksam Yüzüm akacak Süzülecek yaşlar sebil gibi Resim çizsen yağmura Tutsaklığıma gardiyan olacak Çare diye aradığımız dostlar Benden çaresiz Benden yalnız Bir cenaze çıkıyor yaşlı bir evden Ağlıyanı çok Belli ki ölmüş vadesiz Herkes koşuyor yağmura karşı Bir ben dolaşıyorum gayesiz Gem takılmamış yalnızlıklarım da Kendimi ararken Nerede unutmuştum çocukluğumu Bir tek gölgem mi seviyor beni Ayak izlerimi kim siliyor arayışlarım da Dönüp dururken başımın üstünde Pençe elleriyle martılar Simitçiler bile sığınmışlar Çocuk korkusunda ürkek seslerine Gözbebeklerinde su baskını Elleri üşümüyor simitçilerin Umutlarını sel almışken Duaları yağmurlar biraz bulutta kalsın Yollar mı çukur Kaldırımlar mı yüksek Çatlarken caddeler Seller mazgallara küs kaçmakda Kabaran dalgalar yine başladı Okşamaya köpükleriyle Körfezin mavi kıyılarını Kilit vurulmamış bir kalp olsa Tam yanımda yalın ayak Tutsakken meltemli yağmura Bulutlar atmışken sularını Tek toprak mutlu ki yağmurdan İçine alırken birikintilerini Kimliksiz kaldım yağmur gurbetinde Çölde serap misali Seken su birikintisinde ki gölgem Aniden yitip gitmekde Toprak yağmuru dinliyor Islak sonsuz gökyüzünde Yıkarken sesleri Ezenler var yağmuru İzmir bu gün yağmura tutsak Ben hala yağmurda aramaktayım Benim yağmurum nerede |
İçimdeki güllerin boynu bükük Bir zaman kalakalıyorum öylece Saatlerce bakıyorum Boş duvarların belli belirsiz yerlerine Bir şeyler düşünüyor gibiyim Buğulu gözlerle Oysa beynim boş, fikirsiz düşüncelerle Herkes bir şeye üzüldüğümü biliyor gibi Oysa bir isim koyamıyorum acıma Ne beni biranda, apansız yıkan Nelerden sonra anlıyorum gittiğini İçimdeki güller ağlar ben ağlarım Şimdi anlıyor gibiyim Biranda iradesiz oluşumu Yıkılışımı dertlerimi Meğer ne çok sevmiş Bu deli gönül seni Oysa ardına bakmadan, gidenlerden değil miydik Ölenleri gözümüzden, yaş akmadan gömenlerden değil miydik Biranda iki duygu taşıyamaz yürekler derdim Bir yanda ölümüne sevgi, bir türlü kopmayış Şimdi sende yaşıyorum ve galiba seni şimdi anlıyorum. |
EYLÜL bir ilk bahar çoşkusu belirmişti yüreğimde, ve sıcaklığını hissetmiştim, yaz mevsimi gibi, heyecanla çarpar olmuştu kabim, gözler olmuştum her anımda artık. hüznün temsilcisi oluyordu sonbahar, guruba kaymanın bir diğer adı idi EYLÜL, veda nın kendisi idi aslında bu mevsim, uzun olurdu bugünlerde günler, çünkü ayrılmak istemezdi hiç bir daim. yağmur yüklü bulutlar dolaşır oldu, yüreğimin en derin yerinde fırtınalar koptu, bu rüzgarlar aşılasada bulutları, akan göz yaşı yağmurlarını görmedi kimse, çünkü yağmurlar tekrar yüreğime akıttım. ve EYLÜL, vedanın adı oldu bir anda, kalbimin en derin yerinde, kimsenin bilemeyeceği bölgesinde, kaybolup gitti. yarım işleri hiç sevmedim bugüne kadar, halada sevmiyorum yarım olan şeyleri, ebedi arzuladım her zaman, arzu etmek yetmiyor hiç bir zaman, gayret gerkli işlerin devamını getirmek için. özlemler yarım, vuslatlar yarım, kavuşmalar yarım, ne nezaman tüm olacak ki? şiir: hbdincer |
Je Taime Seni ilk gördüğüm anda vurulmuşum neydi seni bana çeken galiba unutmuşum belki anlamlı gözlerin ya da duruşun herhalde aşktan sevdadan yorulmuşsun bilmiyorum beni seviyor musun yemin ederim aklımdan çıkmıyorsun ne yapsam söylesem mi sevdiğimi Fransızca olsun itirafım je taime iyi mi |
Denizlerim vardı tükenmeyecek sandığım, Özlenen umutlarım, sahile vuran hasretlerim Bir de köşede bekleyen ölüm, üçünü ayıramadım. Ceplerimde bir kaç resmin cüzdan arasında durur, Birde avuçlarımda şiirlerin kaldı senden geriye, Diyorum ki; Işığım olsan, güneşin yerine, Bir kez çıksan karşıma, görünsen bana diyorum Aşkın yüreğimde yaşayacak, Sevmelerin yitik olduğunu bile bile Belki de son kez, konuşuyorum Gözyaşlarımı derelere bıraktım,bitiyorum.. Sahillerindeyim, kumlarınla savur cihana, Çokça hüzün kaldı senden geriye. Bırakılmış kuşlar gibi ağladım yüreğime, Artık yaşayamam sensizlik zor, Adını bağıramam Serap diye, Bir ben kaldım zemheri ayazında yüreksiz. Ben mutsuz sen umutsuz biliyorum.. Yüreğimi kapıda bıraktım, al senin olsun, Ne senden öncesi aklımda, ne senden sonrası, Duramam vakit geldi artık Serabım, Ecelin koynuna girdim, ölüyorum. Mevlana mı alır seni yanına, melekler mi, Bensiz Ankara sokakları mı? Bilemem. Bu aşk bedensel değil, buralarda kalamam, Gelirsen bir gün ruhunla, yanıma, Seni bekleyen bir filizlenmiş fidan bulacaksın |
Kabahat Kimde Çaresizlik adına yaşanmış tüm gerçeksizliklerden Yoluma çıkmış her türlü berbat çirkinliklerden Adını bile söylemeye cesaret edemediğim düşlerimden Hatırı sayılır üzüntülerimden geriye ne kaldı Yalnızlığımın kanatları altında ebedi yolculuğuma Bir yol arkadaşı bile edinemedim neyleyim Üstü kapalı yalan sevdaların derdinden Yalıçapkını bakışlarından kaçmaya meyilliyim Ağlamaklı geçen her gecenin mahsun nefesinde Gizlenmeye çalışır ama saklanamam her seferinde Artık yıldızları saymayı bırakmak istiyorum Bir martı özgürlüğüyle kendimi bu hayattan Sevgisizliğin tüketilmişliğinden ruhumu silmek istiyorum Sanmayın sakın bunu da kaderdendir Canına yandığımın ilâcı yok üzüntüm kederdendir Hapsolur giderim ben de yokluğunun sonbaharında Anlatamam kimseye çünkü bütün kabahat bendedir. |
BENİ KALBİMDEN VURDUN Sana ömrümü versem Yaşadıkça hep sevsem Seni benimsin bilsem Karşılık verir misin, Sever de gelir misin. Gülen gözlerim oldun Tatlı sözlerim oldun Ben aşk nedir bilmezdim Beni kalbimden vurdun. Seni alsam götürsem Aşkıma ortak etsem Derdime çare bilsem Karşılık verir misin, Benimle gelir misin. Gülen gözlerim oldun Tatlı sözlerim oldun Ben aşk nedir bilmezdim Beni kalbimden vurdun |
Burası hayallerin şehri Aradığın her yerde Kapat gözlerini ve öyle bak Bakışlarının ötesini göreceksin Kalmayacaksan Serp kanatlarındaki rüzgarı Bırak şarkılarını Öyle git, Her esişte yalasın yüzleri sıcaklığın Sahi Nereden geliyorsun İçinden taşan bu heyecan nereden Nasıl saçıyorsun mavi kanatlarından bronz ışıkları Geldiğin yerde hayallerin de var mı hayallerin Gitme... Yani git de Geldiğin yere git Ve götür beni de.. |
| Saat: 04:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık