![]() |
ÇOCUKLUK ÇAĞINDA BESLENME Sevgili Anne ve Baba, |
Oldu da bitti maşallah... Erkek çocukların kabusu sünnet, onlar için her ne kadar zor gözükse de sağlık açısından çok faydalı. Penis kanseri, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve rahim kanserinin oluşumunu engelleyen sünneti Memorial Hastanesi Üroloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Kemal Sarıca anlattı. Sünnet nedir? Sünnet penisin uç kısmındaki sünnet derisinin kesilerek çıkartılması şeklinde tanımlanabilir. Bu uygulama farklı toplumlarda farklı nedenlerle eski çağlardan günümüze kadar süre gelen bir gelenek olması yanında, günümüzde Amerika Birleşik Devletlerinde en sık uygulanan pediatrik cerrahi işlem olarak da tıp dünyasının gündemindedir. Sünnetin her erkeğe mutlaka yapılıp yapılmaması konusundaki tartışmalar uzun süre gündemde olmuştur. Tartışmalar bir yana, sünnet birçok toplum ve kültürde, faydasını ya da tıbbi gerekliliği düşünülmeden dini inancın gereği ve gelenekler nedeniyle uygulanmaktadır. Bugün, dünya erkek nüfusunun yaklaşık %15’i sünnetlidir. Sünnet adetinin ne zaman ortaya çıktığı bilinmemektedir. Günümüzden 14.000 yıl öncesine kadar dayandığı düşünülmektedir. Yontma taş devri mağara resimlerinde bile sünnetli erkek tasvirleri vardır. Eski mısırda bulunan tarih öncesi mezarlardaki bütün erkekler sünnetlidir. Sağlık gerekçesiyle de sünnet gerçekleştirilir mi? Sünnet dini ya da sosyokültürel nedenler dışında bazı tıbbi zorunluluk hallerinde de uygulanmaktadır. Bunlar sünnet derisinin darlığı, bu darlık nedeniyle sünnet derisinin geri çekildikten sonra eski yerine getirilememesi ve peniste şişlik morluk olan durumlar, sünnet derisi iltihapları ve sık geçirilen idrar yolu enfeksiyonlarıdır. Sünnetin faydaları nelerdir? Sünnetin bilimsel araştırmalar ile gösterilen pek çok faydaları bilinmektedir. Bunlar arasında, sünnetli erkeklerde penis kanserine rastlanmaması, cinsel yol ile bulaşan hastalıklara daha az rastlanması sayılabilir. Sünnetli erkeklerin eşlerinde rahim ağzı kanserinin daha az izlendiği belirlenmiştir. Ancak sünnetin yapılmaması gereken bazı tıbbi durumlar da bilinmelidir. Bunlar arasında idrar kanalı ağzının normal yeri dışında, penisin alt ya da üst bölgesine açıldığı doğuştan penis-idrar kanalı anomalisi olan çocuklar, kanama-pıhtılaşma bozukluğu olan çocuklar sayılabilir. O nedenle sünnet öncesinde çocuğun mutlaka bir uzman doktor tarafından muayenesi yapılmalıdır. Yeni doğanların neredeyse yarısında, sünnet derisi penis başı izlenecek kadar geri sıyrılamaz. Altıncı aya kadar bebeklerin ancak % 20’si tümüyle sıyrılabilen sünnet derisine sahipken, 3 yaşında bu oran % 90’a ulaşır. Puberteye kadar ise hemen tüm çocukların sünnet derileri tamamen geri çekilebilecek hale gelir. O nedenle sünnet derisinin yeterince geri sıyrılmadığı gören anne babalar zorlayarak sünnet derisini geriye çekmeye çalışmamalıdırlar. Sünnet kaç yaşında yapılmalıdır? İdeal sünnet yaşı konusunda halen bir fikir birliği olmamakla beraber, tıbbi gereklilik hallerinde her yaşta yapılabilir. Genel uygulama çocuğun yapılan işlemi anlamayacağı 2 yaş öncesi ya da işlem anlatıldığı zaman anlayıp ikna olabileceği yaşlar olan 6 yaş sonrası sünnet yapılmasıdır. Ancak günümüzde yaygınlaşan genel anestezi altında uygulanan sünnet yaş sınırlamasını ortadan kaldırmış gibi görünmektedir. 3-6 yaş arasındaki çocuklar fallik dönem içinde bulunduklarından, lokal anestezi altındaki sünnet ile kastrasyon korkusuyla ruhsal sorunlarla karşılaşabilirler. Psikolojik nedenlerle bu yaş grubunda da lokal anestezi ile sünnet yapılması uygun değildir. Lokal anestezi amacıyla penis köküne ince bir iğne yoluyla uygulanan lokal anstezik ilaçlar ve ve yine bölgesel etkili uyuşturucu kremler kullanılmaktadır. Ancak çocuk hiç ya da çok az bir ağrı duymasına rağmen işlem kendisine yeterince anlatılmamış ve gönüllü değil ise sünnet işlemi için şart olan hastanın hareketsiz kalması sağlanamaz, dolayısıyla ideal bir sünnet işlemi ve kanama kontrolünü sağlamak çok zorlaşır. Genel anestezi altında yapılan sünnetlerde işlem hem çocuk hem de doktor tarafından daha konforlu şartlarda gerçekleşebilmektedir. Sünnet bir cerrahi girişimdir ve mutlaka asepsi dediğimiz mutlak cerrahi temizlik şartlarının, kullanılan aletlerin sterilizasyonunun sağlanması gerekmektedir. İşlem sonrası kanama kontrolünün ve ağrısız bir sünnet sonrası dönem için gerekli ilaç uygulamaları günümüzde sünneti gerekleridir. Sünnet, çocuğa nasıl anlatılmalıdır? Sünnetten önce çocuk, gerçek bilgilerle bilgilendirilmelidir. Çocuklara "sünnet olmayacağı, iğne veya kesme gibi işlemler yapılmayacağı, sadece muayene olacağı" şeklinde kandırmalar sıklıkla yapılmaktadır. Daha sonra çocuk gerçekle karşılaştığında korku ve tepkisi daha fazla olmakta, ayrıca ebeveynine ve hekime güveni sarsılmaktadır. Toplu sünnet uygulaması da önemli bir eleştiri konusudur. Toplu sünnetlerde her çocuğa gerekli duygusal ve teknik özenin gösterilmesi, her çocuk için ayrı steril alet temini zordur. Kargaşa ortamında hatalı sünnet, infeksiyon ve diğer komplikasyonların oluşma ihtimali daha fazladır. Bu sebeplerle toplu sünnet uygulamasından kaçınmak gereklidir. Sünnet herhangi bir rahatsızlığa neden olabilir mi? Cerrahi bir müdahale olan sünnetin bir takım istenmeyen komplikasyonları da vardır. Bunlar arasında en sık rastlananlar kanama ve enfeksiyondur. Daha az izlenen ancak ciddi olabilecek komplikasyonlar arasında ise glans denen penis uç kısmının kesilmesi, peniste kanlanma bozukluğu ve morarma, uygulanan lokal anestezik ilaca karşı oluşabilecek alerjik reaksiyon ya da methemoglobinemi durumu, idrar kanalının tıkanması ve idrar yapamama gibi durumlar sayılabilir. Sünneti yapan kişinin eğitim ve deneyim düzeyi aşağı indikçe, veya toplu sünnetlerde olduğu gibi, ardarda yapılan sünnet sayısı arttıkça komplikasyon oranı da yükselmektedir. Sünnet kesinlikle hafife alınmaması gereken ciddi bir cerrahi girişimdir ve mutlaka uzman hekimlerce uygun koşullar altında uygulanmalıdır. |
ANİ BEBEK ÖLÜMÜ SENDROMU: BEŞİK ÖLÜMÜ SENDROMU TANIM: Ani bebek ölümü sendromu (ABÖS), 1 yaşından küçük bebeklerin bilinmeyen nedenlerle aniden ölmelerini tanımlayan bir terimdir. Ani bebek ölümü sendromu (beşik ölümü olarak da bilinir) gelişmiş ülkelerde 1-12 aylık bebekler arasında en sık görülen ölüm nedenidir. Birkaç tıbbi araştırmada, bu sendromla ilişkili biyolojik ve çevresel risk etmenlerinin belirlenmiş olmasına karşın gerçek nedenle ilgili kesin bilgi yoktur. Dünya çapında yapılan birçok çalışmada yüzükoyun (karnının üstüne) yatırılan çocukların yüksek risk altında oldukları gösterildi. Bebeklerin yatırılma pozisyonu ülkeler arasında farklılık gösteriyor; ABD'deki bebekler on yıl önce çoğunlukla yüzükoyun yatırılıyordu. Daha sonra bazı ülkelerde olduğu gibi ABD'de de annebabalar sağlıklı bebeklerin sırtüstü yatırılması için teşvik edilmeye başlandı. JAMA'da yayımlanan üç yeni araştırma, bu konuda hâlâ başka çalışmalara gereksinim olduğunu ortaya koydu. Ulusal Çocuk Sağlığı ve İnsan Gelişimi Enstitüsü'nün (National Institute of Child Health and Human Development: NICHD) bir çalışmasında ABD'de yüzükoyun yatırılan bebeklerin oranının 1992 yılında %70 olduğu, ancak 1996 yılında %24'e düştüğü saptandı. Aynı süre içinde ani bebek ölümü sendromu yaklaşık %38 azaldı. NICHD'nin yürüttüğü ikinci çalışmada, düşük gelir düzeyine sahip, Afrika kökenli Amerikalı annelerin bebeklerini yüzükoyun yatırma olasılığının daha fazla olduğu belirlendi. Araştırmacılara göre, doğumdan sonra bebeğinin hastanede yüzükoyun yatırıldığını gören annelerin %93'ü evde de aynı pozisyonda yatırıyor. Massachusetts ve Ohio'daki yaklaşık 8000 annenin yer aldığı başka bir çalışmada bebeklerini bir aylıkken yüzükoyun yatıran annelerin oranı sadece %18 iken, bebekleri üç aylık olduğunda bu pozisyonda yatırmaya başlayan annelerin oranının %29'a yükseldiği belirlendi. Araştırmacılar bu artışın, annelerin ailelerinden, arkadaşlarından, başka çocuklardan ve bebeklerinin davranışlarından etkilenmeleri sonucu ortaya çıktığını bildiriyorlar. Araştırmacılar, bebeklerin yüzükoyun yatırılmasını önlemek amacıyla Afrika kökenli Amerikalılar ya da İspanyol kökenliler, düşük gelir düzeyine sahip, 29 yaşından genç, daha önce çocuk sahibi olmuş ya da 8 haftalıktan küçük bebeği olan, yüksek risk grubundaki annelere yönelik eğitim programlanna gereksinim olduğunu belirtiyorlar. Ayrıca, hastanelerde de yeni doğan bebeklerin sırtüstü yatırılarak doğru uyku pozisyonunun yerleştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. ANİ BEBEK ÖLÜMÜ SENDROMUNA İLİŞKİN RİSK ETMENLERİ: Araştırmacılar, ani bebek ölümü sendromunun nedenini bilmemelerine karşın, olasılığı artıran etmenleri tanımladılar: Yüzükoyun uyuyan bebekler Sigara dumanına maruz kalan bebekler Anneleri gebelik döneminde sigara içenler Anneleri ilk hamileliği sırasında 20 yaşından küçük olanlar Anneleri doğum öncesi sağlık bakımı için hiç başvurmayanlar ya da geç başvuranlar Erken doğan ya da düşük doğum ağırlıklı bebekler Kış aylarında doğanlar Erkek bebekler RİSK AZALTMANIN YOLLARI: Ani bebek ölümü sendromunu önlemenin güvenli bir yolu olmamasına karşın, riski azaltabilecek önlemler şunlardır: Bebekleri sırtüstü yatırmak Doğumdan önce iyi bir sağlık bakımı Sigara içilmeyen bir çevre Sert bir yatak Bebeğin altına yastık ya da battaniye gibi yumuşak malzemeler yerleştirmemek Bebeği çok sıcak ortamda bulundurmamak (giydirerek, örterek ya da aşırı sıcak bir odada yatırarak) Rutin kontrolleri ve aşıları yaptırmak Hafif bir hastalıktan sonra bile bebeği birkaç gün yakından gözlemlemek KAYNAKLAR: National Institute of Child Health and Human Development "Back to Sleep" Campaign 31 Center Drive, Room 2A32 MSC 2425 Bethesda, MD 20892-2425 800/SOS-CRIB or www.nih.gov/nichd/ Sudden Infant Death Syndrome Alliance 800/221-SIDS or www.sidsalliance.org American Academy of Pediatrics SASE (business sizel to: SIDS Fact Sheet AAP P.O. Box 927 Elk Grove Village, IL 60009 National lnstitute of Child Health and Human Development, SlDS Alliance, American Academy of Pediatrics, AMA's Encyclopedia of Medicine |
Yürüteç Yararlı Mı, Zararlı Mı? http://www.sagliklicocuk.com/sc01/crklr/file/sss/CokSorulanSorular_img/sss02.gif Anne babalar, bazen bebeğin yürümesini kolaylaştıracağına inanarak, bazen de onun hoşça vakit geçirip eğlenmesi için yürüteç alıyorlar. Evet, gerçekten de bebekler yürüteçte hoş zaman geçirebilirler, fakat doktorunuza danıştığında bunu onaylamadığını göreceksiniz. Yürütecin, sanılanın aksine, yürümeyi kolaylaştırıcı değil engelleyici etkisi vardır. Çünkü, kolayca hareket kabiliyeti kazanan bebek, kendisi çaba harcamaya gerek duymayacak, yürüme denemelerinden vazgeçebilecektir. Üstelik yürüteçte; yürüme için özellikle önemli olan kalça ve üst bacak kasları değil, alt bacak kasları çalışmaktadır. Ayrıca, bebeğin takılıp düşme, önceden ulaşamadığı tehlikelere ulaşma riski vardır. Bebeğin emeklemesi, yerde yuvarlanması onun gelişimi açısından daha yararlıdır, hazır olduğunda nasılsa yürüyecektir |
Bebekte Otistik Bozukluklar Otistik bozukluğun genel anlamda belirgin belirtileri olmasına karşın, bazı durumlarda anne babalar tarafından geç farkedilebilmektedir. Otistik bozukluk, ilk 36 ayda bazı belirtiler vererek yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Normalde bebeklerin gelişim dönemleri içerisinde bebeklerin anne veya diğer insanlar ile iletişim ve etkileşim şekli önemlidir. Bebek ilk doğduğu andan itibaren etrafı ile iletişim ve etkileşime girmek ister . Bu iletişim ve etkileşim; göz ile nesneleri ve insanları takip ederek, agulama ile sinyal vererek, karşısındakine gülümsemede bulunarak, göz kontağı kurarak olabilir. Otistik bozukluğun başlangıcının, ilk 36 aydaki belli bir normal gelişim döneminden sonra görülebileceği gibi, doğumdan itibaren bazı belirtiler ile birlikte de görülebilir. Otistik bozukluğu olan çocuklarda üç temel belirti vardır. Bunlardan birincisi iletişim alanındadır. Yani konuşma, jest ve mimikler vb, araçlar ve etraf ile iletişimin olmaması veya çok kısıtlı ve sınırlı olmasıdır. Aileler çoğunlukla çocuklarını ''konuşmuyor'' diye kulak-burun-boğaz hekimine veya çocuk hastalıkları hekimine götürürler. Daha sonra da, yapılan tetkiklerin normal çıkması ile çocuk psikiyatristlerine giderler. İkinci bozulan alan ise çevre ve diğer insanlar ile etkileşim alanıdır. Yani çocuk başkaları ile duygularını, başarılarını, sevinçlerini paylaşmaz ve etrafındaki insanlar ile karşılıklı etkileşime girmek istemez. Zaten otizmin kelime anlamına uygun olarak '' kendi halinde, kendi kabuğunda” davranır. İnsanların duygusal değişiklikleri ve sinyalleri onları etkilemez veya çok sınırlı olarak etkileşim görülür. Yaşıtlarının yanına gitmez, onlar ile ilgilenmezler. Üçüncü temel bozulma alanı ise ısrarla tekrarlayan davranışlar ( dönme, sallanma, zıplama vb.) ve çok sınırlı olan ilgi alanıdır. Bu durumdaki bir çocuk çamaşır makinasının dönen merdanesi karşısında saatlerce oturup bakabilir veya bir arabanın tekerleğini saatlerce çevirebilir veya bir eşyanın parçası ile saatlerce oturup uğraşabilir. Ek olarak ayak ucunda yürüme, yandan bakış, ağrıya dayanıklılık, yemek konusunda gıda seçimi vb belirtiler ile otistik çocuk diğer çocuklardan kolaylıkla ayırt edilir. Otizmin temel tedavisi eğitim olmakla birlikte erken tanı ve hastalığa başka sorunların eşlik edip etmediği önemlidir. Önemli olan anne babaların bu konuda uyanık olarak erken tanı ve tedavi açısından bilgili olmalarıdır. Uzm.Dr. Esra Özaydın |
Bebeklerde Uyku Düzeni Yeni doğan bebeğiniz ilk haftalarda günde 17-18 saat uyur. 3. ayda ise uykusu günde 15 saate düşer. Ancak bu uyku hiçbir zaman gece olsun gündüz olsun aralıksız olarak 2-3 saati geçmez. Böylece bu dönemde siz de hiçbir zaman 2-3 saatten fazla aralıksız uyuyamazsınız. Bu yazıda sizlere bebeklerin uykusu bu konusunda birkaç öğüt verilecektir. 0-3 ay: Yeni doğan bebeğiniz ilk haftalarda günde 17-18 saat uyur. 3. ayda ise uykusu günde 15 saate düşer. Ancak bu uyku hiçbir zaman gece olsun gündüz olsun aralıksız olarak 2-3 saati geçmez. Böylece bu dönemde siz de hiçbir zaman 2-3 saatten fazla aralıksız uyuyamazsınız. Ya beslemek için, ya altını almak için veya sadece oynamak için uykunuz mutlaka bölünecektir. Bu durum çoğu bebekte 5-6.aya kadar sürer.Bu süre içinde size düşen görev bebeğinizin uyku alışkanlıklarını yerleştirebilmek için alıştırmalara başlamaktır. Bebeğiniz uykusu geldiğinde gözlerini ovuşturmak, kulaklarını çekiştirmek gibi birtakım hareketler yapar. Bu hareketleri öğrenin. Bebeğinize gece ve gündüzün farkını öğretmeye başlayın.Buna 2 haftalıkken başlayın.Gündüz onunla oynayın, konuşun, ilgilenin. Gece uyku vakti geldiğinde ışıkları karartın, oynadığınız oyunları mümkün olduğunca yavaşlatın. Onun ilgisini çekecek tüm aktiviteleri sınırlayın. Çamaşır, bulaşık makinesi vs. aletleri çalıştırmayın. 6-8 haftalık olduğunda bebeğinize kendi kendine uyuma şansı tanıyın. Onu yatağına yatırın, uyutmak için çaba sarfetmeyin, kucağınıza almayın veya sallamayın. Böylece kendiliğinden uyumayı öğrenme şansı tanıyın. 3-6 ay: 3-4 aylık olan çoğu bebek günde 15 saat uyur. Bunun yaklaşık 10 saati gece, 5 saati ise gündüzdür. Eskisi gibi her 2-3 saatte bir uyanmamaktadır. Geceleri ancak bir kaç kez beslemek için uyanabilirsiniz. Gündüz uykuları ise 2-3 parti halinde yaklaşık 5 saat olacaktır.Bu dönemde: Bebeğinizin uyku saatlerini planlamaya başlayabilirsiniz. Geceleri 20- 20.30 sıralarında uyuması uygun olacaktır. Bu saatlerde bebeğiniz çok enerjik görünse de yatmasını sağlayın. gündüz uykularını da belli saatlere planlamaya çalışın. Yatma zamanı için bir takım alıştırmalar geliştirmeye çalışın. Onu yatırmadan önce oynadığınız oyunları yavaşlatın. Pijamalarını giydirin. Hikaye anlatın, ninni söyleyin. Işıkları azaltın. Bunu her gün yaparak bebeğinizin yatma saati geldiğini öğrenmesini sağlayın. Bebeğiniz gece uykusunu 10 saat uyuduktan sonra onu uyandırın. böylece gündüz uykularını da düzenli uyumasını sağlarsınız. 6-9 ay: Günlük uykusu yaklaşık 14 saattir. 7 saate yakın bir süre hiç uyanmadan uyuyabilir. Sabah ve öğleden sonra olmak üzere günde iki kez kısa süreli gündüz uykuları uyuması uyku düzeninin sağlanmasında faydalı olacaktır. Bu dönemde yatma zamanı için daha önceden geliştirdiğiniz alıştırmaların faydasını göreceksiniz. Artık önceden alıştırdığınız gibi pijamaları giydirdiğinizde, hikaye okuyup ninni söylediğinizde uyku zamanının geldiğini kabul edecektir. Her gün aynı saatte gündüz uykularına yatmasını sağlayın. Kendi kendine uyuyakalmasını sağlamaya çalışın. 9-12 ay: Bu aylarda muhtemelen bebeğiniz geceleri 10-12 saat ve gündüzleri iki kez yarım- 2 saat uyuyor olacaktır. Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır. 12-18 ay:Bu aylarda bebeğiniz günde 13-14 saat uyuyacaktır. 18 aylık olduğunda günde iki kez olan kısa gündüz uykularını öğleden sonraları yarım- iki saatlik tek uykuya indirebilir.Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır. 18- 24 ay:Geceleri 10-12 saat, gündüzleri 2 saatlik bir öğlen uykusu yeterli olacaktır. Bu aylarda çocuğunuz oluşturduğunuz alışkanlıkları yıkabilmek için çeşitli hilelere başvurabilir. Uzm.Dr. Esra Özaydın |
Bebeklerde Ateşle Gelen Havale Son zamanlarda salgın halini alan grip, herkeste yüksek ateş nedeni oluyor. Özellikle bebekleri olan aileler, ateşle gelen havaleden endişe ediyorlar. Gerek telefon ve gerekse mektupla bana ulaşan okurlarım arasında, bebeklerdeki yüksek ateş karşısında ne yapmaları gerektiğini soran okurlarım çok fazla. Bebeklerin hastalıklarını anlamak çok kolay değil. Derdini anlatamadıkları için, sadece ağlarlar. Genelde huzursuz ve çok ağlayan bir bebekte de ağlama da ipucu olarak değerlendirilmeyebilir. Eğer bebeğin yeme, içme ve uyuma alışkanlıklarında dikkat çekici bir değişme varsa, o çocuğun hasta olduğu düşünülür. Her hastalık ateş yükselmesine neden olmazsa da, bebeklerde ve küçük çocuklarda infeksiyon hastalıkları daha sık rastlandığı için, hastalıklarının büyük bir kısmında ateş yükselmesi olacaktır. Bu nedenle bebeğin ateşini ölçmek sağlığı hakkında bilgi verecektir. Cildin terli ve bebeğin hareketli olması nedeniyle, koltuk altı yerine makattan ateş ölçmek daha doğrudur. Eğer bir bebeğin makattan ölçülen ateşi 38 dereceden fazla ise, o bebekte yüksek ateş olduğunu kanıtlar. Ancak çoğu zaman ateşin yüksekliğinden çok bebeğin genel durumu daha da önemlidir. Ateşi normale yakın ama halsiz, devamlı uyuyan, mama yemek ya da süt içmek istemeyen bir bebek, 39 derece ateşi olmasına rağmen, canlı hareketli, beslenmesini sürdüren bir bebeğe oranla daha hastadır. Eğer iki aylıktan küçük bir bebeğin ateşi 38 dereceyi aşarsa doktora götürmek gerekir. İki aylıktan büyük bebek için doktora götürme sınırı 39 derece ateştir. Ancak daha düşük rakamlarda da olsa ateş, üç günden daha fazla sürüyorsa, doktora götürmek gerekecektir. Ateş yükselmesi vücudun savunma mekanizmalarından biridir. Vücutta virüs ya da bakteri cinsi bir hastalık etkeni olduğunu ve vücudun buna karşı tepki gösterdiğini kanıtlar. Ateş yükselmesi halinde hastalık etkenleri faaliyetlerini sürdüremez ya da ölürler. Bu nedenle ateş yükselmesi hastanın yararına bir durumdur. Ancak, yüksek ateşin devam etmesi, vücudun hastalığı yenemediğini gösterir. Hastalığın devam etmesi organlarda kalıcı bir bozukluk yaratabileceği için, müdahale edilmelidir. Doktor, yapacağı muayeneden sonra hastalığı teşhis edecek ve gerekli önlemleri alacaktır. Gerekli tedaviye başlamadan ateşi düşürmek yararlı bir davranış değildir.Ateşin, savunma sistemi için yararlı olduğunu belirttim ancak bunun tek istisnası, yüksek ateşle gelen havale nöbetidir. Beyin hücrelerinin normal dışı bir aktivite göstermesi sonucu ortaya çıkan, vücuttaki istemsiz kasılmalara, tıp dilinde konvülsiyon, halk arasında da havale adı verilmektedir.Tipik bir havale nöbetinde bebek şuurunu kaybeder, kol ve bacakları kasılır. Birkaç saniye sonra, kol ve bacaklarla yüzde ritmik kasılmalar olmaya başlar. Bir süre sonra da bütün belirtiler kaybolur. Havale nöbetleri genellikle 6 aylık ile 5 yaş arasındaki çocuklarda olur. Çoğu zaman yüksek ateş ile beraberdir. Ancak ateşin yüksekliği ile havale geçirme arasında her zaman bir ilinti yoktur. Yani bazılarında çok yüksek ateşte havale olmazken, bazı bebeklerde daha düşük ateşlerde bile havaleye rastlanabilir. Çocukların %4-5 inde hayatlarında en az bir kez havaleye rastlanırken, bunların yarısında bir kereden sonra havale görülmez. Eskiden, havale geçiren çocuklarda mutlaka beyin hasarı kalacağı düşünülürken, bunun doğru olmadığı artık anlaşıldı. Önemli olan havalenin kendisi değil, havaleye neden olan hastalıktır. Bu iyi tedavi edilmediği taktirde hasar kalabilir. Eğer bebeğin ateşi yüksekse, düşürmek için, giysilerini çıkartmak, başına ve göğsüne ıslak bez koymak, tüm vücudu serin su ile ıslatılmış bezlerle silmek yararlıdır. Havale geçiren bebekte, kolonya gibi alkollü maddeler kesinlikle kullanılmaz. Ayrıca ateş düşürmek için su dolu küvete sokmak da tehlikeli olabilir.Kusmaya başlarsa, yüzükoyun ya da yan yatırarak kusmuğun nefes borusunu tıkamasını önleyin.Nefes alması güçleşirse, alt çenesini hareket ettirmeye çalışarak nefes almasına yardımcı olun. Çoğu insan, havale geçiren kişinin dilini ısıracağını ya da yutacağını ve nefes yolunun kapanacağını düşünür. Dil ısırma olursa da çok önemli değildir. Bunu önlemek için ağzına elinizi ya da başka cisimleri sokmak tehlikeli olabilir.Eğer nefesi durursa, yapay solunuma başlamayın, kısa bir süre sonra kendiliğinden soluk alıp vermeye başlayacaktır. Havale nöbeti geçtikten sonra, bebeğin devamlı doktoru varsa, ona haber verin. Bebeği muayene etmek isteyecektir. Eğer bu doktora ulaşamıyorsanız, bir hastanenin acil kısmına götürün. Yukarıda da belirttiğim gibi, havaleye neden olan hastalık, çoğu zaman havaleden daha ciddi sorun yaratır. Uzm.Dr. Esra Özaydın |
Ani Bebek Ölümü Ani Bebek Ölümü Tıpta SIDS olarak adlandırılan su sorun, hiçbir bir neden olmaksızın ani bir şekilde bebeğin yaşamının sona ermesi olarak bilinir. Bebek ölümlerinde çokca rastlanan SIDS, bebek 12. ayını doldurana kadar ortaya çıkabilir. En çok ikinci ve dördüncü aylar arasında görülür. Dördüncü ayla onikinci ay arasında SIDS’e daha az rastlanır. Bir çok bebekte bu şekilde nedeni bilinmeyen ölümlerle karşılaşmak mümkündür. Özellikle erkek bebeklerde olduğu bilinmektedir ve kış aylarında daha çok rastlandığı da gözlenmiştir. Bu durumla karşılaşan bebeklerin büyük kısmınında uyuduğu sırada yaşamını yitirdiği bilinmektedir. Erken yaşlarda gebe kalan kadınların bebeklerinde SIDS'le karşılaşma olasılığı daha fazladır. Ayrıca alkol, ilaç ve sigara bağımlısı olan annelerin bebekleri de risk altındadır. Gebelik döneminde iyi beslenmeyen annelerde ve de ekonomik nedenler yüzünden geçim zorluğu çeken ailelerin bebeklerinde SIDS daha fazladır. Olması gerekenden çok daha kiloya sahip olan bebekler ile premature bebeklerde SIDS görülmesi de beklenebilir. Bebeklerde SIDS ile karşılaşmamak için uzmanlar tarafından bir takım öneriler verilmektedir. Bu tavsiyelere uyulduğu taktirde bebeklerde ki ölüm riskinin azaldığı gözlenmiştir. Oldukça önemli olan bu olay üzerinde fazlasıyla durulmalı ve duyarlı olunmalıdır. Ebeveynlerin bu uyarıları dikkate almaları yararlı olacaktır. •Gebelik dönemlerinde alınan gıdalara dikkat edilerek, sürekli olarak hekim kontrolünde olmak gerekir. •Önemli bir sorun olmadığı taktirde mutlaka bebeği emzirmelidir •Bebek doğduktan sonra sürekli hekim gözetiminde olmalı ve anlaşılamayan bir durum görüldüğünde de derhal hekimle irtibat kurulmalıdır. •Isı bebek için önemlidir. Bu nedenle bebek odasını sürekli orta derecede bir ısıda olmasına dikkat edilmelidir. •Bebek odasında sürekli temiz hava olmasını sağlamak gerekir. •Bebeğin odasında ya da bebeğin yer aldığı hiçbir yerde sigara içilmesine müsade etmeyin. Sigara içilen bölümlerde bebeğinizi bulundurmayın. •Bebeğin yatağının çok yumuşak olmasını izin vermeyin, bunun yerine sert bir yatak seçin. •Bebek çarşafını yatağın alt kenarına sıkıştırın ve büzüşmesini engelleyin. •Bebeğin yatağının sürekli temiz olmasını sağlayın. •Uyuma esnasında bebeğin yüzünü kapatmayın. •Bebeğin mutlaka sırt üstü yatması gereklidir, bu şekilde yatan bebeklerde SIDS olma oranı oldukça azalmıştır. •Bebeğin yatağında fazlalık hiç bir şey bulundurmayın. •Bebeği yatağın alt bölümüne değilde, üst bölümüne yatırın. •Bebek yatağının altına hiç bir şey sermeyin. |
VENTRİKÜLER SEPTAL DEFEKT VDS-ÇOCUKTA KALP DELİĞİ KÜÇÜK VENTRİKÜLER SEPTAL DEFEKT (VSD) Kalbin iki karıncığı arasındaki duvarda açıklık olmasıdır (Şekil 2). Bu açıklık vasıtasıyla sol taraftaki temiz kanın bir kısmı sağ tarafa geçer. Bu olay akciğer atardamarında hafif bir basınç yükselmesine sebep olabilir. Hastanın şikayetlerinin ciddiyeti ve tedavi şekli (ilaç veya ameliyat) büyük ölçüde açıklığın büyüklüğüne, yani buradan geçen kanın miktarına bağlıdır. Küçük VSD’li hastalarda genellikkle hiçbir çikayet görülmez. Tanı nasıl konulabilir ? Tanı genellikle herhangi bir nedenle doktora gidildiğinde muayene sırasında üfürümün duyulması ile tesadüfen konur. Kesin tanı çocuk kardiyoloji uzmanınca yapılan muayene ve ekokardiyografi ile konur. Tedavide ne yapılabilir ? Küçük defektlerde genellikle tedavi gerekmez. Ancak sünnet, diş çekimi, diş dolgusu gibi bazı girişimler öncesinde endokardite (kalbin iç tabakasının iltihabı) karşı koruyucu tedaviye ihtiyaç gösterirler. İleriye dönük yapılması gerekenler : Defektin kendiliğinden kapanma ihtimali olduğu unutulmamalıdır. Hasta doktorun önereceği belli kontrol aralıkları ile takibe gelmelidir. GENİŞ VENTRİKÜLER SEPTAL DEFEKT (VSD) Kalbin iki karıncığı arasındaki duvarda büyük bir açıklık olmasıdır Bu açıklık vasıtasıyla sol kalpteki temiz kan sağ kalbe, buradan da akciğerlere gider. Bu olay bir taraftan akciğer atardamarlarında basınç yükselmesine sebep olur, diğer taraftan artan kan akımı kalbin daha fazla çalışmasına ve daha fazla yorulmasına sebep olur. Tanı nasıl konulur ? Bu bebeklerde hızlı nefes alıp verme, özellikle emerken aşırı terleme, yeterli kilo alamama ve emme sırasında yorulma dikkati çeker. Tanı, muayene sırasında üfürüm duyulması ile ve kalp yetersizliği bulgularını belirleme ile konur. Bu hastalarda sık sık zatürre, bronşit gibi akciğer hastalıkları da sık görülür. Genellikle çocuk doktora hasta olduğunda götürüldüğünden, böyle ağır hasta ve huzursuz bir bebekte diğer bulgular zor farkedilir. Bu hastaların bir kısmı akciğer enfeksiyonu tadavileri ile kısmen düzelmekle birlikte, kesin tanı konulması bu nedenle çok gecikebilmektedir. Erken tanı için ülkemizde sağlıklı çocukların da doktor kontrolüne götürülmesi alışkanlığının kazanılması şarttır. Kesin tanı çocuk kardiyoloji uzmanınca yapılan muayene ve ekokardiyografi ile konur. Tedavide ne yapılabilir ? Kalbin çalışma gücü ilaç tedavisi ile arttırılmaya çalışılır. Çocuk büyüdükçe açıklığın küçülüp küçülmediğine bakılır. Düzelme saptanmayan hastalarda bu açıklığın cerrahi olarak kapatılması gerekebilir. Bazı hastalarda cerrahi öncesinde kalp kateterizasyonu yapılması gerekebilir. Cerrahi için uygun zaman genellikle 6 ay civarıdır. Açıklık bir yama ile kapatılıp, kan geçmesi engellenir. Ameliyatın az da olsa risk taşıdığı bilinmelidir. İleriye dönük yapılması gerekenler : Sünnet, diş çekimi, diş dolgusu gibi bazı girişimler öncesinde endokardite ( kalbin iç tabakasının iltihabı) karşı koruyucu tedaviye ihtiyaç gösterirler. Bu ameliyat olmuş hastalar için de 4-5 yıl süre geçerlidir. Hastaların belli aralıklarla doktor kontrolünde olmalı gerekir. |
RESPİRATUAR SİNSİSYAL VİRÜS HASTALIĞI --RSV Respiratuvar sinsitiyal virüs (RSV) iki yaşına kadar hemen hemen tüm çocukları enfekte eden çok yaygın ve bulaşıcı bir virüstür. RSV bebeklerde bronşiyolit ve zatürre gibi yaşamı tehdit eden şiddetli solunum yolu enfeksiyonlarına yol açar. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde ciddi salgınlar yapar. Yüksek riskli bebeklerde (prematüre bebekler, kalp, akciğer sorunlu ve bağışıklığı baskılanmış olan çocuklar) önemli oranda morbidite ve mortaliteye yol açar. Ayrıca bebeklikte geçirilen RSV ileri yıllarda reaktif hava yolu hastalığı (RAD- reaktive airway disease) gelişimine yol açabilir. Halen şiddetli RSV enfeksiyonunun etkili ilaç tedavisi olmayıp, enfeksiyon kontrolü ve önleme en etkili seçenekler olarak görülmektedir. İlk olarak 1956 yılında üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren bir şempanzeden izole edilmiştir. RSV çok bulaşıcı olup insandan insana temas ya da kirlenmiş eşyalarla bulaşır. Damlacık yoluyla bulaşma oldukça kısıtlıdır. Çünkü virüs aerosol içinde inaktive olmaktadır. Kuluçka süresi birkaç gün ile bir haftadır. Viral çoğalma bebeklerde ve bağışıklığı yetersiz kişilerde oldukça fazla ve uzun olup hastaneye yatırılmış bebeklerin virüsü 21 gün boyunca yaydığı gösterilmiştir. Sekretuvar ve serum antikorları koruyucu olup, internal viral proteine karşı hücresel immün yanıt enfeksiyonun sonlanmasını sağlar. İmmün yanıt humoral ve hücresel olmakla beraber doğal bağışıklık yetersiz olup reenfeksiyon sıktır. Ilık iklimlerde kış mevsiminde tropikal iklimde yağmurlu dönemlerde enfeksiyon sık görülür. Bebeklerin yarısı kış aylarında RSV ile enfekte olur. İki yaşına kadar hemen her çocuk enfeksiyona yakalanarak 24 aya dek %95 kanında antikor (+) olur. RSV’li bebeklerin %2’sinin hastaneye yatırmak gerekir. Bunların beşte biri solunum desteğine gereksinim duyar. Yüzde 1.5’i ölür. Dereli ve arkadaşları iki ay ve iki yaş arası 65 akut bronşiyolitli hastaneye yatan çocukta ve altı ay - sekiz yaş arası üst solunum yolu enfeksiyonlu 35 çocukta RSV seropozitifliğini araştırmışlar ve birinci grupta %29.2, ikinci grupta %11.4 olarak bulmuşlardır. Altı ayın altındaki çocuklarda şiddetli enfeksiyon için risk etmenleri vardır: Bunlar; prematüre doğum, immün yetmezlik ve kalp-akciğer hastalıklardır. Düşük sosyoekonomik durum daha yüksek atak oranına neden olur . Tanı Başlıca laboratuvar yöntemi respiratuvar sekresyonda virüsün saptanmasına dayanır. Bu testler bebeklerde erişkinlere göre daha duyarlıdır. Çünkü bebeklerde virüs saçılması daha uzun ve yoğundur. Klinik Belirtiler RSV enfeksiyonu çocukluk çağında en sık burun akıntısı, öksürük ve ateş ile karakterize üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde görülür. Virüs aynı zamanda krup, orta kulakiltihabı, bronşiyolit ve zatürreye yol açar. Bronşiyolit ve zatürre olgularında hastaneye yatış en sıktır . Radyografide havalanma fazlalığı, diffüz interstisiyel tutulum, peribronşial kalınlaşma ve kendiliğinden düzelen segmental atelektazi görülür . Tedavi Tam bir tedavisi olmayıp destekleyici tedavi uygulanır. |
| Saat: 18:58 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık