![]() |
Göz Denizi O gözlerin beni yakıyor ikiye ayırıyor Sanki bir parçamı alıp denize atıyor Tanrım niye gözler bu kadar etkiliyor Gözlerin denizindeyim çıkamıyorum Kayboluyorum içinde tutunacak yare arıyorum Ulaşmak ne zormuş bu derinliğe Feryat etmek geliyor içimden zamana Sevgiyi buldum göz denizinde Yakaladım ışığı öldürdü beni Tanrım dayanamıyorum ben bu güzelliğe Sanki içinde boğuluyor acılara gömülüyorum Gömün gözler beni derinlere Çıkarmayın ne olur ordan İçinde kaybolayım yıkanayım İçimdeki sevgi yağmurunu görün dostlar Sevgim içimde büyüyor Sığmıyor hiçbir yere Frenle kalp sevgiyi Korna çal karşıdan Gözler şahit olsun aşkımıza Ölelim bu aşk denizinde Yeniden yarat gözler ışığında. Gülçin Şahin |
benim payıma düşen ayrılıkmı bu sevdadan seni seviyorum sözlerin yalanmıydı yalan şimdi bana senden hatıra kalan kalbimi kanatan bir sürü yalan allah affetsede ben affetmeyeceğim senin gibi zalimi nasıl sevdim bilmem öleceğim hey dostlar kederimden şimdi bana senden hatıra kalan kalbimi kanatan bir sürü yalan görmüşler seni başkalarının kollarında ağlıyormuşsun beni soruyormuşsun ne oldu kandıramadınmı elleride benim gibi dönme sakın bitmedi içimdeki isyan şimdi bana senden hatıra kalan kalbimi kanatan bir sürü yalan uğur demir |
Islak Ve Gizli Bir Kurşun Yıldızlarla konuşurum Susmuşum Meryem gibi” Zemheriydi; Mahrem bahçelerde büyüyen tek lalemi boynundan koparıp gitmişti… Ardından yetim bıraktığı kalbimin güvercinlerini, ağlatarak, inleterek… Ben yağmurlardan kaçırmıştım gözlerimi… Kırık aynalarımdan seyrettim göğü günlerce… Kalbimin her köşesini dikenli ellerimle sıvadım yokluğunla… Ve asumandan nüzul olanın aşkına ben sana yalan söylemedim… Hayatın giyotinine gidip gidip gelmekten usanan kalbimde bu aşka mühür vuracak takat yok… Sükûtumsa üzerimde gezinen nazlı cümlelerin hatırı için. Öfkem kudurgan bir dalga gibi çarpıp duruyor dudaklarıma… Artık küskünüm yosun kokulu gözlerin renginde gecelere… Düşmesinler ömrüme haşiye, ben üstü başı imbat içinde kalmış acıdan öte bir şey murad etmedim… Mendilleri sallamıştım ardından umutsuzlukların… Yazgımı örtmüştüm efdal olan bir kelamla. Bir bir kefenleyip gömmüştüm ağrıyan yerlerimin hatıralarını… Bir tek gizlediğim faydasızlıklar kalmıştı geriye… Onları da en derinde saklamıştım… Bir daha çıkmamacasına. Sonra bir sabah ayazında çığ gibi haberler ulaştı suskunluk diyarından. Haberi ihtilal sarsıntılarıyla sarstı benliğimi… Berrak sularım yine boz bulanık aktı… Ben hep ziyan Ben hep isyan Oysa ne de çok alışmıştım şitaya ererken artık yalnız kalmaya. Ne çok sevmiştim hayalinle konuşmayı… Serçe kuşların dilini öğrenmiştim sen yokken. Sana onlarla haber yollardım da sen bir haberi çok görürdün bana. Ben yine de mutluydum… Ne güzeldi o anlar —ki ben umutsuzdum Bunca helezonlar ortasında bu rücu niye? Dilinde anlamını bilmediğim bir heyula! Aklında yine firar yine firar… Senden bana kana batık güller hediye Sonsuza kadar yut kelimeleri… Konuşma. Konuşursan kaypaklığına dudak bükecek melekler… Ellerin titremeyecek biliyorum. Biliyorum hiç üşenmeyeceksin kalbime hançeri basarken. Oysa hoyrat ellerim var demiştim sana. Varsın saçlarında ağyar elleri gezinsin Varsın gözünde iplik iplik olsun yağmurlar Varsın sen her geceni tutuştur benden aldığın korla Varsın sen de ağlama anlayamadan bir an umutsuzluğumu… Varsın sen de fütursuzca sal kalbime mermilerini Ben alıngan namluları okşarım yokluğunda Bir kurşuna yoldaş olur belki seni bulurum. MUSTAFA MERİÇ |
Bir mavi denizdeyiz şimdi seninle ak bir martı gibi umut ve sevinç yüklü gemimiz mutluluk rüzgarları vuruyor yelkenlerimize pupa yelken yol alıyoruz sabaha güneşli günlere çıkıyoruz mavi gecelere seninle güzelliklerin el değmemiş ormanlarındayız düşlenmemiş renklerin çılgınlığı var bakışlarımızda kulaklarımıza binlerce kuş sesi dökülüyor şiir cıvıltıları üşüşüyor saçlarımıza sevgi çelenkleri örüyor zaman içimizdeki ışıltılardan şiirlerle beslenerek, bir çiçek büyüyor tüm zamanların özlem bahçelerinden bütün küskün çocuklardan bir çocuk gülümsüyor geleceğe sevinçler bizim artık mutluluklar bizim aşkı içiyoruz su gibi yudum yudum hava gibi nefes nefes sevdamızı tüm sevgilerin üstüne koyup yelin suyla öpüştüğü kıyılara mavi gözyaşları bırakıyoruz kaldırıp duvağını gökyüzünün öpüyoruz tüm beyaz bulutları alnından dudakların dolunay oluyor, gözlerin yıldız uçuk bir mavide dansediyoruz sevgiyle sırılsıklam seninle sokaklar dolusu mutluluk çiçekler dolusu sevgi ekiyoruz güzelliğin doruklarına kanatlanmış atlar geçiyor rüyalarımızdan kardan çiçekler maviler boyu martılar uçuruyoruz gökyüzüne bir adem hava faslındayız şimdi seninle yeni bir rüya görüyoruz yeni bir bahar yeşeriyor tenlerimizde Yaşanmamış bir masalı yaşıyoruz şarkıların tılsımında bir yanı Mecnun masalımızın bir yanı Leyla bir yanı Yusuf bir yanı Züleyha güneşi, mehtabı, yıldızları içiyoruz tüm pınarlardan dudakların kalplere sığındığı bir adada binbir arzuyla köpürüp kabarıyor sular şiir’in yedirenk kumları vuruyor kıyılarımıza rüyada olsa güzeldir bir şiiri yaşamak kelebek kanatlarında bütün ihanetlerden arı, bütün çirkinliklerden uzak mavilere tırmanmak ince alımlı ayaklarıyla aşkın Nuri Can |
O gözlerin beni yakıyor ikiye ayırıyor Sanki bir parçamı alıp denize atıyor Tanrım niye gözler bu kadar etkiliyor Gözlerin denizindeyim çıkamıyorum Kayboluyorum içinde tutunacak yare arıyorum Ulaşmak ne zormuş bu derinliğe Feryat etmek geliyor içimden zamana Sevgiyi buldum göz denizinde Yakaladım ışığı öldürdü beni Tanrım dayanamıyorum ben bu güzelliğe Sanki içinde boğuluyor acılara gömülüyorum Gömün gözler beni derinlere Çıkarmayın ne olur ordan İçinde kaybolayım yıkanayım İçimdeki sevgi yağmurunu görün dostlar Sevgim içimde büyüyor Sığmıyor hiçbir yere Frenle kalp sevgiyi Korna çal karşıdan Gözler şahit olsun aşkımıza Ölelim bu aşk denizinde Yeniden yarat gözler ışığında. Gülçin Şahin |
Sadece Sevdim Bildiğim her şeyi bir yana atıp, Bütün yaşadıklarımdan hiç ders almadan sevdim seni. Sadece sevdim.. Sonra yeni şeylerle birlikte öğrendim seni. Sen en yenisi oldun öğrendiklerimin. En iyisiydin sevdiklerimin. Senden sonra bütün öğrendiklerimi sevdim; Gerçeklerin acı olduğunu öğrendim, Gerçekleri sevdim, Hasreti, sensizliği, gece çöken hüznü Öğrendim ve yine sevdim. Ben, Sadece sevdim.. İlker Çalışkan |
Ben ölmek için doğmadım, Her gece yürüyüşümde Bir yıldız kayar gökten, Ama hiç dilek tutmadım, Kehribar tesbih misal hep yıldızlar saydım Yalnızlıktan kaçıp ayın mehtabında dolaştım, Kendimi gizledim vefasız aynalarda Kamufle olup sessizliğe kaçtım, Ben kaçtım Ben gizlendim Ben sustum.. Ben ayrı dünya çocuğu, Her gece ayın doğuşunda Sancısını çekerim yalnızlığın, Sonra firari fikirle yıldızlar sayarım.. Kaçarım esaretine düşmekten yalnızlığın Gök kubbesi altında gizlenirim karanlığın Yürürüm gecenin kucağına susarım, Benim adıma doğan Her gündüz için Her güneş için, To be or not be Önemli değil, Her ne kadar asil bir eylem olmasa da Ben kaçarım Ben gizlenirim Ben susarım.. Ben ölmek için doğmadım, Her gece yürüyüşümde Bir yıldız kayar gökten, Ama hiç dilek tutmadım Kehribar tesbih misal hep yıldızlar saydım, Ben kaçtım Ben gizlendim Ben sustum.. Ben ölmek için doğmadım Ben ebedi yaşamak için öleceğim… Zafer Şık |
savrulur denizlere bir yığın yaprak senin saçların ibi sarı ve parlak örter mavisini engin denizlerin uykuya dalarcasına mahmur kirpiklerin Ramazan Adil Uysal |
Sana Aşık Olmak İçimden kopup gelen bir korkuydu sana aşık olmak. Dalgalarına kapılıp sürüklenmek bir sal gibi ufka doğru. Bu yüzden gecelere gizlerdim gözlerinin eşsiz ışıltısını. Geceleri dizelere gizlerdim sonra. Saçlarından yola çıkardım sessizce. Uzun ve yorucu bir yolculuk olurdu parmaklarıma. Yumuşak dokunuşlarda alevlenirdi dudakların. Dudakların İzmir Dudakların İstanbul Dudakların içimi ısıtan bir masaldı annemden dinlediğim. Bütün bir gün seni seyredebilirdim. Gözlerin gözlerimde yankılanırdı. Gözlerim sessiz çığlıklarla gözbebeklerine koşardı. Kaybolurdum. Her defasında çekip çıkarırdın beni acının derinleştirdiği dipsiz kuyulardan. Beni "SENİNleştirirdin". Dudakların ateş,dudakların volkan gibi yakardı. Ruhum yükselmek isterken ölüme, her defasında beni çeker alırdın. Dudakların alırdı beni,gözlerin alırdı. Benliğim olurdun. Yüreğim olurdun. Gökyüzünden bir parçaydın sen. En güzel maviden kesip almıştım seni. O günden beri sonsuzmuş gibi meydan okuyup her kıyamete, dilek yerine seni tutmuştum yıldız geçişlerinde. Her seni dilediğimde daha çok senin olmuştum. Uzaklardan,nehirlerden bir şarkı mırıldanıyor yalnızlık... Soğuk gecelerden biri Soğuk ve sensizlik dolu Saçların,ellerin yok yanımda Sensiz ölüm gibiyim... Gözlerinin dokunduğu her yer acıyor bebeğim. Biliyorsun sensin silemediğim aklımın en uzak köşelerinden. Sen gittin ve mutluluk ta kalktı tedavülden. İçimde öldüğün günden beri Geceler uzun Geceler, sonsuz düşler Ayrılan ve bir daha hiç birleşmeyen eller Bir gece "küçük bir hikayeyle biten" Ölümsüz sandığımız sevişmeler Gecelerden biri Bir son daha istiyor Tanrılar uzaklardan bir son daha Kurban aranıyor sonsuzluğa... Gökyüzünden bir yıldız kayıyor Dere kıyısındaki taşlar parıldıyor Ve her gece bir yıldız Bir ayrılık Bir yıldız Bir ayrılık Kaçamadım sensizliğimden, bu son dansın olsun bensiz... Ve Bu son şiirim olsun sensiz... Cengizhan Ferhat Çolak |
Öylesine önemli bir sırsın ki, yalnızca gölgemin bildiği. Öylesine derinlerdesin ki, Yalnızca gönlümün yetişebildiği. Öylesine önemli bir bilmecesin ki, adını bile anmadığım. Öylesine özelsin ki, Yalnızca rüyalarımda sakladığım. Öylesine masumsun ki, dokunmaya kıyamadığım. Öylesine bir yarsın ki, Sarılırken bile hasretimdin. Tüm bu düşündüklerim için hasret kaldığım gözlerinden öperek Senden özür diliyorum, beni affet. Hakan İnan |
| Saat: 04:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık