![]() |
Dört ayakları vardı Kendine has; Kimi zaman bir ahşap, kimi zaman bir plastik Kimi zaman da demirden bir çehreydi suratsız yüzü Kaç kıç kokladı Kaçını taşıdı omuzsuz sırtında Kaç tanesini devirdi deri kılıfında. Kimi zaman bir kahve çemberinde Masaya kardeş oldu, Kimi zaman lüks bir restauranda beyzade kimlikler Veyahut bir bar köşesinde kaçamak bakışların ikameti. Ayakta kalanlara hep uzak Makamını kaybedenlere tuzak oldu Bizim sandalye. |
Kalbe Düşen Damlalar Ah bitmeyen sabahın sıcak yarası! Seni okyanuslar ötesine Ne kadar da atmak isterdim Bir seninle tatmadan bu kahreden ayrılığı Yokluğun halen kanlı bir mızrap gibi dururken İçimde bir yerlerde Sen hasretleri taşıma acısına sürükleyip durdun beni Alışmak ne mümkün yokluğuna yokluklara Ve dayanmak kanlı mızraklara Gök kubbeye hıçkırıklarımı yolluyorum her akşamın Sabaha duran karanlıklarında Yetim sevdalar ağlar oldu sen gideli Ozanlar tele dokunmayı unuttu Mızrap ilk defa üşeniyordu bamteline dokunmaya Kalemler yazma grevine çoktan çıkmışlar İlham kapıları çoktan kapandı yüzüme Gözyaşlarının o masum ilikliği yalamaz oldu yanakları Gönlümün göğsüne taktiğin yıldızlar çok sönük yokluğunda Göz kırpmıyorlar artık bana. Ve inan bir ah koparsam yüreğimin derinliklerinden Fırlatsam onu göklere hepsini söndürecek. Yolunu kaybetmiş bir kayık misali Yokluğunun gurbet denizlerini. Bilemezsin sana ne kadar bu muhtaç Kararan bu bahtıma Bembeyaz bir fırça çekmeyecek misin Sen ey efsunlu rüyalarımın utanmaz güzeli Rüyalarıma gelmiyorsan kokunu gönder, Hasretini yolla rüzgarlarla Gözyaşlarını gönder bulutlarla Hıçkırıklarını ulaştır yağmurlarla Ulaştır ki ızdırabıma es ağlasın bu çorak gözler Canlansın bu çorak yüzler Ya da bir hasret türküsü uçur ta uzaklardan bu fani garibe Su batan güneşe yemin olsun ki işiteceğim Yeter ki bana bunu çok görme ceylan gözlü yar Kimsenin bulamadığı bu gurbet çölünde dolaşıp duruyorum Gönlüme bu koru atıp gittiğinden beri Yitirilmiş cennet yolundayım Sana geliyorum ama sensiz bir benle |
GECE BAŞLARKEN hiçbir zaman gitmeyeceğim yerlerde görmediğim ve adını bilmediğim çiçekler açar uçsuz bucaksız ovalarda bozkırın ortasında hiçbir zaman gitmeyeceğim yerlerde güneşler doğar ve akşamlar başlar görmediğim ve adını bilmediğim insanlar özlemi ve kavuşmayı yaşar doğumlar ve ölümler yan yana koşar masamda Nazım’ın şiirleri bana bakar ve ben dayayıp alnımı cama sönen bir günümün ardından geceme başlarım Atila IŞIK |
Kalbim Ellerinde çiçekler, Aşk kokuyor çiçekler. Gözlerinde bulutlar, Ağlıyor bulutlar. Kulaklarında nefesim, Sen diyor sesim. Dudaklarında dudaklarım, Seni söylüyor dudaklarım. Her yerinde dilim, Sadece seni söylüyor dilim. Teninde tenim, Sen kokuyor tenim. Gönlünde gönlüm, Seni seviyor gönlüm. Herşeyinde herşeyim, Sadece senin herşeyim. Kalbinde kalbim, Senin için atıyor kalbim... |
BEN VE SEN Ben toprağım, kızgın güneş altında kavrulan Sen yağmurumsun damla damla ferahlatan Ben geceyim, zindan karanlıklarda kaybolan Sen gündüzümsün, etrafıma ışık saçan Ben bir maziyim, acılarla dopdolu olan Sen umutlu yarınlarımsın, hüsranımı unutturan Ben bir bedenim; belirsiz, canlı mı cansız mı olan Sen nefesim, yudum yudum yaşama bağlayan Ben bir aşığım; gözü kör, kulağı sağır olan Sen bir meleksin, sevgiyle elimden tutan Ben bir tanrı kuluyum; çaresiz her şeye razı olan Sen benim güzel kaderimsin, şu alnıma yazılan Öyleyse sence mümkün mü benim sensiz yaşamam? Canan Halıcı |
Kalbim Unut Bu Şiiri Uğuldayan ve hep uğuldayan Bir orman kadar üşüyorum şimdi Yanlış rüzgarlar esiyor dallarımda Yanlış ve zehirli çiçekler açıyor Kanımda kocaman gözleriyle bir cığlık Su ve ses kadar beklediğim Ne kaldı geride,bilmiyorum Uzanıp uyumak istiyorum gölgeme Yine sarılmak o kocaman gozlerin Uğuldayan rüzgarlarına Bir acıyı yaşarım bi zehirden Çicekler üretirim kömür karası Uçurum kadar bir yalnızlık Yaratırım kendime,atlarım Anısı yoktur küçük rüzgarların Yapraklarım yok artık kuşlarım yok Büsbütün viran oldu dağlarım Ezberimdeki türküler de savrulup gitti Ömrümün karşılığı kalmadı sesimde Sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü Yanlış daha baştan yanlış Bir şiirdi bu,biliyorum Ye belki ömrümüzün yakın geçmişi Bu kadar doğruydu ancak, kimbilir Kalbim unut bu şiiri |
Beyaz Ağlamaktan kirpiklerimin gözlerime küstüğü, Rengini yitiren yorgun ve puslu ala gözlerime Yalnızlığımın karası düştüğünde karar verdim beyaz yaşamaya. Gündüzdeki karanlıları Gece rüyalarımda beyazla yoğurdum Yoldaş ettim onları. Savaşlarda barış olsun diye gösterdiğimiz bayraktaki beyazı, Son yolculukta, son kostüm olarak giyeriz terk ederken dünyayı. Güneşin rengiyle eşdeğerken Tarladan soframıza geldiğinde yediğimiz ekmeğin gölgesi de beyaz. Zifaf gecesine girmeden giydiğimiz Her genç kızın rüyası gelinlik Aynı gecede namusa serilen çarşaf beyaz. Gece, karanlığı ışıtan ay dede Gündüz, göklerde uçuşan bulut beyaz. Bayram günlerinde delikanlıların giydiği fiyakalı gömlek beyaz. Acısı, kanayan bir yara olan ayrılığın simgesi güller, Gözyaşımızı sildiğimiz kağıt mendiller, Baharın müjdecisi, aşk falı baktığımız papatyalar beyaz. Hırçın denizin sahile vuran köpükleri Güvertedeki subayın çaktığı selam Barış temsilcisi güvercinler beyaz. Bir kar tanesinin mevsime attığı imza Hiçbir zaman üşümeyen kardan adam Yollardaki şeritler Adana’da yetişen pamuk Van canavarina kardeş kedimiz beyaz. Yazdigim sekseninci şiirim, Yolun sonunda görmekten korktugum mezar taşim Zamana yenik düşen saçlarimdaki aklar beyaz. |
Kalbim&Kalbin Korkma! Bir tanem Susma! Sevdiğim Çekinme! düğümlenmesin boğazına boşuna Söyle! İçine dert olmasın Bırak! ne olacaksa olsun Bırak! inceldiği yerden kopsun ipler Bırak! zaman her şeyin ilacı mutluluğun için her şeye alışırım ben sadece bedenimdeki yürek kaldırmıyor heyecanımı yenemiyor artık !!! …… her türlü olumsuzluğa hazırladım kendimi seviyorsan da sevmiyorsan da söyle can Yeter ki ! kalbime zulmetme, zalim olma Biliyor musun? şu an yaşamıyorum zaten Niye mi can? Senin için yanan , Senin için tutuşan , Senin için başka yüreklerle vuruşan , Kalbim! Çarpmıyor! atmıyor! Durdu! İşte bu yüzden be can, işte bu yüzden .. …… Hayır ! hayır ! sakın ha, Korkma bir tanem, korkma! Sorumlusu sen değilsin inan Ve biliyor musun can ? her gece Allah’a dualardayım Günlerin azaplı olmasın , Donuk bir yüzün, gülmeyen siman olmasın her gece Allah’a dualardayım can Senin o güzel kalbin Çarpsın! Atsın! Durmasın! |
Neydi beni size böylesine bağlayan? Anlam verememiştim doğrusu. Sürekli sizi düşünmek, sizi görmeyi istemek. İncitmemek için merhaba bile diyememek… Günümü aydınlatan gözlerinizi özler oldum geceler boyu. Sesinize ses vermek istesem de çekindim hep. Gözleriniz gel diyor bana ama sözleriniz… Neden her adımda duraksıyorum, geri çekiliyorum. Sessiz, dilsiz bir çığlıksınız içimde. Çözemedim bir türlü, kimsiniz? Derken anladım bir gün, tanıdım sizi. Evet dedim, sizsiniz o. Yokluğunda yüreğine hapsolduğum, varlığında yitirmekten korktuğumsunuz… Kalbimi bıraktım avuçlarınıza, farkında değil misiniz? Ah birde siz kalbinizi bir parça aralayabilseniz… EDA BAYDAR |
Kalbimde Kanayan Yaramsın Sigaramın son nefesinde Seni ciğerlerime kadar çektim İçkimin son damlasında Seni içtim Sen kadehimdeki içkiydin Seni her içtiğimde sarhoş gibi oluyorum Sen silahımın namlusunda duran bir çift kurşunumdun Sen özgürlüğümdün benim İçimdeki çocuktun Kalbimde kanayan yaramdın benim Şimdi ne oldu Kadehimdeki son damla içkiyi içtin Namluda duran bir çift kurşunu kafama sıktın Özgürlüğümü elimden aldın İçimdeki çocuğu öldürdün Ve kalbimdeki kanayan yarağa bir avuç tuz bastın Şimdi yaşayan bir ölüden hiçbir farkım yok Ne yaşamdan zevk alıyorum Nede sevmekten Beni önce yaktın Sonra küllerimi her bir yere savurdun Ne bileyim ilerde belki sende seversin İnşallah seversinde Acı çekmenin ne olduğunu Geçte olsa anlarsın be insafsız |
| Saat: 04:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık