![]() |
Kırmızı Akşam vakti gök kırmızı Kıllarını aldığım kollarım kırmızı Şarap niyetine içtiğim vişne suyum kırmızı Savaşlarda su gibi akan kanlar Yüreklerde bıraktığı acılar Yitirilen aşklardaki kahramanlar kırmızı Boynumdaki atkım Sırtımdaki çantam Ayaklarımdaki papuçlar kırmızı Ayrılığın ardında süzülen gözyaşım kırmızı Güllerin çoğu Mezarlıktaki karanfiller Mezarın altındaki cehennem kırmızı Pazardan aldığım domates kırmızı Yemeğimdeki biberim Yeni yılda giydiğim donum Geçilmesi yasak olan ışıklar kırmızı Ateşli gecelerin sembolü Şehvetli dudaklar Dudaklardaki boyalar Boyalardan çıkan yalanlar da kırmızı Gökkuşağının yedi renginden biri kırmızı Masum köylü kızının yanakları Tokat yiyen bir kadının suratı Rüyalarımda gördüğüm spor arabalar Radyomda yanıp sönen ışıklar kırmızı Zifaf gecesindeki namus kırmızı Sevdalıya atılan oyalı mendiller Uğruna nice canlar verip Bedenden öte bildiğimiz Gökyüzüyle kardeş bayrağımız kırmızı Cigaramın ucu kırmızı Sevdasından kor olmuş delikanlının yaktığı ölüm ateşi Ardında bıraktığın Şu küçük kızın yüreği Hepsinden daha sana kırmızı Kalbimdeki emanetin de hala kırmızı |
Can Sevgili Sensizim,ağlıyorum yana yana. Ayrılık hançer saplıyor bağrıma. Untamıyorum seni,unutamam asla. Can sevgili,söyle nerdesin? Günler ay oldu yoksun yanımda. Sakallarım karıştı saçlarıma. Hayaller artık yetmiyor bana. Can sevgili,söyle nerdesin? Kendimden çok sevdim inan. Sensizliktir beni böyle yakan. Yaş değil kandır gözümden akan. Can sevgili,söyle nerdesin? Viran oldu gönlüm viran. Ayrılığı çekemiyor artık can. Yoluna ömrümü adadığım canan. Canım sevgili,söyle nerdesin? |
Yeşil Renklerin siraya girdigi dünyada Aslinda durulmasi gereken renk kirmiziyken Ben duruyorum yeşilde. Burcu burcu ormanlarinda geziniyorum Tonlarini sayiyorum Son nesil agaçlarin, Yapraklarinda su damlalari ararken Kirli havaya yenik düşen tozlari buluyorum. Bir zamanlar yeşil yapraklariyla kucaklarken dereyi Rengini suya veren, Sögüte tüneyen kuşlara soruyorum, tonundaki yeşili Bize özenip uçtular derken Kayboldugunu görüyorum gözlerindeki feri. Yaş kesen hani baş keserdi ya Şimdilerde baş kesmeyenleri koymuyorlar adam yerine Yalani da yok hani Kanayan yaralarimizdan biri de YEŞIL’ken Dolaşiyorken elini kolunu sallayaraktan Yeşiller karalar bagliyor renklerine. Onsekiz ayin kostümü yeşilken Kostümlerine kirmizinin bulaştigi Şehitlerimize vaadedilen cennet bahçeleri de yeşil. Yeni yilda soytariya çevirdigimiz çamlarimiz Üstünde her halti yedigimiz çimenlerimiz de yeşil. Geçilmesi yasak olmayan işiklar Zengin karilarin boynundaki dilsiz yakutlar Zeytin dalindaki bariş rengi Ölümün üstüne serilen rengimiz de yeşil. |
Korkmadan anlatacağım seni... Korkmadan anlatacağım seni Saçların kısrak yelesiyle karışık örülmüş Kızılderili bir dilber gibi Gözlerin nice korsan gemilerini batırmış bir deniz, Dudakların yaz sıcağında bir yayla esintisi Ve boyun bir cami minberi gibi yükselir Servi endam demiş üstadlar... Ellerin ya ellerin bir Budist tapınağındaki tütsü gibi Sarhoş eder kokusu. Korkmadan anlatacağım seni En muntazam çıplak Yunan heykeli çatlar Van Gogh mezarından çıkıp öteki kulağını da keser Galileo senin etrafında dönüyor der her şey Ampülü bulmaktan vazgeçer Edison İçi titrer ölmüş bütün şairlerin Kan ile gözyaşı karışır yazdıkları bütün mısralardan Korkmadan anlatacağım seni Kur'andan bir ayet gibidir sözlerin Yani Allah'a inanmasam Senden başka Tanrı yoktur derim. Çöl yıldızları altında bir Tuareg çadırıdır yüreğim Kumlar ve yıldızlar altında en çok sen varsın Ne yana dönsem,nereye baksam Senden başkası yok. Bütün mevcudat sensin Ama hiç bir şey sen olamaz. Korkmadan anlatacağım seni... |
Korkularimdaki Ben Tutamiyorum yillari avuçlarimda, Giden her yil, bir iz birakiyor saçlarimda. Üzüntülerim, belki sadece gözyaşlarimda, Sevinçlerim kahkahalarimda. Takvim yapraklari bile kalmiyor duvarda Biten her günün sonunda, Yirtip attigimiz takvim yapraklarina yansiyor yaşamdaki kavga. Önce, soluyor pembemsi olanlar, Sariya çaliyor renkleri. Işildayan gözler Birakiyor çerçevelere kendini. Sevgiyle, aşkla, dolu olan kalplere Yasaklaniyor heyacanlarin en güzeli. Önce, heyecandan yerinde duramayan ayaklar, Kendini her daim soguktan ve sicaktan saklar. Cabasidir, titreyen eller ve parmaklar. Canin bogazdan gelmedigini anlarsin yaş ilerledikçe. Bir gün bindiginde bir otobüse, Onbeşinden bir delikanli sana yer verince; Anlarsin saçlarindaki beyazin yerini, Titreyen ellerini, Tilsimini kaybeden gözlerini, Ve artik yorulan bedenini, Bir de anilarindaki seni... |
Resmin Şiiri Koskoca bir duvar, Karmaşık renklerle çizilmiş bir resim, Dip darbelerle sığ... Ve dibinde oluk, Akan boyalar, Belki de altına atılmış imza, Kökten yanlış bir yaşamın izleriyle bezeli bir ürün... Gözler içinde kulaklar, Eller yerinde diller, Ayaklar gölgesinde kalçalar, Göğüslerden süzülen kanlar, Ve göbekten sarkan Firavun başı... Ressam kim? Nasıl bir yaşam? Duvarın karşısında boydan bir ayna, Aynada duvar, Duvarda ayna, Duvarda insan, Sağ yanındaki kırık, Sol yanında bir kanat... Gökler yüzsüz kalmış, Yerler yersiz, Bir boşluk ki bu resim,renkler tonsuz... Çerçeveye herkes sığıyor, Ama ayna yalnız. Sıvayı örten de biziz, Olukta akanda... Yerde duran dizlerimiz, Duvarda aynaya, Aynada duvara karşı, Kime yalvarıyoruz? Kimden bu medet? Aynayı yapan da, Aynaya bakanda biziz... |
Çık dışarı yaşa çıkacağım dışarı şimdi sokaklara atarcasına kendimi unutmak için seni ve avunmak için insanlar göreceğim sokaklarda çokça yorgun yüzler umutsuz bakışlar göreceğim koşuşan oraya buraya düşünceler içinde arada gülen yüzler de göreceğim şüphesiz gözlerindeki bakışlar canlı zevk aldıkları belli yaşamdan yatıştıramayacak yine de hiçbir şey beni atacağım kendimi bir meyhaneden içeri kimse fark etmeyecek bile geldiğimi iki tek atınca bırak unutmayı yeniden başlayacağım hatırlamaya seni şimdi kim avutacak beni.. Enfal Törün.İzmir.29.07.2006 |
Sevinçten Öter Bülbülü Gül dalina konmuş bir bülbül gibi; Yâr ugruna gözden akitir seli. Hicranda yaktikça bir güzel peri Sabir şerbetiyle sunuyor gülü. Bölünür uykular bölünür gece, Vuslat arzulanir vuslat bilmece, Yâr bade sunuyor can hece hece Sevinçten duramaz öter bülbülü. Kader bir ilahi fermandir ferman, Zaman bir girdapta dönmekte zaman, Ögütür her şeyi dinlemez figan Şendir insan olsa dosdogru yolda. Bilmezsin ey "Peri" dolunay suda, Yikandikça hoştur güzel duyguda, Kar beyaz arzular mahur uykuda Geçtikçe yerinden oynar gönülü. Bir âlem mevcuttur aşikâr göze, Güzellik her şeyde işlenmiş öze, Bir nur gibi içten vurmakta yüze Muhabbet edebi söyletir dili. Ressam Halil, gaye gerçek bir sanat, Süslenir güzelle - güzeldir hayat, Bu yolda çekilen çileler servet Aşk için yaşadim, dediler; "Deli." |
DOSTLUK NEDİR Herhalde bir gösteriş, birine, aynı cinse, Kadınsan erkeğe, erkeksen kadına karşı kendini beğendirme çabası,bir moda,bir gelgeç ruh hali değil... Sempati.. İlgi.. Bağlılık.. Yüceltme.. Taçlandırma...Sorumluluk duyma.. Yürekten algılama. Bakışlarla anlaşma. Ses tonuyla destek verme. Kesintisiz ilişki.. D O S T L U K NEDİR? Kayıp olmaz, yitmez. Yoktan var olmaz bir duygu. Bunların hepsi bir araya gelip, zaman içinde gıdım gıdım birikerek dostluğun çimentosunu oluşturuyor. Gazetelerde okuyoruz. TV'lerde seyrediyoruz. Sağda, solda konuşmalarda adı geçiyor: Güzel yemek yeme dostu.. Edebiyat dostu. Türk Sanat Müziği dostu. Çocukların dostu.. Halkın dostu.. Dostluklar nasıl oluşuyor Unuttuk.. Bu hızlı kent hayatı dostluk duygusunu,aklımızdan aldı.. Yüreğimizden çaldı. |
Yırtılan Gecede Gece yırtıldı göğü gördüm şaşılası yakındı Yıldız toplardım çocuk olsaydım! gece yırtıldı denizi gördüm, bir alev topuyla geldi gölcük'te kavaklı'yı değirmendere'de sahili yutan dalgalar gece yırtıldı çaresizliği gördüm batacak bir gemiydi sanki ev öylesine korkunç sallandı ve bütün sesleri boğdu dipten gelen uğultu gece yırtıldı korkuyu gördüm savruldum oradan oraya ve inanılmaz bir aşkla sarıldım kırk yıllık karıma Ruşen Hakkı |
| Saat: 02:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık