![]() |
Bitmişlik.. Tükenmişlikle.. Gözlerin arasında bir yerdeyim... Ne yerdeyim...Ne gökte... Yalan söylemedim hiçbir zaman... Korkum vardı.. Titremekliydi hallerim.. Kalbim derin bir yaranın üzerine veriyordu acı acı nefeslerini.. Amaçsız yürüyordu ayaklarım yıllardır.. Derin bir yağmura çektin beni... Kelimelerini içtim..Sarhoş oldum.. Bir gece yarısı susuşlarına düşürmüştüm,bir damla gözlerimden.. Birde... ihanet mi? sorusuna veremediğim susuşlara.. Susarak.. susa susa.. Susadım günlerce.... ... Kapımın kilidi korkudan kapandı... Korkuları.. Acı , sızı ve özlemleri kilit yapmışım farkına varmadan kapılarıma... Şimdi ben bile açamıyorum yüreğimin kapısını.... Ve farketmeden... Sende bir kilit vurdun.... Adı neydi bunun?.. Yağmurda gözyaşımı..ihanetmi..Yokluk mu..? Bilemem.. Bilmekte istemem.. Tek hissettiğim.. Daha yolun başındayken hayatın.. Sonumu beklemem... Şemsiyemi açtım.. Bil istedim.. Yazdım... Yağmur yağarken.. ... Yağmur yağıyordu..Üşümüştün.. Nasıl oldu bilmiyorum... İçeri aldım seni.. Sessiz kaldık bir süre öylece.. Tozlu raflara,Unutulmuş kitaplara dokundu ellerin.. Durmadan bakınıyordun etrafa... Unutulmuş duygulara sebep aradın kalbimin her köşesinde.. Ve şimdi kilitli kapıları zorlar oldun.. İçimi acıtıyorsun.. Bu gece son... Dokunma yüreğime.. |
Yasa Elmalarda diş izi senindir bu dişlem yapıldı hanene gereken işlem melekler de tanık suçlusun işbu yasa hükmünce sen bir insanoğlusun insanoğlu MADDE BİR dünyaya gelmelidir MADDE İKİ sevmeli sevilmeli dünyayı cennetin kendisi bilmelidir MADDE ÜÇ yaşama sevgisinin kökleri gönlünde insanoğlu günün birinde ölmelidir dönmelidir dudaklarına buruk bir elmanın tadı (DÖRDÜNCÜ MADDE OKUNAMADI) işbu yasayı kim yürütür bilinmez bilinmeyen ellere karşı gelinmez 1954 |
Anlar Gibiydin Oysa sen, onlar gibi değildin... Anlar gibiydin. Zaman aktı, geldikleri gibi gitmesini bilen cinslerden. İnsanlar konuştu, uzun uzun ve sık sık. Gözlerim uzun süre gittiğin noktada bakakaldı, ayak izlerine. Kaybolmayan sevgin gibiydi gözlerim, yokluğunun aksine. Uzun zaman geçti. Sen biteli... Ve ansızın çekip gideli... Uzun zaman geçti. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar dakikalar. Yavaş aktı yokluğunu düşündüğüm anlardaki cümlelerim. Ve hiçbir şey diyemeyişim. Yavaştı zamanın akışı... Hiç kimseye benzetemediğim yanların içindi sende kalan suskunluğum. Ve en çok seni söylemekti, seni sana anlatmaktı doyasıya. Ve her iki cümle arasında hiç kimse olmayışının ifadesini anlatabilmekti her düşüm. Düşlerimi gerçekleştirdiğim kadar düştüm, giderken gözlerinin içinden... Dakikalar içinde, çok fazla öldüm. Her damla da tekrar tekrar öldüm... Ve sen beni anlayan gözlerinin aksine, beni tane tane terk ettin kendi içinde... Ve gittin. Ansızın bittin. Gidişinin ayak izlerinde seni izlerken, beni düşürdüğün son umudum geldi gözlerimin önüne... Anladım. Ben senin için. Hiçbir şey değildim. Hiç kimse de değildim. Son terk eden hep bendim, ayaklar altında kalan göz yaşlarımın ıslaklığında serinleyen her bir kum tanesiydim... Ölen bendim... Giden sen... Oysa sen, onlar gibi değildin... Anlar gibiydin. |
O Akşamin Boş Anisi Nedir bu akşamlarin çekiciligi? Iki köşenin ortasini istiyorum ben Bir cennet biri cehennem degil Bir ihtiyarin sevimli dansini unutamam O sevişler ve nazlardan kurtuldum Muradima ermek için Kara adamin gitar çalişma azmi gibi Gelemiyorum boynuna sarilmam için Hayat üç bölüme ayrildi Uyku, eglence ve iş oldu Sohbeti yaktim sonuna kadar Çünkü milyonlar kaybolmuş Ama benim unutamadigim sadece Siyah bir kaplumbaga Zaten kulakta bir bagriş Boş sözler ve karşimda kara renkler Birkaç parmak arasinda Kirmizi bir kitap ve çift beyaz kagit Yüreginin kolunu tutalim Eller görmesin benim iç yüzüm Çünkü ben kimim Ben de bilmiyorum Şu anda düşündügüm her şey ortada Sadece resimlerde degil Beyaz-mavi gömleklerden kurtulun Herkes benim gibi ve geceler gibi Karalara bürünsün Bir enstrümanin canli sesini özlemişim Ama feryat için ses kalmadi Ne yapsam tekrar tekrar nafile Zaten yürek efkarli Son olarak bu rüya degil Sadece bir realite Ama baş dik Ve dudak hala güler yüzlü. |
Aşk Seni Affetmeyecek Aşk seni affetmeyecek Boynu bükük anıların olacak dünden kalan Voltalar atamayacaksın dilediğince Suya karışmayacak gözyaşların Güneşle buluşmayacak dokunmaya kıyamadığım yanık tenin Aşk seni affetmeyecek Bir solgun çiçeğe su verememenin aşağılık duygusuyla kalacaksın Derin bir kuyunun içinde avazın çıktığı kadar bağıramayacaksın bile Kalbini sade bir organdan sayıp Ruhuna ruhsuzluk katacaksın Aşk seni affetmeyecek Bazen susup bazen konuştuğun sözlerin de olmayacak aşka Sen sevemeyeceksin kendinden başka Ve zamanın altında kalıp Mezar olacaksın İşte o zaman sen benim sevdiğim olmayacaksın |
O Büyük Aşk Bitti Artık Selam salmış o yar bana Beni halâ seviyormuş Saçı başı darmadağın Gözyaşları döküyormuş Yaptığından pişman olmuş Bana gelmek istiyormuş Bir benmişim gerçek seven Artık kabul ediyormuş Sevdikleri terketmişler Şimdi tek başına kalmış Kıymetini bilmemişler Benim kadar sevmemişler O büyük aşk bitti artık Hiç gelmesin orda kalsın Yaksın bütün resimleri Hiçbirşeyi bırakmasın |
Gül Açar Gönlümde Benim "Ateşten bir gömlek" dediler aşkı; Giydikçe gül açar gönlümde benim... Şen şakrak eğlenip el âlem meşki Duydukça gül açar gönlümde benim... Çile çektem çile içinde çile, Görmeden tutuldum ben bir güzele, Asırlar değil bir an gönüle Koydukça gül açar gönlümde benim... Yaz gününde korla kışın da karla, Eza vermek için yüklenip zorla, Bir bakış fırlatıp keskin hançerle Kıydıkça gül açar gönlümde benim... Narin parmak zarif gülü dererek, Alyanaktan izin alıp sürerek, Bir pul kadar bile değer vererek Saydıkça gül açar gönlümde benim... Yeter ki o gülsün sel olsa yaşlar, Ressam Halil, coşar yazmaya başlar, Ilahi manada mukaddes düşler Duydukça gül açar gönlümde benim... |
O Gün Doğar Ne kadar uçabilir bir martı Kırılmış kanatlarıyla Ve ne kadar savaşabilir bir savaşçı Kırılmış kollarıyla... Uçabilir maviliğe hasret martı Dövüşebilir yine de savaşçı Bir merhem sürer yaralara Zaman adında hünerli eczacı Gün doğar, gün batar Yine doğar gün, yine batar Ve O gün doğar Maviliğe, özgürlüğe çırpar, uzanır Beyaz kanatlar, yorgunluğu atmış kollar Yürekler özgürlük diye çarpar... |
yalnızlık senin o konuşkan kuşun hani hep duvarlara anlattığın hapislerden kalma sürgünlerden. yalnızlık senin o konuşkan kuşun bulutlar taşıdığın yakut sürahide begonyalar büyüten eski alışkanlık. yalnızlık senin o konuşkan kuşun kırk kapıdan geçmiş kırk kilitten. yaralı, dili lal, kanadı kırık vurulmuş başında bir yokuşun. |
Güneş batıp, kuşlar uçar giderken yuvalarına O da yüreği alabildiğine yorgun iç içe karışmış duygularıyla yürümeye başladı evine, sessiz Bir gecenin kapısını aralamak üzere.. İç çekişlerinin bastırılamaz isyanlarını derinliğine duyarak, Kulaklarında ki uğultularla Bir sağa bir sola bakarak daldı karanlık sokaklara... Düşündü yılların acımasızlığını Sevgi adına bulduklarını Onda kalan çaresizlikleri Her daim bekçiliğini yaptığı umutlarını Sonra,yağan yağmur gözyaşlarına karışırken Hudaklarını ısırdı haince.. Hatırlamak isterken onun adını Kuytu sokaklardan yürüyüp geldi evine Kapının anahtarını çevirirken Durdu, düşündü bir an,sonra gülümsedi.. Alıştığı ruh,aynada gördüğü yüzü Hatırlamıştı yıllar sonra, Onun Adı Hüzündü.. |
| Saat: 04:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık