MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -1- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/333-siir-nehri-1-arsiv.html)

Misafir 11 Ağustos 2006 10:36

Bitmişlik..
Tükenmişlikle..
Gözlerin arasında bir yerdeyim...
Ne yerdeyim...Ne gökte...

Yalan söylemedim hiçbir zaman...
Korkum vardı..
Titremekliydi hallerim..
Kalbim derin bir yaranın üzerine veriyordu acı acı nefeslerini..
Amaçsız yürüyordu ayaklarım yıllardır..
Derin bir yağmura çektin beni...
Kelimelerini içtim..Sarhoş oldum..
Bir gece yarısı susuşlarına düşürmüştüm,bir damla gözlerimden..
Birde...
ihanet mi? sorusuna veremediğim susuşlara..

Susarak..
susa susa..
Susadım günlerce....
...

Kapımın kilidi korkudan kapandı...
Korkuları..
Acı , sızı ve özlemleri kilit yapmışım farkına varmadan kapılarıma...
Şimdi ben bile açamıyorum yüreğimin kapısını....
Ve farketmeden...
Sende bir kilit vurdun....
Adı neydi bunun?..
Yağmurda gözyaşımı..ihanetmi..Yokluk mu..?
Bilemem..
Bilmekte istemem..
Tek hissettiğim..
Daha yolun başındayken hayatın..
Sonumu beklemem...

Şemsiyemi açtım..
Bil istedim..
Yazdım...
Yağmur yağarken..
...

Yağmur yağıyordu..Üşümüştün..
Nasıl oldu bilmiyorum...
İçeri aldım seni..
Sessiz kaldık bir süre öylece..
Tozlu raflara,Unutulmuş kitaplara dokundu ellerin..
Durmadan bakınıyordun etrafa...
Unutulmuş duygulara sebep aradın kalbimin her köşesinde..
Ve şimdi kilitli kapıları zorlar oldun..
İçimi acıtıyorsun..
Bu gece son...


Dokunma yüreğime..


Misafir 11 Ağustos 2006 10:38

Yasa

Elmalarda diş izi
senindir bu dişlem
yapıldı hanene
gereken işlem

melekler de tanık
suçlusun
işbu yasa hükmünce
sen bir insanoğlusun

insanoğlu


MADDE BİR
dünyaya gelmelidir

MADDE İKİ
sevmeli sevilmeli
dünyayı cennetin
kendisi bilmelidir

MADDE ÜÇ
yaşama sevgisinin
kökleri gönlünde
insanoğlu günün birinde
ölmelidir

dönmelidir dudaklarına
buruk bir elmanın tadı

(DÖRDÜNCÜ MADDE OKUNAMADI)

işbu yasayı
kim yürütür bilinmez
bilinmeyen ellere
karşı gelinmez

1954


Misafir 11 Ağustos 2006 10:49

Anlar Gibiydin

Oysa sen, onlar gibi değildin... Anlar gibiydin.

Zaman aktı, geldikleri gibi gitmesini bilen cinslerden. İnsanlar
konuştu, uzun uzun ve sık sık. Gözlerim uzun süre gittiğin noktada
bakakaldı, ayak izlerine. Kaybolmayan sevgin gibiydi gözlerim,
yokluğunun aksine.

Uzun zaman geçti.
Sen biteli...
Ve ansızın çekip gideli...

Uzun zaman geçti. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar dakikalar.
Yavaş aktı yokluğunu düşündüğüm anlardaki cümlelerim. Ve
hiçbir şey diyemeyişim. Yavaştı zamanın akışı...

Hiç kimseye benzetemediğim yanların içindi sende kalan
suskunluğum. Ve en çok seni söylemekti, seni sana anlatmaktı doyasıya. Ve her
iki cümle arasında hiç kimse olmayışının ifadesini
anlatabilmekti her düşüm. Düşlerimi gerçekleştirdiğim kadar düştüm,
giderken gözlerinin içinden...

Dakikalar içinde, çok fazla öldüm.
Her damla da tekrar tekrar öldüm...
Ve sen beni anlayan gözlerinin aksine,
beni tane tane terk ettin kendi içinde...

Ve gittin. Ansızın bittin. Gidişinin ayak izlerinde seni izlerken,
beni düşürdüğün son umudum geldi gözlerimin önüne...

Anladım. Ben senin için. Hiçbir şey değildim. Hiç kimse de
değildim. Son terk eden hep bendim, ayaklar altında kalan göz
yaşlarımın ıslaklığında serinleyen her bir kum tanesiydim...

Ölen bendim... Giden sen...

Oysa sen, onlar gibi değildin...
Anlar gibiydin.


Misafir 11 Ağustos 2006 10:50

O Akşamin Boş Anisi

Nedir bu akşamlarin çekiciligi?
Iki köşenin ortasini istiyorum ben
Bir cennet biri cehennem degil
Bir ihtiyarin sevimli dansini unutamam
O sevişler ve nazlardan kurtuldum
Muradima ermek için
Kara adamin gitar çalişma azmi gibi
Gelemiyorum boynuna sarilmam için
Hayat üç bölüme ayrildi
Uyku, eglence ve iş oldu
Sohbeti yaktim sonuna kadar
Çünkü milyonlar kaybolmuş

Ama benim unutamadigim sadece
Siyah bir kaplumbaga
Zaten kulakta bir bagriş
Boş sözler ve karşimda kara renkler
Birkaç parmak arasinda
Kirmizi bir kitap ve çift beyaz kagit
Yüreginin kolunu tutalim
Eller görmesin benim iç yüzüm
Çünkü ben kimim
Ben de bilmiyorum
Şu anda düşündügüm her şey ortada
Sadece resimlerde degil
Beyaz-mavi gömleklerden kurtulun
Herkes benim gibi ve geceler gibi
Karalara bürünsün
Bir enstrümanin canli sesini özlemişim
Ama feryat için ses kalmadi
Ne yapsam tekrar tekrar nafile
Zaten yürek efkarli
Son olarak bu rüya degil
Sadece bir realite
Ama baş dik
Ve dudak hala güler yüzlü.



Misafir 11 Ağustos 2006 10:55

Aşk Seni Affetmeyecek



Aşk seni affetmeyecek
Boynu bükük anıların olacak dünden kalan
Voltalar atamayacaksın dilediğince
Suya karışmayacak gözyaşların
Güneşle buluşmayacak dokunmaya kıyamadığım yanık tenin

Aşk seni affetmeyecek
Bir solgun çiçeğe su verememenin aşağılık duygusuyla kalacaksın
Derin bir kuyunun içinde avazın çıktığı kadar bağıramayacaksın bile
Kalbini sade bir organdan sayıp
Ruhuna ruhsuzluk katacaksın

Aşk seni affetmeyecek
Bazen susup bazen konuştuğun sözlerin de olmayacak aşka
Sen sevemeyeceksin kendinden başka
Ve zamanın altında kalıp
Mezar olacaksın
İşte o zaman sen benim sevdiğim olmayacaksın


Misafir 11 Ağustos 2006 10:57

O Büyük Aşk Bitti Artık

Selam salmış o yar bana
Beni halâ seviyormuş
Saçı başı darmadağın
Gözyaşları döküyormuş

Yaptığından pişman olmuş
Bana gelmek istiyormuş
Bir benmişim gerçek seven
Artık kabul ediyormuş

Sevdikleri terketmişler
Şimdi tek başına kalmış
Kıymetini bilmemişler
Benim kadar sevmemişler

O büyük aşk bitti artık
Hiç gelmesin orda kalsın
Yaksın bütün resimleri
Hiçbirşeyi bırakmasın


Misafir 11 Ağustos 2006 11:19

Gül Açar Gönlümde Benim



"Ateşten bir gömlek" dediler aşkı;
Giydikçe gül açar gönlümde benim...
Şen şakrak eğlenip el âlem meşki
Duydukça gül açar gönlümde benim...

Çile çektem çile içinde çile,
Görmeden tutuldum ben bir güzele,
Asırlar değil bir an gönüle
Koydukça gül açar gönlümde benim...

Yaz gününde korla kışın da karla,
Eza vermek için yüklenip zorla,
Bir bakış fırlatıp keskin hançerle
Kıydıkça gül açar gönlümde benim...

Narin parmak zarif gülü dererek,
Alyanaktan izin alıp sürerek,
Bir pul kadar bile değer vererek
Saydıkça gül açar gönlümde benim...

Yeter ki o gülsün sel olsa yaşlar,
Ressam Halil, coşar yazmaya başlar,
Ilahi manada mukaddes düşler
Duydukça gül açar gönlümde benim...


Misafir 11 Ağustos 2006 11:21

O Gün Doğar

Ne kadar uçabilir bir martı
Kırılmış kanatlarıyla
Ve ne kadar savaşabilir bir savaşçı
Kırılmış kollarıyla...

Uçabilir maviliğe hasret martı
Dövüşebilir yine de savaşçı
Bir merhem sürer yaralara
Zaman adında hünerli eczacı

Gün doğar, gün batar
Yine doğar gün, yine batar
Ve O gün doğar
Maviliğe, özgürlüğe çırpar, uzanır
Beyaz kanatlar, yorgunluğu atmış kollar
Yürekler özgürlük diye çarpar...



Misafir 11 Ağustos 2006 11:30

yalnızlık senin o konuşkan kuşun
hani hep duvarlara anlattığın
hapislerden kalma sürgünlerden.

yalnızlık senin o konuşkan kuşun
bulutlar taşıdığın yakut sürahide
begonyalar büyüten eski alışkanlık.

yalnızlık senin o konuşkan kuşun
kırk kapıdan geçmiş kırk kilitten.

yaralı, dili lal, kanadı kırık
vurulmuş başında bir yokuşun.


Misafir 11 Ağustos 2006 11:30

Güneş batıp, kuşlar uçar giderken yuvalarına
O da yüreği alabildiğine yorgun
iç içe karışmış duygularıyla yürümeye başladı evine, sessiz
Bir gecenin kapısını aralamak üzere..
İç çekişlerinin bastırılamaz isyanlarını derinliğine duyarak,
Kulaklarında ki uğultularla
Bir sağa bir sola bakarak daldı karanlık sokaklara...
Düşündü yılların acımasızlığını
Sevgi adına bulduklarını
Onda kalan çaresizlikleri
Her daim bekçiliğini yaptığı umutlarını
Sonra,yağan yağmur gözyaşlarına karışırken
Hudaklarını ısırdı haince..
Hatırlamak isterken onun adını
Kuytu sokaklardan yürüyüp geldi evine
Kapının anahtarını çevirirken
Durdu, düşündü bir an,sonra gülümsedi..
Alıştığı ruh,aynada gördüğü yüzü
Hatırlamıştı yıllar sonra,
Onun Adı Hüzündü..



Saat: 04:36

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık