![]() |
O Gece Sen Gidiyordun O gece sen gidiyordun Yıldızlar bir bir düşüyordu Günlerden bir yaz gecesi Ama kalbim üşüyordu O gece sen gidiyordun Bir aşk daha bitiyordu Buz gibiydi ellerin Ayakların titriyordu O gece sen gidiyordun İçimde dağlar yıkılıyordu Sanki bütün mermiler Üzerime sıkılıyordu O gece sen gidiyordun Yollar sana küsüyordu Yüreğimde bir ihtilal Dudaklarım susuyordu O gece sen gidiyordun Oysa gölgen duruyordu Kimsesizdim pencereme Binlerce sen vuruyordu O gece sen gidiyordun Yeni bir son başlıyordu Gururum direnişte Duygularım çıldırıyordu O gece sen gidiyordun Bütün denizlerim yanıyordu Böyle bir ayrılığa Ölü kuşlar ağlıyordu O gece sen gidiyordun Ama kimse bilmiyordu Olacak şey miydi bu Dünya hala dönüyordu Hayat devam ediyordu |
Bir Veda Havası Vakit tamam!.. seni terk ediyorum. Bütün alışkanlıklardan Ve bütün sıradanlıklardan öteye, Yorumsuz bir hayatı seçiyorum. Doymadım inan, Kanamadım sevgine... Korkulu geceleri sayar gibi, Deprem gecesinde bir yıldız, Birdenbire kayar gibi; Ellerim kurtulacak ellerinden, Bir kuru dal, ağacından Çatırdayıp kopar gibi... Aşksa, bitti... Gülse, hiç dermedik. Bul kendini kuytularda, hadi dal! Seninle bir bütün olabilirdik... Hoşça kal gözümün nuru, Hoşça kal... Vakit tamam!.. seni terk ediyorum. Bu, kırık ve incecik Bir veda havasıdır. Tutuşan ellerimden Parmak uçlarına değen sıcaklık, İncinen bir hayatın yarasıdır... Kalacak tüm izlerin hayatımda. Gözümden bir damla yaş, Sızlayıp resmine aktığında; Bir yer bulabilsem keşke Bir yer, seni hatırlatmayan; Kan tarlası gelincik şafağında... Ölümse, korktun. Savaşsa, hep kaçtın... Vur kendini kuşkularda, hadi al! Sen bir suydun oysa, Sen bir ilaçtın... Hoşça kal canımın içi, Hoşçakal... Yusuf Hayaloğlu |
Bu kalabalığın içinde yapayalnız hissetmektense Dünyanın bir ucunda tek başımayım Kir göstermeyen renkleriniz sizin olsun korkmaktansa Bulanıklığın tam içinde bir başımayım Benim belki de gizli bir bildiğim var Elbette ağlarım benim can kırıklarım var Senin gördüğün yanağımdan süzülenler Asıl içimde, içinde yüzdüğüm bir deniz var |
O Duygu Duygu'ya Yalan... Yalan bu gülücükler, yalan bu neşe Hayatı kandırmak istercesine yazılmış bir oyun Sahne alıyor şimdi... Gözlerimdeki parıltılar aldatmasın seni Arkasına saklanmış binlerce korku, binlerce hayal kırıklığı Ve milyonlarca sana olan sevdam anlatır Ne zor günler geçirdiğimi Ve avucuma alamadığım, sevmeye kıyamadığım Hasretinden gözyaşlarına bulandığım o küçük kelebeğin Başkalarına kanat açışını Duygular yalancıdır Hele adına sevmek denilen, aşk denilen bu duygu Ah bu DUYGU Tamamiyle yalan Sadece üzerime çullanmış onlarca güzel şeyin birikimi Aslında, ben aslında sevmiyorum seni Ben sadece... Ne gerek var ki Nasıl olsa Bu da yalan... Yetti be şair, ne bu hep yalan, hep yalan Yalandan başka şeyden anlamaz mısın sen? Anlarım elbet... Anlarım da ne yapayım? Yalan, gönül penceremi buğulayan buhar Yalan söyler dostum olan geceler Yalan doğan güneş, yalan kayan yıldızlar Sağımda, solumda, her tarafımda yalanlar var Oysa ne kadar kolay cümle trenlerini yalanlarla doldurmak Hiç acı vermiyor bir çırpıda fırlarken ağzımdan Ama gerçekler Ah o gerçekler ve o DUYGU İkisi de birbirinden fazla acı yüklerler ruhuma Gerçeklerden korkmazdım, ta ki O girinceye kadar hayatıma... Daha neleri düşman etti bana Daha ne dostları boşverdim onun nefesi uğruna Soldu bahçemde çiçekler Kurudu çağlayanlar, nehirler Bir kıskaç gibi sürekli sıkışan göğsüm artık vazgeçti Yaşamaya çalışmaktan Ama bu yorgun kalbim vazgeçmedi onu görmeye Onu bir kez daha duymaya uğraşmaktan Gerçekleri istiyordun benden ey hayat İşte bendeki en sağlam gerçekler Al, uzaklaştır ne olur hepsini yanımdan Bana kalsın yalnız sahte düşler Bir de o DUYGU olsun, bana yeter... |
Gece Kuşu Kaçtık kentin bizi sarmayan sesinden denizin kış artığı sessizliğine izlendiğimizi biliyorduk, hem de kendimiz kendimizi bir umut, bu kez böyle olmayabilir ve öteki susar bağışlarız biz bizi gece kuşu aynı zaman aralığını kullanıyor çığlığını boşaltırken yeryüzüne yüreğin ve saatın kullandığı aralığı yıkılmış köyleri, göçmüş olanları yollarda çocukları, ruhlarını o doğulmuş yerde bırakılmış gözlerinin ardı boşalmış yaşlıları erkekleri, utangaç kadınları, öfkesi kendini bitiren onları onları onları taşıdığımızı her çığlıkta yeniden anımsaya çoğalta. yargılanmış, hükmü hayatına düşülmüş biri halinde.. gece acı azığımızı paylaşıyor bizimle uyumuyor uyutmuyor uslu durmuyor oysa güller vardı önce aklımızda iğdeleri gördük zambakları da ayartıldığımız güzel kokulara kök edinmiş aşka, derin buluşmaya biz onları bulurduk bulmasına gece, kuş çığlığı yüreği çıldırtan aralıklarla yiten dinginlik -gündüzü bekledik |
DÜN GECE Dolaştım dün gece şehrin tüm sokaklarını Dolaştım adım adım Eski günleri aradım her adımda Seni bulacağımı sandım her sokak başında Çıkarsın sanıyordum bir ümit karşımda Gülersin diye bekledim o yosun gözlerini Gecemin karanlığını aydınlatırsın diye bekledim Senin yerine boş ve karanlık sokaklar çıktı karşıma Yoldaki taşlara döktüm içimi Yıldızları ,ayı boş sokakları seyrettim senin yerine Yoları suladım göz yaşlarımla SENİ ARARKEN DÜN GECE...!!! |
Bir Anka Kuşu Yüzlerce soğuk namlu Üzerime çevrildi. Yüzlerce demir tetik Aynı anda gerildi! Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular. Öpmeye kıyamadığın, Dal gibi oğlun yere serildi... Üşüştü birer-birer Çakallar üzerime. Üşüştü dört bir yandan, Göğsüme, ciğerime. Anne, beni leş gibi Yiyip talan ettiler. Teşhis edilmem için Parçamı koydular önüne... Ben bu acılar ülkesinin İnsana reva görülen Bütün acılarını tattım. Aç yattım, ekmeğime sabır kattım. Beni milyon kere dövdüler üst-üste! Ben bu yolu, kendim seçtim anne, Ben ömrümü kendim kanattım... Geceler tanır beni, Konarım, göçerim ben. Geceler tanır, kan damlar içerim ben. Anne, sen beni unut, karanlığın bağrında. Kırmızılar ekerim, Siyahlar biçerim ben.. Suçüstü yakalandım, Bölüşürken kalbimi. Suçüstü kelepçeyle yardılar bileğimi. Anne, ben diyar-diyar, umudun savaşçısı.. Bir tutam sevgi için Dağladım gözlerimi!.. Prometheus'tum zincire vurulurken dağlarda, Ciğerimi kartallara yedirdim. Spartaküs'tüm, köleliğin çığlığında, Arslanlara yem oldum, tükendim. Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum, Kerbela çölünde Hüseyin. Zindanlarda Cem Sultan, Sehpalarda Pir Sultan. Ve Madımak'ta otuzyedi can... Kaçıncı yok oluşum, Kaçıncı var oluşum bu? Tanrılardan ateş çaldım Yüzyıllarca tutuştum, üst-üste yandım. Bir anka kuşu gibi anne, Bir anka kuşu gibi; Kendimi külümden yarattım.. Yusuf Hayaloğlu |
Sen hiç sabahın altısında sevdin mi?.. Bir kaç saat önce soytarılık yaparken; eğlenceden, neşeden edindiğin maskeyi, aylar sonra göz yaşlarınla düşürdün mü?.. Utandın mı kendinden? Meteoroloji illa ki kar beklerken doğan günde, hiç durmaksızın yağan yağmurdan çekindin mi?.. Ve merak ettin mi, nereye gidiyor bunca göz yaşı, bunca yağmur?.. Yaşanılan ne varsa sıraya giriyordu sanki... Söküp atsam... Her neredeyse deşip çıkarsam... Yoook... Yoook kalsın orda!.. Unutmadan bu telaşı... Yağan yağmuru... Birikmiş anıları... Eve koşmalı... Sen hiç sabahın altısında kaleme kağıda sarılıp yazdın mı?.. Uykunun en sıcak yerindeyken bir çoğu, belgeledin mi yalnızlığını... Yürümek geçti mi aklından Fethiye Caddesi boyunca?.. Yağmur olmak istedin mi?.. Kimse duymayacak nasıl olsa... Bağıra bağıra ağlamak düştü mü usuna?.. Sen hiç sevdandan tiksindin mi?.. Hayasızca umutlandğın için... Bittiğini kabullenemediğin için... Ve lanet ettin mi böylesine bir bahta?.. Sen hiç şükretmenin keyfini ıska geçtin mi?.. Uykuların zehir zıkkım oldu mu?.. Sen hiç............. Hiç! |
Beyaza Dönsün Diye Devran Yanlış susuyorsun - gözlerin ağıt - maviye bak. Bir bugün mü, başında bunca bela. Hatırla, bulut değildi, umut hiç değil üstümüze abanan - isli duman. Biz ki milattan önce, milattan sonra acı kara yıllar devşirdik sabırla beyaza dönsün diye devran. Kimi zaman bir çığlıkla çıktık, çığ altından bir çığlıkla yıktık surları kimi zaman. Biz ki nice tuzaklardan, sunaklardan korlardan, korsanlardan kurtulan kurban. Yanlış susuyorsun - gözlerin ağıt - maviye bak. Sesin gökyüzüne akan ulu bir çavlan susma, zamanın durağı yok. yok tarihin molası. Bırak sesin gökyüzüne aksın, yıkasın yıldızları. Kapama şarkını, şarkını kapama durma öyle kendine uzak. Yanlış susuyorsun - gözlerin ağıt - maviye bak. Değer kıyımlarına en soylu yanıt şarkıyla güneşe köprü kurmak. |
ÇOK UZAKLARDAN Gün gelecek tek kalacaksın... Birkaç mısra doldururken; Birden gözlerin dolacak amansız... Aynanın karşısındaki yüz utanacak senden; İşte o zaman hayatla en büyük mücadeleni vereceksin... Her çırpınışta yavaş yavaş dibe doğru ineceksin; Göreceksin..! Vicdanın yüreğini saracak, sarsacak; inleyeceksin... İçtiğim her sigara duman duman haykıracak seni bana; Sana verdiğim karagül mutlaka anlatacaktır beni sana Ve vakit geçtikçe gözlerin iflas edecek... Birden bir huzur dolacak için; Süzülürcesine yükseldiğini hissedeceksin... Minik bir tebessüm gülü açacak yüzünde; Sevineceksin..! Aniden gözünü açıp, göreceksin... Yanımdasın, Cenettesin... |
| Saat: 04:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık