![]() |
Viran Kalpler Sokağı Yani o ne ki sanki -o- ağzında kahkaha çiçeği öyle geçilmez viran kalpler sokağından Bak bu sokak adından belli bu ad bu sokağa sebebsiz verilmedi Seninse saçların SAMSON güzelliğin APOLLON sırtındaki parka değil, marka zaten marka konuşuyorsun baştan ayağa -babam sağolsun- burcun sağlam, yıldızın parlak şanslı doğmuşsun aslanım, şanslı doğmuşsun cebinde bol sıfırlı çekler halay çekiyor sende kafayı çekiyorsun gece gündüz neşen gıcır, keyfin keka Allah ziyade etsin, ama başka hayatlara hiç mi saygı yok sende dikkatini süsünden ayırda biraz durup şöyle etrafına bir göz at bak bakalım var mı burda sendeki şatafat burda bahar gelmeden başlar güz işte tanı bu gençleri YETER-KADER-HİCRAN-NALAN-GARİP-FAKİR kimi yetim kimi öksüz hepsi alacakaranlıkta işe gider gelir kavruk yapılı gözleri sönük, avurtları çökük Sen de nisbet yaparcasına iriyarı, besili şen şakrak haşarı, uçarı, aylak bir de ağzında kahkaha çiçeği üstüne üstlük Ne sakar şeysin sen öyle koskoca kentte başka yer yokmuş gibi tut da bu sokağa tosla Bundan böyle besmeleyle çık yola Hadi aslanım bas git, sana uğurlar ola bas git havanı başka iklimlere at koskoca kentte sokak mı bulamadın burda almazlar cakanı git de kendin gibi çakallara sat Bu sokak adından belli Bu ad bu sokağa sebebsiz verilmedi |
Sensiz Sabah Olmuyor Burada hep aynı şeyleri yapıyorum Seni tanımayan kimse kalmadı. Herkes gözlerinin ela olduğunu, Başıma aşk diye bela olduğunu biliyor. Ve herkes, her sabah, daha uyanır uyanmaz , Benim dün gece sabaha kadar resminle ne konuştuğumu soruyor. Ama dün gece olan oldu… Bana yeni bir resmini gönder, Bendeki göz yaşımda boğuldu. Olmadık şeyler geliyor aklıma En kötü yanı bu olmalı yalnızlığın Sevdiğimden adım gibi eminim ama… Yinede bir kurt kemiriyor içimi Ya bıraktığım gibi bulamazsam seni, Ya hüznün elleri, tutmuşsa ellerini… Sabah ezanları okunuyor. Dualar ediyorum. Nasıl olsa gün geçer, İçim rahat olsun…. Bana bir haber gönder, haber gönder… Sensiz sabah olmuyor, Uyanıyorum ansızın Sensiz gün doğmuyor, Yalnızım çok yalnızım. |
Yosunun, Kumun, Otanan Yaranın Şiiri bu fırtına uzaklara bakma özrümdür/ört üstümü beni doğur, beni kına, beni sahiplen ıslak tenimde çürüyen, ölüm gülüşünüzdür terli kaslarımı paylaşamayan simya. sözü dağlayan usta körüklerin ateşi / kalbimi eşeliyor, kızgın bedevinin uçurduğu şahin. miadı bitmiş içli bir söze dokunur gibi kalbimin her atışında korkunun çetelesi. ağlamak düşünme özrümdür / sarıl bana! bakışında saklanan vahşi bozgunun kanattığı sır. ölü bir martıyım, kanat izlerimi örtmüştü karanlık nemli duvarlarda çürüyen kaçıncı çığlığımdı? hangi yağmuru sahiplensem bulut oluyor / öp beni öp beni iki kaşımın arasından, yorgun bakışında sakla mumları sönmüş yatırlar,dumanı tütmeyen savaş kuleleri en son öpmüştü beni. gülüşün tasviriniz (gibi) mahzundu. aşk sözcüğünü kanatıyorsun eski mektupların sigara yanığında... nasıl yokluktu ağlamak ürkmüş suyılanı gibi akarken boynuma! siyah-beyaz fotoğrafın kırığından akmak nasıl intihar? kalbim tasviriniz gibi mahzundur / dövüşür gibi konuşma öyle dışarıda alabildiğine sonbahar. sararmış sarmaşık güncesiydi saçların. hiç konuşulmayan ama hiç öpülmeyen alnımdan fırtınanın kanattığı martı çığlığı. tuzun, zeytinin, hiçbir kızın güz mevsimindeyim kanaviçesinde erken ayrılığın korkusu en uzak kıyıda acıyan o yorgun taflan gül kıvamında yolcunun anılarına aldığı günce. çiğ damlasının buhar olma korkusundayım ebruli bakışına saklanan erden düşün salkımı tuhaf bir gülüş karanlıkseloldu içimdeki çavlan kalemi kırılmış şairin çığlığına karışıyor. kavgaya katılamamak yaşama özrümdür / uyut beni! kadınım kaparolu yeleğime işletmiş yangınını.yolculuk, heykelleri devrilmiş devrimin nemodası.- ah gövdem! gözyaşlarına boğulan bir annenin duasına uçuyor. |
Bir gece yarısı sancısısın SEN!! Bir prangasın gecenin karanlığında ayaklarıma saplanan!! Bir hayalsin SEN, olur olmaz zamanlarda görünüp kaybolan... Kahramanı olmayan bir masalsın SEN... Bir ağıtsın SEN Hiçbir şeye yakılmış... Su gibisin her gece sızıyorsun beynime. Hayatsın, gerçeksin SEN! Bir gece yarısı esen bir rüzgarsın SEN... Saçlarımın arasından geçip giden bir rüzgar.. Gece yarısı ayak seslerimsin. Bir parça ay gibisin, sürekli parlayan..İnsan korkuyor senden.. Ansızın ortaya çıkan bir sancısın, olur olmaz zamanlarda kendini hatırlatan... Yalnızlığımsın... Bu yüzden mi seviyorum yalnızlığı?? Her gece geliyorsun yanıma garip bir tebessüm ve inanılmaz bir sessizlikte gülümsüyorsun bana... Ağzımı bile açmıyorum, büyü bozulup peri masalı bitecek diye... Penceremde bir ışık, ruhumu güneş gibi ısıtıyor... Seviyorum yalnızlığı sen varsın diye.. Yalnızlığımın yeni bir tarifi var artık. Sen olmasaydın Sevmezdim belki geceleri. Sen varsın nefesimde.. Varsın üzerimden gitsin yıllar, Yalanda olsa, Hayalde olsa, Sessizlikte olsa benim rüyam bu.. KİMENEKİ......... Kafamı Çevirdiğim Her Yerdesin..... |
O Büyük Aşk Bitti Artık Selam salmış o yar bana Beni halâ seviyormuş Saçı başı darmadağın Gözyaşları döküyormuş Yaptığından pişman olmuş Bana gelmek istiyormuş Bir benmişim gerçek seven Artık kabul ediyormuş Sevdikleri terketmişler Şimdi tek başına kalmış Kıymetini bilmemişler Benim kadar sevmemişler O büyük aşk bitti artık Hiç gelmesin orda kalsın Yaksın bütün resimleri Hiçbirşeyi bırakmasın |
Birbirine Karışsın Diye Saçlarımız sigarasını söndüren berber darman duman dinliyor söylediklerimi elindeki makası nerdeyse dünyaya düşürecek yani biz ayrılınca dünya nereye gittiyse "kökünden kesin saçlarımı" diye yineliyorum "sonra toplayıp verin bana, bir ayrılığın andacıdırlar" dokunurken saç tellerime parmakları titriyor her zaman özene bezene taradığı siyah, kıvırcık bir sel boşanıyor ardından gözlerini yumarken aynalar yalnızca makasın sesi duyulan ve kanat çırpışı kafesinde çılgına dönen sakanın sevgilim açtığında postacının getirdiği paketi yarın içinde senin yüreğini kaldıran dağlar benim gözlerimi dolanan sis ve sevişirken çam ağaçlarına takılan saçlarımız birden herşey, herşey, bir gölde bir sabah ansızın açılışı gibi yüzlerce nilüferin ayrıldığımız gün üzüntüden bayılan zaman kendine gelince olmadık anda vapurlar yağacak yüreğinin adalarına yeniden yeniden dalgalar yeniden limanlar yeniden sonu olmayan şarkılar hepsi yine birbirine karışsın diye saçlarımız o zaman yine saçlarını topla sevgilim ve yüreğinde beklettiğin martıları sal |
Kalbimdedir Her şeyden o kadar çok emindim ki Beni sevdiğine çok inanmıştım Geleceğimden o kadar umutluydum ki Bırakıp beni gitmezsin sanmıştım. Sen koşarak gittin başkasına Yar oldun benim sandığımda Ben senin gibi gidemiyorum Sensizlik varken karşımda. Bir gün seni unuturum diye Şimdi çok korkuyorum kendimden Seni sevdiğimden büyük olur diye Kaçıyorum inan bütün herkes den. Belki hataların hepsi bendedir Yaşadığımız her şey içimdedir Tek korkum vardı sensizlik Şimdi o korku benim kalbimdedir. |
Ateşböcekleri ışıkla ilgili bir yazı okuyordum, elektrikler kesildi boğazından geçerek midesine indi kent gecenin mum aramadım, oysa vardı pencereye gittim kalkıp çalışma masamdan iki sevgiliden söz ediyordu ağaçlar fısıldaşarak bahçede ağaçların yalnızlıklarından korktum sonra yollardan söz açtılar, düşledikleri yollardan işte o zaman ateşböceklerini, birbirini kovalayan iki yanarsöner ışığı gördüm gezinen son yıldızlarıydılar yeryüzünün çaldıkları ağustosböceklerini tahta kafeslere dolduran bir hırsız çetesi geçti sokaktan ay siliyordu, siliyordu camlarını terleyen evlerin bir ırmak kente geri dönmeyeceğini bildiren bir mektup yazıp akıp gitmişti sudan gerekçelerle yerçekimini aşk yoksunlarına bırakıp bir bir çıkardım giysilerimi ve kapısını araladım uyuduğun odanın sonra açılmak için dokunmamı bekleyen pembe gülleri gezdirmeye gittik ağaçların gözlerini yumduğu küçük koruda gökyüzümü sarsıyordu ıslak kelebek kanatların ve geceyi şu ısırıp durduğun geceyi gitgide derinleşen karanlıkta gitgide sertleşen geceyi yıldızların gökfişekleri gibi içimizde patladığı geceyi çiğlenmiş sabahla birleşen ve küçülen geceyi her güne böyle başlayalım sevgilim böyle, ateşböceklerine teşekkür ederek |
O Akşam O siyah gözlerini gördüğüm akşam, Kayboldum gözlerinin karasında. Öyle bir tutku ki, delicesine, İşledi ta iliklerime. Sandım ki, o an, zamanın durduğu andı. Ruhum eridi, bir gölge gibi, O siyah gözlere kandı. Bilmem ki, o akşam mı? Yoksa o gözler mi daha siyahtı? O gözler. Ah o gözler! Sanki amansız bir silahtı. Çevir bakışlarını benden, Bakma. Bakıp da yakma, Desem de aldırma. Sen bak yine, sen yak yine, Razıyım yanmaya gözlerinin ateşinden. Duysan da bir feryat, göğsümün sol köşesinden Bu, yanan kalbimin inlemesidir. Gitme! Sensizlik dayanılmaz, İşte bu, ölümün ta kendisidir. |
Dost Bildiklerim Sanırdım gündüzdü onlarla gecem İçimde ümitti dost bildiklerim Ne zaman yıkılıp yere düştüysem Bırakıp da gitti dost bildiklerim Hepsi varken baharımda, yazımda; Kışın bir burukluk kaldı ağzımda Seneler senesi oysa gözümde Cihana eşitti dost bildiklerim Nerede o sözlere kandığım günler? Her gülen yüzü dost sandığım günler Acıdan kahrolup yandığım günler Ta canıma yetti dost bildiklerim Meydana çıkalı asıl çehreler Aydınlanmaz oldu artık geceler Yalanlar tükendi, indi maskeler Birer birer bitti dost bildiklerim Korkar oldum bana " dostum " diyenden Yoksa yok olandan, varsa yiyenden Ne onlardan eser kaldı ne benden Beni benden etti dost bildiklerim |
| Saat: 08:15 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık