![]() |
zır delime Birtek Seni Seveceğim Uzaklardan bir yerden sesin geliyor Göremiyorum gözlerinin güzelliğini Bu hasret bana çok zor geliyor Kaldıramıyor gönlüm özlemini Hasretinle dağları deleceğim Bu aşkla kendime geleceğim İnan bir ömrüm daha olsaydı Yine birtek seni seveceğim Uzak ne ki yanımda gibisin İçimdesin sanki alev gibisin Sen nesin bir melek misin İçimde kavrulan güneş gibisin Özleminle uyanıyorum her sabah Yine sesini duyma telaşındayım Bir haber gelecek diye senden Yerimde duramıyorum heyecanlıyım |
Hatıraların var Beni her gün ağlatan, Unutuldukça hatırlanan, Senden bana armağan, Her yerde hatıraların var. Maziye mi gömüldü o izler, Sanma zaman aşkı gizler, Az mı bekledi bu gözler, Görmek istediği hatıraların var. Ne çabuk unutuldu adım, Hiç mi duyulmadı feryadım? Her an peşimde adım adım, Kovalayan hatıraların var |
Hani erken inerdi karanlık, Hani yağmur yağardı inceden, Hani okuldan, işten dönerken, Işıklar yanardı evlerde, Eskidendi, çok eskiden. Hani ay herkese gülümserken, Mevsimler kimseyi dinlemezken... Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken, Eskidendi, çok eskiden. Hani hepimiz arkadaşken, Hani oyunlar tükenmemişken, Henüz kimse bize ihanet etmemiş, Biz kimseyi aldatmamışken, Eskidendi, çok eskiden. Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken, Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden, Daha biz kimseye küsmemiş, Daha kimse ölmemişken, Eskidendi, çok eskiden. Şimdi ay usul, yıldızlar eski Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden Geçen geçti, Geçen geçti, Geceyi söndür kalbim Geceler de gençlik gibi eskidendi Şimdi uykusuzluk vakti. |
Bana Sor Özlemden Yanıp Tutuşmayı... Sen özlemeyi bir de bana sor; Gece olunca yalnızlık sarınca bedenimi, Bir el tutsun ellerimi diye beklemeyi Bana sor severken özlemeyi… Bir ses ararken kulaklarım, Sessizliğin acı çığlıklarını duymayı, Gözlerim seni ararken, Karanlıkta hayalini görmeyi, Sen bana sor kilometrelerce uzaktan sevmeyi… Elimi göğsüme sokup, Okşamayı seni özleyen kalbimi, Yüreğimin titremesini, içimin aniden ürpermesini… Şefkatinin eksikliği aklıma gelirken, Hasretimden süzülen birkaç damlayı, Bana sor sensiz ağlamayı… Sensiz saatler çabuk geçsin diye, Geceye sığınmayı, Yanımdaymışsın gibi yatakta yorgana sarınmayı, Bedenimi sarmanı beklemeyi, Sıcacık teninin kokusunu içime çekmeyi Sensizken seninle sevişmeyi, Bana sor… Bana sor sen özlemeyi Özlemenin en acı, en yalnız çığlıklarını, Ben iyi bilirim özlemle yanıp tutuşmayı… |
BEN BİR EYLÜL SEN HAZİRAN Bir eylüldü başlayan içimde Ağaçlar dökmüştü yapraklarını Çimenler sararmıştı Rengi solmuştu tüm çiçeklerin Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı Katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara Deli deli esiyordu rüzgar Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar Neydi o bir zamanlar Sevmişliğim, sevilmişliğim O heyheyler, o delişmenlikler neydi Ne bu kadere boyun eğmişliğim Ne bu acıdan korlaşan yürek Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım Önümdeki dizboyu karanlıklar da ne Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım Beni kötü yakaladın haziran Gamlı, yıkık eylül sonuma Bir ilkyaz tazeliği getirdin Masmavi göğünle Cana can katan güneşinle Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime Çiçekler açtı dokunduğun Çimler büyüdü yürüdüğün Ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi Oldurduğun yemişlerin ağırlığından Dallarım yere değiyor Güneşi batmadan saçlarının Bir dolunay doğuyor bakışlarından Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık Başım dönüyor, off başım dönüyor yaşamaktan Ölebilirim artık Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma Baksana; parmak uçlarım ateş Lavlar fışkırıyor gözbebeklerimden Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan Benimle meydan oku her çaresizliğe Benimle uyu, benimle uyan Birlikte varalım onüçüncü aylara Ben bir eylül, sen haziran. |
DOST Bir gece habersiz bize gel Merdivenler gıcırdamasın Öyle yorgunum ki hiç sorma Sen halimden anlarsın Sabahlara kadar oturup konuşalım Kimse duymasın Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız Dokunarak uçalım. insanlardan buz gibi soğudum, işte yalnız sen varsın Öyle halsizim ki hiç sorma Anlarsın. Cahit KüLEBi |
GİZLİ SEVDA Senin gözlerinden öyle acı Bir ışık geçer ki bazan... Melek mi, şeytan mı belli olmaz Bakar pusularda uzaktan. Senin ellerin öyle nârin Bulutlar gibi yüzsün varsın. Takıp pençeni yüreğime Baştan başa yırtarsın. Masallarda iki tel birbirine Sürtülürse yardıma devler koşar. Senin saçların öyle gür ki Rüzgâr esse kıyamet kopar. Alıp başımı delicesine Koşmak isterim nere olursa olsun. Tutarsın devler gibi yolumu, Ne yana koşsam durdurursun. Cahit KüLEBi |
AYRILIĞIN İLANI Gidiyormusun diye sorma bana, Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, Nede daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim bende, Senin kadar endişeli. Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, Ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda, Ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla, Bir tek sözün bağlardı beni sana, Oysa sen hep susmanın koynunda. Aşkın içine bir kez girdimi kuşku, Teslim alır bedenleride. Sütten çıkmış ak kaşık değildim, Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza, Dünya ki bazen minicik bir odada, Bazen kentin ortasında şekillendi. Nasılda güzeldi.... Zaten sen varsın diye her şey güzeldi, Ama sen buna da inanmadın. Ah bu sorular.... Yaşamak varken sevdayı, Delice niye boğarız sularla? Nasıl ikna edebilirdim seni, Ben aşk dedikçe, Sen dur dedin. Ben seninleyim dedikçe, Sen hayır dedin. Zaten az konuşan sen, Olumsuz ne kadar sözcük varsa, Sen bulup çıkardın ortaya. Bense hiçbir şey diyemedim. Ne kadar zarar vermişim sana meğer, Nasıl değiştirmişim seni, Oysa hiç böyle düşünmemiştim, Kimseye zarar vermek istemezdim ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmekte istemem. Ama öyle oldu işte. Demek ki gitmenin zamanı şimdi. Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı, Aklında sevda sözlerimiz bile kalmaz, Rahat değildin, Rahat ol artık, Gözlerini saklaman içinde bir neden kalmadı artık. Tedirginliğininde sebebi kalktı ortadan. Biliyormusun bitanem! Gidişim yürekten değil, Zorunluluktan. Sanma ki bu toy sevdayı; Başka kimliklere taşırım. Sanma ki; Benden sakladığın gülüşlerini, Başka yüzlerde ararım. Senide götürürüm yüreğimde, Her zaman yokluğunu taşırım. Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim, Ne yazık ki toz duman edemedim kuşkularını, Ne yazık ki kalamadın bana, Öpüçügümün kokusu kalacak, kapının eşiğinde. Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın. Necip Fazıl KISAKÜREK |
Sensin işte Sen ben.. Farklı boyutlara giriyorsun Farklı zamanlarda, Başka nesnesin Günün başka saatlerinde Her biri gerekli olduğu anda Sen, o nesnesin bende. Kah çakmak oluyor Sigaramı tutuşturuyorsun Sigaramsın dudaklarımda Yalnız kaldığım anda. Kadehsin. Kadehsin Sık sık öptüğüm, Kadehi dolduran içkisin Yudum yudum içtiğim, Sensin Şarkı söyleyen ve şarap dağıtan saki, Sensin, sen Güzelliğiyle beni sarhoş eden. Saatimsin, Sen oluyorsun zaman Uyandırıyorsun sabahları, Akşamları uyutuyor, Zaman sen oluyorsun Irmak gibi akıyor, Sen hayal oluyorsun Zaman yerinde sayıyor. Sensin Dudaklarımda can bulan söz Her gece yağmur olup yağan Gözyaşım sensin, Sen oluyorsun gün Işıtan ve ısıtan sen... Seviyorum seni Gece olduğunda Gece, sen olduğunda. Bu şehir sen oluyorsun Ne zaman sıkılsam. Sen oluyorsun kaldırımlar Ayaklarımı sürüklerken Ve öylece kalakalıyorsun yerinde Sen oluyorsun ufuk Ufuk bana uzak Sen bana uzak. Sensin işte ellerim, Tutuyorsam nabzını dünyanın Sen tut diyorsun da ondan. Sen, işte sen gözlerim Dalıyorsam resmine bakıpta Sen istiyorsun diye... Ayaklarımda sen, Beni senden kaçıran Beni sana getiren Sensin işte sen, ben. Sensin, Elimde titrerken kalemim Beyazlar üstüne yayılan şiir... Kah iyi oluyorsun Okuduğumda coşturan, Kah kötü olmuyorsun Yırtıp attığım zaman. Okuduğum kitapsın, Sen her cümlesi sevginin... Sensin, işte sen Yerinden oynatan Kabından taşıran Dağlardan aşıran Sensin, işte sen Beni benden alan. Gülsün, Koparmaya kıyamadığım Gülsün, bırak gülsün Sen olan yüzüm Sen oluyorsun bülbül Sevdiğim için, Sen oluyorsun gül İstediğim için. Uykusun En istediğim anda Baş ucuma konan. Gördüğüm an rüyada seni Sen oluyorsun rüya Ilık ılık akıyorsun damarlarımda Sensin kan, kanım sensin, Akıyorsun damarlarımda. Sen ölümsün Öldüğüm zaman, Beyaz perdelere yansıyan Bu çehrenin gizemi sensin. Susan, konuşan, Gören, görmeyen, Sensin işte sen, ben. Kötü, iyi, sonuna koy aşkı Ve seni koy oraya Aşkın adısın Sensin işte Sen.. Ben... |
İLK DEFA İSTİYORUM GEL! Anam, bir tek sen sen, deva olurdun, Merhem gibi, ilaç gibi yarama dokunurdun, İçinden çıkamadığım anlarda, her ağladığımda, Ben artık seni istiyorum dertlerimin yanında. Kime anlatılabilir,kime söylenebilir ki, Söylesem de senden iyi, kim anlayabilir ki, Beni dizlerinde salla ,yanık ninnilerle uyut, Hatta hiç uyandırma, yıllarca yıllarca uyut. Ne yaptımsa olmadı boşa koydum dolmadı, Dolmuştu hiç almadı, olmadı be anam, olmadı Her gecenin bir sabahı var diyordun, Sabahlar nerede ha, niye ben göremiyorum. Hani bir gece sen girmiştin ya rüyama, Menekşeyle papatya takmıştın saçlarıma, Sabırla koruk ,helva olur demiştin, Hala bekliyorum, ben hiç helva yemedim. İlk defa istiyorum, ilk defa hadi gel!! Nasılda yanık ,nasılda yandı kalbimdeki o yer, Bir sürü deva varmış, gönder bana oradan, Yada tut ellerimi, al beni bu dünyadan. Necip Fazıl KISAKÜREK |
| Saat: 11:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık