MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

BLacK_HawK 14 Nisan 2007 11:52

Gel
sen yoksun
bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün
nefesim
üşüyen bir gelincik ayazı
bütün geceler aysız
durmadan bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin
hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor
yağmalanmıs bir ömrün ortasından sızarak
yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor
gel
her gece bır deprem oluyor
ey çağlayan bir suda yittirdiğim menekşe gözlü kız
seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin
bir rüzgârın kanatlarına vursam duyulur mu sesim
gel
erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler
yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda
tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz
her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor
ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla
bütün bulutlardan sana koşuyorum gel
yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni
her akşam vakti,
el ayak sesleri çekilirken caddelerden
vurup yüreğimi narlı sevdalara
yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor
kimse bilmiyor, her gece
dudağımda bir şiirin kanadığını
ey yavru bir kuş gibi
düşlerimin arasından uçup giden uçarı kız
yaşım on beş idi, yüz oldu, binyüz oldu
yaşlandım yaşamadan aşkı ve baharı
farkında değilim şimdi,
geçen günlerin değişen mevsimlerin
yağan karlar altında kaldı kalbim
gel
geçmiş bahar sokaklarına çıkar beni
bahçesi tarumar bir çiçeğin kirpiğindeyim
bir kar çölünün ortasında
bir insan mahşerinin içinde
yapayalnız
her bakışta bir hüzün,
her hüzünde bir bakış kanamada
bir sonsuz rüzgar başladı gittiğin yerde
gel
gel
bahar sokaklarına çıkar beni
yıldızları sönmüş bir gecenin sayfalarında ışıksızım
özlemler damıtıyorum durmadan karanlığın yapraklarına
kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar,
göçüp gitti kuşlar çoktan ve ben
bölüp iklimlere o sevda tılsımı türküleri
işleyip alnımın çizgilerine tel tel
kalbimi sana rehin tutuyorum
gel
hasret ki yolları kanamalı ağır bir hüzündür
geçip giden günlerin terkisinde
rüzgâr koyaklarını yitirdi, sözcükler büyüsünü
her mısrada çığlık çığlık yüreğim
gel
ömrümün bütün sokaklarına kar yağıyor şimdi.



Nurí CAN


NiliM 14 Nisan 2007 12:33

Barış Nedir Sevgilim

barış nedir sevgilim biliyor musun
bir köprü müdür üstüne gölgeler düşünce çöken
halka açılamadan batan bir şirket
iki savaş arasında verilen çay molası mıdır barış yoksa
hurdacıya söylediği son sözler mi
bisikleti vurulan bir çocuğun söyle sevgilim
Einstein'ın Roosevelt'e yazdığı mektup mudur barış
Lozan'dan gelen telefon mu Mustafa Kemal'e
çöplerini bilimin süpürdüğü bir sokak mıdır barış yoksa söyle sevgilimde ki
tünediği balkon uçuruma düşen yavru bir kuştur barış
saatçiyi hapse attıkları için kurulamayan bir meydan saati
ayağımızdaki paslı çiviyi bacağımızı keserek çıkaran
bir melekde ki aptalların türküsü
oyuna getirilenlerin ülküsüdür barış
dişleri sökülmüş Asya kaplanıdır kapitalizmin sirkinde ki sevgilim
içine bayat pil konmuş el feneridir barış
fosforlu izleridir bayrakların üzerinde gezen salyangozların
barış düşsel beyaz buluttur bir kaleye çarpıp dağılan
kör bir toplumun tehdit dolu yazılarla kirlettiği bir defterdir barış
kendinde bulamayıp başkalarında aradığıdır insanın barış
halkının üzerine devrilen bir devlettir zor dönemeçlerde
açılmadığı için posta kutusunda ölen bir mektuptur barış
patlayıp seyircileri öldüren bir futbol topudur
son dakikada bunların hiçbiri
hiçbiri değilse barış söyle sevgilim savaşın düş kurduğu yerlerde
hangi yüzsüzün uydurduğu bi' sözcük türşu dillerden düşmeyen barış

Akgün Akova


BLacK_HawK 14 Nisan 2007 19:51

http://www.gulum.net/siir/resimli-siir/images/resim05.jpg


Misafir 14 Nisan 2007 20:10

Gelsin

Hakk’ın emriyle dört kitap indi
Muhammed Mustafa elçi seçildi
İman ışığı parladı, küfür kesildi
Nuru Muhammedi görenler gelsin

İnançla inşa edildi hak din İslam
Birden aydınlandı şu küçük dünyam
Gamı beladan beri canım ona kurban
İslam’ın yoluna canın koyanlar gelsin

Server-i Kainat ki en hakiki mürşit
İlmi noksansız, buna Mevlamız şahit
Kalemle cihat ediyor binlerce müceddit
İslam’ın yoluna cihat edenler gelsin

İmam Hüseyin’in başı kesildi bu yolda
Nice erenler, dervişler asıldı bu yolda
Nice İslam bülbülü yakıldı bu yolda
İslam’ın yolunda şehit olanlar gelsin

Gelsinler şu gönlüme, saadeti bulayım
Hakkı batıldan ayırıp hakikate ereyim
Bilmiyorum ki ben bir alperen miyim
Allah için doğruyu söyleyenler gelsin
Deniz Efe


Mystic@L 14 Nisan 2007 21:43

Acının Duvarı Aşılınca

Kendisi çatlamadan
Toprağı çatlatamaz tohum
Asmışım sinirini mutsuzluğun
Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum
Acısını artık duyamıyorum
Ki kendim öyle bir acı olmuşum
Nasıl görmezse göz kendini
Kendimi arıyor bulamıyorum.

Aziz Nesin


Misafir 14 Nisan 2007 23:46

yağmurla gelirim sana

ölürüm;toprak olurum
üzerime su dökerler
buharlaşır;bulut olurum
ve yağmur olur
üzerine yağarım

işte böyle sevdim seni
bu kez izin ver bana
açma şemsiyeni


Bilal Gülçiçek



arwen 14 Nisan 2007 23:58

Efkârımda
Küsmelerim ölür.
Dokunmalarım ve susmalarım...
Sana yetmelerim ölür;
Sana yetişmelerim...

Emânetler saklı!
Sandıklar kilitli.
Mühürler çakılı.
Üstünde sarı sardunyalarım ölür...

Seccâdede yatan yorgun akşam,
Başını kaldıran beyaz mehtâbım ölür.

Gitme desem kalacaksın sanki.
Susma desem konuşacaksın...

İyisi mi, sen git!
En iyisi şimdi git.

Yollarım saklı kalsın yine;
Duvarlarım örülü...
Işıklar sönük kalsın.
Boşlukta kalsın yine sahipsiz bakışlarım.

İyisi mi sen git.
Hadi!
En iyisi, sen şimdi git.



ismail atan


Misafir 15 Nisan 2007 00:04

seyir



sürme yalnızlığına
rüya kırışığı gözlerim
kendine yolcu gemi
azalan ben istikametindeyim

atlı karıncası yorgun
içimdeki yıldız çocuğun
çığlık mavisi düşlerinden
ak/ar şiirlere ıslak kelimelerim



Sevinç YILDIZ


tikkymelike 15 Nisan 2007 00:13

YORULDUM

Hayatımdan her gün giden günler gibi
Dün olup gitmiyor hasretin
Yarınlar gözüktükçe artıyor
Boynuma asılmış pranga misali
Yük olup duruyor umutsuz bedenime
Yoruldum yalan sevdandan
Uykusuz gecelerden Düşünmekten
Sayıklamaktan adını kaybolup gittiğim anlarda
Hatta sana olan sevgimden Seni isterken ölürcesine
Yoruldum.

Ne zaman sözler versem kendime
Seni sevecek bir sebep hep buldum
Deprem sonrası enkaz bedenimde
Her şey yıkık bertaraf olmuşken hayatımda
Seni böyle sağlam tutan
Hiç gitmemiş gibi sevdiren
Bunca ihanetini Terk edişlerini unutturup bekleten
Geceler boyu düşündüren Sayıklatan
Bir başkasıylayken sen diye sarılttıran neydi
Yoruldum.

Eğer kalbimse seni tutan
Eğer ki kör olacası aşkımsa
Açarım ellerimi yalvarırım Allah`a
Unuttursun seni bana Düşündürmesin ömür boyunca
Bir yol bulup kaçıp gitsem bu sevdadan
Varlığın yakıyor Yokluğun kül ediyor
Erittikçe tazeleniyor sevdan
Yoruldum.

Ne sen gel artık hayatıma
Ne hayalin Ne senden bir hatıra
Son sözlerim bunlar
Gün olur da sevmezsem seni
Dinerse fırtınalı şehrimde kasırgan
Çıkacağım karşına

anlıtı..


Ben Seni Sevdiğim Vakit



BEN SENİ, KARANLIĞIN SUSUP,
ÖLÜMÜN SELAMA DURDUĞU YERDE SEVDİM !
VE BEN SENİ SEVDİĞİM VAKİT...

Ben seni sevdiğim vakit;
Nehirler şaşar yatağından, dağlar ayazlanır...
Ayrılık dolanır bir kardelen soğukluğuna,
Hasret vurur yatağımdan,
Ten yanar o vakit,
Su yanar, dil alazlanır...

Ben seni sevdiğim vakit;
Kanlım olur gökyüzü,
Yokluğun sevdalım,
Ve dudaklara gizlenir...

Hercai bir menekşedir ölüm,
Zemheriyi tutar avuçlarında,
Umut ki sevdaya filizlenir...

Ben seni sevdiğim vakit;
Bir mavzer bilenir yatağına...
Tutuşur beyazlığım,
Gökyüzüm olur sûretin !
Sevdam dillenir,
Şafağım dillenir karanlığına...
O dem ölüm ilişmez,
Ve "EŞKİYA" olasım gelir dağlarına...

Kürşat Celil GÖZEN
__________________



Guest_ASU 15 Nisan 2007 00:46


__ Unutulmayan Kahramanlar __


gözlerinin odaklandığı her bir noktada,
buz dağları olup eriyorsam içinde,
ve esirin oluyorsam,
düşlerimde büyüttüğüm,
hayallerime sığmayan,
bir romanın en gizemli kahramanıydın sen...
aslında hayat ne bir romandı ne bir hayal,
ve kahramanlar hiç bir zaman unutulmazlardı,
ama sen utuldun...! ! !

alıntı


tikkymelike 15 Nisan 2007 01:15

Ben / Var Olmadım ki Hiç Sende

Ben sende hiç var olmadım ki!
Sıcak yaz akşamlarında
Söylediğim / şarkılarım vardı sadece

Baktığında /gözlerime
derya deniz görüyordun bende
gülüşlerimde/ gül bahçelerin vardı
Ben sende hiç var olmadım ki !

Her baktığında
yıldızsız gecelerinin yıldızı
soğuk kış akşamlarının sıcağı
/fırtınalara yakalandığında
sığınacağın bir limandım/her zaman

Yalnız akşamlarının kalabalığı
bencillik hapishanenin
tek tutuklusuydum
Ben/ ben olarak
var olmadım ki hiç sende

Duygularım/varlığım/ sevgim
/öfkem/nefretim/ hıncım
görmedin ki hiç bunları
sen istediğini aldın benden
istediğin gibi gördün hep

Güçtüm karşında her zaman
bana vurduğun her darbede
yıkılmadığımı/ ayakta kalmamı gördün
yüreğime sapladığın hançerde
akmayan kanımı gördün

Seninle her konuşmamda
susturmayı seçtin hep
/boğazıma ip geçirdin
idamlık mahkumlar gibi
/hala nefes alışımı gördün

Ben var olmadım ki hiç sende!
gücüm/ direncim/ inancım vardı

Birde hiç bitmeyeceğine inandığın
sevgim vardı sadece...
.............................
Figen Yarar


VerSchL@GeN 15 Nisan 2007 01:19

Kahveci Kız

Allah beni çirkin yarattı,
Cazibem yok yürürken.
Kahveci kızına mı bakılır,
Güzelle dururken.

Fakir doğup büyüdüm,
Annem evlerde çamaşır yıkar.
Onlara git,
Zenginler var.

Okutmadılar orta’dan sonra,
Tahsilim de kaldı yarım.
Güzel olsam, zengin olsam
Anlarım.

Behçet Necatigil


arwen 15 Nisan 2007 01:24

Kendimden kaçtım deliler gibi, bunca zaman...
Ve yüreğimden....
Öyle ki uyumadığım oldu,
Rüyama girme diye...
Dinlemedin...

Denemediğim yol,
Oynamadığım rol kalmadı....

Bir gün, bir an olsun aklımdan çık dedim....
Git dedim....
Gitmedin....

Bunca zaman sonra anlıyorum ki...
Aslında sen benim için hiç...
Ama hiç....
Bitmedin....


yusuf serdeli


Guest_ASU 15 Nisan 2007 01:25



Sen Olamazsın


yanlızığımın ortasına düşüyorsun bir çığ gibi
dağları delip,ormanları yıkıp geçen bir çığ
buz gibi soğuk ve umursamaz,
arkasına dönüp bakmaz.....
şiirlerinde okuduğum sen olamazsın,
bir bebek masumluğundaki cümleler,
virgüller,noktalar,susmalar.....

ibrahim taner eteş



arwen 15 Nisan 2007 01:50

yağmurla anımsamak seni


Gök gürültüyle haykırmaktadır şu saatlerde

Ve yazasm gelmiştir sana yağmurda yürüdüğümüz günler içinden

Uzunca bir sessizlikten sonra böyle mi başlayacaktık

Yazmak için gökle mi konuşmak gerekti

Ya da bir icazet makamımıydı ki yaz deyiverdi bana



Başörtünün alnına yapıştığı günde ki yağmurlar olsa gerek bunlar

Zaten halimden ancak böylesi anlar..



Ben sustukça gök gürledi ve yaz dedi..

Bende başladım içimden gelenleriyle yazmaya yukarıdakiler ile beraber..



Ancak 5 dakikadır ses vermese de gök

Kızmadığını bilmenin verdiği rahatlıkla yazıyorum sevdiğime.



Bilirim ki susmayacak olan başkadır

Hep yaşamaya hasret aşktadır



Şimdi sahilde ki kedi üşüyor mudur acep

Bulabilmiş midir kendine bir sıcak taş arası

Gerçi unutmuştur çoktan yüzlerimizi

Epey zaman olmuş onunla görüşmeyeli



Nedir bu bizimki diye her akşam sorduğumda kendime

Bir günü beklemek olsa diyor bir ses ciğerime



Sabırla taşla da inatlaşmış olsam o çoktan çatladı

Ve ardında nice başka taşlar ağladı



O gerçekten kaybetmiş miydi?

Yoksa aslında kaybeden zaferin aslı mı idi



Söz vermenin değerini tutmaktan önce bilmektir yaşamak

Sonra fayda vermiyor zorla yara kaşımak



Hep kanayan tende değil kimi zaman yürekte

Ama sorun sende değil sana olan hasrette



Birine her gün cahil söyle o atide cahil olur

Sevdaları gizleyene sanma sevda mecnun olur



Gurur edip inmeyene

Gökten yağmur inmez imiş

Aşkı sade dinleyene

Sevdalılar garip dermiş



Yazmamla kesildi göklerin haykırışı

Ama henüz göndermedim bu sancılı sırdaşı



Sokaklarda yürür iken

Arkandan görmeye seni

Sakın yüzün dönmeyesin

Gözlerim özler seni





Gördükçe artan ile

Görmedikçe azalan

Düşman değiller artık

……….



Şair beklemez senden böyle nice mısralar..

Ama bilmeli sevdayı bence cennet analar..



Korku nedir diye sormak gerek

Bu nemrut dünyaya

Sanma her şey bir felek

Kendi çalıp oynaya



Bilmem arif midir sevdalım bu mısralara

Mümkün müdür kavuşmak aklın evde kalmaya?



Yalanla çıkma sokağa

Ya mumlar söner ise,

Sonra yolu bulamazsın

Eve dönmek gerekirse


kenan ekşi


VerSchL@GeN 15 Nisan 2007 02:27

Anılar
Gün olur, bir yağmurla gelir,
Hüzün getirir gözyaşlarına.
Gün olur, tebessümde belirir,
Duru bir huzur verir insanlara...

Kimi gün bir fotoğrafta
Veya tozlu bir kitapta,
Koca maziyi canlandırır,
Eskiyen hatıralarda...

Gün olur, parlak damlalarda,
Gün olur, titrek dudaklarda,
Bazen ıslak sokaklarda,
Geçmişi getirir akıllara...

Kimi gün, bir sonbaharda,
Kimi gün, ıssız bir mezarda,
Ara sıra yalnız kaldığında,
Dünü hatırlarlatır sana...

Gün olur, mazidir denir,
Gün olur, unutulmaz gelir,
Kimi gün, bir şiirde gizlenir,
Eski günlerdeki anılar...

Kimi gün yaşar sonsuza kadar,
İçinde aşklar, mutluluklar yatar.
Çoğu zaman unutulup gider,
Geçmişte saklı nice nice anılar...

Abacan Aşkısev Şenkal


arwen 15 Nisan 2007 02:28

Yeter ki ışıyım karanlığında,
Bir yıldız, ya da ateş böceği kadar...
İster göz kırp bana, ister aldırma
Söndürme geceden şafağa kadar.

Yeter ki gireyim rüyalarına,
Olsa da bir perdelik oyun kadar...
İster unut beni, ister hatırla
Çıkarma düşlerinden, sabaha kadar.

Yeter ki kalayım senin yanında,
Bir an, ya da bir asır kadar...
İster okşa saçımı, ister bahtına dola
Ayırma dizinden, vuslata kadar.

Yeter ki olayım şarkılarında,
Bir küçük söz, ya da bir nağme kadar...
İster bağır beni, ister fısılda
Düşürme dilinden, mahşere kadar.

Yeter ki kalayım anılarında,
Bir bakış, bir gülüş, bir duyuş kadar...
İster gizle beni, ister açığa çıkar
Ayırma yüreğinden, sonsuza kadar.


belma kızıltoprak


Misafir 15 Nisan 2007 02:31

Arka Bahçe

Evin gölgesidir arka bahçe
Bir yatak odasının
Usulca taşan sıcağı

Çocuğun dokunuşu
Annenin durgunluğudur arka bahçe
Dudakta öpücük izi
Bir yaradır kuşun kanadında
Elmaya düşen ala
Çatlayan yüreği narın

Seksek için yollara
Çizilen şekillerdir arka bahçe
Bir gelinin ilk gecede
Yere düşen duvağı

Dul bir kadının
En tenha yeridir arka bahçe
İşveli ve içli sözleri
Ya da yanlış yorumlanan
Pembe gülüşü

Asker mektuplarının
Okunduğu yerdir arka bahçe
Ve üzgün bir sevdanın
O solgun haresi

Musa Öz


tikkymelike 15 Nisan 2007 02:55

BİLSEYDİM

Meydan mı verirdim bu ayrılığa?

Bilseydim bu kadar zor olduğunu.

Bilseydim böyle karanlık,

Bilseydim bu kadar dar olduğunu.



Dilimden sıçrayan bir kıvılcımın

Bilseydim bir anda kor olduğunu.

Bilseydim şu anki gönül acımın

Senin yokluğundan var olduğunu.



Boyun mu bükmezdim sitem etmene,

Bilseydim sükutun kar olduğunu.

Sebep mi olurdum dargın gitmene,

Bilseydim küsünce sır olduğunu.



Bilseydim yüzümün dört mevsimi güz,

İçimin ağlayan nar olduğunu.

Bilseydim odamın dört duvarı buz,

Sensiz yatağımın kar olduğunu.



Fırsat mı tanırdım bu dargınlığa

Bilseydim bu kadar zor olduğunu.

Bilseydim zindandan daha karanlık,

Bilseydim hücreden dar olduğunu....



CEMAL SAFİ


Misafir 15 Nisan 2007 03:01

zen yanığı..



sen alfabesinden çözülüyorum
dudaklarımda dahili rengin sepya
sırrım gözden öte tan zaman öncesi
savruk geceden kalan düşsün soluğumda

kirpiklerimden aşka ilişik mısralar kanıyor
ak yaprağımdan güz sureti dişi acılarım
ağır sesli cenin katli günce çatlağından
habis kahrın sızıyor..sızlıyor canım

şarap yüzüm..hüznüm aynaya dönük
çakıl kaydırağı, ağrılı tören verilmiş sözün
s/algın sarı üzerime biçtiğin aşk eskizi kemha
delik deşik,berelenmiş hayat kazasında sol yanım

macera incisi biatında ben ki pervaneydim
dik yamaçlarında son hazan sayrılığı
kum ölümlü ketum bir ılgım çiçek
vaktidir şimdi.. gitmek gerek...


Sinem Sevinç YILDIZ


tikkymelike 15 Nisan 2007 03:35

Desem ki....!
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini.
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını.
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen
Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini.
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür,
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
...........................................
Cahit Sıtkı Tarancı


tikkymelike 15 Nisan 2007 03:55

Yinede

Ayrılık düşer bazen merhabalarımıza…
Oluşturduğumuz “biz” kalıpları çöker…
Var olan iki ayrı kutuptur artık…
Ya “vazgeçen” oluruz bu ayrılıkta..
Ya da “ vazgeçilen”…

Bir tercihtir vazgeçmek..
Eksilmiştir yüklediğiniz değerler, gidip de dönmemeyi, dönüp de bakmamayı göze almışsınızdır…
Oluşturduğunuz o “biz” kalıbından kendinizi alır ve gidersiniz bu merhabadan …
Hayata başka bir yerden, başka bir noktadan başlamaktır vazgeçmek…
Yeniden başlamaktır..
Yarın vardır önünüzde..
Ve yarına ait umutlar…

Seçeneksizliktir vazgeçilen olmak…
Giden gitmiştir ardında boşluğunu bırakarak…
Ve siz kalansınızdır…
Orda…
Öylece…
Eksilmektir vazgeçilen olmak…
Bir yokluğun sızısını yüreğinizde anbean taşımaktır…
Vazgeçenden geriye kalan tenhalığı,ıssızlığı kalabalıklarla….
Sessizliği hiçbir sesle dolduramamaktır…
Nedenler ve niçinlerle daha da kararıp uzayan gecelerdir…
Bir sızıyla bölünen uykulardır…
Dağılmak, parçalanmaktır çokça…
Unutmak için zamana umut bağlamaktır…

Zaman akıp giderken hayatımızdan…
Kimi zaman ” vazgeçen” oluruz bir merhabada…
Bir başkasında “vazgeçilen” belki…

Vazgeçmenin umursamazlığında da olsak…
Vazgeçilmenin umarsızlığında da…
Anlar ve anılardır yanımızda kalan…

Sonra…
Bir maske takıp yüzümüze…
Sevginin çıplaklığını örtsün diye…
Katılırız akan zamana yine de…

Esin Ardıç



CaNaRY 15 Nisan 2007 09:46

Gel Gayrı...

Azad edip gönlümü, saldım aşk kucağına.
Girem dedim bağına, bağın neden çoraktır.
Gönlün bana şafaktır, daldım aşk bucağına.
Geleceksen gel gayrı, can vuruldu dallarda...

Coşkun seller nerede ? niye ki bu duruluş.
Çağla gönül telinden,niçin ki bu yoruluş.
Konuştur gözlerini, nedendir ki bu susuş.
Geleceksen gel gayrı, can yoruldu kollarda...

Ay saklanmış buluta, ben doğayım gecene,
Dağlar küsmüş yankı yok, ses olayım hecene,
Kafiyesiz de olsa, dizele aşk bestene,
Geleceksen gel gayrı, can duruldu yollarda...

Sakın deme olmadı, biz bunu aşk mı sandık.
Boşuna mı kavrulduk, böylesi içten yandık.
Daha yolun başıydı, ne de çabuk usandık.
Geleceksen gel gayrı, can soruldu sallarda...


Aynur Dağlı


Misafir 15 Nisan 2007 12:06

Ben yolunda ölmez miyim Türkiyem

Kurban olayım toprağına taşına
Ben yolunda ölmez miyim Türkiyem
Hasret kaldım baharına kışına
Kıymetini bilmez miyim Türkiyem
Ben yolunda ölmez miyim Türkiyem

Özleminle cayır cayır yandıkça
Gönlümdesin, hep sendeyim sandıkça
İçim bir hoş olur seni andıkça
Sana koşup gelmez miyim Türkiyem
Ben yolunda ölmez miyim Türkiyem

Öz vatanım, ana yurdum mekânım
Helâl olsun sana canım ve kanım
Senin için olsa ölmek imkânım
Ölürken de gülmez miyim Türkiyem
Ben yolunda ölmez miyim Türkiyem

Geçirsem de gurbet elde çağları
Koparamam asla senden bağları
Aşkın için nice yüce dağları
Ferhat gibi delmez miyim Türkiyem
Ben yolunda ölmez miyim Türkiyem

Mikdat Bal


Guest_ASU 15 Nisan 2007 12:10


_____ Vardı / Yoktu _____


ufacık ellerin vardı,
yüreğime koyduğum... / yüreğimi yaralayan

mahur gözlerin vardı,
ağladıkça üzüldüğüm.... / göz yaşlarımı çalan

gülüşlerin vardı,
kulaklarımda yankılanan.... / sahtemiydi

bahar kokan teninde,
yaşanmış kaçıncı mevsimin
hiç bahsetmediğin...... / kandığımı sandığın

alıntı



Misafir 15 Nisan 2007 12:21

Anadolum

Anadolum Türkiyem benim eşsiz vatanım
Ankara’dır başkentim Konya buğday ambarım
Ben ezelden beridir hür doğdum hür yaşarım
Sana kem gözle bakan tüm gözleri oyarım

Çukurova,Şanlıurfa,Ağrı diyor ben varım
Antalya ovasında gelmiş benim baharım
Erzurum yaylasında yeni doğmuş kuzular
Yılın dört mevsiminde senin başkadır tadın

Fırat'la Dicle nehri boydan boya uzanmış
Menderes kollarıyla bin bir bereket salmış
Gülümsüyor Atatürk bize Anıttepe’den
Kaderde bir kez ölüp bin kez dirilmek varmış

Anadolum yaşadım suyunla toprağınla
Kol attın damar damar kanın var vücudumda
Bana nasip olmasın senden başka bir vatan
Acımadan kıyarım ben o zaman canıma

Türkiyem bak tarihe şanlı yazıldı adın
Mehmetçikler sınırda bekliyor adım adım
Önce vatan yazılı dağın taşın toprağın
Türkiyem Anadolum benim eşsiz vatanım
Şükran Çamoğlu


NiliM 15 Nisan 2007 12:49

Mutlumusun Sevgilim

Sen bilmem hangi evde
Mutlu günler yaşarken
Başka kınalı eller
Heran seni okşarken

Ben yine burda sensiz
Ben yine sana hasret
Yaşadığın bu günler
Mutlu olsun sevgilim

Anma beni anında
Sil bütün hatıranda
Adım varsa aklında
Siliver gitsin şaşkın

Yıllar önce açlığı
Sefilliği çekmiştik
Ayrılılık olmasın diye
Yemin bile etmiştik

Sen şimdi ayrı evde
Ben yine hayallerde
Bilmem hangi günlerde
Nasıl sevda çekmiştik

Bu ayrılık kelimesi
Ağzımızdan çıkmazdı
Gözün hep gözlerime
Bakar iken bıkmazdı

Sen şimdi başka evde
Mutlumusun şaşkınım
Ben mutlu olamadım
Hala sana küskünüm

Bilirmisin düğün dernek
Beni mutlu etmiyor
Yıllar geçsede inan
Kinim sana bitmiyor

DÖNER bitir bu işi
Adam olmaz bu kişi
Serserilik dir onun işi
Saten bitirdim bu işi

Döner Özeke


Misafir 15 Nisan 2007 12:55

Hoş Geldin Ey Rasül Hoş Geldin Nebi


Davet etti Mevla’m miraç gecesi
Çağırılan insanlığın yücesi
Seni selamladı orda nicesi
Hoş geldin Ey Resul Hoş geldin Nebi

Mevla’mın daveti mükafat mutlak
Mescidi aksadır birinci durak
Bineğin gelmiştir cennetten burak
Hoş geldin Ey Resul hoş geldin Nebi

Mevla’m demiş artık gam kederi sil
O gece Rabbin sana uzak değil
Sana eşlik eden elçi Cebrail
Hoş geldin Ey Resul hoş geldin Nebi

Katları geçerken selam eyledin
Ümmetinden dosta selam söyledin
Günahı olanı bilmem neyle din
Hoş geldin Ey Resul Hoş geldin nebi

Hakkın huzuruna vardığın zaman
Dedin ümmetimin hali çok yaman
Bizler için Rabden diledin aman
Hoş geldin Ey Resul hoş geldin Nebi

Lokman Bal


Misafir 15 Nisan 2007 14:54

Ay dolunay

ay seni yaşatıyor bana sevgili
yakamozlarla deniz beni
uzakları okşuyor ay ışıkları
kolların bomboş bilmekteyim
hissetmek
medcezirlerini bütün denizlerin
aşk cığlıklarını evrenin
yakomazların
çakıltaşlarının
tüm şarkıların sesinde
baktığım noktadan aydınlıkların
yansımasını anılarımın
sen ben ve nevbaharın
artakalan
zamane aşklarından
dolunay zamanlarının
yarımdan
iki karanlık
iki ay
gelişinden belli
mehtap
ay
dolunay

30.06.2004


Nevin Kalafatoğlu


vain 15 Nisan 2007 14:57

http://www.benimblog.com/uploads/tuhan_git4.jpg

http://www.benimblog.com/uploads/zelyuk_Firefly2_canakkale-Bayram_Namazi.jpg


Mystic@L 15 Nisan 2007 20:00

Karıma Mektup Bir tanem!
Son mektubunda:
-Başım sızlıyor
yüreğim sersem!-
diyorsun.
-Seni asarlarsa
seni kaybedersem,-
diyorsun,
-yaşayamam!-

Yaşarsın, karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı,
en fazla bir yol sürer
yirminci asırlılarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki, sevgili,
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nazım’a!

Ben,
alacakaranlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...
Karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal!
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı.
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.
Nazım Hikmet


Nephthys 15 Nisan 2007 20:45


Aşk İse Donuk...



Aşk donuklaşmış,
Pencereler yağmura hapsolmuş,
Uzaklardaki sesin, ya da yanıbaşımdaki sesin
Yağmuru bölüyor,
Belki beni çağırıyor, belki katı ruhumu,
Sarhoşluk bu olsa gerek,
Ya da okyanusun bibi gibi birşey,
Tek fark aşk donuklaşmış....



Ahmet Telli


Mystic@L 15 Nisan 2007 21:00

Haydi abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber Sal çıksın bu gece;
Görünsün söyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumanı,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Cahit Sıtkı Tarancı


Misafir 15 Nisan 2007 21:16

Kırık Dökük


kırık dökük anılarım serpilmiş ovaya
çok içim acıyor çok perişanım
bir bilsen sen de hallerimi yokluğun da
uykularım firar sensizlik nöbette
son yolculuk bu son gidişler işte
artık istesem de dönemeyeceğim
geçmişte kalan o güzel yılları
yüreğim de anı diye saklıya cağım
hatıraları kaldırdım tozlu raflara
ellemeyeceğim hiç almayacağım
kim bilir bir gün biri bulur da okursa eğer
anlayacak ki çok büyük bir sevgi
unutanlar utansın bu sevgiyi diye
belki de yazılacak bilinirmi ki
belkide koca bir roman olacak
adı sevgimiz olsun isterim
dünya durdukça anılacaksa
okuyup da gülümseyenler de olacak
acıyıp göz yaşı da damlasın romana
bende unutmak için çok ağlamıştım
işte okurlar saygılı sevgiye
onların da göz yaşı damlasın yazıya
hatıralarım anılarım elveda desem
çok içim acıyor biliyor musun
çare olamadım sen olur musun
sevgimiz kalsaydı yazılmasa da
okunup göz yaşı damlamasa da
keşke hiç ben olmasaydım

HaFiZe


NiliM 15 Nisan 2007 21:23

Çocuk Olmak

Çocuk olmak,
Bir kuşa benzer.
Kuşlar gibi özgür,
Kanatlıdır çocuklar...

Çocuk olmak,
Bir balığa benzer.
Balıklar gibi narin,
Sevimlidir çocuklar.

Çocuk olmak,
Bir ata benzer.
Yemyeşil kırlarda,
Koşar, oynar çocuklar...

Çocukluk,çocukluk,
Ne mutludur çocukluk.
Heyecanlı ve neşeli,
Ne güzeldir,çocukluk..


Muhammed Taha Balkıs


Misafir 15 Nisan 2007 21:33

KUŞLUK VAKTİ

yağmur kendi üstüne yağdı tüm gece

uçurdu rüzgar zamansız esen yeli

bir kurşun tan yerinde vurdu kendini

duruldu kıblesi meçhul namaza

bir yanda karadeniz gül koktu

bir yanda munzurda kan

kuşluk vakti bir kuş uçtu gönlümden


Sefer YEŞİLYURT


Misafir 15 Nisan 2007 21:53

Öyle Bakma Çünkü...

Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden
dünyaya,
hayret, hasret ve biraz da
bayat bayram şekeri kederiyle bakan,
aklı canbaz,yanağı al,
sesi çilek aroması
bir çocuk oturuyor
gözlerinde...

Yılmaz Erdoğan


Mystic@L 15 Nisan 2007 22:49

Aşka dönüş

Donebilmek o donusu olmiyan yollardan
Surekli bir aldanis bir daha bir daha
Hic bitmeyecek gecelerden bir sabaha
Cikabilmek ve sevmek durmadan usanmadan

Konusmak konusmak gozlerle fisiltilarla
Duymak buyulu sicakligini beyaz ellerin
Her gecen dakika var oldugunu anlamak icin
Yasamak arzu dolu dudaklarda, sarkilarla

Unutmak ne varsa kotulukten yana
Inmek sevilen gozlerin derinligine
Oyle mutlu, oyle sarhos, alabildigine
Bin yil icmek o sulardan kana kana

Her gun ona kosmak daglardan tepelerden
Her yerde, her zaman onsuz edememek
O en tatli hayal, en buyuk gercek
Anlarsin tasan o gunlerden gecelerden

Sonra bir gun o butun karanliklari yirtasin gelir
Basini alip gidesin gelir uzak denizlere
Artik her sey bos ve yalan sevdin ya bir kere
Her yerinden bir bugu halinde o yukselir

Sen yoksun artik anla yeryuzunde bir o var
Onun elleri var, gozleri, dudaklari
Anlarsin tenin besledigi zaman topraklari
Ve hala seversin zaman bitinceye kadar

Yeniden var olustur ya da bir baska turlu olustur bu
Nice aldanmalardan sonra bir aska donustur bu.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Misafir 16 Nisan 2007 00:04



Deli dolu geçtik ateş hatlarından
Sevgim korkuyla beraber büyüdü içimde
Sevdikçe korktum
Korktukça daha çok sevdim
Er geç birbirini boğacaktı bu duygular, biliyordum
Neden sonra farkına varıyor insan
Ayağına takılan bütün taşları
Yoluna kendi döşediğinin

Senin yarınlara inancın benden yüklüydü
Daha cesaretliydin
Planı çatılmamış yarınlara ektiğin umutlar
Er geç açacaktı, biliyordun
Deli sevdalı çocuk ruhumun
Nicelerinin uğruna kıyametler kopardığı
Değersiz değerlere sırt dönmüş, güvenli saflığında
Bir sonsuzluk buldun kendine
Ve hayatımızın resimlerini çizdin duvarlarımıza
Sonra birden
Yeşil bir kentte
Ilık bir yaz gecesine astın beni

Sevdalı ömrümün dakikası beş para etmedi
Ödedim
Cümlelerim seni taşımaktan yorgun düştü
Son sözün
Ve son anın efendisi olmaya bilenmiş yüreğine yenildim
Geçmişten nefes alıp geçmişe nefes verdim
Anılar kemirdi yüreğimi
Felç oldu hislerim
Zamanın çoktan dibe çöktüğü kum saatimin belinden
Tek bir saniye bile süzülmüyordu
Ters çevirmeye cesaretim yoktu
Çünkü yeniden başlayacak bir hayatın
Korkağı olmuştum

Aşkların sonrasında hüzün vardır
Ya sen hüznü boğarsın
Ya da hüzün seni boğar
Ama birisi kanatlarını kırarsa eğer
Yaralı kuş rolüne soyunacağına
Yürümeyi denemelisin
Hayata dönmelisin

Bunları düşünebilmek bile kendime dönüşümdü
Ve sonunu infaz ediyordu içimde
O gece yüreğimden sağ çıksaydın eğer
Ölen ben olurdum
O gece
Hayatın lekesiz bir anında
Seni intihar ettim
Şimdi katil benim

Artık güncemde bir boşluksun
Yavaş yavaş taze anıların altına gömülüyorsun
Ve sana ait sandığım her şeyin
Aslında benim olduğunu öğreniyorum
Hiçbir duygunun tek ilhamı değilsin
Kendimi keşfettikçe
Seni kaybediyorum
Ve ufkuma sensizliği
Korkusuzca geriyorum

KAHRAMAN TAZEOĞLU


Nephthys 16 Nisan 2007 00:27

YANLIZLIK VE HAYALİ


GECENİN SİYAHINDA
YOLLAR BİTTİĞİNDE
SANA DOKUNABİLSEM
GÖZLERİNLE ISINSAM


İLİKLERİME İŞLEMİŞ BİR AYAZ
ÖYLE BİR AYAZ Kİ
PARMAK UÇLARIM MOSMOR
ALEVLERDE BUZ
AMA HAYALİMDE SEN VARSIN
BENİ ISITAN


GÖZLERİMDE HEP BİR IŞILTI
HEP BİR UMUT
SENİ GÖREBİLME ARZUSU


BİLMEMKİ SANA DAHA NASIL ANLATAYIM
TÜM KELİMELER ANLAMSIZ KALIR AŞKIMI ANLATMAYA
İKİ KELİME DIŞINDA
SENİ SEVİYORUM


GÖMLEĞİMİN CEBİNDE
TAM KALBİMİN ÜSTÜNDE
BİR ÇAKMAK BİR PAKET SİGARA
ARASINDADA SENİN RESMİN


DERTLENDİĞİMDE ÇIKARIP
SİGARAMI YAKARIM
EĞER SİGARAMDA
DERTLERİME DERMAN OLMAZSA
RESMİNİ ÇIKARIP SENİ SEYREDERİM
ÇÜNKÜ HAYALİNDİ BANA UMUT VEREN


GECENİN KARANLIĞINDA YÜRÜYORUM BU ŞEHİRDE
SOKAK LAMBALARI KAH YANAR KAH SÖNER
HER HALDE PUSULAMDA BOZUK
SANA ATTIĞIM HER ADIMDA
SENDEN BİR ADIM DAHA UZAKLAŞIYORUM


UMUTSUZLUĞUMDA BANA UMUT VERİR HAYALİN
UMUDUMDA İSE BANA UMUTSUZLUK VERİR HASRETİN


SEN ÖYLE BİRŞEYSİNKİ GÖZLERİMİ SENDEN ALAMIYORUM
SEN YOKSAN BİLE SENDEN BAŞKASINI DÜŞÜNEMİYORUM


UNUTTUM ARTIK BAHARLARI
UNUTTUM NİSAN YAĞMURLARINI
UNUTTUM GÜN DOĞUŞUNU
UNUTTUM MUTLULUĞU


DALGALARLA BOĞUŞAN GEMİLER GİBİYİM
DÜŞÜNSEN ACINACAK HALDEYİM
UÇMASINI UNUTMUŞ Bİ KUŞ GİBİYİM
ÇÜNKÜ SEN YOKSUN


SANA BİR ŞİİR YAZSAM SADECE
İKİ MISRA
YANLIZLIK ÇOK ZOR
DÖN GEL


KEŞKE GÖKYÜZÜNDE BİR YILDIZ OLSAM
HEP SENİ SEYRETSEM
YADA SEN BİR ÇİÇEK OLSAN
VE BEN YAĞMURLARI ÇALSAM
SADECE BANA MUHTAÇ OLSAN
AMA NEDENSA BEN SANA MUHTACIM


BEN AĞLARKEN SEN GÜLEBİLİRSİN
AMA SEN AĞLARKEN BEN GÜLEMEM
AŞK BU OLSA GEREK


SANA İKİ ÇİFT BİR SÖZ SÖYLESEM
DÜŞÜNME GEL
SANA MUHTACIM


GÜLLER BIÇAK KESER
HER DOKUNUŞTA BENİ PARÇALAR
RÜZGAR ESER İNAN ÇOK SOĞUK


HER NEFESTE
SONUMA BİR ADIM DAHA YAKLAŞIRIM
UMUTLARIMI BİRİKTİRSEM
BİR AVUCU GEÇMEZ


BAHARLARI ÇALSAM
MUTLULUĞU KENDİME SAKLASAM
YİNEDE BOŞ
SEN YOKSUN DİYE


BU NAMUZSUZLUK DÜNYASINDA
HERŞEYİ SATIN ALSAM
DAĞLARI TAŞLARI
BULUTLARI İNSANLARI
YİNEDE AĞLARLAR BU HALİME
BELKİDE BÖYLE BİR AŞK GÖRMEDİKLERİNDEN


İNAN BANA
BENİM AŞKIM LAFTAN İBARET DEĞİL
ÖZENTİ HİÇ DEĞİL
İÇİMDE OLAN BİR ŞEY
ALDIĞIM HER NEFESTE SEN VARSIN


ÜŞÜRSEM ELLERİM
BUNALIRSAM ŞEVKATİN
YANLIZSAM HAYALİN
SANA KALBİM YETER


DOSLUKLAR YALAN OLDUĞUNDA
BAHARLAR TALAN OLDUĞUNDA
BİR TEK SEVDAM DİMDİK AYAKTAYDI
AMA SEN BANA İNANMAK İSTEMEDİN
SÖYLE BANA N'EYLEYİM


GÜNLER GECELER BİR BİRİNE KARIŞTIĞINDA
BÜTÜN RENKLER SİYAHA KAÇTIĞINDA
HAYALLER KABUSA VARDIĞINDA
YANIMDA OLMANI İSTERDİM
AMA YOKTUN
OLSUN BUNADA RAZIYIM
YETER Kİ GÜL
GÜL Kİ ÇİÇEKLER AÇSIN


BENİM SEVMEDİĞİNİ HEP BİLİYORDUM
AMA ALDIRIŞ ETMEZDİM
ASLINDA ÖNEMLİ DEĞİL
BENİ SEVİP SEVMEMEN
BEN SENİ SEVİYORUM YA
BU YETER


SEN SADECE MUTLU OL
HA BENİMLE
HA BİR BAŞKASIYLA


SON BAHAR YIZLARI ALTINDA
SEN VE BEN OLSAK
KIŞA HAZIRLANAN SARI YAPRAKLAR ARASINDA


AYRILIK OLMASA
ÇİÇEKELRİM SOLMASA
SENİ SEVMEKTEN BAŞKA BİR DERDİM OLMASA


ISLANSAK NİSAN YAĞMURLARINDA
ISLANSAK Kİ BEDENİMİZ NİSAN KOKSA
HERŞEYDEN ARINSAK
SADECE NİSAN KOKSAK


UZANSAK SONSUZLUĞA
EL ELE KORKUSUZCA
BİR BİRİMİZE KENETLENSEK MUTLULUKTA
ELİMİ TUT YANLIZLIKTA


ŞİİR YAZARKEN
*****LER KALEMİMİ KIRMASA
KOŞARKEN
AYAĞIMA PRANGALAR VURULMASA
BAĞIRIRKEN
SESİM KISILMASA
KISILMASA Kİ
HERKES AŞKIMI DUYSA


SENİ BOŞUNA KANDIRMAYIM
SAÇININ BİR TELİNE ZARAR GELSE
DÜNYAYI YAKAMAM GÜCÜM YETMEZ
AMA BİL Kİ BU CAN SENİN
VE KALBİM HEP SENİNDİR
YAŞAMDA ÖLÜMDE.....




mami


arwen 16 Nisan 2007 00:58

Ben Bilirim senin yalnızlığını,
Gözleri yaşlı bir çocuk gibisindir şimdi.
Yüreğinde ışıklar sürekli yanar,
Korkarsın ondan, karanlıklardan korktuğun gibi...

Ben bilirim senin yalnızlığını,
Bir dönüş bileti almayadır sabaha uyanışın.
Arkandan bakamadan, el sallamadan,
Haykırışım olur bu sessiz kaçışın



aykut aktüy


VerSchL@GeN 16 Nisan 2007 01:19

Bilmeni İstemiyorum




Geceler ah su ***** geceler
Seni benden uzaklaştıran geceler
Senin için her yıldıza baktığımda dilek tuttum
Bir gün beni sevmen umuduyla
Ama olmadı sen ellere yar oldun
Bense kadere mahkum...
Aç susuz gibiyim sen yokken duymuyor nefes almıyorum
Yüreğimi bir sızı kaplıyor
Ağlıyorum, seni seviyorum
Ama bilmeni istemiyorum seni sevdiğimi
Günlerden pazardı
Sokakta yürürken gördüğüm çocuk
Senin bakışlarını hatırlattı bana
Seni görmeyeli o kadar uzun zaman olmuştu ki
En son sonbaharda ayrılırken görmüştüm yüzünü
Bak yine aynı yerde aynı o gün gibi bekliyorum seni
Ayrılmak için değil bir kısa gülüşün için
Mutsuzdum ve seni hala seviyorum
Ama bilmeni istemiyorum bugün öldüğümü .......



ÖZGE ÖZKAN


arwen 16 Nisan 2007 01:27

Benim kadar kırılgan olamazsın
Sanmıştım
Ama evet
Benim kadar kırılgansın
Yaşamın tüm alınganlıklarını çekmişsin üzerine
Bir kelime çıkıp gelse ansızın
Bilinmedik bir yerden
Sen
Soru soran gözlerinin sağanağında
Islanıp gideceksin
Mahcubiyetinin geceye çalan rengi
Saçlarının tellerine gizlenmiş
Bir elin dalgınlığının yakasında
Tutup ensenden yakalamak ister
Gibisin
Sen
Bunca yaşanmışlığın içerisinde
Hiç yaşamamış gibisin
Ait olmamışsın,ait olamamışsın hiçbir yere
Hiç kimseye
Kendine bile
Yamanacak yeri kalmamış kalbinin
Saklamışsın herkesten
Saklandıkça bulup çıkarmışlar seni
Gömdüğünü sanmışsın kederlerini
Fakat her gece yarısı çıka gelmiş
Çoğalarak geri
Ah sen
Yaşamın yollarında öylesine koşuyorken
Ve bir anlam,sadece bir anlam uğruna
Binlerce gözyaşı,binlerce bedel ödüyorken
Nasılda aramalarından döndürmüşler
Nasılda yanıltmışlar
Nasıl kesmişler uğruna savaş verdiğin değerlerini
Hiç sorgun sualin yok artık
Hayat tahammül sınırlarını çoktan silip gitmiş
Gözlerin öyle yorgun ki
Öyle yorgun ki kalbin
Kalemine tutunamadan kalkamayacak
Yürüyemeyeceksin
Tutunamayacak gibi dalların
Hayatın pütürlü yüzeyinden bile kayıp
Gidecek gibisin
Bir ışık saklamışsın gözbebeklerine
Gözkapaklarını kımıldatsan sönecek sanıyorsun
Bir coşkuyla açıp kalbini
Hiç bilmediğin
Yada bilip de yerini bildirmediğin
Kuytuluklarına saklanıyorsun
Hüzün işlemiş her kelimene
Bilemediğim acılarına göz kulak olmak
Başında nöbetçi kalmak istiyorum
Ama sen bunu istemiyorsun
Kederlerinin üstü açık kalmış,üşümüş
Örtmek istemiyorsun
Nefesinden işitiyorum nasıllarda olduğunu
İnceliğinin zarafetine saklanmış
İncinmiş çocukluğun
Ama sen çocuk sevinçlerini hiç unutmuyorsun
Hayallerine rengarenk kurdeleler bağlamış
Uçurtmalar uçurmuşsun düşlerine
Sen aslında hiç büyümek istemiyorsun
Gülümsemeyi unutmamış yüzünü
Bulduğun her tebessüme ortak ediyorsun
Düşüp de kanattığın dizlerini
Sırf masumiyetinden bir iz kalsın diye
Yaralarını sarmıyorsun
Sardırmıyorsun…

Benim kadar kırılgan olamazsın sanmıştım
Ama
Benim gibi kırılgansın
Sende hayata kırgın başlamışsın…



arzu öztürk


Nephthys 16 Nisan 2007 01:29

Adım Aşk


Denizleri, bir katre görürsün,
Adım aşk
Hazanımı bahar bilirsin
Adım aşk
Kanatların varmış gibi uçarsın
Adım aşk
Zerkedip varlığını zayii edersin,
Adım aşk
Endamı cüsseyi zail edersin,
Adım aşk
En acı sözlerimi tatlı duyarsın
Adım aşk
Bir damlaya deryaları sığdırırsın
Adım aşk
Dağları uğruma dümdüz edersin
Adım aşk
Bir değil bin kere candan geçersin.
Adım Aşk.



R.Recep PELİT



VerSchL@GeN 16 Nisan 2007 02:41

Liseli Kız

Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı
Beyaz dantel yakalı liseli bir kız.
Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren
Al karanfiller gibiydi aşkımız...

Gülünce içimde rengârenk güzel,
Güller açılırdı iri.
Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah
Geceler gibiydi gözleri.

Bir mermer çeşmeden akan su gibi,
Geçip gidiyordu günlerimiz.
Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi
Bütün yaratıklardan habersiz.
Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük
Serçeler gibiydik ikimiz.

Gözleri konuşurdu susunca, mahzun:
'Seni seviyorum' derdi.
Sevdadan, gurbetten, hasretten yana
Sıcak türküler söylerdi...

Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz
Ürkek halleri vardı.
Ayrılık deyince oturup sessiz
Çocuklar gibi ağlardı.

Bilmiyorum şimdi kaç yıl, kaç mevsim
İçli mektuplar yazdık.
Bazen yan yana yürür, beraber otururduk
Ama konuşamazdık.

Ben görmedim şimdi öyle diyorlar
Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş...
Unuttum her şeyi diyormuş
Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel
Sarışın çocukları süslüyormuş.

Görsem çocuklarını şimdi diyorum
Bakamam yüzlerine çaresiz
Bana bakar çocuklar sessiz.
Çocukları gözlerinden tanırım
Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama
Bakamam, utanırım

Yavuz Bülent Bakiler


arwen 16 Nisan 2007 03:06

Öylesine çoğaldı ki yalnızlığımda kimsesizliğim...
Kendi kalabalığımda boğuluyorum şimdi de ellerim havada...
Teslim bayrağını çektim artık, ne umudum kaldı, ne de sevda



Eylül GÖKDEMİR


scanner_11 16 Nisan 2007 07:13

ELİMDE BİR SİGARA

Elimde bir sigara
Bir o yanar bir de ben
Düşmüşüm dört duvara
Bir o susar bir de ben

Aylar var görmeyeli
Değmez elime eli
Uzakta bir sevgili
Bir o ağlar bir de ben

Çatlamış sabır taşım
Bir alev her gözyaşım
Ah benim dertli başım
Bir o döner bir de ben

Bu aşkın tek gerçeği
Asla yok geleceği
Yüreğim kan çiçeği
Bir o kanar bir de ben.

AHMET SELÇUK İLKAN


scanner_11 16 Nisan 2007 10:48

ESKİCİ..

"Önceleri sen uyandırırdın uykulardan beni
Şimdi eskiciler uyandırıyor
Ne yazık seni de bu şiirim gibi
Yaban şarkılara meze yaptılar."

Al götür eskici kalbimi benim
Neyim var neyim yok sorma bir daha
Gözümde yaşlardır birtek servetim
Acıyıp yüzüme bakma bir daha!

O aldı götürdü ümitlerimi
O aldı götürdü hayallerimi
Kalmadı hiç bir şey sana eskici
Ne olur kapımı çalma çalma bir daha!

Bir boş çerçeve var tam sana göre
Bu da benden olsun sana hediye
Ne olur eskici git başka yere
Bizim sokaktan geçme bir daha!..

AHMET SELÇUK İLKAN


Nephthys 16 Nisan 2007 12:58



Bir Günü Yaşamak



Dün kopan bir yapraktı, düşen kuru bir daldı
Bu günden güzel değil bulacağın yarında
Aç ellerini bak! Yanan avuçlarında
Dün gitmiş, yarın yok, bize bir bu gün kaldı

Bir bu gün kaldı bize birlikte yaşanacak
Bir bu gün öyle güzel ve dopdolu, özlemli
Dudağından düşmeyen bir yeni şarkı gibi
Bir bu gün, her şeyiyle taptaze ve sımsıcak



Ü.Yaşar OĞUZCAN



NiliM 16 Nisan 2007 14:11

Olsun Da Gör

O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör
Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör
Seyreyle gulu bülbülü
Çifter aylar gökyüzünde
Her gece ayin on dördü

Kuşlar geçecek damların üstünden
Kuşlar konacak dallara
Kanat seslerini duyup uyanırlarsa
Gene kuşlarla uyusun çocuklar
Olanı biteni anlatma

Melih Cevdet Anday



Saat: 07:26

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık