![]() |
Gel sen yoksun bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün nefesim üşüyen bir gelincik ayazı bütün geceler aysız durmadan bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor yağmalanmıs bir ömrün ortasından sızarak yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor gel her gece bır deprem oluyor ey çağlayan bir suda yittirdiğim menekşe gözlü kız seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin bir rüzgârın kanatlarına vursam duyulur mu sesim gel erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla bütün bulutlardan sana koşuyorum gel yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni her akşam vakti, el ayak sesleri çekilirken caddelerden vurup yüreğimi narlı sevdalara yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor kimse bilmiyor, her gece dudağımda bir şiirin kanadığını ey yavru bir kuş gibi düşlerimin arasından uçup giden uçarı kız yaşım on beş idi, yüz oldu, binyüz oldu yaşlandım yaşamadan aşkı ve baharı farkında değilim şimdi, geçen günlerin değişen mevsimlerin yağan karlar altında kaldı kalbim gel geçmiş bahar sokaklarına çıkar beni bahçesi tarumar bir çiçeğin kirpiğindeyim bir kar çölünün ortasında bir insan mahşerinin içinde yapayalnız her bakışta bir hüzün, her hüzünde bir bakış kanamada bir sonsuz rüzgar başladı gittiğin yerde gel gel bahar sokaklarına çıkar beni yıldızları sönmüş bir gecenin sayfalarında ışıksızım özlemler damıtıyorum durmadan karanlığın yapraklarına kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar, göçüp gitti kuşlar çoktan ve ben bölüp iklimlere o sevda tılsımı türküleri işleyip alnımın çizgilerine tel tel kalbimi sana rehin tutuyorum gel hasret ki yolları kanamalı ağır bir hüzündür geçip giden günlerin terkisinde rüzgâr koyaklarını yitirdi, sözcükler büyüsünü her mısrada çığlık çığlık yüreğim gel ömrümün bütün sokaklarına kar yağıyor şimdi. Nurí CAN |
Barış Nedir Sevgilim barış nedir sevgilim biliyor musun bir köprü müdür üstüne gölgeler düşünce çöken halka açılamadan batan bir şirket iki savaş arasında verilen çay molası mıdır barış yoksa hurdacıya söylediği son sözler mi bisikleti vurulan bir çocuğun söyle sevgilim Einstein'ın Roosevelt'e yazdığı mektup mudur barış Lozan'dan gelen telefon mu Mustafa Kemal'e çöplerini bilimin süpürdüğü bir sokak mıdır barış yoksa söyle sevgilimde ki tünediği balkon uçuruma düşen yavru bir kuştur barış saatçiyi hapse attıkları için kurulamayan bir meydan saati ayağımızdaki paslı çiviyi bacağımızı keserek çıkaran bir melekde ki aptalların türküsü oyuna getirilenlerin ülküsüdür barış dişleri sökülmüş Asya kaplanıdır kapitalizmin sirkinde ki sevgilim içine bayat pil konmuş el feneridir barış fosforlu izleridir bayrakların üzerinde gezen salyangozların barış düşsel beyaz buluttur bir kaleye çarpıp dağılan kör bir toplumun tehdit dolu yazılarla kirlettiği bir defterdir barış kendinde bulamayıp başkalarında aradığıdır insanın barış halkının üzerine devrilen bir devlettir zor dönemeçlerde açılmadığı için posta kutusunda ölen bir mektuptur barış patlayıp seyircileri öldüren bir futbol topudur son dakikada bunların hiçbiri hiçbiri değilse barış söyle sevgilim savaşın düş kurduğu yerlerde hangi yüzsüzün uydurduğu bi' sözcük türşu dillerden düşmeyen barış Akgün Akova |
|
Gelsin Hakk’ın emriyle dört kitap indi Muhammed Mustafa elçi seçildi İman ışığı parladı, küfür kesildi Nuru Muhammedi görenler gelsin İnançla inşa edildi hak din İslam Birden aydınlandı şu küçük dünyam Gamı beladan beri canım ona kurban İslam’ın yoluna canın koyanlar gelsin Server-i Kainat ki en hakiki mürşit İlmi noksansız, buna Mevlamız şahit Kalemle cihat ediyor binlerce müceddit İslam’ın yoluna cihat edenler gelsin İmam Hüseyin’in başı kesildi bu yolda Nice erenler, dervişler asıldı bu yolda Nice İslam bülbülü yakıldı bu yolda İslam’ın yolunda şehit olanlar gelsin Gelsinler şu gönlüme, saadeti bulayım Hakkı batıldan ayırıp hakikate ereyim Bilmiyorum ki ben bir alperen miyim Allah için doğruyu söyleyenler gelsin Deniz Efe |
Acının Duvarı Aşılınca Kendisi çatlamadan Toprağı çatlatamaz tohum Asmışım sinirini mutsuzluğun Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum Acısını artık duyamıyorum Ki kendim öyle bir acı olmuşum Nasıl görmezse göz kendini Kendimi arıyor bulamıyorum. Aziz Nesin |
yağmurla gelirim sana ölürüm;toprak olurum üzerime su dökerler buharlaşır;bulut olurum ve yağmur olur üzerine yağarım işte böyle sevdim seni bu kez izin ver bana açma şemsiyeni Bilal Gülçiçek |
Efkârımda Küsmelerim ölür. Dokunmalarım ve susmalarım... Sana yetmelerim ölür; Sana yetişmelerim... Emânetler saklı! Sandıklar kilitli. Mühürler çakılı. Üstünde sarı sardunyalarım ölür... Seccâdede yatan yorgun akşam, Başını kaldıran beyaz mehtâbım ölür. Gitme desem kalacaksın sanki. Susma desem konuşacaksın... İyisi mi, sen git! En iyisi şimdi git. Yollarım saklı kalsın yine; Duvarlarım örülü... Işıklar sönük kalsın. Boşlukta kalsın yine sahipsiz bakışlarım. İyisi mi sen git. Hadi! En iyisi, sen şimdi git. ismail atan |
seyir sürme yalnızlığına rüya kırışığı gözlerim kendine yolcu gemi azalan ben istikametindeyim atlı karıncası yorgun içimdeki yıldız çocuğun çığlık mavisi düşlerinden ak/ar şiirlere ıslak kelimelerim Sevinç YILDIZ |
YORULDUM Hayatımdan her gün giden günler gibi Dün olup gitmiyor hasretin Yarınlar gözüktükçe artıyor Boynuma asılmış pranga misali Yük olup duruyor umutsuz bedenime Yoruldum yalan sevdandan Uykusuz gecelerden Düşünmekten Sayıklamaktan adını kaybolup gittiğim anlarda Hatta sana olan sevgimden Seni isterken ölürcesine Yoruldum. Ne zaman sözler versem kendime Seni sevecek bir sebep hep buldum Deprem sonrası enkaz bedenimde Her şey yıkık bertaraf olmuşken hayatımda Seni böyle sağlam tutan Hiç gitmemiş gibi sevdiren Bunca ihanetini Terk edişlerini unutturup bekleten Geceler boyu düşündüren Sayıklatan Bir başkasıylayken sen diye sarılttıran neydi Yoruldum. Eğer kalbimse seni tutan Eğer ki kör olacası aşkımsa Açarım ellerimi yalvarırım Allah`a Unuttursun seni bana Düşündürmesin ömür boyunca Bir yol bulup kaçıp gitsem bu sevdadan Varlığın yakıyor Yokluğun kül ediyor Erittikçe tazeleniyor sevdan Yoruldum. Ne sen gel artık hayatıma Ne hayalin Ne senden bir hatıra Son sözlerim bunlar Gün olur da sevmezsem seni Dinerse fırtınalı şehrimde kasırgan Çıkacağım karşına anlıtı.. Ben Seni Sevdiğim Vakit BEN SENİ, KARANLIĞIN SUSUP, ÖLÜMÜN SELAMA DURDUĞU YERDE SEVDİM ! VE BEN SENİ SEVDİĞİM VAKİT... Ben seni sevdiğim vakit; Nehirler şaşar yatağından, dağlar ayazlanır... Ayrılık dolanır bir kardelen soğukluğuna, Hasret vurur yatağımdan, Ten yanar o vakit, Su yanar, dil alazlanır... Ben seni sevdiğim vakit; Kanlım olur gökyüzü, Yokluğun sevdalım, Ve dudaklara gizlenir... Hercai bir menekşedir ölüm, Zemheriyi tutar avuçlarında, Umut ki sevdaya filizlenir... Ben seni sevdiğim vakit; Bir mavzer bilenir yatağına... Tutuşur beyazlığım, Gökyüzüm olur sûretin ! Sevdam dillenir, Şafağım dillenir karanlığına... O dem ölüm ilişmez, Ve "EŞKİYA" olasım gelir dağlarına... Kürşat Celil GÖZEN __________________ |
__ Unutulmayan Kahramanlar __ gözlerinin odaklandığı her bir noktada, buz dağları olup eriyorsam içinde, ve esirin oluyorsam, düşlerimde büyüttüğüm, hayallerime sığmayan, bir romanın en gizemli kahramanıydın sen... aslında hayat ne bir romandı ne bir hayal, ve kahramanlar hiç bir zaman unutulmazlardı, ama sen utuldun...! ! ! alıntı |
Kahveci Kız Allah beni çirkin yarattı, Cazibem yok yürürken. Kahveci kızına mı bakılır, Güzelle dururken. Fakir doğup büyüdüm, Annem evlerde çamaşır yıkar. Onlara git, Zenginler var. Okutmadılar orta’dan sonra, Tahsilim de kaldı yarım. Güzel olsam, zengin olsam Anlarım. Behçet Necatigil |
Kendimden kaçtım deliler gibi, bunca zaman... Ve yüreğimden.... Öyle ki uyumadığım oldu, Rüyama girme diye... Dinlemedin... Denemediğim yol, Oynamadığım rol kalmadı.... Bir gün, bir an olsun aklımdan çık dedim.... Git dedim.... Gitmedin.... Bunca zaman sonra anlıyorum ki... Aslında sen benim için hiç... Ama hiç.... Bitmedin.... yusuf serdeli |
Sen Olamazsın yanlızığımın ortasına düşüyorsun bir çığ gibi dağları delip,ormanları yıkıp geçen bir çığ buz gibi soğuk ve umursamaz, arkasına dönüp bakmaz..... şiirlerinde okuduğum sen olamazsın, bir bebek masumluğundaki cümleler, virgüller,noktalar,susmalar..... ibrahim taner eteş |
yağmurla anımsamak seni Gök gürültüyle haykırmaktadır şu saatlerde Ve yazasm gelmiştir sana yağmurda yürüdüğümüz günler içinden Uzunca bir sessizlikten sonra böyle mi başlayacaktık Yazmak için gökle mi konuşmak gerekti Ya da bir icazet makamımıydı ki yaz deyiverdi bana Başörtünün alnına yapıştığı günde ki yağmurlar olsa gerek bunlar Zaten halimden ancak böylesi anlar.. Ben sustukça gök gürledi ve yaz dedi.. Bende başladım içimden gelenleriyle yazmaya yukarıdakiler ile beraber.. Ancak 5 dakikadır ses vermese de gök Kızmadığını bilmenin verdiği rahatlıkla yazıyorum sevdiğime. Bilirim ki susmayacak olan başkadır Hep yaşamaya hasret aşktadır Şimdi sahilde ki kedi üşüyor mudur acep Bulabilmiş midir kendine bir sıcak taş arası Gerçi unutmuştur çoktan yüzlerimizi Epey zaman olmuş onunla görüşmeyeli Nedir bu bizimki diye her akşam sorduğumda kendime Bir günü beklemek olsa diyor bir ses ciğerime Sabırla taşla da inatlaşmış olsam o çoktan çatladı Ve ardında nice başka taşlar ağladı O gerçekten kaybetmiş miydi? Yoksa aslında kaybeden zaferin aslı mı idi Söz vermenin değerini tutmaktan önce bilmektir yaşamak Sonra fayda vermiyor zorla yara kaşımak Hep kanayan tende değil kimi zaman yürekte Ama sorun sende değil sana olan hasrette Birine her gün cahil söyle o atide cahil olur Sevdaları gizleyene sanma sevda mecnun olur Gurur edip inmeyene Gökten yağmur inmez imiş Aşkı sade dinleyene Sevdalılar garip dermiş Yazmamla kesildi göklerin haykırışı Ama henüz göndermedim bu sancılı sırdaşı Sokaklarda yürür iken Arkandan görmeye seni Sakın yüzün dönmeyesin Gözlerim özler seni Gördükçe artan ile Görmedikçe azalan Düşman değiller artık ………. Şair beklemez senden böyle nice mısralar.. Ama bilmeli sevdayı bence cennet analar.. Korku nedir diye sormak gerek Bu nemrut dünyaya Sanma her şey bir felek Kendi çalıp oynaya Bilmem arif midir sevdalım bu mısralara Mümkün müdür kavuşmak aklın evde kalmaya? Yalanla çıkma sokağa Ya mumlar söner ise, Sonra yolu bulamazsın Eve dönmek gerekirse kenan ekşi |
Anılar Gün olur, bir yağmurla gelir, Hüzün getirir gözyaşlarına. Gün olur, tebessümde belirir, Duru bir huzur verir insanlara... Kimi gün bir fotoğrafta Veya tozlu bir kitapta, Koca maziyi canlandırır, Eskiyen hatıralarda... Gün olur, parlak damlalarda, Gün olur, titrek dudaklarda, Bazen ıslak sokaklarda, Geçmişi getirir akıllara... Kimi gün, bir sonbaharda, Kimi gün, ıssız bir mezarda, Ara sıra yalnız kaldığında, Dünü hatırlarlatır sana... Gün olur, mazidir denir, Gün olur, unutulmaz gelir, Kimi gün, bir şiirde gizlenir, Eski günlerdeki anılar... Kimi gün yaşar sonsuza kadar, İçinde aşklar, mutluluklar yatar. Çoğu zaman unutulup gider, Geçmişte saklı nice nice anılar... Abacan Aşkısev Şenkal |
Yeter ki ışıyım karanlığında, Bir yıldız, ya da ateş böceği kadar... İster göz kırp bana, ister aldırma Söndürme geceden şafağa kadar. Yeter ki gireyim rüyalarına, Olsa da bir perdelik oyun kadar... İster unut beni, ister hatırla Çıkarma düşlerinden, sabaha kadar. Yeter ki kalayım senin yanında, Bir an, ya da bir asır kadar... İster okşa saçımı, ister bahtına dola Ayırma dizinden, vuslata kadar. Yeter ki olayım şarkılarında, Bir küçük söz, ya da bir nağme kadar... İster bağır beni, ister fısılda Düşürme dilinden, mahşere kadar. Yeter ki kalayım anılarında, Bir bakış, bir gülüş, bir duyuş kadar... İster gizle beni, ister açığa çıkar Ayırma yüreğinden, sonsuza kadar. belma kızıltoprak |
Arka Bahçe Evin gölgesidir arka bahçe Bir yatak odasının Usulca taşan sıcağı Çocuğun dokunuşu Annenin durgunluğudur arka bahçe Dudakta öpücük izi Bir yaradır kuşun kanadında Elmaya düşen ala Çatlayan yüreği narın Seksek için yollara Çizilen şekillerdir arka bahçe Bir gelinin ilk gecede Yere düşen duvağı Dul bir kadının En tenha yeridir arka bahçe İşveli ve içli sözleri Ya da yanlış yorumlanan Pembe gülüşü Asker mektuplarının Okunduğu yerdir arka bahçe Ve üzgün bir sevdanın O solgun haresi Musa Öz |
BİLSEYDİM Meydan mı verirdim bu ayrılığa? Bilseydim bu kadar zor olduğunu. Bilseydim böyle karanlık, Bilseydim bu kadar dar olduğunu. Dilimden sıçrayan bir kıvılcımın Bilseydim bir anda kor olduğunu. Bilseydim şu anki gönül acımın Senin yokluğundan var olduğunu. Boyun mu bükmezdim sitem etmene, Bilseydim sükutun kar olduğunu. Sebep mi olurdum dargın gitmene, Bilseydim küsünce sır olduğunu. Bilseydim yüzümün dört mevsimi güz, İçimin ağlayan nar olduğunu. Bilseydim odamın dört duvarı buz, Sensiz yatağımın kar olduğunu. Fırsat mı tanırdım bu dargınlığa Bilseydim bu kadar zor olduğunu. Bilseydim zindandan daha karanlık, Bilseydim hücreden dar olduğunu.... CEMAL SAFİ |
zen yanığı.. sen alfabesinden çözülüyorum dudaklarımda dahili rengin sepya sırrım gözden öte tan zaman öncesi savruk geceden kalan düşsün soluğumda kirpiklerimden aşka ilişik mısralar kanıyor ak yaprağımdan güz sureti dişi acılarım ağır sesli cenin katli günce çatlağından habis kahrın sızıyor..sızlıyor canım şarap yüzüm..hüznüm aynaya dönük çakıl kaydırağı, ağrılı tören verilmiş sözün s/algın sarı üzerime biçtiğin aşk eskizi kemha delik deşik,berelenmiş hayat kazasında sol yanım macera incisi biatında ben ki pervaneydim dik yamaçlarında son hazan sayrılığı kum ölümlü ketum bir ılgım çiçek vaktidir şimdi.. gitmek gerek... Sinem Sevinç YILDIZ |
Desem ki....! Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır, Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini. Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını. Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini. Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin! İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi farkedemezsen Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini. Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede, Hatırla ki mahşer günüdür, Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum. ........................................... Cahit Sıtkı Tarancı |
Yinede Ayrılık düşer bazen merhabalarımıza… Oluşturduğumuz “biz” kalıpları çöker… Var olan iki ayrı kutuptur artık… Ya “vazgeçen” oluruz bu ayrılıkta.. Ya da “ vazgeçilen”… Bir tercihtir vazgeçmek.. Eksilmiştir yüklediğiniz değerler, gidip de dönmemeyi, dönüp de bakmamayı göze almışsınızdır… Oluşturduğunuz o “biz” kalıbından kendinizi alır ve gidersiniz bu merhabadan … Hayata başka bir yerden, başka bir noktadan başlamaktır vazgeçmek… Yeniden başlamaktır.. Yarın vardır önünüzde.. Ve yarına ait umutlar… Seçeneksizliktir vazgeçilen olmak… Giden gitmiştir ardında boşluğunu bırakarak… Ve siz kalansınızdır… Orda… Öylece… Eksilmektir vazgeçilen olmak… Bir yokluğun sızısını yüreğinizde anbean taşımaktır… Vazgeçenden geriye kalan tenhalığı,ıssızlığı kalabalıklarla…. Sessizliği hiçbir sesle dolduramamaktır… Nedenler ve niçinlerle daha da kararıp uzayan gecelerdir… Bir sızıyla bölünen uykulardır… Dağılmak, parçalanmaktır çokça… Unutmak için zamana umut bağlamaktır… Zaman akıp giderken hayatımızdan… Kimi zaman ” vazgeçen” oluruz bir merhabada… Bir başkasında “vazgeçilen” belki… Vazgeçmenin umursamazlığında da olsak… Vazgeçilmenin umarsızlığında da… Anlar ve anılardır yanımızda kalan… Sonra… Bir maske takıp yüzümüze… Sevginin çıplaklığını örtsün diye… Katılırız akan zamana yine de… Esin Ardıç |
Gel Gayrı... Azad edip gönlümü, saldım aşk kucağına. Girem dedim bağına, bağın neden çoraktır. Gönlün bana şafaktır, daldım aşk bucağına. Geleceksen gel gayrı, can vuruldu dallarda... Coşkun seller nerede ? niye ki bu duruluş. Çağla gönül telinden,niçin ki bu yoruluş. Konuştur gözlerini, nedendir ki bu susuş. Geleceksen gel gayrı, can yoruldu kollarda... Ay saklanmış buluta, ben doğayım gecene, Dağlar küsmüş yankı yok, ses olayım hecene, Kafiyesiz de olsa, dizele aşk bestene, Geleceksen gel gayrı, can duruldu yollarda... Sakın deme olmadı, biz bunu aşk mı sandık. Boşuna mı kavrulduk, böylesi içten yandık. Daha yolun başıydı, ne de çabuk usandık. Geleceksen gel gayrı, can soruldu sallarda... Aynur Dağlı |
Ben yolunda ölmez miyim Türkiyem Kurban olayım toprağına taşına Ben yolunda ölmez miyim Türkiyem Hasret kaldım baharına kışına Kıymetini bilmez miyim Türkiyem Ben yolunda ölmez miyim Türkiyem Özleminle cayır cayır yandıkça Gönlümdesin, hep sendeyim sandıkça İçim bir hoş olur seni andıkça Sana koşup gelmez miyim Türkiyem Ben yolunda ölmez miyim Türkiyem Öz vatanım, ana yurdum mekânım Helâl olsun sana canım ve kanım Senin için olsa ölmek imkânım Ölürken de gülmez miyim Türkiyem Ben yolunda ölmez miyim Türkiyem Geçirsem de gurbet elde çağları Koparamam asla senden bağları Aşkın için nice yüce dağları Ferhat gibi delmez miyim Türkiyem Ben yolunda ölmez miyim Türkiyem Mikdat Bal |
_____ Vardı / Yoktu _____ ufacık ellerin vardı, yüreğime koyduğum... / yüreğimi yaralayan mahur gözlerin vardı, ağladıkça üzüldüğüm.... / göz yaşlarımı çalan gülüşlerin vardı, kulaklarımda yankılanan.... / sahtemiydi bahar kokan teninde, yaşanmış kaçıncı mevsimin hiç bahsetmediğin...... / kandığımı sandığın alıntı |
Anadolum Anadolum Türkiyem benim eşsiz vatanım Ankara’dır başkentim Konya buğday ambarım Ben ezelden beridir hür doğdum hür yaşarım Sana kem gözle bakan tüm gözleri oyarım Çukurova,Şanlıurfa,Ağrı diyor ben varım Antalya ovasında gelmiş benim baharım Erzurum yaylasında yeni doğmuş kuzular Yılın dört mevsiminde senin başkadır tadın Fırat'la Dicle nehri boydan boya uzanmış Menderes kollarıyla bin bir bereket salmış Gülümsüyor Atatürk bize Anıttepe’den Kaderde bir kez ölüp bin kez dirilmek varmış Anadolum yaşadım suyunla toprağınla Kol attın damar damar kanın var vücudumda Bana nasip olmasın senden başka bir vatan Acımadan kıyarım ben o zaman canıma Türkiyem bak tarihe şanlı yazıldı adın Mehmetçikler sınırda bekliyor adım adım Önce vatan yazılı dağın taşın toprağın Türkiyem Anadolum benim eşsiz vatanım Şükran Çamoğlu |
Mutlumusun Sevgilim Sen bilmem hangi evde Mutlu günler yaşarken Başka kınalı eller Heran seni okşarken Ben yine burda sensiz Ben yine sana hasret Yaşadığın bu günler Mutlu olsun sevgilim Anma beni anında Sil bütün hatıranda Adım varsa aklında Siliver gitsin şaşkın Yıllar önce açlığı Sefilliği çekmiştik Ayrılılık olmasın diye Yemin bile etmiştik Sen şimdi ayrı evde Ben yine hayallerde Bilmem hangi günlerde Nasıl sevda çekmiştik Bu ayrılık kelimesi Ağzımızdan çıkmazdı Gözün hep gözlerime Bakar iken bıkmazdı Sen şimdi başka evde Mutlumusun şaşkınım Ben mutlu olamadım Hala sana küskünüm Bilirmisin düğün dernek Beni mutlu etmiyor Yıllar geçsede inan Kinim sana bitmiyor DÖNER bitir bu işi Adam olmaz bu kişi Serserilik dir onun işi Saten bitirdim bu işi Döner Özeke |
Hoş Geldin Ey Rasül Hoş Geldin Nebi Davet etti Mevla’m miraç gecesi Çağırılan insanlığın yücesi Seni selamladı orda nicesi Hoş geldin Ey Resul Hoş geldin Nebi Mevla’mın daveti mükafat mutlak Mescidi aksadır birinci durak Bineğin gelmiştir cennetten burak Hoş geldin Ey Resul hoş geldin Nebi Mevla’m demiş artık gam kederi sil O gece Rabbin sana uzak değil Sana eşlik eden elçi Cebrail Hoş geldin Ey Resul hoş geldin Nebi Katları geçerken selam eyledin Ümmetinden dosta selam söyledin Günahı olanı bilmem neyle din Hoş geldin Ey Resul Hoş geldin nebi Hakkın huzuruna vardığın zaman Dedin ümmetimin hali çok yaman Bizler için Rabden diledin aman Hoş geldin Ey Resul hoş geldin Nebi Lokman Bal |
Ay dolunay ay seni yaşatıyor bana sevgili yakamozlarla deniz beni uzakları okşuyor ay ışıkları kolların bomboş bilmekteyim hissetmek medcezirlerini bütün denizlerin aşk cığlıklarını evrenin yakomazların çakıltaşlarının tüm şarkıların sesinde baktığım noktadan aydınlıkların yansımasını anılarımın sen ben ve nevbaharın artakalan zamane aşklarından dolunay zamanlarının yarımdan iki karanlık iki ay gelişinden belli mehtap ay dolunay 30.06.2004 Nevin Kalafatoğlu |
|
Karıma Mektup Bir tanem! Son mektubunda: -Başım sızlıyor yüreğim sersem!- diyorsun. -Seni asarlarsa seni kaybedersem,- diyorsun, -yaşayamam!- Yaşarsın, karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı, en fazla bir yol sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı. Ölüm bir ipte sallanan bir ölü. Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. Fakat emin ol ki, sevgili, zavallı bir çingenenin kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer ipi boğazıma, mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar Nazım’a! Ben, alacakaranlığında son sabahımın dostlarımı ve seni göreceğim, ve yalnız yarı kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim... Karım benim! İyi yürekli, altın renkli, gözleri baldan tatlı arım benim; ne diye yazdım sana istendiğini idamımın, daha dava ilk adımında ve bir şalgam gibi koparmıyorlar kellesini adamın. Haydi bunlara boş ver. Bunlar uzak bir ihtimal! Paran varsa eğer bana fanila bir don al, tuttu bacağımın siyatik ağrısı. Ve unutma ki daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun karısı. Nazım Hikmet |
Aşk İse Donuk... Aşk donuklaşmış, Pencereler yağmura hapsolmuş, Uzaklardaki sesin, ya da yanıbaşımdaki sesin Yağmuru bölüyor, Belki beni çağırıyor, belki katı ruhumu, Sarhoşluk bu olsa gerek, Ya da okyanusun bibi gibi birşey, Tek fark aşk donuklaşmış.... Ahmet Telli |
Haydi abbas, vakit tamam; Akşam diyordun işte oldu akşam. Kur bakalım çilingir soframızı; Dinsin artık bu kalp ağrısı. Şu ağacın gölgesinde olsun; Tam kenarında havuzun. Aya haber Sal çıksın bu gece; Görünsün söyle gönlümce. Bas kırbacı sihirli seccadeye, Göster hükmettiğini mesafeye Ve zamana. Katıp tozu dumanı, Var git, Böyle ferman etti Cahit, Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan; Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan. Cahit Sıtkı Tarancı |
Kırık Dökük kırık dökük anılarım serpilmiş ovaya çok içim acıyor çok perişanım bir bilsen sen de hallerimi yokluğun da uykularım firar sensizlik nöbette son yolculuk bu son gidişler işte artık istesem de dönemeyeceğim geçmişte kalan o güzel yılları yüreğim de anı diye saklıya cağım hatıraları kaldırdım tozlu raflara ellemeyeceğim hiç almayacağım kim bilir bir gün biri bulur da okursa eğer anlayacak ki çok büyük bir sevgi unutanlar utansın bu sevgiyi diye belki de yazılacak bilinirmi ki belkide koca bir roman olacak adı sevgimiz olsun isterim dünya durdukça anılacaksa okuyup da gülümseyenler de olacak acıyıp göz yaşı da damlasın romana bende unutmak için çok ağlamıştım işte okurlar saygılı sevgiye onların da göz yaşı damlasın yazıya hatıralarım anılarım elveda desem çok içim acıyor biliyor musun çare olamadım sen olur musun sevgimiz kalsaydı yazılmasa da okunup göz yaşı damlamasa da keşke hiç ben olmasaydım HaFiZe |
Çocuk Olmak Çocuk olmak, Bir kuşa benzer. Kuşlar gibi özgür, Kanatlıdır çocuklar... Çocuk olmak, Bir balığa benzer. Balıklar gibi narin, Sevimlidir çocuklar. Çocuk olmak, Bir ata benzer. Yemyeşil kırlarda, Koşar, oynar çocuklar... Çocukluk,çocukluk, Ne mutludur çocukluk. Heyecanlı ve neşeli, Ne güzeldir,çocukluk.. Muhammed Taha Balkıs |
KUŞLUK VAKTİ yağmur kendi üstüne yağdı tüm gece uçurdu rüzgar zamansız esen yeli bir kurşun tan yerinde vurdu kendini duruldu kıblesi meçhul namaza bir yanda karadeniz gül koktu bir yanda munzurda kan kuşluk vakti bir kuş uçtu gönlümden Sefer YEŞİLYURT |
Öyle Bakma Çünkü... Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden dünyaya, hayret, hasret ve biraz da bayat bayram şekeri kederiyle bakan, aklı canbaz,yanağı al, sesi çilek aroması bir çocuk oturuyor gözlerinde... Yılmaz Erdoğan |
Aşka dönüş Donebilmek o donusu olmiyan yollardan Surekli bir aldanis bir daha bir daha Hic bitmeyecek gecelerden bir sabaha Cikabilmek ve sevmek durmadan usanmadan Konusmak konusmak gozlerle fisiltilarla Duymak buyulu sicakligini beyaz ellerin Her gecen dakika var oldugunu anlamak icin Yasamak arzu dolu dudaklarda, sarkilarla Unutmak ne varsa kotulukten yana Inmek sevilen gozlerin derinligine Oyle mutlu, oyle sarhos, alabildigine Bin yil icmek o sulardan kana kana Her gun ona kosmak daglardan tepelerden Her yerde, her zaman onsuz edememek O en tatli hayal, en buyuk gercek Anlarsin tasan o gunlerden gecelerden Sonra bir gun o butun karanliklari yirtasin gelir Basini alip gidesin gelir uzak denizlere Artik her sey bos ve yalan sevdin ya bir kere Her yerinden bir bugu halinde o yukselir Sen yoksun artik anla yeryuzunde bir o var Onun elleri var, gozleri, dudaklari Anlarsin tenin besledigi zaman topraklari Ve hala seversin zaman bitinceye kadar Yeniden var olustur ya da bir baska turlu olustur bu Nice aldanmalardan sonra bir aska donustur bu. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Deli dolu geçtik ateş hatlarından Sevgim korkuyla beraber büyüdü içimde Sevdikçe korktum Korktukça daha çok sevdim Er geç birbirini boğacaktı bu duygular, biliyordum Neden sonra farkına varıyor insan Ayağına takılan bütün taşları Yoluna kendi döşediğinin Senin yarınlara inancın benden yüklüydü Daha cesaretliydin Planı çatılmamış yarınlara ektiğin umutlar Er geç açacaktı, biliyordun Deli sevdalı çocuk ruhumun Nicelerinin uğruna kıyametler kopardığı Değersiz değerlere sırt dönmüş, güvenli saflığında Bir sonsuzluk buldun kendine Ve hayatımızın resimlerini çizdin duvarlarımıza Sonra birden Yeşil bir kentte Ilık bir yaz gecesine astın beni Sevdalı ömrümün dakikası beş para etmedi Ödedim Cümlelerim seni taşımaktan yorgun düştü Son sözün Ve son anın efendisi olmaya bilenmiş yüreğine yenildim Geçmişten nefes alıp geçmişe nefes verdim Anılar kemirdi yüreğimi Felç oldu hislerim Zamanın çoktan dibe çöktüğü kum saatimin belinden Tek bir saniye bile süzülmüyordu Ters çevirmeye cesaretim yoktu Çünkü yeniden başlayacak bir hayatın Korkağı olmuştum Aşkların sonrasında hüzün vardır Ya sen hüznü boğarsın Ya da hüzün seni boğar Ama birisi kanatlarını kırarsa eğer Yaralı kuş rolüne soyunacağına Yürümeyi denemelisin Hayata dönmelisin Bunları düşünebilmek bile kendime dönüşümdü Ve sonunu infaz ediyordu içimde O gece yüreğimden sağ çıksaydın eğer Ölen ben olurdum O gece Hayatın lekesiz bir anında Seni intihar ettim Şimdi katil benim Artık güncemde bir boşluksun Yavaş yavaş taze anıların altına gömülüyorsun Ve sana ait sandığım her şeyin Aslında benim olduğunu öğreniyorum Hiçbir duygunun tek ilhamı değilsin Kendimi keşfettikçe Seni kaybediyorum Ve ufkuma sensizliği Korkusuzca geriyorum KAHRAMAN TAZEOĞLU |
YANLIZLIK VE HAYALİ GECENİN SİYAHINDA YOLLAR BİTTİĞİNDE SANA DOKUNABİLSEM GÖZLERİNLE ISINSAM İLİKLERİME İŞLEMİŞ BİR AYAZ ÖYLE BİR AYAZ Kİ PARMAK UÇLARIM MOSMOR ALEVLERDE BUZ AMA HAYALİMDE SEN VARSIN BENİ ISITAN GÖZLERİMDE HEP BİR IŞILTI HEP BİR UMUT SENİ GÖREBİLME ARZUSU BİLMEMKİ SANA DAHA NASIL ANLATAYIM TÜM KELİMELER ANLAMSIZ KALIR AŞKIMI ANLATMAYA İKİ KELİME DIŞINDA SENİ SEVİYORUM GÖMLEĞİMİN CEBİNDE TAM KALBİMİN ÜSTÜNDE BİR ÇAKMAK BİR PAKET SİGARA ARASINDADA SENİN RESMİN DERTLENDİĞİMDE ÇIKARIP SİGARAMI YAKARIM EĞER SİGARAMDA DERTLERİME DERMAN OLMAZSA RESMİNİ ÇIKARIP SENİ SEYREDERİM ÇÜNKÜ HAYALİNDİ BANA UMUT VEREN GECENİN KARANLIĞINDA YÜRÜYORUM BU ŞEHİRDE SOKAK LAMBALARI KAH YANAR KAH SÖNER HER HALDE PUSULAMDA BOZUK SANA ATTIĞIM HER ADIMDA SENDEN BİR ADIM DAHA UZAKLAŞIYORUM UMUTSUZLUĞUMDA BANA UMUT VERİR HAYALİN UMUDUMDA İSE BANA UMUTSUZLUK VERİR HASRETİN SEN ÖYLE BİRŞEYSİNKİ GÖZLERİMİ SENDEN ALAMIYORUM SEN YOKSAN BİLE SENDEN BAŞKASINI DÜŞÜNEMİYORUM UNUTTUM ARTIK BAHARLARI UNUTTUM NİSAN YAĞMURLARINI UNUTTUM GÜN DOĞUŞUNU UNUTTUM MUTLULUĞU DALGALARLA BOĞUŞAN GEMİLER GİBİYİM DÜŞÜNSEN ACINACAK HALDEYİM UÇMASINI UNUTMUŞ Bİ KUŞ GİBİYİM ÇÜNKÜ SEN YOKSUN SANA BİR ŞİİR YAZSAM SADECE İKİ MISRA YANLIZLIK ÇOK ZOR DÖN GEL KEŞKE GÖKYÜZÜNDE BİR YILDIZ OLSAM HEP SENİ SEYRETSEM YADA SEN BİR ÇİÇEK OLSAN VE BEN YAĞMURLARI ÇALSAM SADECE BANA MUHTAÇ OLSAN AMA NEDENSA BEN SANA MUHTACIM BEN AĞLARKEN SEN GÜLEBİLİRSİN AMA SEN AĞLARKEN BEN GÜLEMEM AŞK BU OLSA GEREK SANA İKİ ÇİFT BİR SÖZ SÖYLESEM DÜŞÜNME GEL SANA MUHTACIM GÜLLER BIÇAK KESER HER DOKUNUŞTA BENİ PARÇALAR RÜZGAR ESER İNAN ÇOK SOĞUK HER NEFESTE SONUMA BİR ADIM DAHA YAKLAŞIRIM UMUTLARIMI BİRİKTİRSEM BİR AVUCU GEÇMEZ BAHARLARI ÇALSAM MUTLULUĞU KENDİME SAKLASAM YİNEDE BOŞ SEN YOKSUN DİYE BU NAMUZSUZLUK DÜNYASINDA HERŞEYİ SATIN ALSAM DAĞLARI TAŞLARI BULUTLARI İNSANLARI YİNEDE AĞLARLAR BU HALİME BELKİDE BÖYLE BİR AŞK GÖRMEDİKLERİNDEN İNAN BANA BENİM AŞKIM LAFTAN İBARET DEĞİL ÖZENTİ HİÇ DEĞİL İÇİMDE OLAN BİR ŞEY ALDIĞIM HER NEFESTE SEN VARSIN ÜŞÜRSEM ELLERİM BUNALIRSAM ŞEVKATİN YANLIZSAM HAYALİN SANA KALBİM YETER DOSLUKLAR YALAN OLDUĞUNDA BAHARLAR TALAN OLDUĞUNDA BİR TEK SEVDAM DİMDİK AYAKTAYDI AMA SEN BANA İNANMAK İSTEMEDİN SÖYLE BANA N'EYLEYİM GÜNLER GECELER BİR BİRİNE KARIŞTIĞINDA BÜTÜN RENKLER SİYAHA KAÇTIĞINDA HAYALLER KABUSA VARDIĞINDA YANIMDA OLMANI İSTERDİM AMA YOKTUN OLSUN BUNADA RAZIYIM YETER Kİ GÜL GÜL Kİ ÇİÇEKLER AÇSIN BENİM SEVMEDİĞİNİ HEP BİLİYORDUM AMA ALDIRIŞ ETMEZDİM ASLINDA ÖNEMLİ DEĞİL BENİ SEVİP SEVMEMEN BEN SENİ SEVİYORUM YA BU YETER SEN SADECE MUTLU OL HA BENİMLE HA BİR BAŞKASIYLA SON BAHAR YIZLARI ALTINDA SEN VE BEN OLSAK KIŞA HAZIRLANAN SARI YAPRAKLAR ARASINDA AYRILIK OLMASA ÇİÇEKELRİM SOLMASA SENİ SEVMEKTEN BAŞKA BİR DERDİM OLMASA ISLANSAK NİSAN YAĞMURLARINDA ISLANSAK Kİ BEDENİMİZ NİSAN KOKSA HERŞEYDEN ARINSAK SADECE NİSAN KOKSAK UZANSAK SONSUZLUĞA EL ELE KORKUSUZCA BİR BİRİMİZE KENETLENSEK MUTLULUKTA ELİMİ TUT YANLIZLIKTA ŞİİR YAZARKEN *****LER KALEMİMİ KIRMASA KOŞARKEN AYAĞIMA PRANGALAR VURULMASA BAĞIRIRKEN SESİM KISILMASA KISILMASA Kİ HERKES AŞKIMI DUYSA SENİ BOŞUNA KANDIRMAYIM SAÇININ BİR TELİNE ZARAR GELSE DÜNYAYI YAKAMAM GÜCÜM YETMEZ AMA BİL Kİ BU CAN SENİN VE KALBİM HEP SENİNDİR YAŞAMDA ÖLÜMDE..... mami |
Ben Bilirim senin yalnızlığını, Gözleri yaşlı bir çocuk gibisindir şimdi. Yüreğinde ışıklar sürekli yanar, Korkarsın ondan, karanlıklardan korktuğun gibi... Ben bilirim senin yalnızlığını, Bir dönüş bileti almayadır sabaha uyanışın. Arkandan bakamadan, el sallamadan, Haykırışım olur bu sessiz kaçışın aykut aktüy |
Bilmeni İstemiyorum Geceler ah su ***** geceler Seni benden uzaklaştıran geceler Senin için her yıldıza baktığımda dilek tuttum Bir gün beni sevmen umuduyla Ama olmadı sen ellere yar oldun Bense kadere mahkum... Aç susuz gibiyim sen yokken duymuyor nefes almıyorum Yüreğimi bir sızı kaplıyor Ağlıyorum, seni seviyorum Ama bilmeni istemiyorum seni sevdiğimi Günlerden pazardı Sokakta yürürken gördüğüm çocuk Senin bakışlarını hatırlattı bana Seni görmeyeli o kadar uzun zaman olmuştu ki En son sonbaharda ayrılırken görmüştüm yüzünü Bak yine aynı yerde aynı o gün gibi bekliyorum seni Ayrılmak için değil bir kısa gülüşün için Mutsuzdum ve seni hala seviyorum Ama bilmeni istemiyorum bugün öldüğümü ....... ÖZGE ÖZKAN |
Benim kadar kırılgan olamazsın Sanmıştım Ama evet Benim kadar kırılgansın Yaşamın tüm alınganlıklarını çekmişsin üzerine Bir kelime çıkıp gelse ansızın Bilinmedik bir yerden Sen Soru soran gözlerinin sağanağında Islanıp gideceksin Mahcubiyetinin geceye çalan rengi Saçlarının tellerine gizlenmiş Bir elin dalgınlığının yakasında Tutup ensenden yakalamak ister Gibisin Sen Bunca yaşanmışlığın içerisinde Hiç yaşamamış gibisin Ait olmamışsın,ait olamamışsın hiçbir yere Hiç kimseye Kendine bile Yamanacak yeri kalmamış kalbinin Saklamışsın herkesten Saklandıkça bulup çıkarmışlar seni Gömdüğünü sanmışsın kederlerini Fakat her gece yarısı çıka gelmiş Çoğalarak geri Ah sen Yaşamın yollarında öylesine koşuyorken Ve bir anlam,sadece bir anlam uğruna Binlerce gözyaşı,binlerce bedel ödüyorken Nasılda aramalarından döndürmüşler Nasılda yanıltmışlar Nasıl kesmişler uğruna savaş verdiğin değerlerini Hiç sorgun sualin yok artık Hayat tahammül sınırlarını çoktan silip gitmiş Gözlerin öyle yorgun ki Öyle yorgun ki kalbin Kalemine tutunamadan kalkamayacak Yürüyemeyeceksin Tutunamayacak gibi dalların Hayatın pütürlü yüzeyinden bile kayıp Gidecek gibisin Bir ışık saklamışsın gözbebeklerine Gözkapaklarını kımıldatsan sönecek sanıyorsun Bir coşkuyla açıp kalbini Hiç bilmediğin Yada bilip de yerini bildirmediğin Kuytuluklarına saklanıyorsun Hüzün işlemiş her kelimene Bilemediğim acılarına göz kulak olmak Başında nöbetçi kalmak istiyorum Ama sen bunu istemiyorsun Kederlerinin üstü açık kalmış,üşümüş Örtmek istemiyorsun Nefesinden işitiyorum nasıllarda olduğunu İnceliğinin zarafetine saklanmış İncinmiş çocukluğun Ama sen çocuk sevinçlerini hiç unutmuyorsun Hayallerine rengarenk kurdeleler bağlamış Uçurtmalar uçurmuşsun düşlerine Sen aslında hiç büyümek istemiyorsun Gülümsemeyi unutmamış yüzünü Bulduğun her tebessüme ortak ediyorsun Düşüp de kanattığın dizlerini Sırf masumiyetinden bir iz kalsın diye Yaralarını sarmıyorsun Sardırmıyorsun… Benim kadar kırılgan olamazsın sanmıştım Ama Benim gibi kırılgansın Sende hayata kırgın başlamışsın… arzu öztürk |
Adım Aşk Denizleri, bir katre görürsün, Adım aşk Hazanımı bahar bilirsin Adım aşk Kanatların varmış gibi uçarsın Adım aşk Zerkedip varlığını zayii edersin, Adım aşk Endamı cüsseyi zail edersin, Adım aşk En acı sözlerimi tatlı duyarsın Adım aşk Bir damlaya deryaları sığdırırsın Adım aşk Dağları uğruma dümdüz edersin Adım aşk Bir değil bin kere candan geçersin. Adım Aşk. R.Recep PELİT |
Liseli Kız Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı Beyaz dantel yakalı liseli bir kız. Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren Al karanfiller gibiydi aşkımız... Gülünce içimde rengârenk güzel, Güller açılırdı iri. Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah Geceler gibiydi gözleri. Bir mermer çeşmeden akan su gibi, Geçip gidiyordu günlerimiz. Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi Bütün yaratıklardan habersiz. Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük Serçeler gibiydik ikimiz. Gözleri konuşurdu susunca, mahzun: 'Seni seviyorum' derdi. Sevdadan, gurbetten, hasretten yana Sıcak türküler söylerdi... Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz Ürkek halleri vardı. Ayrılık deyince oturup sessiz Çocuklar gibi ağlardı. Bilmiyorum şimdi kaç yıl, kaç mevsim İçli mektuplar yazdık. Bazen yan yana yürür, beraber otururduk Ama konuşamazdık. Ben görmedim şimdi öyle diyorlar Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş... Unuttum her şeyi diyormuş Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel Sarışın çocukları süslüyormuş. Görsem çocuklarını şimdi diyorum Bakamam yüzlerine çaresiz Bana bakar çocuklar sessiz. Çocukları gözlerinden tanırım Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama Bakamam, utanırım Yavuz Bülent Bakiler |
Öylesine çoğaldı ki yalnızlığımda kimsesizliğim... Kendi kalabalığımda boğuluyorum şimdi de ellerim havada... Teslim bayrağını çektim artık, ne umudum kaldı, ne de sevda Eylül GÖKDEMİR |
ELİMDE BİR SİGARA Elimde bir sigara Bir o yanar bir de ben Düşmüşüm dört duvara Bir o susar bir de ben Aylar var görmeyeli Değmez elime eli Uzakta bir sevgili Bir o ağlar bir de ben Çatlamış sabır taşım Bir alev her gözyaşım Ah benim dertli başım Bir o döner bir de ben Bu aşkın tek gerçeği Asla yok geleceği Yüreğim kan çiçeği Bir o kanar bir de ben. AHMET SELÇUK İLKAN |
ESKİCİ.. "Önceleri sen uyandırırdın uykulardan beni Şimdi eskiciler uyandırıyor Ne yazık seni de bu şiirim gibi Yaban şarkılara meze yaptılar." Al götür eskici kalbimi benim Neyim var neyim yok sorma bir daha Gözümde yaşlardır birtek servetim Acıyıp yüzüme bakma bir daha! O aldı götürdü ümitlerimi O aldı götürdü hayallerimi Kalmadı hiç bir şey sana eskici Ne olur kapımı çalma çalma bir daha! Bir boş çerçeve var tam sana göre Bu da benden olsun sana hediye Ne olur eskici git başka yere Bizim sokaktan geçme bir daha!.. AHMET SELÇUK İLKAN |
Bir Günü Yaşamak Dün kopan bir yapraktı, düşen kuru bir daldı Bu günden güzel değil bulacağın yarında Aç ellerini bak! Yanan avuçlarında Dün gitmiş, yarın yok, bize bir bu gün kaldı Bir bu gün kaldı bize birlikte yaşanacak Bir bu gün öyle güzel ve dopdolu, özlemli Dudağından düşmeyen bir yeni şarkı gibi Bir bu gün, her şeyiyle taptaze ve sımsıcak Ü.Yaşar OĞUZCAN |
Olsun Da Gör O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör Seyreyle gulu bülbülü Çifter aylar gökyüzünde Her gece ayin on dördü Kuşlar geçecek damların üstünden Kuşlar konacak dallara Kanat seslerini duyup uyanırlarsa Gene kuşlarla uyusun çocuklar Olanı biteni anlatma Melih Cevdet Anday |
| Saat: 07:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık