![]() |
Kalbinin Hapsinde Nasıl ah çektiğimi duyar mısın İçimden geliyor,icim yanıyor Kalbim acıyor, bunu anlar mısın Özlemin yakıyor, sevdan yakıyor Bulutum ol, yağmur ol, ıslat beni Aşkınla yanan ateşimi söndür SALMA, kalbinin hapsinde tut beni Sen ölürsen bir gün, beni de oldür. |
Sevda bu değil bebeğim Birkaç iyi söz, biraz tebessüm, biraz da kahkaha Sevdayı gün gelecek öğreneceksin Canını yoluna koyuyorsan, sevdayı sende bileceksin. Gerektiğinde ezeceksin gerektiğinde güleceksin Canını feda edip Uğrunda zevkle öleceksin Servetini sereceksin, ruhunu vereceksin Gözlerinin içine bakıp Tebessüm bekleyeceksin, sevgi dileneceksin. Dağları deleceksin. Çöllerden geçeceksin. Aşık olduğun zaman Sende sevgi isteyeceksin. O zaman belki anlayacaksın Beni ve uğruna yaptıklarımı… |
Kalbten Yola Yollar uzun,yollar kısa ama elbet her yol sonunda varış vardır. Kimine yol para kimine eğlence kimine makam bana yardır, Benim yolumu anlayamaz herkes,belkide bu yoldaki esrardır. Yolumu anlayan bir yarim olmalı ki anlayamazsa ne zarardır. Ben bir yol biçtim kendime esrarı kelimelirin içindeki anlamlarda. Bazen kalbimde bazen sevgiyle akan göz yaşımdaki damlalarda, Hani hiç susmayan hep konuşan dilim varya sustuğu zamanlarda, Yolunumu arar esrarlı kelimelerin içinde saklı sitemkar amanlarda. Törpülenmiş hislerin dışa vururken yeniden yeşermesidir benim yolum. Yeşertirken hislerimi hayata sımsıkı bağlanışlardaki nefesdeki solunum. Umut kaybedilmeyecek kadar değerli bir erdem ve hep yarınlarda saklı Yürürken umutla sabırla yollarda elbet sevgide hoşgörüde olmamalı yasaklı |
Kaldım Sensiz Buralara hasretin çöktü bir ayaz gibi her dem titretir oldu şu cılız bedenimi. Senden sonra dalıma bir damla su gelmedi gözlerim hep nemliydi yüzüm hiç gülmedi. Kaldım sensiz, zehir olur günlerim kırıp penceremden yollarını gözlerim her şeyi unuttum adın tel ezberim gel yetiş kara gözlüm çok beterim. |
Dikensiz Gül Gönül bahçenden kırmızı bir gül ver Dalında dikenleri hiç olmasın Dilek çeşmenden yüzünü ısla ver Yeşil yaprakları bir gün solmasın Gülsün,tebessüm hiç eksik olmasın Gözlerinin içi hicran dolmasın Göğüs kafesinden derin nefes ver Bülbülün güzel sesi hiç durmasın Kader beni bugün hiç aramasın Vakit dolup erken akşam olmasın Gökyüzünde yıldızlara haber ver Dönüp de kendini böyle yormasın Dikensiz gülü bulursan şaşarım Gülü dikeniyle koklar yaşarım Ünsal’dım dünyada arş'a haber ver Cennet bahçesine doğru koşarım. |
Mektubunu aldım gülüm Her satırında buldum seni Ne güzel sevmişsin Ne güzel yazmışsın yüreğinden akanları Bir şeyler yazmak istedim sana Bir cevap olsun istedim senden gelenlere Varmadı elim Sönük kalacaktı ne yazsam Öyle vermissin ki sevdanı güzel Öyle işlemissin ki kendini sözcüklere Varmadı elim bir şey yazmaya Elim utandı Dilim utandı Yürek utandı Yazamadım gülüm Satırlarını yüreğime yazdım Sevmelerini yüreğime anlattım Nasıl sevindi bir bilsen Nasil sarıldık birbirimize ben ve yüreğim Öyle kalakaldık yüreğimle ben Bir şeyler yazamamanın çaresizliği ile Al dedi beni yüreğim Kopar beni bedeninden Koy bir zarfa gönder sevgiliye Böyle bir sevdaya bir yürek feda olmuş çok mu Sarıldık birbirimize ben ve yüreğim Koy dedi sevgilinin mektubunu yerime Sevgilinin satırları ile aksın hayat nefesi Damarlarında Kopar beni bedeninden Gönder sevgiliye Bir yürekten aşağısı yaraşmaz bu sevdaya Bir yürek feda olmuş bu sevdaya çok mu Sözlerim yetmez sevgili anlatmaya Ne yazsam sönük kalacaktı Al yüreğmi gönderiyorum sana Bir yürek feda olmus çok mu bu sevmelerine Şimdi mektubun var yüreğimin yerinde |
Yüreğinin eski sandıklarından çıkardığın mutsuzluklar, Ve mumyalanmış umutlar götürdüler seni Gece gibi kara kaoslarının merkezine. Kimbilir, Karanlıklar prensidir belki senin özlediğin, Belki tanıdığın, belki de hiç görmediğin... Sen, Bir hayal dünyasında gibi kendinle, Bir an gibi benimle kaldın... Ben bütün ışıklarını yaktım koridorların. Attığım her adımın ardında hem, Gün gibi aydınlık bir "ben" bırakarak Geçip gittim yüreğinden. Göremezdin, göremedin de.., Çünkü hep karanlıktaydın sen, Çünkü tutkularının mazisindeki Mahsenlerden çıkıp gelmiştin. Bir an bile benim yaktığım ışıklara takılmadı gözün, Çünkü sen ışığa kördün.... Belki mahsenlerindeki yalnızlığının kurbanı olduk, Belki de hayvani arzuların esirliğindeydi yanlış olan. Ne iksirler hazırlamışsındır sarmaşık mırıltılarınla bilmem, Kandırıp kendini çıkıp derinliklerinden Ve hiç düşünmeden beni sımsıkı boğan... Ne bu böyle canımı yakan, kanatan, kanımı ısıtan; Gölge kuytularında hazırlanmış bir zehir mi yoksa? Ardından, Yavaş yavaş aklımı başımdan alacak gibi olan... Neyseki sana olan hislerimi zaman içinde eritebileceğim. Ama vakit gerek bana bu iksir için. Ve Anlamını resmedip görmek manasını, Bu "hiç" in... Olmaz ama! Tek suçlusu sen değilsin! Takıp prangaları ayaklarıma, Aç, susuz ve suçsuz Mahsenlerinde bilerek yatan benim. Yanılmışım işte, Ne yazık seni, Gökyüzünde yaşayıp Yıldızlarla körebe oynayan, Güneş ve ay ile kol kola dolaşan "Sevgilerde güzeldir sevgili" ye benzetmişim... Karanlıklarını bıraktın şimdi bende. Karanlıklarındaki acıları, sana ait umursadığım Ama konuşmadığın korkularını hem. Bir de tutarsız bencilliğinde kaybettiğimiz dost tarafımız, Üstelik bir daha asla bulamayacağımız... |
Kaldırımlar Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında, Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık. Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn-cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık. Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor, Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler, Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor. Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi, Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi, Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta, Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum... Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta, Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum. Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin, İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler... Tak tak ayaksesimi aç köpekler işitsin. Yolumun zafer takı gölgeden taş kemerler. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim! Gündüzler size kalsın verin karanlıkları. Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim. Örtün üstüme örtün, serin karanlıkları. Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya, Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya. Ölse kaldırımların bu kara sevdalı eşi. |
aşksız yaşamaktan bulanık yüreğim ah eder kirlenmiş mi herkes dilsiz gezer kim kimi dinler mızrapta inleyen teller benim sevdamı söyler uzat gülüşünü gönül pınarım sana aksın hovardaca harcadım hayatı artık huysuzum Kerbelada unutuldum bir sevgiye susuzum gölgeli telaş sardı her yanımı uykusuzum uzat dizini başımı dayayıp dinleneyim çatlayan bir serap oldu hayatımda ne oldu adrese varmayan pulsuz postaya döndü soldu içimde kendimi dolaşırım yollar yoruldu uzat ellerini tutsana beni çok bitkinimgünler askıda kuruyan yaprak yaşamıyorum kırılmış narin çiçeğim mutsuzluk saçıyorum başkaldırdım anılara kendimden kaçıyorum uzat bakışını yoktan gelip tüme varayım tek sende kalayım |
Tutkum aşkadır... Senle yoğrulmuş yüreğim, Sana tapmaktadır... Hasretimdir Bir kum tanesi, Dururken koca çöller... Islanmaktır Bir yağmur damlasında Beklerken ıssız denizler... Diken toplamaktır Açarken kızıl güller... Varlığınla coşmaktır... Birleşir kalbimin güftesi Gönlünün bestesiyle... Varır ırak diyarlara.. Silik gözlerimin Kör bakışları altında... |
| Saat: 04:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık