![]() |
Bahar Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, Afrodizyakların en etkilisi, sevdanın suç ortağısın. Yapma bunu bana!.. Bahar, yalvarırım çek git isine!.. Salma üstüme çiçeklerini, aklimi çelme!.. Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; Sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.. Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek... Kavaklar kıpır kıpır, islik ıslığa meltem... Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtüböcek... Yapma bunu bana bahar, Böyle üstüme gelme!. Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı... Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime... Kalbimin buzları erimiş. Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir.. Bir de sen çıldırtma beni... Krizdeyim ben... Tembelliğin sırası değil, uyamam sana... Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol. Meltemlerine söyle, deli gibi islik çalıp sokağa çağırmasınlar beni.. Bulutların üşüşmesin başıma... Girme kanıma benim... yoldan çıkarma!.. Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, afrodizyakların en etkilisi, Sevdanın suç ortağısın. Kıyma bana!.. Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; Gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin. Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, Beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin... O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman... Ne o delişmen sabahlar kalacak, Ne günaha çağıran çapkın eteklerin uçuştuğu günbatımları... Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan... Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında... Yeşerttiğin çiçekler yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz.. Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... yüreğim viraneye... Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da... Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak. İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar... İş açma başıma... Git isine! Yoldan çıkarma beni!.. |
Bu Gece En Hüzünlü Şiirleri Yazabilirim Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Şöyle diyebilirim : 'Gece yıldızlardaydı Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler' Gökte gece yelinin söylediği türküler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere Bakışlar sanki onu bana getirecekler Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler Sesim ara rüzgarı ona ulaşmak için Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hala sever Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler Budur bana verdiği acıların en sonu Sondur bu onun için yazacağım dizeler Pablo Neruda |
EYLÜL BAKIŞLIM Baharda gelmedin yazda gelseydin Ah benim hazanım eylül bakışlım Nasıl sevdiğimi sen de bilseydin Ah benim hazanım eylül bakışlım Kaderimi baştan çizemez miydin Bu kördüğümü sen çözemez miydin Daha önceleri gelemez miydin Ah benim hazanım eylül bakışlım Kaç gece terk ettim kaç sabah koştum Seninle doluydum sensiz bomboştum Geç olsa da aşkı sende bulmuştum Ah benim hazanım eylül bakışlım Kalbim sarıl diyor aklımsa bırak Gönlüm hep seninle ellerim uzak Sen yolun başında ben de son durak Ah benim hazanım eylül bakışlım. AHMET SELÇUK İLKAN |
Dolunay Gece geceyi kovalarken Ömür sermayesi tükenirken Gündüz gündüzü ararken Gözlerim dolunaya takıldı… Dolunay’ın sanatsı yuvarlaklığı Tepsi gibi ilişti gözüme Dolunay’ın eşsiz güzelliği Kar gibi beyazlığı yaktı ciğerimi Dolunay, dolunay dolunay Dolulukların yaşanır her ay Dünyam senle Gecemin karanlığı senle Suyu ışıldatan Karanlık sever çiçekleri aydınlatan Yönümü kaybettiğimde bulduran Tepsi gibi Peygamberimin nuru gibi Nur saçan, ışık kovan Dolunay Dolunay, dolunay dolunay Sevenlerin olur Sevilay Parlaklığından olur Aybüke Aklığından olur Aydede Dolunay, dolunay dolunay Abdülhamit Aydın |
Derinden derine ırmaklar ağlar, Uzaktan uzağa çoban çeşmesi, Ey suyun sesinden anlıyan bağlar, Ne söyler su dağa çoban çeşmesi. "Goynunu Şirin'in aşkı sarınca Yol almış hayatın ufuklarınca, O hızla dağları Ferhat yarınca Başlamış akmağa çoban çeşmesi... "O zaman başından aşkındı derdi, Mermeri oyardı, taşı delerdi. Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi. Değdi kaç dudaga çoban çesmesi. Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu, Kerem'in sazına cevap veren bu, Kuruyan gözlere yaş gönderen bu... Sızmadı toprağa çoban ceşmesi. Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda, Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda, Ateşten kızaran bir gül ararda, Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi, Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar, Tarihe karıştı eski sevdalar. Beyhude seslenir, beyhude çağlar, Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi... Faruk Nafiz Çamlıbel |
AĞLARIM Gözlerim yaş ile sensiz dolunca, Dizlerim bükülür çöker ağlarım Ne zaman şarkımız sensiz çalınca, Her kadehte seni, çeker ağlarım… Ayrılalım derken tüm umudumu, Kaybettim sevgilim sensiz yolumu Kararmış ömrüme şimdi bir mumu, Ellerim titrerken yakar ağlarım… Bir yudum buseni içmedim bile, Kar düştü yazıma açmadım diye Çiçekler elimde, saçmadım diye Bin derdi gönlüme eker ağlarım… Sözlerim var benim ışık görmeyen, Aşk ile bükülüp derdi sarmayan, Sel oldun bak yine coşup durmayan, Çağlayanın olur akar ağlarım… Üzülüp boynunu eğersin diye, Sessizce haykırdım duyarsın diye Gece siyahına değersin diye Seher vakti olur açar ağlarım… Yüreğin incinip yalnız olursan, Tek başına yarım, bir ben kalırsan, Sevda kâr kalbime sen darılırsan, Bu aşkı kalbimden söker ağlarım…… Sinan ITIR |
bendesin Sen ordasın sevgili, ordasın biliyorum. Gözlerimin gördüğü mesafenin dışındasın belki, Ama kalbimin en yoğun hissiyatındasın. Kaç bahardan beri kalbimde sürdüğüm tarlanın, Hasadı bekleyişindesin. Sen, bir amanın görme arzusunda, Yatsıyla birlikte sabırsız bekleyen vaktin, Ezanı isteyişindesin. Sevgili, sen ordasın, Bir çilekeşin rakı masasındaki Susuz, katıksız ilk bardağındasın. Sen müebbet bir mahkûmun İlahi affa sığınışındasın. Sevgili, ordasın sen, Bir yetimin babasını özleyen kalbinde, Darağacında asılmakta olan mahkûmun, Nefesi arayışındasın. Ordasın be sevgili! Ümitsiz ümitlerimdesin, Kaybolan bir çocukta bulunan mesela, Mesela ıssız adadaki bir adamda. Sevgili, bendesin sen, Kalbimdeki gökyüzünün en parlak yıldızının Kayma arzusunda, Kalbimin yanardağının patlayamamaya karşı Gösterdiği sabırdasın. Sevgili! Sen yüreğimdeki ormanların baharı bekleyişindesin. Ey bahar! Aşkın mevsimi olmasan İnan ormanlarım beklemezdi seni.. ali kol |
Sen Koydum Gözyaşımın Adı Yüreğim Sende Kaldı Benim için önemliydin be gülüm Yok yere kırdın gönlümü Sevgim fazla geldi sana biliyorum Sen öyle sevemezsin Olsun be gülüm, canın sağolsun Ben en başından beri karşılık beklemedim zaten Sev demedim zaten Ama yanımda olduğunu hissetmiştim Hızlı tükendi hislerim Yollarımız ayrıldı artık Üzgünüm, mutsuzum sensizliğin sokağında Bir o yana bir bu yana dolanıyorum avare gibi.. Bir gözyaşımsana, bir gözyaşı bana Palaştğımız herşey gibi.. Dert ortağım ettim göz pınarlarımdan akan yaşı Sen koydum gözyaşımın adı Yüreğim sende kaldı Sn başkaydın be gülüm Çekip gitmezsin sandım Yanıldım, aldandım Sende terk ettin beni yok ettin Sevgimden usandın, uzaklaştın Zamana bıraktın Bense nefessiz kaldım Ağladım Sen koydum gözyaşımın adı Yüreğim sende kaldı Elçin Alptekin |
Yanıldın!! Sen ne sanıyordun ki, söylesene! O kadar kolay mı geliyor, gidişin bana. Gözlerim, gülecek mi sanıyorsun hemen Senin gibi başka gözlere. Söylesene! Sen ne sanmıştın... Sen gibi sandın, sen beni. Yanıldın! Ben seni öyle, ben seni ölesiye, Ben seni, sen gibi, unutmak için mi sevdim. Sen ne sanıyorsun aşkı, sevgiyi, söylesene! Kendini, ne sanıyorsun? Kolay olan, kaçmaksa, yalansa, bıkmışlıksa, Sen öyle san, farzet ki öyle herşey... Ama yanıldın, gittiğini sandığın sen, Giderken unuttuklarını, alamayacaksın benden. O büyük sevgin, o neşen, o iyiliğin, Azalacak bir gün neyin varsa... Yalan dolu olan, bana ne verdiysen, Geri vermeyeceğim, benim artık, Seni sensiz bıraktım... Gidişin senin sandığın gibi değil. İstesen de bir daha, yalan dolu neyin varsa, Alamazsın, bende, gizledim... Acımasızlık bıraktın, hainlik bıraktın yüreğimde, Bir daha 'inanma asla'yı bıraktın. Git hadi! Geriye bakma bir daha. Dönecek olsan bile, unutmaz bu yürek. Sevgiyi hain bilecek, yalan bilecek, Senin sevgin gibi sevecek, Asla affetmeyecek, bir sevgi bıraktın ben de. Durma git hadi, daha ne sevdalar yıkılacak Ne acılar yaşanacak, sen gibi, senin gibi sevenler, Sevmeyi bilmedikçe... Sen ne sanıyorsan, aldanıyorsun. Biliyormusun? En acısı gidişin değil, Sevmeyi öğrendiğinde, senden, sana kalacak olan Yalnızlığın olacak! Bir tek sen olacaksın, öğrendiğinde. Odan sıcak da olsa üşüyeceksin Bir sabah yalnız uyanacaksın yatağında Sen ve sen olacaksın her yerde... Ve işte ilk defa o gün, Yağmur gibi sebepsiz ağlayacaksın, Sebepsiz, nedensiz sanacaksın... Aynadaki hayalinin çığlıklarında kaybolacak, Her sabah yalnız ve üşümüş uyanacaksın! Esirsin yüreğimde, cezanın adını yalnızlık koydum. Yavaş yavaş, ecel gibi ansızın karşına çıkacak Adı yalnızlık olacak, Sebepsiz nedensiz sanacaksın... Bir gün mutlaka, bekle, çünkü bu sana son dileğimdi... O kadar kolay ve bedelsiz sanıyordun. Beni sen gibi sanıyordun, yanıldın!!! Ben yine de, Öfkemi satırlarda bırakacağım. Yüreğimdeki çığlıklar, Yine mutlu olmanı dileyecek. Satırlarda, sayfalarda sen gibi olsamda Yüreğimde hala ben varım. Ben olamam sen gibi Ve asla olmayacağım.. Yanıldın. Alıntı.. |
Sızlayan Yüreğim Ne pusu ve dahi bir sorgu, Merakın muhayyilesindedir… Arkaya bakmadan süzülmek, Aklın ziyade divaneleşmesidir… Kış rahmettir, tabi temizliktir, El biçaredir, hüzün katmerlidir… Üşüşmek tabiri, yüreğimi sızlatır, Yavaşlamış büyümeleri hatırlatır, Dağların karası, hazdır vakardır… Zihinler de asla silinmeyen izler… Olmasa tutan eller, tutuşan etekler, Gönül güzelliği asıldır, baki kalandır. Nazar etmek, ibret için bir hakikattir… Hayalin gömülmesi, melalin ölmesidir… Çakılın, taşın, ayağın hali ne tesadüftür… Bilmeyenin bilgisi, Ummanlardadır… Her hal bir çaba değil mi, meramındır, Kalıpsal mantık, aslen durağanlaşmıştır. Avuçlarım da her geçen gün ölen umut, Meramımın değil, biganeliğimin halidir… Aşiyanı olmayan bülbül asla susamaz, Reddedildiği yarınlara, haddi mi konamaz… Lisanı hali bir hakikat, kim nasıl anlarsa, Sense seni yaşamak, bilinmez her nasılsa… Sevgiye hasret bir gönül, her an yerlerde… Göremez seni, bilir sende ki güzellikleri… Mana özlemim, görüyorum sende vardır, Sen kurak gönlümüm değişmez baharısın… Mustafa Cilasun |
senle bir ömür Senle bir ömür yaşamaktı emelim El ele dolaşmaktı isteğim Yollar da, bahçeler de, kırlar da, Bizle mutluluk şarkısı söyleyecekti kuşlar dallar da Fallar bakacaktık papatya yapraklarında Geceleri hayal kurup dalarken mehtaba Sen olacaktın sardığım kollarımda Çıkıp gittin yoksun artık hayatımda Yalnızlık, ecel gibi yapışmış yakama Çocuklarım olsun istedim senle dolu dolu Kimi kız,kimi erkek,kısası uzun boylusu Uykusuz kalacaktık onlar için geceleri Bölüşecektik sıcak çorbayı ekmeği Önce biz öğrenecek,sonra öğretecektik sevmeyi Oysa odam buz gibi, yok çocuk sesleri Görünce anne babasına sarılmış minik elleri Söndürmek mümkün değil kalbimdeki ateşi Yaşlanmaktı hedefim birlikte başbaşa Torun ile oynamak yakışacaktı bu yaşa Karışacaktı Ali ile Ahmet,Ayşe ile Fatma Kahkahalar ile gülecektik masum yanlışlıklara Lanet ediyorum çekip gittiğin sabaha Sen başka ellerde kendi havanda Ben huzur evinde soğuk odamda Hiç bir şey kalmadı elimde hayallerimden başka Tek beklentim bir gece yatıp bir daha uyanmamakta mesut özbek |
Bu Hüzün Nezaman Terkedecek Beni tren düdüklerine karıştı hüznüm yine. vazgeçilmeyen aşkım sürüklüyor beni, raylar boyunca kimbilir nereye. hasret içimde, yakıyor yüreğimi. seni bir görsem dinse bu özlem ben de. saklıyorum gözlerimi herkes den. yağmur gibi inen yaşlar, yalnız bana kalsın diye. damarlarıma yayılan sevgin, sarhoşdan beter ediyor seni düşündüğümde. bir bahar günüydü seni tanıdığımda. yüreğim akmıştı anlamadan sana. sıcacık gülüşün ısıtmıştı içimi. sevdim seni be vefasız, bu aşk sensizliğe değer miydi. Aslı oldum yoluna, Şirin oldum sevdana, Leyla oldum bu aşkta, ne Kerem, ne Ferhat ne de Mecnun oldun bana. verdiğin aşk ben de yakıyor hâlâ tenimi ellerim bile özledi bana verdiğin sevgini. ömrüm hep aramakla mı geçecek sevdiğimi. bu tren yolları mı ayıracak hep bizi. nezaman bitecek bu ayrılık, bu hüzün nezaman terkedecek beni. Menekşe Gülay |
Maskesini çıkarıyor aşk anlaşılmaz bir mananın içinde farkedilmez bir zorluğun kuşatmasında kalıyor sevgim çaresizliğin ötesinde bir imkansıza bağlıyorum sensiz yaşama şansımı unutulmaz ne varsa artık hepsinin üzerine dertlerimle yıkanmış bir mürekkep akıtıyorum kana boyanmış bir yüreğin teslimiyetinde yaşanan hüzünü tatmak veya hasretlik bedenleri tren garında yolcu etmek gibi birşey seni sevmek yaşanılanlara müdehale edememenin mahçupluğunu taşıdım üzerimde ezilmesini öğrendim buruk bir acıyla münasebetteyken yüreğim masallarda buluyorum aramaya tenezzül etmediğim bir çok şeyi renksiz bir gökkuşağı bağlıyorum belime bir ferhat oluyorum dağların zirvelerinde nedense hep ayrılıklara denk geliyor hayal dünyasındaki rollerim hasat mevsiminde yaşanılan sevdalardandı yaşadığım hikaye sonbaharda tırmıkla biçilmiş aşkım tek tek ayrılıyor yaşantımın parçaları acılar bir yana,sen bir yana yüreğimin nasibinde kırılmakta varmış dostlarımın nasibinde kırık yürek parçalarını toplamak zahmeti yersiz kalıyor dostlarımın kırık bir yürek parçasıyla yaşamaksa kaderim kıranın ayakları altında ezilipte ağlamama yetisine sahiptir Yüreğim Ahmet Degirmenci |
EŞARP nasıl YAKILIR(?) Ahirzaman Ümmetiyiz(50) -(EŞARP* Nasıl Yakılır(?) ...................................... ......ALLAHINI SEVEN...... ....Anamıza..Bacımıza..... ..........hediyyemizdir........ . İNDİR ''BACIM'' KUR'AN-I NI, ÖĞ'REN HAKK'IN KURALINI! Sonra ''kaldır-''YAK'' istersen; -Ya; TA'KI'VER şu EŞARBINI! -''AHİRZAMAN ÜMMETİYİZ! '' . YOK kurtulmak ''BİLMEM'' diye, -Öğrenmedin; -''SÖYLE'' NİYE? -Bir ORGAN var ''BEYİN'' diye! ''AHİR ZAMAN ÜMMETİYİZ! '' ............................................. diyelim ki; işi kavradın; ah,ah! ............................................. Dönmedi mi gene ''BEY''in, Onda var mı düşün ''beyin''? -Doğru Söylet -Dilin Senin(!) ''AHİRZAMAN ÜMMETİYİZ! '' Söz vermez''ler'',sana sözde; Hele Hakk şu; -''Hele bi De! '' -''BÜTÜN'' İŞLER ''DUA'' İLE; ''AHİR ZAMAN ÜMMETİYİZ! '' . ''REÇETESİ'' İŞTE BÖYLE İŞİM OLMAZ; ''BÜYÜ'' İLE; -Hiç olmazsa ''1''KEZ dene! ''AHİRZAMAN ÜMMETİYİZ! '' ............................GA'RİP Ercan Kurt |
Muhteşem İntiharın bir şafak türküsü var dilimde sözlerini hiç ezberleyemediğim, çocukluğumun gözyaşlarını dizlerim ve dirseklerimde taşıdığım silinmeyen yara izlerimin hatırasında mırıldandığım... masmavi bir gökyüzü ve denizle büyüdüğümüz aşkımızı ölümle bir tutup,ondan kopamayacağımız İstanbul gibi huysuz ve tatlı bir sevgiliyi bulamadık tüm kirlenmişliklerin içinde,temiz kalmayı başarabilen, ne bir kalp vardı,nede bir ten... oysa tüm güzellikleri ve doğa olaylarını sana benzetirken kalp atışlarımın heyecanında ellerim titreyerek tutuyorum şimdilerde kalemimi her bir cümlem sancı,her bir kelimem acı oluyordu yüzüne çarpan bir şamar misali... hatıralarını içime gömüyor ve canlandırıyordum tanrın değilim ki; seni baştan yaratayım sen bir kere yaratılmıştın ve bir kere öldün ne azrail almıştı canını nede ben intiharın kendi ellerinde muhteşemdi... alıntıdır |
Musıki Fonda hafif bir rüzgar, Şelaleden çağlayana doğru notalar akarken, Ağaç yaprakları musikıye katılıyor tarifsiz sesleriyle, Koroda minik serçeler ağaç dallarında cıvıl cıvıl, Bu gün değişik bir makamdan terennüm ediyorlar, Eşsiz eserlerini minik serçeler, Allah’ım şu ahenge bak evrensel musıki budur işte, Dünyanın her yerinden dinle, çeviri olmadan, Bak şimdi makam değişiyor, Yağmur makamı, Rüzgar değişik bir fonda terennüm ediyor, Şimşekler bamtelinden çakıyor, Sonra tatlı bir yağmur sesi, Her bir damla ayrı bir notaya basıyor, Uzun bir musıki dinletisi, Ruhları alıp götürüyor uzaklara, Sonra bir fasıla, Tekrar tatlı bir rüzgar sesi, Ağaç yapraklarının kusursuz titreşimleri, Sonra dalgaların coşkulu yürek sesleri, Martıların çektiği zılgıtlar, Sabaha kadar ninni gibi, Eşsiz bir orkestra, Eşsiz bir musıki, Harika bir dinleti, Doyumsuz bir ziyafet. Veysel Gülmez |
ya yoksan Ellerimi bırakayım avuçlarına ----tut, --------tut ki genişlesin yer --------------genişlesin gök ve tenin titretsin yüreğimin tellerini, şarkılar söylensin hicaz makamında dallarımda gezinsin üveyik... tut ki senmişim ------tut ki senin mişim, -----------sevmişim seni daralır içim yokluğun da -----gel desem ----------gel(e) mezsen tut desem avuçlarımı ------ya tut(a) mazsan.. fatma atalay |
birdir iki tespihin demkeş tanesi perişan bana varmadı senden dönen yol aşkım iki gözüm kadar uzak sayfalar pürmelâl berhudar ol… keremin göğünde gülün aslı süpürdüm denizi seyyidin suyuna masaldır gonca vermeyen yağmur yaslayıp geceye yüzümü güneşe ağladım boşuna… Ferhat Gülsün |
Karşıyakada Değil Bu Yakada Olma Hali -Seda`ya- Suikastlerin başkenti dökülür omuzlarına, incecik tüylerinden geceyi sıyırır usul usul sövülesi bir ipek gibi zaman. Sarar ya hani bütün yaralarını bazen kuyruğu havada ebruli pembeler... bütün gemileri boğazıma takılır İzmir`in. sen nergisleri seversin ahh... eriyik bir peynir gibi yapışkandır aşk Gözleri yumuk dişlerini ısmış bir kadın olur Ege nerden bakılsa omuzların... nerden bakılsa bileklerin... sen tutup tutup kendini doğurursun üzüme çalar tenin. Sonra kendi havzamızda Ege bana ben Ege`ye devrilirim üstüme üstüme yıkılır Ağılı Boğazı kendimi döverim hep kime çatsam kaşlarıma taktığım bu Deli Dumrul haleyle. MESUT METE |
Ay dolunay ay seni yaşatıyor bana sevgili yakamozlarla deniz beni uzakları okşuyor ay ışıkları kolların bomboş bilmekteyim hissetmek medcezirlerini bütün denizlerin aşk cığlıklarını evrenin yakomazların çakıltaşlarının tüm şarkıların sesinde baktığım noktadan aydınlıkların yansımasını anılarımın sen ben ve nevbaharın artakalan zamane aşklarından dolunay zamanlarının yarımdan iki karanlık iki ay gelişinden belli mehtap ay dolunay Nevin Kalafatoğlu |
Üsüyorum.... Esen poyraz vurdu bedenimi Aldi götürdü dibime dökülen tüm gazellerimi Üsüyorum......... Esen rüzgar sagimdan geldi bana,solumdan gitti Tirtir titretti beni,tirtir titretti. Bir yanim üsüyor,bir yanim yaniyor Üsümemek icin kalin giyiniyorum,üsüyorum Ince seyler giyiyorum,yaniyorum. Üsüyor sag yanim,buz tuttu ellerim Sanki buzdan dag oldu bedenim Sol yanim cehennnem,cayir cayir yaniyorum Cehennemin tam ortasinda Ve buzdagi bedenimle cehenneme eriyorum. Uzaginda dursam kilometrelerce üsüyorum. Yanina sokulsam milimetrelerce yaniyorum. Gelsen diyorum,gelsen Önce sag yanimdan yaklassan O buz kesen ellerimi isitsan ilkönce Buzdagi bedenimi ßipir ßipir damlayan yagmur tanelerine döndersen Eriyip bitsem. Sonra sol yanimdan yaklassan usulca Hicbir sey demeden Cehennemin aleviyle kuruyan susuz dudaklarima Dudaginla ugrasan Nefesini duysam Bir defa olsun öpücügünü bulsam dudaklarimda Sessiz,sedasiz ve suskun Sensiz sevistigim gecelere nispet Sonra hicbir sey olmamis gibi davransan Ne ben öpüldügümün farkina varsam Ne de sen beni öptügünün. Dalsam gitsem bir yildizin pesinden Gece boyu dolassam ve sonra Sabah olunca kaybolsam....... mesut yücel |
EYVAH!.. Benim bu sevdada ne işim vardı Kalbimi eline vermeyecektim Yansam da ölsem de aşkınla senin Seni seviyorum demeyecektim Yoluna ömrümü sermeyecektim Ne verdin sen bana hasretten başka Yanında çektiğim gurbetten başka Kim olsa yanardı böyle bir aşka 'Seni seviyorum' demeyecektim Yoluna ömrümü sermeyecektim Gölgeni dünyama yasaklasaydım Keşke bu sevgiyi hep saklasaydım Kalbimi elimle bıçaklasaydım İnan böyle acı çekmeyecektim Gözümden böyle yaş dökmeyecektim. AHMET SELÇUK İLKAN |
BİRGÜN YAPTIKLARINA PİŞMAN OLACAKSIN BELKİ O GÜN BENİ ARAYACAKSIN HER AN HER YERDE BENİ SORACAK FAKAT BENİ ASLA BULAMAYACAKSIN X X X X O AN KENDİNDEN UTANACAKSIN ÇÜNKÜ BENİM ÖLDÜĞÜMÜ DUYACAKSIN BİR VEFASIZ KURBANI OLDU DEDİKLERİNDE O VEFASIZIN SEN OLDUĞUNU HATIRLAYACAKSIN X X X X BİR ANDA DÜNYAN YIKILICAK HAYKIRARAK AĞLAYACAKSIN BANA YAPTIKLARIN AKLINA GELDİKÇE MEZARIMA GELMEYE UTANACAKSIN ÇİLEM DEMİR |
460 Gün Gözyaşlarımı sakladım sen üzülme diye Halbuki daha o anda saplandı yokluğuğn içime İsyan etmiyorum, Yalnızca alışık değilim sensizliğe 460 gün böyle geçer mi be Abim? Yüreğime bir ateş düştü ardından bakarken Gözlerim buğulandı, Kelimeler boğazıma tıkanıp kaldı Canımıda aldın götürdün yad ellere 460 gün sensiz geçer mi be Abim! Sen vatan yolunda nöbete dururken Ben hasretimi gönderiyorum sana her mektubumda Sen yaylaları söylerken sabah iştimasında Ben kardeşliğimin şarkısını adıyorum sana Her günün başında Elçin Alptekin |
http://img325.imageshack.us/img325/2673/sigaracopyoo9.jpg Elimde bir sigara Bir o yanar bir de ben Düşmüşüm dört duvara Bir o susar bir de ben Aylar var görmeyeli Değmez elime eli Uzakta bir sevgili Bir o ağlar bir de ben Çatlamış sabır taşım Bir alev her gözyaşım Ah benim dertli başım Bir o döner bir de ben Bu aşkın tek gerçeği Asla yok geleceği Yüreğim kan çiçeği Bir o kanar bir de ben. AHMET SELCUK İLHAN |
Hemen gitme.. Unutmuşum aşkta söylenenleri. Nasılsın'ı bile bir başkaydı. Hemen gitme. Böyle tenhalaşmışımya. Durup halini hatrını soruyorum gölgemin. Sanki yüzgöz olmuşum hüzünlerle. Kalbim diyorum ellerim çıkıp geliyor. Kovamıyorumda. Hemen gitme. Sana bir yaprak kadar solgunum desem, rüzgar çeler aklımı. Dallanıp budaklanır içimdeki boşluk. Bahara karın tokluğuna gelen ağaçlar gibi olurum. Hemen gitme bu kente bir sokak daha gelse. Söyle kim arar seni. Kırılır gülümsemelerin bir bir içime düşer ve Bir gülü uyandırıp uygarlığından kırmızlığı ne kadar Kim götürür seni. Ahh neydiki suçum. Gençliğimi ve terketmelerini kayırmaktan başka. Alıp başını gidiyorsun benden. Hemen gitme. Sana diyorum bi ağlasam, üşüsem derin bir kuyu gibi. Omuzlarından başlayıp yıkılsam önüne. Utanır sevinçlerim insan içine çıkamayan toprak gibi olur. Hemen gitme. Anla beni ben bu yalnızlıkla geçinemem. Geçinemem terkedilmiş bir yürekle. Ama yinede sen sen herşeysin işte. Hayata açılan pencerem. Sevinçlerimi büyüten odalarım. Hemen gitme. Terkedilmiş evler gibi olurum. Hemen gitme.. Kahraman TAZEOĞLU |
sen gelmedin ! yine geçtim o sokaktan, hayalin geldi gözümün önüne sen gelmedin ... yağmur geldi gökyüzünden sesin geldi rüzgarın sesi geldi kulaklarıma sen gelmedin ... yaşlar geldi gözlerimden eve geldim annem geldi yanıma sen gelmedin ... ölüm gecti avuçlarımdan karanlık oldu her yer sen yine gelmedin ! |
Gözlerin Ayışşığımdır Anna Frank’a Ren’in kirli sularına bıraktım kaygılarımı alıp götürdü dalga dalga tarihin karanlık dehlizlerine tut elimden Anna Frank düşersen yalnız kalırım taşıyamaz yüreğimin acısını bu köhne kaldırımlar gözlerimde diken diken korku gölgesi solgun bir gül titremesi yüreğimde feryadım Amsterdam sokaklarında sarı bir yaprak savrulur binlerce kilise çanında hüzünsü hangi kışlarda kaldı mutluluğum baharımı anımsamıyorum hep acısını çektik ihanetlerin aldattı bütün mevsimler kesik kulağıyım Van Gogh’un yaralı yarım tablosu intiharımı ne yer bilir, ne gök ne de insanlar aşklarki en güzel ölüm ve ayrılıklarla anlatılabilir yarım kalmış tablolar bitirilmemiş hatıralarla düşersem elini ver, üşürsem yüreğini ki, ömrünce ölü bir kadının dudaklarını öperek yaşadım korkunç acısını çektim insanın insana ettiğinin eğme başını kanar içimdeki yara gözlerin ayışşığımdır güzelim Anna Frank yıldızları kirlenmiş bir gecenin sayfalarında umutla ışıyan lığların örttüğü küs bir bahçedir yüreğin binlerce çiçeğin içinde boğulduğu eğme başını son umudu öpmeden gülücüğün ölüm getirmeden gençömrüne ihanetler eğme başını sen ayışığıyla yıkanmış gökyüzünde gecegözlü güvercinimsin güzelim Anna Frank içinin kızıllığınca gül ve yangın gelecek baharlara erteleyip tüm sevinçlerini bir demet kızıl kor karanfille örttün yüreğinin üstünü tüm hatıralarını ateşe veriyorum, tüm acılarını bağışla bu masum kırğınlığımı dünyaya, bağışla 1977 Amsterdam Nuri Can |
http://img220.imageshack.us/img220/5412/karanlkpv3.jpg Karanlıkta Mavi Karanlık bana esin ver Karanlık beni besle Karanlık gözlerimi gizle Karanlık ciğerlerime dol Karanlık bileklerimi sar Karanlık kanımı kurut Karanlık yüzümü ak çıkar Karanlık çekin benden Karanlık seni yaracak tırnaklarım Karanlık koru kendini Biliyorum yarının denizi ve göğü mavi Ve şiiri güzel olacak yarının biliyorum Deliler deliler deliler Deliler ellerin ellerinde Ölülerden deliller bilirler Yuvarlayıp duvarları bayırlardan Ezdikleri sessizliğin üzerinde gezinirler Haykırarak yargılanmayı arzulamadıklarını Deliler şairleri öldürmediler Karanlık geçip gitme yanımdan Karanlık dur gitme Karanlık kazı sözlerimi derine Karanlık söyle uykusu kaçan herkese Biliyorum yarının teni yumuşak Ve sıcak olacak bakışları yarının biliyorum Geldiler geldiler geldiler Ardımda yanımda ayaklarımın altında Durmadan homurdanıyorlar hiç durmadan Götürecekler Ama bekle Bir masalım var onlara Ufukta bir şövalye gölgesi yanaşıyor Yanlayarak şafağın kızıl mızraklarını Kulede bir prenses Üzgün gözlü ejderhasının başını okşuyor Kandıracağım ölümü Karanlık bana esin ver Karanlık bana şiirimi yazdır Karanlık bana öykümü anlattır Biliyorum yarının karanlığı da mavi Karanlık bırak beni yaşama |
Sabahtı soğuktu Kahve rengi gözleri donuktu Sanki bana bişey soracaktı Hiç bakmadığı kadar Bakışları yanıktı Sabahtı soğuktu Sanki yüreği bir çocuktu Bana yüreğini açacaktı Kimbilir belki de Sevdasını anlatacaktı Sabahtı soğuktu Belli ki hikayesi kopuktu Dokunsam ağlayacak Dokunmasam fırlayacak Sussam konuşacak gibiydi Sabahtı soğuktu Hırkasının altında sanki çocuktu Söyleyecek çok şeyi olan Ama söylemeye gücü olmayan Güller bahçesinde soluktu Sabahtı soğuktu sanki üşüyen bi çocuktu mustafa erbir |
adımı unuttum adı olmayan yerlerde ne in ne cin ne benî adem zamanlar içinde kuşlar uçuyor kervanlar geçiyor bir iğne deliğinden çarşılar kuruluyor sarayları oyuncak insanları karınca şehirler zamanları gördün mü bir iğne deliğinden adımı unuttum adı olmayan yerlerde geçip gidenlere bakarak Asaf Halet Çelebi |
Tenindeki Kutsal Mum En ayıp sözcüklerle soyardım bedenini, Düşlerimin teriyle kirletir, En sabırsız, en iştahlı, en yabancı yanımla girer, Arzularımın kanıyla kirletirdim onu. Oysa kötülendikçe, kirlendikçe yüreğinden Işımaya başlayan Hissettiğim en kırılgan bedendi seninkisi Biterdi sonra her şey... Asıl serüveni başlardı bedeninin, Çekilir bir köşeye seyrederdik... Ayıp, kirli, kötü Ne varsa, Teninin içindeki pencereerde yanan kutsal bir muma dönüşürdü... Çekilir bir köşeye seyrederdik... Cezmi Ersöz |
Geceler midir tükenip giden Aylar mı yoksa ay ışığında Ey soluğumu soluğunda sevdiğim Sesimi sesinde dinleyip,yüreğinin rengine gönül verdiğim. Bil ki senden uzak ne kuşları avutabilir beni buranın adnan yücel |
Ay bakışı... Yalnızlık düşlerde kaldı ayrılık ufka asılmış ekşi bir şarap tadında anı parçalanmış değil kalpler fırtınalardan etkilensin acım tadındaki tiryakilik sen yeniden baharım bir çift göz var bulutların arasında bir sana bir bana bakışlım ay parçam gül yüzlü yarim... Zeki Arlan... |
Sel taşkını bir akşamüstü Bulutları bağrına basan Ağaçlara sordum seni Yaprak rüzgarı tutmaz dediler Uzun uzun baktılar yalnızlığıma Yangın yeri bir yürek Bir de yağmur gösterdiler Ne olur şu yağmurların Birdenbire yağanı ben olsam Rüzgarı düğümlesem saçlarına Bir daha bırakmasam Öpsem kirpiklerini Süzülüp gözyaşlarına karışsam Çağlayıp aksam çağlayıp aksam Yüzündeki ırmaklarla geçsem ovaları Dudaklarında denizlere çıksam adnan yücel |
SAY Kİ BİR ÇOCUĞUM Say ki küçük bir çocuğum Gidişini anlayamayacak kadar küçük Saf bir bulutun çözüldüğü gibi Yağmurlarla yırtılıyor içim Saçların nasıldı, gözlerin nasıl Uzun muydun serviler gibi Nasıl kokardı yüzüme eğilen soluğun Okuduğun masallarda kaldı sesin Say ki bir çocuğum Gidişini anlayamayacak kadar küçük İçimin soruları gözlerimde büyürken Nedenini bilmeden, anlamadan, belki sezerek Ağlayan küçük bir çocuğun ardından Saf bir bulutun çözüldüğü gibi Yağmurlarla yırtılıyor içim Niye kundağına sığmayan Afacan bir çırpınışım bugün Daha yüzünün resmiyle boyamadan Aklımın bütün duvarlarını Minik kalbimi nasıl bırakıp gittin Geçen teyzem gösterdi Gökyüzündeki o teneke kuşu Onun içine nasıl sığdın annem Sahi gitmek neydi Emdiğim parmağımı Niye acıyla ısırdım o gün Aydın Öztürk |
CAM GÖBEĞİ BİR MAVİ karanlığa gizli kelimelerde bir sırrın esiri olur isteksiz bir yakamoz başlarken denizlerimde utanır dudaklarım dudaklarına değdiğinde saklanır ama yine de gelirim küçük bir kızın ürkekliğiyle gün geceye dönerken şiirler akar akar akar su damlası gibi her dem hece hece parlak gök/yüzümde tirşe düşlerimi yalnızlığımı da bırakıp şiirler de sırrına bir türlü eremediğim ak yıldız yeter derken sır veririm şehrime her gece erguvanlar açmadan sarınır senli düşlerim maviyle ve yeşile cam göbeği bir mavi seni bekler bembeyaz bir at murat olur dudağımın kıvrımında gülüşle sana gelirim Birsen ATEŞ |
https://www.msxlabs.org/forum/ads/adsixx.gif https://www.msxlabs.org/forum/images/siir.gif Ben Seni Severdim Ben seni severdim Ve canım yanardı Ben seni severdim İçim kan ağlardı Ben sana yanardım Günlerim yanardı Hiç yaşanmazlardı Seni sevdiğim her mevsim acı sonbahardı Ben severdim seni Kanardı gözlerim Yanardı canım Yine de severlerdi Ben 'seni seviyorum' derdim eskiden Şimdi ne demeli bu yorgun beden Şimdi nefretlere mi sürmeliyim sevdamı Beddualar mı yakıştımalı adının yanına Olmadı, olmuyor Ben seni severdim Kıyamam ki..... Birsen Tunç |
Veda Hutbesi... Madem terkediyorsun kaderini bende kedilerin geçmeyeceği bir yol bul kırlangıçlarıçların dayanmayacağı bir kubbe dağlarına tırmanamayan bir sis veda hutbesinde... Nursel Türkemiş |
seni seviyorum Seni seviyorum çağladıkça coşan su estikçe dellenen rüzgar ekildikçe anaçlaşan toprak öğütler bunu bana seni severken türküden türküye geçer ırmak toprak yaz yağmurlarıyla oynaşır öğle tozlarıyla dolanır rüzgar ufku adınla uyarırlar beni seni seviyorum bağda çillenen salkım dalda allanan meyva öttükçe kendini tüketen kabakçı kuşu öğütler bunu bana seni severken yaz güneşi şehvete boğar bahçeyi kükürt adetleriyle solar bağ yaprakları ballı incirde yaşar -bin bir cilveli- aşklarını turunç gerdanlı kuşlar haberler getirir sağdıçlarım gül kurusu mektuplar seni seviyorum hayra yorulan düşler ceviz sandıkta bekarlığının gül suları taş yastıklarda zümrütüanka kuşları öğütler bunu bana adnan özer |
Sensizliğin İlk Sabahı Bu sabah hüzünlüyüm, dokunsalar ağlarım.. Kalbim acılarla dolu, yokluğunun ilk sabahında.. Unutmuşum saatleri, zamanlar durmuş senin için.. Gidişine sabahlar bile isyan etti.... Sensiz güneşler bile doğmuyor, gözlerimde.. Zaman acımasız, zaman hain.... Bir sözünle güneşler batırmışsın, sabahlarımda.. Atmış gitmişsin beni bir köşeye.. Yokluğun bana doyar, ben yokluğuna susamışım.. Aklıma geldiğinde yudum yudum tükenirim.. Yokluğunun ilk sabahında... Bir gün gelir bende çekip giderim sevginden.. Ama ozamana kadar bin kere ölürüm.. Bin kere dar ağacına asarım duygularımı.. Ama yinede fayda vermez, isyan ederim kaderime.. Dudaklarım boykot etmiş adını , zamansız.. Matemini dalga dalga yazarım gecelerime.. Gözlerim seni ağlar, ellerim seni yazar.. Ben çeker giderim hayatından, sen kalırsın o şehirde.. O şehirde insanlar çabuk unutulur, çabuk biter sevgiler.. İçeceğim yokluğuna , bu gece nöbet nöbet.. Lanet olsun bu karşılıksız sevdalarıma.. Lanet olsun beni hiç sevmemişliğine.... Benim olmayacağını bilerek yazacağım.. Ve benim hiç olmadığına içeceğim.. Vaad edeceğim bir şey yok sana benden başka.. Ama sen beni anlamadın istemedin asla... Uzaklarda ışık var ama senin ışığına benzemez.. Öyle bir ateş yaktın ki bende yazmakla bitmez.. Sen beni aramazsın, özlemezsin biliyorum.. Ben seni esen yellerden bile soruyorum... Öyle bir şarkı olsa ki seni anlatmasa.. Öyle bir şiir olsa ki seni yazmasa.. Öyle bir gün olsa ki senle doğmasa.. Çeylan gözlüm, yokluğunun ilk sabahında.. Sana hasretim sarılmasa... Fikret Malkoç |
MAZİDE KALDI Kalbimde ... Ender Yöntem -------------------------------------------------------------------------------- Dostluklar zamana ve mekana bağlı değildir. -------------------------------------------------------------------------------- Sana gökteki en güzel yıldızı vermek istedim Sana seni veremezdim, vazgeçtim. Sana en güzel gülleri verebilirdim, Senin yanında soluk kalırdı, vazgeçtim. Coşkulu mavi dalgaları verebilseydim, Ancak seninle anlam kazanırdı, vazgeçtim. Doğum gününde sana bir hediye vermek istedim, Senin hayatımdaki yerini kategorize etmedim, Senin bildiğini de biliyorum ama, kalbimde özel bir yerin var söylemek istedim. |
Senin Gözlerin Ağlamış Sizin diyarda gülüm Çocuklar ağlamazmış Bulutlar kararmaz Dudaklar çatlamazmış Sevenlerin gözyaşları akmaz Sevdalılar ağıt yakmazmış Doğru mudur bilmem ama Senin gözlerin ağlamış Gözlerin gülüm Gözlerime bakar Yüreğimi yakarmış Gözlerinde umutların izleri Gözlerinde yüreğim varmış Kalbin gözlerinde atar Aşkım gözlerinde yatarmış Damarları çatlatan Çığlıklar atan gözlerin Haykırmak istemiş aşkını Haykıramamış Senin gözlerin ağlamış Gözlerin gülüm Kapıları çalarmış Gül mevsiminde açar Lale gibi kokarmış Resimlere bakıp bakıp Hep adımı anarmış Ateşe atmışlar Ama yanmamış Çileleri omuzlamış Ama yılmamış Göremeyince gözlerimi Senin gözlerin ağlamış Gözlerin gülüm Gözlerin gülümBeni görebilmek için Hep arkaya bakarmış Arkanda ne ben Ne gölgeler varmış Bu hasreti duyunca Çiçekler bile ağlarmış Birden kapılar açılmış Sevdalılar yol almış Göremeyince gözlerimi Senin gözlerin ağlamış Bir çiçek gibi Bahçelerde açarmış Ah edermiş âşıklar Bülbüllerin feryadı Yürekleri dağlarmış Yusuf'unu göremeyince Züleyha Gizli gizli ağlarmış Göremeyince gözlerimi Senin gözlerin ağlamış Gözlerin gülüm Bulutlara bakarmış Göremeyince gözlerimi Gözyaşların akarmış Gözbebeklerinde belirmiş hüzün Senin gözlerin ağlamış Sizin diyarda gülüm Her gözün bir adı varmış Kimisi mavi, kimisi yeşil Kimisi elâ, kimi de karaymış Senin gözlerinin adı yokmuş Yalnız gözlerin varmış Hep umutlara uzanırmış ellerin Senin gözlerin ağlamış... Yazar: Ahmet Okan |
Cam Güzeli bak işte; çıkıp geliverdin en ücra yerinden yüreğimin... bak; yine titredi ellerim. anlamsız bakmaya başladı gözlerim, ortalık yere, öylece... yine bir mahsunluk, bir gariplik çöktü içime. ne vardı sanki böyle çekip gidecek! ne vardı beni böyle perişan edecek oysa ne sevmiştim, ne sevmiştim seni; cam güzeli.. Engin Yılmaz |
BETER Gaynanam kimseynen,dirlik edemez Elinden çekdèmi,devler çekemez Dilki şafanda* kãr*,uyhu düzemez Hep ödürlü* eder,gaynanam beter Dãdır* ardı sıra,ben deşiririm* Birem birem* toplar,derneştiririm İstedèn bişirir,õnè veririm Yeyip doyar,bènmez,gaynanam beter Neyime garışsa,muzmahal* eder Şu nezanım ömrüm,günnerim heder Olunu kişkirtir,dõşdürür geder Çok gonur* dõşgel,gaynanam beter Durdu yerde butrar*,datsız dışlıksız Dãyım gendi haklı,başgası haksız Gayın bubam öldü,sırtı dayaksız Töst* diyeni yohdur,gaynanam beter Gara çalar,bela,hazır başında Bãrır carıs* eder,eşik daşında Lingir,lingir oynar,gari yaşında Ilayıgın* bulsun,gaynanam beter Gaderime anam,yanar dövünür Hulklanır âlarım,yürem gövünür Her gaşşık çalımı*,bela bürünür Fırtıl fırtıl ed Hasan GENEYİKLİ |
Okşadım Yüreğini gördüm hastahane bahçesinde bir tekerlekli sandalyede hayatın çizgileri yüzündeydi yaklaştım yanına dinledim hikayesini üstüne yıkılmıştı acılar ve ihanetler yapayalnızdı hala gülüyordu olmayan dişlerinin arasından belli ki yüreği sevgiye aç ve öylesine gururluydu okşadım yüreğini yaşama gülerek bakan bakışlarıyla şükrediyordu haline utandım aynadaki suretimden beli bükülmüş gereksiz dertlerimden tutmayan bacaklarına bakıp yürüdüm sessizce kendi halime gülümseyerek 21.04.06 B. Ateş |
Ceylanı kurtardım avcının elinden ama daha baygın yatar ayılamadı. Kopardım portakalı dalından ama kabuğu soyulamadı. Oldum yıldızlarla haşır neşir ama sayısı bir tamam sayılamadı. Kuyudan çektim suyu ama bardaklara konulamadı. Güller dizildi tepsiye ama taştan fincan oyulamadı. Sevdalara doyulamadı. Giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak Nazım Hikmet |
BÜYÜK ÇİLE Çilem büyük anlatılır şey değil, Ölmeden ölmeyi öğreti verin. Demir balyoz ile vurun göğsüme, Kalbimi yerinden çıkartı verin. Aklım çıldırıyor, ne var ne yoksa Bütün gördüklerim hayal mi yoksa Yalanlar gerçekte, gerçek yalansa! Çaresizim bir yol gösteri verin. Yandıkça yanıyor dünya kazanı İçine alıyor gerçek sananı Kader defterini dürüp-yazanı Nasıl bulacağım anlatı verin! Hayvandan aşağı, halife insan! İsyanda mutluluk, mutluluk isyan Kim bu bilmeceyi ömrüme koyan Korlar içindeyim kurtarı verin. Nedir ki gayemiz ezelden beri? Şeffaf bir yoldur bu göstermez kiri, Diriyken ölüyüm, ölüyken diri! Bu nasıl bir oyun söyleyi verin. Ben ki açık bir cezaevindeyim, Kendimi yaşıyor zannetmekteyim, Kaçmaya kalktıkça hapsetmekteyim, Bu ruhu bedene sığdırıverin. shiptar |
Tanrı Aşk Kutsuyor çatısız bir mekanda kadehin çin çin sesi sağlığa umuda ve biten güne vuruluyor kırmızılar içinde bir melek gözlerimde yanıyor tebessümü tanrı seni kutsuyor gölgesini kaybederken gün mavinin uçsuz bucaksız büyüklüğünde yakamozların dans ettiği deniz kıyısında ve de güneşin muhteşem sonunda büyüleniyorum tanrı ruhumu kutsuyor bütün renklerin gizemi gözlerimde düş oluyor hayalim denizler aşırı mavinin her tonunda dolunayın şavkında gece sevgi kutsuyor dans müziği eşliğinde romantizm dinletisi dans ediyorum özür diliyorum günahlarımdan soyunurken çırıl çıplak sevginin kollarına bırakıyorum sarhoş bedenimi tanrı aşk kutsuyor Cemal Karsavan |
İnat Olsun Diye Geceye İnat olsun diye geceye Kırılsın diye Karanın beli Gelin rengine bıraktım Saç tellerimi Pamuk tarlalarına Kar yağıyor şimdi! Nurten Altınok |
| Saat: 17:00 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık