MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

ahmed 7 Eylül 2008 14:11

Yollar Uzun...



yollar uzun,
kalbim de, bir hüzün
sen yoksun ya! yanımda,
hergünüm bir ölüm..

sen uzaklarda,
sanki
kaf dağında,
ama,
hayalin,
her an karşımda..

yollar aşılmaz,
aşkdan kaçılmaz,
öyle
sevdim ki, seni
hiç bir kalp anlamaz...



Harun Sürek


SiyahLALE 7 Eylül 2008 22:22

TELEFONDA SEN

Bundan daha güzel müjde mi olur?
Merhaba diyorsun telefonda sen,
Sen ki konuşursun derdim mi kalır?
Nasılsın diyorsun telefonda sen...

Bu gece misketi çaldırmaz mıyım,
Başkenti ayağa kaldırmaz mıyım,
Sesini duyup da çıldırmaz mıyım!
Delisin, diyorsun telefonda sen...

Sağlığını düşün herşeyden önce,
Kendine iyi bak içme her gece
Seni Seviyorum, hem de delice!
Bilesin, diyorsun telefonda sen...

Mutluluk ne kadar kolaymış meğer,
Sevginin kadrini bilseydik eğer,
Kim ne derse desin, çekmeye değer,
Çilesin, diyorsun telefonda sen...

Çoktan terk ederdim, bu şehri, çoktan,
Arar diye caydım her yolculuktan,
Dostlar ne âlemde, çoluk çocuktan
Ne haber, diyorsun telefonda sen...

Sabrımı yenmese hasret nöbetim,
Arayıp sormaya yoktu niyetim.
O anda hapşırdın, çok yaşa dedim,
Beraber, diyorsun telefonda sen...

Albümde görünce aklıma esti,
Berbere uğradım dün akşam üstü,
Resmime bakarak saçımı kesti
Severdin, diyorsun telefonda sen...

Sevgi bu, insanı böyle inceltir,
Aklın ermediği yere yöneltir.
Sen de şiirlerinde böyle yüceltir,
Överdin, diyorsun telefonda sen...

Biraz da fedakâr olsaydın keşke,
Ne verdin destanlar yazdığın aşka?
Ömründen üç gece, hepsi bu, başka?
Ne verdin, diyorsun telefonda sen...

Hem içme diyorsun, içme de çıldır!
Hem de kalk şu anda bir kadeh doldur,
Hadi sağlığına şerefe kaldır,
Çınçınlat, diyorsun telefonda sen...

Bu yıl kurak geçti, bahar da yaz da,
Erik de olmadı, dut da, kiraz da,
Neler söylüyorum, lütfen biraz da,
Sen anlat, diyorsun telefonda sen...

Ne söylersen söyle, sen ne dersen de!
Anlat düşmanımı düşte görsen de!
Bir sigara yaksam, izin versen de;
Devam et, diyorsun telefonda sen...

Seni dinlemekten güzel şey mi var?
Çölde şırıl şırıl akan su kadar,
Yeter konuştuğum, benden bu kadar,
Merhamet, diyorsun telefonda sen...

Gelirsem görünme, kendini gizle,
Seni yağmalarım, yerim bu hızla!
Yerin kulağı var, açılma fazla,
Orda kal, diyorsun telefonda sen..

Canım ne istiyor şu anda bilsen?
Ah mümkün olsa da bulup da gelsen,
Kendi ellerinde incecik dilsen,
Portakal, diyorsun telefonda sen...

Afedersin bazen sapıtıyorum,
Böyle saçma sapan lâf ediyorum,
Kapı çalınıyor, kapatıyorum,
Hoşçakal, diyorsun telefonda sen..

Cemal Safi


ahmed 7 Eylül 2008 22:36

Sabaha Kadar



ben pek rüya görmem nedense
ama dün çok şey gördüm düşünde
aşk denen illet savurdu beni yerden yere
çok tehditler savurdu onu göremezsin diye
uyandım kan ter yara bere içinde
ya aşk kötü bir şey ya da fazlası zarar sevginin de
uyandım bu sabah bağırıyordum gel lütfen diye
bana bakan şaşırmış gözlerle

her gece olduğu gibi başta sen vardın düşümde
hep olur seni gördüğümde
hükmedemem dilime ellerime
sonra aşkı gördüm yine
ama çok korkunç sinirlenince
uysallaşmıyor ne dersen de
ve beni tutup götürüyor bilmediğim yerlere
sıkıca tutuyor beni bağırmayayım diye

aşk bırakıyor beni koskocaman bir okyanusa
tam ortasına tek başıma
gözyaşın olsun her damla
diyerek bağırıyor kaba kaba
güneşi görmemekle tehdit ediyor
ve geliyor aşk yazın ortasında
okyanus kurumuş gözlerimin altında

sonra beni alıp
kurak bir bahçeye bırakıyor
ağla diyerek
tehditler savuruyor yine
güneşi göremezsin diye
ne gelir elden ağlıyorum çaresizce
ne mevsimler geçiyor yağmur yağmıyor burarla
sadece gözyaşlarımla bahçe yeşeriyor
ve sen geliyorsun yeşiller arasından

galiba aşk da anladı artık
sana duyduğum aşktan öte
ve gelmek üzeresin bana
yaklaşmaya çalışıyorum eline
ve olan oluyor
uyanıyorum kan ter yara bere içinde


Emrecan Arık


SiyahLALE 8 Eylül 2008 02:38

SEN,BEN VE AŞK...

Aşkım sevda yüklü koca bir ummandır;
Her damlasında bir ümit kırıntısı barındıran...
Ve sevdam huzur veren bir kuytu ormandır;
Yeşillerinde o ahlaksız ruhunu arındıran...

Aşkımdan kaçmak adına attığın her adım,
Yüzünü gönlüme akıtan bir katre olacaktır...
Ve ne kadar uzaklaşmaya çabalarsan çabala;
Varlığın benliğime bir o kadar yakınlaşacaktır...

Aşkının kilometresini sıfırlayarak gir hayatıma,
Ve kalbini boşa al ki fazla sevda yakmasın...
Çünkü aşkım keskin bir virajdır bilirim lügatında
Hızla girersen uçuruma düşmekten kurtulamazsın...

Sevdamı bir çam ağacının serin gölgesi sanma,
Hayattan mola almak istediğinde beni kullanamazsın...
Ve aşkım bir çoban çeşmesi değildir artık anla,
Ne kadar içersen iç o sevdaya kanamazsın...

Başkalarında arayıp durmaktan usanmadın mı?
Kanayan kalbinin şifalı merhemi yalnızca bendedir…
Ve ruhum sokaklar ortasında kalmış bir garip serseri,
Ama bilirim sevgiye aç gönlümün azığı sadece sendedir…

Kalbim bir tufana tutulmuş kasaba olur yarim,
Sen beni yok sayıp köşe bucak kaçtığında…
Ve gönlümden kervanlar yürür sana doğru,
Sen gönlümün vadisinden serkeşçe geçtiğinde…

Aşk bir aynaysa ben oraya yansıyan siluetinim
Yüzünde oluşan her bir çizgiden mesuliyetim var...
Ve ömür bir yolsa, bu yolda sana tek yoldaş benim,
Benden başkası sana haramdır anlasana artık ey yar

Alıntı


SiyahLALE 8 Eylül 2008 03:07

Bilir misin?

Bilirmisin yalnızlık ne demek? Bilir misin
gökyüzündeki yıldızlardan medet ummayı?

Uzattın mı elini bir yıldız boyunca,
belki, tutarım diye farkında olmadan?

Uykusuz kalmayı bilir misin sabaha kadar?

Hiç küstün mü hayata?

Aslında kendinsindir küstüğün küçüğüm?

Kapatıp gözünü
hayaller kurduğun oldu mu geleceğe dair?

Bazen küçük bir masumiyet belirir
tebessümünde,
bazen gözünde hırçın bakışlar.
Kızdın mı kaderine günlerce?

Kendini tanıyamadığın oldu mu hiç?

Bazen cesaret edemeyen konuşmaya
ve bazen de hiç susmayan sen.
Sevdin mi birini?

Her yağmur yağışında saatlerce
bekledin mi sevdiğini pencerenin önünde?

Bir yudum sevgi dilendiğin
oldu mu sert bakışlardan?

Yaslanacak bir omuz aramadın mı?

Birden güldüğün oldu mu sebepsiz?

Her şiirde kendinden
bir şeyler bulmadın mı hiç?

Rüyalarda yaşadığın oldu mu hayatını,
istemediğin oldu mu uyanmayı?

Baktığın ama göremediğin oldu mu etrafı?
Ufak bir sorunu büyütüp
ölmeyi de mi istemedin hiç?

Sebebini bilmediğin bir ağırlık
çökmedi mi üstüne?

Büyüdüğünü farkedip
zamana düşman oldun mu?

Hecelerin az geldiği,
kelimelerin yetmediği
oldu mu duygularını anlatmaya?

Ağladığın oldu mu sebepsizce sabaha kadar?

Belki, sen, ağlamayı bilmiyorsundur ,
sevmeyi bilmediğin gibi.

İki damla yaş değildir ağlamak...

Önce hüzünlenmek,
sonra düşünmek, hayal etmek..

Anıları yaşamak, büyük bir özlem içinde
o küçük oyuncak bebeğe sarılmak.

İşte budur ağlamak ve yeniden yaşamak.

Alıntı


ahmed 8 Eylül 2008 04:58

Nokta



Bugün aşkımıza
Bir nokta koydum...
Artık virgüllerle,
Ünlemlerle,
Soru işaretleriyle
Yaşamaktan
Sıkıldım...

Ya bir ünlem ol...
Noktana yelken takıp
Denizlere sal...
Ya git, giderken
Virgüllerini de al...
Ya da küçük bir nokta
Olup yüreğimde kal...

Ben artık noktayım
Sadece bir nokta...
Beyaz hayatın
Mavi sayfasına
İnce uçlu kalemle
Özenle yazılmış
Kapkara bir nokta...



Saadet Gökçe


ahmed 8 Eylül 2008 22:32

Yazık Değilmi



Hergün bir askerimiz şehit düşüyor
Neden bu kavga bitmek bilmiyor
Çok analar ağlıyor çok kanlar dökülüyor
Yazık değilmi gencecik askerlerimize?

Doğusuyla batısıyla aynı vatanda yaşıyoruz
Niye bu kavgayı bile bile ediyoruz?
Neden bişey yapamıyor çaresizce susuyoruz?
Yazık değilmi gencecik askerlerimize?

Ölmek için yeminler ettiler
Korkusuzca kendilerini ateşe ittiler
En sonunda canlarınıda vaadettiler
Yazık değilmi gencecik askerlerimize?

Türküyle kürdüyle alevisiyle
Aynı çatı altında yaşamıyormuyuz?
Niye el ele veripte bişeyler yapmıyoruz?
Başka ülkelerden farkımız ne bizim
Çokmu geride kaldık?
Yazık değilmi gencecik askerlerimize?



Emrah Köçekçioğlu


GÜLGECELER 9 Eylül 2008 01:22

Hadi Kalk Sevdam

Hadi kalk sevdam,
bir gün batımı daha..
bir kara akşam seyri daha…
Deniz kokan bu hava her iç çekişimde
ciğerlerimi biraz daha yakıyor..
Hüzün buharlanıyor gözlerimde,
tutmasam yağmur olup yağacak sanki…

Hadi sevdam kalk…
Meltemini coşturduğun yüreğim,
bu sefer matemlere mahkum…
Sende her suçlu gibi boynunu büküp
cezanı çekmelisin belkide…
senin suçun en ağır olanı;
‘sevmek…’

Nasıl masum bir edayla bakarsın hala
gözlerime.. dedim ya senin suçun en ağır olanı!
Hadi kalk sevdam bu mevsimden göçme vakti,
bilirsin biz sıcağa alışık değiliz, hep hazandır
bizim mevsimimiz, hep hüzündür gitmelerimiz..
Hadi kalk…

Bir kopuş daha gerçekleşmeli
bu bahar kendi yüreğimden…
Sessizliğin çığlıklarına kulak asmamız, ve
o sessizlikle ağlamamız lazım…
Biraz utanmamız, biraz hoyratça esip
biraz da susmamız…
Hadi bu deli poyraz alır gider yoksa bizi…
Bak duydun mu bu sesi… ardında bıraktıgım
yüreğimden esen deli poyrazın izi..


Hadi kalk sevdam! bu akşamın mateminden
gecenin karanlığına yol alma vakti geldi..
Hadi kalk bak vakit gitme vakti…

Kalmak mı?
Delirdin mi sen baş garip sevdam?
Sığıntı misali taşımaz bizi bu yelkenli,
hadi artık bak vakit göçüp,
gitme vakti…

Bırak ardında bir damla gözyaşının tuzu kalsın,
tadı dudaklarına indiğinde, çatlaklarının arası sızlasın..
Bırak bu soğuk yağmur senden sonra
toprağına yağsın.. Hadi kalk artık sevdam!,
bırakalım bizim ardımızdan mutluluklar ağlasın!
hadi artık kalk..

Bırak bizi uğurlayanlar ağlamasın, bırak herkes
masum kalsın, bizi suçlu yapan bu seş utansın…
Hadi kalk bak vakit gitme vakti, ne varsa
ardında bırakıp göçme vakti…
Hadi sevdam artık bitme vakti…
"Alıntı"


ahmed 9 Eylül 2008 04:51

Düşler Sokağı




Düşler Sokağı

Burası ,
Dedikoduların çığlık çığlık yayıldığı ;
Global dünyada bir yer ,
Düşler Sokağı...
Küçük bir köy belki de köyden büyük bir şehir.
Hergün günbatımıyla binlerce onbinlerce ,
Çocuksu düşlerin kabûslara karıştığı ,
Yine gündoğumuyla milyonlarca düşlerin yeşerdiği ,
Sonra yavaş yavaş zamanla solduğu ,
Kabûsların büsbütün her tarafı kapladığı, sardığı ,
Küçük bir köy belki de köyden büyük bir şehir.
Kuşlarının ancak rüyâda göklerde süzüldüğü öttüğü ,
Karbondioksidin , birçok çiçeği açmadan kuruttuğu ,
Ve arının çiçeği tatmadığı yalnız hayal edebildiği ,
Tipinin boyrazın herşeyi yerle bir ettiği ,
Küçük bir köy belkide köyden büyük bir şehir ,
Eşkiyanın terörün kol gezdiği ,
Yalanın dolanın siyasetin herkesi uyuttuğu,
Kontrolsüz kavşaklarla dolu düşüncelerin çalkandığı ,
Polisin,ışığın,levhanın hiçbir köşede olmadığı...
Küçük bir köy belkide köyden büyük bir şehir.
Burası :
Vehimli platonik âşıklar caddesi,
Sevginin sevgilinin global vesilesi,
Düşler Sokağı...
Küçük bir köy belkide köyden büyük bir şehir.


İbrahim Gök


CaNaRY 9 Eylül 2008 21:48

GİRDAPTA BİR CAN

Yad elden yanıma çağırdım seni
Gelmek istiyorsun, bırakmıyorlar.
Rüyada, mektupta, albümde beni
Bulmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Umutlar hayaldir, acılar gerçek
Çileye mahkûmsun, kim ne bilecek
Ya bir kuru selâm, ya bir top çicek
Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Otuz yıl ağladın hep yana yana
'Yeter, yazık' diyen olmadı sana
Vefasız dostluğa, kalleş zamana
Gülmek istiyorsun, bırakmıyorlar.

'Çalış' derler, ayak bağlı, el bağlı
'Konuş' derler, dudak bağlı, dil bağlı
'Kalk git' derler, kapı bağlı, yol bağlı
Kalmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Aydınlık ararsın her gün, her yerde
Çekerler önüne yedi kat perde
Zulüm kimden gelir, adalet nerde?
Bilmek istiyorsun, bırakmıyorlar.

Yıllar boyu uykuların bölündü
Uçacakken kanatların yolundu
Hayat hakkın vardı, elden alındı
Ölmek istiyorsun, bırakmıyorlar.


Abdurrahim Karakoç



Saat: 01:35

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık