![]() |
Yollar Uzun... yollar uzun, kalbim de, bir hüzün sen yoksun ya! yanımda, hergünüm bir ölüm.. sen uzaklarda, sanki kaf dağında, ama, hayalin, her an karşımda.. yollar aşılmaz, aşkdan kaçılmaz, öyle sevdim ki, seni hiç bir kalp anlamaz... Harun Sürek |
TELEFONDA SEN Bundan daha güzel müjde mi olur? Merhaba diyorsun telefonda sen, Sen ki konuşursun derdim mi kalır? Nasılsın diyorsun telefonda sen... Bu gece misketi çaldırmaz mıyım, Başkenti ayağa kaldırmaz mıyım, Sesini duyup da çıldırmaz mıyım! Delisin, diyorsun telefonda sen... Sağlığını düşün herşeyden önce, Kendine iyi bak içme her gece Seni Seviyorum, hem de delice! Bilesin, diyorsun telefonda sen... Mutluluk ne kadar kolaymış meğer, Sevginin kadrini bilseydik eğer, Kim ne derse desin, çekmeye değer, Çilesin, diyorsun telefonda sen... Çoktan terk ederdim, bu şehri, çoktan, Arar diye caydım her yolculuktan, Dostlar ne âlemde, çoluk çocuktan Ne haber, diyorsun telefonda sen... Sabrımı yenmese hasret nöbetim, Arayıp sormaya yoktu niyetim. O anda hapşırdın, çok yaşa dedim, Beraber, diyorsun telefonda sen... Albümde görünce aklıma esti, Berbere uğradım dün akşam üstü, Resmime bakarak saçımı kesti Severdin, diyorsun telefonda sen... Sevgi bu, insanı böyle inceltir, Aklın ermediği yere yöneltir. Sen de şiirlerinde böyle yüceltir, Överdin, diyorsun telefonda sen... Biraz da fedakâr olsaydın keşke, Ne verdin destanlar yazdığın aşka? Ömründen üç gece, hepsi bu, başka? Ne verdin, diyorsun telefonda sen... Hem içme diyorsun, içme de çıldır! Hem de kalk şu anda bir kadeh doldur, Hadi sağlığına şerefe kaldır, Çınçınlat, diyorsun telefonda sen... Bu yıl kurak geçti, bahar da yaz da, Erik de olmadı, dut da, kiraz da, Neler söylüyorum, lütfen biraz da, Sen anlat, diyorsun telefonda sen... Ne söylersen söyle, sen ne dersen de! Anlat düşmanımı düşte görsen de! Bir sigara yaksam, izin versen de; Devam et, diyorsun telefonda sen... Seni dinlemekten güzel şey mi var? Çölde şırıl şırıl akan su kadar, Yeter konuştuğum, benden bu kadar, Merhamet, diyorsun telefonda sen... Gelirsem görünme, kendini gizle, Seni yağmalarım, yerim bu hızla! Yerin kulağı var, açılma fazla, Orda kal, diyorsun telefonda sen.. Canım ne istiyor şu anda bilsen? Ah mümkün olsa da bulup da gelsen, Kendi ellerinde incecik dilsen, Portakal, diyorsun telefonda sen... Afedersin bazen sapıtıyorum, Böyle saçma sapan lâf ediyorum, Kapı çalınıyor, kapatıyorum, Hoşçakal, diyorsun telefonda sen.. Cemal Safi |
Sabaha Kadar ben pek rüya görmem nedense ama dün çok şey gördüm düşünde aşk denen illet savurdu beni yerden yere çok tehditler savurdu onu göremezsin diye uyandım kan ter yara bere içinde ya aşk kötü bir şey ya da fazlası zarar sevginin de uyandım bu sabah bağırıyordum gel lütfen diye bana bakan şaşırmış gözlerle her gece olduğu gibi başta sen vardın düşümde hep olur seni gördüğümde hükmedemem dilime ellerime sonra aşkı gördüm yine ama çok korkunç sinirlenince uysallaşmıyor ne dersen de ve beni tutup götürüyor bilmediğim yerlere sıkıca tutuyor beni bağırmayayım diye aşk bırakıyor beni koskocaman bir okyanusa tam ortasına tek başıma gözyaşın olsun her damla diyerek bağırıyor kaba kaba güneşi görmemekle tehdit ediyor ve geliyor aşk yazın ortasında okyanus kurumuş gözlerimin altında sonra beni alıp kurak bir bahçeye bırakıyor ağla diyerek tehditler savuruyor yine güneşi göremezsin diye ne gelir elden ağlıyorum çaresizce ne mevsimler geçiyor yağmur yağmıyor burarla sadece gözyaşlarımla bahçe yeşeriyor ve sen geliyorsun yeşiller arasından galiba aşk da anladı artık sana duyduğum aşktan öte ve gelmek üzeresin bana yaklaşmaya çalışıyorum eline ve olan oluyor uyanıyorum kan ter yara bere içinde Emrecan Arık |
SEN,BEN VE AŞK... Aşkım sevda yüklü koca bir ummandır; Her damlasında bir ümit kırıntısı barındıran... Ve sevdam huzur veren bir kuytu ormandır; Yeşillerinde o ahlaksız ruhunu arındıran... Aşkımdan kaçmak adına attığın her adım, Yüzünü gönlüme akıtan bir katre olacaktır... Ve ne kadar uzaklaşmaya çabalarsan çabala; Varlığın benliğime bir o kadar yakınlaşacaktır... Aşkının kilometresini sıfırlayarak gir hayatıma, Ve kalbini boşa al ki fazla sevda yakmasın... Çünkü aşkım keskin bir virajdır bilirim lügatında Hızla girersen uçuruma düşmekten kurtulamazsın... Sevdamı bir çam ağacının serin gölgesi sanma, Hayattan mola almak istediğinde beni kullanamazsın... Ve aşkım bir çoban çeşmesi değildir artık anla, Ne kadar içersen iç o sevdaya kanamazsın... Başkalarında arayıp durmaktan usanmadın mı? Kanayan kalbinin şifalı merhemi yalnızca bendedir… Ve ruhum sokaklar ortasında kalmış bir garip serseri, Ama bilirim sevgiye aç gönlümün azığı sadece sendedir… Kalbim bir tufana tutulmuş kasaba olur yarim, Sen beni yok sayıp köşe bucak kaçtığında… Ve gönlümden kervanlar yürür sana doğru, Sen gönlümün vadisinden serkeşçe geçtiğinde… Aşk bir aynaysa ben oraya yansıyan siluetinim Yüzünde oluşan her bir çizgiden mesuliyetim var... Ve ömür bir yolsa, bu yolda sana tek yoldaş benim, Benden başkası sana haramdır anlasana artık ey yar Alıntı |
Bilir misin? Bilirmisin yalnızlık ne demek? Bilir misin gökyüzündeki yıldızlardan medet ummayı? Uzattın mı elini bir yıldız boyunca, belki, tutarım diye farkında olmadan? Uykusuz kalmayı bilir misin sabaha kadar? Hiç küstün mü hayata? Aslında kendinsindir küstüğün küçüğüm? Kapatıp gözünü hayaller kurduğun oldu mu geleceğe dair? Bazen küçük bir masumiyet belirir tebessümünde, bazen gözünde hırçın bakışlar. Kızdın mı kaderine günlerce? Kendini tanıyamadığın oldu mu hiç? Bazen cesaret edemeyen konuşmaya ve bazen de hiç susmayan sen. Sevdin mi birini? Her yağmur yağışında saatlerce bekledin mi sevdiğini pencerenin önünde? Bir yudum sevgi dilendiğin oldu mu sert bakışlardan? Yaslanacak bir omuz aramadın mı? Birden güldüğün oldu mu sebepsiz? Her şiirde kendinden bir şeyler bulmadın mı hiç? Rüyalarda yaşadığın oldu mu hayatını, istemediğin oldu mu uyanmayı? Baktığın ama göremediğin oldu mu etrafı? Ufak bir sorunu büyütüp ölmeyi de mi istemedin hiç? Sebebini bilmediğin bir ağırlık çökmedi mi üstüne? Büyüdüğünü farkedip zamana düşman oldun mu? Hecelerin az geldiği, kelimelerin yetmediği oldu mu duygularını anlatmaya? Ağladığın oldu mu sebepsizce sabaha kadar? Belki, sen, ağlamayı bilmiyorsundur , sevmeyi bilmediğin gibi. İki damla yaş değildir ağlamak... Önce hüzünlenmek, sonra düşünmek, hayal etmek.. Anıları yaşamak, büyük bir özlem içinde o küçük oyuncak bebeğe sarılmak. İşte budur ağlamak ve yeniden yaşamak. Alıntı |
Nokta Bugün aşkımıza Bir nokta koydum... Artık virgüllerle, Ünlemlerle, Soru işaretleriyle Yaşamaktan Sıkıldım... Ya bir ünlem ol... Noktana yelken takıp Denizlere sal... Ya git, giderken Virgüllerini de al... Ya da küçük bir nokta Olup yüreğimde kal... Ben artık noktayım Sadece bir nokta... Beyaz hayatın Mavi sayfasına İnce uçlu kalemle Özenle yazılmış Kapkara bir nokta... Saadet Gökçe |
Yazık Değilmi Hergün bir askerimiz şehit düşüyor Neden bu kavga bitmek bilmiyor Çok analar ağlıyor çok kanlar dökülüyor Yazık değilmi gencecik askerlerimize? Doğusuyla batısıyla aynı vatanda yaşıyoruz Niye bu kavgayı bile bile ediyoruz? Neden bişey yapamıyor çaresizce susuyoruz? Yazık değilmi gencecik askerlerimize? Ölmek için yeminler ettiler Korkusuzca kendilerini ateşe ittiler En sonunda canlarınıda vaadettiler Yazık değilmi gencecik askerlerimize? Türküyle kürdüyle alevisiyle Aynı çatı altında yaşamıyormuyuz? Niye el ele veripte bişeyler yapmıyoruz? Başka ülkelerden farkımız ne bizim Çokmu geride kaldık? Yazık değilmi gencecik askerlerimize? Emrah Köçekçioğlu |
Hadi Kalk Sevdam Hadi kalk sevdam, bir gün batımı daha.. bir kara akşam seyri daha… Deniz kokan bu hava her iç çekişimde ciğerlerimi biraz daha yakıyor.. Hüzün buharlanıyor gözlerimde, tutmasam yağmur olup yağacak sanki… Hadi sevdam kalk… Meltemini coşturduğun yüreğim, bu sefer matemlere mahkum… Sende her suçlu gibi boynunu büküp cezanı çekmelisin belkide… senin suçun en ağır olanı; ‘sevmek…’ Nasıl masum bir edayla bakarsın hala gözlerime.. dedim ya senin suçun en ağır olanı! Hadi kalk sevdam bu mevsimden göçme vakti, bilirsin biz sıcağa alışık değiliz, hep hazandır bizim mevsimimiz, hep hüzündür gitmelerimiz.. Hadi kalk… Bir kopuş daha gerçekleşmeli bu bahar kendi yüreğimden… Sessizliğin çığlıklarına kulak asmamız, ve o sessizlikle ağlamamız lazım… Biraz utanmamız, biraz hoyratça esip biraz da susmamız… Hadi bu deli poyraz alır gider yoksa bizi… Bak duydun mu bu sesi… ardında bıraktıgım yüreğimden esen deli poyrazın izi.. Hadi kalk sevdam! bu akşamın mateminden gecenin karanlığına yol alma vakti geldi.. Hadi kalk bak vakit gitme vakti… Kalmak mı? Delirdin mi sen baş garip sevdam? Sığıntı misali taşımaz bizi bu yelkenli, hadi artık bak vakit göçüp, gitme vakti… Bırak ardında bir damla gözyaşının tuzu kalsın, tadı dudaklarına indiğinde, çatlaklarının arası sızlasın.. Bırak bu soğuk yağmur senden sonra toprağına yağsın.. Hadi kalk artık sevdam!, bırakalım bizim ardımızdan mutluluklar ağlasın! hadi artık kalk.. Bırak bizi uğurlayanlar ağlamasın, bırak herkes masum kalsın, bizi suçlu yapan bu seş utansın… Hadi kalk bak vakit gitme vakti, ne varsa ardında bırakıp göçme vakti… Hadi sevdam artık bitme vakti… "Alıntı" |
Düşler Sokağı Düşler Sokağı Burası , Dedikoduların çığlık çığlık yayıldığı ; Global dünyada bir yer , Düşler Sokağı... Küçük bir köy belki de köyden büyük bir şehir. Hergün günbatımıyla binlerce onbinlerce , Çocuksu düşlerin kabûslara karıştığı , Yine gündoğumuyla milyonlarca düşlerin yeşerdiği , Sonra yavaş yavaş zamanla solduğu , Kabûsların büsbütün her tarafı kapladığı, sardığı , Küçük bir köy belki de köyden büyük bir şehir. Kuşlarının ancak rüyâda göklerde süzüldüğü öttüğü , Karbondioksidin , birçok çiçeği açmadan kuruttuğu , Ve arının çiçeği tatmadığı yalnız hayal edebildiği , Tipinin boyrazın herşeyi yerle bir ettiği , Küçük bir köy belkide köyden büyük bir şehir , Eşkiyanın terörün kol gezdiği , Yalanın dolanın siyasetin herkesi uyuttuğu, Kontrolsüz kavşaklarla dolu düşüncelerin çalkandığı , Polisin,ışığın,levhanın hiçbir köşede olmadığı... Küçük bir köy belkide köyden büyük bir şehir. Burası : Vehimli platonik âşıklar caddesi, Sevginin sevgilinin global vesilesi, Düşler Sokağı... Küçük bir köy belkide köyden büyük bir şehir. İbrahim Gök |
GİRDAPTA BİR CAN Yad elden yanıma çağırdım seni Gelmek istiyorsun, bırakmıyorlar. Rüyada, mektupta, albümde beni Bulmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Umutlar hayaldir, acılar gerçek Çileye mahkûmsun, kim ne bilecek Ya bir kuru selâm, ya bir top çicek Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Otuz yıl ağladın hep yana yana 'Yeter, yazık' diyen olmadı sana Vefasız dostluğa, kalleş zamana Gülmek istiyorsun, bırakmıyorlar. 'Çalış' derler, ayak bağlı, el bağlı 'Konuş' derler, dudak bağlı, dil bağlı 'Kalk git' derler, kapı bağlı, yol bağlı Kalmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Aydınlık ararsın her gün, her yerde Çekerler önüne yedi kat perde Zulüm kimden gelir, adalet nerde? Bilmek istiyorsun, bırakmıyorlar. Yıllar boyu uykuların bölündü Uçacakken kanatların yolundu Hayat hakkın vardı, elden alındı Ölmek istiyorsun, bırakmıyorlar. Abdurrahim Karakoç |
| Saat: 01:35 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık