![]() |
Sen Yoktun Ya! Yollar hep yokuşa sardı Gün karanlığa doğru Dansetmiyordu artık rüzgar Toprağa küskün yağmur Bir hüzün çiçeklerde Boynu bükük yapraklar, ağaçların Mahcup, sessiz, beklemede Kabir toprağı örtülmüştü, adeta Sen yoktun ya.. Boğazımda bir düğüm Hüzün devşiriyor yaralı yüreğim Yer arıyor kendine solgun umut, Rüyalardan medet.. Bekliyorum, Vefalı bir ses, Özlüyorum.. Ağlıyorum Kabir toprağı örtülmüştü, adeta Sen yoktun ya.. Hani o ateş vardı ya Hani o saran alev Hani o sessiz haber Hani o sensiz haber Hani o ölüm haber Ölmüştüm ölmeden Efsunlu o geceden sonra Sabahı beklemeden Kabir toprağı örtülmüştü, adeta Sen yoktun ya.. Bir ebed bestesiydi sevdam sana Bir sözdü, Perde kalmamıştı oysa vuslata Kurşun gibi saplandı, şimdi Yani o anda Hani öldüğüm, Hani şakaklarımda çıldıran sesin; Gidiyorum... Kabir toprağı örtülmüştü, adeta Sen yoktun ya.. Güller kokmaz oldu artık, Çiçekler solgun ve ölgün Çöle döndü mahzun bahar Güfteler elem üflemekte Vedâ üflemekte Cefâ üflemekte, Alevden bir kor, sinelerde Beyhûde.. Kabir toprağı örtülmüştü, adeta Sen yoktun ya.. |
Ben İnsanım Artık Yıkılmaya yüz tutmuş Kendi halinde unutulmuş Derdi kederi bulmuş Bir insanım artık... Dostları menfaat peşinde Sevdikleri iyi gününde Kendi yalan dünyası içinde Kalmış bir insanım artık... Aşkı sevgiyi unutmuş Kadehe şişeye boğulmuş Herşeyden soğumuş Bir insanım artık... |
Önündeki dağları düşün kızgın kumları azgın suları dur gitme birde beni düşün düşün ki sensizim hayallerin arasına gömülmüşüm eşsiz bahçelerde gezerken senle ateşlere düşmüşüm. Sen gidersen eğer bende giderim bu yerlerden nereye gittiğimi bilmeden bir kez oturup düşünmeden arkama bakmadan yalnızlığımı alıp koynuma giderim.. Ne yıldızlar çevirir beni yolumdan nede çok sevdiğim insanlar sensizsem hepten yalnızım zaten sensizsem dünya düşmüş gözümden Artık ölmek her şeyin bittiği yer değil artık ölmek seni terk etmek değil ölmek kurtuluş demek kanayan kalbime. Ve şimdi git direnmem sana bende bulamadığın aşkı başka kollarda ara haydi git acıma bana mutlu ol sen sadece mutlu ol ağlamazsın ama yinede ağlama diyeceğim sana bırakıp onca geçmişi hiç ardına bakma koş uzaklaş hiç dirayetim kalmadı yoksa senide çekmek var içimden yanıma ama sen kaç git hayatını yaşa |
Yagmur Bulutlanmış gökyüzü anlaşılan yine yağmur var yine ıslanacak umutlarım belki gözlerim kuru kalacak belki yağmura karışıp akacak gözyaşlarım yağmur yağarken düşündüm de ya sen olmasaydın yağmur belki hiç akmayacaktı gözyaşlarım diye |
Gidecek misin? Korkuyorum seni benden alacaklar Böyle Boynu bükük koyacaklar Genç yaşta ihtiyar oldun diyecekler Gitme desem yine gidecek misin? Mutluluk huzur seninde hakkın Bu yalan dünyada hiç gülmedi yüzün. Kötülük yapacaklar budur korkum, Gitme desem yine gidecek misin? Yine seni kırıp üzecekler Dünyanı zindan edecekler, Herkes seni bana soracaklar Gitme desem yine gidecek misin? Sen gidince sanki ne olacak Başın göklerimi değecek Şu garip kartal seni ömür boyu sevecek Gitme desem yine gidecek misin |
http://www.yazgulu.com/karisik/formylovebullet2.jpg İçimdeki güllerin boynu bükük Bir zaman kalakalıyorum öylece Saatlerce bakıyorum Boş duvarların belli belirsiz yerlerine Bir şeyler düşünüyor gibiyim Buğulu gözlerle Oysa beynim boş, fikirsiz düşüncelerle Herkes bir şeye üzüldüğümü biliyor gibi Oysa bir isim koyamıyorum acıma Ne beni biranda, apansız yıkan Nelerden sonra anlıyorum gittiğini İçimdeki güller ağlar ben ağlarım Şimdi anlıyor gibiyim Biranda iradesiz oluşumu Yıkılışımı dertlerimi Meğer ne çok sevmiş Bu deli gönül seni Oysa ardına bakmadan, gidenlerden değil miydik Ölenleri gözümüzden, yaş akmadan gömenlerden değil miydik Biranda iki duygu taşıyamaz yürekler derdim Bir yanda ölümüne sevgi, bir türlü kopmayış Şimdi sende yaşıyorum ve galiba seni şimdi anlıyorum. http://www.yazgulu.com/karisik/formylovebullet1.jpg |
Kuş İzleri Her yanda kuş izleri Oysa vakit çok erken Yüklenip dizeleri Uzaklara giderken: Dudağımda bir çiğdem Ölürüm kederimden... |
Beni burada bulumayacaksın Sanma ki 24 şubatı hatırlayacağım O günü ve seni unutacağım,neden mi? Beni göremediğin için, Bense seni tanıyamadığım için O gün bir facia idi hayatımda Öyle kalacak Şu deprem vardı ya onun tarihi olacak O gün…….. ve ben her yıl o günü Deprem faciası olarak hatırlayacağım Aslında ben seni unutmak için sevmemiştim, Öyle olacak görünen Neyse sana yolculuğunda Mutluluklar “seni düşünen bir yürek var” deme bana, düşünmediğin ortada Seni tanımadan önce ağlıyordum Ağlıyordum ya Tanıdığım günde Hala ağlıyorum Bu sefer sen ağlatıyorsun Beklememiştim ya senden bunu Sende öyle çıktın Hain çıktın Şimdi anlıyorum,ben seni değil İçimdeki özlemi Aşk özlemini sevmişim Layık değilmişsin sevgime Kapatmak istiyorum ya seni Bırakmıyor içimden bir şeyler Olsun yinede bitireceğim seni O özlemi de terk edeceğim seninle HOŞÇA KAL CANIMSIN BENİM |
Sensiz geçen gecelerde Bir çığ gibi büyüyor Bir üzgar gibi geçen sattlerde Seni arıyor bu gözler Sensizlik bir ateş olmuş, bedenimi yakıyor Yakıyor hayalleri, istanbulu yakıyor Bir gece istanbulda bir deprem oluyor Merkezini sensiz kalan yüreğimi seçiyor Yalan hayallerim, umutlarım yalan Sevgisiz kalmakta, kalmamakta yalan Mezarımda bile sevmişim, inan Koskocaman bir yürek var seni arayan Tabutum yas tutmuş, yüreğim tasa Toprak bile ağlıyor o vefasıza O vefasız sensin unutulmaya yüz tutmuş Evet yüz tutmuş ama ölüme beş kala |
Sesleniş / Uğur Mumcu Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi. Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık. Vurulduk ey halkım, unutma bizi... Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi, taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi... Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık sustu. Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük. Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğu’daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki, Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da, paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük. Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Bağımsızlık, Mustafa Kemal’den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular. Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi... Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkım, unutma bizi... Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eline değmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere. Asıldık ey halkım, unutma bizi... Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile, karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde, öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler. Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi... Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi. Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi... |
| Saat: 08:15 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık