![]() |
BABAM' A Gel, seninle anacığım, maziyi yadedelim, Analım babamızı, ruhunu şadedelim, O, bu masum yuvanın oldu aziz şehidi, Bu günleri görmeden kara toprağa gitti. Öttürse borusunu İsrafil bir an için, Mezarı kıpırdasa, oynasa için için. Halimize bir baksa, kaldırsa bir başını, Silse gözlerindeki ıstırabın yaşını, Kafasında yer alan istifhamlar çözülse, Bizim için yaptığı bütün gamlar çözülse. Sükunla toprakları çekse bir üzerine, Halinden memnun olsa, yatsa tekrar yerine. Sana şefkat gösterdi masum bir evlat gibi, Sonra Azrail geldi korkunç bir feryat gibi, Kasıp kavurdu gitti, onu beraber aldı, Arkasında hatıra iki zavallı kaldı. Bürüdü gözlerini korkunç hırçın bir korku, Gözleri açık gitti, kaderin cilvesi bu. Bazı ufka dalarım, gözlerini görürüm, O gözler ki sahibi mezarda bir kötürüm, Yerinden kıpırdamaz, kolunu kaldıramaz, Yolumuzda durana vurmak ister vuramaz. Seneler önümüze ıstıraplar yığardı, Küçük kalplerimize kasırgalar sığardı. O göklerden bakardı, bize ilham verirdi, Biz muvaffak oldukça, güler selam verirdi, Bugün, hayatımızda mustarip bir sükun var, Ne kadar ferahlasak, onsuz bize dünya dar. Ufuktaki gözlerin tahassürü bir sönse, Ne olurdu Allah' ım, gidenler geri dönse... SITKI TUNCER |
KIMI SEVSEM SENSIN kimi sevsem sensin / hayret sevgi hepsini nasıl değiştiriyor gözleri maviyken yaprak yeşili senin sesinle konuşuyor elbet yarim bakışları o kadar tehlikeli senin sigaranı senin gibi içiyor kimi sevsem sensin / hayret senden nedense vazgeçilemiyor her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet sarışın başladığım esmer bitiyor anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli dudakları keskin kırmızı jilet bir belaya çattık / nasıl bitirmeli gitar kımıldadı mı zaman deliniyor kimi sevsem sensin / hayret kapıların kapalı girilemiyor kimi sevsem sensin / senden ibaret hepsini senin adınla çağırıyorum arkamdan şımarık gülüşüyorlar getirdikleri yağmur / sende unuttuğum hani o sımsıcak iri çekirdekli senin gibi vahşi öpüşüyorlar kimi sevsem sensin / hayret in misin cin misin anlamıyorum ATİLLA İLHAN |
BABALAR İÇİN Baba gibi can bulunmaz, Ağzımızda dildir baba, Temelsiz yuva kurulmaz, Sağlam temel, beldir baba. Annem her gün ismin söyler, Gölgesinde gönül eyler, Başsız olmaz şehir, köyler, Baş kentimiz, ildir baba. Başımızda baş tacımız, Derde derman ilacımız, Meyveli bağ ağacımız, Bahçemizde güldür baba. Mutlu günde bayramımız, Onsuz olmaz ayranımız, Bereketli hep soframız, Çiçek, arı, baldır baba. Kördüğümü elsiz çözer, Gönlümüzde gizli gezer, Kalem gibi yazı yazar, Sevdamıza çöldür baba. Deryamıza gemi olur, Her limana uğrar durur, Önde gider, yolu bulur, Kaptanımız, mildir baba. Dertler üst üste dizilir, Gam keder ile ezilir, Tuncay’a bakar üzülür, Açan kanat, koldur baba... TUNCAY AKDENİZ |
AŞKA YAKIŞAN SUSKUNLUK bakıp bakıp da duvardaki sayılardan vuslatlar umardı gözlerim uçlarında beklenmeye değer ertelenmişlikler taşırdı akrep ve yelkovan içimde dönen iki keskin bıçağa dönüşmeden önce bilinmezliğin doğurgan boşluğuna uzandıkça kolları zamanın suskunluğun yüzümdeki şehri yıkayan sağanak yağmurlar gibiyken gözlerinden od düşmüş can olur taşıdığım bıçağa direnen dudaklarınsa yargılanmadan ödediğim cezamın onay mührü ve suskunluğun bir cümle gibi başlayan hayatımın noktası olur ey ahraz sevdamın dili oysa bilmelisin kibütün masal kahramanları gibi bir gün ve kendi masalımın kahramanı olarak bugün hiç bir iz bırakmadan yaşadığıma dair gitmeli(mi) yim hiç yakışmadı böylesi ayrılık dediğin aşka yakışır olmalı ve denk olmalı ölüme Cafer Petek |
BİR DELİNİN AŞK MEKTUBU Üzülme bebeğim sakın üzülme Olmadı işte ayrıldık… Kızmadım sana kızmadım Yeter ki aşkım sen üzülme! Ben sana kıyar mıyım? Yani o kadar da hıyarmıyım? He!!!hıyar dedim de aklıma geldi. Yeni sevgilinle aran nasıl… Oda seni benim sevdiğim kadar seviyor mu? Arada sırada görüşelim olur mu? Misafir ol gel bana börekler açarım sana Param pulum yok ama Borç yazdırırım bakkala... Seni nasıl sevdim? Senin hiç umrunda değil? Hatırlar mısın bilmem? O mahur beste çalar Biz müjganla fenalaşırdık Sahi geçen gün Saza niye geldin seni bilmem ama Ben acayip gaza geldim Sonra soda içtim geçti Hatırlamalı,sevgiyle anmalı Unutmamalı,incitmemeli Uçan memeli,kaçan memeli,tutan memeli Öbürüde gelmiş Hani bana hani bana demiş Biliyorsun ne yapsam Ayrılamam senden asla Hafife alma ask vurur insana Birde yer vuru sonra Masa tenisi kadar kolay sanma İlvanlım,ilvanlım,ilvanlım aman aman Neyse boşver. Hatırlar mısın? Sazlar çalınırdı Çamlıcanın bahçelerinde Benimde arabamın teybini çalmışlardı Şimdide seni açldılar benden Ve şimdi içiyorum hergece Her gece başka bir işkembe Şiirime burada son verrikene Bir dakika doktor bey geliyorum Şiirime burada son verirkene Seni çokkkkk sevdiğimi söylemek istiyorum Gidişim suskun olmuştu ama Dönüşüm muhteşem oldu Yaslı gittim şen geldim Aç koynunu sevgilim ben geldimmmmmmmmmmmm |
BİR BARIŞ ŞARKISI Dedenin başka dedelerden çaldığı o çiçekli California' nın portakal ağaçları altında düşlemiştin belki bir zamanlar başkanı olmayı ulusunun , onurlu bir yurttaş olmayı ya da . Dedenin dedesi İtalya' dan bir düş yüzünden kaçmıştı belki , bir ev , bir yuva ve yeni umutlar kurmuştu yeni bir ülkede , Kuzey Amerika' da . (Varsayım olabilir bunlar, ama sayfalarını okumaya çalışıyorum tarihinin , düşlerin gerçekleşmeyecek , o ülke mezarını kazdı çünkü portakal ağaçlarının çok uzaklarında .) Bilmiyordun belki de nerede olduğunu Vietnam' ın , şimdi her öldüğün yerin , yarıda kalmış çocukluğun orada yitirdi sağduyu adına ne varsa , -bilmiyorum neden, sen de bilmiyorsun - orada sarıldın sahici bir silaha , gölgelerle , ağaçlarla savaşıyorsun , yollar , kayalar , taşlar ve rüzgar ve tüten dumanı kendi ateşinin ve senin olmayan bir ormanın sessizliği , su , sıcak , yağmur ve kurşunlar , kendi getirdiğin kurşunlar senin karşında şimdi . Olamaz sanmıştın bütün bunlar , düş görmüyordun oysa , içinde bir şeyler kırılmıştı bir şeyler kırmıştı dallarını dedenin diktiği portakal ağaçlarının , orada olmak isterdin , uzaklarda , bir barış şarkısının gölgesinde , ama o şarkı kesildi şimdi , gelip yıktılar evlerini, yuvalarını, yeni umutlarını Vietnam adı verilen ülkenin , bu adı hiç duymamıştın belki seni yolladıkları o acı güne kadar dostlarında birlikte , hiç bir şey söylemeden , açıklamadan nedenlerini; yolladığın o topraklardasın yine ölüyorsun, ölüyorsun, her gün ölüyorsun kendi getirdiğin silahların altında ... D. Fernandez CHERICIAN Küba, 1940 |
Bekle....Dur hemen gitme ne olur... Şiirler yazacağım sana hiç duymadığın, Ta yüreğimin derinliklerinden gelen. Şarkılar söyleyeceğiz daha seninle, Hüzün, hasret ve sevda üstüne. El ele tutuşacağız. Kalbimdeki yangını elimden hissedebilmen için.. Dur , gitme hemen! Daha öpüşeceğiz, içimiz bir hoş olacak... Yaşadığımız her şey gibi... Dur...Daha Istanbul'u yaşayacağız seninle. Kızkulesi'nden bakacağız Istanbul'a Hani sanki bir masal ülkesinden. Sevgi sözcükleri fısıldayacağız birbirimize Mehtap diyeceğiz, yıldız diyeceğiz, deniz diyeceğiz. Dur hemen gitme ne olur... Daha sevda diyeceğiz. 15.12.2000 Mehmet Kızılkaya |
Hasret Parmak kaleme hasret Kalem kağıda hasret Kağıt kelama hasret Kelam ilhama hasret Aşık sazına hasret Sazı sözüne hasret Yarın umuda hasret Umut düşüne hasret Bahar bülbüle hasret Bülbül gülüne hasret Savaş barışa hasret Barış huzura hasret Elem gülene hasret Gülen neşeye hasret Sıla gelene hasret Gelen yarene hasret Mecnun Leyla'ya hasret Leyla sevdaya hasret Sevda murada hasret Murat vuslata hasret Dilşade Güngör |
https://www.msxlabs.org/forum/images/siir.gif Çeşme Yetmişine ramak kalmıştı… Yıllar önce islam'ın şartlarından Hacc'ı da yerine getirmişti. Artık beyaz sakalıyla geziniyordu. Israrla çeşme yaptıracağını söyleyip uğraşıyordu. Önce çeşme için yer aldı. Peşinden ustanın birisiyle anlaşıp kumla çimento getirtti. Usta emekleriyle çalışırken dikenli arazide gidip geliyordu. Dünyada ki son görevi olmuştu çeşme. Az mı çeşme diye diye uyanmıştı? Akşam vakti usta gururla; "Yarın işimiz tamam" dedi. Hacı efendinin yüreği kabardı. Bir omuz silkmenin ardından cebinden usta ve emeklerin Parasını çıkarıp mağrurca ustaya uzattı. Gönül rahatlığıyla evine yürüyordu. Had safhaya varan heyecan… özlem… vuslat… Sağ elini sol göğsünün üzerine atıp sol göğsünü ovmaya başladı Ve aynı anda yere yığıldı Peşinden gelen usta ve ameleler hızlıca yanına koştu… Köyde iki araba vardı. Biri Hacı efendinin oğlu Celal'in öbürü ise Muhtarın… Celal'e haber verildiğinde Celal duymazdan geldi!? Muhtara koştu biri. Muhtar olurla olmaz arasında arabasına binip Hacı efendinin yanına gitti. Doğruca hastaneye Müdahaleler… Müdahaleler… Müdahaleler… Azrail şahdamarından tutmuş vade, olgusunu, Hacı efendi ötelere yolcu… Celal babasının cenazesi ile de ilgilenmedi.!? Hacı efendinin Celal'den büyük oğlu Cemal'se çoktan ölmüştü. Zaten tüm kırgınlıklar Cemal'in ölümüyle başlamış mıydı? Cemal ağır bir hastalığa yakalanmıştı. Ameliyat olması gerekiyordu. Parası denk gelmediğinden babasına gitti. Başka da nereye gidebilirdi. Ama hacı efendi yastığının altına gömdüğü paralarını vermek istemiyordu. Vermedi de…. Celal elde avuçta ne varsa uzattı kardeşine. Ve borç harçla yapılan ameliyat… Ameliyat ertesi ise yaşanan hüzün… Hacı efendi, Cemal'in çocukları olmadığı için hanımını dava etti. Pay alacaktı oğlunun tek mirası evinden! Cemal'in hanımı yalvar yakar oldu? "Yapma" dedi "Etme" dedi… ama Hacı efendi dinlemedi. Kazandı mahkemeyi… sattı evi… aldı parayı…! İşte o parayla çeşme yapılıyordu… Hayır hasenat lazımdı Hacı efendiye… Çünkü Cemal düşlerine musallat olmuştu. Çünkü Cemal'in hanımı beddualar etmişti… Hacı efendi çeşme yaptırmak istiyordu ötelere göçmeden. Fakat; zulm ile abcd olunmuyordu; Zulm ilk abad olanın ahiri berbad oluyordu… Selam ve Duâ ile … Lokman Hamitoğlu |
|
Bu şehirde sığınağım olur musun desem sana Yoksa bakıp dursam mı öylece gözlerine Söz etsek acıdan, hüzünden ve senden Güneşe karşı tutsam ellerinden Serçe kanatlarında taşısak mı sevdaları Yoksa orkidelerimi bitirsem avuçlarında Her sabah taksam sana zümrütten küpeler Seni düşlemek bile her şeye değer Kuytularımızda saklasak mı baharı desem Yoksa konuşmadan sussak mı öyle Bölsek zamanı kuşluk vakti bir yerinden Her gece düşersin yüreğime en derinden SİNAN GEDİK |
Zamanın Getirdikleri1 Dünyaya yerleşiyor zaman İnsanların yaşmının devamı için Sorumsuz bir kişimi? ola bilir Kırılmış, parçalanmış bir ayna Oysa yirminci yüz yılın son yirmi yılı Her geçen gün ilimi ile ilerliyor Yıpranıyor bilimin, fiziğin ötesinde san ki Yaşam kelimesi gibi özgür Dalgalanan denizin kumu gibi esinti Gıtarların her teli gibi vurulduğunda, Bir göz atıldığında etrafa siyah. Zaman;Kır çiçeğinin koparılıp solduğu gibi; Yirmi birinci asır korkutur bazen Kimisi doğuda ilimin erişemediği yerde yaşıyor Sahici dağa biliminin aydınlığından habersiz Batılı pek aldırmıyor, şöhretiyle yaşıyor Doğlu, karadenizli can çekişiyor kalem tuta bilmaek için Pudralı yüzler, boyalı dudallar tiskindir beni Bu yüzdendir bir ayna daha kırıldı dün sabah Anaların saçları süpürge oldu Sonra zamana bırakıp sustu, sustu Akşamlra, sabahlara kadar Hüzünle çalışıyor bir male, Zaman katı, gadar Sevgilileri ayırıp yollara düşüren Boğuktu sabahları bir horuz sesi Zaman ağlıyor san ki acılar üst, üste kondukca Bir bağrışla dünyası yıkılan aşıklar gibi, Ödüç veriyor zaman gülücükleri Neden anlıyayım- kaç yıl geçti- Hürmüz Demir Söğü |
Sadece Gözlerin Değil Çengelli iğnelerle bir yakaya tutturulmuş Kurumuş bir çiçek yaprağına benzeyen Gözlerine ısrarımız yok bundan böyle Çünkü gözlerin değil artık Yüreğimizi bezeyen Ürkek bir edayla kulağımızda çınlayan Sabah mahmuru günaydınlara razıyız Razıyız ağır aksak gülümseyişlere Ve elektronik gamze imzalarına Musluklar sökülmüş çeşmemizden Kör tıpalar yürek sularına set Burası çünkü, çünkü burası Çoktandır sevdaların kutsanmadığı Bir memleket Gitmen ya da bir daha hiç gelmemen Bilmen kapılardan dönüşlerin anlamını Yahut hiç bilmemen Sonuçta değişen bir şey yok Yahut hiçbir şey kalmadı değişmeyen Her sevda masalının olmazsa olmazı Soluğuyla bütün insanlığın soluklandığı Ay yüzünden gözlere nur pay edilen Ve cümle yıldızların kıskandığı Peşinden dev analı dağlara gidilen Prensesimizsin sen İşte o yüzden Sadece gözlerin değil Yüreğimizi bezeyen Vahdet Nafiz Aksu |
Zamanın Getirdikleri 2 Islak kaldırımlar gibi kayar gözler Zamanı vurgulayıp yaşamı unutmuşum ben Sevgilim senide unutmak istiyorum, Düşünüyorum ama! nasıl unutmak Söz gelimi hızlı oynuyorum raksı Kadehkeri yuvarlıyorum, sigaraları ardt, arda içiyorum Her gün bir bitiyor- çoğu zaman- Alim arıyorum, fizikci arıyorum Yirminci yüz yılın sonunu düşlüyorum Doğuyu, kara denizi değiştiriyorum Asfatlar görüyorum... Kadınları şalvarda, peçeden arınmış düşünüyorum Asrın sonunda fayton olmayacağını anlıyorum Duraklarıteker, teker dolanıyorum Bilim adamları buluyorum uzmanlaşmış Boynumdaki anamdan kalma boncukları, Pembe toz uçup gidiyor, Bazen hırçınlaşıp çıkarıp bırakıyorum Koca evrende sırça ben Yaşamın güzelliklerine atılıyor, bakıyorum Nedense ben zamanı bir rüzgar sanıyorum. Nerede sevgilim akşam oluyor, Ben odamdan içeri girerken Sen bir alkoolik gibi meyhanedesin Zamanın minesi akışı değişiyor -Diyip gülmeye getirdim sözlerimi- Yıllarımda Avrupayı dolaşmadım Hep yurdumu tanımaya çalıştım Avrupa bizim ülkemizden çok ileriymiş Kitaplarda, dergilerde, gaztelerde okudum. Hasır koltukta kalmadı asırımızda Artık kar yağıyor kışın ortası Soba pek az, Radoyotörler, kılımlar yerini almış. Asrın sonunda fayton olmayacağını anlıyorum Hürmüz Demir Söğü |
Geceyle Gündüz Arasında.... Konuksever akşamlar buldum ikindilerden kaçarak Hayalime gölgeler vursun istemedim Gamla kan kardeşi yaptım sevdamı Besledim hüznümü buruk sevinçlerle Kimseden bir lütuf beklemedim Kardeş geceler buldum akşamlardan kaçarak Her yıldızın boynuna bir hüküm astım Ve saatler boyu ağlayarak Senden ve benden uzaklaştım Isısız şafaklar buldum gecelerden kaçarak Zifiri karanlıklar yıldızımı boğsun istemedim Ay ışığı vuslatımı kıskanmaya başladı Hasetlikti feleğin son ettiği oyun Üzülmedim Dost seherler buldum şafaklardan kaçarak Güneş ufkun koynunda huzursuz ve uykusuz… Mutsuz gözlere doğmayı dilemekte Uyanmış derin uykusundan bir kadın Umut ve özlemle gülümsemekte… Vahdet Nafiz Aksu |
Zamanın Getirdikleri 3 Giderek artıyor petrol sorunu Neden artmasın özentimiz batıya İlerlemeyi, büyümeyi bende isterim En tasruflu enerji sorunu; Ormanlarımız mı! yurduma yayılmış. Giderek küçülmüyor büyüyor yurdüm Kahvelerde içiyoruz konyakları Partilerde ellerinde kumar kağıdı kadınlarımızın Ben alkool aldım gevezelik yaptım biraz Herkes bana bakıyor, elalem bana bakıyor Bana bakıyorlar yada bana öyle geliyor, Aslında kimin umrunda yirminci asırda İnsanların yaşntısı bu. Bacaklarım güzel değil ipincecik, Aralık penceremden kışın soğukları doldu içeriye Ürperdim... omuzlarında çökmüştür Ya ben...koşarak yaklaşıyorum yüz görümlülüğüne Uzaktan, uzağa tanımadan sözüm verilmiş Uzaktan uzağa nışnlıyım, uzaklardan bir resimle tanımaya çlışıtorumSanki on sekizinci asırdan kalma evlilik yapacağım Oyas bir erkeği ndıran dişiyim ben, Evet, evet belkide öyleyim Hiç değilse asırıma uygun olmalıyım Her neyse... Kendimi alıştırmalıyım zaman yaklaşıyor Zamanla asırada alışır doğu. Gülmüyor ağlıyor sarsılıyorum Makaj temizliyor ayna karşısında Bilim adamları araştırıyor, kanserin savaşını. Soyutlaşmadan, boyutlaşıyor enlemler Deniz dalgaları karayı dövüyor Selmı var bana kimden? Sönen bir ateşi andırdım kıkır, kıkır gülerken. Hürmüz Demir Söğüt |
Yıllanan yılların gerisinde kaldım... Sevdaya uzak düşler kuranların Yanından uzaklaştım derken, Bir duvar gibi hep sana çarptım. İnandığım sevda masallarına Ayrı bir gerçektin sen. Ayrı bir öngörülebilir bahaneydin ayrılığa... Yazık... İçimde yaşayamayacağın kadar Soluksuz kalmışsın... Yüreğimin verdiği oksijeni Reddeden bir ölümlü için, Kaçınılmazdır kendi haline bırakılmalar... Kalbimle başlayıp, Mantığımla bitirdiğim, Ama yinede Tükenmeden umut biriktirdiğim şeydi, Aşkın tanımlaması bende. O beni tanımlamadı, Tanımlamaya değer görmedi belkide. Ben aşka birşey veremedim ki, Aşk bana bir hayat vaad etsin... Şimdi seni soluğunla soluksuz bırakıyorum... Yine yarım kaldım, Yine tamamlanamadı aşka dair yazdıklarım. Düşün, Ne için nelerden vazgeçtin, Soluğun olmaya gelmiştim, Soluğumu kestin! Aşkın kör gözlerine : Çekmeyecek ellerini güneşten ayaklar ve kırmızıdan utanmayacak aşk, istediği kadar karartsınlar... Elif SEZGİN |
Aydınlık Neyin Oluyor? aydınlık neyin oluyor senin gökyüzü akraban filan mı beni bulur bulmaz gözlerin şimşek çakıyorum yalan mı yüzünde yalazını gezdirdiğin saçlarından tutuşmuş orman mı akla ziyan bir şey elektriğin ayışığı mavisi dudaklarından mı o ışık zenginliği mi giyindiğin uzay tozları mı yıldızlardan mı Atilla İLHAN |
Alacak Yol kenarlarındaki yağmur mazgallarını kumbara sanıp harclıgımı atardım bu yüzden en cok denizden alacaklıyım.... Sunay Akın |
bütün mevsimlerde şiirin yağıyor üzerime ağustos erken geldi bu sene bahara uğramadan meyvesini verdi incir ağaçları dalları yorgun düşüyor yaprağından güneş damlacıkları günlerden şiir ayazı çıkarıp yeşili giymiş yüreğin kurak bozkırları kırlangıç erken kondu bu sene düşürdü dalından bir bir baykuşları yokluk biçilmiş çoktan tutunuyor mahsule toprağın doğum sancıları günlerden şiir kalemle sürülmüş yüreğin sulak tarlaları türkü erken alev aldı bu sene kopardı bilekten soğuk paslı prangaları emek büyüdü ninnide terle sulandı emzikte gül goncaları günlerden şiir çamura bulanmış ülkemin umut eken çocukları gece erken yağdı bu sene karanlık sildi çizdiğim bütün haritaları çiy damladı yeşile sel sandık düşürdük dile zamansız ağıtları derken sabahı müjdeledi bir çocuğun uyanışları ben geldim bir kalem bir kağıt çiz şimdi bütün aydınlıkları... Ferhat Gülsün |
Fotoğraf Resmine baktığım güzel kız, genç kız Unuttum, Unuttum, Unuttum seni Eski bir albümde durursun yalnız Unuttum, Unuttum, Unuttum seni İki harf, bir imza, bir tarih; garip Besbelli üçü de mutsuz muzdarip Aklımı zorlama karşımda durup Unuttum, Unuttum, Unuttum seni Bilemem aradan geçti kaç sene Memleketin nere, kimsin adın ne ? "Hatırla" diyerek bakma yüzüme Unuttum, Unuttum, Unuttum seni. Abdurrahim Karakoç |
Şeytanın kızı Ben seversem böyle yakarım diyorsun. Eserime zevkle bakarım diyorsun. Nemrudun İbrahimi yaktığı gibi Ben yanarken sen karşımda gülüyorsun . Benim aşkımın bedeli bu diyorsun. Sana yangınlar ,ellere su diyorsun. Saçların yelpaze , gamzelerin körük. Anladım ki sen ateşe tapıyorsun . Bana bir avuc külün yeter diyorsun. Hasret yoksa sevdalar biter diyorsun, Ne sen Hint'lisin , ne bizrde ganj var. Ölmeden beni ateşe atıyorsun . Şeytan soyundanım ateşim diyorsun . Ben gel dedikçe sen kipirleniyorsun . Asrın Neron'umusun ey zalim kadın ! Sen bir gönül,sen bir gönül yakıyorsun. Yanginlar içinde yalnız koyuyorsun. Ben çaresiz dertlere salıyorsun. Sen de yan diyemem sana . Sen canımsın. Sen yanansan canım yanar biliyorsun . Ekrem Kemal Kırmacı |
Dağlar Şahidim Olsun Dağlar şahidim olsun sende erimek istedi Doruklarımda ayaz kesen her zerrem. Dudaklarında ad, İçinde can olmak istedim can. Seninle karışmak istedi her parçam. |
Kallavi Sokağı Seni ben Kallavi Sokağı'nda gördüm Sen beni görmedin, göremedin Kapıları çaldım, adını sordum Söylemediler, öğrenemedim. Seni ben Kallavi Sokağı'nda gördüm Bir daha görmedim, bilmedim "Belma Sebil" adını yakıştırdım Aklıma geldikçe her sefer Gözlerinin mavisini bitirdim Saçlarının siyahına başladım Kallavi Sokağı'nda güvercinler Benim karanlık İstanbul'um Bir esnaf kahvesine oturdum Belma Sebil ya geçti ya geçer Rüzgarını içime doldurdum Kallavi Sokağı'nda güvercinler Bunca yıl sönmemiş umudum Nisan değilse Mayıs Perşembe değilse Pazar Ben Belma Sebil'i bulurum Atilla İlhan |
Yoksun Ama Varsın Sen yoksun ama varsın sevgilim. Uzaklardasın bilmediğim, Bir yerlerde, birileri ile sohbettesin, Belki de ivedi iş koşuşturmasındasın, Sen yoksun ama varsın sevgilim, Yüreğimdesin, yanıbaşımda olmasan, Ellerimi ellerime almasan da, sıcacık, Nefesini duymasam da tenimde, Sen bilmediğim bir yerde olsan da. Sen yoksun ama varsın sevgilim. Damarlarımda dolaşan kandasın. Düşlerimi yapan ruhtasın. Sen yoksun ama varsın sevgilim. Titreyen yüreğimden biliyorum. Seni unutmayan zihnimden biliyorum. Sen varsın sevgilim, sonsuzca olacaksın. Sevgin var oldukça eserim! Verdiğin sevgiyi, sevgimle , Ta yüreğimde beslerim. Sen yoksun ama varsın sevgilim. İSMAİL TÜRKMEN |
Vuslat Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar, Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı Görmezler ufuklarda, şafak söktügü anı... Gördükleri rü'ya ezeli bahçedir aşka; Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka. Gül solmayı; mehtab, azalıp gitmeyi bilmez... Gök kubbesi her lahza, bütün gözlere mavi... Zenginler o cennette fakirlerle müsavi; Sevdaları hülyalı havuzlarda serinler, Sonsuz gibi, bir fıskiye ahengini dinler. Bir ruh, o derin bahçede bir defa yaşarsa Boynunda O'nun kolları, koynunda O varsa, Dalmışsa O'nun saçlarının rayihasiyle, Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle. Yıldızları, boydan boya doğmuş gibi, varlık Bir mucize halinde o gözlerdendir artık. Kanmaz, en uzun buseye, öptükçe susuzdur Zira, susatan zevk, o dudaklardaki tuzdur. İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan... Bir sır gibidir azçok ilah olduğumuzdan. Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler. Bir gün nereden hangi tesadüfle gelirler? Aşk, onları sevkettiği günlerde, kaderden Rüzgar gibi bir şevk alır, oldukları yerden. Geldikleri yol, ömrün ışıktan yoludur o! Alemde bir akşam ne semavi koşudur o! Dört atlı o gerdüne, gelirken dolu dizgin, Sevmiş iki ruh ufku görürler daha engin, Simaları her lahza parıldar bu zaferle; Gök, her tarafından, donanır meş'alerle! Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda, -Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da- Bir an uyanırlarsa leziz uykulardan, Baştanbaşa, her yer kesilir kapkara, zindan... Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak... Günden güne, hicranla bunalmış gibi, yanmak... Ey tali! Ölümden ne beterdir bu karanlık! Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık! Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et! Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et! Yahya Kemal Beyatlı |
aylar oldu görmedim seni ama yüreğim hala aynı yangında bunların hepsi yüreğimden sana aylar oldu beni unutma unutma aylar oldu... Ömer Seydi Ekinci |
Bedel yüzümde yüzündü aşk sen/de-ki zehir sunan majiskül hayat komasında sevdaya kan/adımı verdim sevmeye kuş/andım tescilli gece mahzenlerinde delik deşik hüzün n/akışı hiç bilmediğin yokluğun çoğaldıkça ölendim Sevinç YILDIZ |
SEVDİN Mİ ? Sen, Hiç sevdin mi beni Söyle sevdin mi? Vahşi kediler tırmaladı mı yüreğini Çaresizlikten? Soluksuz Dipsiz kuyularda kaldın mı ben yokken ? Bir yaz orucunda uzun saatler, Dudakların çatladı mı susuzluğumdan ? Akşam ezanlarında Dua dua doldum mu avuçlarına ? Dudaklarım geldikçe aklına, Dudaklarını dişledin mi ? Sen beni sevdin mi hiç, Söyle sevdin mi ? Ağır dolgun başaklar gibi büküldü mü boynun yalnız uyandığın sabahlar ? Açık bir yaraya tuz basar gibi, Yüreğine çöktü mü acım Küstüğümüz zamanlar ? Vapur,vapur geçtim mi gözlerinden Otururken rıhtımdaki banklarda ? Boranla, karla, sağanakla Kapattım mı yollarını Benden her firarında ? Hangi aynaya baksan, Gözlerimi gördün mü gözlerinden önce ? Sitem ettiğimde, adak mumları gibi eridin mi? Sen beni sevdin mi Söyle sevdin mi? Çıplak ayak, Kızgın kumlarda yürür gibi, Yürüdün mü acıların üstüne ? Deniz kestaneleri dağladı mı parmaklarını, Ellerim, ellerine uzakken ? Gece yarısında ansızın, Yarasa kanadı çarpmış gibi yüzüne, Issız bir yolda, Ardınca gelen yabancıdan ürker gibi, Korkudan ağladın mı bensizlikten ? Bayram sabahlarında, Yarım,yalnız,çaresiz Kimseler içinde kimsesiz Gözlerin doldu mu, Aklından ismim geçerken ? Velhasıl sevgili, Sen, Beni, Seni sevdiğim gibi Sevdin mi hiç, Söyle, sevdin mi ? Ceyda Görk |
Bana uzattığın buketi Almaya korktuğum da İlk defa titredi İlk defa tutmaya çekindi O sevgiyi ellerim Buram buram aşk kokan Rüzğarın müjdesi Bende davetsiz misafir Heyecanlı bir bekleyişti Sevgi rıhtımında soluklanan O ben değildim gülüm O bende ki korkuydu Başımda ki sevdaydı İçimde ki hasretti ve Buruk bir tatdı Sevgi denilen o aşk Aşk uğruna verilen savaş Kazanan taraf sevgi Kazanan taraf barış olmalı Ben barıştan yanayım zalım İnsan sever aşık olur ama Aşk unutulmaz Biter tükenir yok olur Er veya geç sevgi ise Daima seven gönüllerin Zırhlı yüreginde bulunur Salim Erben |
Bana hasreti soruyorsun Yüreğimde yaktığın ateşten Bir kıvılcım göndereyim Yanmak neymiş Kerem de kimmiş Anlatsın sana Aleme hazandır hasret Bende ise bahar Bahar bende Binbiir çiçekte açar Kerem’e sor Yanmaktır hasret Bende ise Zemheri ayazında titremek Ahmed Arif’e sor ‘’Prangalar eskitmektir’’ hasret bende ise Pranga vuramadığım sende ki yürek Nazım’a sor Gömülemediği memleketidir hasret Benim ise Adını koyamadığım memleket Harrana’a sor Yağmurdur hasret Bende ise Sana akmak isteyen gözyaşım Rüzgara sor Deli dolu esmektir hasret Bende ise Kokunu duymak rüzgarda Dağlara sor Bitmeyen yalnızlıktır hasret Bende ise Yüreğimde ki yalnızlık Serçe yavrusuna sor Uçacağı gündür hasret Benim ise Sana kavuşacağım gün Bebeğe sor Ana kucağıdır hasret Benim ise Dokunamadığım bedenin Azrail’e sor Can almamamktır hasret Bende ise Yokluğunda Azrail’i aramak Dedim ya Hasret bende bahardır Bahar bende Binbiir çiçekte açar Hasret bende Türküdür Çığlıktır Yalnızlıktır Mısra mısra şiirdir Bende hasret Sensin Hasret bende kıyamet Mehmet Nedim Korkmaz |
Tanrı Aşk Kutsuyor çatısız bir mekanda kadehin çin çin sesi sağlığa umuda ve biten güne vuruluyor kırmızılar içinde bir melek gözlerimde yanıyor tebessümü tanrı seni kutsuyor gölgesini kaybederken gün mavinin uçsuz bucaksız büyüklüğünde yakamozların dans ettiği deniz kıyısında ve de güneşin muhteşem sonunda büyüleniyorum tanrı ruhumu kutsuyor bütün renklerin gizemi gözlerimde düş oluyor hayalim denizler aşırı mavinin her tonunda dolunayın şavkında gece sevgi kutsuyor dans müziği eşliğinde romantizm dinletisi dans ediyorum özür diliyorum günahlarımdan soyunurken çırıl çıplak sevginin kollarına bırakıyorum sarhoş bedenimi tanrı aşk kutsuyor Cemal KARSAVRAN |
Tül perde akıyor köşeye Ses’ siz indi geceler. Ten sağır İncir sütü sızıyor y organ ört… Dil ağılı… … Kıstırıldı Su/ Bir şakul… Bir inci. Yok duvarı. Sütten kes ağzı. Şirazeden çıktık çıkıyoruz. Kösnül. Kafamın içini açıyorum bazen, Çorba tenceresi gibi… Tüm duvarlar yürüyor o/damla Perde bekliyor… Eflatun. Nur Sicimoğlu |
Hasretim sevdalım biliyormusun hasret? Bir güler yüze, bir doğru söze. Yalansız gözlere... Hasretim sevdalım.... Hasret! Pırıl pırıl günlere, batmayan güneşe Sevmeye, sevilmeye Hasretim Sevdalım.... Hasret! ! Mutluluğa, doğaya... Yeni açan goncaya, Doğan şafağa,Tan’a Hasretim Sevdalım... Hasret! ! Hasretim Sevgilim biliyormusun? Hasret! Sana sevgine, Gülen Gözlerine, Bir buruk tebessümüne, Seninle olan herşeye ama herşeye, Hasretim sevgilim Hasret! ! Ferah Yılmaz |
KARDEŞ KARDEŞ GEZELİM yaradan yarattı aşk ile bizi cümle alem kardeş kardeş gezelim gönüller sultanı şevk ile yürü cümle alem kardeş kardeş gezelim asılsız fetfanın tozu dumanı feryatlara boğar suçsuz anayı bağ bostanla yürü yok et silahı cümle alem kardeş kardeş gezelim bütün bebeklerin ağlama sesi dünyaya isyandır her damla seli sevginin cihanda bulunmaz eşi cümle alem kardeş kardeş gezelim DOST GÜNERİ gülde serimiz vardır emekler verilmiş terimiz vardır gönül bize mihman yerimiz vardır cümle alem kardeş kardeş gezelim Mikail Güneri |
Gittin ya sen, |
SUSTUM sevdandan kalan kırıntıları topladım yine yüreğinin mahzeninde aşk dedim, dilendim sebep olup kanımı akıtırken kalbimde kırdığın hançer (-) bakışına su, bir tebessümüne aş dedim... düğüm olurken dilimde ismin hergün içime attım sevdanı sustum... ''zaman herşeyin ilacı'' derken dostlarım zehir oldu ömrüme sensiz geçen her an nefes almaya çalıştıkça ruhum hayalinin enkazı yıkıldı kirpiklerime yüzüm soldu gülmüyor artık İstanbul''a Kadıköy''e küsüm Eminönü''nde hüzün Pierre loti''de matemin var senden ayrıldıktan sonra ben can evimden vuruldum sağ yanımda kadehler sol elimde can dostum... ardından deli düştüm ben her akşam resminle konuştum ağladı evimin duvarı adını yazdı sigaramın dumanı... uğultusuyla seni sordu rüzgar... sustum... sustum... gecelerine ortak oldum boş şehrin gidişin ile feryatlar etti sokaklara, cam kırığı gözlerim... ''dönüşü yok gittiğin yolun bu gidişin mutluluğun sonu/dur... dur dedim... dur... hayallerin kayboluşu/dur, dur dedim dur...'' S U S T U M... yokluğunun ilk günü ; oturup Balat''ta sedasızca öldüm karşı köşede hüznüm dirildi kalkıp yürürken uzaklara hayalin içimden ; G İ T M E diye haykırdım... bağıra bağıra SUSTUM... Gökhan CENGİZ |
NERESİNDE KALMIŞTIK AYRILIĞIN? gece ince ince dokunurken sabaha, bir “eyvallah” daha demek istedim asi şarkıya... sonu hüzünlü hikayenin kahramanı, soysuz aşklar kapısında biçare... kıyısında kent, yaşlı bir aşk, nihayetinde hüzün; sallantı da bir düş son noktayı koymazdı yine de aşka... bu sevdaya bir son nokta kalmadı pejmürde karanlıkta... sahte kahramanlar masalımızı yeniden işgal ediyordu ve izin veriyorduk... sevda başımızın tacıydı. yabancı bir bakış değince kabuğumuza çekilirdik salyangoz gibi... kendimizi aşka emanet edememek, uzaktan yakılan türkülere mum ışığında yakın olamamak... çok geç! geciktik hep, gecikmekteyse geç kalmadık hiç... eski aşk yenilenmiyordu... yıllanıyordu tarih sayfalarında, kilitler vuruluyordu üzerine bir bir... revaydı bu yangınlar... yazdıklarımıza sadık olamadık, yandık da yandık bu iç savaşta...acı yükleniyor her satıra... armağanla tezat düşer hüzün ama gelip çöreklenir yalnızlığıma, aynalar düştü gözümden, aksimi yansıtmaz olmuş... sen söyle hangi kimlikte dolanırdım senin olduğum vakit, kara duvak başımda gelin oluyordum, senin oluyordum...bedbaht tahtlar tabumuzu yıkarken, sivri diller yaş olur telaş yapardı... değerimiz azaldı mı, hangi düş bu şehri aldattı? alemi cehenneme çeviren ıstırap yüklü gülüşler, nihayetine "gülüştü" ama sayısız can alırdı... rüzgarla yüzleşmek canımı acıtırdı, yalvarır olurdum bir zavallı gibi... bir şiir oldum her suçuma, yine de söylemeliyim ki ben suçsuzum neresinden bakarsak bakalım bir karanlık oluyordu yaşamak,düşen yüzünden kaldıramıyorduk sinsi bakışlarını,yolcu yolunda gerekti ve oyalanmak büyük bir yürek isterdi.yıldızlar geceyi haczedince yaşam seni ezer de geçerdi.yaramı deş şimdi kan kokusu karışsın havana,korku içime düştü gönlüm kanadı.“canımı yolda buldum ! “ haykırışlarım birer kördüğüm...eski susmalar şimdi neye yarar? karanlığı silecek bir tek ışık arar... yolumu bulmak için körkütük dolaşırım şehri, ikindiyle öten bülbülleri beklerim "gül" gibi... sade bir törenle kabul ederim umudu... gönlüm açıktır, çekinmesin buyursun... söyle şimdi bana; sevda çiçekleri hangi bahar açmakta? gülay sağlıcak |
Hasret Şimdi tarlalarda güneş vardır, Karlar donmuştur otların uçlarında, Artık akşamları dinlenemem Başım avuçlarında. İçi korku dolu kış gecesi Hiç yatağın yok mu sıcak! Dağları dolduran kır çiçeği Hangi rüzgarlar seni koklayacak! Saçlarımı kesip rüzgara atacağım! Ta ki haber götürsün bir gün sana! İçimde bir şeytan var, diyor ki: Aklına ne gelirse yapsana. Ben bu şiiri yazdım atlı talimde Bulunduğum şehir İstanbul’du. Ağır ağır kar yağıyordu, Atımın yelesi bulut renginde. Cahit Kübeli |
Ne istersen.. __şimdi varlığın tahta bir kalemle bile şekillenebilir__ Bu şiir senin ………… Kanat yaz,uç semaya Salın bahar kokan beyazlıklarda Sonra kanatlarını öyle bir çırp ki Eteğini havalandır kız kulesinin.. Yelken yaz Kafa tut dalgalarına sahipsiz kıyıların.. Bir küçük gemi ol İster kibrit çöpünden,ister gazeteden En miniklerini taşı balıkların Bir ucundan bir diğer ucuna denizin.. Yada bir uçurtma ol.. Kuyruğuna bağla vazgeçtiklerini Ve bir başkasının kuyruğundan topla Yaşamak istediklerini.. Bu şiir senin Sen ne istersen o.. esra gök |
Kar ve Çocuklar Dışarısı güzel Dışarısı beyaz Dışarısı masum kar Karda kartopu oynar çocuklar Gülüşler Bağrışlar Çığlıklar Nasıl da mutlu çocuklar Uzaklar ıssız Uzaklar kar Uzaklarda bir köy var Yirmibeşindeki öğretmen Yapayalnız ölürken Güzel miydi Beyaz mıydı Masum muydu kar bu kadar Çocuklar Çocuklar Dışarısı güzel beyaz masum kar Karda kartopu oynar çocuklar Hiç büyümeyin ne olur Kar altında üzülecek şeyler var Levent Ümit Temiz |
Sabaha Kadar Şu şairler sevgililerden beter; Nedir bu adamlardan çektiğim? Olur mu böyle, bütün bir geceyi Bir mısranın mahremiyetinde geçirmek? Dinle bakalım, işitebilir misin Türküsünü damların, bacaların Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını Yuvalarına? Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını Kullanılmış kafiyeleri yollamak içein, Kapıma gelecek çöpçülerle, Deniz kenarına? Şeytan diyor ki: “Aç pencereyi; Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar.” Orhan Veli |
AŞk Bu Olmali Elİmden HİÇ Bİr Şey Gelmİyor Gİtmekten BaŞka Olmuyor Sevda Bu DeĞİl BaŞka İÇİm Tİtremİyor Sende AŞkin Bu Degİl Bende Ellerİn Öyle UlaŞilmaz DeĞİl SÖzlerİn Öyle Taze Sevgİn Sankİ Bende DeĞİl Yada Ben Sende İÇİmde Atmali Kalbİn Nefesİnle YaŞamali Bedenİm Sen Olmalisin Gecemde GÜndÜzÜmde Sen Olmalisin Her An Her Yerde GÖz YaŞi Akitmaliyim Arada Bİr AŞk İÇİn AŞkim İÇİn AĞlayayimkİ Sevdİm Canim Yandi Dİyeyİm Acitmali Hasretİn İÇİmİ Acitmalikİ Sensİz Edemeyeyİm Özlemeyİ Bİleyİm Bİleyİmkİ Özleneyİm AŞk Bu Olmali Her Ani Buram Buram Hasret Kokmali Sensİzlİk İÇİmİ Yakmali alıntı... |
Sabaha Kadar Şu airler sevgililerden beter; Nedir bu adamlardan çektiğim? Olur mu böyle, bütün bir geceyi Bir mısranın mahremiyetinde geçirmek? Dinle bakalım, işitebilir misin Türküsünü damların, bacaların Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını Yuvalarına? Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını Kullanılmış kafiyeleri yollamak içein, Kapıma gelecek çöpçülerle, Deniz kenarına? Şeytan diyor ki: “Aç pencereyi; Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar.” Orhan Veli |
Sende Kalmış Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış. Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış. Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu Bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu Aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış. Nerede o çocuksu, o şımarık hallerim, Saçlarına hasreti tanımayan ellerim, Rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim Tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış. Ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam, Avunabilmek için bir tavla atıyorsam, Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam, Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış. Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok. Zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok. Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok. Aynalarda kendimi göresim sende kalmış. Sende kalmış umudum, saadet çağım sende, Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende, Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende, Can diyorum sana, can kafesim sende kalmış. Allah' ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa, Sanki her noksanımı mecburum itirafa, Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış. Gel Tanrı'ya borcunu teslim etsin bu yürek, Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek, Kelime-i Şehadet getirmem için gerek, Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış. Cemal Safi |
Düşüme Düştün...Canın Acımadı Ya... Gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır..? nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak..? ne zaman düştün sol yanıma da, vuruldum sözlerimden benim yazım değilsin, korkarım kışım da tenimde çıldırmış bir dilek tutuşturur iliklerimi sen ateşsin saat 17.28 kimbilir, şimdi neredesin yoruldum korktuğum yangınlara yakalanmaktan suya düştü intihar, boğuldu son bakış kimi istesem uzaktır kıyı boyları vedalar alnıma işlenmiş, nakış nakış aşk! Sevdiğim ama dokunamadığım çiçek kulaç attığım dalgalara sıkıştı haykırışım gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır..? nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak..? yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak..? ne zaman girdin aklıma da, karıştım gecelerde benim sevdam değilsin, korkarım sevenim de yürekte şaha kalkmış bir arzu ıslatır dilimi sen havasın saat 22.16 kimbilir, şimdi hangi kuytudasın arındım ve çözüldüm geçmişin kirli nefesinden geceye düştü uyku, titredi acı soluk kimi çağırdıysam, kapalıdır seslerinin yolu üşümeler içimden akıyor, oluk oluk tutku! Bildiğim ama gösteremediğim resim akıttığım renklere takıldı gül yüzlü uçurtmam susmayı öğrettiler bana, konuşmak nasıldır..? nasıldır, bir sesin içinde bağdaş kurup dinlenmek..? yitirdiğim öpüşlerde yanıyor sevgilerim söylesene, nasıldır bir yüreğin içinde demlenmek..? ne zaman geldin yanıma da, dağıldı hüznüm kaçarım değilsin, korkarım tutanım da sen topraksın saat 22.39 kimbilir, şimdi hangi duygunun uykusundasın... Pelin Onay |
Vurgun Gözlerim uykuyla barıştı sanma! Sen gittin gideli dargın sayılır. Ben de bir zamanlar sevildim amma, Seninki düpedüz vurgun sayılır!.. Yalan mı söyledin göz göre göre? Ne zaman dolacak verdiğin süre? Gönülden gördüğüm takvime göre, Aldığım her nefes bir gün sayılır... Armağan ettiğin kutsal mendile Akarken içimi dağlayan çile, Manavgat denilen çağlayan bile, Benim gözyaşımdan durgun sayılır!.. Ne kadar zulmetsen ah etmem sana, Her iki cihanda gül kana kana... Seninle cehennem ödüldür bana, Sensiz cennet bile sürgün sayılır!.. Cemal Safi |
Umulmadık bir anda çıkıp bana gelseydin, Şu perişan halimi gözlerinle görseydin, Damlayan gözyaşımı yanağınla silseydin, Göklere yükselerek uçtuğumu sanırdım. O ipek saçlarına mor gülleri taksaydın, Şu an yanımda olup gözlerime baksaydın, Masamızın mumunu aşk oduyla yaksaydın, Canıma canlar katan gül yüzüne kanardım. İrfan Ünübol |
Sadece... Sadece Bir avuç tuz çaldık denizden Rüzgarınızdan bir nefes Bir ses aradık sadece İçinizden... Sadece Çocuklar ölmesin dedik Korkmasın gözlerinizden Topunuzdan uçağınızdan Bir hayat gizledik sadece Merminizden... Sadece Genç kızlar sevsin istedik Telli duvaklı olsunlar doğursunlar Sarıkız'dan ayrı tutun Balkız'ı Değişsin bu yazı Kaderimizden... Sadece Buğday başakları büyüsün Tarlalarında ülkemin Kaçağa gitmesin Mustafa Girmesin kuşluk vakti koynuna Ölümün... Sadece Yol kesmesin artık Kuşpalazı dizanteri verem Okulsuz doktorsuz komayın dedik Ana rahminde üşütmeyin canı Kırmayın dalını tomurcuk gülün... ............... Sadece Gözlerine bakmak istedim Yorgundum kadın Ter olup tenine akmak istedim... Kavgalardan çıktım Yenik yalnız yaralı Üstü karalı bir isim Duvarda aynı resim Bu oda bu şehir nefesim Bir kibrit yakımlık aşk -ki yakmak istedim... Sadece yaşamaktım Herkes gibi sıradan Basit firari sürgün Vurdular gövdemi Bir dağ yamacında Gölgemi sana Bırakmak istedim Sus şimdi Kırgın bakışlarını sakla Ve beni sana yasakla Yaşamak senin.. Ben o Eylül vakti Ülkem için Ağlamak istedim... Yusuf OBALI |
ÖRT ÜSTÜMÜ Ne zaman uzak dursam gulumsemene Yokluga duser ruhum Uzakliginin ucurumlarina Daha kac yalvaris dussun dudaklarimdan Gelmene dair kac arzu sagnagi dokulsun ruhumdan Ben sevincleri erteledim Sen gelmeyince Hersey yarim Gel de tamamlansin umutlu bekleyislerim Ort ustumu sevdanla Gecenin issizligina terketme beni Dilime dusurme hasret sarkilarini Bekleyislerimi cemresiz birakma Karanliga fisiltini savur Ruzgarlarima bereket dussun Dinginlessin ozlemlerimdeki volkanlar Odamin duvarlarina sinen bu huzursuzluk Ve bu yilgin bakis Ah biliyorsun sen Yastigimin kokuna hasretinden Dudaklarimin kurakligi bundan Bundan tanriya isyanim Gel de gunahlara salma sevdami Ort ustumu umutlarinla Cennet duslerine uzak dusurme inancimi Kendimi arayislarin avuntusundan kec kere cektim kendimi Kac kere tovbe ettim aramaya Kac kere sorulari bitirdim usumda Senken butun buluslarim Ve sendeyken butun cevaplarim Simdi `yeniden` demenin zamani degil Sende bulmusken butun anlamlarini zamanin Oyleyse gel de kalmasin ne gecmis ne de gelecek zamanlar Aramak oyle agir ki Uzaklasma benden Ort ustumu varliginla Kaybolmuslugun atesine dusurme beni Sen sevdalimken Ve ustelik kollarimdaki sevismelerin cicegiyken Yetmezken ne sana verdiklerim Ne de senden aldiklarim Yasamin anlamina senden tohumlar serperken Uzaklasma dusuncelerimden Anlamsizligin cehennemine dusurme beni.......... Gassan SATAR |
| Saat: 13:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık