MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 18 Nisan 2007 15:43

BABAM' A


Gel, seninle anacığım, maziyi yadedelim,
Analım babamızı, ruhunu şadedelim,
O, bu masum yuvanın oldu aziz şehidi,
Bu günleri görmeden kara toprağa gitti.
Öttürse borusunu İsrafil bir an için,
Mezarı kıpırdasa, oynasa için için.



Halimize bir baksa, kaldırsa bir başını,
Silse gözlerindeki ıstırabın yaşını,
Kafasında yer alan istifhamlar çözülse,
Bizim için yaptığı bütün gamlar çözülse.
Sükunla toprakları çekse bir üzerine,
Halinden memnun olsa, yatsa tekrar yerine.



Sana şefkat gösterdi masum bir evlat gibi,
Sonra Azrail geldi korkunç bir feryat gibi,
Kasıp kavurdu gitti, onu beraber aldı,
Arkasında hatıra iki zavallı kaldı.
Bürüdü gözlerini korkunç hırçın bir korku,
Gözleri açık gitti, kaderin cilvesi bu.



Bazı ufka dalarım, gözlerini görürüm,
O gözler ki sahibi mezarda bir kötürüm,
Yerinden kıpırdamaz, kolunu kaldıramaz,
Yolumuzda durana vurmak ister vuramaz.
Seneler önümüze ıstıraplar yığardı,
Küçük kalplerimize kasırgalar sığardı.



O göklerden bakardı, bize ilham verirdi,
Biz muvaffak oldukça, güler selam verirdi,
Bugün, hayatımızda mustarip bir sükun var,
Ne kadar ferahlasak, onsuz bize dünya dar.
Ufuktaki gözlerin tahassürü bir sönse,
Ne olurdu Allah' ım, gidenler geri dönse...



SITKI TUNCER




Misafir 18 Nisan 2007 15:46

KIMI SEVSEM SENSIN

kimi sevsem sensin / hayret
sevgi hepsini nasıl değiştiriyor
gözleri maviyken yaprak yeşili
senin sesinle konuşuyor elbet
yarim bakışları o kadar tehlikeli
senin sigaranı senin gibi içiyor
kimi sevsem sensin / hayret
senden nedense vazgeçilemiyor

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum
ATİLLA İLHAN


Misafir 18 Nisan 2007 15:50

BABALAR İÇİN


Baba gibi can bulunmaz,
Ağzımızda dildir baba,
Temelsiz yuva kurulmaz,
Sağlam temel, beldir baba.



Annem her gün ismin söyler,
Gölgesinde gönül eyler,
Başsız olmaz şehir, köyler,
Baş kentimiz, ildir baba.



Başımızda baş tacımız,
Derde derman ilacımız,
Meyveli bağ ağacımız,
Bahçemizde güldür baba.



Mutlu günde bayramımız,
Onsuz olmaz ayranımız,
Bereketli hep soframız,
Çiçek, arı, baldır baba.



Kördüğümü elsiz çözer,
Gönlümüzde gizli gezer,
Kalem gibi yazı yazar,
Sevdamıza çöldür baba.



Deryamıza gemi olur,
Her limana uğrar durur,
Önde gider, yolu bulur,
Kaptanımız, mildir baba.



Dertler üst üste dizilir,
Gam keder ile ezilir,
Tuncay’a bakar üzülür,
Açan kanat, koldur baba...


TUNCAY AKDENİZ



Nephthys 18 Nisan 2007 15:55

AŞKA YAKIŞAN SUSKUNLUK




bakıp bakıp da duvardaki sayılardan
vuslatlar umardı gözlerim
uçlarında beklenmeye değer
ertelenmişlikler taşırdı akrep
ve yelkovan
içimde dönen
iki keskin bıçağa dönüşmeden önce

bilinmezliğin doğurgan boşluğuna
uzandıkça kolları zamanın
suskunluğun
yüzümdeki şehri yıkayan
sağanak yağmurlar gibiyken
gözlerinden od düşmüş
can olur taşıdığım
bıçağa direnen dudaklarınsa
yargılanmadan ödediğim cezamın
onay mührü
ve suskunluğun
bir cümle gibi başlayan hayatımın
noktası olur
ey ahraz sevdamın dili
bütün masal kahramanları gibi bir gün
ve kendi masalımın kahramanı olarak bugün
hiç bir iz bırakmadan yaşadığıma dair
gitmeli(mi) yim
oysa bilmelisin ki
hiç yakışmadı böylesi
ayrılık dediğin
aşka yakışır olmalı
ve denk olmalı ölüme



Cafer Petek


vain 18 Nisan 2007 16:30

BİR DELİNİN AŞK MEKTUBU



Üzülme bebeğim sakın üzülme
Olmadı işte ayrıldık…
Kızmadım sana kızmadım
Yeter ki aşkım sen üzülme!
Ben sana kıyar mıyım?
Yani o kadar da hıyarmıyım?
He!!!hıyar dedim de aklıma geldi.
Yeni sevgilinle aran nasıl…
Oda seni benim sevdiğim kadar seviyor mu?
Arada sırada görüşelim olur mu?
Misafir ol gel bana börekler açarım sana
Param pulum yok ama
Borç yazdırırım bakkala...
Seni nasıl sevdim?
Senin hiç umrunda değil?
Hatırlar mısın bilmem?
O mahur beste çalar
Biz müjganla fenalaşırdık
Sahi geçen gün
Saza niye geldin seni bilmem ama
Ben acayip gaza geldim
Sonra soda içtim geçti
Hatırlamalı,sevgiyle anmalı
Unutmamalı,incitmemeli
Uçan memeli,kaçan memeli,tutan memeli
Öbürüde gelmiş
Hani bana hani bana demiş
Biliyorsun ne yapsam
Ayrılamam senden asla
Hafife alma ask vurur insana
Birde yer vuru sonra
Masa tenisi kadar kolay sanma
İlvanlım,ilvanlım,ilvanlım aman aman
Neyse boşver.
Hatırlar mısın? Sazlar çalınırdı
Çamlıcanın bahçelerinde
Benimde arabamın teybini çalmışlardı
Şimdide seni açldılar benden
Ve şimdi içiyorum hergece
Her gece başka bir işkembe
Şiirime burada son verrikene
Bir dakika doktor bey geliyorum
Şiirime burada son verirkene
Seni çokkkkk sevdiğimi söylemek istiyorum
Gidişim suskun olmuştu ama
Dönüşüm muhteşem oldu
Yaslı gittim şen geldim
Aç koynunu sevgilim ben geldimmmmmmmmmmmm


Misafir 18 Nisan 2007 16:57

BİR BARIŞ ŞARKISI


Dedenin başka dedelerden çaldığı
o çiçekli California' nın portakal ağaçları altında
düşlemiştin belki bir zamanlar
başkanı olmayı ulusunun ,
onurlu bir yurttaş olmayı ya da .
Dedenin dedesi İtalya' dan
bir düş yüzünden kaçmıştı belki ,
bir ev , bir yuva ve yeni umutlar kurmuştu
yeni bir ülkede , Kuzey Amerika' da .

(Varsayım olabilir bunlar,
ama sayfalarını okumaya çalışıyorum tarihinin ,
düşlerin gerçekleşmeyecek ,
o ülke mezarını kazdı çünkü
portakal ağaçlarının çok uzaklarında .)

Bilmiyordun belki de
nerede olduğunu Vietnam' ın ,
şimdi her öldüğün yerin ,
yarıda kalmış çocukluğun orada yitirdi
sağduyu adına ne varsa ,
-bilmiyorum neden, sen de bilmiyorsun -
orada sarıldın sahici bir silaha ,
gölgelerle , ağaçlarla savaşıyorsun ,
yollar , kayalar , taşlar ve rüzgar
ve tüten dumanı kendi ateşinin
ve senin olmayan bir ormanın sessizliği ,
su , sıcak , yağmur ve kurşunlar ,
kendi getirdiğin kurşunlar senin karşında şimdi .

Olamaz sanmıştın bütün bunlar ,
düş görmüyordun oysa ,
içinde bir şeyler kırılmıştı
bir şeyler kırmıştı dallarını
dedenin diktiği portakal ağaçlarının ,
orada olmak isterdin , uzaklarda ,
bir barış şarkısının gölgesinde ,
ama o şarkı kesildi şimdi ,
gelip yıktılar evlerini, yuvalarını, yeni umutlarını
Vietnam adı verilen ülkenin ,
bu adı hiç duymamıştın belki
seni yolladıkları o acı güne kadar
dostlarında birlikte , hiç bir şey söylemeden ,
açıklamadan nedenlerini;
yolladığın o topraklardasın yine
ölüyorsun, ölüyorsun, her gün ölüyorsun
kendi getirdiğin silahların altında ...


D. Fernandez CHERICIAN
Küba, 1940



Mystic@L 18 Nisan 2007 22:20

Bekle....Dur hemen gitme ne olur...
Şiirler yazacağım sana hiç duymadığın,
Ta yüreğimin derinliklerinden gelen.
Şarkılar söyleyeceğiz daha seninle,
Hüzün, hasret ve sevda üstüne.
El ele tutuşacağız.
Kalbimdeki yangını elimden hissedebilmen için..
Dur , gitme hemen!
Daha öpüşeceğiz, içimiz bir hoş olacak...
Yaşadığımız her şey gibi...
Dur...Daha Istanbul'u yaşayacağız seninle.
Kızkulesi'nden bakacağız Istanbul'a
Hani sanki bir masal ülkesinden.
Sevgi sözcükleri fısıldayacağız birbirimize
Mehtap diyeceğiz, yıldız diyeceğiz, deniz diyeceğiz.
Dur hemen gitme ne olur...
Daha sevda diyeceğiz.

15.12.2000

Mehmet Kızılkaya


Sedef 21 18 Nisan 2007 22:35

Hasret
Parmak kaleme hasret
Kalem kağıda hasret
Kağıt kelama hasret
Kelam ilhama hasret

Aşık sazına hasret
Sazı sözüne hasret
Yarın umuda hasret
Umut düşüne hasret

Bahar bülbüle hasret
Bülbül gülüne hasret
Savaş barışa hasret
Barış huzura hasret

Elem gülene hasret
Gülen neşeye hasret
Sıla gelene hasret
Gelen yarene hasret

Mecnun Leyla'ya hasret
Leyla sevdaya hasret
Sevda murada hasret
Murat vuslata hasret
Dilşade Güngör


VerSchL@GeN 18 Nisan 2007 23:32

https://www.msxlabs.org/forum/images/siir.gif Çeşme



Yetmişine ramak kalmıştı…
Yıllar önce islam'ın şartlarından Hacc'ı da yerine getirmişti.
Artık beyaz sakalıyla geziniyordu.
Israrla çeşme yaptıracağını söyleyip uğraşıyordu.
Önce çeşme için yer aldı.
Peşinden ustanın birisiyle anlaşıp kumla çimento getirtti.
Usta emekleriyle çalışırken dikenli arazide gidip geliyordu.
Dünyada ki son görevi olmuştu çeşme.
Az mı çeşme diye diye uyanmıştı?
Akşam vakti usta gururla;
"Yarın işimiz tamam" dedi.
Hacı efendinin yüreği kabardı.
Bir omuz silkmenin ardından cebinden usta ve emeklerin
Parasını çıkarıp mağrurca ustaya uzattı.
Gönül rahatlığıyla evine yürüyordu.
Had safhaya varan heyecan… özlem… vuslat…
Sağ elini sol göğsünün üzerine atıp sol göğsünü ovmaya başladı
Ve aynı anda yere yığıldı
Peşinden gelen usta ve ameleler hızlıca yanına koştu…
Köyde iki araba vardı.
Biri Hacı efendinin oğlu Celal'in öbürü ise Muhtarın…
Celal'e haber verildiğinde Celal duymazdan geldi!?
Muhtara koştu biri.
Muhtar olurla olmaz arasında arabasına binip Hacı efendinin yanına gitti.
Doğruca hastaneye
Müdahaleler… Müdahaleler… Müdahaleler…
Azrail şahdamarından tutmuş vade, olgusunu,
Hacı efendi ötelere yolcu…
Celal babasının cenazesi ile de ilgilenmedi.!?
Hacı efendinin Celal'den büyük oğlu Cemal'se çoktan ölmüştü.
Zaten tüm kırgınlıklar Cemal'in ölümüyle başlamış mıydı?
Cemal ağır bir hastalığa yakalanmıştı.
Ameliyat olması gerekiyordu.
Parası denk gelmediğinden babasına gitti.
Başka da nereye gidebilirdi.
Ama hacı efendi yastığının altına gömdüğü paralarını vermek istemiyordu.
Vermedi de….
Celal elde avuçta ne varsa uzattı kardeşine.
Ve borç harçla yapılan ameliyat…
Ameliyat ertesi ise yaşanan hüzün…
Hacı efendi, Cemal'in çocukları olmadığı için hanımını dava etti.
Pay alacaktı oğlunun tek mirası evinden!
Cemal'in hanımı yalvar yakar oldu?
"Yapma" dedi "Etme" dedi…
ama Hacı efendi dinlemedi.
Kazandı mahkemeyi… sattı evi… aldı parayı…!
İşte o parayla çeşme yapılıyordu…
Hayır hasenat lazımdı Hacı efendiye…
Çünkü Cemal düşlerine musallat olmuştu.
Çünkü Cemal'in hanımı beddualar etmişti…
Hacı efendi çeşme yaptırmak istiyordu ötelere göçmeden.
Fakat; zulm ile abcd olunmuyordu;
Zulm ilk abad olanın ahiri berbad oluyordu…
Selam ve Duâ ile …



Lokman Hamitoğlu


Nephthys 18 Nisan 2007 23:54


NİÇİN SEVİNİR İNSANLAR ?




Ey gidi insanlik,
unutma bugün varsin yarin yok,
bugün mal pesine kosarken,
yarin toprak doyurur seni!


Toprak altinda yaramaz pismanlik,
unutma atalarini, dinini,
dalma gaflet denizine,
nereye gider diye düsün, bu gemi!







ANONİM


arwen 19 Nisan 2007 01:16

Bu şehirde sığınağım olur musun desem sana
Yoksa bakıp dursam mı öylece gözlerine
Söz etsek acıdan, hüzünden ve senden
Güneşe karşı tutsam ellerinden


Serçe kanatlarında taşısak mı sevdaları
Yoksa orkidelerimi bitirsem avuçlarında
Her sabah taksam sana zümrütten küpeler
Seni düşlemek bile her şeye değer


Kuytularımızda saklasak mı baharı desem
Yoksa konuşmadan sussak mı öyle
Bölsek zamanı kuşluk vakti bir yerinden
Her gece düşersin yüreğime en derinden

SİNAN GEDİK


Nephthys 19 Nisan 2007 01:19

Zamanın Getirdikleri1



Dünyaya yerleşiyor zaman
İnsanların yaşmının devamı için
Sorumsuz bir kişimi? ola bilir
Kırılmış, parçalanmış bir ayna
Oysa yirminci yüz yılın son yirmi yılı
Her geçen gün ilimi ile ilerliyor
Yıpranıyor bilimin, fiziğin ötesinde san ki
Yaşam kelimesi gibi özgür
Dalgalanan denizin kumu gibi esinti
Gıtarların her teli gibi vurulduğunda,
Bir göz atıldığında etrafa siyah.
Zaman;Kır çiçeğinin koparılıp solduğu gibi;
Yirmi birinci asır korkutur bazen
Kimisi doğuda ilimin erişemediği yerde yaşıyor
Sahici dağa biliminin aydınlığından habersiz
Batılı pek aldırmıyor, şöhretiyle yaşıyor
Doğlu, karadenizli can çekişiyor
kalem tuta bilmaek için
Pudralı yüzler, boyalı dudallar tiskindir beni
Bu yüzdendir bir ayna daha kırıldı dün sabah
Anaların saçları süpürge oldu
Sonra zamana bırakıp sustu, sustu
Akşamlra, sabahlara kadar
Hüzünle çalışıyor bir male,
Zaman katı, gadar
Sevgilileri ayırıp yollara düşüren
Boğuktu sabahları bir horuz sesi
Zaman ağlıyor san ki acılar üst, üste kondukca
Bir bağrışla dünyası yıkılan aşıklar gibi,
Ödüç veriyor zaman gülücükleri
Neden anlıyayım- kaç yıl geçti-







Hürmüz Demir Söğü


arwen 19 Nisan 2007 01:30

Sadece Gözlerin Değil

Çengelli iğnelerle bir yakaya tutturulmuş
Kurumuş bir çiçek yaprağına benzeyen
Gözlerine ısrarımız yok bundan böyle
Çünkü gözlerin değil artık
Yüreğimizi bezeyen

Ürkek bir edayla kulağımızda çınlayan
Sabah mahmuru günaydınlara razıyız
Razıyız ağır aksak gülümseyişlere
Ve elektronik gamze imzalarına

Musluklar sökülmüş çeşmemizden
Kör tıpalar yürek sularına set
Burası çünkü, çünkü burası
Çoktandır sevdaların kutsanmadığı
Bir memleket

Gitmen ya da bir daha hiç gelmemen
Bilmen kapılardan dönüşlerin anlamını
Yahut hiç bilmemen
Sonuçta değişen bir şey yok
Yahut hiçbir şey kalmadı değişmeyen

Her sevda masalının olmazsa olmazı
Soluğuyla bütün insanlığın soluklandığı
Ay yüzünden gözlere nur pay edilen
Ve cümle yıldızların kıskandığı
Peşinden dev analı dağlara gidilen
Prensesimizsin sen

İşte o yüzden
Sadece gözlerin değil
Yüreğimizi bezeyen



Vahdet Nafiz Aksu


Nephthys 19 Nisan 2007 01:34

Zamanın Getirdikleri 2


Islak kaldırımlar gibi kayar gözler
Zamanı vurgulayıp yaşamı unutmuşum ben
Sevgilim senide unutmak istiyorum,
Düşünüyorum ama! nasıl unutmak
Söz gelimi hızlı oynuyorum raksı
Kadehkeri yuvarlıyorum, sigaraları ardt, arda içiyorum
Her gün bir bitiyor- çoğu zaman-
Alim arıyorum, fizikci arıyorum
Yirminci yüz yılın sonunu düşlüyorum
Doğuyu, kara denizi değiştiriyorum
Asfatlar görüyorum...
Kadınları şalvarda, peçeden arınmış düşünüyorum
Asrın sonunda fayton olmayacağını anlıyorum
Duraklarıteker, teker dolanıyorum
Bilim adamları buluyorum uzmanlaşmış
Boynumdaki anamdan kalma boncukları,
Pembe toz uçup gidiyor,
Bazen hırçınlaşıp çıkarıp bırakıyorum
Koca evrende sırça ben
Yaşamın güzelliklerine atılıyor, bakıyorum
Nedense ben zamanı bir rüzgar sanıyorum.
Nerede sevgilim akşam oluyor,
Ben odamdan içeri girerken
Sen bir alkoolik gibi meyhanedesin
Zamanın minesi akışı değişiyor
-Diyip gülmeye getirdim sözlerimi-
Yıllarımda Avrupayı dolaşmadım
Hep yurdumu tanımaya çalıştım
Avrupa bizim ülkemizden çok ileriymiş
Kitaplarda, dergilerde, gaztelerde okudum.
Hasır koltukta kalmadı asırımızda
Artık kar yağıyor kışın ortası
Soba pek az, Radoyotörler, kılımlar yerini almış.


Asrın sonunda fayton olmayacağını anlıyorum





Hürmüz Demir Söğü


arwen 19 Nisan 2007 01:44

Geceyle Gündüz Arasında....

Konuksever akşamlar buldum ikindilerden kaçarak
Hayalime gölgeler vursun istemedim
Gamla kan kardeşi yaptım sevdamı
Besledim hüznümü buruk sevinçlerle
Kimseden bir lütuf beklemedim

Kardeş geceler buldum akşamlardan kaçarak
Her yıldızın boynuna bir hüküm astım
Ve saatler boyu ağlayarak
Senden ve benden uzaklaştım

Isısız şafaklar buldum gecelerden kaçarak
Zifiri karanlıklar yıldızımı boğsun istemedim
Ay ışığı vuslatımı kıskanmaya başladı
Hasetlikti feleğin son ettiği oyun
Üzülmedim

Dost seherler buldum şafaklardan kaçarak
Güneş ufkun koynunda huzursuz ve uykusuz…
Mutsuz gözlere doğmayı dilemekte
Uyanmış derin uykusundan bir kadın
Umut ve özlemle gülümsemekte…


Vahdet Nafiz Aksu


Nephthys 19 Nisan 2007 02:02

Zamanın Getirdikleri 3



Giderek artıyor petrol sorunu
Neden artmasın özentimiz batıya
İlerlemeyi, büyümeyi bende isterim
En tasruflu enerji sorunu;
Ormanlarımız mı! yurduma yayılmış.
Giderek küçülmüyor büyüyor yurdüm
Kahvelerde içiyoruz konyakları
Partilerde ellerinde kumar kağıdı kadınlarımızın
Ben alkool aldım gevezelik yaptım biraz
Herkes bana bakıyor, elalem bana bakıyor
Bana bakıyorlar yada bana öyle geliyor,
Aslında kimin umrunda yirminci asırda
İnsanların yaşntısı bu.
Bacaklarım güzel değil ipincecik,
Aralık penceremden kışın soğukları doldu içeriye
Ürperdim... omuzlarında çökmüştür
Ya ben...koşarak yaklaşıyorum yüz görümlülüğüne
Uzaktan, uzağa tanımadan sözüm verilmiş
Uzaktan uzağa nışnlıyım,
uzaklardan bir resimle tanımaya çlışıtorumSanki on sekizinci asırdan kalma evlilik yapacağım
Oyas bir erkeği ndıran dişiyim ben,
Evet, evet belkide öyleyim
Hiç değilse asırıma uygun olmalıyım
Her neyse...
Kendimi alıştırmalıyım zaman yaklaşıyor
Zamanla asırada alışır doğu.
Gülmüyor ağlıyor sarsılıyorum
Makaj temizliyor ayna karşısında
Bilim adamları araştırıyor, kanserin savaşını.
Soyutlaşmadan, boyutlaşıyor enlemler
Deniz dalgaları karayı dövüyor
Selmı var bana kimden?
Sönen bir ateşi andırdım kıkır, kıkır gülerken.






Hürmüz Demir Söğüt


arwen 19 Nisan 2007 03:12

Yıllanan yılların gerisinde kaldım...
Sevdaya uzak düşler kuranların
Yanından uzaklaştım derken,
Bir duvar gibi hep sana çarptım.
İnandığım sevda masallarına
Ayrı bir gerçektin sen.
Ayrı bir öngörülebilir bahaneydin ayrılığa...
Yazık...
İçimde yaşayamayacağın kadar
Soluksuz kalmışsın...

Yüreğimin verdiği oksijeni
Reddeden bir ölümlü için,
Kaçınılmazdır kendi haline bırakılmalar...

Kalbimle başlayıp,
Mantığımla bitirdiğim,
Ama yinede
Tükenmeden umut biriktirdiğim şeydi,
Aşkın tanımlaması bende.
O beni tanımlamadı,
Tanımlamaya değer görmedi belkide.
Ben aşka birşey veremedim ki,
Aşk bana bir hayat vaad etsin...

Şimdi seni soluğunla soluksuz bırakıyorum...
Yine yarım kaldım,
Yine tamamlanamadı aşka dair yazdıklarım.

Düşün,
Ne için nelerden vazgeçtin,
Soluğun olmaya gelmiştim,
Soluğumu kestin!



Aşkın kör gözlerine : Çekmeyecek ellerini güneşten ayaklar ve kırmızıdan utanmayacak aşk, istediği kadar karartsınlar...



Elif SEZGİN



Nephthys 19 Nisan 2007 10:08

Aydınlık Neyin Oluyor?



aydınlık neyin oluyor senin
gökyüzü akraban filan mı
beni bulur bulmaz gözlerin
şimşek çakıyorum yalan mı
yüzünde yalazını gezdirdiğin
saçlarından tutuşmuş orman mı
akla ziyan bir şey elektriğin

ayışığı mavisi dudaklarından mı
o ışık zenginliği mi giyindiğin
uzay tozları mı yıldızlardan mı




Atilla İLHAN



Mystic@L 19 Nisan 2007 13:42

Alacak Yol kenarlarındaki

yağmur mazgallarını

kumbara sanıp

harclıgımı atardım

bu yüzden en cok

denizden alacaklıyım....
Sunay Akın


Misafir 19 Nisan 2007 15:44

bütün mevsimlerde şiirin yağıyor üzerime



ağustos erken geldi bu sene
bahara uğramadan
meyvesini verdi incir ağaçları
dalları yorgun
düşüyor yaprağından güneş damlacıkları

günlerden şiir
ayazı çıkarıp yeşili giymiş
yüreğin kurak bozkırları


kırlangıç erken kondu bu sene
düşürdü dalından bir bir baykuşları
yokluk biçilmiş çoktan
tutunuyor mahsule
toprağın doğum sancıları

günlerden şiir
kalemle sürülmüş
yüreğin sulak tarlaları


türkü erken alev aldı bu sene
kopardı bilekten
soğuk paslı prangaları
emek büyüdü ninnide
terle sulandı
emzikte gül goncaları

günlerden şiir
çamura bulanmış
ülkemin umut eken çocukları


gece erken yağdı bu sene
karanlık sildi
çizdiğim bütün haritaları
çiy damladı yeşile
sel sandık
düşürdük dile zamansız ağıtları

derken
sabahı müjdeledi
bir çocuğun uyanışları

ben geldim
bir kalem bir kağıt
çiz şimdi
bütün aydınlıkları...



Ferhat Gülsün


Mystic@L 19 Nisan 2007 18:06

Fotoğraf

Resmine baktığım güzel kız, genç kız
Unuttum, Unuttum, Unuttum seni
Eski bir albümde durursun yalnız
Unuttum, Unuttum, Unuttum seni

İki harf, bir imza, bir tarih; garip
Besbelli üçü de mutsuz muzdarip
Aklımı zorlama karşımda durup
Unuttum, Unuttum, Unuttum seni

Bilemem aradan geçti kaç sene
Memleketin nere, kimsin adın ne ?
"Hatırla" diyerek bakma yüzüme
Unuttum, Unuttum, Unuttum seni.

Abdurrahim Karakoç


Misafir 19 Nisan 2007 19:20

Şeytanın kızı
Ben seversem böyle yakarım diyorsun.
Eserime zevkle bakarım diyorsun.
Nemrudun İbrahimi yaktığı gibi
Ben yanarken sen karşımda gülüyorsun .

Benim aşkımın bedeli bu diyorsun.
Sana yangınlar ,ellere su diyorsun.
Saçların yelpaze , gamzelerin körük.
Anladım ki sen ateşe tapıyorsun .

Bana bir avuc külün yeter diyorsun.
Hasret yoksa sevdalar biter diyorsun,
Ne sen Hint'lisin , ne bizrde ganj var.
Ölmeden beni ateşe atıyorsun .

Şeytan soyundanım ateşim diyorsun .
Ben gel dedikçe sen kipirleniyorsun .
Asrın Neron'umusun ey zalim kadın !
Sen bir gönül,sen bir gönül yakıyorsun.

Yanginlar içinde yalnız koyuyorsun.
Ben çaresiz dertlere salıyorsun.
Sen de yan diyemem sana . Sen canımsın.
Sen yanansan canım yanar biliyorsun .

Ekrem Kemal Kırmacı


Sedef 21 19 Nisan 2007 19:33

Dağlar Şahidim Olsun



Dağlar şahidim olsun sende erimek istedi
Doruklarımda ayaz kesen her zerrem.
Dudaklarında ad,
İçinde can olmak istedim can.
Seninle karışmak istedi her parçam.


Misafir 19 Nisan 2007 21:08

Kallavi Sokağı

Seni ben Kallavi Sokağı'nda gördüm
Sen beni görmedin, göremedin
Kapıları çaldım, adını sordum
Söylemediler, öğrenemedim.

Seni ben Kallavi Sokağı'nda gördüm
Bir daha görmedim, bilmedim
"Belma Sebil" adını yakıştırdım
Aklıma geldikçe her sefer
Gözlerinin mavisini bitirdim
Saçlarının siyahına başladım

Kallavi Sokağı'nda güvercinler
Benim karanlık İstanbul'um
Bir esnaf kahvesine oturdum
Belma Sebil ya geçti ya geçer
Rüzgarını içime doldurdum

Kallavi Sokağı'nda güvercinler
Bunca yıl sönmemiş umudum
Nisan değilse Mayıs
Perşembe değilse Pazar
Ben Belma Sebil'i bulurum



Atilla İlhan


arwen 19 Nisan 2007 21:33

Yoksun Ama Varsın
Sen yoksun ama varsın sevgilim.
Uzaklardasın bilmediğim,
Bir yerlerde, birileri ile sohbettesin,
Belki de ivedi iş koşuşturmasındasın,
Sen yoksun ama varsın sevgilim,
Yüreğimdesin, yanıbaşımda olmasan,
Ellerimi ellerime almasan da, sıcacık,
Nefesini duymasam da tenimde,
Sen bilmediğim bir yerde olsan da.
Sen yoksun ama varsın sevgilim.
Damarlarımda dolaşan kandasın.
Düşlerimi yapan ruhtasın.
Sen yoksun ama varsın sevgilim.
Titreyen yüreğimden biliyorum.
Seni unutmayan zihnimden biliyorum.
Sen varsın sevgilim, sonsuzca olacaksın.
Sevgin var oldukça eserim!
Verdiğin sevgiyi, sevgimle ,
Ta yüreğimde beslerim.
Sen yoksun ama varsın sevgilim.

İSMAİL TÜRKMEN



NiliM 19 Nisan 2007 22:08

Vuslat

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar,
Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı
Görmezler ufuklarda, şafak söktügü anı...
Gördükleri rü'ya ezeli bahçedir aşka;
Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka.
Gül solmayı; mehtab, azalıp gitmeyi bilmez...
Gök kubbesi her lahza, bütün gözlere mavi...
Zenginler o cennette fakirlerle müsavi;
Sevdaları hülyalı havuzlarda serinler,
Sonsuz gibi, bir fıskiye ahengini dinler.

Bir ruh, o derin bahçede bir defa yaşarsa
Boynunda O'nun kolları, koynunda O varsa,
Dalmışsa O'nun saçlarının rayihasiyle,
Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle.
Yıldızları, boydan boya doğmuş gibi, varlık
Bir mucize halinde o gözlerdendir artık.

Kanmaz, en uzun buseye, öptükçe susuzdur
Zira, susatan zevk, o dudaklardaki tuzdur.
İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan...
Bir sır gibidir azçok ilah olduğumuzdan.
Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler.
Bir gün nereden hangi tesadüfle gelirler?
Aşk, onları sevkettiği günlerde, kaderden
Rüzgar gibi bir şevk alır, oldukları yerden.
Geldikleri yol, ömrün ışıktan yoludur o!
Alemde bir akşam ne semavi koşudur o!
Dört atlı o gerdüne, gelirken dolu dizgin,
Sevmiş iki ruh ufku görürler daha engin,
Simaları her lahza parıldar bu zaferle;
Gök, her tarafından, donanır meş'alerle!

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar
Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda,
-Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da-
Bir an uyanırlarsa leziz uykulardan,
Baştanbaşa, her yer kesilir kapkara, zindan...
Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak...
Günden güne, hicranla bunalmış gibi, yanmak...
Ey tali! Ölümden ne beterdir bu karanlık!
Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık!
Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et!
Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!


Yahya Kemal Beyatlı


Mystic@L 19 Nisan 2007 23:28

aylar oldu görmedim seni
ama yüreğim hala
aynı yangında

bunların hepsi
yüreğimden sana
aylar oldu
beni unutma
unutma
aylar oldu...

Ömer Seydi Ekinci


Misafir 20 Nisan 2007 00:46

Bedel




yüzümde yüzündü aşk
sen/de-ki zehir sunan
majiskül hayat komasında
sevdaya kan/adımı verdim

sevmeye kuş/andım tescilli
gece mahzenlerinde delik deşik
hüzün n/akışı hiç bilmediğin
yokluğun çoğaldıkça ölendim




Sevinç YILDIZ


Misafir 20 Nisan 2007 00:55

SEVDİN Mİ ?



Sen,
Hiç sevdin mi beni
Söyle sevdin mi?
Vahşi kediler tırmaladı mı yüreğini
Çaresizlikten?
Soluksuz
Dipsiz kuyularda kaldın mı ben yokken ?
Bir yaz orucunda uzun saatler,
Dudakların çatladı mı susuzluğumdan ?
Akşam ezanlarında
Dua dua doldum mu avuçlarına ?
Dudaklarım geldikçe aklına,
Dudaklarını dişledin mi ?
Sen beni sevdin mi hiç,
Söyle sevdin mi ?
Ağır dolgun başaklar gibi
büküldü mü boynun
yalnız uyandığın sabahlar ?
Açık bir yaraya tuz basar gibi,
Yüreğine çöktü mü acım
Küstüğümüz zamanlar ?
Vapur,vapur geçtim mi gözlerinden
Otururken rıhtımdaki banklarda ?
Boranla, karla, sağanakla
Kapattım mı yollarını
Benden her firarında ?
Hangi aynaya baksan,
Gözlerimi gördün mü gözlerinden önce ?
Sitem ettiğimde, adak mumları gibi eridin mi?
Sen beni sevdin mi
Söyle sevdin mi?
Çıplak ayak,
Kızgın kumlarda yürür gibi,
Yürüdün mü acıların üstüne ?
Deniz kestaneleri dağladı mı parmaklarını,
Ellerim, ellerine uzakken ?
Gece yarısında ansızın,
Yarasa kanadı çarpmış gibi yüzüne,
Issız bir yolda,
Ardınca gelen yabancıdan ürker gibi,
Korkudan ağladın mı bensizlikten ?
Bayram sabahlarında,
Yarım,yalnız,çaresiz
Kimseler içinde kimsesiz
Gözlerin doldu mu,
Aklından ismim geçerken ?
Velhasıl sevgili,
Sen,
Beni, Seni sevdiğim gibi
Sevdin mi hiç,
Söyle, sevdin mi ?



Ceyda Görk


arwen 20 Nisan 2007 00:56

Bana uzattığın buketi
Almaya korktuğum da
İlk defa titredi
İlk defa tutmaya çekindi
O sevgiyi ellerim
Buram buram aşk kokan
Rüzğarın müjdesi
Bende davetsiz misafir
Heyecanlı bir bekleyişti

Sevgi rıhtımında soluklanan
O ben değildim gülüm
O bende ki korkuydu
Başımda ki sevdaydı
İçimde ki hasretti ve
Buruk bir tatdı
Sevgi denilen o aşk
Aşk uğruna verilen savaş
Kazanan taraf sevgi
Kazanan taraf barış olmalı
Ben barıştan yanayım zalım
İnsan sever aşık olur ama
Aşk unutulmaz
Biter tükenir yok olur
Er veya geç sevgi ise
Daima seven gönüllerin
Zırhlı yüreginde bulunur

Salim Erben


arwen 20 Nisan 2007 01:24

Bana hasreti soruyorsun
Yüreğimde yaktığın ateşten
Bir kıvılcım göndereyim
Yanmak neymiş
Kerem de kimmiş
Anlatsın sana

Aleme hazandır hasret
Bende ise bahar
Bahar bende
Binbiir çiçekte açar

Kerem’e sor
Yanmaktır hasret
Bende ise
Zemheri ayazında titremek

Ahmed Arif’e sor
‘’Prangalar eskitmektir’’ hasret
bende ise
Pranga vuramadığım sende ki yürek

Nazım’a sor
Gömülemediği memleketidir hasret
Benim ise
Adını koyamadığım memleket

Harrana’a sor
Yağmurdur hasret
Bende ise
Sana akmak isteyen gözyaşım

Rüzgara sor
Deli dolu esmektir hasret
Bende ise
Kokunu duymak rüzgarda

Dağlara sor
Bitmeyen yalnızlıktır hasret
Bende ise
Yüreğimde ki yalnızlık

Serçe yavrusuna sor
Uçacağı gündür hasret
Benim ise
Sana kavuşacağım gün

Bebeğe sor
Ana kucağıdır hasret
Benim ise
Dokunamadığım bedenin

Azrail’e sor
Can almamamktır hasret
Bende ise
Yokluğunda Azrail’i aramak

Dedim ya
Hasret bende bahardır
Bahar bende
Binbiir çiçekte açar

Hasret bende
Türküdür
Çığlıktır
Yalnızlıktır
Mısra mısra şiirdir

Bende hasret
Sensin
Hasret bende kıyamet

Mehmet Nedim Korkmaz


VerSchL@GeN 20 Nisan 2007 01:30

Tanrı Aşk Kutsuyor

çatısız bir mekanda
kadehin çin çin sesi
sağlığa umuda
ve biten güne vuruluyor
kırmızılar içinde bir melek
gözlerimde yanıyor tebessümü
tanrı seni kutsuyor

gölgesini kaybederken gün
mavinin uçsuz bucaksız büyüklüğünde
yakamozların dans ettiği deniz kıyısında
ve de güneşin muhteşem sonunda
büyüleniyorum
tanrı ruhumu kutsuyor

bütün renklerin gizemi
gözlerimde düş oluyor
hayalim denizler aşırı
mavinin her tonunda
dolunayın şavkında
gece sevgi kutsuyor

dans müziği eşliğinde
romantizm dinletisi dans ediyorum
özür diliyorum günahlarımdan
soyunurken çırıl çıplak
sevginin kollarına bırakıyorum sarhoş bedenimi
tanrı aşk kutsuyor


Cemal KARSAVRAN


Misafir 20 Nisan 2007 02:12


Tül perde akıyor köşeye




Ses’ siz indi geceler. Ten sağır
İncir sütü sızıyor y organ ört…

Dil ağılı… …

Kıstırıldı Su/

Bir şakul… Bir inci. Yok duvarı.
Sütten kes ağzı.
Şirazeden çıktık çıkıyoruz.
Kösnül.

Kafamın içini açıyorum bazen,
Çorba tenceresi gibi…
Tüm duvarlar yürüyor o/damla
Perde bekliyor… Eflatun.




Nur Sicimoğlu


arwen 20 Nisan 2007 02:46

Hasretim sevdalım biliyormusun hasret?
Bir güler yüze, bir doğru söze.
Yalansız gözlere...
Hasretim sevdalım....
Hasret!
Pırıl pırıl günlere, batmayan güneşe
Sevmeye, sevilmeye
Hasretim Sevdalım....
Hasret! !
Mutluluğa, doğaya...
Yeni açan goncaya,
Doğan şafağa,Tan’a
Hasretim Sevdalım...
Hasret! !
Hasretim Sevgilim biliyormusun?
Hasret!
Sana sevgine,
Gülen Gözlerine,
Bir buruk tebessümüne,
Seninle olan herşeye ama herşeye,
Hasretim sevgilim Hasret! !


Ferah Yılmaz


VerSchL@GeN 20 Nisan 2007 02:49

KARDEŞ KARDEŞ GEZELİM

yaradan yarattı aşk ile bizi
cümle alem kardeş kardeş gezelim
gönüller sultanı şevk ile yürü
cümle alem kardeş kardeş gezelim

asılsız fetfanın tozu dumanı
feryatlara boğar suçsuz anayı
bağ bostanla yürü yok et silahı
cümle alem kardeş kardeş gezelim

bütün bebeklerin ağlama sesi
dünyaya isyandır her damla seli
sevginin cihanda bulunmaz eşi
cümle alem kardeş kardeş gezelim


DOST GÜNERİ gülde serimiz vardır
emekler verilmiş terimiz vardır
gönül bize mihman yerimiz vardır
cümle alem kardeş kardeş gezelim


Mikail Güneri


BLacK_HawK 20 Nisan 2007 07:46

Gittin ya sen,
burada herkes kendi yolunda işte...
Yağmur var sokaklarda,
hava soğuk,
ayaklarım üşüyor...
Yine yorgun saçaklarından ekimin,
kara gözlerinden süzülür gibi,sessiz
ve tane tane damlalar düşüyor...

Bir gün daha geçti zamandan...
Soruyorsan eğer,
herkes yaşamakta kendi halinde işte..
Şairler şiir yazmaktalar sevdalara,
çocuklar yine çamurlarda,çıplak...
Yine ağlamakta bu gün gök yüzü...
Yine damlalar saçaklardan,
başları önde,göz yaşların gibi inişte...

Sevdiğin ezgiler yine sızıyor,
soluk boyalı,kırık penceremden,
yağmur damlaları ile ortak,aheste...
Yine o bildiğin şarkı var dudaklarımda,
o,yaslanıp omuzumda ağladığın mahzun ,
ve söylediğin sessiz, o hüzzam duygulu beste...

Böyle işte hayat gidişinin ardından...
Geceler daha kara,daha uzun yalnızlıklar...
Sönük artık,yıldızların feri yok...
Yorgun, sevdalı rüzgarlar,
boynu bükük,yaslı bulutlarım...
Gittin ya sen,
zaman durdu yokluğunda...
Ne kader alıp başını gidebildi,
ne de yeşerebildi, gömüp gittiğin umutlarım...


Sinan-14.10.2006-Ankara


Misafir 20 Nisan 2007 08:17

SUSTUM



sevdandan kalan kırıntıları topladım yine
yüreğinin mahzeninde aşk dedim, dilendim
sebep olup kanımı akıtırken kalbimde kırdığın hançer (-)
bakışına su, bir tebessümüne aş dedim...
düğüm olurken dilimde ismin
hergün içime attım sevdanı
sustum...

''zaman herşeyin ilacı'' derken dostlarım
zehir oldu ömrüme sensiz geçen her an
nefes almaya çalıştıkça ruhum
hayalinin enkazı yıkıldı kirpiklerime
yüzüm soldu
gülmüyor artık İstanbul''a
Kadıköy''e küsüm
Eminönü''nde hüzün
Pierre loti''de matemin var


senden ayrıldıktan sonra ben
can evimden vuruldum
sağ yanımda kadehler
sol elimde can dostum...

ardından deli düştüm
ben her akşam resminle konuştum
ağladı evimin duvarı
adını yazdı sigaramın dumanı...
uğultusuyla seni sordu rüzgar...
sustum...
sustum...

gecelerine ortak oldum boş şehrin
gidişin ile feryatlar etti sokaklara,
cam kırığı gözlerim...
''dönüşü yok gittiğin yolun
bu gidişin mutluluğun sonu/dur...
dur dedim...
dur...
hayallerin kayboluşu/dur, dur dedim
dur...''
S U S T U M...


yokluğunun ilk günü ;
oturup Balat''ta sedasızca öldüm
karşı köşede hüznüm dirildi
kalkıp yürürken uzaklara hayalin
içimden ; G İ T M E diye haykırdım...
bağıra bağıra SUSTUM...



Gökhan CENGİZ


Misafir 20 Nisan 2007 08:39

NERESİNDE KALMIŞTIK AYRILIĞIN?

gece ince ince dokunurken sabaha,
bir “eyvallah” daha demek istedim asi şarkıya...
sonu hüzünlü hikayenin kahramanı, soysuz aşklar kapısında biçare...
kıyısında kent, yaşlı bir aşk, nihayetinde hüzün;
sallantı da bir düş son noktayı koymazdı yine de aşka...
bu sevdaya bir son nokta kalmadı pejmürde karanlıkta...

sahte kahramanlar masalımızı yeniden işgal ediyordu ve izin veriyorduk...
sevda başımızın tacıydı.

yabancı bir bakış değince kabuğumuza çekilirdik salyangoz gibi...
kendimizi aşka emanet edememek,
uzaktan yakılan türkülere mum ışığında yakın olamamak...
çok geç!
geciktik hep, gecikmekteyse geç kalmadık hiç...
eski aşk yenilenmiyordu...
yıllanıyordu tarih sayfalarında, kilitler vuruluyordu üzerine bir bir...
revaydı bu yangınlar...
yazdıklarımıza sadık olamadık, yandık da yandık bu iç savaşta...acı yükleniyor her satıra...
armağanla tezat düşer hüzün ama gelip çöreklenir yalnızlığıma,
aynalar düştü gözümden, aksimi yansıtmaz olmuş...
sen söyle hangi kimlikte dolanırdım senin olduğum vakit,
kara duvak başımda gelin oluyordum, senin oluyordum...bedbaht tahtlar tabumuzu yıkarken, sivri diller yaş olur telaş yapardı...
değerimiz azaldı mı, hangi düş bu şehri aldattı?
alemi cehenneme çeviren ıstırap yüklü gülüşler,
nihayetine "gülüştü" ama sayısız can alırdı...
rüzgarla yüzleşmek canımı acıtırdı, yalvarır olurdum bir zavallı gibi...
bir şiir oldum her suçuma,
yine de söylemeliyim ki ben suçsuzum neresinden bakarsak bakalım bir karanlık oluyordu yaşamak,düşen yüzünden kaldıramıyorduk sinsi bakışlarını,yolcu yolunda gerekti ve oyalanmak büyük bir yürek isterdi.yıldızlar geceyi haczedince yaşam seni ezer de geçerdi.yaramı deş şimdi kan kokusu karışsın havana,korku içime düştü gönlüm kanadı.“canımı yolda buldum ! “ haykırışlarım birer kördüğüm...eski susmalar şimdi neye yarar?
karanlığı silecek bir tek ışık arar...
yolumu bulmak için körkütük dolaşırım şehri,
ikindiyle öten bülbülleri beklerim "gül" gibi...
sade bir törenle kabul ederim umudu...
gönlüm açıktır, çekinmesin buyursun...
söyle şimdi bana;
sevda çiçekleri hangi bahar açmakta?

gülay sağlıcak


NiliM 20 Nisan 2007 09:17

Hasret

Şimdi tarlalarda güneş vardır,
Karlar donmuştur otların uçlarında,
Artık akşamları dinlenemem
Başım avuçlarında.

İçi korku dolu kış gecesi
Hiç yatağın yok mu sıcak!
Dağları dolduran kır çiçeği
Hangi rüzgarlar seni koklayacak!

Saçlarımı kesip rüzgara atacağım!
Ta ki haber götürsün bir gün sana!
İçimde bir şeytan var, diyor ki:
Aklına ne gelirse yapsana.

Ben bu şiiri yazdım atlı talimde
Bulunduğum şehir İstanbul’du.
Ağır ağır kar yağıyordu,
Atımın yelesi bulut renginde.


Cahit Kübeli


Misafir 20 Nisan 2007 14:45


Ne istersen..




__şimdi varlığın tahta bir kalemle bile şekillenebilir__


Bu şiir senin


…………


Kanat yaz,uç semaya
Salın bahar kokan beyazlıklarda
Sonra kanatlarını öyle bir çırp ki
Eteğini havalandır kız kulesinin..


Yelken yaz
Kafa tut dalgalarına sahipsiz kıyıların..


Bir küçük gemi ol
İster kibrit çöpünden,ister gazeteden
En miniklerini taşı balıkların
Bir ucundan bir diğer ucuna denizin..


Yada bir uçurtma ol..
Kuyruğuna bağla vazgeçtiklerini
Ve bir başkasının kuyruğundan topla
Yaşamak istediklerini..





Bu şiir senin



Sen ne istersen o..





esra gök


NiliM 20 Nisan 2007 15:00

Kar ve Çocuklar

Dışarısı güzel
Dışarısı beyaz
Dışarısı masum kar
Karda kartopu oynar çocuklar
Gülüşler
Bağrışlar
Çığlıklar
Nasıl da mutlu çocuklar

Uzaklar ıssız
Uzaklar kar
Uzaklarda bir köy var
Yirmibeşindeki öğretmen
Yapayalnız ölürken
Güzel miydi
Beyaz mıydı
Masum muydu kar bu kadar

Çocuklar
Çocuklar
Dışarısı güzel beyaz masum kar
Karda kartopu oynar çocuklar
Hiç büyümeyin ne olur
Kar altında üzülecek şeyler var


Levent Ümit Temiz


Misafir 20 Nisan 2007 15:45

Sabaha Kadar
Şu şairler sevgililerden beter;
Nedir bu adamlardan çektiğim?
Olur mu böyle, bütün bir geceyi
Bir mısranın mahremiyetinde geçirmek?

Dinle bakalım, işitebilir misin
Türküsünü damların, bacaların
Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını
Yuvalarına?

Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını
Kullanılmış kafiyeleri yollamak içein,
Kapıma gelecek çöpçülerle,
Deniz kenarına?

Şeytan diyor ki: “Aç pencereyi;
Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar.”

Orhan Veli


Guest_ASU 20 Nisan 2007 16:41

AŞk Bu Olmali

Elİmden HİÇ Bİr Şey Gelmİyor
Gİtmekten BaŞka
Olmuyor Sevda Bu DeĞİl BaŞka
İÇİm Tİtremİyor Sende
AŞkin Bu Degİl Bende


Ellerİn Öyle UlaŞilmaz DeĞİl
SÖzlerİn Öyle Taze
Sevgİn Sankİ Bende DeĞİl
Yada Ben Sende
İÇİmde Atmali Kalbİn
Nefesİnle YaŞamali Bedenİm
Sen Olmalisin
Gecemde GÜndÜzÜmde
Sen Olmalisin Her An Her Yerde
GÖz YaŞi Akitmaliyim Arada Bİr
AŞk İÇİn AŞkim İÇİn
AĞlayayimkİ Sevdİm Canim Yandi Dİyeyİm
Acitmali Hasretİn İÇİmİ
Acitmalikİ Sensİz Edemeyeyİm
Özlemeyİ Bİleyİm
Bİleyİmkİ Özleneyİm
AŞk Bu Olmali
Her Ani Buram Buram Hasret Kokmali
Sensİzlİk İÇİmİ Yakmali

alıntı...


Mystic@L 20 Nisan 2007 17:15

Sabaha Kadar Şu airler sevgililerden beter;
Nedir bu adamlardan çektiğim?
Olur mu böyle, bütün bir geceyi
Bir mısranın mahremiyetinde geçirmek?

Dinle bakalım, işitebilir misin
Türküsünü damların, bacaların
Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını
Yuvalarına?

Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını
Kullanılmış kafiyeleri yollamak içein,
Kapıma gelecek çöpçülerle,
Deniz kenarına?

Şeytan diyor ki: “Aç pencereyi;
Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar.”
Orhan Veli


DEsssT16 20 Nisan 2007 18:13

Sende Kalmış

Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim
Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış.
Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim
Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış.

Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu
Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu
Bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu
Aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış.

Nerede o çocuksu, o şımarık hallerim,
Saçlarına hasreti tanımayan ellerim,
Rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim
Tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış.

Ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam,
Avunabilmek için bir tavla atıyorsam,
Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam,
Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış.

Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok.
Zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok.
Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok.
Aynalarda kendimi göresim sende kalmış.

Sende kalmış umudum, saadet çağım sende,
Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende,
Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende,
Can diyorum sana, can kafesim sende kalmış.

Allah' ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa,
Sanki her noksanımı mecburum itirafa,
Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa
Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış.

Gel Tanrı'ya borcunu teslim etsin bu yürek,
Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek,
Kelime-i Şehadet getirmem için gerek,
Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış.

Cemal Safi


CaNaRY 20 Nisan 2007 18:15

Düşüme Düştün...Canın Acımadı Ya...

Gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır..?
nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak..?

ne zaman düştün sol yanıma da, vuruldum sözlerimden
benim yazım değilsin, korkarım kışım da
tenimde çıldırmış bir dilek tutuşturur iliklerimi
sen ateşsin
saat 17.28
kimbilir, şimdi neredesin

yoruldum korktuğum yangınlara yakalanmaktan
suya düştü intihar, boğuldu son bakış
kimi istesem uzaktır kıyı boyları
vedalar alnıma işlenmiş, nakış nakış

aşk! Sevdiğim ama dokunamadığım çiçek
kulaç attığım dalgalara sıkıştı haykırışım
gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır..?
nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak..?
yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum
söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak..?

ne zaman girdin aklıma da, karıştım gecelerde
benim sevdam değilsin, korkarım sevenim de
yürekte şaha kalkmış bir arzu ıslatır dilimi
sen havasın
saat 22.16
kimbilir, şimdi hangi kuytudasın

arındım ve çözüldüm geçmişin kirli nefesinden
geceye düştü uyku, titredi acı soluk
kimi çağırdıysam, kapalıdır seslerinin yolu
üşümeler içimden akıyor, oluk oluk

tutku! Bildiğim ama gösteremediğim resim
akıttığım renklere takıldı gül yüzlü uçurtmam
susmayı öğrettiler bana, konuşmak nasıldır..?
nasıldır, bir sesin içinde bağdaş kurup dinlenmek..?
yitirdiğim öpüşlerde yanıyor sevgilerim
söylesene, nasıldır bir yüreğin içinde demlenmek..?

ne zaman geldin yanıma da, dağıldı hüznüm
kaçarım değilsin, korkarım tutanım da
sen topraksın
saat 22.39
kimbilir, şimdi hangi duygunun uykusundasın...


Pelin Onay


DEsssT16 20 Nisan 2007 18:42

Vurgun

Gözlerim uykuyla barıştı sanma!
Sen gittin gideli dargın sayılır.
Ben de bir zamanlar sevildim amma,
Seninki düpedüz vurgun sayılır!..

Yalan mı söyledin göz göre göre?
Ne zaman dolacak verdiğin süre?
Gönülden gördüğüm takvime göre,
Aldığım her nefes bir gün sayılır...

Armağan ettiğin kutsal mendile
Akarken içimi dağlayan çile,
Manavgat denilen çağlayan bile,
Benim gözyaşımdan durgun sayılır!..

Ne kadar zulmetsen ah etmem sana,
Her iki cihanda gül kana kana...
Seninle cehennem ödüldür bana,
Sensiz cennet bile sürgün sayılır!..

Cemal Safi


Mystic@L 20 Nisan 2007 19:22

Umulmadık bir anda çıkıp bana gelseydin,
Şu perişan halimi gözlerinle görseydin,
Damlayan gözyaşımı yanağınla silseydin,
Göklere yükselerek uçtuğumu sanırdım.

O ipek saçlarına mor gülleri taksaydın,
Şu an yanımda olup gözlerime baksaydın,
Masamızın mumunu aşk oduyla yaksaydın,
Canıma canlar katan gül yüzüne kanardım.

İrfan Ünübol


Misafir 20 Nisan 2007 23:16

Sadece...


Sadece
Bir avuç tuz çaldık denizden
Rüzgarınızdan bir nefes
Bir ses aradık sadece
İçinizden...

Sadece
Çocuklar ölmesin dedik
Korkmasın gözlerinizden
Topunuzdan uçağınızdan
Bir hayat gizledik sadece
Merminizden...

Sadece
Genç kızlar sevsin istedik
Telli duvaklı olsunlar doğursunlar
Sarıkız'dan ayrı tutun Balkız'ı
Değişsin bu yazı
Kaderimizden...

Sadece
Buğday başakları büyüsün
Tarlalarında ülkemin
Kaçağa gitmesin Mustafa
Girmesin kuşluk vakti koynuna
Ölümün...

Sadece
Yol kesmesin artık
Kuşpalazı dizanteri verem
Okulsuz doktorsuz komayın dedik
Ana rahminde üşütmeyin canı
Kırmayın dalını tomurcuk gülün...

...............

Sadece
Gözlerine bakmak istedim
Yorgundum kadın
Ter olup tenine akmak istedim...

Kavgalardan çıktım
Yenik yalnız yaralı
Üstü karalı bir isim
Duvarda aynı resim
Bu oda bu şehir nefesim
Bir kibrit yakımlık aşk
-ki yakmak istedim...

Sadece yaşamaktım
Herkes gibi sıradan
Basit firari sürgün

Vurdular gövdemi
Bir dağ yamacında
Gölgemi sana
Bırakmak istedim
Sus şimdi
Kırgın bakışlarını sakla
Ve beni sana yasakla
Yaşamak senin..

Ben o Eylül vakti

Ülkem için

Ağlamak istedim...


Yusuf OBALI


kambis 21 Nisan 2007 00:44

ÖRT ÜSTÜMÜ
Ne zaman uzak dursam gulumsemene
Yokluga duser ruhum
Uzakliginin ucurumlarina

Daha kac yalvaris dussun dudaklarimdan
Gelmene dair kac arzu sagnagi dokulsun ruhumdan
Ben sevincleri erteledim
Sen gelmeyince
Hersey yarim
Gel de tamamlansin umutlu bekleyislerim

Ort ustumu sevdanla
Gecenin issizligina terketme beni
Dilime dusurme hasret sarkilarini
Bekleyislerimi cemresiz birakma
Karanliga fisiltini savur
Ruzgarlarima bereket dussun
Dinginlessin ozlemlerimdeki volkanlar

Odamin duvarlarina sinen bu huzursuzluk
Ve bu yilgin bakis
Ah biliyorsun sen
Yastigimin kokuna hasretinden
Dudaklarimin kurakligi bundan
Bundan tanriya isyanim
Gel de gunahlara salma sevdami
Ort ustumu umutlarinla
Cennet duslerine uzak dusurme inancimi

Kendimi arayislarin avuntusundan kec kere cektim kendimi
Kac kere tovbe ettim aramaya
Kac kere sorulari bitirdim usumda
Senken butun buluslarim
Ve sendeyken butun cevaplarim
Simdi `yeniden` demenin zamani degil
Sende bulmusken butun anlamlarini zamanin
Oyleyse gel de kalmasin ne gecmis ne de gelecek zamanlar

Aramak oyle agir ki
Uzaklasma benden
Ort ustumu varliginla
Kaybolmuslugun atesine dusurme beni

Sen sevdalimken
Ve ustelik kollarimdaki sevismelerin cicegiyken
Yetmezken ne sana verdiklerim
Ne de senden aldiklarim
Yasamin anlamina senden tohumlar serperken
Uzaklasma dusuncelerimden
Anlamsizligin cehennemine dusurme beni..........

Gassan SATAR



Saat: 13:22

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık