![]() |
Tercan Elleri / Davut Sulari Tercan ellerinden gelen bir güzel Açmış ak göğsünü sallanır bir hoş Kınalanmış parmakların ellerin Oturdu yanıma sallanır bir hoş Davut Sulari der bağrıma akar Ateşin hicranın çok canlar yakar Can alıcı gözle yüzüme bakar Naz o eda ile sallanır bir hoş |
Karalar İçinde Bir Beden İşte sana karalar içinde bir beden Umuttan bir haber,bekler durur seni. Yağmurlar yağmayan bir ormanda, Sen onu düşünürken. Acılar içinde kıvransa da, Kalbi artık yok olmuşsa da, Adıma her ne kadar lanet okusa da, İçimden atamadığım sen! Adını koydum senin, Karalar içinde bir beden. Kalbinde bir roman var okuyamadığım, Adı sevgim ve ben! Amacımı şaşırmışım, İstesen de gidemem. Kalbim adını kara listeye almış, Çağırsan da gelemem artık ben. Ne taraftayım bilemiyorum, Sevgin beni derbeder etmiş. Her gün hayallerimle ağlıyorum, Sensizlikten bu hayat bana dar gelmiş. Tat alamıyorum artık yediklerimden, Sana verdiğim güller kokmuyor. İçimde bir sen var, Pişmanlıktan her gün ağlıyor. Bilmem nasıl biter bu hayat, Sensiz bir başıma. Kalbime ağrılar saplanıyor, Adını her duyuşumda. Gidiyorum, Tahammülüm kalmadı sevgisizliğe. Sende kalan son bir hatıram, İçindeki okuyamadığım roman. |
İşte Yetimlerin Yetimi / Davut Sulari İşte yetimlerin yetimi benem Çok cahd ettim gülemedim ne yazık Bu dünyaya geldiğimden yoksulam Ben neyim bilemedim ne yazık Her kimlere el attımsa koptu dal Ne takadım kaldı ne de mecal Bir yakınım yok ki olam hasbihal Fesat hille olamadım ne yazık Giden gitme mihnet bırakmaz peşin Gel Davut Sulari yok ahbap eşin Yaren akraba tavlukat kardeşin Dediğimde duramadım ne yazık |
İyimser Bir Gül Uyandım, seni düşündüm Birdenbire duvar Birdenbire gece yarısı... Sonra devriye parolası Ve rüzgar Ve birdenbire kalp ağrısı... Uyandım, seni düşündüm Ey yar Ey göğsümün sol yarısı! Su bulanınca Meydanlarda sesin yırtılınca Hiç dostun kalmayınca Sarsılmış bir ömrün Basamaklarından Görüşüme gel ne olur İyimser bir gül olsun Dudaklarında... Dert etme, iyiyim ben Ara sıra mahşer Ara sıra yaşama hırsı... Sonra mazgal altı zulası Ve mektuplar Ve ara sıra hasret belası... Dert etme, iyiyim ben Ey yar Ey hüznümün tütün sarısı... Kan bulaşınca Yangınlarda yüzün harlaşınca Saçların tutuşunca Zorlanmış bir hükmün Tutanaklarından Görüşüme gel ne olur İyimser bir gül açsın Yanaklarımda... |
Aşkolsun / Cüneyt Ayral Aşkla yakışmıyoruz biz Uyuşamıyoruz birbirimize. Soğuk bir su damlası gibi İrkiltiyor beni Bense karabasan gibi düşüyorum üzerine. Aşkla yakışmıyoruz biz Uyuşamıyoruz işte... Aşk, uçarı Heyecan ve eylem arıyor. Bense uzayın gerisine düşmüş Zamansız zamanda gözlerim. Aşkla ben... Olmuyor işte! |
ANLAYANA Çıkmaz sokaklardayım. yol bulamıyorum her gece dikenli yatakta yatakta uyumak rüyalaramı kalacaktı, seni görmek dikenüstünde yatmak , bilirmisin yürürken gölgenle yürümek hayalinle konuşmak beni hiç bilemedinki zaten sen ne bilirsinki !!! ne anlarsın halimden ben saNa degil.gözlerindeki kendime aşıgım ben sana degil gülüşüne aşıgım ben sana degil. bendeki sana aşıgım ben sana degil, gözlerindeki yaşa aşıgım İçimi yakan sana aşıgım zaman su dökmedi , kor oldu yaktı zaman da senden yana çıktı degermiydi, hiç düşündünmü!!! birde benim gözümle. kendini hiç gördünmü !!! |
Gecelerde / Mustafa Şerif Onaran Bir hüzün dolu ay ışığında Gecenin bir ucunda sen, bir ucunda ben. Rüzgarın esişinden belli zaten Her şey kendi yalnızlığında. Dalıp gitmişsin pencereden Anıların tozunu eler yıldızlar. Kadife uykularda beyaz rüyalar Gecelerde başladı bahar. Soluk almasını duyarsın sanki, Rüzgar değil yaprağı kımıldatan. Gecede kaybolana çoban ateşi sevgi, Ötesi yalan Hayal etmezsin de neylersin? Gökyüzü yıldızlarla genişledi. Unut o kahır yüklü türküleri gönül! Gecelerde bahar başladı. |
Sesleniş / Uğur Mumcu Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi. Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık. Vurulduk ey halkım, unutma bizi... Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi, taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi... Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık sustu. Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük. Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğu’daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki, Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da, paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük. Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Bağımsızlık, Mustafa Kemal’den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular. Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi... Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkım, unutma bizi... Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eline değmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere. Asıldık ey halkım, unutma bizi... Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile, karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde, öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler. Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi... Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi. Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi... |
Karanlığı Beş Geçe Yürüyorum sensizlikle beraber gecede Düşünüyorum, saat karanlığı beş geçe Açılıyorum yüzmesini bilmediğim gece yarılarına Siyah yalnızlık özlem sensizlik karıştı bana Ellerimde yüreğim paylaşıyorum sırlarımı Yaşanmamış günlere dayıyorum sırtımı Senle olacağım günü düşünüp Mutluluk sarıyor her yanımı... |
@@@Bu Sehir Ve Sen@@@ Omrumun en guzel senelerini Alip da gittiniz bu sehir ve SEN ! Gonlumun en masum umitlerini Calip da gittiniz bu sehir ve SEN ! Doktugum yaslara aldirmadiniz Giden gencligime acimadiniz Dustugum yerlerden kaldirmadiniz Basipda gittiniz bu sehir ve SEN ! Beni iyi tanir bu kaldirimlar Bu kuytu koseler bu tas sokaklar Sizlerden bir omur alacagim var Calip da gittiniz bu sehir ve SEN ! Baglayip durdunuz hep ellerimi Delik desik ettiniz seven kalbimi Icimde dag gibi hayallerimi Yikip da gittiniz bu sehir ve SEN ! Biriniz sagirdi duvardan bile Biriniz kalpsizdi taslardan bile Butun acilari dizip onume Kacip da gittiniz bu sehir ve SEN ! Kimsesiz yalnizdim kollarinizda Herseyimi kaybettim yollarinizda Simdi son bir hesap var aramizda Vermeden gittiniz bu sehir ve SEN ! Ben yine yasarim icimde yasla Ya SIZ ! neylersiniz bu ihtirasla Bir daha donmek mi buraya asla Icimde bittiniz bu sehir ve SEN ! Kaybolup gittiniz bu sehir ve SEN ! ! |
| Saat: 01:35 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık