![]() |
Yokluğumun Resmi Attığım her adım benden uzakta Bastığım her yerde yokmuşum meğer Çırprnırken 'ben' denilen tuzakta 'Ben' bana saplanan okmuşum meğer... Aklım kumsal iken, ben toz paresi Çıktıkça yükseğe alçalır oldum Düşündüm derdimin nedir çaresi Susarak konuşmak, sonunda buldum... Esrarlı vuslata bir adım kala Hasretin vecdiyle, ben kement attım Deryada boğulmak ne güzel bela Battıkça kurtuldum, çıktıkça battım... Görünmez cevheri buldum diyerek Körlüğü kör ettim, deli bir taşla Bilmeyi bilmeden, bildim diyerek Boşluğu doldurdum, dolu bir boşla... Nasılların sebebini sorarken Sualimi cevapladım 'niçin'de Çokluğumda yokluğumu ararken Yalnız kaldım yığınların içinde... Satır satır böldü beni heceler Her kırkımı, kırka yardım savuştum Boşluğumu kucakladı geceler Sessizlikte, gürültüyle boğuştum... Var'da yoku, haykırırken her seda Aklım ki, aklımı başımdan aldı O'na gidiyorum, bana elveda Sonsuz olan sona, bir nefes kaldı... |
sevmek yürek işi başka türlü sevilmiyor yürek sevme evi desem yalan degil hani başka yerde konaklamıyor o sevda kuşu bu yüzden gelip gelip bir yürek dalına konuyor o can kuşu konmuyor başka hiç bir dala inadına bir yürek dalından başka sevmek emek demek alınteri demek yürek teri yada basbayağı iş uğraş işte ama dünyanın en zor ve en ağır işçiligi öylesine çetinmi çetin üstelik emekliligi filanda yok mesela sosyal güvencesiz şu sendika sigorta meselesi yani grev bile yapamıyorsun birini severken ama lokavt nedense serbest ansızın kapı dışarısın boşuna dememişşairlerin ustası 'sevmek zor zeneaat 'diye bu yüzden dyanamıyor her yürek bu ağır işçilige mesela bizi düşün yada yalnızca beni sevmek senin için yirmi dört saat çalışmak ter dökmek demek benim için özlemek demek seni üstelik yan yanayken beklemek demek sanki çok uzaktaymışsın gibi üretip yaratmak demek bol ve bereketli bire bin verircesine üstelik yövmiyesiz ve gündeliksiz yani seni severken sudan bile ucuz emek yani bedeva iş seni sevmek olunca[ |
Coşkunu sevdim İçtenliğini, doğallığını Düşlerini sevdim Hislerim hislerini Ellerim ellerini Ben senin sıcaklığını sevdim Sana çağlayışımı Bende şiir oluşunu Geceme doluşunu Sevdim Hayalinin bana dokunuşunu Yüreğimi tutuşunu Ben seni şiirsi sevdim.... |
ZAMAN YOK Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın. Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda. Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini, hepsini yüzüme vuracaksın. Zor duruyorsun. Kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hâlâ... Yok... Boşuna arama. Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş sayılır... Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz, karanlık, dipsiz... Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan elini, dilini yakarlar. Canını acıtırlar. Benim de... Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte, kızgınsın... Senin olmayanları bırak, bana kendi kelimelerinle ulaş... Haydi söyle! Bağır, çağır, yüzüme haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur... Gözlerini kaçırma benden. Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle. Affedeceksen şimdi affet beni... Zaman yok. Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini uzaklara vurman... Zaman yetmezmiş gibi, bir de araya mesafeler koyman... Yollar, duraklar doğru değil... Bilesin. Boşuna bu kaçışın... Alıp kendini başka yerlere götürmen yeterli değil. Ben buradayım. Tam burada. Hiç değişmedi yerim. Bildiğin yerdeyim. Bildiğin gibi... Doğru değil bizi parçalaman. Kabul et bunu. İçin böyle istemiyor, farket, anla... Dokunacaksan şimdi dokun bana... Zaman yok. Ben de bekleyebilirim kır çiçeklerinin, ıslak çimenler arasından boy atmasını... Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu bulanık denizin, küçük sandalları sahilde bir o yana, bir bu yana yatırmasını, ben de... Evet, ben de önce şiirler söyleyebilirim sana, sonra küçük çekingen notlar gönderebilirim. Doğru kelimelerin peşinde, ben de küçük adımlarla dolaşabilirim, ben de... Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde yanına gelip, ilk serin geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için... Ben de yüreğimi nadasa bırakıp bir süre, bir başıma labirentlerinde dolaşabilirim hayatın, ben de... Ama bunu yapmıyorum görüyorsun. Önce sevdiğimi bilmen gerekiyor diye düşünüyorum. Yaşam bunun ardından geliyor. Adımlarım böyle daha sağlam. Buna inanıyorum, bunu yaşıyorum... Hadi sen de yap bunu. Seveceksen şimdi sev beni... Zaman yok! |
Gecenin Kapilari Bütün kapilar kapandi, dişardayim Birden karşima çikmayin korkuyorum Uykusuzum fena halde, sokaktayim Karanlik bastirdi mi bozuluyorum Fena bir yerimden koptugum dogru Kendimden çok fazla yaşamaktayim Nereye baglanacak bu işin sonu Aslinda ben kimim meraktayim Bütün kapilar kapandi, sokaktayim... |
Kurşunlanmiş Rüyalarim Hasret alevden bir gömlek içten içe kor Önce gel sokul sineme sonra halim sor Körpe goncam, al dudaklim sen aldin aklim Gözlerimde binbir arzum, gönlümde saklim Kurşunlanmiş rüyalarim gel de hayra yor Bir aci ver tanrim bana ayriliktan zor Ela gözlüm sarmaşigim, ümit işigim Sana hasret, sana hayran, sana aşigim Sevdigini saramayan bir biz kalmişiz Bizler aşk andini gülüm şeref bilmişiz Tüm insanlar sagir şimdi bütün gözler kör Al kalbimi sök yerinden yerden yere vur. |
Saçlarini Zindan Zindan Sal Bugün Bu sevda aklimi baştan alali Bir hirçin denizim deli dalgali Bir Yunus ol gögsü pul pul kinali Gözlerime birer birer dal bugün Iç çekelim kör dügümlü yollara Ya benim ol ya benimle öl bugün Hiçkiralim boşa geçen yillara Yanagimi kirpiginle sil bugün Teller bir bir koptu, paramparça saz Dört duvar içinde esiyor poyraz Müebbed gönlüme ne söylesen az Saçlarini zindan zindan sal bugün Iç çekelim kör dügümlü yollara Ya benim ol ya benimle öl bugün Hiçkiralim boşa geçen yillara Gözlerimi yanaginla sil bugün Ya başlayip yeni baştan sevdaya Yanaklarin pençe pençe gül bugün Kiralim kalemi nankör dünyaya Ya başlangiç ya son olsun gel bugün |
Küllenen Aşklar Tomurcuk çiçekken bildiğim halin, Kalbime doldurup aldığım halin, Rüya imiş seni bulduğum halin, O yıllar oyalar kandırır beni. Yüzünde yorgunluk, saçında aklar, Bizim gençliğimiz çalan tuzaklar, Durulan sevgimiz küllenen aşklar, Benden uzaklara alıyor seni. Bilseydim o yıllar solacağını, Zamanın bir hırsız olacağını, Seni benden böyle çalacağını, O yıllar bilmezdim, öğrendim yeni. Mevsimler geçermiş, çiçekler solar, Şimdi hatıralar beni oyalar, Seviyorum seni ilk günkü kadar, Yalınız bırakma gönlümü emi? Sıkıca sıkıca tut ellerimi. |
Gece Yine rüzgar vuruyor bak pencereme, Geceler korkulu, karanlık, sessiz... Biliyorum beni sorup her yere, "Söyleyin hiç gördünüz mü?" diyor "siz" Dinliyorum çevremi tek nefesim, Başka bir hareket yok şimdi evde, Bağırsam çıkmayacak gibi sesim, Sanki ben esirim, gece bir dev de... Zaman durmuş şimdi, bekliyor beni, Ne gece bitiyor, ne bir ışık var... "Biz bir kabusa teslim ettik seni, Çok uzağa gittik," diyor uykular. Kendi hallerinde çocuklar karım, Mışıl mışıl uyuyorlar, ne güzel, Bilinki bu evdeyim, ben de varım, Ama uykumu alıp gitti bir el. |
Ruhum Zindanda Kaldı Gözlerim bağlanarak, Elim kelepçelendi. Karanlık perde perde, Ruhumda şekillendi Demir şakırtıları, Ve nöbetçinin sesi. Bir kaçak yakalandı, Hazırlansın hücresi. Beş numaralı hücre, Zamanın buz tuttuğu. Asırlara eş değerde, Saniyenin artığı Gün ışığına hasret, Rengi solmuş bir deri. Zaman, zaman ey zaman, Bir ileri üç geri Buraya mazlum düşmez, O halde suçlusun sen. Adalet yanılmaz ki, Beyhude ne söylesen. Konuş konuşamazsın, Ağlamak, gülmek yasak Bir yasak ki sormayın, Yaşamak, ölmek yasak Ekmeğim taştan katı, Ve kırık çanakta su. Ölümü hatırlatır, Zindanların uykusu. Ve bir gün olmaz olur, Demir kapı açılır. Hürriyetin kokusu, Üzerime saçılır. Derler; eğlen, gül, oyna, Bedenin azad olsun. Nereden bilecekler, Ruhum zindanda kaldı. |
| Saat: 02:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık