![]() |
Susar Kâinat Adlî İlâhî’den sual eylesem Kapanır dudaklar, susar, söylemez... Acep hangi meyve helâldir desem Sararır yapraklar, susar, söylemez... Munis bir merakım, mağrur bir merak Tohum bir merakım, yağmur bir merak Maden bir merakım, çamur bir merak Utanır topraklar, susar, söylemez... Karlı dağlar uykuya mı yattı ki Geçitleri haydutlar mı tuttu ki Deli rüzgâr dilini mi yuttu ki Ormanlar-ırmaklar, susar, söylemez... Desem ki adalet, hürriyet var mı? İnananlar inancını yaşar mı? Yoksa zulüm-zillet boydan aşar mı? Kararır şafaklar, susar, söylemez... Bir yemine çeksem gök yere değer Âlem söz orucu tutarmış meğer Balıklar başını önüne eğer Sallanır kavaklar, susar, söylemez... |
Karanlık Gecem Her Gece Ağlıyorum Bu Issız Delikte Fakat Gülmek İstiyorum Artık Bende. Dünya Üstüme Geliyor Gün Geçtikçe Karararak Herkes Sırtını Dönüyor Dünya Tersine Mi Dönüyor. Dostlar Sırt Dönüyor Hatıralar Unutuluyor Yaşanan Güzel Günler Tarihe Gömülüyor. Karanlık Kaplıyor Benim Her Gecemi İstemesem de Beni, Oyalar İstemiyorum Artık Bu Karanlık Geceyi. |
Derinleşen Akşamlar Bir sigara yaktım, durup düşündüm Neyim var, neyim yok döküverdim önüme Yeniden gözden geçirdim kendimi Kendime yabancı düştüm gene Nasıl da sert davranmıştım kendime Şimdi daha iyi anlıyorum Ben sokakların kural bilmez çocuğu Bir başkası olabilir miydim hiç Kendi yerime Biraz da anılarla oyalansam Yaşanmış ve bitirilmiş olanı Nedense bir türlü sevemiyorum Yeniden yaşamayı düşünmüyorum En güzel sevinçlerimi bile Her zaman kendime dar geliyorum Ne zaman derinlerime dönsem Yeni bir sayfa açılıyor önüme Ne zaman yeni bir şeyleri özlesem Neden bilmem Kaskatı bir karanlık yerleşiyor içime |
Ölümlerin Düşündüğü Türkü Bir akşamüstü balçık kuşları Sessiz dökülürler yorgun akşama Zehirli saatler emzirir suları Günün ardından uzanıp dağlara Yağmacılar doruklarda yıldızları çalarlar Zamanın örgüsünü dişler gece kuşları Uykunun kanını emer vampir Güzelliğe kezzap döker karanlık Sevinci tutsak eder korsanlar Yavaş yavaş açılır yılan yumurtaları Düşleri eksik imgelerle bozar Kirpiler, kuzgunlar, kokarcalar Geceye çakılır eskiyen kasımpatı Uzaklardan boş kahkahalar gelir Çocuğun boynunu takarlar ipe Çirkinleştirerek yalnızlıkları Bu cellatları kim besliyor Kim yerleştiriyor çiçek diye Kente bu gülünç sehpaları Kim doğruyu kime benimsetiyor |
Sessiz Akşam Düşleri Bembeyaz akşamlara çıkmak Deniz kıyılarında ya da dağ başlarında Daha doğar doğmaz sarhoş Pırıl pırıl bir günden Akşam gelin gibi süzüle süzüle Yamaçlardan ağır ağır inerken Seni duymak, seni sevmek, seni okşamak Seni konuşmak ve seni susmak İlk karanlıkla birlikte erkenden Senin hazırladığın sofraya oturmak Senin yaydığın çarşafların üzerine Uzanıp uzun uzun düşünmek seni Dünyayı yepyeni güzelliklerle Yeniden yaratır gibi Elinle kapladığın yorganı örtünüp Seni duymak, seni düşünmek, seni bulmak Haritaya yeni bir ada yazdırır gibi Her yanını, herşeyini öğrenmek Saçlarını, boynunu, sırtını, belini Kollarını, omuzlarını, dizlerini, ayaklarını Hatta ayıp olmasın en gizli yerlerini Yanı baştan sona seni ezberlemek |
Acıya Kurşun İşlemez Sabrın çalkalanıp taştığı sulardadır Çığlıklarla parçalanmış uykularda Buruşturulup atılmış aşklarda Ve çalınmış mutluluklardadır Ses ile yürek Büyük rüzgarların o yanık şarkısı Hala yükselir içimizden, dağılır Coşkunun doruklarında sürer yankısı İlk kurban adanırken bir nehire Korkunun ilk nisanında başlamıştır Gözyaşının ilk damlasından kalma Yaslı baharlarla gelmiştir bugüne Kanla yazılan yasalarla Açlığın otağ kurduğu sabahlarla Ve sonuçsuz kalan ahlarla gelmiştir Acıya kurşun işlemez artık Ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir Yok bundan böyle ter yarası Zincir tutsaklığı ve sabır Kırbaç yalvartması sessizliğin Can pazarı ve kahır yok Herşey yaşanan şu gün gibi gerçek Adımız halk olduğu günden beri Bir direnç olmuştur bizde sevinçler Şimdi acının her kuraklığında Onlar Yüreğimizin ovalarına çiselenirler Boşuna değil bu ölürcesine sevmek Ve ölürken bile yürümek Boşuna değil Hep yatağı olduk tarihin ırmağının Yenilgilerle durulmanın Zaferlerle köpürüp kabarmanın Ama hiç bir zaman Anası olamadık geçmişi doğurmanın Yıldızlar ve sular tanıktır Aç ve kavruk bir memeden Direnmeyi yudum yudum emen Bir çocuk gibi öğrendik Ve direndik Ordular kurduk türkü renklerinden Bütün ağıtları bir hücumda yendik Acıya kurşun işlemez artık Biz yaşamayı zulümsüz sevdik |
Karanlıklar Sevgiyle Yanardı Şafaklar vardı güneşler doğardı yüce dağlar ardında sabahlar vardı sabahlar vardı, ve pencerelerde bizi selamlardı sevgiler vardı her şafakta ve her sabahta gözlerimiz pırıl. Pırıl yanar yüreklerimiz gürül gürül akardı. Akşamlar vardı pencereleri bir karanlık sarardı yanardı bir. Bir lambalar. Ve bir zamanlar lambaların yanmadığı gecelerde karanlıkların içinde güzel yüzlü insanlar karanlıkları sevgiyle yakardı. |
Bir Yeraltı Nehrini Beklerken Bir saz kadar mutlu Ve hüzünlü başlıyoruz bütün günlere Ve bir türkü kadar sıcak Biliyoruz ki dağların göğsünü saracak Ve yerinden oynatacak olan şafak Onuru ışık diliyle Karanlıkta koruyanlarla başlayacak |
Yağmur Şimdi Ankara günlük, güneşlik Havada tek bulut yok. Neden kapkara ivedik? Bilmeyene bunu anlatmak zor Neden ivedik'e yağmur yağıyor. Başkentte herkes bayram yaparken, Doyasıya gülerken Biri var için için ağlıyor, Hatıralar ortasında, Alev, Alev yanıyor, İvedike yağmur yağıyor. Parmağında nişan yüzüğün, Üzerinde gelinlik elbisen Uzat ellerini pencereden Gözyaşlarımdır şimdi ellerine düşen. Sevmek kolay, unutulmak zor Havada tek bulut yokken İvedik'e yağmur yağıyor. |
bir sonbahar akşamında yine merhaba kanlı gözyaşım bir günah işlemişcesine buruk bir ölümlü gibi çaresiz yüregim merhaba zaman zaman acılardan bir yol geçerdi yüregimin kıyısından ellerimden tuttugunda unuturdum güneş ışıgındaki gülümsemen gibi soyletmıyor yaşananlar soldugumu anlatamıyor ağlamalar son bir sewıncım wardı gözlerinden bana yar kalan içimde bir saklanbaç gibi sakladıgım sewgilerineydi merhabam sen yazgıların en büyüğü idin şu dünyada bir tek benim olan kanlı gözyaşlarımdakı solmayan güneş gibiydin sonbaharımda beni ısıtan ateş gibiydin seni unuturum diyenlerim oldu güneşsiz sabahlarımda ellerime yaklaşmak isteyenlerim oldu asma be suratını kanlı gözyaşım asma be o güzelim kaşlarını seni senden çok sewmeye yeminliyim ben şu bahtsız dünyada senin için acıların derinligindeyim gittigin günü bugun yeniden yüregime kazıdım isyanlardan bir köprü kurdum amansız karanlıklara yeter ki terk etmesin esmelerin yeter ki bitmesin anıların biricik gülümsemelerin seni yeminlerin bahcesine gömdüm ben ne senden vaz geçerim nede kanlı gözyaşlarımdan yeter ki asma o güzel kaşlarını yeter ki ağlatma be kanlı gözyaşım ..... |
| Saat: 04:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık