![]() |
Her zaman hissettiklerimi yazamıyorum zaten; her yazdığımı hissedemiyorum her zaman hissettiğim kadar yaşayamıyorum zaten; yaşadığımı hissetmiyorum bir gün akıllı uslu hanım hanımcık başka gün zır deli zır aşk ! doluyorum gelme...gitme benden gözü tok çocuk ! sensiz, pek iyi olamıyorum... |
Öğrendim Öğrendim Kollarımı uzattıkça kırıldı ellerim Sevgilere Nokta koymayı öğrendim. Seni tarif eden;hangi büyülü söz Hangi şairin ağzından süzülür Bilmem Ama Seni o dizelerden kaçırır, hayalimden yüz bin defa geçiririm Kendimden olursun Kendim olurum Sensiz, kendim olmayı öğrendim Yazılarda...yöz Yılmaz Öz |
Baş Koymak Vardı Sevdana,Vurulmak Pahasına Gökle yer gibi aramızdaki uzaklık... Ufukta buluşmayan bu sonsuz ayrılık... Elini tutamamak, Yüzüne kaçamak, Göz ucuyla bakmak, Yüreğimi acıtıyor!... Yan yanayken bu hasret, bu bedbahtlık, bu zavallılık... Sevmek böylesine ağrılıysa, Olmaz olsun ; Yere batsın!... Yaşamak; Kıvranmak, nereye tutunacağını bilmeden... Haince yaşamak!... Tutsaklığa bile bile direnmek, Bir anlık sevinçle yetinmek Ne kadar günah, Ne kadar yazık... Hiç razı değilim insanın yazdığı insafsız kurallara... Şimdi bir atmaca olmak vardı, Hakkı olduğunu bildiğim sen'i, Alıp kaçmak vardı!... Varsın kovalasınlar, Baş koymak vardı sevdana, Vurulmak pahasına... "Fatih Yeşilgül" |
Hüzünlü Dudaklar Bir seher vakti Yağmurlar dökülür Renk alır doğa. Çatıdan gelen sesler Bir melodi gibi Yansıyor kulağıma. Şarkı söyleyen kuşlar Esen lodos Götürür beni hayallere. Bir coşku ile,çarpar yüreğim. Yeni sevdalar yolunda Kendini bulur gönül. Bir derin nefes Ferahlatır içimi. Bir demli çay Islatırken hüzünlü dudakları Dalar giderim uzaklara. Yükselirken ufuklarda Açılır birer birer Umut kapıları. Yaşam kaynağım olur Her yeni sevdam. Bir gülümseme düşer Soluk yüzüme Dönerim kendime. Kalemim olmasa Ne yazar,ne söylerdi gönül. Yanarım... Boşa geçen yıllara. Haziran-2007 Mustafa Yiğit |
Gönlüm... Tam yakalamışken geceyi gün, Kimsesiz gönlüm bir ("O") şiir(i) okur. Tam "O" anda, bir coşar bir durulur. Çaresizdir zamansız gidişlere, Koşar durur kayıp mutlulukların peşinde. Birden deli bir yağmur oluverir, İznini şimşekleriyle alır, acıtarak çıkar gider, Arar yitik sevdalarını tüm zamanlarda. Sorar bulamadıkça, terk edilmiş ruhlara. Ruhlar anlatırlar ağlamakla, isyankârca birazda. Oturup ağlar her yaşanılmışa. Utana sıkıla geri döner, sessizlikten yana. Sessizliği hasretten yana, Hasreti de cevabını bulamadığı birçok soruya aslında. Dinle ey gönlüm; Hangi sevda sürüp gitmiş sonsuza. "O" kışlar hep kalmaz bağrında. Boynun eğme asla, bu halin suç sayma. Kendini sakın sahipsiz sanma. Mevsimlerin bir tanesi bahar mutlaka. Mustafa Cırık |
Gelmeyen Sevgiliye.... Ne güzel ellerim var Ellerinden tutmuştu Ne güzel dilim var Güzelliğine bakarken O günde susmuştu gidişindede sustu Ama gel görki Yüreğimde boranlar Kalemimde fırtınalar Dayanılmaz acılar İçi sen dolu bir dünya İsyan yok sevdiğim Öncede tanımazdım Sevgiyi... Ve seni... Gözlerini özledim Kaybolmalarımı Düşmelerimi İrkilişlerimi... Gözlerinin derinliklerinde Kayboluşlarımda Aniden masaya vurur Çokmu güzel der Utandırırdın beni Konuşamaz Utanırdım.. Susardım Yüzümdeki tebessümle... Suskunluğum aynı Değişmedi Gel görki Tebessüme dair Ne varsa Seninle kayboldu Ben gülüşünü özledim Ben gözlerini özledim Ben sevmeyi özledim Ben seni özledim... Ali Adıyaman |
Oysa Renk değiştiren havalarda âşık oldum hep Kısa süreli. Yaşama biçim veren ellerdi taptığım İnanç kavgasında süresiz, Ve her şey yalandı Eflatun rengi akşamlarda Gündüz-gece devinimine aldırmadan Yanardı yamalı şarkılar. Vakit çılgınlık vaktiydi Gençliğin bahşettiği heyecanda Kırmızıyı sevgiliye bırakırdım Gökkuşağı hilekâr havalarda Çatırdayan yapraklara saklardım Can kırıklarını, sonbaharın Vakit tükeniverdi ansızın Yandı gözyaşlarım. Düşündüm de Seni seviyordum ben Durduğum zaman Şiir avlusunda Ve senin ellerinden suyundan içerken Ahmed Arif'in. Seni gerçeklerinden çaldım hayatın Kaçtım ölümden Sonra ölümü kovaladım ayrılığında Hep sana vardım Yağmuru giyinmiş yollarda Ve hep sana kaldım Geriye kalan Süreli süresiz sevdalarda.... Hep seni seviyordum oysa Eflatun rengi akşamlarda.... Nedim Kardaş |
Yalanlarinla Gözlerimden kaçırdığın bakışların Konuşurken dokunduğun saçların Dilinden önce vücudun Bana bir şeyler anlatıyordu Masum değildi bu veda Yalan vardı gözlerinden akan her damlada Dudaklarından dökülen her sözde Bir tezatlık vardı. İnanmamak mı böyle bir durumda Söz konusu bile olamazdı Daha içimde tap tazeyken sevdan Beynim hükmedemezdi kalbime Beynime giden her damarda akan sendin Bir kalemde kesip atamazdım seni. Kıyamazdım bu cana Yaşarken öldüreceğim seni, Kahbe yalanlarınla. Şükrü Donuklar |
Eyül De Yağdı Eylül de yağdı dün gece haneme Mazi denilen sevgilinin kollarındaydım Eskimiş fotoğraflar Dudaklarımda titrek heyecanlar İşte tam orada şen kahkahalar kaplamış bizi Az ötede masum bakışların takıldı yüreğime Ayağın takılmıştı düşmüştün ya Kumsalda narin bir kayaya Şimdi dalgalar taht kurmuş İsmimizin yazıldığı kumlara Denizin koynunda uyuyormuş adın Eylül de yağdı dün gece haneme Yağmurlar hışımla ıslattılar İlk seni seviyorum dediğim toprağı Salıncağında çocuklaştığımız park var ya Harabeyi andırıyor şimdi Şarkılar ezberlediğim sokaklar ıssız Gökyüzünden yıldız kotardığımız Canından can beklediğimiz Ellerini yüreğimde sakladığımız evler bomboş Eylül de yağdı dün gece haneme Kırık bir ayrılık bestesi mırıldanırken Yokluğunun sesiyle yaşarken Şarkılar da dindiremezken hasreti Dayanmaz yaralı bu yürek Dayanmaz kendini vurur bir yerlere Dipsiz bir kuyuda yankılanır gibi sesim Ensemde saklıdır ılık nefesin Eylül de yağdı dün gece haneme Ellerini yüreğimde sakladığım evler İsmimizin yazıldığı kumsallar Gülümseyen acemi resimler Titreyen masum dudaklar Kavuşmaya adanmış dualar Yokluğunda yazılmış mektuplar Ruhunda yitirilen uykular Güneşle doğulan sabahlar Sararmış bir yaprak gibiydiler Yollarda izin yok yıllara da sözüm yok artık Tünesin baykuşlar adak olmuş bir tepeye Sarsın tüm benliğimi yıkasın gözyaşlarımı ağıtlar Üşüyorum yakacak közüm de yok artık Düşüyorum sensizliğe bu derman çok artık Eylül de yağdı dün gece haneme Hayalini çizmişlerdi solmuş gözbebeklerime Zekeriya Efiloğlu |
Şehitler Veriliyor Şehitler veriliyor Bu vatan toprakları uğruna Peş peşe yiğitle arşa yükseliyor Kucak açmış Peygamber Yüzleri gülüyor Bir gökler ağlıyor Birde Bir fidan misali yetiştirdikleri Evlatların ardı sıra analar. Gelinler suskun Dilleri lal olmuşçasına Acıları vatan uğruna teferruatta. Bacılar feryatta Artık ağabeyleri yok hayatta. Yirmi otuz şehidin cenazesinin kaldırıldığı Gözlerin göğe kalktığı Günler geride kalmadı inan! Mardin'de, Şırnak'ta, Hakkari'de Ana baba genç yaşlı Çoluk çocuk demeden Can veriyor atalarımız Bu vatan uğruna feda diyor canlarımız. Kulaklarda ALLAH ALLAH sesleri dinmiyor, Yankılanıyor anbean Ölürken bile Ya ALLAH çekiyor inan.. Bebek katili kana doymuyor, Anaların gözyaşı dinmiyor... Ve yıl 2008 ‘'NE MUTLU TÜRKÜM'' diyenler AB uğruna her şeye onay mı vereceksiniz? Süleyman Nafiz'in sözü nerde kalıyor? ‘'Irkına, vatanına, tarihine, ihanet etmiş olan efrad ve akvamın hiçbirini unutma Türk oğlu Unutma ve affetme...'' Ey türk evladı Uyan..! Uyan ki dinsin bu feryat, Uyan ki duysun psikopat, Uyan ki huzura ersin bu efrad. Gönderde bayrak, Çocuklarımız ezan duyarak, Vatan bizim olarak, Verelim son nefesi YARAB...! Zekiye Oktar |
| Saat: 04:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık