![]() |
Hüznün Anlayışı / Ebubekir Eroğlu tut ki bir yalnızım ben tut da kurtulayım bu soğuk bahçeden hızla geçti günün arzuları hızla geçti gecenin dinmeyen anıları sabır taşını ikiye böldüm geçtim binbir acıdan umuttan ayışığına muhtacız dedim dinlemediniz duaya muhtacız selâma muhtacız muhtacız bahara bahar sabahına tut ki bir yalnızım ben esintine muhtacım ey ulu rüzgâr bana bir sır gerek şafak vaktinden hatırama başdönmesi hüznün anlayışını isterim ey hüzün anlayışını isterim badısabanın sabahla dostluğunu badısabanın sabahla savaşını isterim ey badısaba ekmeğini aşını isterim isterim hızla geçen arzuyu bu dansın çağrısı beni bulur beni arar |
Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece. Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini. Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez. Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile... Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu sevme hakkından alıkoyamaz. Sevmek çoğu zaman var olmaktır. Sonunda bizi yok olmaya götürse bile. Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum. Sen bile buna karşı koyamazsın. Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim. Bir zaman başkalarında aradım seni, başka yüzlerde, başka ellerde aradım. Aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim. Nasıl olsa gelecektin birgün. Ve işte geldin de! Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya, bilmediğim kederleri öğretmeye geldin. Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana. Birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim. Bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık. Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma. Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin, mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin. İşte o zaman yoklukların en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım. Ergeç gideceksin; beni anlayamadan, beni sevemeden gideceksin. Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden, tesellisiz bir hüzün kalacak. Yıllardır aradığım sendin ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım. Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden... Geldin ya! Şimdi herşey güzel seninle. Yürümenin, konuşmanın, nefes almanın bir başka anlamı var artık. Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde... |
::..Beni Nereye Koyuyorsun..:: beni nereye koyuyorsun böyle? neresinde yaşıyorum yüreğinin? var mıyım senin için, gecelerinin masalsı düşü ben miyim yoksa kendin misin?... beni sığdırabiliyor musun içine? hangi yana baksam tünel; sonsuz uçurumlar gibi dipsiz ve kuyu hani içinin aynasıdır ya sevdiğin, benim aynamda karanlık aksetmekte... öyleyse anlarım ki ben de yokum sen de. beni nerede yaşatıyorsun söyle? cennetin miyim senin, amber kokulu bahçelerinde gezindiğin? yoksa kaybolduğun kör kuyun mu, dehliz yalnızlıklarını yitirdiğin? artık anlamsız geliyor tüm sorular yanıtlarını bir gün verecek olsan bile ben de bir şeyler buram buram, ben de çok şey ılık ılık, ben de sen acıtarak, kanayarak eksiliyor... ben seni bunca zamana ağırlayamazken ruhumda aitsizliğim çaresiz çoğalıyor... ve görüyorum aynada yüzü silinmiş suretimi sen bende herşeysin belki ama ben sende yitiyorum için için... beni nerelerde arıyorsun öyle? yüreğine sor bir de mutlaka cevabı gelecektir sessizliğinin... |
Mutluluk / Ceylan Koryürek Öyle kal! Öylece! Şimdi olduğun gibi. Ey büyük aldanış! Ben yarattım onu. Yenilgiydi bu diyecekken, Tam savaşı bırakmışken, Denizler bataklığa dönüşmüşken, Düştün ellerime. Ne çok tohum ektim Hiçbiri tutmadı diyecekken Gözlerimi kapadım karanlığa Düştün ellerime. Hep bir buruklukla geldin Ne çok geciktin Dur, öyle kal Şimdi olduğun gibi. |
Kardelen Yüreğim Yazılmamış Mektuplar Ben hep seni sevdim öbür yanım, adını öğrenmeden Sarışın mı, esmer mi, uzun-kısa bilmeden Görmez mi, duymaz mısın, yoksa yürümez misin Benden kaç yaş büyüksün kundakta bebek Belki de doğmadın sen Düşünen beynin, seven kalbin yetti bana Seni çağırdı sesim Soydum giysilerini İNSAN çıktın ya içinden Gerisini boş ver dedim, gerisi resim, ötesi ten Seni sevmem için de görmem gerekmiyordu zaten Seni yazdım tüm kitaplara, düşünce hızımla doldurdum Yetmedi sayfalar Kim okudu ki bir satırını, hem okusa da ne anlar Burada olmasa da ölümsüzlükte, sonsuza dek birlikte Seninle olmak için Yüce Rabbime sözüm var Her yeni buluşumda eskiyeni Her eskide bir yeni Arkamdan getiremeyeceklerimde kendimi Tüketmeyeceğim “Benimle gelecekler”Beni sana iletiyor Orada bulabileceğim ümidi ve tesellisi Burada bulamamanın acısını hafifletiyor Sahi, sen var mısın, nerede diye sormuyorum artık Biliyorum, sen varsın, burada ya da orada Mutlaka bir yerde Her sevgide bir parça buldum senden Her sevgiden bir parça Herkesi toplayıp bir adam yapamadım ya Kardelen Yüreğim paramparça Bu yüzdendi hep seninle konuştuğum, seninle yaşadığım Yoksa kendim miydim sende aradığım Hayır, hayır sen beni de aştın Bende olmayan bir sürü özellik var sende, istemem, kalsın Ben, bu halimle bir dost bulamadım Ya sendekiler de eklenirse? Maazallah Mutsuz da olsam yaşamayı öğrendim Sanal Dünyalarında Ne tuhaf şu insanlar, ne tuhaf şu sıradanlar Kendilerini üzecek, sıkacak ne varsa hepsi kurallarında Yüce adaleti yargılıyor, eşitlik yok diyorlar Eşitlik olunca da en çok kendileri rahatsız oluyorlar Ve “Aranan şartlar tarifesi” diyorlar aşka Kim benim üstümde kural koyabilir ki Yaradan’dan başka İnsanlar her yaptığının karşılığını bekliyor Adına vefasızlık, nankörlük diyorlar Sonra da aksini iddia ediyorlar Sen bana kural koymuyor, güveniyor ve özgür bırakıyorsun Sitem etmeyi bile basit, sıradan buluyorsun Ben, seni sıradan davranışlardan arındırıldığın için sevdim Sana yazdığım mektuplar A Tipik bir vakıa Bir çözmeye kalksalar gör dünyanın halini, ütopya Yaşamaya değer ne kalır ki. İnsanlar eşit olur, yok olur savaşlar da Kendileri için dilediklerini başkaları için de dileyecekler Birbirlerine iftira atmadan sadece gerçekleri söyleyecekler İşte beni hayatta güldürebilecek iki neden Bu gerçekten mümkün mü, elle tutulup gözle görülenlerden Seni göz yaşlarımda sakladım, boğmadan yüzdürdüm Yazılmamış şiirlerimde, anlatılmamış efsanelerimde gezdirdim Varlığına inanarak, adını bile öğrenmeden sevdim seni, ya sen Sen beni bulmuş değilsin henüz Hem bulsan kaç parçaya böleceksin ki Hangi yanımı, hangi yanına koyacaksın Hangi dalımdan kaç yaprak koparacaksın Bana gerçek masalların ağlayacak Şu Kardelen Yüreğim de Senden daha güçlü olduğunu öğrenmekten korkacak Sevmek; uzaktan güzeldir öbür yanım Sevmek... Uzaktan güzel Aramızda ne varsa özel Böyle kalsın, mektuplarda Daha doğrusu, yazılmamış mektuplarda Sen ve Ben Yaşanmamış zamanlarda Sen ve Ben Sadece Rüyalarda |
AŞK MEKTUPLARI Bitsin seninle aşk mektupları Seninle başladı, bitsin seninle... Ve gün be gün, ben seni düşünürüm. Sen benim herşeyimsin ey sevgili. Rüzgarlara ezberlettim türkülerimi, Ben hep uzaklara türkü yazarım Sılamsın, sevdamsın, sabır taşımsın Kalemim adından başka ad yazmaz Bu kütükte başka bir ad okunmaz Narına nuruna kurban olduğum Seven sevdiğinden asla yakınmaz Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim Terhis olsam gidecek bir yerim yok Yüreğimden başka silah taşımam Bütün adresleri iptal ettim Benim senden özge gerçek yarim yok. Sen benim herşeyimsin ey sevgili Ben rol gereği aşık değilim Deme bu garibin benimle işi ne... Aşkım beni teşhir eder, Sesim içime saklanır Aklanırsa adım, seninle aklanır. İstersen durmadan adres değiştir, Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni. Ben, türkülerde tanıdım Fizan'ı, Yemen'i Anlasam ki sesim sesine değmiştir, Bütün gemileri yakar gelirim. Bu bir taahhüttür; sına beni.. En deli rüzgarların önüne sür, bulut-bulut, Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut. Son kurşunu kendime sıkar gelirim. Bir et kemik torbası değilim ben Bir hasar raporu değil yazdığım Bir aşk mektubudur ey sevgili, Kızıl-kıyametten önce... Ve görmek için bakmaya gerek yok Her dilde güzeldir senin adın Meydanlar sarsılır sen ortaya çıkınca Yeter ki görecek göz, göz olsun. Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok Dil hicâbından lâl olmalı seni anarken Ey benim tabibim, tacidarım Gündönümüdür ben seni bekliyorum Bahaettin Karakoç |
NE OLUR ? Ne olur sanki bu zamanlarda, Beni bu duygular sarmasa Ilık , tatlı bahar yeli gibi Hafif bir esinti Gezinmese başımda Ne olur ? Ne olur sanki bu zamanlarda, Hayat suyu koca çınarlara Yürür ya usulca Öylesine yakıcı coşkuyla Sevda yüklü damlacıklar Gezinmese damarlarımda Ne olur ? Ne olur sanki bu zamanlarda Susuz topraklar gibi çorak, Çatlak, çizik , kavruk Her zaman mahzun ve buruk Olan bu kalbim Böyle delicesine uçuk Çarpmasa ne olur ? Ne olur sanki bu zamanlarda Kışa beş kala durmuş, Bir bozuk saatin akrebine Takılıp kalsa zaman Hep sessiz ve soluk olan Düşlerin özleminde Duruverse tamamen Ne olur ? Ne olur sanki bu zamanlarda Bana yasak olan bu iklimi Bir sis bulutu gibi görsem Kaplasa tüm gerçeklerimi Gizlese benden beni Ve bir daha asla Üzerimden kalkmasa Ne olur ? |
DUDAK PAYI Çay bardağında Bırakılan dudak payı Kadar bile Uzak kalamam Gözlerine Yakın olsun isterim Ellerime ellerin Yanında beton binaya Yaslanması gibi Köhne bir evin Seni bir çivi Gibi çaktım Çünkü beynime Ve toplayıp Bütün kerpetenleri Attım denize Sunay Akın |
DUYGULAR Duygularım karmakarışık Çözmeye çalıştıkça giriftleşiyor. Ve ben bunalıyorum Dua ediyorum, Bir bakış bir mana anlatıyor İyi mi kötü mü bilemiyorum Konuşmalar normal seyrinde Bana yoldan çıkmış gibi geliyor Üzülüyorum Sesler gerçek notalarında değil Sanki başka bir şey anlatıyorlar bana Çabalıyorum Bir yokuştayım inişte miyim bilmiyorum Bildiğim bir şey var ne süratim belli ne durmam Duygulara tercüman , fikirlere yol , Bulabilsem. Ümitlerin tıkandığı noktada ben Gönüllerin yandığı noktada ben Aşıkların sevgilisi sen Senin aşığın ben Anlatamam halimi Kelimeler yetmiyor Sana kavuşmadıkça ey yar Dertlerim bitmiyor. Demsu |
KÜLKEDİSİ erken gelen bir kış akşamında Taksim’de anılar gibi eski bir meyhanede karşılıksız aşklarını döktü dört arkadaş masaya çok seven erkekler az sevilen kadınlar vardı anlatılan yaralı yüreklerini açtılar neştersiz-makassız bir tek sen konuşmadın Külkedisi ne hayalini anlattın ne ruhunu açtın o akşam Taksim’de şarkılar söylendi kime ait olduğu bilinmeden -güftesi bestesi anılmadı bile- içkiler tüketildi imal yılına bakılmadan -kimin elinden çıkmış anılmadı bile- sevdalar dudak uçlarına geldi masalara çizildi yeniden özlemin coğrafyası bir sen kaldın Külkedisi yaşadığı yerde çakılı kalan posta kutularına mektuplar bırakıldı yolları gözlendi postacıların bilinen-bilinmeyen tüm adreslere yazıldı sayfalardan taştı özlem enlemi gurbet boylamı sıla oldu yerkürenin her yön sevdayı gösterdi bir sen ortadaydın Külkedisi gün sabaha dönerken Taksim’de anılar gibi eski bir meyhanede karşılıksız aşkların döküldüğü masayı kimselere göstermeden toplayıp cebine koyduğunu bir tek ben gördüm Külkedisi Atila IŞIK |
| Saat: 01:35 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık